06.12.1949
×

Hakkında

Künye

İletişim

1 Aralık 1949

— Ankara :

Amerikan Yollar idaresi Başkan Yardım­cısı ve yurdumuzdaki Amerikan Yollar Heyetinin Başkanı Mr. Hilts, bu sabah ekspresle şehrimize gemîştir.

Baymdırık Bakanlığında kendisini ziya­ret eden Anadolu Ajansı Muhabirine Mr. Hiltsşu beyanattabulunmuştur :

«Çok sevdiğim memleketinize tekrar gel­mekten ve buradaki Bayındırlık Bakanlığı erkânı ve mühendis arkadaşlarla buluş­maktan mütevellit sevincim büyüktür, asıl büyük bahtiyarlığım, alakadarlardan şimdi öğrenmiş bulunduğum Yolar Genel Müdürlüğü Kanun Tasarısının Büyük Millet Meclisi Komisyonlarında kabul edilmiş bulunması keyfiyetidir.

Bu kanunla ve üç senelik Türk-Ame-rikan işbirliği esnasında yakından tanıdı­ğımız ve takdir ettiğimi?,, fedakâr, cal-'5-kan Türk mühendislerine, makina ve ba­kım personeline, Türkiye'de 19 sene ev­vel tatbik edildiği sekide ihtisas zamlarını iade etmek ve bu şekilde mesleğin mih­net ve meşakkatiyle mütenasip hakkını vererek yol şubesini cazip bir meslek har îine getirmek gibi buna matuf hükümler

de ilâve edildiği takdirde Türkiye'nin yoı davasının yakın bir geecekte ve geniş öl­çüde verimli hamlelelere mazhar olacağı­nabizAmerikalılarinanıyoruz.

Türk Milleti de buna itimatla intizar ede­bilir.

Birkaç gün sonra 949 yılı yol çalışmaları­nı jş yerlerinde inceleyeceğim. Bu arada yardım tahsisatiyle ve Marshall Plânı dahilinde Türkiye'ye gönderilmiş olan yol makinalariyle yapılan işleri gözden geçireceğim.

İncelemelerimin neticesini ayrıca Türk umumi efkârına arzedeceğim.»

— Ankara :

Şehrimize gelmiş bulunan Fransa Köprü­ler ve Yollar Baş Mühendisi, Kprüler ve Yollar Okulu profesörlerinden ve tanın­mış mühendislerden M. Jean Aubert saat 14.30 da Bayıdirlık Bakanı Şevket Ada-lan'ı makamında ziyaret etmiştir. M. Jean Aubert saat 17 de Bayındırlık Bakanlığı Toplantı Salonunda «Suyun İktisadî ve Malî Önemi» adlı ve garbı Avrupanm enbüyük baraj ve hidroelek­trik santralı olan Genissiat'ya ait fümli ve projeksiyonlu ilk konfransını vermiş­tir.

Bağımsız ve muhtar bilim ve yargı mües-sesesince seçilen seçim kanunu tasarısını incelemekle görevli İlim Heyetimiz 19 Eylül 1949 tarihinden 1 Aralık 1949 tarihine kadar 43 toplantı yapmış ve çalışmaları sonunda bir metin meydana getirmiştir. İlim Heyeti siyasî hayatımızın nazım ka-ideîerini kuracak olan seçim, kanunu ta­sarısının, millî varlığımız için en teminat­lı ve sağlara demokratik hükümler taşı­yacak bir seçim kanununa esas olacağı ümitvekanaatidedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisince çıkarı­lacak Seçim Kanununun memleketimiz iyiliğini, saadetini ve yüklenmesini sağlı-yacak hayırlı bir eser teşkil edeceğinden asla şüphe etmeyen ilim Heyeti mensup­ları ifa ettikleri şerefli vatan vazifesinin huzur verici sevincim ebediyen taşımak bahtiyarlığı içindedir. Vücuda getirilen tasarı me-tni ile buna ait gerekçe umumî efkâra arzedilmek Üzere bir kaç gün sonrabasmasunulacaktır.

—Ankara :

iki gündenberi şehrimizde bulunan Ame­rikan Bell Helikopter Kumpanyasından Edward K. Paul, bugün öğleden sonra Ekonomi Bakanlığında Helikopter uçak­larından Amerika'da ziraat, Haşaratla mücadele, posta, gazetecilik, kadastro, sıhhat ve seyrüsefer işlerinde nasıl isti­fade edildiğine dair renkli bir film gös­termiştir.

Gümüşane Milletvekili, Türk Hava Kuru­mu Başkanı Şükrü Sökmensüer, iktisadî İşbirliği Türkiye İcra Komitesi Başkam Russe] Dorr ve Başkan Yardımcısı Hanry Wiens, Posta Telgraf ve Telefon Umum Müdürü Dr. Haldun Sarhan, Bakanlıklar Temsilcileri fünıin gösterilişinde hazır bulunmuşlardır.

—Ankara :

Bu sabah saat 10 da Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyine Bağlı Uyuşturucu Maddeler Komisyonunun Af­yon İstihsal Eden Başlıca Memleketler Hususi Komitesi Gizli bir toplantı yapa­rak afyon yetiştirici memleketlere isabet edecek istihsal nispetleri hakkında gö­rüşmeler yapmıştır. Bu gizli toplantı 11.45 e kadar devam etmiştir.

11.45 de aleni celse başlamış, delegelere c'ağıtılmış olan Hususi Komitenin rapor projesiningörüşülmesinegeçilmiştir.

Rapor hakkında yalnız Hindistan Delege­si bazı tadilat yapılması teklifinde bu­lunmuştur. Diğer delegler raporu tetkik edebilmek için toplantının talikini teklif etmişler ve bu teklif kabul edilerek top,~ lanti Pazartesi sabahı saat 10.30 a talik edilmiştir.

—İstanbul :

Büyük Türk Şairi Yahya Kemal Beyat-îı'nm 65 nci doğum yıldönümü münase­betiyle Türk Ocağı tarafından saat 18 de Üniversite Konfrans Salonunda muhteşem birtörentertipedilmiştir.

Törende şehrimizde bulunan milletvekil­leri, üniversite profesörleri ve beş bini mütecaviz bir davetli ve gençlik kütlesi hazırbulunuyordu.

Türk Ocağı Genel Sekreteri Dr. Fethi Erden'İn töreni açışını müteakip toplantı salonuna gelen eşsiz şairimiz Yahya Ke­mal Beyatli hazır bulunanların coşkun sevgi tezahüratı ve ayakta dakikalarca süren sevgi tezahüratı ile karşılandı.

Tören, Türk Ocağı Başkanı İstanbul Mil­letvekili Hamdullah Suphi Tanrıöver'in hazırladığı bir konuşmanın okunmasiyle başladı.

Hamdullah Suphi bu konuşmasında tek-haşma ayrı bir şiir timi yaratan, millî his­lerin ve millet mefhumunun geçici bîr heycan değil, devam eden kudsî bir mües-se olarak şiirlerinde canlandıran, Türk tarihinin derin kaynaklarını şiirleriyle canlandırıp yaklaştıran Büyük Şairin meziyetlerini, değerini belirtmiş ve söz­lerine beş sene sonra Yahya Kemal'in doğum yıldönümünü tekrar kutlaması te­mennisiyle son vermiştir. Diğer bazı hatiplerin nutuklarından son­ra şairin hayatı ve eseri vatan gaygusu din ve tefekkür hakkındaki duygusundan bahsedilerek eserlerinden örnekler veril­miş lir.

—Ankara :

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sasyai Konseyine Bağlı Uyuşturucu Maddeler KomisyonununNew-York'takiafyonla ilgili çai:şmalar:nda Dr. İlhamı Mazhar ve Dr. Steing'in plağa alınmış konuşma­ları bugün saat 18.30 da Ankara Radyosun­da dinletil mistir.

—Ankara :

Milletvekilliği dokunulmazlığının kaldı­rtmasına Büyük Millet Meclisince karar verilmiş olan Denizli Milletvekili Reşat Aydınlı bugün Ankara Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesinde ifadesi aalmdıktan sonra tevkif edilmiş ve ceza evine gönde­rilmiştir.

— Ürzincan :

Büyük zelzeleden evleri yıkılmış olan vatandaşlara dağitılmak üzere bu yıl Erzincan şehrinde Bayındırlık Bakanlığın ca yaptırılmakta olan SO0 evin inşası bit­miştir. Ankara'dan şehrimize gelen teknik heyet bu evlerin geçici kabullerini yap­mağa başlamıştır. Heyet tarafından ka­bulünü mütaakıp evler sahiplerine tes­lim edilecektir.

—İstanbul :

Büyük Vatan Şairi Namık Kemal'in ölü­münün 61 nei yıldönümü münasebetiyle İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği tara­fından bugün saat 1.4 de Eminönü Halk-evinds bil anma töreni tertip edilmiştir. Törene Şehir Bandosunun çaldığı istiklâl Marşı ile başlanmış. müteakiben Şehir Bandosu refakati ile İstanbul Konservatu­ar talebeleri tarafından Plevne Marşı söy­lenmiştir.

Marş bittikten sonra Kürsüye gelen İstan­bul Üniversitesi Talebe Birliği Genel Sek­reteri Faik Güven, Büyük Şairin ruhunu taziz için dinleyicileri iki dakikalık ihtiram sükûtuna davet etmiştir. Tazim duruşun­dan sonra Genel Sekreter bugünün yalnız Namık Kemal'in değil, Atatürk, Fatih, Ibnisinalar gibi .nurlu yüzlerin aramızda dolaşıp hissedildikleri bir gün olduğunu belirtmiştir.

—Ankara :

Büyük Vstan Şairi Namık Kemal'in Ölü­münün 61 nci yıldönümü rnünaasebe tiyle bugün saat 17.30 da,'Dil ve Tarih-Coğraf-yaFakültesi KonfranasSalonunda tertip edilen anma törenine yüzlerce yüksek tahsil talebesi iştirak etmiş, birçok hatip­ler Namık Kemal hakkında konuşmalar yapmış ve Büyük Şairin şiirlerini oku­muşlardır.

— Ankara :

Üç gündenberi şehrimizde bulunmakta olan Birleşik Amerika Dışişleri Bakan Yardımcısı Mr. George Mc Ghee busabah saat 9.30 da Amerika'nın Bağdat Elçisi Mr. Edvvards Crockerin özel uçağiyle Bağdat'a hareket etmiştir.

Mr. Mc Ghee uçak alanında Dışişleri Bakanı adına Öze Kalem Müdürü Necdet Kent, Genelkurmay Başkanı adına Genel­kurmay .Eğitim Dairesi Başkam Tümgene­ral Rüştü Erdelhun ve Bayan Erdelhım, Amerikan Büyük Elçisi Mr. Wadsworth, ingiliz Büyük Elçisi Sir Noel Charles, İk­tisadî İşbirliği idaresi adına Mr. Henry Wiens ve Bayan Wiens tarafmdaan uğur-lanrmştir.

Mr. Mc Ghee'ye Bayan Mc Ghee, Ameri­ka'nın Bağdat Elçisi Mr. Croeker ve Ba­yan Crocker ve memleketimizde bu-bulunmakta olan Fransa'nın Bağdat Elçisi M. George Balai, Bağdat Elçiliği Başkâtibi Mr. Richard Gnade refakat etmektedir. Mr. Mc Ghee hareketi sırasında Hava alanamda bulunmakta oln Andolu Ajansı Muhabirinden, Türkiye'de gördüğü iyi kabulden doğan tahassüslerinin bilhassa belirtilmesiniricaetmiştir.

—Ankara :

.'imerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakan Yardımcısı Mr. Mc Ghee'nin An­kara'yı ziyareti ve temasları münasebe­tiyle bazı gazetelerimizde intişar eden ve bir ittifak parafe edildiğine ve saire-ye dair olan haberlerin aslı olmadığını belirtmeğeAnadolu Ajansımezundur.

5 Aralık 1949

— Ankara :

Büyük Milet Meclisinin bugün saat 15 de Başkan vekillerinden Trabzon Milletvekili KaifKaradenizinbaşkanlığında yaptığı oturumda sayıştayda açık bulunan bir üyelikiçinseçimyapılmışveneticede

oya iştirak eden 235 milletvekilinin 122 oyu ile Ahmet Rakım Savcı Sayıştay Üyeliğineseçilmiştir.

ti Aralık 1949

—İstanbul:

Şehrimizde misafir bulunan Fransız ikti­satçısı Perraux, İktisat Fakültesi Lisans ve Doktora talebeeriyle hariçten arzu eden iktisat mensupları için tertip ettiği seminerlere bugün saat 14.30 da Üniver­site merkez binası arkasındaki yeni ders­hanede başlamıştır. Seminerler bir hafta devam edecektir.

7 Aralık 194S

—Konya :

Amerikan Devlet Yolları Başkan Yardım­cısı ve Türkiye'de Amerikan Yol Heyeti Başkan Yardımcısı Mr. Williames yanla­rında diğer zevatla beraber buraya gel­mişler, Vali ile Ankara-Konya yolu hak­kında görüşmelerde bulunduktan sonra Ankara'yadönmüşlerdir.

—İzmir :

Birleşik Amerikanın Akdeniz Donanma­sına mensup J. P. Kennedy, Johnston ve Siske Muhripleri bu sabah limanımıza gelmişlerdir.

Saat 9 da Mendirek açıklarında demirli-yen Filotilla komodorunu ziyaret eden Yüzbaşı Suat Çakıl misafirlere «hoş gel­diniz;»demiştir.

Filotilla Komutanı Albay F. Virden. Ame­rikan Konsolosunun ziyaretinden sonra beraberinde muhripler komutanları bu­lunduğu halde saat 9.50 de karaya çıkmzş ve basta bando bulunan bir müfreze asker tarafından selamlanmiştır.

Sırasiyle Garnizon Komutanlığını, Vilâ­yeti ve Belediyeyi ziyaret eden Komutan F. Virden, Amerikan Konsolosunun ziya­retini de iade ettikten sonra gemiye dön­müştür.

Öğleden sonra Garnizon Komutanı bera­berinde Akdeniz Üsler Komutanı olduğu lıalde Vali Vekili Nihat Şenman Ve Bele­diye Başkanı Reşat Leblebicioğlu ile birlikte Komutan Gemisine giderek Ko­modorunziyaretiniiadeetmişlerdir.

Dost misafir denizciler Komutanlığa ve Vilâyete gidiş ve gelişlerinde Hükümet enlinde toplanan halk tarafından alkiş-] anmış! ardır.

Albay F. Virden yarın saat 10 da bir baısıı toplantısıyapacaktır.

— Ankara :

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyine Bağlı Uyuşturucu Maddeler Komisyonunun Afyon İstihsal Eden Baş­lıca Memleketler Hususi Komitesinin An­kara'da yaptığ' toplantıların sona ermesi münasebetiyle bugün basına aşağıdaki tebliğ verilmiştir :

Uyuşturucu meddelerin milletler arası kontrolü afyon istihsalini vs dağıtılması­nı tıbbî ve ilmî ihtiyaçları karşılayacak miktarda tahdit etmek gibi henüz halle­dilmemiş olan Önemli bir mesele ile daima karşılaşmaktadır. Bu ihtiyaçları aşan bir istihsal müzmin bir hadise teşkil ederek afyonla afyonlu maddelerin daimi kaçak ticaretine ve bu maddelerin gizli imaline yo]açmaktadır.

Milletler Cemiyeti bu meseleyi halletmek iein bir çok kereler gayret sarfetmiş, fakat çalışmaları harp yüzünden înkitaa uğramıştı. Bugünkü şartlar karşısında Birleşmiş Milletler Teşkilâtı bu meseleyi tedrici bir surette ele amağa karar ver­miştir. Bu işin ilk ve en önemli safhasını ise, Afyon istihsal eden başlıca memle­ketlerin bü istihsali tahdit etmek için lazım olan anlaşmalara iltihak etmesini sağlamak teşkil etmektedir. Bu maksat­ladır ki Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi, başlıca Afyon Müstahsili Devletlerin Hususi Komitesini toplantıya çağırmak hususunda Uyuşturucu Madde­ler Komisyonunun yaptığı teklifi kabul etmiştir. Derpiş edildiği üzere, bu Komi­teyedahilHindistan,İran,Türkiyeve

Yugoslavya temsilcilerinin iştirakiyle An­kara'da 25 Kasım 1949 dan 7 Aralık 1949

kadar süren bir konfrans toplanmıştır. Kendisine tarunan selâhiyet dahilinde Komite, bazı meseleleri tetkik etmiş ve bağlı bulunduğu Uyuşturucu Maide-ler Komisyonuna sarih tavsiyelerde bu­lunmağaittifaklakararvermiştir.

—İstanbul:

Uneseo'mın Ortaşrk bilimsel işbirliği mer kezi İstanbul bürosunun açıîmsı dolyısiy-le bu akşam saat 18 de Parkotel'de bir toplantıyapılmıştır.

Vali ve Belediye Reisi Dr, Fahreddin Ke­rim Gökay, Teknik Üniversite Rektörü Ord. Prf. Hulki Eren, Unesco'nun Kahire Merkez Müdürü Prf. Kari Boreh. profe­sörler, basın mensupları ve davetlilerin hazır bulundukları toplantıda söz alan Unesco'nun Türkiye Millî Komisyonu Yö­netim Kurulu Başkanı Ord. Prf. Tevfik Sağlam, İstanbul'da kurulan bu teşekkü­lün gerek yurd ve gerek Ortaşark cami­ası için önemli bir hâdise olduğunu be­lirtmiştir.

—Ankara :

Türk Dİl Kurumu Genel Yazmanlığından : 1 — Altıncı Türk Dİl Kurultayı, Aralık avmm 19 ncu pazartesi günü saat 10 da Ankara'da, Dil, Tarih-Coğrafya Fakülte­siKonfrans Salonundatoplanacaktır,

2—Kurultay hazırlığı tamamlandı ve Ku­rultaya sunulacak tezler gözden geçirildi. Kurultay, üçü yönetim ve üçü bilim ol­mak üzere altı komisyonla çalışacaktır. Beş gün sürecek olan bu Kurultayın komisyon çalışmalarından başka dört ge­nel oturumu olacaktır.

—Ankara :

Günaltay Hükümeti tarafından işbaşına geldiği zaman vadediien yeni seçim kanu­nu tasarısı bu akşam Büyük Millet Mec­lisine sunulmuştur. Bu tasarı ile birlikte muhtelif memleketlerin seçim mevzuatını ihtiva eden kitap, teknik heyetin hazırla­dığı metin ile İlim Heyetinin hükümete verdiği proje ve gerekçesi de Meclise gön­derilmiştir.

Yarın saat 11 de Başbakan Yardımcısı Ni­hat Erim bîr beyanat vererek hükümet görüşünügazetecilereaçıklayacaktır.

—Ankara :

İstanbul Fethinin 500 ncü Yıldönümü Kutlama Bakanlar" ve Kurullar arası Da­imi Komisyonu 13. Xn-1949 ve 16. Xiı. 1949 tarihleri arasında Millî Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu'nun Başkanlığında muhtelif toplantılar yaparak esas progra­mı hazırlamış ve gerekli ödeneği tespit ileİcraKomitesini seçmiştir.

Çalışmaların İstanbul'da Vali ve Beüediye Başkanının Başkanlığında tali bir komis­yon halinde devamı için de bir karar alınmıştır.

—Ankara :

Büyük Millet Meclisi' bugün saat 15 de Başkanvekillerinden Cevdet Kerim İnce-dayı'nm Başkanlığında toplanmıştır. Oturum açıldıktan ve üyelerden bazıla-larma izin ve bu toplantı içinde iki aydan fazla izin alan Erzurum Milletvekili Mesut Çankaya'nın ödeneğinin verilmesi hak-da Meclis Başkanlığı tezkerelerinin oya sunulup kabulünden sonra gündemin so­rular bölümündeki Seyhan Milletvekili Sinan Tekelioğlu'nun 1331 sayılı kanunun 9 ncu maddesinin yorum talebi ile metruk emval hakkındaki Başbakanlıktan sözlü sorusunun müzakeresinegeçilmiştir.

