09.11.1954
×

Hakkında

Künye

İletişim

KASIM 1954

 

1 Kasım 1954

 

— Ankara:

Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Büro sundan bildirilmiştir:

Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya Erkânı Harbiyei Umumiye Reislerinin "kararı üzerine, hükümetlerin tasvibiyle Ankara Paktı ve Bled Anlaşmasına istinaden çalışmalarına devam ettirmek maksadıyle üc devletin askerî mü­messilleri 4 kasımda Atina'da toplana­caktır.

—Ankara:

Afganistan Kralı Majeste Mohammed Zahir Şah'm doğumlarının yıldönümü münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile Majeste Kral arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

—Ankara:

Başvekil Adnan Menderes, Cumhuriye­tin 31 inci yıldönümü münasebetiyle, [hükümetlinizin davetlisi olarak Ankala'da bulunan Libya Hükümeti Millî Müdafaa Vekili ekselans Halim Gullal sonra, Münih ve Parise uğrayacak ve oradan Amerika'ya dönsçeklerdir.

Heyet üyeleri İstanbulda" bulundukları müddet zarfında Vali ve Belediye Reis V.ekili Dr. Fahrettin Kerim Gökay ile de, kendi mevzuları üzerinde görüşme­lerde bulunmuşlardır.

Heyet başkanı, Yeşilköy hava meydarımda kendilerini tsşyie gelen Ticaret Odası İdare Heysti. Reisi Sait İbrahim Esi'ye, İstanbulda gördükleri yakın alâkadan dolayı memnuniyetlerini ifade etmiş va demiştir ki:

Şehrinizde gördüğümüz misafirperver­lik bizi mütehassis etmiştir. Bu alâka­yı şimdiye kadar ziyaret ettiğimiz ratmeketlerin hiç birinde görmedik.

Türkiyeyi yakinen gördükten sonra bu memlekete yapılacak sermaye yatırım­larının yerinde bir is olacağına bir ke­re daha kanaat getirmiş bulunuyoruz.

Bu genç millet, tıpkı Amerikan mille­tine 'benzemektedir ve onun gibi iler­lemeye müstaittir. Türkiye, Avrupadaki müttefiklerimiz, silâh arkadaşlarımız arasında en fazla güvîndiğimiz bir devlettir.

Amerikada Türkiyeye büyük bir sevgi beslendiğini ifade eden heyet başka, Amerikaya döndükleri zaman Türkiye hakkında her fırsatta uzun uzun konuşacaklarını belirterek, konuşması­nı bitirmiştir.

— Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü müna­sebetiyle hükümetimizin davetlisi olarak 28 ekimden beri Ankarada bulu­nan Libya Müdafaa Vekili Ekselans Halim Gullal ile refakatindeki Libya Heyeti, bu akşamki ekspresle İstanbula hareket etmiştir.Misafirler Garda, Millî Müdafaa Veki­li Ethem Menderes, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, Erkânı Harbiyei Umumiye ikinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdel -bun, Generaller, Garnizon ve Merkez Kumandanları, Millî Müdafaa Vekâleti Protokol Şubesi Müdürü, Temsil Bürosu Mümessili, Hariciye Vekâleti Pro­tokol Umum Müdürü ve Libya Sefar mensuplan tarafından uğurlanmışlardır.

Başvekâlet Hususî Kalem Müdürü Mu­zaffer Ersü, Başvekil Adnan Menderes,ıdma Libya Millî Müdafaa Vekiline iyi yolculuklar temennisinde bulunmuştur. Ayın trenle Lioya Sefiir Ali Esat cibri de İstanbul'a gitmiştir.

2 Kasım 1954

 

— Ankara:

Adliye Vekâletinden tebliğ edilmiştir:

7/11/1954 tarihinde yapılan şehir ve kasabalardaki İhtiyar Heyeti ve köy -krdeki Muhtar ve İhtiyar Meclisi seçimleri neticeleri kat'î olarak belli ol— muş ve seçim kurulları başkanlıkların­dan gelen malûmat ta tasnif edilmiş" bulunmaktadır.

a) (Bütün şehir ve kasabalardaki İhti­yar Heyeti seçiminde:

— Seçmen adedi 3.549.722

— Reyini  kullanan  seçmen adedi 1.231.1885

— İştirak nisbeti % 34,68

— Seçimi yapılan mahalle ihtiyar heyeti adedi 4.52SP5

— Muhtelif partilere mensup şahıslarla bağımsızların    kazandıkları-mahalle ihtiyar heyeti adetleri :

D. Parti 3.410S

C. Halk Partisi   775

C. Millet Partisi 11

K. Partisi 1

Bağımsızlar 126 Karışıklar 200 Yekûn  4.523

— Muhtelif partilere mensup şahıs­larla bağımsızların kazanma nisbetleri:

D. Parti   % 75,39

C. Halk Partisi %  17,13-

C. Millet Partisi % 00,49'

— Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü müna­sebetiyle Afganistan, Federal Alman­ya, Amerika Birleşik Devletleri, Ar­jantin, Belçika, Brezilya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Çin, Danimarka, Fin -lândiya, Fransa, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, Irak, Japon, Lib­ya, Lübnan, Macaristan, Meksika, Mı­sır, Norveç, Pakistan, Polonya, Porte-tekiz, Romanya, Sovyet Sosyalist Cum­huriyetleri Birliği, Suriye, Suudi Ara­bistan, Şili, Yugoslavya, Yunanizstan, Devlet Reisleri ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati olunmuştur.

— Ankara:

Demokrat Parti Meclis Grubu Reisli -ğinden tebliğ edilmiştir:

Demokrat Parti Meclis Grubu Umumî Heyeti, bugün saat 10 da Reis Vekili Muzaffer Kurbanoğlu'nun reisliğinde toplanarak, noksan kalan idare heyeti âzalıkları seçimine devam .etmiş ve ne­ticede:

Rize Mebusu Osman Kavrakoğlu, Aydın Mebusu Cevat Ülkü, Çoruh Mebu­su Yaşar Gümüşe! ve Denizli Mebusu Baha Akşic seçilmişlerdir.

— Ankara:

İş Bankasının 30 uncu yıldönümü mü­nasebetiyle Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine bağlı olarak kurulan Ban­kacılık Enstitüsü Yönetim Kurulu» bu­gün saat 16 da Fakültenin Profesörler Salonunda ilk toplantısını yapmıştır. Toplantıda Bankanın İdare Meclisi Rei­si Dr. Tevfik Rüştü Araş, Umum Mü­dür Üzeyir Avunduk, Umum Müdür Muavini Ahmet Dallı, Hukuk Fakülte­si Dekanı Prof. Hikmet Belfoez, Prof. Süheyl Derbil, Prof. Faruk Erem ve Doçt. Avni Zarakoğiu hazır bulunmuşlardır.

— İzmir:

Bayrağımıza saygısızlık gösteren 4 Amerikan hava gediklisi hakkında, bun­ların bağlı bulunduğu Altıncı Müteffik Taktik Hava Kuvvetleri Kumandanı Tümgeneral Robert E. L. Eaton, aşağıdaki beyantta bulunmuştur:

Türk bayrağına saygısızlıkla itham edilen dört hava gediklisinin cuma gü­nü sebebiyet verdikleri hâdise teessüfe şayandır.

Türkiye ve memleketimiz cok sıkı dost ve müttefiktirler Her iki memleket de Nato mensubudurlar. Burada bulun­duğumuz müddetçe necip Türk mille -tinin misafiriyiz. Kendimizi evimizde hissediyoruz. İcafoettiği anda Türk mil­leti İçin canlarımızı vermeğe hazırız.

Matbuatın ve halkın bu müessif hâdi­sede gösterdiği hassasiyete personeli­miz de aynen iştirak etmektedir. Per­sonelimizin, başkalarının âdetlerine, geleneklerine ve hislerine en derin say­gıları vardır. Bu gibi hususlara karşı dikkatsizce bir hareket veya itaatsiz­lik, şiddetle cezalandırılır. Türk mille­tini katiyetle temin etmek isterim ki., geçen cuma günkü hâdise, tarafımız -dan çok yakından takip edilmektedir.. Gayelerimizi sağlamak ve idame et -tirmek maksadiyle kuvvetlerimizi bir­leştirdiğimiz şu anda, dostluğumuza-ve ^karşılıklı saygımıza halel verecek herhangi bir şeye müsaade etmemeliyiz.»

— Ankara:

Dünyanın ilk hastabakıcı hemşirasi-olan.v-a- deruhte ettiği bu feragatli hiz­meti Kırım harbi sırasında İstanbulda hastahane haline getirilen Selimiye kışlasında ifa eden Florance Nightan-gale'in 4 kasım 1854 tarihinde memle­ketimize gelişinin 100 üncü yıldönümü münasebetiyle Türkiye Kızılay Cemi­yeti üç puldan mürekkep ve bir lira kıymetinde 25000 serilik bir hâtıra pu­lu hazırlantmiş bulunmaktadır.

Bu pullar 4 kasım 1954 tarihin de piyasaya çıkarılacak ve bir ay müddetle sa­tışa arzedilecektir.

— İstanbul:         

Denizcilik Bankası Umum Müdürü Yu­suf Ziya Öiıiş, bugün saat 16 da bir ba­sın toplantısı yaparak, Denizcilik Ban­kasının Amerikaya mubayaa ettiği yük gemileri hakkında izahat vermiş ve demiştir ki:

«Bir Amerikan grubundan mubayaası­na teşebbüs .ettiğimiz on bir yük ge­misine ait mukavele bugün Newyork da imzalanacaktır.

Satm aldığımız bu gemilerden 5 i ha­zırdır ve kısa zamanda tesellüm edile­rek memleketimize getirilecektir.

Hazır gemiler şunlardır: 15 mil sûratinde dedveyt 10 320 tonluk Victory tipi iki gemi. 13 mil süratli, dedveyt 5.130 tonluk Norveç yapısı iki gemi ve 13 mil süratli dedveyt 4050 tonluk bir gemi.

Bu gemilerin ilk dördü kasım ve ara­lık aylarında sonuncusu ise 955 şu­batında teslim edilecektir.

Yeniden yapılacak 6 gemiye gelince, bunlar Japonyada «Uraga-> tersanele­rinde inşa edilecektir.

Anlaşma yaptığımız firmalar tarafından «Uraga» tersanelerinde Denizcilik Bankası hesabına yaptırılacak gemiler şunlardır:

Sulzer motörü ile müteharrik 15 mil süratli ve dedveyt 3500 tonluk iki.ge­mi, 15,5 mil süratli dedveyt, 5500 ton­luk türtoinli üç gemi ve 16 mil süratli 21,330 ton kapasiteli, türbinli bir tank­er.

