11.10.1949
×

Hakkında

Künye

İletişim

6Ekim 1949

—İstanbul :

Avrupa İktisadi İşbirliği Teknik Uzman­larından Mr. Bertegay ve Mr. Fobes Tür­kiye'ye yapılan yardımla ilgili olarak memleketimizde tetkiklerde bulunmak üzere ingiliz Hava Yolları uçağı ile saat 15 de şehrimize gelmişler ve bu akşam An­kara'yagitmişlerdir.

—İstanbul :

istanbul kurtuluşunun 26 ncı yıldönümünü bugün sevinç ve heycanla kutlamaktadır.

7Ekim 1949

—Ankara :

Devlet Bakanı Cemil Sait Barlas, Anka­ra'da bulunan Milletlerarası Ticaret Oda­sı Heyeti şerefine bu gün Şehir lokanta­sında birçok seçkin zevatın da hazır bu­lunduğu bir öğle ziyafeti vermiştir.

—Ankara :

İktisadi İşbirliği İdaresi Madenler Dairesi Başkam Clarence O. Mittendrof ve çelik mütehassısı Frederic Wardf bir tetkik ge­zisinde bulunmak üzere yarın Divriği'ye gideceklerdir.

Bu seyahat 10 gün kadar sürecek ve mü-tehassıslaı demir madenlerinin kalitesini ve nakliyat meselelerini tetkik edecekler­dir.

10 Ekim 1949

—Ankara :

TürkiyeileYugoslavyaarasındaticari münasebetleritanzimiçinmüzakerelerde bulunmak üzere resmî bir Yugoslav heye­ti şehrimize gelmiştir. Müzakerelere yakında başlanacaktır.

—Ankara :

Kuraklık, yer santısı, sel gibi afetlerden birçok vatandaşların felâkete uğramış ol­ması ve-yurdun muhtelif bölgelerinin ağır zarar görmesi dolayısiyle, Devlet beklen­medik masraflara girdiğinden bu yıl An­kara'da Cumhuriyet Bayramı akşamı ba­lo verilmeyeceği ve illere de ayni tarzda hareket etmeleri için tamim gönderileceği haber alınmıştır.

13 Ekim 1949

—Ankara :

Dün şehrimize gelmiş olan E. C. A. İdaresi istişare Meclisi Üyelerinden Mr. Eric Jo-hntson şerefine bugün saat 13.30 da İşletmeler Bakanı Münir Birsel tarafından Şehir Lokantasında bir öğle yemeği veril­miştir.

Yemekte Ekonomi.ve Ticaret Bakanı Ve­dat Dicleli, Amerikan Büyük Elcisi Mr. Wadsworth, iktisadi işbirliği İdaresi Tür­kiye İcra Komitesi Başkanı Mr. Russell Dorr, bankalar umum müdürleri ile Ba­kanlıklar ileri gelenleri, hazır bulunmuşlar­dır.

—Ankara :

E. C. A. idaresi İstişare Meclisi Azasından Mr. Erick Johnston bugün 11.45 te Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak'ı makamında zi-yaret etmiştir. Bu görüşme bir saat kadar sürmüş ve ziyaret esnasında Amerikan Büyük Elçisi Ekselans Wods ve E. C. A. İdaresi Türkiye Iera Komitesi Başkanı Elçi Mr. Russell Dorr da hazır bulun­muştur.

—Ankara:

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nihat Erim, Maliye Bakanı İsmail Rüştü Aksal ve Gümrük ve Tekel Bakanı Fazıl Şerafettin Bürge bu akşam saat 21 de Iscanbul treni ile İzmit'e hareket etmişler­dir. Nihat Erim diğer Bakanlarla seçim dairesinde dolaştıktan sonra bir müddet Kandira'da dinlenecektir.

—Ankara :

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bugün öğ­leden evvel E. C. A. İstişare Meclisi Üye­lerinden Mr. Erick Johnston'u, Ameri­ka'nın Türkiye İktisadi İşbirliği Misyonu Başkanı Mr. Russell Dorr'un refakatinde kabul buyurmuşlardır..

Bu kabulde Ekonomi ve Ticaret Bakam Vedat Dicleli de hazır bulunmuştur.

—Ankara :

Birikaç gündenberi şehrimizde bulunan Amerikan Marshall Plânı Müşavere heyeti Üyesi Eric Johnston, beraberlerinde İkti­sadi işbirliği İdaresi Türkiye İcra Komitesi Bagkam Russell H. Dorr,E. C. A. Ziraat Uzmanı Hugh Nichwine ve Tarım Bakan­lığı Uzmanları olduğu halde bugün Ankara civarında Zir nahiyesinin Çoğlu köyüne gitmiştir.

Mr, J'jhnston köyde Türk köylüsü ile temas etmiş, köylünün kullanmakta oldu­ğu Marshall Plânı ziraat makinelerini yerinde kullanılırken görmüştür.

Çoğlu köyünde Mr. Johnston ve E. C. A. ileri gelenleri çiftçinin makineleri kullan-msk'ta her hangi bir zorlukla karşılaşıp karşılaşmadıklarını sormuşlar, köylünün hayat şartlarını tetkik etmişler ve bir Türk köylü evinin içini görmüşlerdir.

15 Ekim 1949

—Ankara :

Bir kaç gündenberi şehrimizde muhtelif temaslar yapmış olan Amerikan Marshall Plânı Halk Müşavere heyeti Üyesi Eric Johnston bugün saat 10.30 da hususi bir uçakla Ankara'dan ayrılmıştır.

19 Ekim 1949

—Ankara :

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Yönetim Kurulu Maliye Bakanlığı Üyeliğine İller Bankası eski Genel Müdürü Hulki AÜsbah'm tayini, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılmıştır,

22 Ekim 1949

—İstanbul :

Reşit Saffet Atabinen tarafından yaptı­rılarak Darrüşefaka müessesesine vak­fedilen yüksek tahsil talebe yurdu bugün saat 14 te merasimleaçılmıştır.

Açılış töreninde Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu, şehrimizdeki milletvekilleri, Vali ve Belediye Başkanı Ord. Prof. Dr. Fahreddin Kerim Gökay, Üniversite rek­törü Ord. Prof Ömer Celal Sarç, eski ve yeni Darüşgefakalılar hazır bulunmuştur. Ük olarak söz alan Cemiyeti Tedrisiyei İs-lamiye Başkanı Dr. M. Kemal Öke, "Ata­binen" talebe yurdunda mali durumları müsait olmayan Darüşşafaka mezunu üniversitelilerin yatıp çahşabüeceklerini söylemik ve Reşit Saffet Atabinen'e ce­miyetin şükranlarını bildirmiştir.

Bundan sonra Milli Eğitim Bakanı Tah­sin Banguoğlu bir nutuk söylemiş Reşit Saffet Atabinen'i tebrik etmiştir. Açış merasimini müteakip yurt davetlilere gösterilmiştir.

image001.gifBaşbakan Şemsettin Giinaltay'ın istanbul Sergisini açış nutku :

İstanbul:

Başbakan Şemsettin Günaltay, bugün İstanbul Sergisini açarken aşağıdaki demeci vermiştir :

Muhterem vatandaşlar,

Bir memleketin sanayi ve iktisadî hayatındaki sergilerin önemi büyüktür. İstanbul gibi şirin ve güzel bir şehrin şimdiye kadar bir sergi binasına sahip bulunmaması bir noksandı. Bu noksanı gidermek sergilerin layik olduğu yüksek ruhu ve hayatiyeti belirtmek için muhteşem bir binanın kurulma­sının İstanbul halkı kadar bütün Türkiye'yi memnun ettiğine eminim.

Bu yolda mesai sarfetmiş olan İstanbul Belediyesi ile Ticaret ve Sanayi oda­sına derin' teşekkür ve şükranlarımı sunarım. Ayrıca serginin açılmasında gece gündüz çalışmış olan Vali ve Belediye Başkanına ve arkadaşlarına te­şekkür ve takdirlerimi tekrarlarım.

Sergide teşhir edilen eşyaların bir kısmını devlet müesseselerine bir kısmı da ferdlere ve hususî teşebbüslere aittir. Biliyoruz ki, devletçilik iktisadî ve sosyal hayatta vuku bulan inkişafların neticesidir. Bizler de bu safhaya, nis-beten erken girişmişizdir. Birinci Cihan Harbinde, sanayi müesseselerinin yokluğundan dolayı büyük İstırap çektik, istiklâl Harbinden sonra bu mese­lenin gözönüne alınması zarureti belirmiştir.

O zamanlar memlekette büyük müesseseler mevcut olmadığından geniş ve verimli işleri başarmak vazifesini tabiatiyle devlet deruhte etti ve bildiğiniz müesseseler bu suretle vücuda geldi.

Bir milletin yükselmesi ferdlerin ayrı ayrı enerjilerini, kabiliyetlerini kul-lanmalariyle kabil olduğundan ferdî inkişafa imkan vermek, hususî serma­yenin verimini temin etmek en isabetli bir yoldur. Hükümet, halkın ve hu­susî sermayenin başaramıyacağı işleri başarmakla beraber, vatandaşlara ve serbest sermayeye büyük bir inkişaf sahası açmağı çok zarurî görmüştür. Bunun için kurulan hususî bir komisyon tetkiklerine devam etmektedir. Hususî sermayenin ve ferd teşebbüslerin hangi sahalarda çalışacakları ya­kında ilân edilecektir.

Her şeyden evvel döviz temin etmeğe ihtiyaç vardır. Bu sebeple milletler­arası imar bankasiyle temasa geçmiş bulunuyoruz. Banka ile anlaşmaya va­rıldığı takdirde hususî teşebbüsün kalkınması için gerekli dövizi temine bu banka imkân verecektir. Bizim gibi sanayide geri kalmış olan memleketlerin sanayi yükselmesi için yalnız hükümetinçalışması kifayet etmez. Bütün vatandaşlar sermayeleriyle, kabiliyetleriyle, enerjileriyle ve teşebbüsleriyle bu inkişafa yardım etmelidirler. Hükümet bunu kolaylaştırmak için gereken tedbirlere baş vurmuştur. Bu münasebetle ticaret hayatımızı yakından ilgi­lendiren sterling indirilmesinin bizim memleketimizdeki durumundan bir nebze malûmat vereyim :

Bizim memleket ticarî iktisadî ve sosyal hayatını muhtelif bakımlardan tet­
kik ettirdikten sonra vardığımız netice paramız kıymetinin olduğu gibi mu­
hafaza edilmesi kanaatini tevlid etti. İhracatımızın mühim maddeleri dolar
edasına dayanmaktadır. Sterlingle ihracatımız nisbeten azdır. Ayni zaman­
da memleketimiz daha fazla ithalatçı olarak tanınmıştır. Kalkınmamıza ya­
rayacak sınaî malzemeyi, mkirie ve aletleri dışardan getirmek mecburiye­
tindeyiz.

Bu vaziyette paramızın kıymetini İndirmek bir hayat pahalılığına meydan vermek olurdu. Ücret ve maaşla geçinen vatandaşlar zarar görürdü. Bilin­diği gibi para ayarlamasından sonra devlet bütçesinden memurlara yapılan yardımlar faydasız olmuştur.

Paramızın kıymetinde hiç bir tebeddül yapmamağa kesin olarak karar ver­dik Spekülatörlerin çıkaracakları şayialara ehemmiyet vermeyiniz. Para­mız kıymetini daimî surette muhafaza edecektir. Memlekette hayat seviyesi tahammül edilebilir bir hale gelecektir.

İstanbul için güzel bir teşebbüs olan sergiyi açmak şerefini bana veren mü­teşebbis heyete teşekkür ve serginin İstanbul için hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Başbakan Şemsettin Giinaltay'ın Cumhuriyetin 26 ncı dönümünü açış nutku :

Ankara:

Cumhuriyetin 26 inci yıldönümü bayramını Başbakan Şemsettin Günalîay bugün saat 13 ie Ankara Radyosunda söylediği şu nutukla açmıştır :

Sayın vatandaşlarım,

Cumhuriyetin 26 mcı yıldönümü bayramını kutlama törenini derin ve he­yecanlı duygular içinde açıyorum. Büyük bayram, aziz Türk Milletine kut­lu olsun, 26 yıl evvel, 29 Ekim 1923 de kurulan Cumhuriyet rejimi ile Tür­kiye eski telakkilerden sıyrılarak içtimaî ve siyasî bakımdan çağdaş millet­ler arasında şerefli mevkiini almıştı. Geçirdiğimiz yıllar, milletin yükselme­sine, memleketin ilerlemesine imkân, tarihimize de şeref veren devrimlere sahne olmuş, baştanbaşa bir hamle ve mücadele devri olan bu kısa zamanda asırlara sığmayan inkılaplar ypılmış, geçilmez snılan engeller aşılmış, emin adımlarla bugün bulunduğumuz merhaleye erişilmiştir. Bu merhalenin yeni bir tezahürü, bu yıl içinde Avrupa milletleri camiasına filen girmemiz oldu. Türkiye bugün medeniyet ve rejim bakımından mütekâmil garp milletleriy­le müsavi hak ve selâhiyetle ayni masa etrafında yer almış bulunuyor. Bu şerefli neticeyi, büyük Atatürk inkılabına, Sayın İnönü'nün bu inkılapları yerleştirmek ve yaşatmak yolundaki imanlı ve sürekli mesaisine ve nihayet bu iki ünlü vatan evlâdının ilham aldıkları ve dayandıkları büyük Türk milletinin olgunluğuna medyunuz.

Hatırası sonsuz bir hürmet halesi içinde kalplerimizde yaşayan Atatürk, Cumhuriyetin temelini atarken yurtta halk idaresinin kurulmasını baş he­def göstermişti.

Zarurî olan tekâmül merhaelleri geçirilerek bu hedefe erişmiş bulunuyoruz. Bu gün Türkiye'de vatan çocuklarına, zekâlarını, kudret ve kabiliyetlerini, düşüncelerini, yüksek 'meziyetlerini memleket uğrunda serbestçe inkişaf ettirmek yolu ardına kadar açılmıştır.

Bizden evvel bu yola girmiş olan milletlerin karşılaşmış oldukları müşkül­lerle bizim de uğraşmamız pek tabiidir. Fakat, dünya demokrasi tarihi bize, maniaları aşmak, müşkülleri yenmek hususunda öğretici kıymetli örnekler vermektedir. Bundan faydalanacağız ve inkılâp tarihimizin bu faslını da şerefli başarılarla süsliyeceğiz. Bunuyapabileceğimizemilletçeinanmalı, devlet reisimizi örnek tutarak bu uğurda gereken geniş görüşlülüğümüzü, müsamahalı azmimizi çelikleştirmeliyiz.

Aziz vatandaşlar,

Milletlerin iç durumlarını sarsmak yolundaki dış tahrikler ile iktisadî, içti­maî ve siyasî türlü buhranlar yüzünden bütün dünya huzursuzluklar içinde kıvranıyor. Bazı memleketlerde bu tahriklerin ateşlediği boğuşmaların de­vam edip gittiğini görüyoruz. Bu sebepten, büyük küçük bütün milletler emniyetlerini korumak için azim külfetlere katlanmış bulunuyorlar. Dünya­nın bu şartları karşısında biz de zarurî olarak bütçemizin ve emeğimizin büyük kısmını korunma ve savunma ihtiyaçlarına ayırmak zorunda kalıyo­ruz. Emniyetimizi korumak ve milletçe hür yaşamak için bütün güçlüklere göğüs gererek bu yolda devam edeceğiz.

Muhterem vatandaşlarım,

Dünyanın gittikçe kararan meçhul bir akibete sürüklendiği böyle bir za­manda memlekette yerleştirmeye, geliştirmeye çalıştığımız rejimi, arızalı ve tehlikeli uçurumlardan sarsıntısız geçirerek muvaffakiyet şahikasına yük­seltmemiz için, milletçe çok dikkatli ve çok hassas olmamız gerekmektedir.

Çok şükür, bu yolun en çetin merhalesini geçmiş ümitlerimizi kuvvetlendi­recek mesafeler aşmış bulunuyoruz.