Î7 AraIk 1949

—Bursa :

Memleketimizin dağ spor merkezi olan Uludağ'eh: yılbaşından itibaren Büyük Otel'de senenin kış mevsimi açılmış ola­caktır. Uludağ tesisleri kışın dağa gelecek olanlar için gerekli hazırlıkları bitirmiş ve mühim bir güçlük teşkil eden yolcu­lara ait bagajarın otele nakli meselesi de bir teşkilata bağlanarak temin edilmiştir. Dağa çıkacak olanlar doğrudan doğruya Uiudağ gibi, Bursa'da Ulucami civarında Birlik Taksi Merkezi (Tel. No: 1603) ne veya Tel. No:2397 merkezine telefon et­tikleri taktirde mevsimle mütenasip her türlü vasıta emirlerine amade bulundu­rul ?.caktir.

39 AralIk 1949

—Ankara :

İftira suçundan sanık Denizli Milletvekili ReşatAydmli'nmmahkemesinebugün

image001.gifimage002.gifimage003.gifimage004.giftaat 14.30 da 1 nci Asliye Ceza Mahkeme­sinde devam edildi. Hakim Celil Cevheri-oğîu idi. İddia makamında da Savcı Yar-dmicılanndan Hayri Mumcuoğlu bulunu­yordu.

Sanık Reşat Aydınlı ve avukatı ile dava­ya müdahil olarak katılan Osman Bölük-başı ve Fuat Arna'nm avukatları Nihat Akpmar ve Nurettin Ardıçoğlu yerlerini almışlardı.

Gecen celsede savunma avukatının reddi hakim talebinde bulunması üzerine, mah­keme bu talebin merciince incelenerek bir karar verilmesi için dava dosyasını 2 nci Ağn Ceza Mahkemesine sevketmişti. Ağır Ceza Mahkemesince tetkik edilen dosya, reddi hakim sebeplerinin zikredil­memiş olması yüzünden tekrar 1 nci Asli­ye Mahkemesine iade edilmiş bulunuyor­du. Diğer taraftan savunma avukatı bir kac gün önce bir dilekçe ile red sebepleri­ni mahkemeyebildirmiştir.

Bugünkü celsede hakim, red sebeplerini bildiren dilekçe hakkında Savcılık Ma­kamının mütalaasını sordu. Savcı Mum-euoğlu bu hususta dedi ki :

Mahkemenin sayın yargıcı reddedilmiş­tir. Usul kanununun 28 nci maddesi ancak reddedilen hakimin tehiri caiz olmıyan muameleleri yapacağını amirdir. Bir karar verilmeden önce dosyanın merciince tet­kiki yapılmak üzere makamımıza tevdii-nin yerinde olacağıkanaatindeyiz.

Savcılığın bu mütalaası üzerine Hakim Celil Cevherioğlu, sanık vekili tarafından verilen reddi hakim isteğini mutazzamm dilekçenin merciine gönderilmek üzere dava dosyası ile birlikte Cumhuriyet Savcılığına tevdiine karar verdi.

Savcılık kendi mütalaasını da ekliyerek dava dosyaasmı tetkik merciine gönde­recek ve verilecek karar üzerine duruş­ma günü tespit olunacaktır.

— Ankara :

Yurdumuzda turizm işlerine verilecek yönü görüşmek ve alınacak tedbirler hak­kında düşüncelerini bildirmek üzere teş­kil edilmiş bulunan «Turizm Danışma Kurulu» ilk toplantısını bugün Tarih Ku­rumusalonundayapmıştır.

Toplantı. Devlet Bakanı Başbakan Yar­dımcısı. Nihat Erim'in, turizmin memleke­te sağlıyacağı faydaları belirten konuş­ması ile açılmıştır.

Bundan sonra Basın Yayın ve Turizm. Genel Müdürü Ahmet Şükrü Esmer mo­dern iktisadî cemiyetin milletlerarası ekonomide en esaslı gelir kaynaklarından biri olan turizm endüstrisinin memleketi­mizde gelişmesi için lâzımgeİen esaslar hakkında bir konuşma yapmıştır. Kurul Başkanlığına İstanbul Valisi Dr. Fahrettin Kerim Gökay, Başkan Vekillik­lerine İzmir Valisi Osman Sabri Adal ve Türkiys Turing ve Otomobil Kurulu Başkanı Reşit Saffet Atabiner, Kâtiplik­lere İstanbul Yataklı Vagonlar idaresi Galata Şubesi Müdürü Kâmil Soysal ve Türkiye Turizm Kurumu Müdürü Sürey­ya Ergün seçilmişlerdir. Bundansonra,

1 — Turizmanaprogramınıntespiti, 2— Turizmin gelişmesine mani mevzular, 3 — Turizmigeliştirecektedbirler üzerindeçalışmaküzereüçkomisyon-seçilmiştir.

Öğleden sonra da Genel Kurul ve Komis­yonlar çalışmalarına devam etmişlerdir. Delegelerin bir kısmı hazırlanan kanun ta­sarısı üzerinde düşündüklerini açıklamış­lar ve Kurul çalışmalarının takip edeceği ana prensibin tespiti yolundaaki teklifle­rin tetkikinden önce bir tali komisyon seçilmesini, ondan sonra kanun tasarısı­nın m'addeleri üzerinde görüşülmesini istemişlerdir. Bu teklif kabul edilmiş ve-komisyonunun seçilmesini müteakip mad­deler üzerinde müzakerelere başlanmıştır. Seçilen Tali Komisyon Denizli Milletve­kili Dr. Behçet Uz tarafından hazırlanan ve Büyük Millet Meclisine sunulan ka­nun tasarısı ile Basın-Yayın »ve Turizm Genel Müdürlüğünün ve Ticaret Bakan­lığının aynı mevzu üzerinde hazırlamış bulundukları kanun tasarıları tetkik edecek ve düşüncelerini bildirecektir. Kurul ve komisyonlar yarın da çalışma­larınadevamedeceklerdir.

22 Arabk 1949

—Ankara :

19Aralık1949pazartesigününden beri toplanmağabaşlamışbulunan«Türkiye Turizm DanışmaKurulu»bu sabah ve öğledensonraKomiteveGenelKurul halindetetkiklerinedevamiaçalışmala­rını sona erdirmiştir. Danışma Kurulu mesaisini:

— Turizmsiyasetininanahatlarınıntespiti,

—Turizmeengelolan sebeplerinkal­dırılması,

— Türkiye'de turizmi teşvik ve turizmişletmelerihakkındakanunlarüzerinde çalışmalar yapmıştır.

—Ankara :

Altıncı Türk Dil Kurultayı bugün Genel Kurul halinde ve Hüseyin Cahit Yalçm'ın Başkanlığında toplanarak Tüzük, Önerge, Lengüstik, Bütçe ve Terim komisyonla­rının raporlarını incelemiş ve kabul etmiş­tir.

23 Aralık 1949

—Ankara :

Busabah toplanan C. H. P. İl Kongresi Kongresi Başbakan Şemsettin Günaltay'm birhitabesiyleaçılmıştır

—Ankara :

Başbakan Şemsettin Günaltay Sivas ve Erzincan'da incelemelrde bulunmak üzere beraberinde İşletmeler Bakanı Münir Birsel, Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, Bayındırlık Bakanı Şevket Adalan ve Çalışma Bakanı Reşat Şemsettin Sirer ile Sivas ve Erzincan Milletvekillerinden bazıları, Sümerbank, Etibank. Toprakofis Umum Müdürleri olduğu halde bugün saat18.30daSivas'ahareketetmiştir.

27 Aralık 1949

—Ankara :

Atatürk'ün Ankara'ya ilk gelişinin 30 ncı yıldnümü dolayısiyle Ankara Klubü bu­gün bir merasim tertip etmiştir. Saat 13 de Millî Kıyafetler giyinmiş Efe­ler atlı oarak Dikmen'den hareket etmiş­ler ve davul zurna ile Bakanlıklarda ken­dilerini bekleyen yayalara mülâki olmuş­lardır. Kafile yola devam ederek Atatürk Bulvarına gelmiş ve Büyük Millet Meclisi önündenıSaat 15 de Ulus Meydanına vasıl olmuştur.HükümetKonağıönündeAn-

kara Klubü Başkam Dr. Kâzım Mıhcı-oğlu günün manasını belirten bir konuşma yapmıştır.

Konuşmayı müteakip heyet Samanpazan yolu ile Atatürk'ün Muvakkat Kabri önü­ne gelmiş ve burada Kabre bir çelenk konulmuştur.

Gece Büyük Sinemada bir mÜsamere ve­rilecektir.

28 Aralık 1949

—İzmir :

Tütün satışları bugün de bir çok bölge­lerde hararetli ceryan etmiştir. Akşama kadar altı milyon kiloya yakın mubayaa yapılmıştır. Ekseri yerlerde iyi evsafta tütünler tamamen satılmış gibidir. İki gün İçinde yapılan satışların yekûnu 23 milyon 356 bin 4--0 kilou bulmuştur. Umumi vasa­ti fiat 23S kuruştur. İki günlük satışlarda tüccarlar başta gelmekte, Amerikan firma­ları 7 milyon 876 bin 560 kilo ile ikinci Tekel de 3 milyon 407 bin 120 kio ile üçün­cüdurumdabulunmaktadır.

30 Aralık 1949

—Ankara :

Farlamentolararası Türk Grubu Genel Ku­rulu bugün saat 10.30 da Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır.

Eski Yönetim Kurulu ve Denetçilerin raporlarının okunup tasvibinden sonra yeni Yönetim Kurulu ve Denetçilerin se­çimi yapılmıştır,

Gizli oyia yapılan seçim neticesinde Yöne­tim Kuruluna Bingöl Milletvekili Feridun Fikri Düşünsel, Tokat Milletvekili Nazmı Poroy, Kocaeli Milletvekili Cenap Aksu Bursa Milletvekili Atıf Akgüç, Konya MiJetvekili Ali Riza Türel, Bursa Millet­vekili Abdurrahman Konuk, Elâzığ Mil­letvekili Fazıl Ahmet Aykaç, Kocaeli Mil­letvekili Sedat Pek, Yozgat Milletvekili İhsan Ol?un, Denetçiliklere Manisa Mil­letvekili Ali Riza Artunkal ile Sivas Mil­letvekiliAtıfEsenbelseçilmişlerdir.

Seçimden sonra Yönetim Kurulu üyeleri kendi aralarında toplanarak Başkanlığa Bingöl Milletvekili Feridun Fikri Düşün-sel'i İkinci Başkaanlığa da Tokat Millet­vekiliNazım Poro'yu seçmişlerdir.

Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Nihat Erim, tekrar söz almıştı. Sinan Tekelioğlu'nun mütalâasına cevaben dedi ki:

Efendim, Sayın milletvekilinin şimdi kürsüden Yüksek Meclise hitaben söy­lediği sözler, benim, ilk cevabımı verirken arzettiğim noktayı teyid etmiş oluyur. Binaenaleyh bu mütalâalar belki yüksek meclise müteveccih bu­lunmaktadır.Hükümete taallûk eden bir nokta görmemekteyim.

Yalnız milletvekili dokunulmazlığından bahsederken, bazı mütalâalar serd-ettiler ve bu mütalâaları arasında da yapılan İşleri tenkit ettiler. İşlere ta­allûk ettiği için, hükümet bunu cevaplamak durumundadır.

Milletvekilliği dokunulmazlığı, normal vatandaşlık rejimi içinde bir istisnai rejimdir. Her istisnai rejim gibi bu da tahdidi mahiyettedir. Anayasanın sara­haten İmtiyaz tanıdığı hususlar dışında bu memlekette, milletvekilleri de dâ­hil olmak üzere hiç bir vatandaşa imtiyaz tanınamaz. (Doğru sesleri, soldan). Anayasamız Büyük Meclis tarafından müzakere ve kabul edilirken Trabzon Milletvekili Rahmi Bey aramanın menedilmesi için bir takrir veriyor. Büyük Meclisçe bu takrir reddediliyor. Binaenaleyh dalâletten, tehditten değil, A-nayasanm müzakeresi esnasında verilmiş olan bir takririn ve sırf bu madde­ye mahsus olarak verilmiş bir takririn reddedilmesi. Anayasayı yapan heye­tin ne düşünmüş olduğunu gösteriyor. Şunu da arzedeyim ki. milletvekilliği dokunulmazlığı demek, adlî takibattan, cezadan berî kalmak demek değil­dir. Yalnız bizim memlekette değil ingiltere'de de. Fransa'da da böyledir ve bütün demokrat memleketlerde böyledir.

Dahası var: İngiltere'de ceza dâvaları için önceden Avam Kamarasından mü­saade almadan adalet cihazı takibata başlar. Hattâ hükmünü verir ve bir tes­kere ile Avam Kamarasına keyfiyeti bildirir. Fransa'da da arama için bîr kayıt yoktur. Hangi demokratik idarenin anayasasına ve içtüzüğüne bakı­lırsa kevfiyet bövledir. Binaenaleyh, tekrar ediyorum Hükümet İşlerine ic­raya taallûku bakımından sayın milletvekilinin sualindeki üç madde de İç­tüzüğün 150 nci maddesinin tarifine giren, yani açıkça gösterilmiş işler hak­kında bilgiler isteme mahiyeti yoktur.

Nihat Erim'den sonra Adalet Bakam Fuat Sirmen de bu mevzu üzerinde de­di ki:

Muhterem arkadaşlar, çok temenni ederim ki soru sahibi madem ki ismim­den bahsedecekti, suallerini bana tevcih etmiş olsalardı daha iyi ederlerdi. Suallerini sayın Başbakana tevcih ettikleri için Yardımcısı karşıladı. Fakat bu arada benim de ismimi mevzuubahis ettikleri için içtüzüğün bana verdi­ği yetkiye dayanarak sayın Başkandan söz istedim, şimdi sorduklarını ce­vaplandıracağım.

Arkadaşlar, Başbakan Yardırması arkadaşımızın dediği gibi milletvekilliği dokunulmazlığı, Sinan Tekelioğlu gibi düşünenlerin aldığı mânada vatan­daşlardan muavyen sıfatı haiz olan kimselere hiç bir şey yapılamaz mânasına alınmış değildir. Dünyanın hiç bir yerinde de bu anlamda milletvekilliği dokunulmazlığı mefhumu yoktur. Milletvekilliği dokunulmazlığı müessese­nin kurulmasının tek sebebi milletvekilinin milletvekilliği vazifesini kema­liyle yapabilmesini sağlamak ve buna herhangi bir icra tazyikma mâruz hı-rakmıyarak bu vazifesini icraya imkân vermektir. Milletvekilliği dokunul­mazlığı müessesesi her memleketin kabul ettiği şekle göre bazısında daha takyid edilmiş bazısında daha geniş tutulmuş olmakla beraber bu âna esas­tan asla inhiraf edilmiş değildir. Bu bakımdan bendeniz fazla bir şey söyliyfe-cek değilim. Sayın Başbakan Yardımcısı arkadaşım bunu izah etti. Binaen­aleyh Adalet Bakanınızın kanaati odur ki, bizim Anayasa hükümleri önünde ancak Anayasanın sarih olarak milletvekilliği dokunulmazlığı mefhumu içine . sidiği hususlar yapılamaz. Yani sanık sıfatiyle sorguya çekilemez; tutulamaz ve yargılanamaz.

Bütün bunlar hukukçu olmayan şunun, bunun karihasında kendi keyfine gö­re verdiği mânalar değil, bir hukuki terim olmak itibariyle bunların mânaları Ceza Muhakemeleri Ususlü Kanunumuzda sarih olarak belli edilmiştir. Bu hukuki terimlerin Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunumuza göre ihtiva etti­ği anlamlar dışında adlî muamelât, milletvekilliği dokunulmazlığı refediîme-miş olan bütün milletvekilleri hakkında kemalile tatbik edilmek lâzımgelir. Edilemez değil, tatbik edilmek lâzımgelir.

Bu hâdisedeki arama meselesine gelince, Başbakan Yardımcısı arkadaşımın da dediği gibi tedvin edilirken, Anayasamızın 17 nci maddesi müzakere edi­lirken o tarihte bir milletvekili arkadaşımız kanaat olarak bu istisnalar ara­sına milletvekili ikametgâhının aranılmamasi kaydının konulmasını istemiş fakat o zamanki Büyük Millet Meclisi bu ilâveye lüzum görmiyerek bu tak­riri reddedilmiştir.

Bu da apaçık göstermektedir ki milletvekilliği dokunulmazlığı refedilmeden hakkında arama muamelesi tatbik edilebilir.

26 senelik Cumhuriyet rejiminin geleneği bu olduğu gibi, kanunlarımızın, Anayasamızın s?.rih hükmü de budur.

Kendilerine bu kadar cevap vermekle iktifa edecektim. Yalnız bir noktaya işaret edeceğim.

Bu kürsüden dediler ki, nasıl, niçin, neden dediler bilemiyorum, Adalet Ba­kanı nasıl olur da bir milletvekilinin evini aratıyor?

Arkadaşlar, arama muamelesi huzuurnuzda, bu hâdise vesilesiyle açıklandı­ğı üzere, bir hâkimin karariyle olmuştur. Hâkimin kararını infaz eden de onun icra organı olan müddeiumumidir. Bir hâkimin arama kararı verip ver­memesine Adalet Bakanı nasıl müdahale eder ve nasıl böyle bir karar alır? Bu arkadaş, bunu nasıl düşünür? Arkadaşlar, bir hâkimin kararını Adalet Bakanın emriyle alınmış bir karar gibi telâkki eden zihniyete, ben 2700 hâ­kimin hukukunu muhafaza ile mükellef bir adam sıfatiyle, kendi görüşlerini kendilerine iadeyi bir vazife bilirim.

Türk hâkimleri içinde en ufağından en büyüğüne kadar kanuni yetkisini kul­lanırken hic bir makamdan emir almaz.

Binaenaleyh, gümrük tenzilâtından Türkiye ihracatının müteessir olması mümkün değildir. Bilâkis bizim de istifade etmemiz tabiidir.

Böyle olduğu halde, bizim için hayatî bir mahiyet arzeden bu mevzuda uya­nık bulunmaktayız. Bu husustaki görüşümüzü, daha evvelce dost Amerika Hükümetine bildirmiş bulunuyoruz. Ajnerika'dan bu hususta lâzım gelen teminatı aldık.

Tütünde yapılan gümrük tenzilâtı yüzde otuz, kuş üzümünde yüzde 50 dir. Bakanın beyanatından sonra soru sahibi Faik Kurdoğlu, bakana teşekkür­lerini bildirerek bu mevzu üzerinde geniş izahat verdi ve bakandan müsait bir zamanında yapılan anlaşmalar hakkında izahat vermesini istedi.

Sözlü soruların müzakeresi bittikten sonra, bir yorum talebi ile Sinan Te-kelioğlu'nun bir kanun teklifi müzakere edildi. Tekelioğîu bir önerge ile teklifini geri istedi. îçel Milletvekilliğine seçilen Ali Menteşoğlu'nun millet­vekilliği onandı.

Gündeme birinci müzakereleri yapılacak bazı kanun tasarıları bulunuyordu. İspirto ve İspirtolu içkiler İnhisarı hakkındaki 4250 sayılı kanunun b?zı mad­deleriyle aynı kanunun 4658 sayılı kanunla değiştirilen 21 inci maddesinin değiştirilmesine dair kanun tasarısı müzakere edildi ve 3 üncü maddesi de­ğiştirilerek kabul edilmek suretiyle bu kanunun birinci müzakeresi tamam­landı.

İstiklâl Harbi Malûllerine verilecek para mükâfatı hakkında kanun tasarısı­nın da birinci müzakeresi yapılarak kabul edildi.

Birinci defa müzakere edilecek kanunlar arasında Tükiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Kanununun 5 inci maddesinin değiştirilmesi hakkında ka­nun tasarısı da bulunuyordu.

Bu kanunla Ziraat Bankasının itibarî sermayesi 100 milyon liradan 300 mil­yon liraya çıkarılıyordu.

Tasarının umumu üzerinde söz almış olan milletvekilleri görüşlerini ve te­mennilerini ifade ettiler. Ekonomi ve Ticaret Bakanı da bu tasarı hakkında hükümetin noktai nazarını belirtti. Bütçeden yapılan % 0,5 nisbeündeki yardımın % 2 ye çıkarılması hakkındaki teklifleri, bakanın izahlarından sonra oya konularak reddedildi. Tasarı aynen kabul edilerek kanunun bi­rinci müzakeresi tamamlandı.