Japonyada inşa edilecek gemilerden il­ki 11 ay sonra teslim edilmek üzere mukavelenin imzasından sonra bir ay sarfında tezgâha konacak ve bu suret­le son gemi 18 ay sonra tesellüm edil­miş olacaktır.

1961 yılma kadar sürecek olan tediye­ler %5 faize tâbi bonolarla yapılacak ve 40.965.399 lira ödenecektir. İlk gemiyi tesellüm edecek 37 kişilik ekip,.' bu ayın 11 inde uçakla Amerikaya ha­reket edecektir.

Yusuf Ziya Öniş bundan sonra basın mensuplarının muhtelif suallerini ce -vsplandırmiş ve toplantıya son vermistir.

— Ankara:

Ankara Üniversitesinin 1954 - 55 ders yılı bu sabah saat 10 da Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi konferans salonun­da yapılan bir törenle açılmıştır.

Törende Başvekil Adnan Menderes, Vekiller, Mebuslar, Başvekâlet Müste­şarı, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Ankara Valisi ve Belediye Reis Vekili, Müsteşarlar, Temyiz Mahkemesi Reisi, Üniversite Fakülteler Dekanları, Pro­fesörler, siyasî partiler temsilcileri, öğ­retim üyeleri ve öğrencilerle seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuşlar­dır.

— Ankaıa:

Doğumlarının yıldönümü münasebetiy­le İran Şehinsahi Majeste Muhammed Riza Şah Pehlevi ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

— Ankara:

22 ekimde Pariste toplanan Nato Hari­ciye Nazırları toplantısında Almanya-nın Nato'ya iltihakı hususunda varılan anlaşma münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderesin İngiltere Başvekili Sir Winston Churchill'e göndermiş ooî-duğu tebrik mesajı ile müşarünileyh tarafından cevaben gönderilen mesaj metinleri aşağıdadır:

«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviye -sine ıhâdim olacağından emin bulun -duğumuz kararların imzası münasebe­tiyle bu tarihî neticenin istihsalinde büyük hissesi bulunan İngiltere hükü­metine zatı devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtınıı arzeder ve derin, hürmetlerimin kabulünü rica eylerim. Adnan Menderes İngiltere Başvekilinin cevabî mesajı:

«Çok lütufkâr ve teşvik edici mesajı­nızdan dolayı teşekkür ederim. Varılan anlaşmanın, memleketinizin çok dürüst ve mümtaz bir âzası bulunduğu hür milletler camiasını büyük mikyasta kuvvetlendireceğine itimat etmektetim. Winston Churchill

Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü mü­nasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Pakistan Genel Valisi Gulam Muhammed'in çektiği tebrik v.e Reisi­cumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Ekselans Celâl Bayar

Reisicumhur

Ankara

«Türkiye Cumhuriyetinin ilânının yıl­dönümü münasebetiyle ekselansınıza, Türk hükümetine ve milletine, şahsı­mın, Pakistan hükümetinin ve milleti­nin en samimî kardeşçe tebriklerini ve samimî temennilerini sunarım. Ekse -lânsımza uzun ömür ve mesut bir ha­yat, Türk milletine de devamlı bir bauş ve refah dilerim.

Gulam Muhammed Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:

Ekselans Gulam Muhammed Pakistan Genel Valisi Karaşi

Millî bayramımız münasebetiyle, ek­selansınızın kendi adına,ve Pakistan hükümetiyle milleti namına gönderrnok lûtfunda bulunduğu mesajdan pek mütehassıs olarak Türk milletinin ve şahsımın en hararetli ve kardeşçe teşekkürlerimizi sunar ve bu vesileden büyük bir memnunlukla istifade ederek ekselânsızımn sağlık ve şahsî saadetiyle Pâkistanm saadet ve refahı için en samimî temnnilerimizi tekrar­larız.

 — Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü mü­nasebetiyle. Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Yunan Kralı PauPün çektiği tebrik ve Reisicumhurumuzun gönder­diği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Türk millî bayramı münasebetiyle, kendi adıma ve Yunan milleti namına, zatı devletinize en samimî tebriklerimi sunarım. Değerli Türk milletini Yunan milletine bağlayan menfaat ve rabıta­ların önemini müdrik olarak, Türkiyenin saadet ve refahı hususunda en ha­lisane dileklerimi takdim etmektle bah­tiyarım.

Paul

4 Kasım 1954

 

— Ankara:

Büyük ticarî ve iktisadî faaliyetleri olan şehirlerimiz ile bunların hinterlant­larının ihtiyaçlarını karşılamak ve bu merkezler arasındaki irtibatı temin et­mek maksadiyle bir müddettenberi de­vam eden çalışmalarla ilgili olarak Fransaya sipariş edilmiş olan 20 mo törlü vagonla, 30 römorktan ilk dizi memleketimize gelmiş bulunmaktadır.

— Ankara:

Newyorkta yayınlanan «Political Pri-soners Relief Committee» adlı ayllık dergi ile, 1953 yılında Şam'da basılan «Kitabüddürrül Muhtar.» isimli kitabın ve İngilterede Edinburg Coğrafya Ens­titüsünce hazırlanarak John Bartholomy And Son Limited Şirketi tarafın­dan bastırılan 14.000.000 mikyaslı ve 1951 basılı Middle And Near East ad­lı Ortadoğu memleketlerini gösteren coğrafya haritasının yurda sokulmama­sı icra Vekilleri Heyetince kararlaştı­rılmıştır.

— Ankara:

İngiliz Basın Ataşesi ve Bayan Keith Butler, Çanakkale savaşları hakkında bir kitap yazmak üzere, memleketimi­zi ziyaret etmekte olan tanınmış mu harrir Moorehead şerefine bu akşam saat 18.30 da bir kokteyl parti verilmiş­tir.

Bu kokteylde Devlet Vekili Dr. Müker-rem Carol. Devlet Vekili Osman Kapa-pi, mebuslar, vekâletler ileri gelenleri, İngiltere Büyükelçisi Sir James Bowker, kordip Jomatik mensuplariyle yerli ve yabancı basın mensupları hazır bulunmuşlardır.

5 Kasım 1954

 

— Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri taktik ha­va kuvvetleri Kumandanı Orgeneral O. S. W.eyland, maiyetiyle birlikte ve hu­susî tayyaresiyle bugün saat 16 da An-karaya gelmiş ve Esenboğa hava ala­nında askerî merasimle 'karşılanmıştır.

Bu karşılamada Erkânı Harbiyei Umu­miye İkinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdelhun, Hava Kuvvetleri Kumanda­nı Fevzi Uçaner, Hava Kuvvetlerinden Tümgeneral Seyfi Turagay. Garnizon Kumandanı Tuğgeneral İhsan Atila, Merkez Kumandanı, Protokol Müdürü, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu mümessili ile yüksek rütbeli subaylar hazır bulunmuşlardır.

— İstanbul:

Türkiye Tütüncüler Federasyonunun senelik kongresi bugün saat 14,30 da İstanbul Tütüncüler Birliği Ege Tütün­cüler Derneği, Bursa Tütüncüler Der­neği, Bafra Tütüncüler Derneği ve Tıabzon Tütüncüler Derneği delegeleri­nin iştirakiyle yapılmıştır.

Hüseyin Kavalalı'nm başkanlığında yapılan toplantıda ilk olarak idare ku­rulunun senelik faaliyet raporu okun­muş ve müzakere edilmiştir.

İdare kurulu raporunda federasyonun kuruluş tarihi olan 10 ekim 1952 den bugüne kadar yapılan çalışmalar izah edildikten sonra, dünya tütün durumu, komşu memleketlerdeki tütün istihsâli ve memleketimiz tütüncülüğü hakkın­da geniş malûmat verilmekte idi. Raporda, dünya tütün istihsâlinin art­tığı ve buna muvazi olarak istihlâkin cıe geniş ölçüde atrmakta olduğu ve umumî istihsâlin 953 yılında 3.350.000 tonu bulduğu belirtildikten sonra, Yu­nanistan, Yugoslavya, İtalya ve Rusya tütün istihsâli ve nevikri hakkında izahat verilmekte ve müteakiben mem leketimiz tütüncülüğü hakkında şöyle denilmekte idi: Federasyonumuzun kuruluşundanberi geçen iki seneye ait olarak başlıca şu hususlar kayda lâyıktır:

İkinci Dünya Harbinin başlangıcından nattâ daha eski bir mazidenberi her ihraç mevsiminden yeni seneye mut-la.ka mühimce miktarda stok devredi­lirken, son iki sene zarfında bu durum hemen h-smen tasfiye edilmiş ve hâlen memleketimizde hiç bir kaliteden çok görülecek bir stok kalmamıştır. Diğer taraftan Türk tütüncülüğü, 1953 mahsulü ile tarihinde ilk defa 120 mil­yon kiloya yakın .en büyük rekoltesini idrâk etmiştir. Yine bu devre içinde İkinci Cihan Harbinin doğurduğu şart­lar ve zaruretler neticesi Türk Şark ti­pi tütünler aleyhine ve zararına geniş­lemiş olan Amerikan tütünü yayılması durmuş ve hattâ gerilemeğe başlamış­tır. Yine son iki sene için Şarkî Almanya, Rusya gibi uzun zamandanJberi piyasamızdan uzak kalmış memleketler, alıcılarımız arasında yer almıştır.

Ayrıca idare kurulu raporunda, 1954 tütün mahsulü hakkında bazı tahminî malûmat verilmiş ve Federasyonun milletlerarası tütüncülük teşkilâtı ile olan münasebetlerine temas edildikten sonra, Tütün Bankasının ve tütün bor­salarının kurulması için çalışmalar ya­pıldığı belirtilmekte idi. İdare kurulu raporunun müzakeresin­den sonra, tütüncülükle ilgili diğer mev zular hakkında görüşmeler yapılmış ve bu arada di£!er memleketlerde oldu­ğu gibi bir tütün pulu çıkarılması tek­lif edilmiş ve bu işle meşgul olması için yeni idare heyetine salâhiyet ve 3 ilmesi kabul edilmiştir.

Bundan sonra seçimlere geçilmiş toplantı sona ermiştir.