De­mokrasiye henüz girdiğimiz için çektiği­miz acemilikler arasında en mühimi ve en zararlısı, muhalefeti hiçbir şey, be­ğenmemek, hiçbir müsbet harekete işti­rak etmemek ve hükümetin her hareke­tini boykot etmek tarzındaki anlayışıdır. Bu tarzda muhalefetin memlekete ve kendine faydası olacağına da inanmak zordur. Memleket davalarında hiçbir va­zife ve mes'uliyet almıyan ve her hare-Ttetmde «İstemezük» çeşnisi sezilen bu eeşid aşın bir muhalefete milletin ne ka­dar iltifat ettiğini yakın bir âti bize gös­terecektir.

Başbakan bize nasıl örnek ve­riyor...

Kazan: Mümtaz Faik Fenik 30 Ekim 1949 tarihli Zaferden:

Yazar bu makalesinde Başbakan Şemset­tin Günaltay'ın Cumhuriyet Bayramını açış nutkunu bütün vatandaşlara şâmil ve umumi meseleleri ele alan bir hava içinde söylemesi beklenirken, nutkun tek şef sistemini izahından başka bir mahi­yet taşımadiğıdan bahsederek şöyle de­mektedir.

İnönü hakkında söylenen bazı sözlerden dolayı C. H. P. Genel Sekreterliğinin Başbakanlık, Başbakanlığın Adalet Ba­kanlığı nezdinde yaptığı teşebbüslerden sonra muhtelif kimseler hakkında taki­bata geçildiğini gazetelerde çıkan haber­lerden öğrenmiş bulunuyoruz.

iktidar Partisi Genel Sekreterliğinin, ken di başkanı lehinde hükümet nezdinde yaptığı bu teşebbüs, adalet işlerine parti mülâhazalarınınsokulmasıbakımından

çok hazindir; ve demokratik idarelerde bu nevi hakeretlere rastgelmek imkân­sızdır. Buraya bir nokta koyduktan sonra şimdi, umumi vaziyeti gözden geçirelim:

Eğer inönü hakkında söylenmiş bazı söz­ler veya tenkitler varsa, bunun sebebi nedir?

Bu tenkitler, İnönü'nün Cumhurbaşkan­lığı salâhiyetini kullanırken yaptığı ha­reketler dolayısiyle mi olmuştur; yoksa. Halk Partisi Genel Başkanı sıfatiyle gi­riştiği parti çalışmaları dolayısiyle mi? İşte bu inceliği araştırmakgerektir.

Bu hussuta ilk teşebbüsü C.H.P. Genel Sekreterliği ele aldığına göre, tenkit e-dilen hareketlerin daha çok parti baş­kanı sıfatiyle yapılan şeyler olduğu neti­cesine varabiliriz.

Şurasını açıkça izah edelim ki, biz, şimdi­ye kadar İnönü'nün sadece Anayasanın kendisine bahşettiği haklar dairesinde Cumhurbaşkanı sıfatiyle görevine devam ederken bu sıfattan mütevellit tenkit edilecek hiç bir hareketini görmüş deği­liz. Ancak Cumhurbaşkanlığı sıfatı üze­rinde baki kaldıkça, C. H. P. Genel Baş­kanı olarak yalnız kendi partisinin pro­pagandasını yapmasını ve muhalefete alabildiğine vurmasını, bugün elinizde mevcut olan hukuk kaideleriyle ve ka­nun formülleriyle izah etmeğe imkân ol­madığını da kaydetmek isteriz.

Anayasa. 32 inci maddesinde Cumhur­başkanlığı mevkiini her türlü tartışmala­rın üzerinde tutmuş, onu günlük politika gürültüsü içine sokmamak için azamî bir itina göstermiştir.

Bu madde hükmüne göre bir zat «Cum­hurbaşkanı kaldığı müddetçe, Meclis tar­tışma ve görüşmelerine katılamaz, ve oy veremez.» yâni Cumhurbaşkanı her han­gi bir mesele hakkında millî iradenin en büyük yetki merkezi olan Büyük Millet Meclisine fikir beyan etmekten bile mah­rumdur. Çünkü bulunduğu mevkiin, her türlü tartışmalı vaziyetlerden uzak kal­ması lâzımdır; çünkü Cumhurbaşkanı Mecliste her hangi bir mevzu hakkında müzakereye girişirse, muhaliflerin hü­cumlarına maruz kalabilir; şahsan yıp-ranabilir. Böyle olmayıp ta, ekseriyet onun reyine alkışlariyle iltihak etse bile o zaman da Mecliste serbest münakaşa sistemi ortadan kalkmış, ve Cumhurbaş­kanı şahsi nüfuz ve tesiriyle ekseriyeti kendi arkasından sürüklemiş olur. O hal­de Anayasa gereğince devleti temsil eden

bir zatın tarafsız ve âdil bir hakem gibi kalması, devletin yüksek menfaatları ik­tizasındandır.

Başbakanımıza hatırlatalım ki biz mil­letçe Cumhurbaşkanı olarak Sayın İnö­nü'nden alacağımız hiç bir örnek yoktur. Çünkü kendileri bu hususta örnek vere­cek hukukî durumda değildir. Anayasa Cumhurbaşkanının vazife ve salâhiyetle­rini saymıştır. Kendisine ayrıca bir de­mokrasi inkılâbı yapmak vazifesi verme­miştir. Unutmamak lâzımdır ki, Cum­hurbaşkanı evvelemirde bir milletvekili­dir. Asıl olan millettir. Cumhurbaşkanı. Milletvekili olduğu için Mecliste yapılan bir seçimle o mevkie gelmiştir. Asilin ve­kilinden örnek aldığı hangi hukuk kaide­sinde' görülmüştür? Sayın İnönü Millet­vekili seeilmeyip o mevkie gelmeseydi; yerine faraza bir dişçi vatandaş seçilmiş bulunsaydı, bu millet ilelebet örneksiz mi kalacaktı?

Fakat burada onun sıfatını kullanırken «Parti şefi» nin kastedildiğini pekâlâ an­lıyoruz. Her nedense, Günaltay bir parti şefliğini Devlet Reisliği makamile karış­tırmakla, şefine karşı bağlılığını izhar için bir vesile aramış ve bunun için böy­le bir cümle tertiplemeği muvaık gör­müştür. Çünkü kendisini Başbakanlığa tayin eden bizzat İnönüdür. Sayın İnö­nü olmasaydı Günaltay'm Başbakanlığı hayalinde bile görmesine imkân yoktu. Şurasını hemen söyliyelim ki, demokrasi denilen şey, yüksek örnekler üzerine bol kumaştan biçilen bir rejim değildir. Her vatandaşın örneği, sadece eşit haklara sahip diğer vatandaşlardır. Demokraside herkes hak ve vazife bakımından tıpkı tıpkısına diğerinin aynıdır. Demokrasi­de kanunlar hâkimdir. O halde nasıl oluyor da Başbakan bize bir örnek verir­ken, bir de ayrıca müsamehadan bahse­diyor? Hayır, bu memlekette bir demok­rasi hamlesi varsa, bu kimsenin lûtfi ile, müsamahası ile yapılmamıştır; bunda sadece milletin azmi ve imanı söz sahibi­dir.

Yeni çalışma yılının başında...

30 Ekim 1949 tarihli «En Son Daki­ka» dan;

Cumhuriyet Bayramını zevk ve memnun­luk içinde geçirdikten sonra umumi ha­yatımız yeni çalışma senesinin hamlelerini bekliyor. Sekizinci Büyük Millet Meclisi­nin yeni çalışma yılı yarın açılacak ve yeni memleket ihtiyaçlariyle karşılaşacak­tır.

Tabiî olarak yeni memleket işlerinin basında 1850 bütçesi var. Şemsettin Günal-tay hükümeti selefi Hasan Sakanın açıklı olarak hazırladığı 1949 bütçesini geçen mali senenin başında iki ay gecikme ile tasdik ettirirken bundan sonra gelecek bütçelerin mutlaka denk olacağını teah-hüt etmişti. Hükümet bugünlerde bu sÖ-zünü yerine getirmek için uğraşmaktadır. Muhtelif devlet dairelerinden gelen yeni sene bütçelerini tetkik edip denk bir büt­çe yapmak işini Maliye Bakanı İsmail Rüştü Aksalın başkanlık ettiği bir ko­misyon üzerine almıştır. Hükümet 1950 bütçesini nihayet Aralık ayınm başında Meclise getirmekle mükellef olduğuna göre önümüzdeki Kasım ayı tamamiyle bütçe hazırlıklariyle geçecek demektir. Fakat bütçeden başka bir senenin büyük meselesi seçim kanunu ve 1950 umumi seçiminin hazırlıklarıdır. Seçim kanunu üzerinde çalışan ilmi heyetin tetkiklerini bitirmesinden ve raporunu hükümete ver­mesinden sonra bu işin de Büyük Millet Meclisine gelmesi ve umumî tartışmalara konu teşkil etmesi uzun sürmez, ihtimal ki bu arada Cumhuriyet Halk Partisi Ku­rultayı da toplanacak; Seçim meselelerine Anayasada tadilat ve ikinci bir Meclis me­selesi de katılacaktır.

Şimdiki halde ufukta görünen büyük memleket meseleleri bunlardan ibaret. Bu meselelerden herbiri bir kere ortaya ko­nunca beyaz ziya içinden renk renk türlü şualar çıktığı gibi türlü türlü tartışma ko­nuları kendini gösterecektir. Ve her halde

umumî seçim, zamanı yaklaştıkça umumî hayat içindeki dalgalanmalar da o nispet­te artacaktır.

Unesco'nun atisi bakımından çok ehemmiyetli telçkki edilen bu teklif gele­cek Mayıs'ta Fîoransa'da yapılacak olan beşinci umumî konferanstan evvel umum müdürlüğün bir raporuna mevzu teşkil edecek ve muhtemelen gele­cek konferansta görüşülecektir.

Unesco fikrinin ve yüksek idealinin mümkün olduğu kadar derinlere nüfuz edebilmesi bakımından teklifimizin Unesco'nun hayatında bir dönüm nok­tası teşkil etmesi mümkündür. Fikir adamlarımızın ve bütün vatandaşları­mızın Unesco'yu gitgide daha fazla benimsiveceklerine, mesaisini kolaylaş­tırmakta büyük idealine esaslı bir hizmet fırsatı bulacaklarına kanaatim vardır.

— Lake Success :

Birleşmiş Milletler dördüncü Genel Ku­rulunun komisyonları bu sabah çalışma­larına devam etmişlerdir. Bununla bera­ber gündemde kayıtlı bulunan meseleler­den hiç birinin hafta sonuna kadar hal­ledilmesine intizar edilmemektedir. Gİ7Ü olarak doğrudan doğruya veya bilvasıta büyük devletler arasında yapılan görüş­meler hiç şÜbhesiz cereyan eden müza­kerelerin en mühimleridir. Çünkü bunlar milletlerarası durumu değiştirecek ve muayyen meselelerin hal çarelerini müm­kün kılacak mahiyettedir. Gizli müzake­relerin ilk safında Atom Enerjisi Komis­yonunu teşkil eden altı daimî üyenin toplantısı gelmektedir. Siyasî komisyon­da İtalyan sömürgeleri üzerinde cereyan etmekte olan tartışmalar, yerli delegele­rin dinlenebilmesi için muvakkaten dur­durulmuştur.

8 Ekim 1949

-— Lake Success :

Bugün üeri gelen bir birleşmiş milletler kaynağının bildirdiğine göre, Yunanis­tan ile Kuzey komşuları arasındaki ah-laşmağlığı halletmek için ilgili heyet ge­lecek hafta bütün lüzumlu malûmatı top­lamış olacaktır.

Yunanistan bu memleketlerin Yunan çe­tecilerine yaptıkları yardımdan şikâyet etmiş ve bu anlaşmazlığın halli için de ilgili memleket delegelerinden müteşek­kil bir komit toplanmıştı. Amerika, Rus­ya, ingiltere, Arnavutluk, Yugoslavya ve Bulgaristan temsilcileri toplanarak iki senedenberi devam edegelmekte olan Yu­nanistan meselesini halle çalışacaklardır. Asamble Başkanı Carlos Romulo, Genel sekreter Trigve iLe, Kanada delegesi Lester Pearson ve Başkana vekâlet eden Türk delegesi Selim Serper'den mürek­kep Birleşmiş Milletler Genel Kurul si­yasî komitesi, gecen sene Avustralya de­legesi Herbert Evatt tarafından başlan­mış olan hususî müzakerelere devam et­mektedirler. Siyasî komisyon ilgili devlet mümessilleri ile ayrı ayrı müzakerelerde bulunmuştur. Gelecek hafta bütün tem­silcilerin iştirak edeceği toplu bir içtima yapılacak ve bir neticeye verılması bek­lenmektedir.

—Lake Success :

Dün Birleşmiş Milletlerdeki en önemli iki meseleyi, Güvenlik Konseyine seçil­mek için Yugoslavya ile Çekoslovakya delegeleri arasındaki mücadele ve Yu­nanistan'ın 'çete harbinde Kuzey komşu­ları tarafından çetecilerin himayesinden doğan durum teşkil etmiştir.

Tito-Kremlin anlaşmazlığı, Yugoslav de­legesi Doktor Josa Vilfanın, Rusyayı ti­cari ve iktisadî yardımı siyasi âlet ola­rak kullanmakla ittiham etmesi ile en son haddini bulmuştur.

Yugoslav-Sovyet anlaşmazlığı şimdi her şeyden fazla, kendini güvenlik konseyi üyeliği meselesinde göstermektedir. Rus­ya tarafından tutulan Çekoslovakya Amerika'nın Yugoslavya'yı destekleme­si ile her ne kadar ehemmiyetini kaybet­mişse de son durma göre Rusya da Çe­koslovakya'nın seçilmesi halinde bazi ta-vizatta bulunacağını ihsas ettirmiştir. Bu tâviz bilhassa Yunan çetecilerine Sovyet Peykleri vasıtasiyle yapılan yardıma ni­hayet verilmesi şeklinde olacaktır.

Yugoslavlar, Yunan meselesinde çok kü­çük bir rol oynamaktadır. Güvenlik kon­seyi seçimlerine hâkim olacak kırk oy'un üçte ikisinin Çekoslovakya'y1 destekleme­sinden korkan Yugoslavya, Amerika'nın bu husustaki kararını büyük bir ilgi ile beklemektedir.

Bazı basın mensupları, Rusya'nın bu ta­viz politikasını Sovyet "at cambazlığ:1' şeklinde tavsif etmektedirler. Beri yanda resmî kaynaklar, Vaşington'un "biraz ra­hatlama veya sulhu satın alma" şeklinde vasıflandırılabilecek bir teklifi kabul et­mesi ihtimalini çok zayıf görmekte ve Yugoslavyayı desteklemek hususundaki vadine Amerikanın sadık kalacağını söy­lemektedirler.

—Lake Success :

Haber alındığına göre atom bombasına sahip olan devletlerden biri tarafından atom meselesinin halli için teklif edilen ve genel kurulda gayri resmî görüşme­ler sırasında bir şekil almağa başlamış olan hal tarzı atom bombasının herhangi bir devletçe münferiden kullanılmasının yasak edilmesini ve ancak Birleşmiş Milletler tarafından mütecaviz olarak gös­terilecek bir devlete karşı milletlerarası bir tarzda kullanılmasını derpiş etmekte­dir.

— Lake Success :

Birleşmiş Milletler Kurulu Genel sek­reteri Trygve Lie, hazırlanan 1949 -1950 büdçesini dün Büdçe Komisyonuna tevdi etmiştir.

Milli hükümetlerin kalkınma ve silâhlan­ma masraflariyle mukayese edildiği tak­dirde kurul büdçesinin fazla önemli ma­hiyettaşımadığınıkaydedenTrygveLie,

büdçesinenisbetle1950bütçesindegörülen 606.295dolar fazlalığın son gün­lerdebütün dünyadaki devallüasyon ha­reketinden ileri geldiğini belirtmiştir.yılıbütçesi39.297.874dolarabaliğolmaktadır.