Başkanoturum başında oylanan maddelerin241 ve 244oylakabul edildi­ğini. Sayıştay âzahğı için yapılanseçimdeyeterekseriyetolmadığımı bil­dirdikten sonragündeme gelecek oturumdadevam edilmek üzere oturuma son verdi. Meclis Pazartesi günü saat 15 te toplanacaktır. 1945 ten bugüne kadar hiç bir muhalifin hiç bir vatandaşın burnunun kana-mamış olması kâfi değil midir? Bundan hepimiz muhalif muvafık iftihar duymalıyız.

Bazı muhalif arkadaşlar da böyle bir haleti ruhiye., böyle bir kompleks se­zilmektedir. Adetâ yaptıkları isin bir fedailik, bir fedakârlık olmasını isti­yorlar. Öyle olsa gibi bir temenni ifadelerinde, tavırlarında sezilmektedir. Fakat insafla mütalâa edilsin: Milletvekilliği dokunulmazlığı kisvesi, zırhı altında saklanarak toplantı meydanlarında küfürler edildiğini, gazetelerde hepimiz her gün okumaktayız. Hangisine en ufak bir rahatsızlık verdik? Her,rey adalete terkedilmiştir. Adalet cihazı bunda gayri kanuni bir mua­mele görürse harekele geçmek istiyor. B. M. M. ne müracaat ediyor, evrak, milletvekilliği dokunulmazlığını kaldırmayı icap ettirir mahiyette değilse o evrak burada kalıyor. Hangi milletvekilini hükümet, idare veya adalet ci­hazı keyfî olarak mem muamelesine girişmiştir, hangisini hattâ küfürden alıkoymuştur? Her şeyin kanun dairesinde yürütülmesine âzami itina gös­terilmektedir.

Bu vadide yürürken herşeyden evvel insaflı olalım ve millet karşısında, ta­rih karşısında hakikatleri ifade etmekten çekinmiyelim. (Soldan, bravo sesleri)

Nihat Erim'in açıklamasından sonra soru sahibi Sadık Aldoğan tekrar söz alarak kürsüye gelmiş ve Anayasadaki mevzuubahs maddenin gayet sarih olduğunu, bu bakımdan yorumlanması cihetine gidilmeye hiç de ihtiyaç bulunmadığını hatırlatmış ve üç senedenberi memleketin girdiği demokra­tik hayattaki ilerlemelerin inkâr edilemiyeceğini fakat kendilerinin demok­ratik rejimin tam ve esaslı bir şekilde yerleşmesini istediklerini bildirmiştir. Böylelikle Afyon Milletvekili General Sadık Aldoğan'ın sözlü sorusu bitmiş oluyordu. Daha sonra Diyarbakır Milletvekili İhsan Hamid Tiğrel'in banka­ların mevduatı arttırmak için başvurdukları piyango usulü hakkındaki sözlü sorusuna geçilmiş ve bu münasebetle kürsüye gelen Maliye Bakanı İsmail Rüştü Aksal şu beyanatta bulunmuştur :

Bankaların tevdiatı arttırmak için başvurdukları ikramiye usulünün bir yarış mahiyetim alması, mevduat celbinin teşvikinde salim bir hattı hareket, teiâkki edilemez.

İşin bu günkü manzara ve tatbikatının mütalâasından çıkan netice, banka­ların yabancı kaynaklar maliyetinin artması merkezindedir. Bu vaziyet on­ları kârlı plasman aramağa sevkedcrek, tevdiat menbalarmı daha büyük risklere maruz bırakabilir.

Bilindiği üzere, bankalara ait nizamlayıcı hükümler, 2279 sayılı ödünç para verme kanunu ile 2999 sayılı bankalar kanununda yer almıştır. Ödüne para verme kanunu âzami faiz hadlerini, bankalar kanunu da kar­şılıkları ve plasman ölçülerni ve bankaların murakabesini, derpiş eylemek­tedir. Her iki kanunda da tevdiata ikramiye verilmesini men edici kayıtlar mevcut değildir.

Niyazi Arısoy adında bir zat, ki Polatlı'da ikamet eder, bu zat Millî Savunma Bakanlığına müracaat ederek demiş ki: Şu isten dolayı mahkûm olan adamın ilâmı hâlâ infaz edilmedi, diye haber vermiş.

Millî Savunma Bakanlığı 23/6/1947 tarihinde buna muttali olunca, 30/6/1947 de Adalet Bakanlığına bir tezkere yazmıştır. Ve Adalet Bakanlığı da aynı gün Ankara Savcılığına bu tezkereyi göndermiştir.

22/7/1947 de Ankara Savcılığından alman cevapta 19/3/1947 de Eskişehir'e iade edildiği bildirilmiştir.

8/8/1947 de Adalet Bakanlığından Millî Savunma Bakanlığına yazılmış ve ilâmın ne yapıldığı sorulmuştur. Savunma Bakanlığı kayıtları tetkik etmiş bunu biz Eskişehire iade ettik, demiş, bunun üzerine Adalet Bakanlığı bu vaziyeti bildirerek ne yapıldığını Askerî Mıntaka Komutanlığından tahkik edin demiş. 19/2/1948 te Askerî Mmtaka Komutanlığının lağvı dolayısiyle dos­yanın bulunamadığı ve tahkik edilemediğine dair Adalet Bakanlığına, Millî Savunmadan cevap gelmiş ve 24/4/1948 de Adalet Bakanlığı tekid etmiş ve 1/6/1948 de cevap almış, İlâmın istanbul Savcılığına gönderildiği bildiril­miştir.

18/6/1948 de Adalet Bakanlığı İstanbul Savcılığından sormuş. 23/7/1948 de cevap gelmiş ve 3/8/1948 de alman cevapta müteaddit takipler yapıldığı halde bulunamadığı ve bunun üzerine emniyete yazıldığı ve sivil memurlar tarafından arandığı bildirilmiştir. 27/7/1948 tarihinde İstanbul'dan ikinci bir tezkere geldiği ve Zonguldak Kömür Madenlerinde memur olduğu an­laşılmış, ilâmın Zonguldak'a gönderildiği bildirilmiştir, 7/2/1948 tarihinde vâki soruya Zonguldak'tan alınan cevapta bu adamın gösterilen yerde bu­lunmadığı ve ilâmın 2/11/1948 tarihinde İstanbul'a iade edildiği bildirilmiş,, tekrar İstanbul'dan sorulduğunda Ankara ve Polatlı'da bulunduğu bildiril­miş, oralardan da sorulmuş, orada da olmadığı bildirilmiş, bunun üzerine Adliye Bakanlığı 7/1/1948 tarihinde Ulus Gazetesinde bu zatın kızının ni^ kâhı veyahut nişanı yapılırken adam nasıl olur da bulunmuyor diye Ankara Müddeiumumiliğinin nazarı dikkatini celbetmiştir. 27/2/1945 te aranıyor, diye cevap verilmiş. Fakat bu arada tesbit olunduğuna göre mahkûm, 29/1/1949 tarihinde Adana'da yakalanmış ve o tarihten 20/3/1949 tarihine kadar bir ay 20 gün hapis yatarak cezasını çekmiş ve ilâm infaz edilmiştir. (Gülüşmeler)

Adalet Bakanlığı, Millî Savunmanın kendisine vâki Niyazi Arısoy ismindeki bir vatandaşın ihbarı üzerine bu işe muttali olup tahkik ettikten sonra şimdi safahatını kısaca arzettiğim muamelede teselsül halinde müîaaddit adliye ve zabıta makamlarının mesuliyetini görmüş vo 1941 tarihinden beri Polatlı Cum­huriyet Savcısı ile bilâhara ikinci defa kendisine bu ilâm gelmiş olan yine Polatlı'nın diğer cumhuriyet savcısı hakkında ve İstanbul'da iîâmat işlerine bakan diğer cumhuriyet savcısı hakkında ve İstanbul ilâmat işlerine bakan 2 cumhuriyet savcı yardımcısı hakkında Hâkimler Kanunu gereğince ge­reken kanuni muamelenin ifası için 2 temyiz hâkimi ile ceza işleri teftiş heyetibaşkanındanmürekkepinzibatkomisyonu1944den1948tarihine

İsaflar bütün muamelâtı takip etmemiş olan ilâmattaki iki memurla zabı­tanın bu işe memur ettiği emniyet memurunu muhakeme altma almış ve bunların muhakemeleri beş altı aydanberi devam etmekte bulunmuştur. Şu izahatımdan anlaşılacağı üzere bu mahkûm olan zatın Polatlı Cumhuriyet Savcılığınca az çok himaye edildiği ve bilâhara İstanbul'da da dört sene ila­mının peşi kovalanmamak dolayısiyle her halde kanun dışı himayeye mazhar edildiği aşikârdır. Vaziyetleri bu şekilde tesbit edilmiş olan kimseler kendi tabi oldukları kanun hükümlerine göre mahkemeye verilmiş ve ilgili inzi­bat komisyonlarına tevdi edilmişlerdir. Maruzatım bundan ibarettir.

Önerge sahibi Nuri Ozsan cezanın çok geç infaz edilmiş olduğunu hem de sanığın hapishanede değil hastahanede cezasını çektiğini söylemiş ve Hakkı Mumcuoğlu'nun Polatlı'da Belediye ve C. H. Partisi Başkanlığını Ha ettiği ve Ankara'da İl Genel Meclîsinde âza olduğu halde cezasının 7 sene infaz edilmemesinin sebenin öğrenmek istediğini bildirmiştir.

Bu gibi hâdiselere içtimai hayatta çok kerre rastlandığım fakat bu zatın arandığı sıralarda Polatlı'da Belediye Başkanı olmasına rağmen nasıl bulu­namadığını sormuş ve Kocaeli Milletvekilli Sedat Pek'in üç dört oturum evvelki beyanatına temasla bu gibi hâdiselerin politika mevzuu yapılma­masını istemiştir.

Bunun üzerine Adalet Bakanı Fuat Sirmen tekrar kürsüye gelmiş ve şun­ları söylemiştir :

Sayın Nuri Ozsan aı^kadaşımı bir noktada cevaplandırmak için tekrar huzu­runuza gelmiş bulunuyorum. Bendeniz Adaîet Bakanınız olarak adlî.cihazın kastı mahsusla işletilmesinde yolsuzluk yapanlar ıttılalara geldiği takdirde bendeniz Meclise intikal ettirmekte fayda umarım. Çünkü hepimizin hedefi ve gayesi kanunların emri dairesinde ve hitap ettiği, taallûk ettiği şahsın hüviyeti ne olursa olsun istisnasız eşit bir şekilde muamele yapılmasını te­min etmektir. Bu bakımdan bu kürsüde gerek Niyazi Ersoy ilk defa bu ilânım infaz edilmediğini haber veren vatandaşa teşekkürlerimi bildirmekle beraber Nuri Özsan arkadaşımızın da buraya getirmesinden dolayı ancak memnuniyet duyarım. Benim yazılı şeyle sormuşlardı dememden herhangi "bir tariz manasını anlamamalarını' rica ederim. Çünkü ayın 25 inde kendile­rine verilmiş, bu takriri 28 inde veriyorlardı. Verme sebebini izah için söy­lediklerine bu hususta ayrı bir şey demiyeceğim.

Yalnız bir noktanın, hakikat olduğu için, millet muvacehesinde tezahür et­tirilmesi lâzımdır. Hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olan zat mahkû­miyet kararının katiyet kesbettiği 42 senesinde belediye başkanı değildi. 8/5/1945 de belediye başkanı olmuştur. Yani muamelenin durduğu ve ge­ciktiği bir zamanda, 4 senelik böyle bir zamanda belediye riyaseti sandal-yasında oturup vazife gören bir adam değildir, hattâ şuna da vesile verdik­leri için kendilerine müteşekkirim, belediye başkanlığına seçilmiş olan bu zatın ilâmın infazı hakkındaki muamelenin ihbar üzerine, sıkıştırılması üzerine olacak kendisi belediye başkanlığından istifa etmiş, ayrılmıştır. .Bu­nun aynı zamanda böyle bir mahkûmiyeti ortaya çıktığı İçin il genel kurutundaki vazifesinin devam edip etmiyeceği mütalâa edilmiş ve Ankara Valiliği bu mahkûmiyetin muhili haysiyet olmaması itibariyle oradaki vazifesinin devam edebileceğine dair olan kararı İller İdaresi Kanununun verdiği yet­kiye dayanarak refetmiştir.

Gerek idarî muamele bakımından, gerek yapılan diğer muameleler bakımın­dan bu zatın bahsettikleri gibi bir yandan belediye reisliği yapar, bir yan­dan bulunamaz gibi bir durum yoktur. Sırf bu noktayı tavzih için arzediyo-rum. Şüphesiz böyle bir durum olsaydı bu takdirde biz bu savcıları yalnız Hâkimler Kanununa göre teessüs edecek İnzibat Komisyonuna vermekle değil, müruru zaman yoksa muhakeme altına almakta da tereddüt etmeyiz. Ve Ankara Valiliği, idarî bir icra organı olan bu makam bu zatın bu vaziyet ve hüviyetine muttali olur olmaz, kanuni yetkisini kullanmış ve bütün bu vazifelerden uzaklaştırmıştır.

Arkadaşım dediler ki, Adaııa'da bunun cezası hapishanede değil, hastaha-nede infaz edilmiştir. Buna şu anda muttali oluyorum, eğer daha evvel sor­muş olsalardı, tabii onun da cevabını arzederdim. Mamafih tahkik edeceğim şifahen kendilerine bildirdiğim zaman mutmain olurlarsa mesele yoktur, ö ciheti ayrıca tahkik edeceğim tabiidir.

Sözlü soruların müzakeresi bittikten sonra gündemdeki Hâkimler Kanunu­nun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkındaki kanun tasarısının görüşül­mesine geçilmiştir.

Bu kanun tasarısının müzakeresinde ilk sözü Muğla Milletvekili Necati Er­dem alarak kanunun önemine işaret etmiş ve eski kanunun ıslâhı sırasında çok yerinde yeni hükümler konulmuş olduğunu fakat buna mukabil bazı bakımlardan eksik taraflarının bulunduğunu söylemiştir.

Hâkimler tâyin, terfi ve tecziye işlerinde bu işlerle meşgul olacak komis­yonu teşkil eden üyelerin bir kısmının Adalet Bakanının tesiri altında ka­labileceklerini, adayların seçiminde komisyon için aynı halin mevcut ola-biiecsğini de söyliyen Necati Erdeni nemce itibariyle tasarının bir kere daha gözden geçirilmesini temin maksadiyle komisyona havalesini istemiştir. Millet Partisinden Afyon Milletvekili Hasan Dinçer de yeni Hâkimler Ka­nunu tasarısında adlî teminatı sarsan kusurların bulunduğuna işaretle kâ-kimlerin terfii sırasında Adalet Bakanının teklif ettiği yeri beyenmeyen adayın tâyin listesinde en alta geçirilmesinin gayet yanlış bir hareket oldu­ğunu bildirmiş ve tasarıyla her şeyden evvel hâkimlerin teminatının sarsıl­mamasının lâzım geldiğini, ve maddeler hakkındaki görüşlerini maddeler sırasında bildireceğini ifade etmiştir..

Muğla Milletvekili Nuri Ozsan da Garp demokrasisinin hâkimlerin her türlü işlerini hâkimler kuruluna bıraktığını söylemiş ve yeni hazırlanan Hâkimler Kanunu tasarısının siyasi bir mevki sahibi olan Adalet Bakanının hâkimler üzerindeki tesirini azaltacak bir sistem getirmesini istemiş ve bir önerge ds vererek tasarının komisyona iadesini istemiştir.

Daha sonra söz alan Seyhan Milletvekili Sinan Tekelioğlu da Adalet Baka­rımın hâkimlere hiç salâhiyet bırakmamış elmasını tenkid etmiş ve, yeni ta-sarıda Anayasaya aykırı maddelerin bulunduğunu iddia ederek tasarının komisyona havalesini ve Anayasaya aykırı bulunan maddelerin çıkarılma­sını istemiştir.

Hatiplerin mütalâalar ini takiben komisyon sözcüsü Manisa Milletvekili Kâmil Coşkunoğlu kürsüye gelmiş ve konuşan hatiplerin ileri sürdükleri gibi hâkimlik teminatını zedeleyici bir hükmün tasanda katiyen bulunma­dığını bilâkis kendilerinin bu halleri yok etmek için gayret sarfettiklerini bildirmiş ve hâkim adaylığı için iki senenin çok olduğu yolundaki beyanlara da temasla, tecrübeye ihtiyaç gösteren bir meslekte tecrübenin ancak za­manla kazanılabileceği lüzumu üzerinde durmuştur.

Komisyon sözcüsünün izahlarından sonra tasarının tümü hakkında bir kişi daha sözalmış bulunuyordu.Ancaksalondaçoklukbulunmadığından-başkan oturumu tatil etmiştir. Büyük Millet Meclisi Çarşamba günü saat 15 te toplanacaktır.

— Ankara : 7 (a.a.)

Büyük Millet Meclisi bugün Feridun Fikri DüşÜnşel'in başkanlığında top­landı. Yoklama yapıldı. Çoğunluğun mevcut olduğu görüldükten sonra Yoz­gat Milletvekili Kemal Cenap Berksoy'un Öldüğüne dair Başbakanlık tezke­resi okundu ve merhumun hatırasına hürmeten iki dakika sükût edildi. Gündemdeki sözlü sorulardan 5 İ muhtelif sebeplerle başka güne bırakıldı.. 6 mci soruya Bursa Milletvekili Muhittin Baha Pars'm, dilimize yabancı ge­len uydurma kelimelere okul kitaplarında yer verilmesine bundan sonra da devam edilip edilmeyeceği hakkında Millî Eğitim Bakanlığından sözlü soru­su teşkil ediyordu.

Millî Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu Muhittin Baha Pars'm suallerine ce­vap olarak aşağıdaki beyanatta bulundu:

Mekteplerde, mektep kitaplarında kullandığımız yeni Türkçe terimlerinden bazı isabetsiz, yahut, sevimsiz yahut da mevzu olduğu manayı tedai ettiremi-ven kelimelerin öğretimde bazı güçlüklere sebeb olduğu doğrudur, Buna mukabil eski Arabça kelimeler yerine Türkçe terimler kullanmak umumiyet­le mekteplerimizde tedrisatı ve anlayışı çok kolaylaştırmıştır. Bunlar içeri­sinde güzel ve isabetli olanların miktarları çoktur.

Bir örnek olarak şunu zikredeyim, edebiyatta teşbih, müşebbeh müşebbe-hünbih vechi şebeh edatı teşbih gibi bir teşbih kelime ailesi bulunuyor­du Bunun yerine şimdi çocuklarımız benzetme, benzeyen, benzetilen, ben­zetme eki, benzetme yönü diyorlar ve ana dillerden yapılmış olan bu kelime­leri elbette eskisine nazaran çok kolaylıkla anlayorlar. Zatülercülüihafiyye divorduk, biz şimdi buna gizli ayaklılar diyoruz. Çocuk daha keilmeyi görür görmez manasım anlıyor. Eski terimlerin manasını çocuğa anlatmak için, onauzun boylu Arapça öğretmemiz lâzım geliyordu. Şimdi kendi dilinden olan bu kelimeleri kolayca anlaamktadır.

Mektep kitaplarında uydurma kelimelere zorla yer vermek bahis mevzuu değildir. Yalnız şu ciheti açıklamama yüksek müsaadelerinizi dilerim: Biz son devirlere kadar ilim İstılahlar oîarak Arap lügati ve Arap grameri esa­sı üzerine yapılmış bir sistem kullanıyorduk. Dilimizin millileşme ve müs-takiîleşme hareketi cumhuriyet devrinde o halde vardı ki bu Arapça terim sistemi yerine bir Türkçe terim sistemi kurmağa giriştik. Arapça terim sis­temini bir tarafa bıraktık. Terimleri Türk tel eştirdik. Bu Türkçeleştirme sıra­sında yaşıyan TÜrkçeye uygun, zevkli, mükemmel pek çok terimler bulun­muştur ve seve seve kullanılmıştır. Bunun yambaşmda evvelce zikrettiğim gibi bazı isabetsiz ve sevimsiz kelimeler de vardır. Bu itibarla bu Türkçe te­rimlerin yeniden gözden geçirilmesi zaruridir.