— Ankara:

Çanakkale savası hakkında .bir kitap yazmak üzere 3 kasımda memleketimi­ze gelmiş olan tanınmış İngiliz muhar­riri Alan Moorehead bugün kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı muhabirine şunları söylemiştir: Birinci Cihan Harbinin sebep ve ne­ticeleri ve muhtelif safhaları hakkın­da şimdiye kadar birçok eserler neşre­dilmiştir. Kanaatimce, Çanakkale sava­sı, her iki cihan harbinin en Önemli münferit savaşıdır ve neticeleri ba­kımından çok şümullüdür. Bu itibarladır ki, aradan kırk yıllık bir zaman geçtiği bu konuyu tekrar ele alarak umumî efkârın dikkatini bu bü­yük hâdisenin üzerine çekmeyi düşü­nüyorum. Bence, Çanakkale savası ile İkinci Ci­han Harbinin Normandi çıkarması, bir­birine pek benzer, Ancak her iki har­bin cereyan ettiği ahval ve şartlar na­zarı itibare alınacak olursa, Çanakka­le çıkarmasının ehemmiyeti çok daha büyüktür. Nitekim o devrin ölçülerini de gozönünde tutarsanız, zayiatın Çanakkalede çok daha büyük olduğunu takdir edersiniz.

Bu seferde bilhassa üzerinde durduğum diğer bir cihet de, 1915 yılında Londra ve İstanbuldaki siyasî vaziyetin tahli­li dir.

Mr. Moorehead, sözlerine devamla, bü­yük Atatürk'ün Çanakkale savaşında­ki sevkulceyşî dehasından bahsederek yazacağı eserde, gerek büyük nutkun­dan gerek Atatürkün harp hatıra­tından geniş ölçüde istifade edeceğini ifade eylemiştir. Muharrir birkaç gün daha Ankarada kalarak Erkânı Harbi-yei Umumiye Riyasetinin harp tarihi arşivlerini tetkik edeceğini ve önümüz­deki hafta, Çanakkaleye giderek harp sahalarında incelemeler yapacağını söylemiştir.

1910 senesinde Avustralya'nın Mel­bourne şehrinde dolmuş olan Alan Moorehead, İskoçya'dan hicret etmiş bir ailenin çocuğudur. Tahsilini Melboourne'da yapmış ve 1930 yılında Mel­bourne Üniversitesinden mezun olmuştur. 1935 yılında Daily Express gazete­sine intisap etmiş ve ikinci cihan harbi sırasında Avrupa ve Afrikanin muhte­lif cephelerinde aynı gazetenin harp muhabirliğini yapmıştır.

Alan Moorehead'm şimdiye kadar ki­tap halinde neşredilmiş 10 kadar eseri vardır. Bunlar arasında 2 roman, muh­telif seyahat kitapları, ikinci cihan har­bine ait iki eser, Mareşal Montgomery-nin biyografisi ve en son eseri olan İn­giliz Başvekili Wmtson ChurchüTin ha­yatı hakkında bir kitao yer almaktadır.

Mr. Moorehead, Çanakkale hakkında yazacağı eseri gelecek sene neşredebi­leceğin! tahmin etmektedir. Yazı yazmanın kendisinde âdeta bir hastalık haline geldiğini sÖyliy.en Alan Moorehead, muharrir olacağı yerde «güzel Boğaziçinde işleyen küçük bir motorun kaptanı olmayı» çok daha faz­la tercih edeceğini ifade etmiş ve ilk clefa ziyaret ettiği memleketimizde müşahede eylediği ileri terakki ham­lelerine karşı duyduğu hayranlığı gizlememiştir.

7 Kasım 1954

 

— Ankara:

Muhtar ve ihtiyar heyeti seçimleri bu­gün bütün yurtta büyük bir sükûnet havası içinde cereyan etmiştir.

Saat 17 ye kadar açık tutulan seçim sandıkları bu saatten itibaren kapatıl­mış ve reylerin  tasnifine  geçilmiştir.

8 Kasım 1954

— Ankara:

Dahiliye Vekili Doktor Namık Gedik, dün yapılmış olan muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimleri hakkında aşağıda­ki beyanatı vermiştir:

 bütün yurtta yapılmış olan ma­halle muhtar ve ihtiyar heyeti seçim­leri, aziz milletimizin iktidara karşı yeniden bir daha minnetle karşıladığı­mız sevivede itimadım izhar etmesine bir vesile teşkil etmiştir. Bu seçim et­rafında haftalardan beri üstü kapalı ve açık türlü tahrikler ve kışkırtmaların yapılmış olduğu malûmdur. Buna rağ­men şuur ve iradesine sahip kadirbilir Türk milleti, bu defa da hizmetinde bulunanlara bundan evvel olduğu gibi güvenini belirtmiştir. Resmî rakamla-rm henüz sonunun tamamen alınmamış olmasına rağmen, netice meydan­dadır. Milletimize olan minnet ve şük­ranı bu vesile ile yeniden belirtmeği zevkli bir vazife biliriz. Beklenen se­çim geçmiş emsallerine nazaran daha büyük bir sükûn v-e olgunluk havası içinde ve mutlak bir emniyetle devam etti ve neticelendi, Münferit bazı zabı­ta vakalarının bütün memlekette ce­reyan eden bu büyük hâdise yanında normalin altında ve 1950 ağustos se­çimlerine nazaran çok daha az olduğu kolayca takdir .edilecektir. 1950 sene­sinde yapılmış olan mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde, 8 öldürme vakasında 8 ölüm kaydedilmiş iken, bu defa iki vakada 4 ölüm, 1950 de muhtelif cins alât ve vasıtalarla ika edilmiş olan 50 yaralama vakasında 92 yaralama iken, bu defa 39 vakada 80 vatandaşımız yaralanmıştır. 1950 se­çimlerinde darp, hakaret ve seçim ka­nununa muhalif suçlar da dahil, umu­mî yekûn 169 iken, bu defa 58 dir. Bu arada şayanı dikkat ve memnuniyet ci­lan cihet, seçim kanununa aykırı suç­lardan yarıdan fazla bir azalmanın mü­şahede edilmiş olmasıdır. Bu suretle vatandaşın maksadlı bazı iddiacılara rağmen seçim emniyeti mutlak şekil­de teminat altında bulundurulmakta -dır. Kendi hizmetindeki iktidara karşı kim ne derse desin, necip milletimizin göstermiş olduğu itimadın bu yeni ve asîl tezahürüne minnetle mukabele et­mek vazifemizdir.»

9 Kasım 1954

 

— Ankara:

Atatürk'ün ölümünün 16 ncı yıldönü­mü münasebetiyle Türk - Amerikan Derneği bugün saat 18 de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi konferans salo -ramda «Atatürk'ü anma» töreni tertip etmiştir.

Bu anma .öreninde mebuslar, Amerika Büyükelçisi Ekselans Avra- Warren, Amerikan Büyükelçiliği, yabancı faaliyetler idaresi Türkiye misyonu ve askerî yardım kurulu mensupları ile Üniversite profesör, öğretim üyeleri v.e öğrencileri, muhtelif Vekâletler ile ile­ri gelenleri, mülkî ve askerî erkân ile çok kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu toplantıyı, Prof. İrfan Şahinbaş açmış ve müteakiben söz alan Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Profesörlerinden Âfet İnan uzun bir konuşma yapmıştır.

Profesör Âfet İnan, îngilizcey.e tercü­me edilen sözlerine şöyle başlamıştır:

Atatürk'ü tarih, evvelâ bir asker ve kumandan olarak tanır. İkinci bir cep­hesi,- bütün askeri rütbelerinden sıyrıl­mış, Anadolu ortasında bir ihtilâl şe­fidir. 1923 yılma kadar ise, istiklâl mü­cadelesinin başkumandanı ve Büyük Millet Meclisinin reisi sıfatiyle dünya devletleri tarafından tanınmıştır. O, 1923 den sonra 15 yıl Türkiye Cumhu­riyetinin Devlet Reisidir. Bu yılların tarihinde O, sadece, bu sıfatlariyle ta­nınsa idi, onun hakkında resmi vesika­ların verdiği bilgilerle yetinebilirdik. Ancak bu Türk büyüğümüzü ölümü -nün 16 ncı yılında anarken, onun asker ve siyasî cephesinden gayri olan vasıfları, biz Türk ve Amerikalıları bu toplantıya sevkettiğine kaniim.»

Sözlerine devam eden Prof. İnan, Atatürk'ü insanî taraflariyle tanımanın enteresan bir mevzu olacağını söyliye-rek, O'nun bu insanî taraflarını Ata­türk, kıyafet ve unvanlar», «Atatürk ve neşeli olmak», ('Atatürk'ün toprak ve ağaç sevgisi» başlıkları altında izah ve tahlil etmiştir.

Âfet İnan, bu izahatı sırasında Atatür­k'ün giyim hususunda son derece titiz ve sade giyinmeyi tercih ettiğini söyle­miş ve memleketimizde şapka inkılâbı yapmasının bir modaya uyma hareketi olarak kabul edilemeyeceğini ifade ile şöyle devam etmiştir:

«O, bizzat medenî âlemin yeknesak kis­vesini kendi milleti için kabul etmek­le, cemiyetimize yine büyük bir zihni­yet değişikliğine yol açmıştır.Onun bu meselede psikolojik bir cephesi da­ha vardır. Erkekler için şapka giyme­yi kanunlaştırmiş, fakat kadınlara bu­nu teşmil ettirmemiştir. O zaman ka­palı gezmeyi âdet haline getirmiş Türk kadınlığı .kanunla değil, fakat görenek ve telkin ile bir kıyafet değişikliği yapabilmiştir. İşte böylece Atatürk bu işaret ettiğim noktalarda bütün bir milleti evv-Eİâ dış görünüşüyle dünya­nın med.eni gidişine şevketine kudreti­ni gösteren bir lider olmuştur.

Prof. Âfet İnan, daha sonra 1930 sene­sinde Türk Amerikan münasebetleri hakkında Atatürk'ün o zamanki Ame­rikan Büyükelçisiyle yaptığı foir mülâkatta, demokrasiye dair söylemiş ol­duğu  şu sözleri nakletmiştir:

«Esas hamuru demokrasi olan Türk Milleti, demokrasinin kendisi olduğunu is-~bat etmiş olan Amerikalılara derin ve kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit «derim ki, bu müşahede, iki millet a-rasmclaki muhabbeti kökleştirecektir. Talnız bu kadarla kalmıyacaktir, belki "bütün beşeriyeti birbirini sevmeye müg terek sevgiy.e mani olan mazi hurafele­rini silmeye, dünyayı sulh ve huzur sa­hasına sokmaya medar olacaktır.

Prof. Âfet İnan sözlerini şöyle bitirilmiştir:

Ölümünün 16 ncı yılında bu sözleri tekrarlamak, hiç de bu kadar yıl önce söylenmiş sözler hissini vermiyor. Bu­gün, Atatürk'ün yılların derinliklerin­den duyulan sesiyle söylediği fikirle­rin tahakkuku için uğraşmıyor muyuz?