İstişare komisyonu bu miktardan 1.682.750 dolarindirmeyapılmasınıistemiştir.

Genel Sekreter, bu azaltmayı kabul et­memiş ve istişare komisyonu tarafından ileri sürülen teklifin yarısı nisbetinde bir azaltmaya taraftar olabileceğini söyle­miştir.

— Lake Success :

Birleşmiş Milletler Atom Enerjisi Komis­yonunun altı daimî üyesi 13 Ekim'de giz­li çalışmalarına tekrar başlayacaktır. Komisyon, Birleşmiş Milletlerin şimdiki içtima devresinde dün dokuzuncu top­lantısını yapmış, fakat müzakerelerin esası hakkında hiçbir haber verilmemiş­tir. Komisyonun daimî altı üyesi şunlar­dır: Amerika, İngiltere, Sovyetler Birliği, Fransa,Çin ,Kanada.

Bu toplantılar. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun geçen Ekim'de kabul ettiği karara göre yapılmaktadır. Genel Kurul, atom enerjisinin tesirli bir tarzda kon­trol edilmesi hususunda ekseriyet ile Sovyetler Birliği arasında bir anlaşma ze­mini bulmalarını mezkûr devlete tavsiye etmişti.

10 Ekini 1949

— Lake Success :

Dört kişilik Birleşmiş Milletler Uzlaştır­makomitesiki,Yunanistan'daŞimal

komşularının arasını bulmıya çalışmakta idi, bu hafta ilgili partilerle müzakereie-regirişerekyeni birsafhayagirecektir.

Yunanistan, Arnavutluk, Bulgaristan ve Yugoslavya'dan başka, Amerika, İngilte­re ve Rusya da, uzlaştırma komitesinin Başbakanı Carlos P. Romulos'un daire­sinde yapılacak olan toplantıya katılacak­lardır.

Romulo'ya siyasi komitenin Başkanı Ka-nada'dan Lester B. Pearson ve ikinci başkanı Türkiye'den Selim Sarper'le Ge­nel Sekreter Trygve Lie yardım etmek­tedir.

—Lake Success :

Rusya'nın Balkan peyklerinde ve Maca­ristan'da rahiplere ve Kardinal Midsen-ty'e karşı yapılan mezalimden dolayı Ba­tılı devletler tarafından girişilen hücum­lara Vişinski'nin bugün cevap vermesi beklenmektedir. Tahmin edildiğine göre, Vişinski, bütün hafta hazırladığı nutkun­da Yugoslavya'nın güvenlik konseyine seçilmesine muhalefet edecektir. Batılı devletlerin rahiplere karşı girişi­len düşmanca hareketlerin milletlerarası adalet divanı'na tevdi edilmesine dair olan tekliflerine gelince, Ruslar bu me­selenin yalnız iç işleri ilgilendirdiğini ve gerek insan haklarını ve gerekse sulh andlaşmalarım ihlâl etmediğini ileri sür -inektedirler.

11 Ekim 1949

—Lake Success :

Rusya Salı günü Birleşmiş Milletlere Sovyetler Birliğinin dünya silâhsızlan -masına dair olan yeni plânını sunacaktır. Bu yeni teklifin en önemli kısmını bütün memleketlerdeki atom bombalarının mik-darlarmm tesbit edilmesi teşkil etmek­tedir. Rus Delegesi Jacob Malik, bu teklifi bil­dirirken Dışişleri Bakanı Vişinski de Ge­nel Kurulda çok önemli bir nutuk söy­lemeye hazırlanmaktadır. Söylendiğine göre Vişinski bu nutku hazırlamak için tam bir hafta devamlı olarak çalışmıştır Sovyet makamları Malik ve Vişinski'nin nutuklarının metinleri hakkında son de­rece ketum davranıyorlar.

21 Ekim 1949

—New-York:

New-York'a gelince, kendisine Yugoslav­ya'nın Güvenlik Konseyine seçilmesi hak­kında fikrini soran gazetecilere Dean Acheson :

«Yugoslavya'nın seçileceğini tahmin etmîş-tim demiştir,, bunda hiddet edecek bir şey görmüyorum.»

Bu seçilme hadisesinin, Birleşmiş Milletler içinde dddi bir anlaşmazlığa sebep olup olmayacağı sorusuna Acheson şu cevabı vermiştir : «Zannetmiyorum, meğer ki, in­sanlar manasız hareket istesinler. Bu, se­çime giren iki aday hikâyesidir: Biri ka­zandı, öteki kaybetti.»

—Lake Success :

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ya­pılan seçimlerin neticelerine göre,!/-Ocak/1950 den itibaren Güvenlik Konse­yine, Ekonomik ve Sosyal Konseye ve Ve-Kanada ve Arjantin'den boş kalmış olan Vesayet Konseyine üye olacak olan mme-leketler şunlardır:

Güvenlik Konseyine : Çin, Küba, Ekua-tor, Mısır, Fransa, Hindistan, Norveç, Sov­yetler Birliği, İngiltere, Birleşik Devletler Yugoslavya:

Ekonomik ve Sosyal Konsey için :Avus-tralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Şüi, Çin Çekoslovakya. Danimarka, Fransi, Hin­distan, Iran, Meksika, Pakistan, Peru, Po­lonya, Sovyetler Birliği. İngiltere. Birleşik Devletler.

Vesayet Konseyine : Arjantin, Avustralya, Belçika, Çin. Dominik Cumhuriyeti, Fran­sa, İrak, Yenİ Zelanda, Filipinler, Sovyet­lerBirliği, İngiltere, BirleşikDevletler.

—Moskova :

Yugoslavya'nın, Güvenlik Konseyine se­çilmesi, burada Birleşmiş Milletler Teş-. kilatınm akibeti bakımından son derece ciddi neticeler doğuracak bir hadise ola­rak telâkki edilmektedir. Ruslar, bu seçi­min ruh ve mâna bakımından da Birleş­miş Milletler Anyasasina aykırı olduğunu iddia etmektedirler.

23 Ekim 1949

—Londra:

İngiliz Başbakanı Attlee, yarın kutlanacak olan Birleşmiş Milletler Günü Bayramı dolayısiyle Birleşmiş Milletler Birliğine gönderdiği telgrafta Şöyle demektedir :

«Birleşmiş Milletler Teşküati kurulduğu andan itibaren uyandırdığı büyük ümitleri tahakkuk ettirmek için inanç; müsamaha, itidal, sabır, prensiplere inkiyat gösterme­leri ve ihtilafları hal için bütün milletlerin işbirliği ve anlaşma ruhu ile meşbu olma­lar; lâzımdır.

25 Ekini 1949

—Lake Success :

Vişinsky, Güvenlik Konseyinden, Ölüm cezasına mahkum edilmiş 8 Yunan tethiş-çisînin idamına mani olunmasını istemiştir. Yunan temsilcisi Panayotis Pipinelli, böyle bir kararın memleketinin iç işlerine müda-hele demek olacağını bildirmiştir.

Yunan temsilcisi, tethişçilik diye vasıf­landırılan şeyin vatana hıyanet ve sabotaj bareketlerinin yok edilmesi olduğunu ilâ­ve etmiştir.

Pipineİli üç yıl süren Yunan iç harbinin son bulması üzerine tabiatiyle bazı af ted­birleri derpiş edilecektir, demiştir.

27 Ekim 1949

— Lake Success:

Birleşmiş Milletler Genel sekreterliği dün Sovyet Rusya ile Birleşmiş Milletlerin di­ğer üyeleri arasında geçende yapılan gizli müzakerelerin tafsilatını yayınlamıştır. Bu yayma göre, Atom!, silâhlarının ilgası ve Atom enerjisinin kontrolü için bir mil­letler arası makam kurulması meselele-lerininhalledilmediğianlaşılmaktadır.

Bu müzakerelere iştirak eden devletler şunlardır :

ingiltere,BirleşikAmerika,Sovyetler Birliği,Çin,FransaveKanada. *. Vesikalar bir anlaşmaya varılmasına en­gelolan başlıcaşu manileriaçıklamak­tadır :

1 — Sovyetler Birliği milletlerin patlayıcı Atom maddelerini ellerinde bulundurma

lanni teklif etmektedir. Diğer beş devet ise bu takdirde bunların Atom siâhı olarak ansızın kullanılmasına kargı hiçbir korun­ma imkânı olmadığına inanmaktadırlar. 2 — Sovyetler Birliği, milletlerin şimdi olduğu gibi tehlikeli miktarda Atom mad­desini kullanan veya istihsal eden teşkila­ta malik olmak, bunları idare etmek salâ­hiyetini haiz olmalarını teklif etmiştir. Diğer beş devlet bu şartlar altında aynı maddelerin Atomik silâhların imalinde kullanıldığını anlamanın veya mani olma­nın imkânsız bulunduğu fikrini ileri sür­mektedir.

3— Sovyetler Birliği, ilgili milli hükü­metlerin mevcudiyetlerini milletlerarası makama bildirecekleri teşkilatların muay­yen zaman için kontrolünü tazammun eden bir sistem teklif etmiştir. Bu husus­taki bilgi, anlaşmanın ihlâli hakkında vaki her şüpheli vaziyet üzerine yapılacak so­ruşturmalarla tamamlanacaktır. Dİğer beş devlet, muayyen zamanlarda ya­pılan bir teftişin tehlikeli maddelerin ima­line mani olamiyacağmı ve yapılacak so­ruşturmaların gizli faaliyetleri önlemek için gayri kâfi olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bütün bunlar Doğu üs Batı arasında yalnız metodlar değü, fakat erişilecek gayeler ba­kımından da büyük farklar bulunduğunu sspat etmektedir.

Bu vesikanın Genel Kurulda yakında mü­nakaşa mevzuu olması beklenmektedir.

— Lake Success:

Ingütere, Birleşik Amerika, Çin ve Avus­tralya; Yunan âsilerineyardıma devam

eden Aruavutluk ve Bulgaristan,m bu hareketim takbih etmesini Birleşmiş Mil­letler Genel Kurulundan istemek niye­tindedirler. Dört memleket bu maksatla Birleşmiş MilletlerSiyasiKomisyonuna

bir karar suretivermişlerdir. Bu karar

suretini Komisyonun bu günlerde incele­mesi muhtemeldir.

28 Ekim 1949

—Lake Success :

Bir gazetecinin Atom enerjisinin kontrolü hususunda anlaşmaya varmak için ümit mevcut olup olmadığı yolunda dün akşam Vişİnski'ye sorduğu suale Sovyet Dışiş­leri Bakanı, şairane bir cevap vererek demiştir ki:

«Ümit gençliği besler,ihtiyarlığı teselli eder,mesut hayatları renklendirir ve kötü vaziyetlerde de hararet verir. Bu cümlenin Rus şairi Pushkin'e ait olduğu sanılmaktadır.

31 Ekim 1949

— Lake Success :

Siyasi Komisyonca bugün alman bir karar mucibince Arnavutluk Hükümeti, Birleş­miş Milletler teşkilâtı memurlarının Ar­navutluk topraklarından gelen şahıslar tarafındanmaruzkaldıklarıtecavüze

derhal son verileceği hususunda teminat verecektir.

Hükümetinin bağımsız olmiyacağım zannetmektedir.

İlgi, hükümetin nasıl teşekkül edeceğinden ziyade, yarın iki meclis önünde yapılacak olan Sovyet demecinde hükümete verile­ceği bildirilecek olan yetkiler üzerinde toplanmaktadır. Sanıldığına göre komü­nistler önemli bakanlık olan içişleri bakan­lığını deruhte edeceklerdir.

—Berlin:

Doğu bölgesinin yeni hükümeti, Çarşamba günü Başbakan Otto Grotewol tarafından kurulacaktır. Diğer taraftan Doğu bölge­sindeki, beş eyaletin Diyet rrieclisleri bu­gün yeni Doğu Alman Cumhuriyetinin Yüksek Meclisini teşkil edecek olan La-ender Kammer'm üyelerini tayin için toplanacaktır. Sovyet Hükümetinin be­yannamesinin de bu münasebetle halka yayınlanacağıanlaşılmaktadır.

—Frankfurt:

Bu akgam, müştereken yaymadıkları bir tebliğde üç müttefikle Yüksek Komiser, meşru bir temele dayanmıyan ve Doğu Almanya halkını temsile selahiyattar olmı-yan yeni Doğu Almanya hükümetini tanı­madıklarımbildirmektedirler.

12Ekim 1949

—Berlin :

Doğu Almanya Parlamentosunda yeni ka­bineyi takdim eden Başbakan Otto Grot-ewohl ezcümle şunları söylemiştir : Hükümetimiz sulhu ve Almanyanm bir­liğini arzu etmektedir. Niyetimiz harp taz­minatım Sovyetler Birliğine ödemektir. Memleketimizin birleşik ve yekpare bir hale gelmesine mani olmak suretiyle Batı devletleri Potsdam Anlaşmasını ihlâl et­mişlerdir. Alman milleti, bir tek neslini iki cihan harbine maruz birakmış bulunan emperyalistlerden kurtulmalıdır. Batılılar Alman milletinin birleşmesine karşı koyar­larken Sovyetler Birliği bunu destekle­mektedir.

13Ekim 1949

—Washington :

Dışişleri Bakam Acheson basına verdiği demeçte Doğu Alman hükümetinin hiç bir

hukukî esasa müstenit olmadığını ve bu hükümetin halkın arzusu ile kurulmadı­ğım bildirmiş ye «Bu sözde Alman de­mokrat cumhuriyeti doğrudan doğruya Sovyet boyunduruğu altındadır. Bu mü­nasebetle Birleşik Amerika Hükümetinin hakikaten hür ve demokrat bir Alman­yanm kurulmasını sağlamak isteyen Bonn hükümetini tam manasiyle destekleyece­ğini teyit ederim.» demiştir.

15 Ekim 1949

— Londra :

Times gazetesi Ruslar tarafından kurulan Doğu Almanya Cumhuriyeti hakkında di­yor ki:

Bİr hafta içinde gelen meclis kendi ken­dini Saylavlar Meclisi yaptı ve alelacele bir Ayan Meclisi de teşkil olundu. Devlet başkanı ve hükümet kendi kendilerini ilân ettiler. Bir anayasa hazırlanmıştı. Fakat bu hususta zarurî olan genel seçimler önü­müzdeki yıla bırakıldı. Bunun sebebi ise. Doğu Almanya'daki Rus askeri idaresi başkanı Semenofun ihtiyatlı olması ve «çocuklarını» bir seçimin soğuk havasına maruzbırakmakistememesidir.

19Ekim 1949

—Londra:

Bonn'da Federal Alman Hükümeti kurul­masını protesto eden Çekoslovakya ve Po­lonya notalarına İngiltere Hükümeti bu­gün cevap vermiştir. Cevabi nota Dişişle -ri Bakanlığı tarafından Polonya ve Çe­koslovakya Londra Büyük Elçiliklerine verilmiştir. Cevabi notanın metni yarın öğle üzeri yayınlanacaktır.

20Ekim 1949

—Londra :

Bonn'da bir Alman hükümetinin kurul­masını protesto eden Polonya notasına cevaben dün Polonya Büyük Elçiliğine tevdi olunan mektupta Bevin, İngiltere'­nin Potsdam anlaşmasını ihlâl ettiği yo­lundaki ilhamları reddederek müstebit bir Alman Devletinin kurulması için di­ğer üç büyük devletle işbirliği yapmak hususundaki teşebbüslerini hatırlatmak­tadır.

İki Almanya'nın kurulmasından sonra...