Arkadaşım çok güzel bir cihete işaret ediyorlar. Ne güzel Türkçe kelimeler yapılıyor ve ne güzel tutunuyor, «verim» gibi, «gelenek» gibi. Bu kelimele­rin sayısı çoktur. Ve günden güne artmaktadır. Bunu sadece Millî Eğitim Bakanlığı veya Dil Kurumu yapmıyor. Hepimiz yapıyoruz. Hepimiz yazarken Türkçe karşılıklar bulmakta adeta insiyaki bir şekilde rekabet ediyoruz. Ve dilimiz bu şekilde ilerlemektedir. Türk dili böyle zevkli, güzel kelimeler yapmanın bütün imkânlarını kullanmış değildir. Bugün sevimsiz görünen, beğenilmeyen kelimelerin yerine isabetli, güze] Türkçe kelimeler koymak da mümkündür. Bugün isabetsiz görünen terimlerin yerine daha isabetli, daha güzel terimler konulabilecektir. Binaenaleyh terimleri gözden geçirirken bu yoldaki çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Yabancı ve uydurma kelimeleri zorlamak mevzuubahis değildir.

Arkadaşlar, yalnız bir bilgi sahasının hususî kelimeleri olan terimlerin bir sistem dâhilinde teşkil edilmesi zaruridir. Mektep kitaplarında da bunların bir sistem dahilinde bulunması icabetmektedir. Lâzım gelen bu düzeltme]er yapıldıktan sonra Türkçe terim sisteminin çok güzel bir terim sistemi olarak kurulacağına ve gelişeceğine inanıyoruz.

Hiç bir hatada ısrar etmek bahis mevzuu değiİdir. Bu terim sisteminin ya­pılışında hatalı olan şeyleri tesbit ederek düzelteceğiz. Yaşayan Türkveye, güzel Türkçeye uygun kelimelerle bunları tebdil edeceğiz. Fakat tekrar işa­ret etmek isterim ki,

Bilindiği gibi bu kanun tasarısının müzakeresi geçen oturumda yapılmış fa­kat vaktin geç olması hasebiyle tehir edilmişti. Bu tasarı hakkında bugün ilk sözü Maraş Milletvekili Emin Soysal aldı. Emin Soysal izahlarda bulunduktan sonra tasarmın bir kerre de daha Bütçe Komisyonunda incelenmesini istedi bir de önerge verdi.

Ankara Milletvekili Hıfzı Oğuz Bekata tekliflerinin mahiyetini izah eden bn konuşma yaparak, bu tasarıyı beklemekte olanların gözönüne alınmasını ve tasarının biran evvel kabul edilmesi mütalâasında bulundu.

Mili Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu da söz aldı ve bakanlığın bu mevzu ile yakından ilgilendiğini, hakikaten bir intikal devresinde bulunan öğretmenlerin geçim durumlarını halletmenin kendileri için başlıca gayelerden biri olduğunu söyledi ve teklif sahiplerine bu konuda kendilerini desteklemiş olmalarından dolayı teşekkürlerini bildirdi.

Millî Eğitim Bakanı devamla, birkaç oturumdan beri esaslı şekilde münakaşa mevzuu olan bu meselenin hükümetçe de etraflı bir şekilde incelendiğini ve teklifin bu gibi öğretmenlerin hayatlarını tanzim edecek her türlü tedbü'leri ihtiva ettiğini bildirdi ve kanunun ivedilikle müzakere edilmesini istedi.

Bundan sonra müzakereler neticesinde tasarının heyeti umumiyesi açık oya sunularak kabul edilmiştir. Mütaakıben ek ödenekler de keza acık oya sunu­larak kabul olunmuştur. Anksra üniversitesi için iki aylık ek ödenek 965.685 lira.

Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü için iki aylık ek ödenek 250.262 lira.

Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğü için 28 milyon

lira.

Devlet Deniz Yolları ve Limanları İsletme Genel Müdürlüğü için 16.346.618

lira.

Devlet Hava Yolları Genel Müdürlüğü için 1.795.128 lira.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü için 118.574 lira.

İstanbul Üniversitesi için 3.473.256 lira.

İstanbul Teknik Üniversitesi için 533.250 lira.

Orman Genel Müdürlüğü için 1.679.026 lira.

Posta Telgraf Telefon İşletmeGenel Müdürlüğüiçin 9.870.393 lira.

Tekel Genel Müdürlüğü için 4.127.150 lira.

Vakıflar Genel Müdürlüğü için 975.775 lira.

Bundan sonra gündemdeki maddelerin müzakeresine geçilmiştir. Birinci madde mucibince bazı milletvekillerine izin verilmeis hakkında Büyük Mil­let Meclisi Başkanlığı tezkeresi okunmuş ve kabul edilmiştir. Seyhan Mil­letvekili Sinan Tekelioğlu'nun Geçici Dilekçe Komisyonunun 21.11.949 tarih­li haftalık karar cetvelin eki 1114 sayılı kararın Kamutayda görüşülmesine dair önergesi ve geçici dilekçe ve Millî Savunma Komisyonunun raporları okunmuş, kabul edilmiştir.

Ankara Milletvekili Avni Refik Bekman ve iki arkadaşının bilumum askerî malullerin terfihi hakkındaki 551 sayılı kanuna bağlı emraz cetveline bir madde ekelnmesi hakkındaki kanun teklifi ve sağlık sosyal yardım ile mil­lî savunma komisyonları raporları okunmuş, ancak çoğunluk mevcut olma­dığı için, bu maddenin müzakeresi gelecek oturuma bırakılmıştır.

Meclis Cuma günü saat 15 te toplanacaktır.

B. M. Meclisinin 30 Aralık 1949 tarihindeki toplantısı :

— Ankara: 30(a.a.)

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de başkanvekilliklerinden Sinop Mil­letvekili Cevdet Kerim İncedayı'nın başkanlığında toplandı.

Oturum açıldığı zaman Avni Refik Bekman ve iki arkadaşının bilûmum as­kerî malûllerin terfihi hakkındaki 551 sayılı kanuna bağlı emraz cedveline bîr madde eklenmesi hakkındaki kanun teklifinin müzakeresine başlandı.

Türk Mîlleti büyük evlâtlarını unutmaz..

lî Aralık 1949 tarihli «Geceposta-sindan» dan

Dün bütün yurtta Namık Kemal'in ölü­münün 61 nci yıldönümü kutlandı. Büyük Vatan Şairinin, her mısraı bir heycan ka­sırgası halinde millî duygularımızı şahlan­dıran şiirleri okundu; İstibdada kargı aç­tığı amansız mücadelenin tarihi ehemmi­yeti belirtildi; Hak ve hakikat yolunda çektiği ıztîrapların değeri izah edildi. Kı­saca: Türk Mileti, Büyük Vatan Şairini ruhunun en derin köşelerinden kopan en samimî saygı ve minnet duygulariyle andı. Cihan tarihi tetkik edilirse, her mîlletin yetiştirdiği büyük adamların, evvelâ, ken­di milletlerine sonsuz bir itimatla inan­dıkları ve mileltleri uğrunda hayatlarını istihkar etikleri görülür.

Namık Kemal gibi büyük vatan evlatla­rının anılmasında, yeni nesillere daha sağlam millî terbiye verilmesi bakımından da hususi bir fayda vardır. Her Türk ço­cuğu iyice bilmelidir ki, Türk Milletine hizmet edenleri bu vatan h-içbit ?,aman unutmaz.

ŞemsettinGünaltaykabinesi­nin

4 Arahk 1949 tarihli «Anadolu» dan

Bütün vatandaşlar takdir ederler ki, İkin­ci Dünya Harbinden sonra gelen kabine­lerimizin en talihlisi ve en başarılısı Gü­naltay Kabinesidir. Günaltay gelinceye kaçar her kabine kendi devrinin hususi ahval ve şartları içinde mümükün olanı yapmıştır. Amma, memleket idaresinin derli toplu ve muayyen bir sistem içinde gelişmeğe doğru inkişafı, bugünkü kabi­nenin payına düşmüştür.

Günaltay Kabinesinin en büyük hareketi bütün faaliyeti bir plâna bağlamak olma­sıdır.

Memelekete yığınlarla traktör getirilmiş ve bunlar çiftçimize uzun vadeler ve cüzi taksitlerleverilmişveverimektedir.

Karadenizdekİ bütün limanlarımız elden geçirilmekte, genişletilmektedir. İzmir limanı dahil, diğer bazı limanlarımızda tetkik edilmiştir, plânlan hazırlanmakta­dır.

Hayvancılık ele alınmış, Şarkta büyük bir et konserve kombinasının kurulma­sınadateşebbüs edümiştir.

Tohumluk dağıtılmıştır. Ayrıca kuraklık­tan sıkıntı çeken mıntıkalara da kışlık yiyecek stokları yapmak suretiyle, vatan­daşlaraeluzatılmıştır.

Deniz ticaretimiz, deniz, kara, ve hava nakil vasıtalarımızda ve servislerimizde büyük yenilikler olmuş; Memlekette su­ların tanzimi, su kuvvetinden enerji istih­sali gibi büyük hamlelere girişilmiştir.

Yeni yeni dokuma ve iplik fabrikalarımı­zın, hastahane ve dispanserlerin temelleri atılmış ve memleketin dört köşesinde köylülerimizin yeni mektep çatıları altın­dan çocuklarımızın şarkıları duyulmağa başlamıştır.

Hükümet mazhar olduğu itimat sayesinde bu yıl Avrupa Birliğine girmiş, ayrıca Marşal Yardımından memleket ve millet hesabına öğünülecek yardımlar ve hususi alâkalarsağlamıştır.

Gelir Vergisi kanunu çıkmış ve bu suret­le az kazançlı bütün vatandaşların, me­murların, emeklilerin vergileri azaltılmış verginin sıklet merkezinin yüksek ka­zançlara istinat ettirilmesi suretiyle sosyal adalet bakımından bütün memleketi hu­zurakavuşturan bir hamleyapılmıştır.

Yine bu hükümet zamanında, anayurdun dört tarafında, on binlerce köylü ailesi toprağa kavuşmuş, bayram üstüne bay­ram yapmış, esaretten arazi sahipliğine çıkmıştır.

Demokrasi mücadelesinde vatandaş hür­riyetinin ve siyasî haklarının incinmemesi için icap eden bütün itina gösterilmiş memleketin havasına huzur vs mücadele­lere istikrar verilmesi için hükümet bakı­mındannemümkünseyapılmıştır.

Nihayet işte, her türlü görüş ihtilaflarını ortadan kaldıracak ve esas haklarımızı belki de muasır cemiyetlerdekinden daha üstün seviyeye çıkaracak bir seçim kanunu tasarısı da hazırlanmıştır. Dünyayı sarsan Sterlin devalüasyonu karşısındaki metin ve kararlı politikayı da işaret etmek hakkımızdır, sanırız.

Millet, müsterih olabilir ve bunda hak­lıdır da ...

Halk Partisi ve Hükümeti, bir tarihî va­zifeyi bütün ciddiyetiyle ve en samimi bir zihniyetle ele aldığına kaanidir. Bu yeni kanun tasarısı belki de beş bin şu kadar kanunumuzun en çok' emek sar-fedilerek hazırlananı olacaktır. Takip edilmiş olan yol, büyük isabetle seçilmiş­tir.



Gerup'un kararı...

7 Aralık 1949 tarihli «Ulus» dan

Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grupu Seçim' Kurullarına yargıçların başkanlık etmesi hakkında Hükümetçe teklif edilen prensipkararınıalmışbuunuyor.

Bu karar,Par tinin taşıdığı zihniyeti Türk Miletinin huzurunda bir defa daha ve ke­sin bir sekide belirtmiş oldu.

Bu zihniyet, Müdafaa-i Hukuk'tan beri Partinin hayatiyetini meydana getirmiş olan bir ruh haletinin eseridir.

Yeni ihtiyaçlar belirdiği ve millet men­faatleri emrettiği zaman, yeni ve cezri kararlaravarabilmekkudreti.

Bütün demokratik müesseselerin anah­tarı ve yapı taşı olan basın hürriyetini tam olarak sağlamış bir Partinin, de­mokrasiyi ebedileştirme azmindeki sami­miliğini şüpheli göstermek için bir kısım muhalefetin haksız ve insafsız gayretkeş­likleri, olgun bir milletin huzurunda dai­mavakıalarıntekzibineuğramıştır.

Hükümet, yeni tasarının ağırbk merke­zin: teşkil eden bir noktada Gruptan mu­vafakat almak lüzumunu duymuştur. İşte dün Grup, Hükümetin istediği bu prensip kararını alarak, hukukî mevzu-atım'ızda bir yenilikteşkil edecek olan,

yargıçların seçim kurullarında görev al­masını tespit etmiştir.

Şimdi Halk Partisi zihniyetinin yeni ve canlı bir delil karşısında taraafsiz halk efkârındakî itminanın daha da kuvvetle­neceği şüphesizdir.

Muhalefet bu durum karşısında Halk Par­tisi zihniyetini kötüleme edebiyatından vazgeçmek kudretine sahip olup olmadı­ğı hakkında bir müşahedede bulunmamı­zafırsatverecektir.

İç ve dış politika...

9 Aralık 1949 tarihli «Yeni İstan­bul» dan

Meclis Hakimler Kanununun müzakere­sine başlamış bulunmaktadır. Buna dair olan birinci celseye, şöyle bir hava hakim olmuştur:

Muhalefet adına söz alanlar, bu kanunun politik maksatlarla kaleme alınmış oldu­ğunu ileri sürmüşlerdir. Yalnız, bunu madde üzerinde tevsik ederek ortaya mü­dellel bir ithamname koyacaklarını, kendileri, mevcut tasarıyı politik hü­cumlara vesiyle ittihaz edeceklerine kendileri mevcut tasarıyı, önümüzdeki umumî seçimler üzerinde bir tazyik yap­mak yahut vaadedilmiş olan adlî teminatı sıfıra indirmek gayesiyle teklif ettiği iddia edilen ekseriyet partisi hatipleri, baş-' ta Adliye Vekili olmak üzere, tasarıyı vazıı-kanun ağziyle müdafaa etmişlerdir. Hatta Adliye Vekili, hakimler üzerinde tazyik yapılmakta olduğuna dair olan ne kadar hüküm varsa, bunun bildirilme­sini, mukabil tekliflerin yapılmasını ve bu, mtıkni bir şekilde yapılacak olursa yapılması icap edecek tadilleri kabule amade olduğunu beyan etmekten çekin­memiştir.

Çarşamba günkü Meclis müzakerelerinin böyle bir manzara taaşımış olması, temen­ni edelim ki, aynı kanunun önümüzdeki müzakere safhaları üzerinde menfi tesir­lerini yapmasın. Ve, madem ki, Hükümet, muarızlarını madde zikretmeğe davet et­miştir, artık bunlara düşen tek vazife, id-dislarını delil zikrederek ispat eylemekten ibarettir. Çünkü, kanuna «esareti adliye kanunu» adını takmakla iş bitmez. Kanuna muarız olanlar arasında, Millet Partisininsözcüsü,sözleriyle,bilhassa göze batmaktadır. Çünkü kendisi, eski hakimdir. Eski mesleğine dair bir tasarı hakkında, bu zat, her halde daha büyük bir vukufla konuşmalı idi. Kanaatimizce bunu yapamamıştır.

Üstelik Abdülhamid devrinin adiî istik­lâlini, bugünkü ile kıyas edecek ve onu berikinden daha elverişli bulacak kadar ileri gitmliştir. O devirde, bir yandan kah­velerde yalancı şahit toplanırken bir yan­dan da yabancılar Osmanlı adalet cihazı­nın dışında tutulmak imtiyazını haiz bu­lunmakta idi. Ve bu iki yüzkarası husu­siyet, birbirinin izahını teşkil ederdi. Türk Milleti içerde ve dışarıya doğru kendini müstaakil bilen bir adliye cihaa-zma, ancak Cumhuriyet devrinde kavuş­muştur. Aynı zamanda Cumhuriyet dev­rinde hâkimlik etmiş bir zatın bundan ha­bersiz görünmesi mevcut kanun tasarısın­dan önce Kemalist inkılâba muarız oldu­ğunu gösterse gereklir.

Hükümetin Meclise sevketmiş olduğu ka­nun tasarısının her türlü kusurdan te­mizlenmesi ve Cum'huriyet Türkiyesine daha lâyık bir kanunun bugünkü Meclis­ten çıkması için, bu neviden demagojiler kâfi değildir. Oturup tasarıyı güzelce tet­kik etmek ve madde madde ıslah eylemek lâznndır.

Bütün bunlardan başka, geçen günkü ya­zıda da söylediğimiz gibi, hâkimlerimizin durumu ile alâkadar bir kanunu, politi­ka manevralariyle kirletmemek mecburi­yetindeyiz.

Bİ7ce, tasarının hazırlanmasında birtakım politik maksatlar gütmüş olsa bile, Hükü­met adına konuşanlar dbjektif mütalâ­alar çerçevesi içinde kalmışlar, buna mu­kabil, kânunu politik temayüllerden te­mizlemek durumunda bulunan muhale­fet sözcüleri, 'bu vazifelerini, demagojik bir hava estirmek uğruna, ihmal eylemiş­lerdir. Yazık ve acıklıolanmanzarabudur.

Partilerin seçim propaganda­ları...

13 Aralık 1949 tarihli «En Son Da­kika» dan

1946 senesindenberi hep seçimlerin yeni­lenmesini isteyen, bütün faaliyetlerini bu

hedefe çevirmiş olan muhalefet partileri şimdi de seçimlerin öne alınması ihtimali­ni adeta endişe ie karşılıyorlar. Demokrat Partinin kuruluşunun dördüncü yıldönü­müne raslıyan 7 Ocak 1950 gününde An­kara'da fevkalâde bir toplantı yapması bu endişenin şevki ile gelecek seçimler için bir nevi hazırlık diye kabul olunabi­lir.

Hakikat halde muhalefet partileri için ciddî surette bir seçim hazırlığına ihtiyaç vardır. Her şeyden evvel iktidar mevkiini ne yapmak için isdediklerini gösteren bir seçim programı ister. Demokratların 7 Ocak taplantiları böyle bir program me­selesi üzerinde dursa gerektir.

Siyasi muhalefet partileri için iş başında olan hükümlerin sadece kusurlarını ara­yıp tenkitlerde bulunmak yetişmez; bu partiler iktidara geçtikleri takdirde ne yapacakları ve kendilerinin tenkit ettik­leri ve hatalı buldukları işleri nasıl ıslah edecekleri hakkında muayyen fikirleri olmalıdır. Bu da umumi seçimlerden ev­vel halk efkârına ilân edilecek bir pro­gramlagösterilebilir.

Millet Partisi programlarile kayıtsız şart­sız liberal bir prenioe bağlandı. Halbuki Devlet sermayesi ile memlekette kurul­muş bunca iktisadi müesseseler var. Bun­ları ne yapacaklar? Bu suale cevap ola­cak programlarında bir kelime yoktur. Bununla beraber bu partide henüz teşki­lat namına hiçbir şey yok gibidir. Nisbe-ten teşkilâtlı olan Demokrat Parti ise devletçilik ve liberallik bakımından şim­diye kadar Halk Partisi ile Millet Parti­si arasında vazıh bir vaziyet almış değil­dir «Bazı meselelerde Halk Partisinden bir parmak ileride, bazı meselelerde bir­kaç parmak gerideyiz.» gibi tâbirlerle bu vaziyet ifade edilmiş olmaz. Sonra Anayasanın tadili meselesi var. De­mokratların ikinci kongresi bu bahiste de acık bir durum almamıştır. «Prensip iti-barile tadilâta lüzum olsa bile zamanı de­ğildir» demekle iktifa etmiştir. Siyasi par­tilerin seçim programları bu noktada çok açık olmalıdır. Seçim sandığı başına gi­den vatandaş şu veya bu parti adaylarına oy verirken bunların ne yapacaklarını, memlekete ne vaadde bulunduklarını bil­melidir.

2 Aralık 1949

— Ankara :

Toprak Mahsulleri Genel Müdürlüğünden aldığımız malûmata göre, 50 bin ton buğ­day mubayaası için Şam'a giden Toprak Mahsulleri Ofisi Alım ve Satış Müdürü Sabri İlgaz ile Suriye'nin, Ofis teşkilâtına muadil Mira arasında 50 bin ton buğday satın alma mukavelesi 26/11/1949 tarihin­de imzalanmış bulunmaktadır. Aynı za­manda 7000 ton arpa iriubayaası için Şar­kî Ürdün'e giden Ofis Genel Sekreteri Mustafa Erten ile Şarkî Ürdün Hüküme­ti arasında 25/11/1949 tarihinde anlaşma imzalanmıştır.