Onun «herhalde medenî, insanî ve sulhpsrverane mefhkûre tecelli etme­lidir» sözüne bugün kim katılmaz?

Milletlerin tarihlerinde büyük adamla-nn insanî fikirleri bütün milletler ara­sında tekrarlanarak asırlarca yaşar.

Atatürk, milleti için büyük bir varlık, insanlık âlemi için ise inkılâpçı, idea­list bir şahsiyettir.»

Bundan sonra söz alan Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürü Vedide Baha Pars, «Atatürk ve Türk kadınının hakları, mevzulu bir konuşma yapmıştır. Yedide Baha Pars, Atatürk'ün Türk kadınına tanınan hakların temininde oynadığı rolü gayet geniş bir surette ve misâllerle izah etmiştir.

Müteakiben Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M. Warren Atatürk ve Milletlerarası münasebetler» mevzuun­da türkceye tercüme edilen uzun bir konuşma yapmıştır.

Ekselans Warren bu konuşmasında ez­cümle demiştir ki:

Atatürk'ün dış münasebetler mevzuu üzerindeki görüşlerini inceleyen bir kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edil­dikleri zamanı aşan mânaları karşısın­da benim gibi daima hayerte düşer.

20 - 30 sene evvelki müşahedelerinin bir çoğu bugün de kuvvet, hakikat ve duruma uygunluklarını muhafaza etmektedir.

Hatip daha sonra Atatürk'ün muhtelif zamanlarda memleketimizi ziyaret e-den Amerikan askerî ve mülkî erkâ­nına söylediği sözleri paragraflar ha­linde okuyarak bunların zamanla na­sıl gerçekleştiğini bilhassa tebarüz et­tirmiştir.

Ekselans Warren:

«Atatürk, 1920 ile 1930 arası bütün gayret ve kuvvetini memleketinin âcil ihtiyaçlarına, maddî ve manevî kal -kmmasma ve Türk milletinin zihniye­tini değiştiren inkılaplara hasrederken, ecnebi milletlerle olan münasebetleri de ihmâl etmemiştir. Bilâkis dış dün­ya bu devrede Yakmşarkta yeni ve kuv vetli bir milletin gelişmekte ve bir mucize yaratmakta olduğunu farket -meye başlamıştır. Birçok dostluk ve ittifakların temeli bu devrede atılmış­tır.» dedikten sonra memleketimize o sıralarda yabancı Kral, Reisicumhur ve devlet adamlarının ziyaretlerinin çok sık vukubulmasmi Atatürk'ün milletlerarası münasebete verdiği ehem miyete misâl olarak göstermiştir.

Büyükelçi sözlerine devamla Atatürkün Türk - Amerikan milletleri ara­sındaki yakın ve candan münasebetleri de muhtelif vesilelerle memleketimizi ziyaret etmiş olan Amerikalı pilotlara söylediği sözlerle izah etmiş, bu sözle­ri misaller vererek tahlil etmiştir. Ekselans Warren, daha sonra Karşılıklı müdafaa ve müşterek emniyet mevzularında Atatürk, görüşlerinin bir çoğunda zamanından çok ilerde idi. Bu görüşlerinin birkaçını 1935 de bir Ame­rikalı gazeteciye şu cümlelerle açıkla­mıştır» demiş ve Atatürk'ün şu sözle­rini nakletmiştir: Eğer harp bir bom-foa infilâkı gibi birden bire çıkarsa, milletler harbe mâni olmak için, mü-sellâh mukavemetlerini ve mali kud-ı etlerini mütearrıza karşı birleştirmek­te tereddüt -etmemelidirler. En seri v.e en müessir tedbir muhtemel bir müte­arrıza taarruzun yanma kâr kalmıya-cağıni açıkça anlatacak beynelmilel teşkilâtın kurulmasıdır.

Bu satırları okuduktan sonra Büyük­elçi, dinleyicilere hitapla: Sorarım si­ze sayın dinleyiciler, Türkiyenin de üye bulunduğu Atlantik Paktı teşkilâtı 19 yıl sonra aynı gayeyi gerçekleştir­meğe çalışmıyor mu?»  demiştir.

Ekselans Warren, Atatürk'ün bölge anlaşmaları hususundaki fikirlerini hü­lâsa ederek bunların ehemmiyetine işa­ret etmiş, bugünün realiteleri karşı­sındaki derin mânasını izah ederek «Mart 1937 de Ölümünden 20 ay evvel Atatürk'ün koymuş olduğu bir prensip Türk dış politikasının temelini teşkil eder. Bu prensip inziva nazariyesini şiddetle reddeder O tarihte Ankara'ya Romanya Hariciye Nazırı gelmişti. A-tatürk'ü ziyareti sırasında, büyük in­san şunları söylemişti: «En uzakta zan­nettiğimiz bir hâdisenin bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için beşeriyetin hepsini bir vücut ve bir milleti 'bunun bir uzvu addetmek ıcabeder. Bir vücudun parmağının u-cundaki acıdan, diğer bütün âza mü­teessir olur."  demişti.

Büyük Atatürk'ün şimdi size okuya­cağım hakim ve asü sözleri, eminim ka, binlerce kilometre uzakta komünizmi durdurmak için askerlerini Kore muharabe meydanlarına göndermeğe ka­rar veren Türk milletinin zihninde yankısını bulmuştur.» diye sözlerine devam eden Büyükelçi, aziz Atatürk-ün şu cümlesini okumuştur:

«Dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık varsa «bana ne» dememeliyiz; böy­le bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi a-ramızda olmuş gibi onunla alâkadar ol­malıyız. Hâdise ne kadar uzak olursa olsun, bu esastan şaşmamak lâzımge-lir. İşte bu düşünüş insanlar:, millet­leri ve hükümetleri hodbinlikten kur­tarır. Hodbinlik şahsî olsun, millî ol -sun, daima fena telâkki edilmelidir.'

Büyükelçi sözlerini şöyle bitirmiştir:

Atatürk'ün, bütün dünyanın, Türkiyenin Anayasasında belirtilmiş olan prensiplere göre idare edilmesini ne ıcadar candan arzu ettiğini, bu sözle -rinde hissetmemek mümkün değildir. Bu Anayasa ki, insana heyecan veren şiirli bir dille her Türkün hür doğdu­ğunu ve hür yaşayacağım ilân etmek­tedir.»

Hatiplerin konuşmalarından sonra A-tatürk'ün hayatını canlandıran muhte­lif filmler gösterilmiştir.

Bu anma töreni, yarın Amerikanın Se­si Radyosuyla 32 dil üzerinden bütün dünyaya yayınlanacak ve 75 memleket­te neşredilmekte olan Amerikan Ha -herler Ajansı bültenleriyle gazetelere tevzi edilecektir.

10 Kasım 1954

 

— İstanbul:

26 - 30 ekim günlerinde İstanbulu ziyaret eden Pakistan deniz kuvvetleri kumandam Amiral Choudri, İstanbul Valisine bir telgraf göndererek başta kendisi olmak üzere filo subay ve mü­rettebatının gördükleri misafirperver­lik ve yakın alâkaya teşekkürlerini bil­dirmekte ve şöyle demektedir:

«Cumhuriyet bayramınıza iştirak et­mekle bahtiyarım. Resmi geçitte gör­düklerimden Türk halkının eşsiz bir cesaret ve azme sahip olduğuna kanaat getirdim.«

— Ankara:

Başvekil Atman Menderes, şehrimizde bulunan Amerika Birleşik Devletleri Kurmay Heyetleri Reisi Oramiral Artnur Radîord'u bugün saat 17,30 da makamında kabul etmiştir.

Bu kabul esnasında Millî Müdafaa Ve­kâleti Müsteşarı Tuğamiral Aziz Ulu­san,. Amerikan Büyükelçisi E3-y/:-lâns Avra M. Varren, Tümamiral George W. Anderson Jr. ve Amerikan askerî Yardım Balkanı Tümgeneral Shaperd '.hazır buîunmuşutr.

— İzmir:

Şehrimizde misafir bulunan Hindistan Parlâmento Heyeti, bu sabah refakat­lerinde İzmir Mebusları Mehmet Alde-mir, Nuriye Pınar, Muzaffer Balaban, Kayseri Meousu Ömer Mart, Burss Mebusu Halûk Şaman, Kütahya Me-tuşu İhsan Şerif Özgen, Hariciye Ve­kâleti adına Semih Akbil olduğu hal­de, Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu­na gitmişler ve orada yapılan mera -simde, heyet başkanı Bayan Ghucheta Kripalani söz almış ve ezcümle demiştir ki:

«Şerefli Türk tarihinin kahraman şeh­ri ve Mustafa Kemal'in annesinin kab­rini sinesinde bulunduran güzel İz­mir'de, büyük lideriniz Atatürk'ün Hint milleti ve Hindistan Parlâmento Heyeti adına anmak fırsatının bana verilmiş olmasından derin bir haz ve büyük bir şeref duymaktayım.

Memleketinizin karanlık ve istikbâli meçhul günlerinde Kemal Atatürk bir ümit bayrağı olarak meydana çıktı. O dünyaya Türk milletinin azimkar, e-nerjik ve çalışkan bir millet olduğunu "isbat etti.O'nun parolası şu idi: Ya istiklâl, ya Ölüm Türk milleti O'nun , kumandası altında düşmanlarınızı a-inansız bir şekilde mağlûp etti.

istiklâl uğrunda yapılan bu mücadele­den sonra da. modern ve demokratik idareli Türkiyeyi kurdu. Kahraman Atatürk, hürriyete kavuşmamış ve hürriyeti için çarpışan diğer milletler için de bir ilham kaynağı ol­du. Siz hürriyetiniz için mücadele ederken, kalplerimiz sizlerle beraberdi. Mücade­leden muzaffer çıktığınız vakit, sizin zaferinizi   sadece   kutlamakla kalmadik, fakat kendi hürriyet ve istiklâli­miz için de, zaferinizi bir örnek olarak bugün en derin tazim hislerimle bü­yük ve kahraman Atatürk'ün huzurun­da hürmetle eğiliyorum. Bir kadın olarak da 5u noktaya temas etmek isterim: Genç Türkiyenin kuruluşu esnasında kardeş Türk kadınını peçeden kurta­rarak, cemiyetteki bugünkü yerlerini alabilmeleri için Atatürk'ün yapmış ol­duğu inkılâba son derece hayranım.