Yazan: Ömer Rıza Doğrul

14 Ekim 1949 tarihli «Cumhuri­yet" ten:

Batılı müttefiklerin bir Batı Almanya devleti kurmaları üzerine Sovyet Rusya da bir Doğu Almanya devleti kurmuş ol­duğu halde, Batıda bir Almanya kurul­masını protestolarla karşılamakta geri kalmamıştır. Hattâ bu protesto notası son derece ağırdır ve bir takım İthamlarla doludur. Sovyetlere göre dört devlet da­ha geçen Haziranda Almanya'nın iktisadî ve siyasi birliğini kurmak üzere teşeb­büslerine devam etmeğe karar vermiş ol­dukları halde Batılılar caymışlar ve «ya­bancı malî mehafille sıkı fıkı alâkalı mür­teci siyasileri» kullanarak «tazyik altın­da bir anayasa» hazırlamışlar, üzerinde ittifak edilmemiş olan federal bir sistem kurmuşlar ve «kukla» bir hükümet, işgal kuvvetlerinin tecavüzi plânlarını tatbik edecek itaatli bir vasıta vücude getirmiş­lerdir.

İşte Sovyetlerin Bonn hükümeti hakkın­daki noktai nazarı bu mahiyettedir. Batı­lı müttefikler gerçi bu noktaya cevab vermişler ve Ruslarla anlaşma imkânın­dan meyus oldukları için bir Batı Alman­ya kurmak mecburiyetinde kaldıkları­nı enine boyuna anlatmışlardır. Fakat Sovyetlerin ithamlarına bakarak onların kurmuş oldukları Almanyanm sayıp dök­tükleri ayıblardan ve kusurlardan ta-mamile müberra olması icab etmez mi? Halbuki hakikat hiç de öyle değildir. He­le Batılı devletlerin durumu asla öyle görmedikleri Sovyet notasına verdikleri cevablardan da, Doğu Almanya'nın kuru­luşu dolayısile Batı basınının mülâhaza­larından da anlaşılmaktadır. Batılılara göre, doğu Almanya, doğrudan doğruya Rusya tarafından idare olunan bir zavallı sömürgeden ibarettir. Devlet başına ve hükümet başına getirilenlerin hep komü­nist olduklarına göre zaten başka bir söz söylemeğe lüzum yok. Çünkü bunlar, ka­naat ve içtihadlarıni Sovyetlere satmış ve onlara alet olmuş kimselerdir. Bunla­rın hallerini ve durumlarını diğer kukla memleketlerapaçıkgösteriyor.

Her tarafın diğer taraf hakkında söyledi­ğini doğru farzettiğimiz takdirde mesele zerre kadar değişmez. Çünkü muhakkak ki Batı Almanya da, Doğu Almanya da için için birlik ve bütünlük lehindedir. Sovyetlerin irtica, Batılıların demokrasi dedikleri, yahud Sovyetlerin ilerilik, Ba­tlıların gerilik telâkki ettikleri hususla­rın hakikî mahiyeti bir tarafa bırakıldığı takdirde, bütün bunları halletmek işi yal­nız Almanlara düşer ve Almanlar han­gi tarafı istiyorlarsa o tarafın siyasî mez­hebini kabul ederler.

Bugünkü Almanyada ise her tarafın ken di siyasî mezhebini Almanlara kabul et­tirmek için uğraştığı aşikârdır. Onun için bir de Almanların ne istediği meselesi var ki kendilerine aid olduğu zerre ka­dar şüphe götürmez. Bu, böyle olduğuna göre ve Alman milleti birliğini kurtara­rak, bütünlüğünü sağlıyarak ne istediği­ni henüz açıklamadığına göre onun nara ve hesabına Batı ve Doğu tarafından söy­lenen sözlere kulak asmamak icab eder. Alman milleti iki defa harb açmış, iki de­fa yenilmiş olduğu için muhakkak ki bir cezaya çsrDacaktır ve bu cezaya çarpmış bulunmaktadır. Fakat bu cezanın bir haddi, bir sonu bulunmak icab eder. Üs­telik Alman milletini yeniden harb çıkar-mıyacak, dünyayı huzur içinde yasayacak bir hale getirmek de zerre kadar şüp­he götürmez bir haktır. Fakat Alman milletini bu uğurda değil, sırf eski müt­tefikler arasındaki anlaşmazlıklar yüzün­den parçalamak da reva değildir. Eski müttefikler, istedikleri kadar ayrılabilir­ler. Fakat Alman milletini parçalamak ve Alman birliğini birbirine düşman ikiliğe çevirmek kimsenin hakkı değildir. Eski müttefikler şimdiki halde araların­daki bütün ihtilâfı ve bu ihtilâfın doğu­racağı bütün ıstırabı Almanya üzerinde tekasüf ettirmekte ve ik Almanyanm or­taya çıkması bu tekasüfü ifade etrnekte-dr.

Yani eski müttefikler dövüşecek olurlar­sa Almanya üzerinde dövüşecekler ve Almanya o zaman vaktile harb açarak dünyayı allak bullak etmesinin cezasını çekecektir.

Şimdiki halde durum bu mahiyettedir ve daha ilerideki inkişaflarının daha hayır­sız olmaması beklenir.

150 milyon dolarlık bir ih­tiyat fonu ihdasına meydan verebilmek suret ile tanzim edilmiştir. Bu suretle ma!î sene içinde Avrupa ik­tisadî işbirliği idaresi üyeleri bulunan memleketlere itasına muvafakat edileni kredilerin tutarı 2.356.500.000 doları bul­muştur.

— Vaşington :

Ekonomik İşbirliği İdaresinden bildiril­diğine göre, 185 mil uzunlukta bir trans­misyon hattının inşası sayesinde istanbul İzmit bölgesinde yeni bir elektrik ener­ji merkezi ihdas edilecektir. Tasarı geçen Nisan ayında onaylanmışti-O tarihte Ekonomik işbirliği İdaresi te­ferruata ait plânlar hazırlanıncaya kadar ilk çalışmalar için 2.100.000 dolar tahsis etmişti.

Ekonomik İşbirliği İdaresi taarfından ya­pılan finansmanlar, Nisan ayındakiler de dahil olmak üzere 6.820.000 dolara yük­selmektedir. Bahis mevzuu tasarının 9.110.000 dolara mal olacağı tahmin edil­mektedir. 154 voltluk yeni transmisyon hattı Çatalağzından Boğazlara kadar uzanacaktır. İnşaat, transformatörleri ve gerekli talî istasyonları ihtiva edecek ve elektrik enerjisini Çatalğazı istasyonun­dan İzmit - İstanbul bölgesine götürecek­tir. Bu bölgeye yeni bir elektrik kuvve­tinin ilâvesi lüzumu şiddetle hissedilmek­tedir. Hat, denizaltı kablolarını İstanbul'a bağlıyan Vamkoy'de son bulacaktır. Çatalağzı tesisi Türkiye'nin en modern ve en kuvvetli bir merkezini teşkil et­mektedir. Bu merkezin 60.000 kilovatlık kapasitesi vardır ve yeni transmisyon hattı bu kapasitenin tekmilinin kullanıl­masını mümkün kılacaktır.

Çatalağzi istasyonu, yakınlarda bulunan kömür madenleri artıklarını kullanmak­tadır. Halbuki İstanbul enerji merkezi için şimdi yüksek kalitede kömür kulla­nılmaktadır. İstanbul merkezinin yerine Çatalağzı merkezinin ihdasiyle elde edi­lecek yakıt iktisadının senede 1.000.000 dolara yükseleceği umulmaktadır, inşaat işlerinin tam zamanında biteceği ve yeni transmisyon hattının yapılmasına 1951 Temmuz'unda başlanacağı tahmin edilmektedir.

—Paris:22 Ekim

Avrupa iktisadî Kalkınma idaresine ya­kın çevrelerden bugün verilen malumata göre Marşhall Plânı İdarecisi Hoffman, Avrupa İktisadî İşbirliği idaresine, ken­disini Avrupa iktisadî birliğini temine hasretmesni sağlayacak yeni bir faaliyet planı teklif etmiştir. Bu çevrelerde, on iki ayın iki ayı üstünde durulan Amerika yardımının taksimi meselesinin İslah ve tâdil edileceğine ve bu suretle taksimin her yıl otomatik denilebilecek şekilde ya­pılacağına işaret edilmektedir. Buna mukabil Avrupa İktisadî işbirliği İdaresi bütün gayretini, daha sürekli ola­rak tavzif edilen işlere sarf edecektir. Bu işler arasında bilhassa para meselelerinin umumi mahiyette tanzimi işi vardır. Av­rupa iktisadi kalkınma idarecilerinin ka-naatince bu meseleler Avrupa olması icap eden iktisadi pazarın kurulmasının belli başlı engellerini teşkil etmektedir. Hoffman bu sahada, koordinasyon vazi­fesiyle mükellef kılınacak ve bir banka şeklini alabilecek millî bankalar üstü bir teşekkül kurulması teklifini ileri sürme­ği tasarlamaktadır. Marşhall Plânı İdare­cisi Hoffman, ilk defa bu ayın sonunda Parisde toplanacak olan Avrupa iktisadi İşbirliği Konseyile istişare grupu toplan­tılarına iştirak edecek ve bu münasebet­le yukarıda da adı geçen çevrelerin, bu­güne, kadar Marşhall Plânı hakkında ve­rilmiş olan en mühim nutuk olarak va­sıflandırdıklarıbirnutukverecektir.

—Ankara:23 Ekim

İktisadî İşbirliği İdaresi Türkiye icra he­yeti Başkan Vekili Orren R. Mc Jünkitıs bu gün Washington ve Ankara da ayni zamanda ilan edilen Wayne Taylor ra­poru hakkında Anadolu Ajansı mu­habirine beyanatta bulunarak bu ra­porun Türk hükümeti ve ilgili Türk tica­ret çevreleri taarfından iyi karşılanıp alâka ile tetkik edileceğine emin oldu­ğunu söylemiş ve «rapordaki tavsiyelerin Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Av­rupa memleketleri ile diğer hür dünya memleketleri tarafından verimli faaliyet tedbirleri şekline inkılâp ettirileceği ümi­dindeyim» dedikten sonra «Türkiye'nin dedolar boşluğunu kapamak hususunda

ve bu hühim iktisadi işbirliği gayesi ba­kımından diğer dost ve kardeş memle­ketlerle birlikte bu raporun tatbikini ya­kından takip etmek isteyeceği kanaatin­deyim»sözlerini ilâveetmiştir.

—Washington:27

iktisadî işbirliği idarecisi Paul Hoffman, Truman'm «Amerika'nın en büyük arzu­sunun kuvvetli ve müreffeh bir Avrupa'­nın gerçekleştiğini görmek olduğuna» da­ir teminat veren mesajını hamil olarak Cuma günü Avrupa'ya gidecektir, iktisadî İşbirliği İdarecisi, Beyaz Saraya yaptığı ziyaret sonunda basın muhabirle­rine, şahsen Avrupa milletlerinin kal­kınma sahasında daha hızlı ve daha ileri gittiklerini görmek istediğini söylemiştir. Hoffman bu arzunun, görülen_ ilerleme­nin kifayetsiz olmasından değil kendi sabırsızlığından mütevellit olduğuna da işaret eylemiştir.

Hoffman, Avrupa milletlerinin bizzat kendi kendilerine ve karşılıklı olarak birbirlerine yardım için âzami gayret sarfetmeleri yolundaki vaitlerini kabil olduğu kadar çabuk yerine getirmelerini sağlamak için Amerika'nın takip ettiği hedefe yürümekte devam edeceğini ilâve eylemiştir.

—Washigton :

İyi haber alan çevreler tarafından bu ak­şam belirtildiğine göre, Marshall Planı idarecisi Paul Hoffman Kongrenin gelecek toplantısında Marshall Plânının üçüncü senesinin gerektirdiği kredilerin elde edil­mesi için Avrupa iktisadi İşbirliğinde tem­sil edilen Avrupa ' devletleriyle iktisadî işbirliği heyetleriyle temasta bulunmak için yarın uçakla Fransa'ya gidecektir.

Eti çevreler Hoffman'm karşılıklı işbirli­ğinde görülen eksiklikler hakkında Avru­pa devletlerini ciddi surette tenkit etmek niyetinde bulunduğu hakkında ileri sü­rülen iddiaları kesin olarak yalanlamak­tadırlar.

İyi haber alan çevrelere göre, Hoffman Marshall Plânı müteneffii bulunan Avrupa memleketleri arasında Amerika kredilerini taksim işi ile meşgul olmak üzere, daimî bir komite teşkil etmek arzusundadır.

—Paris :

Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtı çerçevesi dahilinde tiraj hakları üzerindeki Fransız-Türk iktisat anlaşması Pazartesi günü Paris'de imzalanacaktır. Anlaşmayı Tür­kiye adına Müsteşar Settar İksel imzalıya-caktır.

Paris'teki Türk resmi çevrelerinde İki memleket arasındaki ticaretin belirli şe­kilde fazlalaşmasına sebep olacak bu ^nrunuuiatuTıîejopuepeuisBrueijuiauo

gösterilmektedir.

—Paris :

Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtının bu sabahki toplantısında İrlanda Dışişleri Bakanı Dean Mc Brid «Batı Avrupanın hasta olan iktisadiyatını şifaya kavuştur­mak» üzere bir muhtıra sunmuştur.

İrlanda Dışişleri Bakanı, mümkün olduğu kadar geniş bir siyasi esas üzerinde Av­rupa İktisadi işbirliği Teşkilâtı ile Birleşik Amerika arasında müşterek bir konfransm akdinitavsiyeetmektedir.

—Paris :

Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtı İstişare Grupunun bu sabahki toplantısı saat 13.15 de sona ermiştir.

Toplantı gündeminde Dünya istihsalati koordinasyonu hakkında İrlanda Dışişleri Bakanı Dean Mc Bried'in muhtırasının tetkiki bulunmakta idi. Toplantıya iştirak eden bakanlar, Avrupayı ilgilendirmekte olan meselelerin heyeti mecmuası hak­kında Fransa MaliyeBakanı Maurice Pet-sche'm uzun izahatını dinlemişlerdir. Avrupa iktisadi İşbirliği Teşkilâtı Kon­seyi Başkanı Van Zeeland demeçte bulun­muşveezcümleşunlarısöylemiştir :

Müzakereler sırasıida muhtelif müdahele-lerde bulunulmuştur.

Binbir zorluk arasında yavaş ilerlemeler kaydedilmektedir. Fakat esasında ilerle­meler vakidir.

İstişare Grupu bugün öğleden sonra yeni bir toplantı yapacaktır.

image002.gif— Londra :

Muhalefet Lideri Churchüî, muhafazakâr Partisi Kongresinin kapanış celsesinde bu akşam söylediği nutukta, İşçi Partisi hü­kümetini umumî seçimlerin tarihi husu­sunda memleketi lüzumsuz yere karar­sızlık içinde bırakmakla suçlandırmiştır. Dün hükümeti, kesin kararlar almak ka­biliyetinde olmadığından dolayı memle­ketin ticaret ve endüstri hayatım karma­karışık ettiğinden dolayı tenkid eden es­ki Başbakan, bugün tekrar bu mevzua avdet ederek hükümeti mütereddit hare­ket hattı yüzünden, tam ileri gidilmesi gerektiği bir anda, ingiliz istihsalâtını ve iş faaliyetini sekteye uğratmakla muaha-ze etmiştir.

15 Ekim 1949

—Londra :

İşçi Partisinin gazetesi olan Daily He-rald, Doğu Almanya Devletine tahsis et­tiği başyazısında, Stalirı'in bu hükümeti selamlayan mesajında «Avrupa tarihinde bir dönüm noktası» ibaresini kullanmış olmasınaişaretetmektedir.

Gazete bilhassa, Stalin'in 1949 da Hitler-le ittifakını imzaladığı zaman da aynı ta­biri kullanmış olduğuna dikkati çekmek­tedir.

—Londra :

İngiliz lirasının kıymetinin düşürülme­sinden sonraki iktisadî buhrandan Büyük Britanya'y1 kurtarmak için, İşçi Partisi Hükümeti Başbakanı Attlee, bugün acele programlarhazırlamaklameşguldür.