Bu ğdaylar Türkiye hududu üzerindeki Ofis ai>m merkezlerinde teslim edilecek­tir. Ton fiyatı 230 Tl. dır. Ofisin Mira'dan tesellüm edeceği buğdayların bedeli Tür­kiye Cumhuriyet Merkez Bankasına ya­tırılacak .ve bu paralar için adı geçen bankada bir hesap açılacaktır. Suriye de bu paraya mukabil Türkiye'den bal it­hal edecek ve bu suretle karşılıklı hesap­laşacaktır,

Bu anlaşma Suriye ile Türkiye arasında­ki ük ticari anlaşmadır. Bu anlaşmayı di­ğer anlaşmaların takip edeceğini ümit et­mekteyiz. Çünkü gerek Mira gerek Su­riye Hükümeti çok yakınlık göster­miş ve bütün müzakereler karşılıklı anlayış zihniyeti ve dostane bir ha­va içersinde cereyan etmiştir. Komşumuz Suriye Hükümetinin bu dostane hareketi malın teslim ve tesellümü sırasında da da aramızda herhangi bir ihtilaflı mevzu­unçıkmıyacağimnbarizbirdelilidir.

Şarkî Ürdün'den mubayaa edilen arpala­rın ton fiyatı fok Beyrut 20,5 İngiliz lira­sıdır ve akreditif açılmak suretiyle öde­necektir. İlk2000 tonluk teslimat 20/12/

1949 da yapılacak ve arpanın tamamı üç ay zarfında teslim edilecektir.

7 Aralık 1949

— Lozan :

Türkiye'yi Avrupa Kültür Konferansın­da temsil eden Türkiye Büyük Millet Mec­lisi Urfa Milletvekili Suud Kemal Yetkin ve Ankara Üniversitesi Fransız Edebi­yatı Profesörü Bedreddin Tuncel, bu sa­bah Paris'ten Lozan'a gitmişlerdir.

— Bursa :

Bursa'nm tanınmış bir firması Holânda'-ya külliyetli miktarda tütün satmıştır. Sa-t'lan tütünler Gemlik limanında Holânda fcandiralaı iki büyük gemiye yükletilmek-tsc'ir.

9Aralık 1949

— Londra :

Dün Moskova'da Dışişleri Bakan Yardım­cısı Gromiko yeni Türkiye Büyük Elçisi Muzaffer Göker'i kabul etmiştir. Büyük Elçi, Bakan Yardımcısına, Sovyetler Bir­liği Yüksek Şûrası Başkanına takdim e-deceği itimatnamesinin suretini vermiştir.

10Aralık 1949

Avrupa Kültür Konferansında söz alan S. Kemal Yetkin, Lozan'da müzakere edi­len meselelere hal çaresi bulabilmek için daima Avrupa hareketinin gözönünde bu­lundurulması gerektiğini, bu hareketin Kültür yolu ile Avrupa Birliğinin» sağ­lanmasından ibaret olduğunu söylemiştir. Projesini «Avrupa Medeniyeti Kitabı» di­ye vasıflandıran Llege Üniversitesi pro­fesörlerinden Glaser'e cevap mahiyetinde S. Kemal Yetkin. Avrupa ruhunun birlik unsurlarının, Avrupa Milletlerini birbir­lerine yaklaştıran mânevi kıymetleri müş­terek arzular olduğunu hatırlatmıştır.

16 Aralık 1949

— Paris :

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerin­den ve Strasbourg'da Avrupa İstişare Meclisi murahhaslarından bulunan Ka­sım Gülek ve Tahsin Bekir Balta, bu haf­ta Paris'te toplanan Avrupa Asamblesi Talî Komisyon ve komisyonlarında bil­hassa mühim bir roloynamışlardır.

Rize Milletvekili olan Tahsin Bekir Bal­ta, Türkiye'yi Mübadeleler Tâli Komisyo­nunda temsil etmişti.

Seyhan ' Milletvekili olan Kasım Gülek, memleketini Para Tâli Komisyonu ile ik­tisat Genel Komisyonunda temsil etmiş­tir. Halen bu komisyonda başkan yardım­cılığı mevkiini işgal etmektedir.

Bu komisyonun bugün Bourbon sarayın­da yaptığı toplantıda Kasım Gülek, ko­misyon üyelerini çelik meeslesi hakkın­da Mübadeleler Tâli Komisyonunda Tah-dn Bekir Balta tarafından ileri sürülen tere taraftar kılmıştır.

Komisyon, 1952 senesinde bir çelik istih­sali fazlalığı olacağını derpiş ettiğinden tahdit suretiyle çelik istihsalini bir niza­ma uydurmağı düşünmüşse de Kasım Gü­lek, istihsalin tahdide tabi tutulmasına mu­halefet etmiştir. Bu hususta ileri sürdüğü fikirde, istihsal fazlalığının tahdidle önle-nemiyeceğini, buna binaen çelik istihsalini

tahdid edecek yerde maliyet fiyatını in­dirmek ve çelik sarfeden sanayiin inkişaf ettirilmesi suretiyle çelik sarfiyatını artır­makla onu rasyonalize etmenin doğru o-lacağıiikriniilerisürmüştür.

Bilâhara kabul edileceği sanılan Türki-ye'nm görüş tarzı, bu meesle üzerinde i-leri sürülen fikirler arasında nazarı dik-Kate aimacak tek fikir olmuştur.

Para Tali Komisyonunda Kasım Gülek'in isteği üzerine rapora sermayelerin evvel­emirde en fazla ihtiyaç hisseden Avrupa Pionseyi üyeleri bulunan - yani iktisaden diğer milletlerden daha az ilerlemiş olan -memleketlere doğru sevkedilmesi gerek­tiği maddesi konulmuştur.

Kasım Gülek, bu hususta Türkiye, Yu­nanistan ve belki de İtalya'dan bahset­miştir.

Tahsin Bekir Balta ye Kasım Gülek, St-"asbourg'da Genel İşler Komisyonu top­lantılarında buulnmak üzere gelecek Pa­zartesi günü Paris'ten hareket edecek­lerdir.

Bundan maada Kasım Gülek, tahminen iki günlük bir toplantı yapacak olan Ba­yındırlık ve Ulaştırma Tâli Komisyonuna başkanlık edecektir.

19Aralık 1949

—Ankara :

Amerika'nın Sesi Türkçe radyo yayınla­rı her gün 19.15 ten 19.45 e kadar aşağı­daki dalga uzunluklarında yapılacaktır. 13.85, 13.9, 16.8, 19.6, 19.7, 24.8, 41.5, 41.6 metre. Bu programlarda haberler, yorum­lar, musiki parçaları ve «Amerikana» isimli yayınlar yer alacaktır. Her gün ayrıca özel mevzularda konuşmalar da yapılacaktır.

20Aralık 1949

—Strasbourg:

Kasım Gülek ve Tahsin Bekir Balta'dan müteşekkil Türk Heyeti Avrupa Asam-.blesi Genel İşler Komisyonunun bütün gün devam eden çalışmalarında büyük b:r faaliyet göstermişlerdir. Türk heyeti tarafından desteklenen fikire göre Avru­pa'nın gelecekteki bünyesi mevzuu üze­rinde akademik müzakereler açmak mü­nasip değildir. Fakat realist olup Gülek'­in işaret ettiği gibi şimdiki güçlükleri sa­dece birleşmiş bir Avrupa'nın yenebile­ceğini kabul etmek lâzımdır. Bu sebeple­dir ki Balta Avrupa'nın, Avrupa Konse­yinin şimdiki teşekküllerine istinatla ku­rulmasınıtavsiyeetmiştir.

Türk Heyeti Türkiye'nin üye devletlerle her sahada sıkı ve toptan işbirliğine hazır bulunduğunubelirtmiştir.

27 Arahk 1949

—Ankara :

Bugün saat 11 de Dışişleri Bakanlığında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ame-

rika Birleşik Devletleri Hükümeti arasın­da bir Kültür Anlaşması imzalanmıştır.

Kültür Anlaşmasını Türkiye namına Dış­işleri Bakanlığı Umumi Kâtibi Büyük Klçi Faik Zihni Akdur, Amerika namına da Büyük Elçi George Wadsworth imza­lamışlardır.

İmza töreninde. Amerika Büyük Elçiliği Müsteşarı Mr. Marwick Perkİns, Başkâ­tip Mr. Williami Baxter ve Ataşe Mr. G. Evans, Dışişleri Bakanlığından Umumi Kâtip İkinci Muavini Orta Elçi Bedri Ta-hir Şaman, İkinci Daire Başkanı Orta El­çi Nurettin Vergin, Protokol Umum Mü­dürü Tevfik Kâzım Kemahlı, İkinci Da­ire Dördüncü Şube Müdürü Orhan Eralp hazır bulunmuşlardır.

İmzayı takiben Dışişleri Bakanlığı Umu­mi Kâtibi Büyük Elçi Faik Zihni Akdur söz alarak şunları söylemiştir:

«Türkiye ile Amerika Birleşik Devletle­ri arasında günden güne mesut bir su­rette inkişaf etmekte olan dostluk müna­sebetlerini şu anda imzalamış olduğumuz Kültür Anlaşmasının kuvvetlendireceği­ne hiç bir şüphe yoktur.

Dost ve barışsever olan iki memleketi yekdiğerine yakınlaştırmak için kültür bağlarından daha iyi bir vasıta tasavvur ol t! namaz. Türk ve Amerikan gençliğini birbirine daha iyi tanıtacak ve Türk ve Amerikan kültürlerinin karşılıklı alarak daha iyi anlaşılmasını mümkün kılacak olan bu anlaşmanın iki memleket müna­sebetleri üzerinde en hayırlı neticelerini tevlit edeceğine eminim.»

Dışişleri Bakanlığı Umumi Kâtibinden sonra anlaşmanın imzası münasebetiyle Amerika. Büyük Eiçisi Ekselans Wads-worth da şu demteci vermiştir :

«Türk - Amerikan eğitim, ilmî ve kültü­rel bağlılığım takviye ve genişletmek he­defini güden bu anlaşmanın akdi 1950 se­nesi için çok memnuniyet verici bir baş­langıçtır. Gerek Türkiye nezdindeki Bü­yük Elçi, gerek Türkiye'deki Amerikan Yardım Heyetinin Başkanı sifatiyle, bu anlaşmanın her iki milletin barış ve gü­ven uğrundaki müşterek gayretinin de­ğerli bir gelişmesi olacağı kanaatindeyim. O gayret ki1947denberi bizzat yardım

programı ile müşahhas bir ifade bulmuş­tur.

Türklerin ve Amerikalıların işbirliği yap­maları ve birbirlerini anlamaları bugün her zamankinden daha önemlidir ve Tür­kiye ile Amerika arasındaki dostluk hiç bir zaman bugünkü kadar esaslı olma­mıştır. Müşterek bir vazifeyi birlikte ba­şarmağa azmettik ve bunu hür insanlara yakışır bir şekilde, dostça ve gönüllü bir işbirliğiesasınamüstenidenyapacağız.

Amerika ve Türkiye arasında mevcut mübadele alanı geniştir. Fikirlerin tek­nik teatisi yardım programlarının çerçe­vesi dâhilinde daimî olarak ileılerniştir. Fulbright Anlaşması fikir ve kültür sa­hasında daha büyük bir inkişafa imkân verecektir.»

Anlaşma, 27 Şubat 1946 da Kahire'de im­zalanan Harp Fazlası Mubayaasına Müta-allik Sözleşme dolay isiyle Amerika'ya borçlu olduğumuz paradan yarım milyon doların döviz olarak Amerika'ya ödene­cek yerde memleketimizde alıkonarak ba­zı kültür gayelerine sarf edilmesini der­piş etmektedir. Bu para ile Türk talebe­nin Amerika dışındaki Amerikan öğre­tim müesseselerinde okutulması, kendile­rine Amerika'da burs temin edilmiş olan Türk öğrencilerin Amerika'ya seyahatle­ri, Amerikalı talebenin Türk mektep ve üniversitelerinde öğretim görmeleri ve Amerika'dan memleketimize öğretim, in­celeme ve etüd yapmak üzere öğretmen, profesör ve uzman getirilmesi gibi gaye­ler için lüzumlu masraflar yapılacaktır.

Harbten sonra malzeme mubayaası dola-yısiyle Amerika'ya borçlu kalan devlet­lerden alacaklarının bir kısmım bu kabîl küliür anlaşmalarına ayırmak suretiyle Amerika'nın hem o . memleketlerin dolar s:k?nt!İarmı hafifletmesi hem de kültürel gayelere hizmet etrriiş olması fikrini ileri siiren Amerikan Ayan âzasından Ful-bright'in ismine İzafeten «Fulbright An­laşmaları» ismini taşıyan bu tip sözleşme­ler şimdiye kadar Amerika ile IngÜtere italya, Belçika, Çin, Yunanistan vesair müteaddit memleketler arasında aktedil-miş bulunmaktadır. Hükümetimiz de bu anlaşmayı imzalamakla, hem bunun sağ­ladığırriühim kültürel yardımlardan fay-

image005.gifdalanmig olacak hem de Amerika ile gün­den güne artan dostluk bağlarımıza bir tane daha ilâve etmiş bulunacaktır.

29 Aralık 1949

— Paris :

Türkiye Büyük Millet Meclisinde Seyhan Milletvekilliği, Bayındırlık ve Ulaştırma eski Bakanı ve Türkiye'nin Strasburg Av-

rupa İstişare Meclisindeki Temsilcisi Ka­sım Gülek memleketini temsil etmek ü-zere Hükümeti tarafından Birleşmiş Mil­letler Kore Uzlaştırma Komisyonuna üye tâyin edilmiştir.

Birleşmiş Milletler, yalnız yedi üyeden kurulan bu komisyona Türkiye'yi üye göstermekle bu memleket için beslediği saygıyıgöstermişbulunmaktadır.


Avrupa Konseyi...

Yazan: Asım Us

15 Aralık 1949 tarihli «Vakit» dan

Bizde muhalefet partileri niçin dört sene evvel kuruldukları zaman halk efkârında gördükleri sempatiyi muhafaza edemedi­ler? Bunun sebepleri çeşitlidir. Fakat bu sebepler arasında iktidarda olan hüküme­ti her vesile ile mutlaka küçük düşürmek, Halk Partisine mal olacak her başarıyı mutlaka kıymetsiz göstermek gayreti de vardır. Türkiye'nin Avrupa Konseyine katılması hakkındaki Meclis müzakerele­rini bu bakımdan dikkate değer bir hâdi­se oldu. Partiler arasında biraz değişik­likalâmeti göründü.

Demokrat Parti adına konuşan Manisa Milletvekili Muammer Alakand ilk defa olarak pürüzsüz bir şekilde partisi adına Dışişleri Bakanı Necmeddin Sadak'ı des­tekledi; Millet Partisi adına konuşan Kü­tahya Milletvekili Ahmet Tahtakılıç ise «Türkiye'nin Avrupa Konseyine alınma­sı hükümet için bir başarı gibi gösteril­mek isteniyor; bunu kabul edemeyiz» de­di. Halbuki Dışişleri Bakaramız, Avrupa Konseyine girişimiz öyle kendiliğinden o-lup bitmiş bir iş olmamasına ve Şemsed-din Günaltay hükümeti hesabına bir ifti­har payı çıkarmakta haklı bulunmasına rağmen, çok mütevazi konuşmuştu: «Bu işte bir başarı varsa bu, yirmi beş yıldan beri Batı dünyasına teveccüh eden Ata­türk rejimine aittir.» demekle iktifa et­mişti.

Türkiye bir Avrupa devleti sayılmalı mı, sayılmamalı mı? Bu meselenin yalnız im­paratorluk devrinde değil, Cumhuriyet Türkiyesi kurulduktan sonra da gerek basın, gerek siyaset âleminde daima mü­nakaşa edilir bir mevzu olduğu inkâr edi­lebilir mi? Türkiye'nin Batı demokrasi rejimine bağlı Avrupadevletleri arasına

resmen alınması bu mesleyi kökünden or­tadan kaldırmıştır. Sadece böyle bir mü­nakaşa mevzuunun ortadan kalkmasına hizmet etmesi bile Halk Partisi Hüküme­ti için en büyük başarı olarak kaydedil­mek icap eder. Kaldı ki bugünkü haller ve şartlar içinde Türkiye'nin Avrupa Konseyine katılmasında birçok maddî menfaatler de vardır. Marşal plânından aldığımız kredi yardımları bu sayede ol­muştur. Nitekim Avrupa Konseyi henüz kurulmazdan evvel: «Türkiye bir Avru­pa devleti değildir. Marşal Plânından fay­dalanamaz» diyen devletler görülmüştür, Avrupa Konseyine Türk delegesi olarak iştirak etmiş olan Feridun Fikri Düşün­sel Meclis kürsüsünden müşahede ve in-tibalarmı naklederken: «Konseye iştirak eden Avrupa devlet adamlarından bazı­ları İkinci Dünya Harbinin en tehlikeli' samanlarında Türkiye'nin Batı medeniye­tine bağlı, ayakta tek devlet olarak dur­ması Avrupa'yı kurtarmıştır» dediklerini anlattıktan, bunu vaktiyle Türklere kar­gı yapılan haksızlıkların bir itirafı gibi kabul edebileceğimizi ve müteselli olabi­leceğimizi söyledikten sonra Balkan Mu­harebesinin başında Fransız Başbakani-Puvan Kare'nin harbin neticesi ne olursa olsun arazi değişikliği olmıyacaktır dediği halde harbin talihi Türkler aleyhine dö­nünce bu sözden vazgeçerek Rumelinin nasıl küçük Balkan devletleri arasında' pay edildiğini hatırlattı. Yalnız bu acı va­kayı hatırlatmak Avrupa milletlerinin bu­gün başlarına gelen büyük felâketin tari­hî sebeplerini anlamağa kâfi gelir. Vaktiy­le Türk milletine o haksızlıklar yapılmamış olsaydı belki Avrupa bugünkü felâketli haline gelmiyecekti; hiç olmazsa Balkan­lar bugünkü kargaşalık vaziyetine düşnıi-yecekti. Fakat Sayın Bingöl Milletvekili­nin dediği gibi Avrupa devletleri bu gün olsun eski hatalarını anlamışlarsa yine bizimiçinbirtesellidir.

29 Kasım 1947 tarhli karar suretlerinin ka­bul ünü teklif eden Salvador delegesinin sunduğumetnitasvipetmişür.

Avustralya, verdiği takririn tadil edilmiş bir şekli olan bu metinde Beytullahmin da Kudüse dahil edileceği kaydedilmek­tedir. Buna mukabil, tâli komite, Birleş­miş Milletlerin kontrolü altındaMillet­lerarası bir rejimin Basra'yı da içine al­masını istiyen Salvador'un teklifini red­detmiştir.

—LakeSuccess :

On yedi Memleket temsilcilerinden mü­rekkep tâli komite dün gece Kudüs'ün devamlı olarak Milletlerarası bir rejime tâbi tutulması hakkındaki kararı 6 mu­halife ye 2 müstenkife karşı 9 oyla kabul ettikten sonraj bir karartı bağlanması icabedenaşağıdaki 'üçmeselekalmıştır:

3 — Kudüs'ün, Birleşmiş Milletler Komi­serinin kontrolü altında, mahdut bir mil­letlerarası rejime tâbi tutulması ve ma­hallî Arap ve Yahudilere âzami muhta­riyet verilmesine dair Filistin Arabulma Komisyonununplânı.

—BirleşmişMîlletlerkontrolünümu­kaddesyerlere inhisarettirmek ve şim­di AraplarveYahudiler tarafındanişgaledilmekteolankısımlarınhükümranlı­
ğını bu memleketlere bırakmak için Hol­landa'nınyaptığıtekîi!:.

— Mukaddesyerlerin Birleşmiş Millet­ler tarafından kontrolü hakkında İsrail'le BirleşmişMilletlerarasındabiranlaşmayapılmasıiçin-İsrailhükümetininilerisürdüğüteklif.

3 Aralık 1949

—LakeSuccess :

Özel siyasî komisyonun tâli komitesi Ku­düs için Milletlerarası bir idareyi muva­fıkgörenraporuresmenonaylamıştır.

—Lake Success :

HabeşistanimparatoruHaileSeîâsiye, Somalivesayetininonsenemüddetle italya'yaverilmesiniBirleşmişMilletler nezdindeprotesto etmiştir. Habeşimparatoruprotestomektubunu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Trygve Lie'ye göndermiştir.