O, bugün aramızda değilse bile, ruhu kalplerimiz dedir. O'nun ruhunun şâd olması v.e memleketinizin refahı için dua ediyorum. Bu konuşmadan sonra heyet, toplu hal­de Atatürk heykeline giderek bir çe­lenk koymuştur. Misafir Hindistan Parlâmento Heyeti, öğle yemeğini Çamaltı tuzlasında yemiş ve tesisleri gezmiştir.

— Ankara:

Vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk'ün fâni hayata gözlerini yumduğu günün 16 ncı yıldönümü, bu sabah Anıt Kafoirde huşu ile anılmıştır.

Daha sabahın ilk ışıklariyle genç ihti­yar bütün Ankaralılar Anıt-Kabirdeki ihtiîâle katılmak için yollara düşmüş bulunuyordu. Âdeta bütün Ankara bu­gün tek bir arzu ile çarpan tek bir kalp halinde idi. Herkes aziz Atâtürü ziyaret için Anıt-Kabire akın edi­yordu. Çok erkenden, kara, deniz; ve hava subayları, Harpokulu öğrencileri ve muhafız kıtası Anıt Kabir içinde ve dışında ihtiram nöbeti tutmağa başla­mıştı. Ayrıca mozolede de, Muhafız Kıtası mensuplarından başka kara, de­niz ve hava sınıflarına mensup erler büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazim nöbetinde duruyorlardı.

İhtifale katılacak olanlar Anıt-Kabir dahilindeki merasim meyadmnda yer alırken, Anıt-Kabir giriş kısmındaki meydanda da kabri ilk ziyaret edecek olan kortej teşekkül ediyordu.

Aanıt Kabir dahilindeki merasim mey-adanırda, Riyasetiüûrnhur ve Harpoku7 jtu bandoları ile sırasiyle mebuslar, askerî erkân ile subaylar, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğre­tim mensupları, izciler, esnaf teşekkül­leri,   diğer  sivil  müesseseler  mensupları  ve  Harpokulu  öğrencileri'yer  aı-mi5İ:ı. Ayrıca Anıt-Kabir civarında da öğrenciler ve çok kalabalık bir vatan­daş kitlesi toplanmıştı.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, bera­berlerinde Başvekilimiz Adnan Mende­res -olduçu halde saat 8.50 de Anıt Kabir önündeki meydana geldiler. Bu­nu müteakip kortej hareket etti. Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes, Vekiller Heyeti, Büyük Millet Meclisi Reis Ve­killeri ve riyaset divanı. Erkânı Harbiye Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, kara, deniz ve hava kuv­vetleri kumandanları, Erkânı Harbiye Umumiye İkinci Reisi P.iyaseticumhur mensupları, yaverler ve emir subayları, Başvekâlet Müsteşarı, Temyiz Mahke­mesi, Şûrayı D.evlet Keisi, Divanı Mu­hasebat R-îisi Üniversite Rektörü, Cum huriyet Baş Müddeiumumisi, Hariciye Vekâleti Umumi Kâtibi, Ankara Valisi ve Beledive Reis vekili, Şehir Meclisi ve Başvekâlet erkânı, malûl gaziler, ta-Tlfcb-3 ve esnaf cemiyetleri mensupların tevekkül eden kortej, Arslanlı Yol alan ağır Şir ilerliyerek merasim rhey-Kianma dahil oldu ve mozole önündeki merdivenlerin sol tarafından çıkarak mozeleye dahil olduktan sonra R-sisi-cumhurumuz Celâl Bayar. büyük Ata­türk'ün kabrine bir buket koydu. O anda, saat dokuzu beş geçiyordu. Veri­len işarej üzerine, tam 16 yıl önce, Türk milletinin en büyük evlâdı, bü­yük kurtarıcı, büyük inkılâpçı, büyük «devlet adamı, büyük asker Atatürk'ün hayata ^özkrini yumduğu anda, onun manevî huzurunda ihtiram vakfesi baş dedi. O dakikada bütün Türkiyede, bü-tün Türkler, bir ruh. bir kain, bir vü­cut halinde aziz Atatürkün manevî hu­turunda tazimle eğiliyor ve hâtırasını jhugü ve minnetle bir kare daha anıyorki dakika süren ihtiram vakfesini müteakip merasim meydanında yar almış bulunan bando İstiklâl Marşını çaldı. Bunu müteakip Reisicumhurumuz ve koTteii teşkil eden zevat mozoleden ve Anıt-Kabir d en ayrıldılar. İhtiram vakfesinin yapıldığı anda Anıt Kabir üzerinde uçmakta olan bir uçak da, mozoleye krizantemler atmak­ta idi. Kortejin Anıt - Kabirden ayrılmasını müteakip merasim meydanında yer almış bulunan mebuslar, askerî erkân ve kara, deniz ve hava subayları, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğretim öğrencileri, izciler, esnaf teşekkülleri ve yurdun muhtelif yer­lerinden gelen esnaf cemiyetleri men­supları, ile di&er sivil müesseseler mensupları ve Harpokulu öğrencileri altışar kişilik saflar halinde mozoleye girerek ihtiram geçişinde bulundular. Saat 12 de Ankarada bulunan ecnebi misyonlar namına kordiplomatik du-vayyeni İtalya Büyükelçisi Ekselans Comte Luca Pietro Marchi ve onu mü­teakip Amerikan Yardım Heyeti namı­na bir mümessil Anıt Kabri ziyaretle birer çelenk koydular. Anıt Kabir bugün saat 13 den itibaren halkın ziyaretine açılacaktır.

Aziz Atatürk'ün bundan 16 sene evvel vefat ettiği dakikada, Ankara'da ve memleketin her tarafında düdüklerle i~aret verilmiş, yollarda vasıtalar, çalasma yerlerinde 15 durarak, bütün Türk milleti büyük kurtarıcısını anıktır. Mekteplerde de o dakikada ih­tiram duruşu ve ihtifaller yapılmıştır.Bütün yurtta bayraklar yarıya indi­rilmiştir.  

11 Kasım 1954

 

— Ankara:

Dünden beri Ankaranm misafiri Tbu-iuman Amerika Birleşik Devletleri Bshrive Vekili Charles Thomas, bu sa­bah şehrimizdeki ziyaret ve temasları­na devam etmiştir

Bahriye Vekili, sabah saat 9 da Çankaya'va giderek Riyasetieumhur defteri

mahsusunu imzalamış ve saat 9,20 de Anıt Kabri ziyaretle, büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazım duruşunda bulunarak Kabre bir buket koymuştur.

Amerika Birleşik Devletleri Bahriye Vekili, daha sonra Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülüyü makamında ziyaret et­miştir.

— Ankara:

Gezici ve küçük esnafın vergiden muaf tutulması mevzuu etrafında kendisin­den malûmat isteyen Anadolu Ajansı muhabirine, Maliye Vekili Hasan Po-Jatkan, aşağıdaki beyanatta bulunmuş­tur:

Vergi sistemimizin temellerinden birini gelir vergisi manzumesi teşkil etmek' ledir.

Gelir Vergisi, esas itibariyle, küçük ge­lire dayanan, yani vatandaşların ha­kikî gelirleri üzerinden alman bir ver­gidir. Bu prensibin bir icabı olarak, mükelleflerin bir yıl içinde elde ettik­leri, safî gelirden, bu geliri elde eden şahsın asgarî geçimine tekabül eden meblâğ indirildikten sonra kalan miktar üzerinden vergi hesaplanmaktadır. .Bu prensip, memleketimiz vergiciliğire, kaide olarak, gelir vergisi nizamı ile girmiş olunmakla beraber, sayımı iti­bariyle ekseriyeti teşkil eden gezici ve küçük esnaf gelir vergisi esasına göre değil, esnaf vergisi adı altında, karine usulüne dayanan bir vergi ile teklif edilmektedir.

"Karine esasına göre teklif usulünde mükelleflerin hakikî kazançlariyle alâ­kadar olunmaksızın; bazı (faraziyelere) istinat .edilmektedir. Bunun tatbikatı olarak, meselâ, sabit esnafın vergisi, çalışılan yerin kira veya gayri safi ira­dının muayyen bir yüzdesine, gezici esnafın vergisi ise, takdir komisyonla­rı marifetiyle tesbit olunan gündelik kazançların birkaç misline göre hesap­lanmakta ve alınmaktadır.

Bu şekilde alman verginin hesabında, karine usulünün zarurî bir icabı  olarak, mükellefin şahsî durumu ve asga­rî geçimi nazarı Hibare alınmamaktadır. Bu vaziyet, gelir vergisine tâbi olan şahıslarla esnaf vergisine tâbi olanlar arasında, eanaf aleyhine vergi adaleti bakımından farklı neticeler ya­ratmaktadır.

Bu halin Islâhı maksadiyle, kazançları,, gelir vergisi kanununun kabul ettiği. asgarî geçim haddinin dununda veya civarında bulunan mükelleflerin ver­giden muaf tutulması kararlaştırılmış ve bu maksatla lüzumlu çalışmalara bir müddet önce başlanmıştır.

Hazılr anmakta olan tasan, Büyük Millet Meclisine arzolunmak üzeredir. Tasarı yüksek Meclis tarafından kabul edilip kanuniyst iktisap ettikten sonra, kazançları en az geçim haddinin altın­da veya civarında bulunan takriben 300 bin kadar gezici ve sabit küçük es­naf tamamen vergi dışında bırakılaçaktır. Yani bu 300 bin kadar gezici ve küçük esnaf, esnaf vergisinden muaf tutulacaktır.

— Ankara:

İstiklâlimizin müdafii ve Cumhuriyeti­mizin kurucusu aziz Atatürk'e gençli­ğin sevgi ve bağlılığını ifade maksadiyle, Türkiye Millî Talebe Federasyo­nu tarafından bugün bir gösteri tertip dilmiştir.

Gösteriye, İstanbul Üniversitesi, Teknik Üniversite, İstanbul Yüksek Okul­ları, İzmir Yüksek Ticaret Okulu ve Zonguldak Maden Teknisyen Okulu, temsilcileri ile Ankara Üniversitesi, yüksek okullar, liseler ve enstitüler Öğ­rencileri katılmışlardır.

Gençlik kitleleri sabahın erken saatle­rinden itibaren gösterinin yapılacağı Dışkapı semtindeki Üniversite Meydanda toplanmaya başlamıştı.

Saat 9,30 da gösterive hep bir ağızdan söylenen İstiklâl Marşı ile başlanmış, müteakiben Türkiye Millî Talebe Federasyoonundan Gültekin Bingöl, bir sçış konuşması yapmıştır. Bundan sonra söz alan muhtelif Fakülte ve okullara mensuo gençler, heyecanlı konuşmalar yaparak, Türk Genç­liğinin Atatürk ideallerine bağlılığını belirtmişler, rejim ve inkılâpların ve tekçisi olduklarım ifade ederek şiirler okumuşlardır.