Atlee, Muhafazakâr Muhalefet Partisi Li­deri Churchill'in hücumlarına karşı koy­mak için bu programın hafta sonunda hazırlanmasını emretmiştir. Para kıyme­tini düşürmekle ingiltere'nin elde ettiği avantajları kaybetmemek için, Atlee'nin yeni kısıntılar ve tasarruf esasları koya­cağı talimin edilmektedir. Bu program ya Başbakan veyahut da Maliye Bakanı Sir Stafford Cripps tarafından, gelecek Salı günü Avam Kamarasının toplantısına sunulacaktır. Attlee, Salı günü par­lamento toplanmadan önce son bir defa daha programı gözden geçirmek için ka­bineyitoplantıyadavetetmiştir.Kabine toplantısı parlamento toplantısından bir kaç saat önce yapılacaktır. Bu progra­mın üç mühim maddeyi ihtiva etme&i beklenmektedir.

—hükümetmasraflarınınkısılması.Fakat bunun Churchill'in taleb ettiği birkaç yüzbin sterlinden çok daha az olacağıtahminedilmektedir.Şimdikihaldehü­kümet savunma ve içtimaî servisler hu­susundahiçbîrkısıntıyapmayacağını bildirmiştir.Büyükkısıntılardaancakbu sahalarda yapılabilir, diğerhükümet masraflarıbütçedebüyükbiryertut­mamaktadır.

— Amerika ve Kanada'dan yapılan ve yapılacakolanithalâtıazaltmak.Sir StaffordCrippsEylülsonunakadardo­lar bölgesi ithalâtında yüzde25kısıntı yapmak kararınınyürürlüğegirmiş ola­cağını bildirmiştir.

— Ev inşası gibi porgramlarda, faaliye­tindurdurulması.

18 Ekim 1949

— Londra :

İngiliz Parlamentosu bugün iki aylık ta­tilden sonra saat 15.30 ela tekrar top­lantıyabaşlamıştır.

Parlamento toplantısı başlamadan biraz önce kabine tam olarak toplanmış ve son alınan İngiliz lirasının kıymetini düşür­mek tedbirinden sonra zuhur edebilecek olan durumu karşılamak için yapılması icap eden meselelerin parlamentoya ne vakit verileceğini müzakere etmiştir. Hafta sonuna doğru kabine bir toplam ı daha yapacaktır.

Yeni hükümetin programı birçok masraf kısıntılarını ve bazı yeni vergileri ihtiva etmektedir. Fakat İşçi Partisi mahfille-rindeki kanaate göre bu son baharda muvakkat bir bütçe yapmak lüzumu ha­sıl olmayacaktır.

20 Ekim 1949

— Londra :

Rajk'ın muhakemesi esnasında isimleri geçmiş olan bazı ingiliz memurları hak­kında sorulan bir suale cevaben, Bevin demiştir ki: «Rajk'ın muhakemesi esna­sındabirkaçİngilizmemurununismininimage003.gifgeçmiş olduğu doğruysa da, dâvanın ta­mamını tetkik etmiş olan herkes bu it-hanüarın hiç bir esasa dayanmadığının farkınavaracaktır.»

—Londra:

Resmen bildirildiğine göre, Churchill bu­gün Attlee ile millî savunmayı ilgilendi­ren meseleler hakkında görüşmüştür. Başbakanın silahlı kuvvetler bütçesinde tasarruflarda bulunması beklendiği bir sırada Churchill ile yaptığı görüşme ale-lumum iyi haber alan çevrelerde hususi bir ehemmiyet taşımaktadır. Muhalefet Partisi Lideri yardımcısı Anthony Eden, Oiiver Stanley Lord Cherwell Churchill'e refakat etmektedirler.

Attlee'nin yanında Savunma Bakam Alekander ve mutad diğer müşavirleri bulunmakta idi.

21Ekim 1949

—Londra:

ingiliz kabinesi, busabahki toplantısında Attİee ve bellibaşli mesai arkadaşları ta­rafından hazırlanan umumî selâmet plâ­nını katı olarak kabul etmiştir, iyi haber alan siyasi çevrelere göre plân 400-500 milyon sterlinlik tasarrufu he­def tutmaktadır. Bundan en aşağı 200 milyonu âmme hizmetleri büdcesi üze­rinden olacaktır. Yeni hastahaneler, yeni okullar, yeni kışlalar, yeni yollar ve ye­nisanateserleriyapılmı ya çaktır.

Cari masraflar büccesinden yapılan ta­sarruflar da en aşağı 200 milyon liraya baliğ olmaktadır.

22Ekim 1949

—Londra:

Muhafazakâr Parti. Lideri Churchill önü­müzdeki ingiliz umumî seçimlerinde mecburî askerliği bahis konusu yapma­yacağını bildirmiş ve şimdi bile partiler arasındaki mücadelenin memleketin re­fahını tehlikeye soktuğunu açıklamıştır. Fakat Churchill mceburî askerliğin kal­dırılmasına muhalif olduğunu da sözleri­ne ilâve etmiştir. Mecburî askerliğin kal­dırılmasına muhalefetinin sebebini izah eden muhalefet lideri, Atlantik paktının kıymetini düşürmemek ve dünyasulhü-

nü tehlikeye sokmamak için mecburî as­kerliği muhafaza etmek lâzım geldiğine inandığını söylemiştir.

24Ekim 1949

—Londra :

Başbakanın nutkuna kısa bir cevap veren Churchill, mahiyetlerine göre mem­lekete faydalı olacakları anlaşılan hü­kümetin bütün iktisadî tedbirlerini muhafazakârların destekliyeceklerini bil -dirmiş, bununla beraber, ((muhalefet- iki üç sene evvel masrafların kısılmasını is­tediği zaman bu tedbirlerin pratik ve el­verişli olduğu nisbette teklif edilmemiş olmasının üzüntü ile karşıladığım bildir­miştir.

25Ekim 1949

—Londra :

Avam Kamarası, dün öğleden sonra Baş­bakan Attİee nutkunu söylerken tama-miyle dolu idi. Tasarruf programı, inşaa­ta ve sıhhat, eğitim, savunma işleriyle idaremasraflarınataallûketmektedir.

Bazı yardım kredileri azaltılmıştır. İçti­maî emniyet programı da ilk defa olarak tadil edilecektir. Dolar bölgesinden yapı­lacak mübayalar, bilhassa benzin ve tü­tün mubayaaları kısılacaktır.

Londra'daki siyasî muharrirler, hükümet tedbirlerinin hayat pahalılığını arttırmı-yacağı, fakat bazı eşyada doğrudan doğ­ruya olmayan artışlar kaydedileceği ve ihracat mallarının iç piyasada daha nadir hale geleceği kanaatindedirler.

—Londra :

Bu sabahki bütün İngiliz gazeteleri baş­yazılarını Başbakan Attlee'nin dünkü nutkunahasretmişlerdir.

Times diyor ki: Attlee ve arkadaşları iyi yolu tuttular, fakat pek az yol alabildiler. Hükümet, milletin selâmeti için alacağı bütün tedbirlerde gerekli desteği bula­caktır.

Muhafazakâr Daily Telegraph ise alman tedbirleri açıkça tenkit etmektedir. Ga­zete bunların duruma uygun olup olma­dığını, uygunsa neden daha önce alınma­dığını soruyor.

Kendisi solcu bakanların destekledikleri ve gündeliklerin derhal arttırılmasına dair olan talep ile, yapılması zaruri olan ilk şeyin enflasyona mukavemet olduğu­nu iddia eden maliye bakanı ve diğer bazı arkadaşlarının talepleri arasında kalmış bulunmaktadır.

Gazete yazısına devamla, «Fransa'nın tehlikesizce bir kabine buhranına göğüs germesi, şimdi düşmüş olan kabinenin el­le tutulur neticeler elde etmiş olmasına delildir..» demektedir. De Gaulle tarftar-larının prestijlerinden hissedilir derecede kaybetmeleri ve komünistlerin de halkın nazarında düşmeleri merkez partisine da­ha rahat hareket etmek imkânını vermiş­tir.

14 Ekim 1949

—Paris :

M. Moch,bütün gece devam eden ve Fransız parlamento hayatında eşine tesa­düf edilmemiş bir sıra ihtilaflarla dolu olan müzakerelerden sonra bu sabah saat 6 da güven oyu almıştır. Yeni hükümetin teşkilini kabul edip etmiyeceği henüz belli değildir.

Netice ilan edildiği vakit komünist sırala­rında gürültü kopmuş, komünistler M. Herriot'ya «yalancı» demişlerdir. Bunu takip eden umumi kavga ancak Herriot salonuterkettiktensonra yatışmıştır.

17 Ekim 1949

—Paris :

Jules Moch dün kabinesini kurmağa muvaffak olmamış fakat basına verdiği demeçte yeni kabinenin bugün öğleye kadar teşkil edileceğini bildirmiştir.

Moch, hükümeti cumhuriyetçi hak hare­ketinin ve Radikallerin iştirakiylemi ku­racağını yoksa sadece sosyalistlerle iktifa etmekmi lâzımgeleceğini henüz kestire-, memektedir.

—Paris :

Sosyalist Başbakan Jules Moch bugün kabinesini tamamen kurduğunu ve listeyi derhal Cumhurbaşkanı Vincent Auriol'a vereceğini bildirmiştir.

—Paris :

Jules Moeh'un çekilmesi üzerine Cum-luırbaşkanı Vincent Auriolt Halkçı Cum­huriyet Partisinden, müstafi Queuille hükümeti Dışişleri Bakanı Robert Schu-manî yeni kabineyi kurmağa davet et­miştir.

18 Ekim 1949

—Paris :

Paris siyasi çevrelerine göre, Millet Mec­lisinin çoğunluk reyi almasına rağmen Juîes Moeh'un bir kabine' kurmakta uğ­radığı başarısızlık ((Üçüncü Kuvvet» partisinin sağ ve sol cenahları arasındaki esaslı iktisadî meselelere müteallik görüş ayrılığının genişlediğini göstermektedir. Reuter'in Muhabiri Harold King «küçük bir ekseriyeti elde etmesine rağmen kulis arkasında başlayan faaliyet Moch'un daha ileri gitmesine mani oldu ve gecen gece istifasını gerektirdi.»demektedir.

Son siyasi manevraların hedefi Parla­mento mümessillerinin otoritesini zayıf­latarak anayasaya göre 1951 de son bula­cak meclisidahaÖncefeshettirmektir.

—Paris :

Fransız Cumhurbaşkanı Vincent Auriol bugün yeni bir başbakan aramaktadır. Halk Cumhuriyetçi Partisine mensup Francois De Menthon başbakanla müza­kerelerde bulunacaktır. Eski içişleri ba­kanı Jules Moch kendi Sosyalist Partisi saflarına kdar nüfuz eden devamlı itiraz ve uyuşmazlıklardan sonra kabineyi teş­kil etmekten vazgeçmiştir, son onbir gün içinde böylelikle ikinci defa olarak Fran­sa hükümetsiz kalmıştır. Moch kendi kurduğu kabinenin listesini yapmış ve Cumhurbaşkanına vermeğe hazırlanırken bir kaç dakika içinde fikrini değiştirmiş ve muhtelif partilerin koalisyonda yer almak hususunda tereddütleri karşısında Fransız kabinesini kurmak teşebbüsün­den vazgeçmiştir. Muhtelif partiler haber­ler bakanlığı gibi ehemmiyetsiz meseleleri bile bahis ve itiraz konusu yapmakta idi­ler. Moch partiler arasındaki anlaşmazlık­ları halletmeğe uğraşmış ve nihayet mu­vaffak olamamıştır. Jules Moeh'un Sosya­list Partisi de bu ünakaşalara girişince

başbakan Elysee sarayına gitmiş ve isti­fasını vermiştir, istifa Cumhurbaşkanı tarafındankabu edilmiştir.

—Paris :

Jules Moch'un muvaffakiyetsizliğe uğra­masından sonra Cumhurbaşkanı tarafın­dan kabine buhranını halle memur edilen Rene Mayer istişarelere başlamıştır. Bununla beraber bu akşam meclis kori­dorlarında söylendiğine göre eski maliye bakanı, devlet başkanının teklifini kabul ettiğini yarın bildirerek Perşembe günü de meclisten itimat oyu isteyecektir.

23Eltim 1949

—Paris :

Rene Mayer kabineyi teşkilden vazgeç­miştir. Mayer bu kararı sosyalistlerle müzakereden sonra vermiştir.Istİfa Cum­hurbaşkanı Auriol tarafından kabul edil­miştir.

İyi malumat alan çevreerde hükümet buhranının halli için tek yolun Millî Meç­isin Cumhurbaşkanı tarfından lağviyie yeni seçimere başvuruması kanaati var­dır. Esasen komünistlerle De Gaule'cüler bunu Ötedenberi istemektedirler. Keza Cumhurbaşkanının 17 gündenberi süren buhrana son vermek üzere Robert Shumaruva veya Rene Pleuen'e başvur­masıdamümküngörülmektedir.

— Paris :

Vincent Auriol ile bir saat görüştükten sonra Elysee Sarayından çıkan Rene Ma­yer basına şu demeci vermiştir : <;Cumhurbaşkanına kabineyi kurmak va­zifesinden çekildiğimi söyledim. Mademki bütün çoğunluk gruplarının yardımını elde edemedim, bu vahim buhranı benden daha talihli biri halletsin.»

24Ekim 1949

— Paris :

General Chrles De Gaulle 18 günden beri devam eden kabine buhranını çok gülünç tir komedi olarak tavsif etmiş ve derhâl umumi seçim yapılmasını istemiştir.Ko-münistler ve De Gaulle'cüler kabinenin istifa ettiği günden beri bu fikri ileri sür­mektedirler.Fakat DeGaulleilkdefa

konuşmaktadır. De Gaulle, buhranının devam etmesi halinde Cumhuriyetin teh­likeye düşebileceğini iieri sürmüş ve şim­diki rejimin müsaade ettiği ve bizi bütün dünyaya karşı çok gülünç bir vaziyette bırakan bu hale bir son vermenin gerek­tiğinisöylemiştir.

De Gaulle sözlerine şöyle devam etmiş­tir :

«Devletin basma kuvvetli ve oraya lâyık birini getirmeliyiz ve birleşmeliyiz. Fran­sız kadınları ve Fransız erkekleri, bunu yapmalıyız. Bütün iyi niyetli insanları davet ediyorum.»

— Paris :

George Bidault, hükümet buhramna son vermek üzere, istişarelerine başlamış, is­tifa etmiş bulunan kabine dışişleri bakanı Schuman ile eski bakanlardan Le Tour-neau'yu kabul etmiştir.

26Ekim 1949

—Paris :

Başbakan Bidault akşama doğru beya­natta bulunarak yarın saat 15 de meclis huzuruna çıkarak güven oyu isteyeceğini söylemiştir.

Bidaultbu münasebetledemiştirki: Ozamanakadarsadeceprogramıhazır- -lamakalakaimıyacağım,bunu tatbikede-cekadamlarıdabulacağımıümitedi­yorum.

27Ekim 1949

—Paris :

Yeni kabineyi kurmaya memur edilen Georges Bidault, bugün eksik bir kabine listesiyle miîlî meclisin huzuruna çıkarak Başbakanlığının tasvibini istemiştir. Fil­hakika Bidault, adalet ve millî savunma bakanlıkları için daha kimseyi bulama­mıştır.

—Paris :

Kabinesinin kat'i teşekkülü hakkında çoğunluk gurupları arasında yapılan gö­rüşmelerde her hususta anlaşmaya va­rıldığı tahmin edilmektedir. Umumiyetle sanıldığına göre, Bidault Başbakanlığıtasvipedildiği takdirdekabinesinin listesini bu gece Cumhur Baş­kanına sunmak tasavvurundadır.

28 Ekim 1949

— Paris :

Fransız Meclisinde gece saat 23.30 da ye­niden müzakerelere başlanınca Bideuautl genel tartışmalar sırasında söz almış olan hatiplere cevap vermiş ve saat biri beş geçe itimat için oy verilmiye başlanmış­tır.