—Flushing Meadows:

Beyaz kadın ticaretini ve fuhşun istisma­rını rrieden sözleşme iki muhalif ve 11 müstenkife karşı Birleşmiş Milletler Ge­nel Kurulu tarafından 35 oyla kabul edil­miştir. Muhalif kalanlar Fransa ile ingil­tere'dir. Sözleşme Birleşmiş Milletler üye­lerince tasvip edildikten sonra yürürlüğe girecektir

Sözleşmede, bu husustaki ahkâmı bütün sömürgelere otomatik bir şekilde teşmil eden bir madde bulunduğundan, Fransa bu topraklarda yaşıyanlarm reyini alma­dan taahhüde girişmek istemediği için muhalif kalmıştır.

Diğer taraftan, fuhşun her türlü kontrol­dan ve bilhassa sıhhî kontroldan azade tu­tulması Fransa'nın fikrince umumî sağlığı tehlikeye koyacak iriahiyettedir.

—Lake Success :

Birleşmiş Milletler nezdindeki Suriye he­yetine mensup Ahmet Şükairi dün beya­natta bulunarak mülteci meselesinin Si­yonist stratejisinin bir kısmını teşkil et­tiğinisöylemiştir.

Şukairi, bu beyanatını Siyasi Komisyon önünde yapmıştır. Komisyon o sırada Fransa, Türkiye, ingiltere ve Amerika tarafından Filistin mültecilerine yardım hususunda verilen takriri incelemektey­di.

Şükairi sözlerine devam ederek demiştir ki:

«Dünya tarihinde azınlık tarafından mem­leketinden atılmış ve mülteci haline so-kuimuş bir çoğunluğa rastlamak kabil değildir».

Genel Sekreterliğin bir temsilcisinin be­yanatına göre 1950 senesi zarfında mül­tecilere sarfedilmesi lâzımgelen para 15 milyondolarkadartutacaktır.

—LakeSuccess :

Birleşmiş Milletler Siyasi Komisyonunda Çin meselesinin müzakeresi sırasında söz alan İngiliz Delegesi Sir Terence Ehawn, Komünist Çin Hükümetinin tanınması hakkındakiingilizkÖrüşünüanlatmıştır. Bilindiği gibi, Kudüs'ü Milletlerarası bir şehir yapmak kararı dün Birleşmiş Millet­ler Kurulu Özel Siyasi Komitesi tarafın­dan 13 oya karşı 35 oyla kabul edilmiş­tir. 11 delege çekimser kalmıştır. Aleyhte rey verenler arasında Amerika Birleşik Devletleri, ingiltere ve İsrail vardır. Ko­mitenin kararı, üçte iki ekseriyeti gerek­tiren Genel Kurulunun tasdikine tabidir. Ross, bu kararın, tam bir Milletlerarası hale koymak gibi bir görünüşü olmasına rağmen böyle bir beynelmiler haîe koy­manın tatbiki hususunda hiç bir teminat arzetmediğini ve bu suretle dünya efkâ­rını aldatacağını söylemektedir. Amerikan delegesi, bu kararın Birleşmiş Milletler Komiseri idaresinde Arap ve Yahudi böl­gelerine bazı hürriyetler veren bir Millet­lerarası rejim hakkında Birleşmiş Millet­ler Filistin Uzlaştırma Komisyonunun yaptığı tekliflerin yerine geçemiyeceğini bildirmiştir.

— Flushing Meadows :

Yakında kurulacak olan Endonezya Bir­leşik Devletler Cumhuriyetini hükümran ve müstakil bir devlet olarak iyi karşı-lıyah Amerikan delegesi Warren Austin, Sovyet blokunun Endonezya sulh anlaş­masını itibardan düşürmeğe ve Endonez­ya liderlerinin karakterlerini şüpheli gös­termeğe matuf hareketlerinin «yeni bir düşmanlık yatfatrriak hususunda timsali bir Kremlin manevrası» olduğunu bildir­miştir.

Austin, Kominform gayelerinin iyi netice vermesi için anlaşmazlıkların devamı ge­rektiğini söylemiş ve sözlerine şöyle de­vam etmiştir:

Sovyet blokunun hücumları, Milletler­arası komünizmin hüviyetini meşru millî hürriyet hareketleri altında tanıtmak için sarfetmliş olduğu hileli gayretlerini meydana çıkartmıştır. Bundan dolayı meşru Hderleri pekâlâ idrak edebiliyor­lar ki, eğer hürriyet uğrundaki mücade­lelerinde Milletlerarası komünizmin yar­dımını kabul etselerdi, bir müstemleke­ciliği diğer bir müstemlekecilik şekli ile değiştirmiş olurlardı. Hiç bir müstemleke halkı bugün Sovyet Birliği boyunduruğu altında bulunan insanlar kadar esir ol­mamışlardır.

—Flushing Meadows:

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Milli­yetçi için tarafından Rusya, aleyhinde ileri sürülen iddiaları tetkik ederek gele­cek sene cevap vermek üzere meseleyi Küç.ük Asambleye sevk etmeye karar vermiştir.

—Lake Success :

Genel Kurul 6 müstenkife karşı 47 oyla, Filistin mültecileri meselesi ile meşgul olacak bir hususî komisyonun teşkil ve üye devletlerin 33.700.000 dolar ile 1950 senesi zarfında mültecilere yardım için yapılacak çalışmalara iştirak etmesini is­teyen karar suretini kabul etmiştir.

9 Aralık 1949

—Laka Success :

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Trygvfr Lie'nin yardımcısı Adrien Pelt Libya Yüksek Komiserliğine tâyin edilmiştir. Bu tâyin Genel Kurulun tasvibine ikti­ran edecektir.

—LakeSuccess :

Genel Kurul Bütçe Komisyonu, Kudüs'ün Milletlerarası hale getirilm'esine sarfedil-mek üzere Birleşmiş Milletler bütçesine 8.15O.000 dolarlık bir tahsisat konulması yolunda Genel Sekreter tarafından yapı­lan teklifi 4 muhalife karşı 25 oyla tas­vip etmiştir. 15 delege müstenkif kal­mıştır.

—Londra :

Lake Success'deki basın muhabirlerinin bildirdiğine göre, Birleşmiş Milletler Ge­nel Kurulunun beklenmedik talikine se­bep, bazı delegelerin, Kudüs'ün istikba­li hakkında hükümetlerinden talimat bek­lemeleridir.

Asamble, Kudüs için milletlerarası bir statü teklif eden Siyasi Komisyonun plâ­nını kabul ettiği takdirde, Araplarla İs­rail'in şeh^i terk ötmeleri lâzımdır. Her iki memleket Birleşmiş Milletler nezdin-de bu plânı protesto etmiştir. Ürdün Dışişleri Bakanı, M. Trygve Lie'-ve gönderdiği bir telgrafta bu kararın, Ürdün'ün hayatî menfaatlerine ve güven­liğinedokunduğunubildirmektedir.

Birleşmiş Milletler­le Aralık 1949 tarihli «Sontelgrafdan

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Nevyork'ta, Lake Successs'deki son içti­ma devresine geçenler de nutuk teatisi­ni müteakip ara. verildi.

25 , :iran 1945 te, 1.700.000.000 insanı tem-sİlçn 50 milletin delegeleri San Fransis-ko'da toplanarak Birleşmiş Milletler and-laşmasını imzalamışlardı. Demek ki ara­dan dÖr buçuk seneye yakın bir zaman geçmişoluyor.

Es=ıs prensipleri itibariyle birbirlerinin egemenliğini ve eşitliğini kabul etmiş o-lan bu milletler, barışı tehlikeye koyacak her türlü hareketlerden içtinap edecekle­rini, ihtilâfların yine barış yoliyle halle­dilmesine çalışacaklarını taahhüt etmiş­lerdi. Daha sonradan 8 milletin de ilti­hakı ile şimdi Birleşmiş Milletlerde 58 millettemsil edilmektedir.

Bu dört buçuk sene içinde Birleşmiş Mil­letlerin yaptığı işlerin bir bilançosunu çı­karmak lâzım gelse, biraz duralamak mümkün değildir.

Amerikan Dışişleri Bakanı Acheson Bir­leşmiş Milletleri tarif ederken, bu mües­sesenin «Amerikan milletinin harp zama­nında kendisini vakfetmiş olduğu emel ve ümitleritemsilettiğini»söylemişti.

Avustralya Dışişleri Bakanı ise. Birleş­miş Milletler teşkilâtını milletlerarası barışın başlıca unsuru olarak vasıflandır-İnişti.

Bu iki söz arasındaki nüans dikkati çe­ker. Avustralya Dışişleri Bakanının ta­rifine bugünkü şartlar altında inanmak pek güçtür.. Çünkü bu müessese henüz dünya banımı sağlıyamadığı gibi, barış unsuru olduğunu da isbat edememiştir. Acheson'un «emel ve ümitlerden» bahset­mesiise,geleceğemuallâkkalmaktadır.

İngiliz: Dışişleri Bakanı Bevin de şöyle demişti :

«San Fransisko'dan sonra, biz ümitleri­mizi çok havaiandırlık. Eğer biz, bugün olmazsa mahallî Ölçülerle iş görmemiz lâ-zımdır. Kim bizimle anlaşmak istiyorsa, onunki anlaşırız, kim bize anlayış ve iti­mat gösterirse, bizim de ona karşı anla­yış veitimadımız berkemal olur.»

Bu soz de ayrıca Birleşmiş MilletLerin dünya Ölçüsünde iş görecek derecede ol­gunlaşmışbulunmadığınıifadeeder.

Bu sözler Birleşmiş Milletleri ikinci plâ­na almakta ve Batı Avrupa'yı bir hale koymanın evleviyetini ortaya atmaktadır. Bevin herhalde bu sözlerini üç seenlik dışişleri bakanlığı vazifesinde edindiği tecrübelere istinaden söylemiş olsa ge­rektir. Çünkü bütün bu müddet zarfında Doğu İle Batı ai'asmdaki anlaşmazlığın Birleşmiş Milletlerin normal faaliyetine mâni olduğunu görmüştür. Filhakika Birleşmiş Milletlerin şimdiye kadar elde ettiği müsbet neticeler devede kulak kabilindendir.

Bir Filistin meselesi vardır ki, yarım ya­malak halledilmiştir. Kudüs'ün milletler­arası bir bölge olması yolunda verilen karara rağmen, israil Devleti meclis ka-rarile başkentini Kudüs'e nakletmiştir. Yani ufacık bir devlet bile Birleşmiş Mil­letlerinkararınıhiçesaymıştır.

Yunanistan'da çete harbi sona ermişse, bu, Birleşmiş Milletlerin oraya gönderdi­ği tahkikat komisyonunun gayreti neti­cesi değildir, italyan sömürgeleri işi pa­muk ipliğine 'Dağlanmıştır, italya Atlan­tik Paktına dâhil olmakla beraber, Bir­leşmiş Milletlerde üye olmadığı için, eski sömürgelerinden bazılarının vesayetini Birleşmiş Milletler namına üzerine alabil­mesi bir mesele olmuştur. Birleşmiş Milletlerin faaliyetini felce uğra­tan bir veto badiresi daha vardır ki, Kuş­larişlerinegelmiyenhermeseledebusilâhı sık sık kullanmalardır. Büyük dev­letler arasındaki anlaşmazlığın mühim bir sebebini teşkil eden bu veto âfetine de bir çare bulunamamıştır, ispanya hâlâ bir kenarda durmaktadır. Büyük devletlerin Madrit'te elçileri yok­tur. Amerika'nın son zamanlarda İspan­ya'ya göstermeğe başladığı sempatiye rağ­men, hiç olmazsa^ Birleşmiş Milletler ka­nalından gidilerek, bu devletle de işler düzel ti lememis tir.

Kudüs meselesi...

Yaran :Ömer Rıza Doğrul

Birleşmiş Milletlerin Genel Kurulu Ku­düs şehri ile , bütün mukaddes yerlerin milletlerarası bir idareye tabi olmasını kararlaştırmış ve böylece Kudüs mesele­sinin her tarafı hoşnud edecek tarzda hal­lini istemişse de bugün Kudüs'ü işgal et­mekte olan iki taraf, yani İsrail ile Ürdün bu karara muhalefet etmiş bulunuyorlar.

İsraiL yeni Kudüs şehrini başşehir ilân etmek ve hükümet daireleriyle Parlâmen­tosunu buraya nakletmek üzeredir. Di­ğer taraftan eski Kudüs'ü iggal etmekte olan Ürdün de işgalini sağlamağa bak­maktadır.

Filistin Uzlaştırma Komisyonu, Yahudi­lerin ve Arablarm Kudüs'teki bölgeleri­ne bir nevi mahallî muhtariyet vermele­rini ve Birleşmiş Milletler tarafından tâ­yin olunacak Fevkalâde Komiserin bura­da başarı ve emniyeti sağlamaktan me­sul olmasını teklif etmişti.

Gerek israil, gerek Ürdün bu plânı şid­detle tenkid etmişler, İsrail yeni Kudüs-teki Yahudi ahaliden vazgeçmiyeceğini, Ürdün de eski Kudüs'ü terketmenin ken­di emniyetin: ihlâl edeceğini anlatmış ve bu iki devlet daha fazla Kudüs'ü paylaş­mak yolunu tuttuklarını göstermişlerdi, iki taraf ta Kudüs'teki kontrol altında yaşanmasına razı oldukları halde yalnız hâkimiyetlerini ihlâl edecek her hangi te­şebbüsten sakınılması üzerine İsrar et­mişlerdi

Vaziyet bu merkezde olduğu sırada Bir­leşmiş Milletler Genel Kurulu Kudüs'te ve mukaddes yerler üzerinde milletlerara­sı bir idare kurulması lehine bir karar vermiş ise de bu karar gayet garip man­zaralararzetmiştir.

Ürdün'den başka Arab memleke'Jeri, Fransa ve Rusya gibi memleketler Ku­düs'ün ve mukaddes yerlerin beynelmilel bir idareye tabi olmasına taraftar olduk­ları halde İngiltere ve Amerika ile daha başka devletler Kudüs'teki emrivakii göz önünde tutarak Kudüs'ün İsrail İle Ür­dün arasında taksimini ve yalnız mukad­des yerlerin beynelmilel bir kontrola ta­bi olmasını terviç ediyorlar. Fakat Kudas ile bütün mukaddes yerlerin beynelmi­lel bir .idareye bağlanması meselesi, Bir­leşmiş Milletlerin ekseriyetini çekmiş ve bu yolda bir karar verilmiş bulunmakta­dır. Ürdün'den maada Arab devletleri bu ksrarm tatbik mevkiine konması üzerin­de ısrar ediyor, israil bu karara muhale­fet ettiği takdirde, Birleşmiş Milletler Anayasasındaki zecrî tedbirlerin ve ikti­sadi boykotajın İsrail aleydinde tatbik o-îunmasınıistiyorlar.

Yani bu Arab memleketleri Kudüs'te ve mukaddes yerlerde beynelmilel bir ida­renin kurulmasını, barış ve emniyet ba­kımından en muvafık hal çaresi görmek-te, paylaşma usulünün ancak yeni gaile­ler doğuracağım sanmakta ve bu gailele­rin en nihayet bütün Kudüs'ü kaybet­mekle neticeleneceğini hesaplamaktadır­lar.

Birleşmiş Milletlerin Genel Kurulu tara­fından verilen kararı tatbik etmek bir mesele teşkil ettiği için. önümüzdeki ba­harda Genel Kurulun bu meseleyi düşün­mek ve' neticelendirmek üzere fevkalâde bir içtimaa davet olunması beklenmek­tedir. Çünkü Birleşmiş Milletlerin son ka­rarını tatbik edebilmek için israil'e ve Ürdün'e karşı silâh kullanmak icap edi­yor, Birleşmiş Milletlerin elinde ise si­lâhlı bir kuvvet bulunmamaktadır. Onun. için Birleşmiş Mîlletlerin ilerde yapaca­ğı emrivakileri dikkate alarak yeni bir plân hazırlaması ve yalnız mukaddes yer­leri kontrol ile iktifa etmesi beklenmek­tedir.

image006.gifimage007.gifimage008.gifimage009.gif2 Aralık 1949

—Bonn:

Başbakan Adenauer'le Shumacher arasın­daki ihtilâf, Alman şahsiyetlerinin dün akşam tertip ettikleri görüşme neticesin­de kesin olarak halledilmiştir.

,Bu görüşme neticesinde neşredilen be­yannamede hükümet Sosyal Demokrat Partinin Rhur Statüsü karşısında takın­dığı tavırla sadece Alman Milletine hiz­met etmek gayesiyle hareket ettiğine ka­naat getirdiğinibildirmektedir.

—Berlin :

Sovyet bölgesi bloku, Almanya'yı Feters-burg anlaşmalarını tanımamağa davet et­mektedir. Bilindiği gibi bu anlaşmalar Adenauer,le müttefik yüksek komiserle­ri arasında imza edilmişti.

Blok, Batı Almanya halkının Sovyet böl­gesindeki millî cepheye katılmalarım is­temektedir.

—Bonn:

Yüksek müttefik komiserler, Federal Al­manya'yı teşkil eden 1 devlete ihtarda bu­lunarak bu devletlere ait polis teşkilâtı­nın, hiç bir suretle demokratik hükümete veya işgal kuvvetlerine karşı bir tehdit teşkil edebilecek mütemerkjz yarı askerî bir teşekkül mahiyetini almaması lüzu­munu tebliğ etmişlerdir.

—Londra :

Times gazetesi, Başbakan Adenauer ile Doktor Schumacher arasında varılan an­laşma münasebetiyle Sosyal-Demokrat­ların Alman siyasetindeki önemini belirt­mekte, arasındaki ihtilâfın Bonn Parlâ­mentosunun bütün bünyesini zayıflatmak tehlikesinigösterdiğiniveBatıAlmanya'nın istikbali üzerine ciddî tesirler ika etmekten geri kalmıyacağım yazmakta­dır.

Alman sosyalistlerinin durumunu biraz da sempati ile mütalâa eden gazete mü­essif hâdiseden iki türlü ders alınabile­ceğini yazmaktadır :

1 — Adenauerile Schumacher "in, Batı Almanya dış siyasetinin ana hatlarında anlaşmalarızarureti.

Gazete bu bakımdan Sosyal-Demokrat-Ma Hıristiyan Demokratların en fazla vatanseverliği kendi inhisarlarına alarak veya Almanya'nın menfaatlerini ihanetle birbirlerini itham ederek bir tefevvuk id­dia etmemelerinin önemini belirtmekte, bunun Batı Birliği istikbali ve her tür­lü mâkul temessül siyaseti için feci neti­celerdoğurabileceğiniyazmaktadır.

İkinci ders ise bizzat müttefikleri alâka­dar etmektedir. Sosyal-Demokratlar sen­dikaların büyük ekseriyeti de dâhil ol­mak üzere seçim bölgelerinin yüzde 28; ini temsil etmektedir. Alman sosyalistle­ri haklı olarak ağır sanayiin devletleş­tirilmesi meselesinde aldatıldıkları kana-atindediler ve Amerikan siyasetinin Al­man sanayicilerine imtiyazlarını İade et­mesi fikrine dayanmasından korkmakta­dırlar, Almanya'nın tarihi hakkında en ufak bir bilgiye sahip olanlara bu korku abes veya gayrimâkul görünmez. Alman, sosyalistlerinin bu endişelerinin boş ol­duğunu ispat etmek Batılı müttefiklere düşer.

(î Aralık 1949

— Bonn :

Bonn'daki hükümet çevrelerinde ileri sü­rülen tahminlere göre Avrupa Bankanlar Komitesinin gelecek toplantısından sonra yani1950yılıbaşındaFederalAlman. Cumhuriyeti Avrupa Teşkilâtına ortak üyesıfatiyleiştirakedavetedilecektir.

7 Aralık 1949

—Londra :

Dışişleri Bakanlığına mensup bir sözcü İngiltere, Fransa ve Birleşik Amerika Dışişleri Bakanlarının Almanya'daki va­ziyet hakkında görüşmek üzere Ocak a-ymda toplanacakları yolundaki havadisi bugnüyalanlamıştır.