3u konuşmaları müteakip Dağbaşım auman almış» marşı söylenerek kafile rhalind-s Ulus'a    müteveccihen hareket edilmiştir.

Kafilenin önünde Atatürk'ün büyük bir tual üzerine resmedilmiş bir portre­si bulunuyor, onu bayrak ve flama ta­şıyan öğrenciler trampet ve borazanlar, kız ve erkek izciler takibediyordu. En geride de kitle halinde üniversiteli­ler ve diğer okul ve enstitü Öğrencile­ri vardı.

Bu arada, Gençliğin Ata'sma ve onun eserlerine kargı olan sevgi ve bağlılığı­mı gösteren birçok dövizler de göre çarpmakta idi. Kafile, Dışkapıdan doŞruca Ulus meydana ve buradan da marşlar söyliyerek Bankalar caddesi Atatürk Bulvarı istikametinde yürüyüşüne devam­la Zafer meydanına gelmiştir.

'Zafer meydanı, o anda, Ata'sma karşı sonsuz 'bir sevgi ve balık duyan, alpleri onunla dolu ve onun eserleri­min ilhamiyle çarpan binlerce genç ta­rafından hıncahınç doldurulmuştu. Atatürk Genelimi vekar ve azimle kendisine düşen vazifeyi bir kere daha yapı­yor, Ata'smm önünde tazimle eğiliyor ve O'nu minnetle, şükranla anıyordu. Bu arada. Gençliğin Ata'sma ve O'nun Türk milletinden aldırı kudret ve kuv­vetle vatanımızı kurtaran ve kurduğu Cumhuriyeti rok güvendiği Türk Genç­liğine emanet eden Atatürk'ün, bütün fikir ve ideallerinin gençliğin kalbin-d? ve fikrinde yaşadığını, temelleri derinlere atılmış Atatürk inkılâpların ve eserlerinin, alçakça duygular, kin, gaflet ve gerilikle yıkılmasına asa müsaade edilm iveceğin i ifade edi­yorlardı.

Bu arada, heyecanlı bir konuşma ya­lpan Kıbrıs Türk Lisel-eri Mezunları Eir-;iiği Başkanı da, Kıbrıslı Türk Gençli­sinin Atalarına olan sonsuz bağlılık -ve sevgilerini ifade etmiştir. Birçok ha-îtipler tarafından okunan şiirleri mütea­kip yine muntazam bir kafile halinde narşlar söylenerek Kızılay Maltepe Tandoğan meydanı yoluyla Anıt-Kabre hareket edilmiştir.

Amt-Kabrin mozolesinde saf saf dizilen gençlik kitlesi tek bir vücut halin-ae, kalbinde duyduğu ulvî heyecan ve imanla Ata'smm manevî huzurunda huşu ile eğiliyordu.

Anıt-Kabirde, hep bir ağızdan İstiklâl Marşı söylendikten sonra, yine genç hatipler tarafından ateşli konuşmalar yapılmış, şiirler okunmuştur. Bundan sonra Atatürk'ün Türk Gençliğine hi­tabı, Gençliğin mukabil bir hitabı şek­linde hep bir ağızdan söylenerek and içilmiştir.

Bunu müteakip Atatürk'ün Türk mille­tine ve g-ençliğine bıraktığı eserlerin ve inkılâpların sembolü olan bir meşa­le. Meclis Reisimiz Refik Koraltan ta­rafından, Reisicumhurumuz namına, Gençliği temsil eden bir genç atlete teslim edilmiştir. Bu v-esile ile Meclis Reisimiz Refik Koraltan şu hitabede bulunmuştur:

«Aziz, aynı zamanda tarihî ve şerefli bir vazifeyi Reisicumhur namına yap -mağa memur edildim.

Şimdi elimde tuttuğum bu meşale, bü­yük Ata'nm Türk milletine bıraktığı en büyük eserin, inkılâbın sembolü o-lan bir meşaledir. Bunu zaten kendisi sizlere emanet etmişti, ben de onun ma­nevî huzurunda Reisicumhur Bayar na­mına siz gençlere tevdi ediyorum.

Eminim siz de bu meşaleyi ebediyete kadar söndürmiyeceksiniz. Bu emaneti, hayatımızın pahasına da olsa, ilelebet muhafaza ve müdafaa ede ceğiz. Bundan sonra Meclis Reisimiz R&fik Koraltan devamla demiştir ki: Çok sevgili yavrular, ben şu anda he­piniz ve hepimizin, bütün Türk nesil­lerinin kalbinde ebedileşen büyük bir insanın manevî huzurunda, onun eseri olan sizlerin huzurunuzda bulunuyom.

Bahtiyar Atatürk'ün bahtiyar çocuksaya çıkarılacak ve bir ay müddetle sa­tışa arzed:lecektir.

— İstanbul:

Denizcilik Bankası Umum Müdürü Yu­suf Ziya Öiıiş, bugün saat 16 da bir ba­sın toplantısı yaparak, Denizcilik Ban­kasının Amerikaya mubayaa ettiği yük gemileri hakkında izahat vermiş ve demiştir ki: Bir Amerikan grubundan mubayaası­na teşebbüs ettiğimiz on bir yük ge­misine ait mukavele bugün Newyork da imzalanacaktır.

Satm aldığımız bu gemilerden 5 i ha­zırdır ve kısa zamanda tesellüm edile­rek memleketimize getirilecektir.

Hazır gemiler şunlardır: 15 mil sûratinde dedveyt 10 320 tonluk Victory tipi iki gemi. 13 mil süratli, dedveyt 5.130 tonluk Norveç yapısı iki gemi ve 13 mil süratli dedveyt 4050 tonluk bir gemi.

Bu gemilerin ilk dördü kasım ve ara­lık aylarında sonuncusu ise 955 şu­batında teslim edilecektir.

Yeniden yapılacak 6 gemiye gelince, bunlar Japonyada «Uraga-> tersanele­rinde inşa edilecektir.

Anlaşma yaptığımız firmalar tarafından «Uraga» tersanelerinde Denizcilik Bankası hesabına yaptırılacak gemiler şunlardır:

Sulzer motörü ile müteharrik 15 mil süratli ve dedveyt 3500 tonluk iki.ge­mi, 15,5 mil süratli dedveyt, 5500 ton­luk türtoinli üç gemi ve 16 mil süratli 21,330 ton kapasiteli, türbinli bir tank­er.

Japonyada inşa edilecek gemilerden il­ki 11 ay sonra teslim edilmek üzere mukavelenin imzasından sonra bir ay sarfında tezgâha konacak ve bu suret­le son gemi 18 ay sonra tesellüm edil­miş olacaktır.

1961 yılma kadar sürecek olan tediye­ler %5 faize tâbi bonolarla yapılacak ve 40.965.399 lira ödenecektir. İlk gemiyi tesellüm edecek 37 kişilik ekip,bu ayın 11 inde uçakla Amerikaya ha­reket edecektir.

Yusuf Ziya Öniş bundan sonra basın mensuplarının muhtelif suallerini cevaplandırmiş ve toplantıya son vermistir.

— Ankara:

Ankara Üniversitesinin 1954 - 55 ders yılı bu sabah saat 10 da Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi konferans salonun­da yapılan bir törenle açılmıştır.

Törende Başvekil Adnan Menderes, Vekiller, Mebuslar, Başvekâlet Müste­şarı, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Ankara Valisi ve Belediye Reis Vekili, Müsteşarlar, Temyiz Mahkemesi Reisi, Üniversite Fakülteler Dekanları, Pro­fesörler, siyasî partiler temsilcileri, öğ­retim üyeleri ve öğrencilerle seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuşlar­dır.

— Ankara:

Doğumlarının yıldönümü münasebetiy­le İran Şehinsahi Majeste Muhammed Riza Şah Pehlevi ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

— Ankara:

22 ekimde Pariste toplanan Nato Hari­ciye Nazırları toplantısında Almanya-nın Nato'ya iltihakı hususunda varılan anlaşma münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderesin İngiltere Başvekili Sir Winston Churchill'e göndermiş ooî-duğu tebrik mesajı ile müşarünileyh tarafından cevaben gönderilen mesaj metinleri aşağıdadır:

«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviye -sine ıhâdim olacağından emin bulun -duğumuz kararların imzası münasebe­tiyle bu tarihî neticenin istihsalinde büyük hissesi bulunan İngiltere hükü­metine zatı devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtınıı arzeder ve derin, hürmetlerimin kabulünü rica eylerim.Adnan Menderes İngiltere Başvekilinin cevabî mesajı:

Çok lütufkâr ve teşvik edici mesajı­nızdan dolayı teşekkür ederim. Varılan anlaşmanın, memleketinizin çok dürüst ve mümtaz bir âzası bulunduğu hür milletler camiasını büyük mikyasta kuvvetlendireceğine itimat etmekteyim.

Winston Churchill

Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü mü­nasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Pakistan Genel Valisi Gulam Muhammed'in çektiği tebrik ve Reisi­cumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Ekselans Celâl Bayar Reisicumhur

Ankara

Türkiye Cumhuriyetinin ilânının yıl­dönümü münasebetiyle ekselansınıza, Türk hükümetine ve milletine, şahsı­mın, Pakistan hükümetinin ve milleti­nin en samimî kardeşçe tebriklerini ve samimî temennilerini sunarım. Ekse -lânsımza uzun ömür ve mesut bir ha­yat, Türk milletine de devamlı bir bauş ve refah dilerim.

Gulam Muhammed Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:

Ekselans Gulam Muhammed Pakistan Genel Valisi

Karaşi

"Millî bayramımız münasebetiyle, ek­selansınızın kendi adına, ve Pakistan hükümetiyle milleti namına gönderrnok lûtfunda bulunduğu mesajdan pek mütehassıs olarak Türk milletinin v.e şahsımın en hararetli ve kardeşçe te -şekkürlerimizi sunar ve bu vesileden büyük bir memnunlukla istifade ederek ekselânsızımn sağlık ve şahsî saadetiyle Pâkistanm saadet ve refahı için en samimî temnnilerimizi tekrar­larız.

Celâl Bayar

— Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü mü­nasebetiyle. Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Yunan Kralı PauPün çektiği tebrik ve Reisicumhurumuzun gönder­diği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Türk millî bayramı münasebetiyle, kendi adıma ve Yunan milleti namına, zatı devletinize en samimî tebriklerimi sunarım. Değerli Türk milletini Yunan milletine bağlayan menfaat ve rabıta­ların önemini müdrik olarak, Türkiye-nin saadet ve refahı hususunda en ha­lisane dileklerimi takdim etmektle bah­tiyarım.