Meclis Başkanı Herriot saat 2 de Bidault nun138muhalifekarşı367oylaitimat almış olduğunu bildirmiştir. İtimat oyundan sonra milli meclis 3 Ka­sımPerşembegünütekrartoplanmak üzere oturuma son verilmiştir. Başbakan Georges Bidault tarafından ku­rulan yeni Fransız kabinesi listesi aşağı­dadır:

Başbakan Georges Bidault Cumhuriyet­çi Halk Partisi

Başbakan Yardımcısı Henri queille, Ra­dikal Sosyalist

Başbakan Yardımcısı ve içişleri Bakanı Jules Moch, Sosyalist

Haberalma BakanlığıPierre Henri Teit-gen, Cumhuriyetçi Halk Partisi DışişleriBakanıRobertSchuman.Cum­huriyetçi Halk Partisi

Ekonomi ve Maliye Bakanı Mauriee Pet-sche, sağcı bağımsız Savunma Bakanı Rebe Pleven Eğitim BakanıYvon Delbos,Radikal Bayındırlık BakanıChristianPineau, Sosyalist Tarım Bakanı Pierre Flimin, Cumhuri­yetçi Halk Partisi

Müstemlekeler Bakanı Jean Letourneau, Cumhuriyetçi Halk Partisi

Çalışma Bakanı Pierre Segelle, Sosyalist Kalkınma Bakanı Cladius Petit

Harp malûlleri Bakanı Lemis Jacquinot, BağımsızCumhuriyetçi

Posta Telgraf Bakanı Eugene Thomas, Sosyalist

Ticaret ve Endüstri Bakanı Herbert La-coste, Sosyalist

Sıhhat Bakam Pierre Schneiter Sosya­list

— Paris :

Başbakan Georges Bidault, bugün saba­hın iîk saatlerinde 23 gün sürmüş olan Fransız kabine krizine son vermiş ve ye­niKoalisyonkabinesinikurmuştur.

ingiliz İrasının kıymetten düşürülmesi üe zuhur eden durumun Fransa'da do­ğurduğu akisler Henri Oueille kabinesi­nin düşmesine sebep olmuştu.

Bidault Fransız Parlamentosunda büyük bir ekseriyetle itimad reyi aldıktan iki saat sonra kabinesinin listesini ilân et­miştir. Yeni kabinede bulunan bakanla­rın hemen hemen hepsi daha evvelki Koalisyon kabinelerinde yer almış ba­kanlardır.

—Paris :

Başbakan Georges Bidault tarafından bu sabah kurulan kabinenin programını Başbakan izah etmiştir. Bu program sos­yalist Jules Moch'un programından çok farlıdeğüdir.

Bidault kabinesi ilk olarak sendikalarla endüstri liderleri arasındaki gündelikler hakkında cereyan eden pazarlıkların ye­nidenbaşlayabileceğiniilânetmiştir.

Yeni kabinenin programı, gıda maddeleri ve diğer lüzumlu eşya fiyatlarını düşür­mek için baskı yapılması ve düşük gün­deliklerin desteklenmesi gibi esasları da ihtiva etmektedir.

Bidault hükümetinin programı daha son­ra tafsilatile ilân edilecektir.

—Paris :

Georges Bidault'nun kurduğu yeni Fran­sız kabinesinde Radikal Sosyalist Rene Payer Adalet, Cumhuriyetçi Halk Hare­keti partisinden Pierre Abelin de Hindi­cini Bakam olmuşlardır.

—Paris :

24 günlük bir buhran neticesinde Geor­ges Bidault kabineyi teşkile muaffak ol­muş ve geniş bir ekseriyetle güven oyu almıştır.

Fakat çok güzel şartlar altında işe bağ­layan bu kabinenin programı pek yüklü­dür. Yeni iktidara geçen bu kabine iîk pilânda iktisadî meseleleri ele alacaktır.

12 Ekim 1949

—Roma :

İtalyadaki bütün matbaaları atıl va­ziyettebırakanTipografişçilerigrevi

yüzünden bütün İtalyanlar bu sabah ga­zete okuyamamışlardır.

—Roma:

Başkentte 75.000 matbaa işçisi tarafından evvelki gün başlanmış olan grev, sendi­ka idarecileriyle işverenler temsilcileri­nin, çalışma bakanlığının hakemliğini ka bul etmeleri üzerine bugün sona ermiş­tir.

Matbaa işçileri haftalık ücretlerinin 1000 liret arttırılmasını istemektedirler. Ga­zeteler yarın tekrar çıkmaya başlıyacak-tır.

—Roma :

Birleşik Amerika'dan Paris yolu ile gelen italyan Dışişleri Bakanı Kont Sforza bu sabah Roma'yavasıl olmuştur.

İştirak ettiği müzakerelerin mevzuuna ve bilhassa İtalyan sömürgeleri mesele­sine dair gazetecilerin sordukları suale Bakan şu cevabı vermiştir: Görüşmeler elan devam etmektedir. Si­ze şunu söyleyebilirim ki İtalya'nın hay­siyet ve menfaatini korumak için müm­kün olan her şeyi yaptık. Unutmamak lazınidir ki Birleşmiş Milletler elliden fazla devletin karar verme salahiyetini haiz bulunan muazzam bir varlıktır. Bi­naenaleyh bu kararı itimat ve saygı ile beklememiz lazımdır.

—Roma:

İtalya Çalışma Genel Konfederasyonu Sekreterliği ve İcra Komitesi Crotone'de polisle tarım işçiler iarasmda geçen şid­detli vakalar neticesinde, bütün İtalya'da akşama umumî grev yapmaya karar ver­mişlerdir.

—Roma:

Azınlık sosyalist partisi idaresi kabineye dahil üyelerini istifaya davet etmiştir.

12 Ekim 1949

— Osla :

NorveçMeclisindekiyerlerşuşekilde taksimolunmuştur:

İşçi Partisi 86, onyeni yer kazanmıştır. Liberal Parti 22, iki yeni yer kazanmıştır. Muhafazakâr Parti 21, dört yeni yer kay­betmiştir.

ÇiftçiPartisi12,ikiyerkazanmıştır. Hristiyan Halk Partisi8, eskisi gibi. Komünist Partisi 1, on yer kaybetmiştir.

13 Ekim 1949

— Oslo :

Nobel Barış Mükâfatı dün akşam dünya­ca tanınmış kültür ve gıda maddeleri mütehassısı, 69 yaşındaki İngiliz ilim ada­mı Lord Boyd'a verilmiştir. Nobel Barış Mükâfatı bu yıl tahminen 10.000 sterling tutmaktadır.

Lord Boyd bir buçuk sene önce, Birleş­miş Mileter Tarım Teşkilatı Genel Direk­törlüğünden ayrılmıştı.

4 Ekim 1949

—Budapeşte :

Macaristan Komünist Çin hükümetini ta­nımıştır.

14 Ekim 1949

—Budapeşte :

İstinafMahkemesi,Tito ve müttefikler

lehine casusluk etmekten suçlu Laszlo Rajk hakkında verilen ölüm kararını tasdik etmiştir.

15 Ekim 1949

— Budapeşte:

Dışişleri Bakanlığının bildirdiğine göre, Macaristan'ın iki numaralı komünisti ola­rak tanılan Rajk bu sabah saat 3 te idam edilmiştir.

Bakanlığın tebliği, Rajk ile birlikte Dok­tor Tibor Szonyi ve Ras Szalai'nin de idam edildiğini bildirmektedir. Vatana hiyanet suçu ile mahkûm olan her üç Macar komünisti de birlikte asılmışlardır.

image004.gif2 Ekim 1949

— Londra:

Bükreş'den bildirildiğine göre, Romanya hükümeti,Yugoslavya ile iki sene evvel

imzalamış olduğu dostluk ve karşılıklı yardım antlaşmasını feshetmiştir. Ro­manya hükümetinin bir sözcüsünün bil­dirdiğinegöreDışişleriBakanıArma

Pauker Yugoslav Büyük Elçisine bu mealde bir nota göndermiştir. Nota Yu­goslavya'yı, Rumen halkını Rumen top­rakları üzerinde Sovyetler Birliğine kar­şı isyana sevketmekle itham etmektedir. Romanya, Yugoslavya ile imzalamış ol­dukları dostluk ve karşılıklı yardım an­laşmalarını fesheden komînform memle­ketlerinin beşincisidir.

1 Ekim 1949

—Belgrad :

Sovyet Rusya'nın, Yugoslavya ile olan dostluk paktını fesh etmek karan üze­rine Yugoslav hükümeti resmî bir demeç yayınlamıştır. Polonya ve Macaristan'ın da ayni tavrı takınarak Yugoslavya ile vaktile aktetmiş oldukları antlaşmayı feshetmelerinden sonra gelen bu demeç­te Yugoslav hükümeti, Sovyet Rusya'nın bu kararı ile, milletlerarası antlaşmaları hiçe saydığını ve bunlara bir paçavradan daha fazla bir değer vermediğini ispat etmiş olduğunu beyan etmekte ve Mos­kova'nın bu hareketini, Rajk'ın Budapeş­te'deki muhakemesi gibi uydurma dava­lar esnasında bazı yalancı şahitlerin şe-hadetlerine dayandırmağa yeltendiğini belirtmektedir. Bu resmî demece göre, Rajk'ın muhakemesi Yugoslav Milleti aleyhinde hasmane kararlara bir vesile olarak Sovyet hükümeti tarafından ter­tip edilmiş ve Sovyetlerin direktifleri al­tında cereyan etmiştir.

4 Ekim 1949

—Belgrad:

Son Yugoslav askeri manevralarından bahseden Mareşal Tito bunların tehditle­re cevap olarak yapılmamış olduğu, fa­kat Yugoslav ordusunun en müşkil du­rumlara göğüs gerebilecek kabiliyette bulunduğunugösterdiğini söylemiştir.

10 Ekini 1949

—Eelgrad :

Belgrad Radyosunun bugün t bildirdiğine göre, Yugoslavya, Yugoslav diplomatla­rının memleketten çıkarılmasına ve Sırp Çekoslovakdostlukantlaşmasınınfeshi-

ne cevap olarak Çekoslovakya'ya bir no­ta göndermiştir.

26Ekim 1949

—Londra :

Moskova Radyosu bugün Mareşal Tito'ya tevcih ettiği çok şiddetli hücumlarında Tito'yu Mareşal Tolbukin'in idaresindeki Sovyet orduları, nazilerî Yugoslavya'dan kovarken Kuzey Italya'daki bir barda Randolph Churchill ile içki içmiş olmak­la ittiham eylemiştir.

Moskova Raadyosu, «edebî gazetende çı­kan ithamları saydıktan sonra Tito'yu vatan haini, haydud, küstah ve cellâd olarak vasıflandırmıştır.

Tito, ayni zamanda Yugoslavya Kralı Pi-erre'in emvalini gasb ve müsadere etmek ve devlet hazinesini yağma etmiş olmak ve parasını isviçre Bankalarına yatır­makla ittiham olunmaktadır.

Moskova Radyosundaki ithamlar şöyle son bulmuştur:

Chirchill gibi Tito da bir muharrir, sport men ve satranç oyuncusu olarak tanın­mak arzusundadır.

27Ekim 1949

—Belgrad :

Mareşal Tito, Rus liderlerinin tatbik et­tikleri sistemin yalnız yanlış bir siyaset olmakla kalmayıp ayni zamanda iktisadî bir istismar olduğunu bildirmiştir. Tito, Yugoslavya'nın sosyalist devletlerle samimî ve dürüst münasebetlere taraftar olduğunu da ilâve etmiş ve bunun mü­him bir manası vardır, demiştir. Mareşal, bugün Rus liderlerinin sosya­lizmin müstakbel inkişafı hakkında yan­lış bir görüşe sahip bulunduklarını bili­yoruz,diyerek sözlerine son vermiştir.

— Londra:

Mareşal Tito dün Belgrad'ta son harpte Yugoslavlarla birlikte çarpışan İtalyan partizanlarından mürekkep bir gurup şerefine yapılan bir kabul töreninde ko­nuşmuş ve memleketinin italya île müm­kün olduğu kadar sıkı münasebetler te­sis arzusunda olduğunu söylemiştir. Mareşal Tito Yugoslavya ile Sovyetler Birliği arasındaki ihtilafa da temas etmiş, fakat Rusların Moskova'daki Yugoslav elçisinin geri çağırılması talebinden hiç bahsetmemiştir.

Tito, Rus liderlerinin küçük sosyalist memleketleri istismara ve onları siyasî ve iktisadî bakımdan bir köle gibi kullan­mağa çalışmakla itham etmiş ve "Yugos-

lavya bu hususta mücadeleye devam edecektir." demiştir.

30 Ekim 1949

— Beîgrad:

Yugoslav Hükümeti, Moskova'daki Yu­goslav Büyük Elçisinin casusluk yaptığı

şübheli faaliyeterde buunduğu yolun­daki Sovyet iddialarınıyalanlamıştır.

Sovyet hükümeti, Yugoslav Büyük Elçisi­nin geri çağrılmasını istemişti. Yugoslav notasında belirtildiğine göre, Sovyet is­teği asılsız olmakla kalmamakta ve bü­yük elçi daha evvel Yugoslavya'ya gel­miş ve yeni bir vazife almış olması ha­sebiyle konu dışı addedilmektedir.

Türkiye israil münasebetleri...

Yazan: Asım Us 10 Ekim 1949 tarihli «Vakit» ten :

İsrail Devleti diğer bir çok memleketler tarafından olduğu gibi Cumhuriyet Hü­kümetince de fiilî bir devlet olarak aylar-danberİ tanınmış bulunuyor. Ayni za­manda bu devletle aramızda iktisadi mü­nasebetler ihmal edilemiyecek derecede geniştir. İsrail devletiyle memleketimiz arasında normal siyasî münasebetlerin başlaması için Filistin meselesinin sulh yoliyle hal şekline bağlanması bekleni­yordu. Fakat Lozandaki müzakerelerin uzaması sebebiyle iki memleket arasın­daki iktisadî münasebetlerin düzenlen-si için karşılıklı temsilciler gönderilmesi bahis konusu olmaktadır.

Türkiye'nin İsrai devletine ihracatı 6-7 milyon Lira arasındadır. Hayfa'daki pet­rol tasfiyehaneleri faaliyette iken Türki­ye'nin bu ihracatı oradan petrol ithalâ-tiyle karşılaşıyordu. Harp dolayısiyle pet­rol tasfiyehanelerinin faaliyeti durunca Hayfa'dan petrol ithalâtımız kesilmiş ve İsrail Devletinin Türkiye'ye ihracatı an­cak yarım milyon derecesinde bir rakama düşmüştür. Bu vaziyete göre israil Dev­letinin Türkiye'den aldığı malları ihracatı ile tamamen karşılaması mümkün değil­se de iktisadî ve malî bazı kombinezon­larla dış ticaret açığını azaltmağa çalış­ması tabiidir. Diğer taraftan Sterlinin devalüasyonu yüzünden Türkiye'nin dış ticaretinde uğraması zaruri olan güçlük­lere karşıİsrail Devleti de memleketimi-

zin kıymetli bir pazar -olarak muhafaza edilmesine ihtiyaç vardır. Türkiye ile İsrail Devleti arasında ikti­sadî işbirliğini kuvvetlendirmek için düşünülen tedbirlerden biri yine petrol meselesidir. Raman dağında çıkarılan petrol için kendi memleketimizde tasfiye tesisatı vücuda getirmenin çok büyük masraf arı ve zorlukları mucip olacağı bi­zim ham petrollerimizin İskenderun yo-liyie denizden Hayfa'ya götürülerek orad. tasfiye edilmesi her iki taraf için kârlı olacağı ileriye sürülüyor. Hiç Şüphe yoktur ki bu, üzerinde durula­cak bir fikirdir ve nihayet bir hesap me­selesidir. Bununla beraber Türkiye ile İsrail Devleti arasındaki iktisadi münase­betlerin genişlemesi ve bir iktisadî işbir­liğine dayanan karşılıklı siyasî münase­betlerin kurulması Orta Doğu suihü ve İsrail Devletiyle araplar arasında bir gün emniyetiiçindeesaslıbirşarttır.

sulh olacaktır. Fakat Araplarla Yahudiler arasında geçen kanlı maceralar bu sulhun samimî siyasî münasebetler safhasına girmesi için uzun zamana ihtiyaç baş gös­terecektir. İsrai Devleti ile rasmda normal siyasî ve iktisadî münasebetler kurulacak olan Türkiye Araplık alemi ile olan gele­nekli dostluk ve samimî kardeşlik bağla­rına dayanarak taraflar arasında uzlaş-irma rolünü görebilir. Türk Ordusu Ya-km-Doğuda sulhünen kuvvetli bir ka­lesi olduğu gibi Türkiye'nin dış siyaseti de Dünyanın her tarafında ve bilhassa Orta-Doğu'da milletlerarası dostluk ve emniyet amilidir ve daima böyle kalacak­tır.