—Washington :

Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı Ache-son, bugün yaptığı haftalık basın toplan­tısında, müttefik yüksek komiserlerinin evvelce yapmış oldukları beyanatlara uy­gun olarak, Birleşik Amerika, İngiltere ve Fransa'nın, Almanya ile müttefik dev­letler arasında hukuk bakımından halen mevcut «harp haline» son vermek imkân­larını görüştüklerini bildirmiştir. Ache-son bundan sonra üç büyüklerin toplan­maları hususunda şimdilik hiç bir tasarı mevcut olmadığını söylemiştir. Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı geçen Eylül an­laşmaları gereğince, halen Birleşik Ame­rika, ingiltere ve Fransa arasında yapıl­makta olan iktisadi görüşmelere dair hiç bir tasrihatta bulunamayacağım, İngilte­re, Kanada ve Birleşik Amerika arasında cereyan eden atom görüşmeleri hususun­da, Dışişleri Bakan Yardımcısı James Webb'in bundan evvelki demeçlerine ilâ­ve edecek hiç bir şey olmadığını ifade et­miştir.

8Aralık 1949

—Frankfurt :

Batı Almanya Cumhuriyeti Başbakanı Adenauer Hıristiyan Demokrat Partisinin kongresindekonuşarakdemiştirki:

İlerde Avrupa'nın savunmasına yardım zorudna kalırsak bunu ancak, Avrupa or­dusunun çerçevesi içinde ve eşit haklar e-sasmadayanarak yapacağız.

9Aralık 1949

—Bonn :

Başbakan Adenauer bugün, partisinin I-dare Komitesi Önünde yaptığı demeçte müttefiklerden Almanya'nın kısmen si­lâhlanmasına müsaade edilmesini istemiş­tir.

12 Aralık 1949

—Frankfurt ;

Müttefik makamlarının bildirdiğine göre, bundan böyle Rsuya'ya 'Batı Almanya'dan tazminat namı altında malzeme verilmİye-cektir. Bu kararın alınmasına sebep Rus­ya'nın şimdiyea kadar aldığı malzemeye mukabil taahhütlerini yerine getirmemiş olmasıdır. Evvelce Rusya'ya tahsis edil­miş olan malzeme şimdi Brüksel'de bulu­nan müttefikler arası tazminat bürosuna teslim edilecek bu teşkilâta üye olan 19 memleket arasında taksim edilecektir. Çekoslavya ve Arnavutluk da bunlar ara-snda bulunmaktadır. Potsdam Anlaşması gereğince Rusya Bat) Almanya'ya düşen tazminatın yüzde 25 ini alacak ve teslim edilen malzeme bedelinin beşte üçünü ö-diyecekti.

image010.gif1Aralık 1949

—Paris:

Avrupa İktisadi işbirliği Teşkilâtı, İcra Komitesi Başkanı Sir Edmound Hail Patch tarafından bugün basına sunulan üye devletlerin tarım kaynaklarının ge­lişmesi plânını kabul etmiştir.

18 memleketin eksperleri tarafından tan­zim edilen ve yüzlerce milyon tutacak olan bu plân, çiftçilere yapılacak teknik yardım ve gübrelerin daha umumi bir surette istimali sayesinde 1952 senesinde gerçekleşebilecektir.

2Aralık 1949

—Waşington :

iktisadi işbirliği idaresi tarafından neş­redilen bir istatistiğe göre 1949 yaz ay­ları zarfında Marsh ali plânı memleket­lerinde geçen seneki ayni devreye naza­ran istihsalde % 11 nispetinde bir artma olmuştur.

Bu devre içinde gecen seneye nazaran en fazla istihsal artması Batı Almanya ve Yunanistan'da görülmüştür. Bu memle­ketlerdeki artırma nispeti yüzde 40 ilâ 30 olmuştur.

6 Aralık 1949

—Ankara :

iktisadi işbirliği Türkiye İcra Komitesi Başkanı Mr. Russel Dorr ve Bayan Dorr, Millî Eğitim Bakanlığı Teknik Öğretim Müsteşarı Rüştü Üzel'le birlikte bugün öğleden evvel Erkek Teknik Öğretmen Okulunu ve İkinci Sanat Enstitüsünü gezmişler, iki buçuk saat kadar süren bu gezi esnasında Okul Müdürü Raşit Mocan ve Millî Eğitim Bakanlığı Kültürel Dış MünasebetlerMüdürü EminHekimgil

misafirlere okul ve çalışmalar hakkında malûmat vermişlerdir.

Gördüklerinden fevkalâde mütehassis o-lan Mr. Dorr Okul Müdürüne çok teşek­kür ve kendisini tebrik etmiş, buradan mezun olacak gençleri memlekette çok mühim işlerin beklediğini, bu müessese­nin kendisi için Türkiye'de gördüğü di­ğer müesseselerden daha büyük bir ehem­miyet taşıdığını, Türkiye'de bugünkün­den daha geniş ve büyük bir endüstrinin buradan yetişecek unsurlarla kurulacağı­nainandığınısöylemiştir.

—LaHaye :

İktisadi İşbirliği İdaresince tahsis edilen mamulâtm yarısının Amerikan gemileri ile sevkedilmesini âmir Marshall plânı hükmüne riayet etmediklerinden 7 Avru­pa memleketi tazminat vereceklerdir. Bu karar, İktisadi işbirliği idaresi delegele­riyle Fransa, İngiltere, Holânda, Belçika, Lüksemburg, İsveç, İrlanda ve Danimar­ka temsilcileri arasında iki günlük kon­feransın neticesindeaçıklanmıştır.

İktisadi İşbirliği idarecileri, bahis konusu tonaja tekabül eden dolar miktarı hak­kında sükût etmektedirler.

Bazı mütehassıslara göre bu miktar, 150.000 tona varmaktadır ki ilgili millet­ler, Birleşik Amerika'ya tahminen 30 mil­yondolarvereceklerdir.

—Paris :

Bugün öğleden sonra France Presse a-jansi temsilcisine demeçte bulunan İkti­sadi İşbirliği İdarecisi Yardımcısı Willi-am Foster, şunları söylemiştir :

«Avrupa'nın iktisadi bütünlüğünü tacil etmek için cereyan etmekte olan görüş­melerneticesiz kalırsa,Amerikan Konimage011.gifgresinin gelecek sene Marshall plânı için yeni krediler kabul etmesi muhtemeldir. Fakat bu kredilerin kabulü Öyle şartlara bağlı olacaktır ki, Amerika'nın Avrupa'­ya yardım usulleri büyük çapta değişe­cektir.»

Demecine devam eden Foster, İktisadi işbirliği İidaresinin bölge birliklerini teş­ci ettiğini, icabı halinde, her türlü mani­aları ortadan kaldırmak tehlikesini göze alan memleketlere ihtiyat tutulan 150 milyon dolarlık özel fonun tamamını ve­ya bir kısmını vermeğe hazır olduğunu söylemiştir.

7 Aralık 1949

—Washington :

İktisadi İşbirliği İdaresi tarafından bildi­rildiğine göre, bu hafta içinde yapılan tahsisatlar arasında Türkiye için 200.000 dolarlık inşaat ve maden makinesi satın alınmasıiçin müsaade verilmiştir.

Bu mallar 1949 malî senesinin son dört aylık devresi içinde teslim edilmiş olacak­tır. Türkiye'ye gelecek olan bu Marshall plânı malları Amerikan menşelidir. Haf­ta sonunda Avrupa'ya yapılan yardım ye­kûnu 1.773.000 dolardır.

9 Arahk 1949

-— Ankara :

İktisadi İşbirliği İdaresi Türkiye İcra Ko­mitesi Başkanı Russell H. Dorr ve Bayan Dorr bugün hususi bir uçakla Kahire'ye hareket etmişlerdir. Russell Dorr Pazartesi günü memleketimize dönecektir.

—Paris :

Resmen bildirildiğine göre, Başkan Van Zeeland'm isteği üzerine, Avrupa İktisadi işbirliği Teşkilâtı İstişare Grupu 20 Arahk günü Paris'te toplanacaktır.

13 Aralık 1949

— Washington:

iktisadi İşbirliği İdaresi, bilhassa Ameri­kan sanayi malzemesi satın alması için Fransa'ya 33.617.000 dolarlık kredi vermiş­tir.

Diğer taraftan Amerika'dan mısır alabil­mesi için Avusturya'ya 2.952.000 dolar yar-


dımda bulunulduğu gibi yine Birleşik Amerika'dan fıstık alması için 1.843.000 dolar kredi açmıştır.

Bundan maada, Amerika'dan makineler alması için de 857.000 dolarlık kredi ve­rilmiştir.

Amerikan soya yağı alması için Batı Al­manya'ya 3.969.000 dolar ve Lâtin Ame­rikan memleketlerinden kaim ve ince de­riler alması için 1.010.000 dolarlık kredi­ler tahsisedlimiştir.

14 Aralık 1949

— Cleveland :

İktisadi İşbirliği İdarecisi Hofmann şun­ları söylemiştir :

Batı Avrupa Kremlin tahakkümü altına girerse, Amerika Önüne geçilmez şekilde bir garnizon devlet haline gelecektir. 0-nümüzdeki beş sene içinde Avrupa'da o-lup biteceklerin önümüzdeki elli sene i-çinde Amerika'da vukubulacak olaylar üzerinde mutlaka kesin bir tesiri olacak­tır. Şayet Sovyetler Birliği Batı Avrupa-yî işgal ederse savunmamız için masraf­larımızı büyük Ölçüde arttırmakhğımız gerekecektir. Eğer Amerika bir garnizon devlet durumuna girerse savunmamız 15 milyara değil hattâ 30 milyara mal ola­caktır.

—Vaşington :

iktisadi İşbirliği İdaresi Avusturya'ya a-şağıdaki mubayaa müsaadelerini vermiş­tir:

Deniz nakliyatı için 4.000.000 dolar, ma­denleri işlemekte kullanılan makineler i-çin 4,837.000 dolar, şehir nakliyatı malze­mesi için 120.000 dolar.

17 Aralık 1949

—Waşington :

İktisadi İşbirliği İdaresinin Türkiye'deki Temsilcisi Roussell H. Dorr 1949-1950 devresi için Marshall plânının dolar tah­sisatından Türkiye'ye temin edilen 16 milyon dolarlık yardımın Türk Hükü­metinin bugünkü yüklerinden birkaçını muvakkaten hafifletmeğe yarayacağını bildirmektedir.

İktisadi İşbirliği İdaresi tarafından yayın­lanan raporunda;Dorr, budolar yardı-

minin, Türkiye tarafından tiraj hakları gereğince başka Avrupa memleketlerin­den mal satın almak için kendisine veri­len 55 milyon 300 bin dolarlık Marshall yarmımma inzimam etmek suretiyle, Türkiye'nin bu yıl Marshall plânı gere­ğince alacağı karşılıksız yardım mecmu-unun 71 milyon 300 bin dolara yükseldi­ğini kaydetmektedir ki bu aşağı yukarı 200 milyon Türk lirası demektir ve Tür­kiye'nin yıllık bütçesinin yüzde 13 ünden fazladır.

Bu Amerikan dolar yardımı Türkiye'ye, istihsalini ve bu suretle de memleket va­ridatını artırmak üzere Birleşik Ameri­ka'dan karşılıklı hiçbir vecibeye giriş-meksizin önemli miktarda modern teçhi­zat ve mal almak imkânını sağlayacaktır. Dorr'un bildirdiğine göre, bu, Türkiye'­nin müstakbel kredi durumuna bir yar­dım olarak yapılmıştır. Marshall plânı 1952 de sona erdiği zaman Türkiye'nin başka yabancı sermaye celbine ihtiyacı olacaktır. İktisadi İşbirliği İdaresi, Tür­kiye'nin, o zaman bu sahada gerekli ted­birleri almak arzusunda bulunduğu tak­dirde, projelerini gerçekleştirecek çok büyük bir borç altında kalmasını isteme­mektedir.

Dorr; yardımı «Birleşik Amerika milleti­nin Türkiye Cumhuriyeti halkına karşı beslediği dostluk hislerinin önemli ve maddî bir delili» olarak vasıflandırmak­tadır.

Türkiye Devlet Bakanı Cemil Sait Bar-las'm bildirdiği veçhile, Türkiye Hükü­meti bu dolar ve başka döviz yardımları­nı kullandıkça karşılığını Türk lirası olarak hususi bir hesaba yatırmak im­kânını bulacaktır. O zaman bu hesabın yüzde 95 i Türkiye'de verimli projelerin gerçekleştirilmesi ve malî istikrar için serbest kalacaktır.

— Strasbourg:

Pazartesi toplanacak olan İstişare Meclisi Genel İşler Komisyonunda Avrupa Kon­seyine üye olan memleketler arasında daha sıkı bir birlik sağlamak için alına­cak tedbirler incelenecektir.


19 Aralık 1949

— Washington :

İktisadi İşbirliği idaresi 194 Nisanında işe başladığından beri Marshall plânına dâhil memleketlere 8 milyon dolar veril­diğini bildirmiştir.

Bu yekûnda, geçen hafta verilen 195.013.000 dolar da dahildir. Geçen haf­ta verilen tahsisatın yüzde 54 ünü sana­yi maddeleri teşkil etmektedir. Paranın geri kalan kısmı yiyecek ve tarım mad­delerine tahsis edilmiştir.

— Londra ;

Avrupa İktisadi İşbirliği Komitesi, Mar­shall plânından istifade eden devletlere ait yeni bir kalkınma plânı hazırlamak üzereyarınParis'tetoplanacaktır.

Büyük Britanya'yı Stafford Cripps tem­sil edecektir. Sir Stafford Cripps Paris'e gitmek üzere bu akşam Londra'dan ay­rılacaktır.

Bu toplantının başlıca vazifesi, Hoff-mann'ın beyanatından sonra Avrupa kal­kınmasını hızlandırmak hususunda veri­len kararın tatbik imkânlarını araştır­maktır.

Keza Komite, Avrupa ticaretini engel­lerden kurtarmak, kalkınma plânlarını birleştirmek, milletlerarası tediye siste­mini yeniden gözden geçirmek, daha faz­la dolar kazanmak imkânlarım bulmak için plânlar hazırlanması işleriyle meşgul olacaktır.

Bu plânlar İktisadi İşbirliği İdaresine su­nulacak ve Amerikan Kongresine de ü-çüncsü yardım senesi ödeneklerini ince­lemeğe başladığı zaman gönderilecektir. Avrupa iktisadi İşbirliği Konseyi, Ocak ayında Umumi Heyet halinde toplanarak Avrupanm iktisadi kalkınmasını kolaylaş­tırmak için alınacak diğer tedbirleri göz­den geçirecektir.

20 Arabk 1949

— Paris :

Avrupa iktisadi İşbirliği İdaresi Danış­ma Kurulu bugün saat 10.15 te «La Mu-ette» Şatosunda Belçika Dışişleri Bakanı Paul Van Zeeland'ın başkanlığında top­lanmıştır.

—Paris:

Avrupa iktisadi İşbirliği İdaresi Danış­ma Kurulunun toplantısı 12 de sona er­miştir. Kurul bugün öğleden sonra saat 15 te tekrar toplanacaktır. Bakanlar, teşkilâtın siyasi nüfuzunun takviye edilmesi meselesini ele almışlar­dır.

21 Aralık 1949

—Paris :

iktisadi işbirliği İdaresi Amerikan Yardı­mı tahsisatından Kasım ayında Fransa'ya 12.900.000 dolar, aynı ay içinde bu plân­dan faydalanam başka memleketlere de 532.300.000dolarverildiğinibildirmiştir.

23 Aralık 1949

—Washington :

iktisadi işbirliği İdaresi tarafından bugün bildirildiğine göre Marshall plânı mem­leketleri endüstri teçhizatı kadar tarım kalkınmasına da muhtaç bulunmaktadır. İktisadi işbirliği İdaresi 20 Aralık tarihin­de 1949 yılı hesaplarını kapamıştır. Bu yıl içinde sarfedilen tahsisat miktarı top-yekûn 3.67.349.000 doları bulmaktadır. Bu miktardan 181.072.000 doları endüstri teç­hizatına, 1.767.233.000 doları tarım ve gı­da maddelerine 278.962.000 doları da ta­şıt navlununa tahsis olunmuştur. Bundan başka teknik işlerde kullanılacak uzman­larla buna benzer başka masraflar için de bir miktar tahsisat ayrılmıştır. 1948 ve 1949 yılları mukayese edilirse dolar tah­sisatında bir azalma görülecektir ki, bu da, Marshall plânının prensibine uygun­dur. Zira memleketler iktisadi kalkınma­larındailerledikçe İktisadiİşbirliğinin yapacağı dolar tahsisleri de azalacaktır. İktisadi İşbirliği İdaresinin sene sonu tet­kiklerinde işaret edildiğine göre, 1949 se­nesinde Marshall plânından en fazla dolar alan memleketler sırasiyle şunlardır: in­giltere, Fransa, Almanya'daki üç işgal böl­gesi ve italya.

Türkiye 1948-49 yılı içinde 49.700.000 dolar almıştır. Bu miktar 38.000.000 dolar ödünç ve 11.700.000 dolar da tiraj hakkı şeklinde şarta bağlı yardımdan terekküp etmiştir.

1949-50 senesinde Türkiye'ye Marshall plâ­nından 114.400.000 dolar tahsis edilmiştir. Şimdiye kadar sarfedilen miktar içinde Türkiye'nin kalkınma gayretinin en önem­li kısımlarından birini makineleşme teş­kil etmiştir. 20 Aralık tarihine kadar Türkiye için 33.000.000 dolarlık makine ve alet tahsisatı verilmiştir. Maden ma­kinelerinin bir kısmı gelmiş ve kullanıla­cakları yerlerde kurulmağa başlanmıştır. Takriben 4000 den fazla traktörün mem­lekete gelmesi için mukaveleler imzalan­mış ve bunun büyük bir kısmı da mem­leketegelerekdağıtılmıştır.

Türkiye'ye bunlardan başka gıda madde­si olarak 12.700.000 dolarlık buğday tah­sis edilmiştir.

29 Aralık 1949

— Washington :

İktisadi İşbirliği İdaresinin bildirdiğine göre, Güney Kore elektrik istihsalini 59.400 kilovat artırmak maksadiyle üç plântatbikmevkiinekonacaktır.Buiş için sarfedilecek olan 17 milyon dolardan 6.300.000 ı gerekli levazımın satın alınma­sı için İktisadi İşbirliği İdaresi tarafından verilecektir.

1 Aralık 1949

—Londra :

Londra gazetelerinden üçü Atlantik Pak­tına dâhil 12 memleket savunma bakan­larının Paris toplantısını, Batı Avrupa ve bilhassa İngiliz ve Fransız silâhlı kuv­vetleri meselesinin incelenmesini bahis konusuetmektedir.

Muhafazakâr Daily Graphic Gazetesi, si­lâhlı kuvvetlerde hizmet edemeyen her Ingilizi vakit geçirmeden pasif servislere yazılmağa davet etmektedir. Bağımsız sağcı temayüllü olan ve müs­temleke siyasetinin ateşli müdafii bulu­nan Daily Express Gazetesi de, bazı ta­leplere itiraz etmektedir. Gazete bu talep­leri son zamanlarda Fransa'nın ileri sür­düğünüyazmaktadır.

7 Aralık 1949

—Londra :

Bugün inanılır bir kaynaktan bildirildi­ğine göre Dışişleri Bakanı Bevin, Ocak ayında yapılacak olan ingiliz İmparator­luk Camiası Memleketleri Dışişleri Ba­kanları Konferansında hazır bulunmak üzere Noelden sonra yani 27 Aralıkta Co-lombo'ya hareket edecektir, iyi haber alan çevreler, Bevin'in dönü-ründe italyan ve Mısır hükümetleriyle müzakerelerde bulunmiyacağmı sanmak­tadır.

—Londra :

Bugün Avam Kamarasında işçi saylav­lardan Chamberlain'in sorduğu bir suale cevap veren Savunma Bakanı Alexander şunlarısöylemiştir : Atlantik Paktını imza eden memleketler savunmabakanlarınınParis'teyapmış oldukları toplantı neticesinde İngiltere yeni masrafları mucip olacak yeni hiçbir taahhüdegirişmemiştir.

Bakan, Atlantik Paktı tahminleri gere­ğince savunma teşkilâtının muhtelif saf­haları hakkında bir beyaz kitap hazırla­maktaolduğunusöylemiştir,

8Aralık 1949

—Londra:

Avam olduklarına zahip oluyorlar.