Paul

4 Kasım 1954

 

— Ankara:

Büyük ticarî ve iktisadî faaliyetleri olan şehirlerimiz ile bunların hinterlant­larının ihtiyaçlarını karşılamak ve bu merkezler arasındaki irtibatı temin et­mek maksadiyle bir müddettenberi de­vam eden çalışmalarla ilgili olarak Fransaya sipariş edilmiş olan 20 motörlü vagonla, 30 römorktan ilk dizi memleketimize gelmiş bulunmaktadır.

— Ankara:

Newyorkta yayınlanan «Political Pri-soners Relief Committee» adlı ayllık dergi ile, 1953 yılında Şam'da basılan «Kitabüddürrül Muhtar» isimli kitabın ve İngilterede Edinburg Coğrafya Ens­titüsünce hazırlanarak John Bartholomy And Son Limited Şirketi tarafın­dan bastırılan 1/4.000.000 mikyaslı ve 1951 basılı «Middle And Near East» ad­lı Ortadoğu memleketlerini gösteren coğrafya haritasının yurda sokulmama­sıicra Vekilleri Heyetince kararlaştı­rılmıştır.

— Ankara:

İngiliz Basın Ataşesi ve Bayan Keith Butler, Çanakkale savaşları hakkında bir kitap yazmak üzere, memleketimi­zi ziyaret etmekte olan tanınmış muharrir Moorehead şerefine bu a.kşam saat 18.30 da bir kokteyl parti verilmiş­tir.

Bu kokteylde Devlet Vekili Dr. Müker-rem Carol. Devlet Vekili Osman Kapa-pi, mebuslar, vekâletler ileri' gelenleri, İngiltere Büyükelçisi Sir James Bow-ker, kordipJomatik mensuplariyle yerli ve yabancı basın mensupları hazır bu­lunmuşlardır.

5 Kasım 1954

 

— Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri taktik ha­va kuvvetleri Kumandanı Orgeneral O. S. W.eyland, maiyetiyle birlikte ve hu­susî tayyaresiyle bugün saat 16 da Ankaraya gelmiş ve Esenboğa hava ala­nında askerî merasimle karşılanmıştır.

Bu karşılamada Erkânı Harbiyei Umu­miye İkinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdelhun, Hava Kuvvetleri Kumanda­nı Fevzi Uçaner, Hava Kuvvetlerinden Tümgeneral Seyfi Turagay. Garnizon Kumandanı Tuğgeneral İhsan Atila, Merkez Kumandanı, Protokol Müdürü, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu mümessili ile yüksek rütbeli subaylar hazır bulunmuşlardır.

— İstanbul:

Türkiye Tütüncüler Federasyonunun senelik kongresi bugün saat 14,30 da İstanbul Tütüncüler Birliği Ege Tütün­cüler Derneği, Bursa Tütüncüler Der­neği, Bafra Tütüncüler Derneği ve Tıabzon Tütüncüler Derneği delegeleri­nin iştirakiyle yapılmıştır.

Hüseyin Kavalalı'nm başkanlığında yapılan toplantıda ilk olarak idare ku­rulunun senelik faaliyet raporu okun­muş ve müzakere edilmiştir.

İdare kurulu raporunda federasyonun kuruluş tarihi olan 10 ekim 1952 den bugüne kadar yapılan çalışmalar izah edildikten sonra, dünya tütün durumu, komşu memleketlerdeki tütün istihsâli ve memleketimiz tütüncülüğü hakkın­da geniş malûmat verilmekte idi. Raporda, dünya tütün istihsâlinin art­tığı ve buna muvazi olarak istihlâkin cıe geniş ölçüde atrmakta olduğu ve umumî istihsâlin 953 yılında 3.350.000 tonu bulduğu belirtildikten sonra, Yu­nanistan, Yugoslavya, İtalya ve Rusya tütün istihsâli ve nevikri hakkında izahat verilmekte ve müteakiben mem leketimiz tütüncülüğü hakkında şöyle denilmekte idi:

Federasyonumuzun kuruluşundanberi geçen iki seneye ait olarak başlıca şu hususlar kayda lâyıktır:

İkinci Dünya Harbinin başlangıcından nattâ daha eski bir mazidenberi her ihraç mevsiminden yeni seneye mut-la.ka mühimce miktarda stok devredi­lirken, son iki sene zarfında bu durum hemen h-smen tasfiye edilmiş ve hâlen memleketimizde hiç bir kaliteden çok görülecek bir stok kalmamıştır.

Diğer taraftan Türk tütüncülüğü, 1953 mahsulü ile tarihinde ilk defa 120 mil­yon kiloya yakın .en büyük rekoltesini idrâk etmiştir. Yine bu devre içinde İkinci Cihan Harbinin doğurduğu şart­lar ve zaruretler neticesi Türk-Şark ti­pi tütünler aleyhine ve zararına geniş­lemiş olan Amerikan tütünü yayılması durmuş ve hattâ gerilemeğe başlamış­tır. Yine son iki sene için Şarkî Almanya, Rusya gibi uzun zamandanJberi piyasamızdan uzak kalmış memleketler, alıcılarımız arasında yer almıştır.»

Ayrıca idare kurulu raporunda, 1954 tütün mahsulü hakkında bazı tahminî malûmat verilmiş ve Federasyonun milletlerarası tütüncülük teşkilâtı ile olan münasebetlerine temas edildikten sonra, Tütün Bankasının ve tütün bor­salarının kurulması için çalışmalar ya­pıldığı belirtilmekte idi.

İdare kurulu raporunun müzakeresin­den sonra, tütüncülükle ilgili diğer mev zular hakkında görüşmeler yapılmış ve bu arada dilekler memleketlerde oldu­ğu gibi bir tütün pulu çıkarılması tek­lif edilmiş ve bu işle meşgul olması için yeni idare heyetine salâhiyet ve-3 ilmesi kabul edilmiştir.

Bundan sonra seçimlere geçilmiş toplantı sona ermiştir.

İle Libya Başkumandanı Albay Süley­man El Genahi, mebus Ahmet Ezze-kar ve mebus Halife El Kadir'i bugün saat 19,30 da Başvekâlette kabul et­miştir.

Bu kabulde Millî Müdafaa Vekilimiz Ethem Menderes de hazır'bulunmuştur.

— Ankara:

Şehit Albay Nuri Pamir'in hâtırasına jzafeten, Gelibolu ve dolaylarında ya­pılan -Pamir» seferberlik tatbikatı mü­nasebetiyle 40 mcı piyade alayı tara­fından hazırlanan hâtıralardan. Pamir ailesine gönderilenler, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu tarafından bu­gün Albay Nuri Pamir'in eşi Meliha Pamir'e teslim edilmiştir.

— İstanbul:

Birkaç gündenberi İstanbul Ticaret Odası davetlisi olarak şehrimizde bu­lanan ve Oda'da müteaddit konferans­lar veren Mr. Kıuger'in riyasetindeki Amerikan Millî Satış İcraatçıları Birli­ği heyeti, bugün saat 11 de uçakla Belgrad a hareket .etmiştir.

Amerikalı is adamları Yugoslavvadan bir vesile teşkil etmiştir. Bu seçim et­rafında haftalardan beri üstü kapalı ve açık türlü tahrikler ve kışkırtmaların yapılmış olduğu malûmdur. Buna rağ­men şuur ve iradesine sahip kadirbilir Türk milleti, bu defa da hizmetinde bulunanlara bundan evvel olduğu gibi güvenini belirtmiştir. Resmî rakamla-rm henüz sonunun tamamen alınmamış olmasına rağmen, netice meydan­dadır. Milletimize olan minnet ve şük­ranı bu vesile ile yeniden belirtmeği zevkli bir vazife biliriz. Beklenen se­çim geçmiş emsallerine nazaran daha büyük bir sükûn ve olgunluk havası içinde ve mutlak bir emniyetle devam etti ve neticelendi, Münferit bazı zabı­ta vakalarının bütün memlekette ce­reyan eden bu büyük hâdise yanında normalin altında ve 1950 ağustos se­çimlerine nazaran çok daha az olduğu kolayca takdir .edilecektir. 1950 sene­sinde yapılmış olan mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde, 8 öldürme vakasında 8 ölüm kaydedilmiş iken, bu defa iki vakada 4 ölüm, 1950 de muhtelif cins alât ve vasıtalarla ika edilmiş olan 50 yaralama vakasında ]92 yaralama iken, bu defa 39 vakada 80 vatandaşımız yaralanmıştır. 1950 se­çimlerinde darp, hakaret ve seçim ka­nununa muhalif suçlar da dahil, umu­mî yekûn 169 iken, bu defa 58 dir. Bu arada şayanı dikkat ve memnuniyet ci­lan cihet, seçim kanununa aykırı suç­lardan yarıdan fazla bir azalmanın mü­şahede edilmiş olmasıdır. Bu suretle vatandaşın maksadlı bazı iddiacılara rağmen seçim emniyeti mutlak şekil­de teminat altında bulundurulmakta -dır. Kendi hizmetindeki iktidara karşı kim ne derse desin, necip milletimizin göstermiş olduğu itimadın bu yeni ve asîl tezahürüne minnetle mukabele et­mek vazifemizdir.»

9 Kasım 1954

 

— Ankara:

Atatürk'ün ölümünün 16 ncı yıldönü­mü münasebetiyle Türk - Amerikan Derneği bugün saat 18 de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi konferans salo -ramda «Atatürk'ü anma» töreni tertip etmiştir.

Bu anma .öreninde mebuslar, Amerika Büyükelçisi Ekselans Avra- Warren, Amerikan Büyükelçiliği, yabancı faaliyetler idaresi Türkiye misyonu ve askerî yardım kurulu mensupları ile Üniversite profesör, öğretim üyeleri v.e öğrencileri, muhtelif Vekâletler ile ile­ri gelenleri, mülkî ve askerî erkân ile çok kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu toplantıyı, Prof. İrfan Şahinbaş açmış ve müteakiben söz alan Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Profesörlerinden Âfet İnan uzun bir konuşma yapmıştır.