Kahire'deki 25 Ekim toplan-tssi...

25 Ekim 1949 tarihli «En Son Daki­ka ı. dan:.

Arap aleminde bugünlerde hummalı bir faaliyet göze çarpmaktadır. Arap Birliğii-nin Kahire'de Arap memleketleri başba­kanlarının da iştirakiyle yapmakta olduğu toplantılar hakkında etraflı malumat gel­memişse de, Ortadoğu'nun umumi duru­munun gözden geçirilmekte olduğuna şüp­he yoktur.

Türkiye Araap memleketlerine komşu ol­duğu için feu memleketlerdeki gelişmeleri pek tabii olarak dikkatle takip eder.

Öyle görünüyorki, Arap alemini şimdiki halde meşgul eden iki mühim mesele var­dır : Birincisi hâla esaslıca halledilemiyen Filistin davasıdır ki, gittikçe büyüyen bir istifham halini almaktadır. Küçücük göv-desiyle koskoca Arap alemine göğüs ger­meğe muvaffak olan bu yeni memleketin tahakkukunu istiyeceği ne gibi emelleri vardır ?

Araplar kendi bağırlarına girmiş olan Siyonizmi şimdiden büyük bir tehlike olarak görmeğe başlamışlardır. Kahire'-deki toplantıda bu meselenin ele alındığı anlaşılıyor. Fakat Araap Birliğinin «birlik» kelimesi ile ifade ediîemiyecek derecede dağınık ve esaslı bir ikilik içinde bulunduğuna da şüphe yoktur.

Bir taraftan da Ürdün Kralının Büyük Su­riye davası vardır ki, bunu tahakkuk ettir­mek için elinden geleni yapmaktadır. Kral geçenlerde Londra'ya ve ispanya'ya git­miştir, gimdi de Bağdat'a gideceği bildiril­mektedir.

Ürdün'ün İngiltere ie yakın dostluğu ma­lûmdur. İngiltere ile bu memleket arasında bir dostluk ve ittifak muahedesi vardır. İn­giltere bu muahede gereğince, Ürdün'e malî yardımda bulunmaktadır.

İngiltere Mısır'dan çekildikten sonra, Orta-Doğu üserinden biri olarak, Ürdün'e bü­yük ehemmiyet vermektedir. Kral Abdullah Hazreti Muhammedin bü­yük babası Hâşinı'e izafetle Hâşimi unva­nım haiz bulunmaktadır. Bu bakımdan Pa­kistan'ın da güttüğü Panislâmizim idealine büyük bir sempeti göstermektedir. Büyük Suriye dâvası bu idealin bir parçasını teş­kil eder.

Fakat Kral Aptullah'm karşısında da Hi­caz Kralı Ibnisuut vardır ki, Arap ale­minde Hâşimi hakimiyetine hiç taham­mülü yoktur. Bu yüzden ve diğer sebep-den Kral Abdullah'ın birçok porjeleri ta­hakkuk edememiştir.

Arap Biriğinin fiien tahakkuk ettirimesi için çok gayret ve feddakânk göstermek icap edticektir.

Çünkü hadiseer öyle bir seyir almıştır ki, şimdiye kadar duraklamanın değil hatta tok gecikmiş olmonın zararları ileride ken­dini daha belli edecektir.

1 Ekim 1949

—Pittsburg :

Demir fabrikalarında çalışan 24.000 işçi dün greve başlamıştır. Bu hareket, endüstri sahasında üç buçuk seneden beri hüküm süren sükûnetten sonra greve hazırlanan yarım milyon işçinin grevine başlangıç ma­hiyetindedir. Bu arada hükümete mensup grevciler aracılar bir uzlaşma çaresi bul­mağa gayret etmektedirler. Fakat hiç bir muvaffakiyet ümidi yoktur.

—Pittisburg:

Maden kömürü bürosundan bildirildiğine göre, maden kömürü işçilerinin grevi bu­gün üçüncü haftasına girmekle beraber Birleşik Amerika'nın şimdiki kömür stok­ları geçen sene biriktirilenlerden daha faz­ladır.

Büronun ilâve ettiğine göre, memleketin kömür ihtiyatı- 1948 senesinde 46 günlük iken bu sene 48 günlüktür. Diğer taraftan mevcut stokların zannedildiğinden daha fazla dayanması mümkündü, zira çelik sa­nayii işçilerinin grevi de kömür istihlâkini .ziyadesiyle azaltmıştır.

6 Ekim 1949

—Washington :

Bugünkü basın konfransı esnasında Baş­kan Truman, kömür ve çeik sanayimde görüen grevlerin uzun sürmesinin meme-ket iktisadiyatı üzerine yapacağı berbat tesirler hakkında Amerikalıları ikaz eden hükümet erkânını kayıtstz şartsız tasvip etmiştir.

Başkan Beyaz Saray'ın, bu mücadeleye nıüdah&le etme zamanının hüluî etmediğini söylemiş fakat müdahelenin neden ibaret olacağını açıklamamıştır.

—New-York :

Arturo Toscanini, 7 Ekimde Ridgefield'de Senfoni Orkestrasını idare edecektir.

Toscanini'nin hususi bir konseri idare et­mek maksadiyle küçük bir şehre gitmesi 62 senelik meslek hayatında üçüncü defa vaki olmuştur.

Bahis mevzuu konser Ridgefield Erkekler klubü menfaatına verilecektir.

7 Ekim 1949

—Washington:

Başkan Truman'm bugün yaptığı basın konfransı, Roosvet'e halef olmasından son­ra 200 ncü konfransını teşkil etmiştir,

Bu münasebetle gazeteciler Başkana ken­disine tevcih ettikleri sayısız suallere kı­zıp kızmadığınısormuşlardıdr.

Başkan, bilakis onlara cevap vermekten zevk duyduğunu söylemiş fakat bazen günlük ve haftalık gazete direktörlerine kaarşı asabiyet duyduğunu ilâve etmiştir. Truman, bu noktada fikrini açıklamamakla beraber onun Amerika basınının büyük bir kısmını elerinde tutan Cumhuriyetçi sermayeyi ima ettiği sanılmaktadır.

9 Ekim 1949

— Washington :

Birleşik Amerika ordusu insan hayatı için tehlikeli şuaları meydene koyan bir alet yapmıştır.

Bilhassa askeri birlikler taliminde kulla­nılmak maksadiyle yapılan bu alet, Atom tecrübelerinde ve ancak mütehassıslar ta­rafından kullanılan «Geiger» sayaçların­dan çok daha hassastır.

Radiac denilen bu yeni alet, askerî sahadan başka muhtemel Atom taarruzlarından korunmak için kullanmak isteyen belediye­lere de verilecektir

10 Ekim 1949

—Washiî]gton :

Dışişleri Bakanlığının bildirdiğine göre, Amerika'nın Batı Avrupa'da bulunan elçileri 24 ve 25 Ekimde Londra'da ya­pacakları toplantıdan evvel 21-22 Ekimde Paris'te toplanacaklardır.

Paris toplantısına Amerika'nın Almanya-daki Yüksek Komiseri John J, Mccloy, Paris Büyük Klçisi David Brüce, Roma Büyük Eîçisi James Dunn,Londra Büyük Elçisi Lewis Pouglas ve Marshaîl Plânı için Fevkalade Büyük Elçi W. Avrell Harrimankatılacaklardır.

Amerika'nın Moskova Büyük Elçisi Ami­ral Alan G. Kirk ve Dışişleri Bakanlığı Perkins de Londra ve Paris konfransla-nna iştirak edeceklerdir.

—Washington ;

Askeri yardım programı için lüzumlu kre­dilerin tamamını kabul ettirmek maksa-diyle Kongreye hitap eden Truman, son gîinlerdc Kongrece tasvip edilmiş bulunan ve Birleşik Amerika'nın haricî siyasetinde yeni bir adım teşkil eden bu yardımın hakikate inkilap edebilmesi ve tazammun ettiği mühim gayelere varabilmesi için icap eden mühim tahsisatın da verilmesi gerektiğini söylemiştir,

Truman sözlerine devamJa demiştir ki : Tecavüzkorkusundanazadebir alem yartmak için sarfettiğimiz gayrette bizimle işbirliğ ieden milletlerin savunma imkânla­rını takviye etmek şarttır.

Truman'm Kongreye müracaatı Beyaz Saray tarafından neşredilen bir tebliğin mevzuunu teşkil etmektedir. Truman 814 Milyon dolarlık istikraz ve 500 Milyon do­lar mukabilinde mukavelename imza sa­lâhiyetini talep etmektedir. Bu paranın en hüyük kısmı Kuzey Atlantik milletlerine askerî yardımda bulunabilmek için kulla­nılacaktır. Türkiye ve Yunanistan'a yardı­mı idame etmek için lüzumlu para da bu kredilere dahüdir. Bundan başka İran, Kore ve Flipin'lere de askerî yardım yapı­lacaktır. 75 Milyon. Dolarlık bir yardım da Çin'e yapılacaktır.

12Ekim 1949

—Washington;

Ayan Dışişleri Komisyonu üyelerine göre bu komisyonun bu gün yaptığı gizli top­lantıda söz alan Dışişleri Bakanı Acheson demeçte bulunarak., yeni Çin komünist rejimini tanımak meselesinde alınacak du­rumu kararlaştırmak için Birleşik Ameri­ka'nın, Çin'deki durumunun aydınlanma­sını beklemesi gerektiğini sö'ylemiştir.Dış-işleri Bakanı, o zamana kadar da Ameri­ka'nın Çin'de yegâne megru hükümet ola­rak şimdiki hükümeti tanımağa devam edeceğini ilâve etmiştir.

—Washington :

Başkan Truman silâhlı kuvvetler mensup­larının maaşlarının arttırılmasına dair kanun tasarısını imzalamıştır. Bu,40 sene icnde bu hususta çıkarılan kanunların ilki­dir.

13Ekim 1949

—Washington :

General Omar Bradley, Rusya'yı Atom si­lâhlarının kontrolünü kabule davet etmiş­tir- Omar Bradley şöyle demiştir: -(Bir avuç bomba ile bir taaruza kalkışmak korkunç bir hata olur. Sovyetler Birliği, yahnz Atom bombası imalâtının zorlukla­rım değil onun tahmil ettiği büyük mas­rafları da itibara almalıdır.

Amerikan Milleti, askerî yardım programı­nı yürürlüğe koymuştur. Çünkü bir harp vukuunda İlk tecavüze uğrayacak yerin Avrupa olduğunu bilmektedir.» Omar Bradley, Atlantik Paktı imzacıları­nın hiçbir zaman harp ilan etmiyecekle-rini ve bundan dolayı bir harp çıkması ihtimalinin az olduğunu söylemiştir.

—New-York :

Marshaîl Plânı İdarecisi Paul Hoffman beyanatta bulunarak Birleşik Amerika, Avrupa'nın gayret sarfetmesine imkân vermedikçe ve Amerika da daha fazla Dolar kazanmasını temin etmedikçe iktisa­dî idare programının gayesine vasıl olamı-yacağını bildirmiştir.

Halen Avrupa'dan Amerika'ya çok az mal ihraç olunmaktadır.Avrupa'nın Birleşik Amerika'ya1952 yekadar 3.000 Milyon Dolar kıymetinde mal satacağını tahmin eden Hooffman, bunun Avrupa,yı komü-nizimden tecrit edeceğini ve Atlantiğin her iki kryisuida daha müreffeh bir hayat sevi­yesi sasıyacağını, söyemiştîr.

14 Ekim 1949

—Washington ;

Haftalık basın toplantısı sırasında Başkan Truman Birleşik Amerika'nın savunma stratejisinin mükemmel olduğunu teyit et­miş, fakat bahriye ile hava ordusu arasında haya kuvvetlerinin yemden tanzimi bah­sinde mevcut olan anlaşmazlık hakkında tafsilat vermekten kaçınmıştır. Başkan, halen işçileri grev halinde bulunan kömür madenleri hakkında hükümetçe el-iionma karan almamıyacağını bildirmiştir. Bununla beraber Truman, bu grevin de­vam müddeti ve Amerika ekonomisine ya­pacağı tesirler hakkında tahmin ve tefsirde bulunmamıştır. Sözü dış siyasete getiren Baş-kan, "Washington'da misafir buunaıı Hindistan Başbakanı Pandit Nehru hak­kında yüksek takdirlerini ifade etmiştir.

—Washington :

Temsilciler Meclisi askerî yardım progra­mına 1.314.010.000 Dolar tahsisini kabul ederek kanuji tasarısını ayan meclisine havale etmiştir.

Ayan meclisinde, de, bu hususta pek ya­kında oy verileceği sanılmaktadır.

37 Ekini 1949

—Washington :

Bir Batı Almanya kurulmasını protesto eden 1 Ekim tarihli Sovyet notasını reddert Birleşik Amerika Hükümeti, Batı devletle­rinin Almanya'yı *>ir müstahkem mevki haline getirmeğe çalıştıkları hakkındaki Sovyet iddialarını da cerhetmektedir. Amerikan notası, Sovyet işgal bölgesinde Alman ordusu eski subayları idaresinde iyi techizatlandınlmış bir polis kuvvetinin mevcut bulunduğunu da aynca belirtmek­tedir.

19 Ekim 1949

—Washington:

Dışişleri Bakanı, Dean Achson, United Press Muhabirine 1950 senesinde Hindis-

tan'ı ziyafet etmek niyetinde olduğunu söylemiştir.

Tabiatiyle her şeyin Dünya meselelerinin müstakbele inkişafına bağlı olduğunu soy-liyen Dean Acheson.Nehru'ya ve Ameri­ka'da. Hind elçisi olan kız kardeşine karşı olan sempatisini ifade etmiş, ve Hİnd Lide­rinin Amerika'nın her tarafında gördüğü sıcak kabuü belirtmiştir.

— Washington :

Ayan Meclisi Atlantik Paktım İmzalayan Avrupa devletleri İle Yunanistan, Türkiye, Kore, İran, Filipin ve Çin'in silâhlanması için 1.314.010.000 Dolarlık yardımı kabul tasarıyı tasvip etmiştir.

Bilindiği gibi askerî yardım programı tasa­rısı daha önce Temsilciler Meclisi tarafın­dan kabul edilmişti, Fakat Ayan Meclisi bunda bazı değişikler yaptığından, kanun tasarısı Başkan Truman'a imzalanmak için gönderilmeden evvel bu tadilatın temsilci­ler Meclisi ve iki meclis karma komİsyoRU tarafından kabul edilen metinlerle ahenk leşiirilmesiicapetmektedir.

21 Ekim 1949

— Washington :

Başkan Truman dün gece Amerika'nın en ileri gelen 200 endüstri idarecisine şimdi kömür ve çelik grevine devam etmekte hiç bir mana olmadığını söylemiştir. Baş­kan Truman iş adamlarını ikaz etmiş ve işçileri ile aniaşmayıp greve son vermedik­leri takdirde memleketin tehlikeli bir şe­kilde bundan mutazarrır olacağını bildir­miştir.