Bu kanaati vermeğe yardım eden bir â-mil Sibirya'dan memleketlerine dönebi­len Japonların ifadeleridir. Bunlara göre Sibirya'ya sevkedilen Japonların çoğu aç­lıktan veya fazla çalıştırılmaktan mah­volmuşlardır. Onun için bu 373,929 Japo-nun da bu şekilde imha edilmiş oldukları sanılmaktadır.

General Mac Artur bu adamların akıbe­tini öğrenmek için uğraşmış, fakat bir ne­tice almağa muvaffak olamamıştır. Onun için şimdi de bitaraf bir devletin müda­hale ederek bu işi üzerine alması ve me­seleyi"takipetmesiveneticelendirmesi

islenmektedir. Çünkü bu binlerce adamın karıları ve çocukları, kocalarının ve ba-balarmm akibeti hakkında bir haber al­mak istemekte ve ona göre durumlarını tâyin etmeyi beklemektedirler. Fakat dört yıllık uğraşmalar, bunların istekle­rini yerine getirememiş ve bunlar ne ko­calarına ve babalarına kavuşabilmiş, ne de ümitlerini kesecek bîr kati haber ala­bilmişlerdir.

Bu yüzden bugün en galip zan, bu yüz binlerce adamın Sovyet Rusya tarafından imha edilmiş elduklaridır. Anlaşılan Sov­yetler, bunların aranılmıyacağmı sanarak ortadan kaldırılmalarında mahzur görme­miş ve böylece bunları harcamışlardır.

Hâdisenin mahiyeti, hiç bir tevil götürmî-yecek ve ancak tüyleri ürpertecek deh­şettedir.

Japon milletinin bu dehşetler karşısında yaptığı nümayişlerin değerini düşür­mek için bir takım Japonların Çinlilere kargı mikrop harbi yaptıklarına dair Mos­kova Radyosu tarafından yapılan yayın­lar, bu dört yüz bine yakın adamın aki-betini unutturmıyaeaktır. O mikrap har­bi yapan Japonları cezalandırmak başka, bu masum adamları vatanlarına iade et­mek te bşkadır. Mikrop harbi yapan Ja­ponları cezaya çarpmak ne kadar haklı ise, harb bittikten sonra harb esirlerini vatanlarına iade etmek te o derecede hak­lıdır. Şayet bu mazlum adamlar, toptan imha edîlmişlerse bu müthiş katliâm bü­tün insanlık âlemini nefret hisleriyle sar­sacak ve Sovyetlerin bu müthiş zulmü hiç. bir kimse tarafından unutulmıyacaktır.

Kim bilir, belki Müttefikler arasında ya­pılan teşebbüslerin kâr etmemesinden sonra tarafsız bir devletin yapacağı teşeb­büsler bu adamların meydana çıkmasını lemin eder. Fakat görünüşe göre heyhat!

2 Aralık 1949

—Washington:

Çin. komünistleri, Çin'den kaçan milliyet­çilere yardım etmemeleri hususunda Ame­rika'ya ve diğer devletlere ihtarda bulun­muştur.

Komünist Çin Dışişleri Bakanı Suenley, devletlere gönderdiği notalarda, Kuomin-tang kuvvetlerinin sığınmasına müsaade edecek devletlerin bundan doğacak bü­tün mesuliyetleri kabul etm>§ olacakları­nı bildirmektedir. Bu ihtar bilhassa Çin ile hudutları bulunan toprakların sahiple­ri Fransa'ya ve diğer küçük devletlere aittir. Fakat komünist Dışişleri Bakanı bu notanın bir suretini de Pekin'deki Ame­rikan Konsolosluğuna göndermiş ve Kon­solosluk da bunu Washington'a bildirmiş­tir. Maamafih bu ihtarın milliyetçi Çin geççici Başkanı Lisungyen'e Amerika'ya girmesine müsaade edilmesi akabinde ya­pılmış olduğu da gözden kaçmamaktadır.

—Hongkong:

Çin komünist kuvvetleri ileri hareketle­rine devsm ederek milliyetçilerin yeni hü­kümet merkezi Şengtu'nun İSO kilometre yakınında buulnan Lungşang'ı almışlar­dır. Belki de milliyetçiler Şengtu'ya yer­leşmeğe daha vakit bulmadan buradan da çekilmek zorunda kalacaklardır. Hü­kümete mensup yüksek şahsiyetlerin II-nited Presse muhabirine söylediklerine göre, milliyetçiler için Formosa'ya gitmek­ten başka çare kalmiyacaktır.

Diğer taraftan Yungşang'ı ele geçiren ko­münist kuvvetleri Şengtu-Çunking de­miryolunu kestikten sonra Neyşang üze­rine yürümeğe başlamışlardır. Burası da Şengtu'dan ancak 150 kilometre mesafe­dedir.

Milliyetçi kuvvetler, komünistlerin ilerle­yişini geciktirmek için bütün köprüleri yıkıyorlar.

—Çengtu :

Başbakan Yen Si Şan yeni başkentte yap­tığı ilk basın toplantısında, Çunking'in düşmesini, bu şehrin müdafaası için ön­ceden plân. hazırlanmamış olmasına, ko­münistlerin, ilerleyişlerini hızlandırmak için zırhlı otomobil kullanmış olmalarına ve nihayet Çunking müdafilerine verilen emirlerin iyi tatbik edilmemiş olmasına atf edilmiştir. Başbakan, bundan sonra, milleti sonuna kadar çarpışmaya davet et­miştir.

Propaganda Bakanı Yardımcısı Tao Si Çeng de, teşrii ve siyasi bir çok mesele­nin, Çankayşek'in tekrar başkanlığa gel­mesine mâni olduğunu söylemiş ve hükü­metin, Hongkong'a gönderilen Başbakan Yardımcısı Şİ Sia Huan'm raporunu bek­lediğini ilâve etmiştir. Mareşal Çankayşek'in sekreterinin bildir­diğine göre, Milliyetçi Hükümet, Çun-king'de olduğu gibi alelacele yapılacak bir çekilişi Önlemek için Çengtu'da bu­lunmaları elzem olmayan bütün memur­ları tahliye etmek imkânlarım inceleme­ye başlamıştır.

5 Aralık 1949

—Londra:

Times Gazetesinin Lake Success Muhabi­rine göre, Komünist Çin'in tanınmaması hakkındaki talebin Siyasi Komisyonca incelenmiyeceğini anlayan Doktor Siang, bir komprimeye varmak ümidi ile Ameri­kan Fevkalâde Büyük Elçisi Jessup'le bir görüşme yapmıştır.

Muhabire göre ilgili taraflar, bu iki ka­rar sureti projesi açık bir ihtilâfa yol aç-

tığı takdirde, bundan yalnız Rusların fay­dalanacaklarını -tamamiyle müdrik bulu­nuyorlar. Muhabire göre Dr. Siang Sov­yetler Birliğine Mançuri'de müdahalesin­den dolayı takbil edilmesi gerekeceği mütalâasindadır.

6 Aralık 1949

Washington :

Çin Milliyetçi Hükümetinin Formosa A-dasmı Amerika'ya kiraya vermek tekli­finde bulunduğuna dair Amerikan Gaze­tecisi ve Radyo Yorumcusu Drew Pear-son'un verdiği haberi Milliyetçi Çin Hü-kümeti'nin Washington Büyük Elçiliği Sözcüsüyalanlamıştır.

—Hongkong:

Başkomutan Çankayşek'in Cumhurbaş­kanlığını ele geçirmek tasavvuurna karşı Cumhurbaşkan Vekili Li Tsoung Yen, dün Başbakan Yenhsi-San'a bir telgraf göndermiştir

Bu mesajda Li Tsoung Yen, Birleşik A-merika'dan bir ay içinde döneceğini ve bu memleketteki ikameti sırasında kendi­siyle istişare için her zaman telgraf çeki­lebileceğini tasrih etmektedir. Bundan başka Cumhurbaşkan Vekili, Başbakan'dan kendisine siyasi ve askerî vaziyet hakkında raporlargöndermesini

istemiş ve kısa gaybubeti sırasında hükü­metin normal olarak çalışacağı ümidini izhar etmiştir.

17 Arahk 1949

—Taipeh :

Formbza Milliyetçi Kuvvetler Komutam, United Press Ajansı Muhabirine verdiği özel bir mülakatta, komünistlerin Mart ayında Formoza Adasına çıkarma teşeb­büsünde bulunacaklarını bildirmiştir. General, Amerika'nın Çin'e yardım etme­sini istemiş, «Taiwan komünistlerin eline düşerse bütün Güney-Doğu Asya kay­bolmuş demektir ve o zaman Filipin'in müdafaasıimkânsızolur»,demiştir.

—Taipeh:

Milliyetçi Çin Hükümeti, Çin kıtasında elinde tutmaya çalıştığı son «başkent» o-lan Çengtu şehrinin düştüğünü bugün bildirmektedir. Hükümet askerî sözcüsü­nün bildirdiğine göre, milliyetçi kuvvet­ler tarafından tekrar ele geçirilmiş olan ve Yunnan eyaletinde bulunan Kunming şehrinin yeniden komünist kuvvetlerinin tehdidi altında olduğunu söylemiştir. Hong-Kong'tan gelen haberlerde ise Ha-inan Adasına taarruza geçmek maksadiy-le komünistlerin toplar getirdikleri bildi­rilmektedir.

2 Aralık 1949

—Batavya :

İyi malûmat alan kaynaklardan bildiril­diğine göre, Enronezya üzerindeki Ho-lânda hâkimiyetinin Endonezyalılara dev­ri 27 Aralık'ta yapılacaktır. Holânda Başbakan Yardımcısı Van Scha-ik, Endonezya Başbakanı Soekarno ile gö­rüşmüştür. Bu görüşmede devir muame­lesine ait meseleler incelenmiştir.

—Batavya :

Endonezya Cumhuriyeti Savunma Baka­nı Sultan Jok Jakarta, Endonezya Millî Komitesi tarafından Endonezya'da asayişi muhafazaya memur edilmiştir.

4 Araîik 1949

—Sidney:

10 Aralık'ta yapılacak seçimlerde Avus­tralyalılar, İşçi Partisini iktidarda tutmak veya Yeni Zelanda'nın misalini takip ede­rek onun iktidardan uzaklaştırmak lâ­zım gelip gelmediğini kararlaştıracaklar­dır. İşçi ve Liberal partilerin karşılaştığı başlıca meseleler şunlardır :

—- Komünizm,

— Bankaların devletleştirilmesi,

— Benzinin vesikaya tabi tutulması.Yapılan anketlere göre, İsçi Partisi, ikti­
dardan uzaklaşacak gibi görünüyorsa dayeni ortaya çıkan bazı unsurlar yüzünden tarafsız mahfiller bu hususta bir şey söy­lememektedirler.Filhakika,Saylavlar Meclisindeki saylav miktarı 74 ten 129 ave AyanMeclisindeki üyeler sayısıda36 dan 60 a çıkarılacak fakatseçmenlerancak artırılan miktar için oy verecekler­dir.

—La Haye :

Holânda Parlâmentosu, Endonezya ile ak-tedilecek olan ve 3 asırdan beri Holânda hâkimiyetinde bulunan Endonezya'ya ba­ğımsızlık tanıyacak antlaşmayı müzakere etmek üzere toplandığı sırada parlâmen-

to önünde toplanan halk «kahrolsun kabnediyebağırmıştır.

7Araiık 1949

—Paris :

Avustralya Radyosu tarafından bildiril­diğine göre, Yeni Zelanda Başbakanı, umumi seçimlerde İşçi Partisinin kaybet­mesi üzerine Genel Valiye bugün kabine­nin istifasını vermiştir. Yeni Zelanda Milliyetçi Partisi Lideri Sydney Holânda'nm yarın müstakbel hü­kümetin başkanlığına tâyin edilmesi muh­temeldir.

8 Aralık 1949

—Batavya :

Endonezya Millî Hazırlık Komitesinin bil­dirdiğine göre, Endonezya Federasyonunu teşkil eden 16 devletin temsilcileri Endo­nezya Birleşik Devletlerinin muvakkaten teşkili için 12 Aralık'ta Batavya'ya gide­ceklerdir.

15 Aralık'ta devlet üyeleri temsilcüerin-den müteşekkil seçim heyeti Jok Jakar-ta'da Endonezya Birleşik Devletleri ilk Cumhurbaşkanını seçecektir. (Soekarno yegâne namzettir İlk Federal Kabine, 15 ve 20 Aralık için­de kurulacaktır.

—Eatavya :

Dört sene evvel Endonezyalılar, istiklâl­lerini ilân ettikleri yerde ilk Anayasala­rını imzalayacaklardır. Millî Hazırlık Ko­mitesi merasimin Pazartesi günü Cum­hurbaşkanı Suokarno'nun evinde yapıla­cağını açıklamıştır. Endonezya bu ayın 27 sinde bağımsızlığını resmen ilân ede­cektir. Cumhuriyetçi ve federalistlerden müteşekkil olan bir seçim heyeti Jogja-karta'ya gidecek ve ilk Cumhurbaşkanrnı seçecektir. Suokarno'nun Cumhurbaşka­nı seçüeceği muhakkak gibidir. Cumhur­başkanı, seçildikten sonra üç kişilik bir heyet gösterecek, bu heyet de hükümeti tâyin edecektir.

14 Aralık 1949

— Batavya :

Endonezya Cumhuriyeti ve on beş fede-ralist devlet temsilcileri bu gece Cum­hurbaşkanı Sukarno'nun evinde yirmi da­kika kadar süren bir merasimle bağımsız veni Endonezya Cumhuriyeti Anayasa taslağım imzalamışlardır.

17 Ağustos 1945 senesinde Endonezya ba­ğımsızlığı yine aynı evde ilân edilmiş ve 300 seneden beri adayı idare eden Holân-dalılar da dört sene süren kanlı çarpış­malardan sonra geçen ay Lahaye'de im­zalanan anlaşın ile durumu resmen ka­bul etmişlerdir.

16 Aralık 1949

—Batavya :

Ahmet Sokarno bugün Endonezya Birle­şik Devletlerinin ilk Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.

—Ankara :

Birkaç günden beri şehrimizde bulun­makta olan Endonezya Mümessili Doktor Hilmi bugün Hindistan Büyük Elçiliğinde

gazetecilere Hindistan Maslahatgüzarı Bay Yunus tarafından takdim edilmiş kendisi­nin esasen Türkiye'nin yabancısı olmadı­ğım ve bilhassa eşinin Türk olması dola-yisiyle yarı Türk sayılabileceğini ve kendisinin de en yakın dostu ve Hindis­tan'ın en yakın komşusu olduğunu söy­lemiştir.

Bundan sonra söz alan Bay Doktor Hil­mi şu beyanatta bulunmuştur:

Ne kadar mesut olduğumu tahmin ede­mezsiniz. Tahsilimi yaptığım memlekete dönmek eski arkadaşları görmek bana ayrı bir saadet veriyor. Türkiye ile En­donezya arasında sıkı bağlar 19 uncu a-sırdan beri her gün biraz daha kuvvet­lenmektedir.Hindistan'ladaböyleeski

bir dostluk vardır. İki kardeş memleketi bir arada görmekle bahtiyarım.

17 Aralık 1949

Birleşik Endonezya Devletleri ilk Cum­hurbaşkanlığına seçilmiş olan Dr. Soe-karno'nun mevkiini resmen işgal ve tah­lifi merasiminde bulunmak isteyen on binlerce Endonezyalı şiddetli yağmura rağmen şafaktan beri sarayın önünde toplanmış bulunuyordu.

Saat 10 da Sokarno halkın çılgın alkışla­rı arasında önünde kırmızı beyaz bayrak oiduğu halde saraya girmişti. Bilindiği gi­bi Sokarno Endonezya Cumhuriyetini 17/8/1945 te ilân ettiği zaman bu bayrak ilk defa Batavya'da direğe çekilmişti. Me­rasimden sonra Eokarno orada bulunan­lara teşekkür ederken Endonezya Millî Marşı çalmakta idi. Daha sonra 21 pare top atımını takiben Soekarno kısa bir nu­tuk söylemiştir.

İki bin cumhuriyetçi asker ve polisin yap­tığı geçit resminde bulunduktan sonra Soekarno Endonezya şahsiyetleri ile be­raber meçhul asker âbidesine ve kahra­manlar mezarlığına bir çelenk koymuş­tur.

— Batavya :

Yarın Holândalılarm hükümranlık hak­larının intikalinden sonra Endonezya Bir­leşik Devletleri başşehri olup Jakrata a-dmı alacak olan Batavya sokakları neşe­li Endonezyalılarla doludur.

Şehir, Cumhuriyet bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyazlarla süslenmiştir. Bundan başka her evde hazırlanan bay­rak direğine yarın sabah güneşin doğma­sından bir saat sonra Dvivrana adı veri­len millî bayrak çekilecektir.

Diğer taraftan Yeni Zelanda ve Avustral­ya'da aşağı yukan ardarda vukubulan ve işçileri iktidardan düşüren hâdiselerin ve­receği neticeler şimdiki halde incelenmek­te ve takip olunmaktadır.

80 Milyon nüfuslu bir Müslü­man Devlet....

Yasan: Asım Us

20 Aralık 1949 tarihli «Vakit" dan :

Birkaç gün içinde Güney Asya'da dün­yanın en mühim hâdiselerinden biri ol­du: Hint Okyanusunda 374 senelik Holân-da İmparatorluğu sona erdi ve Endonezya Birleşik Cumhuriyetleri adiyle 80 milyon nüfuslu bir Müslüman devleti kuruldu. Yeni kurulan bu müslüman devletin Ho-lânda ile rabıtası sadece Kıraliçe Julya-na'yı tanımaktan ve hariçte Holânda va-sıtasiyle temsil edilmekten ibaret kalmış­tır. Altı ay içinde Cava, Sumatra, Bozneo ve Seleb adalarında Holânda'nın bütün kara kuvvetleri, 1950 senesi sona ermeden de bütün deniz kuvvetleri çekilmiş ola­caktır. Endonezya Birleşik Devletlerinin Cumhurbaşkanı Soekarno, Başbakanı da Mehmet Hatta adında birer Müslüman-dır. Bu itibarla 90 milyon nüfuslu Pakis-'tan sonra Endonezya Birleşik Cumhuri­yetleri kurulması ile Güney Asya'daki Müslüman devletler 170 milyon nüfusu bir araya toplayan muazzam bîr siyasi varlık oluyor. Yeni kurulan Endonezya Devleti geçmişle alâkasını tamamiyle kesmek için merkezi olan Batavya'nm a-dınıda Jakarta'yaçevirmiştir.

Hakikat şu dur ki Hint Denizlerinde Müs­lüman Endonezya Devletinin kurulmasiy-le eski dünyanın içinde yepyeni bir fa sd açılıyor: Batı Avrupa devletleri artık istilâcı Rus komünizmi karşısında muka­vemet etmek için şimdiye kadar sömürge şeklinde idare ettikleri milletlerle insan­lık hakları temeline dayanan bir iş birliği kurmak zaruretim kabul ve ilân etmiş o-Iuyor.

Endonezya Müslümanları bu zarureti Ho-lândalılara anlatmak için büyük feda­kârlıklar yaptılar. Mütareke devrinde Türkler gibi mücadele meydanına atıldı­lar. Senelerce uğraşmak zorunda kaldılar. Bu bakımdan Endonezya Devletinin ku­rulması Birinci Dünya Harbinden sonra Türk Millî Mücadelesinin ve İstiklâl Za­ferinin tarih sahasında husule getirliği neticelerden biri sayılabilir. Yalnız ara­da bir fark vardır; bu da Endonezyalıla­rın millî mücadelelerinde elde ettikleri za­fere Birleşmiş Milletler çerçevesi içinde Birleşik Amerikanın da yardım hissesi bu­lunmasıdır. Marşal Plânı ile Batı Avrupa memleketlerinin kalkınmasına yardım e-den Amerika müstemlekeciliğe karşı aç­tıkları mücadelede Endonezyalılar -tara-fmı tutmuş ve Güney Hind adaları üstün­deki müstemleke idaresine nihayet veril-miyacek olursa Marşal kredisinin kesile­ceğini anlatmıştır. Böylece Marşal kredi­si de Endonezya istiklâl mücadelesinin zaferine hizmet etmiştir.

Çin'de komünistlere Moskova'nın yardım­larına karşı Güney Asya'da milliyetçi En­donezyalıları Amerika'nın desteklemesi yeni cihan tarihinin kararkteristik bir ha­disesidir.


***