Amerika'da iş temayüllerini tetkik orga­nizasyonu tarafından StaÜer otelde verilen Yemekte Maliye Bakaam John Snyder, Federal Rezerv Heyeti Başkanı Thomas Mc Gabe, Westinghaouse Elektrik Kum­panyasının Başkanı Gwilim B. Price ye diğer şahsiyetler bulunmuştu- Başkan Truman'ın sözleri son derece gizli tutul­muş ve gazeteciler içeri alınmamıştır. Üni­formalı ye Amerikan İstihbarat dairesi sivil polisleri otelin bütün giriş ve çıkış yerlerinitutmuşlardı.

Başkan Truman bu toplantıda konuşurken birden bire sesini yükseltmiş ve «eğer siz, sizin için çalışan işçilerinizle başfoaşa otuiarak meselelerinizi halletmezseniz her halde hüsnüniyetinizden şüphe etmek lâ-zımgelir. demiştir.

Bundan sonra Başkan Truman, kömür ve çelik grevinin sona erdirilmesine işçilerinin mesuliyetlerinin de endüstri i da reci] erin­deki kadar büyük olduğunu tebarüz ettir­miş ve memleketin refah ve saadetine olan itimadını belirtmiştir. Başkan Truman sözlerine şöyle son vermiştir :

Uzun zamandanberi tatbikine çalıştığım program yürüyecektir. Size de bunun yü-rümiyeceği zannmakapılmanızıtavsiye etmeli.

—Washington :

Rösirâ Amerikan çevrelerinde Dışişleri Bakanı Acheson'un sene başına kadar istifa etmek niyetinde olduğunu bildiren, haber­ler kesin olarak yalanlanmaktadır. Bu çev-reer Başkan Truman'a AcÜeson arasında snasmanın hiçbir zaman bukadar mükem-jTie] olmadığım belirterek, Truman'm si­yasi işlerin yine eskisi gibi Acheson tara­lından tedvin edilmesini istediğini söyle­mektedirler.

22 Ekim 1949

—Paris :

Batı Avrupa meseleleri hakkında iki gün-denberi Birleşik Amerika Büyük Elçili­ğinde şizİi müzakerelerde bulunan 12 Amerikan diplomatı bugün üç saat süren bir toplantıdan sonra konfranşiarına son vermişlerdir.

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanlığı Av­rupa Meseleleri Müsteşarı Georg Perkin?, bir karara varılmadığını bununla beraber toplantıya iştirak eden diplomatların tav­siyelerde bulunduklarım bildirmiştir. Müzakerelere 24 ve 25 Ekim'de Londra'da devam edilecektir.

24 Ekim 1949

—New-York :

Bagkan Truman. inşası 65 Milyon Dolara baliğ olan Birleşmiş Milletler yeni genel mterkezine dün kitabeyi koymuştur. Hava iyi olduğu takdirde. Manhattan'da, Genel Merkezin arsasında açık havada hususi bîr açılış toplantısı yapılacaktır.

Birleşmiş Milletler arsasının büyük kısmı­nı. Amerikalı milyoner John Rockfelîer Lea'nın küçük oğlu vermiştir. 39 katlı sekreterlik binasının İnşaatına bu sene başında başlanmış olup büroları Î850 sonuna doğru faaliyete geçeceği sa-nılmak tadır, Yalöiz sekreterlik bloku 25 milyon Dolara çıkacaktır. Binanın muazzam demir iskeleti ikmal edilmiştir. Cepheleri tamamiyle AKimiyüm. cam ve mermer kaplayacak­tır.

25Ekiml949

—New-York :

Meşhur fabrikatör Henri Ford yarın ken­disi aleyhine İrlanda Traktör imalâtçısı Karry Ferguson tarafından açılan davya iştirak edecektir.

Ferguson traktörlerini icat etmiş olan Harry Ferguson, Henri Ford'un müteveffa babasının kendisine traktörerinin patentini kullanmak için tazminat vermeği kabul ettiğini iddia etmektedir. Ferguson bu taz­minatın Ford'un ölümiyle artık verilme­meğe başlanmış olduğunu bildirmekte ve milyonlarca dolar tazminat istemektedir. Ferguson müteveffa Ford'la bu anlaşmayı şifahen yapmış olduğunusöylemektedir.

26Ekim 1949

—Washington :

Ayan Dışişleri Komisyonu Başkanı Tom Conally'nin fikrince Kongre gelecek sene Marshall Plânı hesabına kabul edilen kre­dilerden en az bir milyar Dolar tenzilat yapacaktır.

Tom Conalty bunu söylemekle beraber bunun şahsi kantatından ibaret olduğunu ilâve etmiş ve İktisadî İşbirliği idaresinin bu tenzilatı tasvip edip etmiyeceğini bilme­diğini belirtmiştir.

Bilindiği gibi bu çeşit meselelerde son soz Kongrenindir.

Çonally nihayet, Kongrenin 1952 senesin­den sonra Avmpa'yayardımi kabul etmi-yeceğini ve bu tarihten sonra yabancı memleketlere yapılacak yardımın dÖrdü-cü madde çerçevesi dahilinde özel teşebbüs tarafından temin olunması lâzımgeldiğini sövlemistir.


27 Ekim 1949

—Washington ;

Kiikûmete mensup yüksek bir şahsiyet basma demeçte buunarak demiştirki:

«Grever bu hafta son bulmadığı takdirde Truman kömür madaenleri ve çelikhane . işçileriyle patronların arasını bulmak üzere müdahale edecektir.»

Ayni şahsiyet "bunun hükümet müdahelesi şeklinde olup olrmyacağmı bildirmekten kaçınmakla beraber, Truman'ın Taft Har-lay İşçi kanunlarının verdiği yetkiye da­yanarak adlî emirnameler şekline başvur-mıyacağını ihsas etmiştir.

—Washington ;

İran Şahı 16 Kasımda Washington'a gelmiş olacaktır. Şah Tahran'dan itibaren Tru~ man'm hususi uçağı ile seyahat edecektir. İranBüyükElçiliğiBirleşikAmerika

Cumhurbaşkanlığı tarafından davet edilen Şahın Amerikan endüstri ve tarım usulle­rini tetkik tasavvurunda olduğunu bildir­mektedir.

29 Ekim 1949

—Washington :

Türkiye, Yunanistan, Kore, ve Flipinler de dahil olmak üzere askeri yardım anlaş­masını imzalayan memleketlere 1.314.010.-000 Dolar tahsisini derpiş eden kanun ta­sarısını Tnıman dün akşam imzalamıştır. Bu para şu şekilde tevzi edilecektir :

Atlantik Paktına dahil memleketlere : 500 milyon nakit ve aynı kıymeti bulacak mal zeme.

31 Ekim 1949

—New>York :

New-York Memorial Hastahanesi Klinik AraştırmalarıDirektörüDr. Rulon W.

Rawson'a göre ender hastalanan hormon­lardan ikisi Kanser tedavisinde dikkate çok değer iyi neticeler vermiş bulunmak­tadır.

Bu hormonlar nühamî ve nühaî guddeler­den hasıl olmuştur.

1Ekim 1949

—Hongkorîg :

Komünist Radyosu bugün, yeni Komünsit hükümetlerinin kurulduğunu bildirmek­tedir. Pekin Siyasi istişare Konseyi Mao-Tze Tung'u başkanlığına getirmiş ve hü­kümet Sovyet Rusya ile sağlam bağlar tesis etmiştir. Başkan vekillerinden üçü komünist değildirler fakat komünistlerin ekseriyeti teşkil ettikleri Pekin İstişare Konseyine iştirak etmişlerdir.

—Pekin :

Siyasî İstişare Konfransı Çin Halk Cum­huriyetinin kurulmuş olduğunu Çin mil­letineresmenbildirmiştir.

2Ekim 1949

—Şanghay :

Pükin Radyosu Komünist Çin Hükümeti­nin Sovyetlerin Birliğinin yanında yer aldığı söylemiştir.

Buradaki müşahitlere göre, komünist hü­kümeti şimdi Çinin beşte dördünü işgal etmektedir. Bu bölgedeki halkm sayısı 360 milyondur.

4 Ekim 1949

—Konton :

Milliyetçi Çin hükümeti Dışişleri Bakanı Dr. Ye, Kanton'daki Sovyet maslahatgü­zarına Pekin Hükümetinin Rusya tara­fından tanınmasının Çin'e karşı bir ic-cavüz ve uzak Doğunun güvenliği ile ba­rış için bir tehlike teşkil ettiğini bildir -mistir. Dr, Ye devamla, bütün dünya şimdi açık­ça anlamalıdır ki, pekin rejimi Sovyet emrindedir ve Çin halkına arzusu hilafı­na kabul ettirilmiştir.

10Ekim1949

—Hongkong :

Millî Çin hükümeti ve muhtelif heyetimi muvakkat hükümet merkezi olan Kan-ton'dan ayrılmağa ve Çunking'e taşın­mağa başlamışlardır.

Miilî kuvvetler. Kanton dolaylarındık l mevzilerini müdafaa ederken "grev" ilân etmişlerdir. Bunun sebebide Ağustos ayından beri maaşlarını almamış olma­larıdır.

Kanton'da eşya Katları birdenberi yüzde elli düşmüştür. Çünkü tüccarlar, şeh».r komünistlerin eline geçerse mallarının yağma edileceğini bildiklerinden, ucuza da olsa elden çıkarmak istiyorlar.

Kanton'da oturan yabancılardan bir ço­ğu her ihtimale karşı silahlarını hazırh-yorlar.

11Ekim 1949

—Taipeh :

Milliyetçi Çin Başbakanı Yen-hsi-shan. uçakla Çin'in harb sıralarındaki başkent Tshungking'e gitmeden Önce Başkomutan Can-kay-şek İle görüşmek üzere bugün Taipeh'e gelmiştir.

13 Ekim 1949

—Kanton :

Çunçev civarında toplanan 450.000 kişi'ık bir komünist ordusu Çungking'e yapıla -caktaarruzahazırlanmaktadırlar.

—Kanton :

Bugün Milliyetçi Çin Hükümeti, hükü­metin Kanton'dan Choung-king'e nakle­dilmesini emretmiştir.

Tchoung-King bundaan böyle yeni hükü­metmerkezi olacaktır. Hükürriet daaire-

leri Cumartesi'den itibaren Tchoung-king'de faaliyete geçeceklerdir. Tahliye yarın sona erecek ve şehir Cumartesi eu-nÜ tamaynen terkedilmiş olacaktır.

Adetleri 80.000 i aşan komünist kuvveı-!eri Kanton garnizonuna yerleşmek için acele etmektedirler.

Çİn hükümetinin nakli Kanton'daki İn­giliz konsolosluğunun kapanmasına sebep olduğundan, bir elçilik mensubu Kan -ton'da kalarak baş konsolosluk vazifesi yapacaktır.

—Paris :

"Veni Delhi Radyosunun bildirdiğine göre Çin Milliyetçi Hükümeti, Kanton'u Cu­martesi günü terketmek üzere komünist -kuvvetlerle bir anlaşma yapmıştır.

15 Ekim 1949

—Hongkong :

Dün akşamdanberi Kantonla Hongkoıiç; arasında kesilmiş bulunan telgraf muha­beratı öğleye doğru yeniden -temin edil­miştir. Bununla beraber Honkong tel­graf merkezinde Kanton'daki hâdiseler hakkında malûmat yoktur. "Telefonhenüz işlememektedir.

26 Ekim 1949

—Waşington :

Bugün bir basın konferansında beya­natta bulunan Amerika Dışişleri Bakam Achesonezcümledeıtıiştirki:

«Amerika'nın Çin hakkındaki siyaseti is­ter istemez bir kaç ay evvelkinden farklı olacaktır. Çin meselelerine ihtisas sahiKî olan Filip Jessup'un görüşleri pek yakın­dabirmuhtıraşeklindeaçıklanacaktır.

16 Ekim 1949

— Londra :

Pekin Komünist Radyosunun dün bildir­diğine göre. Çin sahillerinde temizleme hareketlerinde bulunan komünist kuv­vetler Çeklang eyalet sahili açıklarında 4 küçük ada zaptetmişîerdir.

Bu adalar Sangmert ve Sİangça körfezle­rinde bulunmaktadır.

17 Ekim 1949 tarihli «En Sora Daki­ka» dan:

Kanton düştükten sonra Cinde ilân edi­len komünist devletin mevkii bir kat da­ha kuvvetlenmiştir. Gün geçtikçe Çin kı­tasında Mao Tse Tung idaresinin nüfuz ve hakimiyet sahası genişliyor: bilâkis nasyonalist Çin kuvvetleri çekiliyor, da­ğılıyor ve bu ordulara dayanan nasyona­list Çin idaresi de o nisbette zayıflıyor.. Bununla beraber Birleşmiş Milletler teş­kilâtı içinde büyük Çin devletinin tem­silcisi olan heyet; nasyonalist Çinliler tamamiyle ortadan kalkmadıkça mevki­lerini muhafazada ısrar edecekler gibi görünüyor. Bu vaziyet Birleşmiş Milletler iiçnde Sovyetler ile Anglosakson devlet­leri arasında bir türlü hail edilemeyen si­yasî ihtilâflara yakında bir yenisini de katacaktır. Mao Tse Tung'un başkanlığı altında Pe­kinde kurulan komünist Çin devleti Birieşmiş Milletler içindeki nasyonalist Çin heyetiinn çıkarılıp yerine kendi temsil­cilerinin konulmasını istiyor; Sovyet Rusya ile peykleri de onun bu talebini destekliyor. Fakat İngiltere ile Amerika kendilerinin müttefiki olarak Birleşmiş Milletler teşkilâtı içerisine koydukları Nasyonalist Çin temsilcilerini kaldırarak yerlerine komünist temsilcilerini koyma­ğa kolay kolay razı olacağa benzemiyor. Çin'Iüer ideoloji bakımından istedikleri idare tarzını kabul edebilirler. Çinin ko­münist veyahut nasyonalist bir rejime bağlanması ingilizler ile Amerikalıları o kadar alâkadar etmez. Fakat Çin denilen, memleket dört yüz milyon insanın yaşa­dığı büyük bir kıtadır. Bu kıtada gerek İngiltere'nin, gerek Amerika'nın hesap­sız menfaatleri vardır. Yeni komünist Çin devletinin Pekindeki merkezi bu devletlerin Cindeki menfaatlerini tanıya­cak mıdır? İşte ingiltere ile Amerika ko­münist Çin devletini tanımak için ilk ve son şart olarak bir kere bu noktanın ay­dınlatılmasını bekliyoruz.

15 Ekini 1949

—Ottawa :

Pakistan Dışişleri Bakanı Zafrullah Han bu gün basına beyanatta bulunarak ez­cümle demiştirki:

«Komünizme karşı harbeimekmeselesi bahis mevzuu olduğu takdirde memleke­tin hürriyet cephesi için savaşacaktır. Oottava'yı ziyaretetmekteolan bakar. sözlerineşunlarıilâveetmiştir:

«Keşmir meselesi çok naziktir, fakat raü-letlerarası hakem kararının bu meseley i ilgilileri memnun edecek şekilde halk -deceğini ümit ediyorum.

18 Ekim 1949

—Nevyork :

Hindistan Barbakanı Pandit Nehru bü­tün dünya aydın erkek ve kadınlarına hitap ederek Mahatma Gandi'nin kullan­dığı manevî silahın kaba kuvvetten zi­yade temin edebilecek bir durumda ol­duğunukabuletmeleriniistemiştir.

25 Ekim 1949

— Ottawa:

Resmi ziyaret maksadile burada bulunan Hindistan Başbakanı Nehru, Kanada par­lamentosuna mensup iki meclisin müşte­rek toplantısında yaptığı beyanatta Cum­huriyetçi Hindistan'ın İngiliz milletler camiasüe işbirliğine devam edeceğini bil­dirmiş, (.bu işbirliğinin dünya işbirliği ve barış için önemli tesiri olacaktır» demiş­tir.

Nehru, Asya'nın ana meseleleri halledil­medikçe barış mevcut olamayacağım, fa­kirliğin ve hürriyet noksanının bu barı­şın düşmanı olduğunu ilâve etmiştir.

31 Ekim 1949

— Karaşi:

Pakistanhükümeti.Sovyethükümeti nezdinde ilk büyük elçisini tayin etmiştir.

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106