Profesör Âfet İnan, îngilizceye tercü­me edilen sözlerine şöyle başlamıştır:

Atatürk'ü tarih, evvelâ bir asker ve kumandan olarak tanır. İkinci bir cep­hesi,- bütün askeri rütbelerinden sıyrıl­mış, Anadolu ortasında bir ihtilâl şe­fidir. 1923 yılma kadar ise, istiklâl mü­cadelesinin başkumandanı ve Büyük Millet Meclisinin reisi sıfatiyle dünya devletleri tarafından tanınmıştır. O, 1923 den sonra 15 yıl Türkiye Cumhu­riyetinin Devlet Reisidir. Bu yılların tarihinde O, sadece, bu sıfatlariyle tanınsa idi, onun hakkında resmi vesika­ların verdiği bilgilerle yetinebilirdik. Ancak bu Türk büyüğümüzü ölümünün 16 ncı yılında anarken, onun as-;ker ve siyasî cephesinden gayri olan vasıfları, biz Türk ve Amerikalıları bu toplantıya sevkettiğine kaniim. Sözlerine devam eden Prof. İnan, Atatürk'ü insanî taraflariyle tanımanın enteresan bir mevzu olacağını söyliyerek, O'nun bu insanî taraflarını «Ata­türk, kıyafet ve unvanlar, Atatürk ve neşeli olmak, Atatürk'ün toprak ve ağaç sevgisi» başlıkları altında izah ve tahlil etmiştir. Âfet İnan, bu izahatı sırasında Atatür­k'ün giyim hususunda son derece titiz ve sade giyinmeyi tercih ettiğini söyle­miş ve memleketimizde şapka inkılâbı yapmasının bir modaya uyma hareketi olarak kabul edilemeyeceğini ifade ile şöyle devam etmiştir:

O, bizzat medenî âlemin yeknesak kis­vesini kendi milleti için kabul etmek­le, cemiyetimize yine büyük bir zihni­yet değişikliğine yol açmıştır. Onun bu meselede psikolojik bir cephesi da­ha vardır. Erkekler için şapka giyme­yi kanunlaştırmiş, fakat kadınlara bu­nu ettirmemiştir. O zaman ka­palı gezmeyi âdet haline getirmiş Türk kadınlığı kanunla değil, fakat görenek ve telkin ile bir kıyafet değişikliği yapabilmiştir. İşte böylece Atatürk bu işaret ettiğim noktalarda bütün bir milleti evvel dış görünüşüyle dünya­nın med.eni gidişine şevketine kudreti­ni gösteren bir lider olmuştur.

Prof. Âfet İnan, daha sonra 1930 sene­sinde Türk-Amerikan münasebetleri hakkında Atatürk'ün o zamanki Ame­rikan Büyükelçisiyle yaptığı foir mü -lâkatta, demokrasiye dair söylemiş ol­duğu  şu sözleri nakletmiştir:

«Esas hamuru demokrasi olan Türk Mil leti, demokrasinin kendisi olduğunu is-~bat etmiş olan Amerikalılara derin ve kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit «derim ki, bu müşahede, iki millet arasındaki muhabbeti kökleştirecektir. Talnız bu kadarla kalmıyacaktir, belki bütün beşeriyeti birbirini sevmeye müg terek sevgiy.e mani olan mazi hurafele­rini silmeye, dünyayı sulh ve huzur sa­hasına sokmaya medar olacaktır.

Prof. Âfet İnan sözlerini şöyle bitirilmiştir:

Ölümünün 16 ncı yılında bu sözleri tekrarlamak, hiç de bu kadar yıl önce söylenmiş sözler hissini vermiyor. Bu­gün, Atatürk'ün yılların derinliklerin­den duyulan sesiyle söylediği fikirle­rin tahakkuku için uğraşmıyor muyuz?

Onun «herhalde medenî, insanî ve sulhpsrverane mefhkûre tecelli etme­lidir» sözüne bugün kim katılmaz?Milletlerin tarihlerinde büyük adamlann insanî fikirleri bütün milletler ara­sında tekrarlanarak asırlarca yaşar. Atatürk, milleti için büyük bir varlık, insanlık âlemi için ise inkılâpçı, idea­list bir şahsiyettir.Bundan sonra söz alan Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürü Vedide Baha Pars, Atatürk ve Türk kadınının hakları, mevzulu bir konuşma yapmıştır.Yedide Baha Pars, Atatürk'ün Türk kadınına tanınan hakların temininde oynadığı rolü gayet geniş bir surette ve misâllerle izah etmiştir.

Müteakiben Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M. Warren Atatürk ve Milletlerarası münasebetler mevzuun­da türkceye tercüme edilen uzun bir konuşma yapmıştır. Ekselans Warren bu konuşmasında ez­cümle demiştir ki: Atatürk'ün dış münasebetler mevzuu üzerindeki görüşlerini inceleyen bir kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edil­dikleri zamanı aşan mânaları karşısın­da benim gibi daima hayerte düşer.

20 - 30 sene evvelki müşahedelerinin bir çoğu bugün de kuvvet, hakikat ve duruma uygunluklarını muhafaza etmektedir.

Hatip daha sonra Atatürk'ün muhtelif zamanlarda memleketimizi ziyaret e-den Amerikan askerî ve mülkî erkâ­nına söylediği sözleri paragraflar ha­linde okuyarak bunların zamanla na­sıl 'gerçekleştiğini bilhassa tebarüz et­tirmiştir.

Ekselans Warren:

Atatürk, 1920 ile 1930 arası bütün gayret ve kuvvetini memleketinin âcil ihtiyaçlarına, maddî ve manevî kal -kmmasma ve Türk milletinin zihniye­tini değiştiren inkılaplara hasrederken, ecnebi milletlerle olan münasebetleri de ihmâl etmemiştir. Bilâkis dış dün­ya bu devrede Yakmşarkta yeni ve kuv vetli bir milletin gelişmekte ve bir mucize yaratmakta olduğunu farketmeye başlamıştır. Birçok dostluk ve ittifakların temeli bu devrede atılmış­tır.Dedikten sonra memleketimize o sıralarda yabancı Kral, Reisicumhur ve devlet adamlarının ziyaretlerinin çok sık vukubulmasmi Atatürk'ün milletlerarası münasebete verdiği ehem miyete misâl olarak göstermiştir.

Büyükelçi sözlerine devamla Atatürkün Türk - Amerikan milletleri ara­sındaki yakın ve candan münasebetleri de muhtelif vesilelerle memleketimizi ziyaret etmiş olan Amerikalı pilotlara söylediği sözlerle izah etmiş, bu sözle­ri misaller vererek tahlil etmiştir. Ekselans Warren, daha sonra «Karşı -lıklı müdafaa ve müşterek emniyet mevzularında Atatürk, görüşlerinin bir çoğunda zamanından çok ilerde idi. Bu görüşlerinin birkaçını 1935 de bir Ame­rikalı gazeteciye şu cümlelerle açıkla­mıştır demiş ve Atatürk'ün şu sözle­rini nakletmiştir: Eğer harp bir bom-foa infilâkı gibi birden bire çıkarsa, milletler harbe mâni olmak için, mü-sellâh mukavemetlerini ve mali kud-ı etlerini mütearrıza karşı birleştirmek­te tereddüt -etmemelidirler. En seri v.e en müessir tedbir muhtemel bir müte­arrıza taarruzun yanma kâr kalmıya-cağıni açıkça anlatacak beynelmilel teşkilâtın kurulmasıdır."

Bu satırları okuduktan sonra Büyük­elçi, dinleyicilere hitapla: "Sorarım si­ze sayın dinleyiciler, Türkiy-enin de ü-ye bulunduğu Atlantik Paktı teşkilâtı 19 yıl sonra aynı gayeyi gerçekleştir­meğe çalışmıyor mu?»  demiştir.

Ekselans Warren, Atatürk'ün bölge anlaşmaları hususundaki fikirlerini hü­r ederek bunların ehemmiyetine işa­ret etmiş, bugünün realiteleri karşı­sındaki derin mânasını izah ederek «Mart 1937 de Ölümünden 20 ay evvel Atatürk'ün koymuş olduğu bir prensip Türk dış politikasının temelini teşkil eder. Bu prensip inziva nazariyesini şiddetle reddeder O tarihte Ankara'ya Romanya Hariciye Nazırı gelmişti. A-tatürk'ü ziyareti sırasında, büyük in­san şunları söylemişti: «En uzakta zan­nettiğimiz bir hâdisenin bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için beşeriyetin hepsini bir vücut ve bir milleti 'bunun bir uzvu addetmek ıcabeder. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan, diğer bütün âza mü­teessir olur demişti.

Büyük Atatürk'ün şimdi size okuya­cağım hakim ve asü sözleri, eminim ka, binlerce kilometre uzakta komünizmi durdurmak için askerlerini Kore mu -harabe meydanlarına göndermeğe ka­rar veren Türk milletinin zihninde yankısını bulmuştur.» diye sözlerine devam eden Büyükelçi, aziz Atatürk-ün şu cümlesini okumuştur:

«Dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık varsa «bana ne» dememeliyiz; böy­le bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla alâkadar ol­malıyız. Hâdise ne kadar uzak olursa olsun, bu esastan şaşmamak lâzımge-lir. İşte bu düşünüş insanlar:, millet­leri ve hükümetleri hodbinlikten kur­tarır. Hodbinlik şahsî olsun, millî olsun, daima fena telâkki edilmelidir.

Büyükelçi sözlerini şöyle bitirmiştir:

Atatürk'ün, bütün dünyanın, Türkiyenin Anayasasında belirtilmiş olan prensiplere göre idare edilmesini nekadar candan arzu ettiğini, bu sözle -rinde hissetmemek mümkün değildir. Bu Anayasa ki, insana heyecan veren şiirli bir dille her Türkün hür doğdu­ğunu ve hür yaşayacağım ilân etmek­tedir.»

Hatiplerin konuşmalarından sonra Atatürk'ün hayatını canlandıran muhte­lif filmler gösterilmiştir.

Bu anma töreni, yarın Amerikanın Se­si Radyosuyla 32 dil üzerinden bütün dünyaya yayınlanacak ve 75 memleket­te neşredilmekte olan Amerikan Ha -herler Ajansı bültenleriyle gazetelere tevzi edilecektir.

10 Kasım 1954

 

— İstanbul:

26 - 30 ekim günlerinde İstanbulu ziyaret eden Pakistan deniz kuvvetleri kumandam Amiral Choudri, İstanbul Valisine bir telgraf göndererek başta kendisi olmak üzere filo subay ve mü­rettebatının gördükleri misafirperver­lik ve yakın alâkaya teşekkürlerini bil­dirmekte ve şöyle demektedir:

Cumhuriyet bayramınıza iştirak et­mekle bahtiyarım. Resmi geçitte gör­düklerimden Türk halkının eşsiz bir cesaret ve azme sahip olduğuna kanaat getirdim.

— Ankara:

Başvekil Atman Menderes, şehrimizde bulunan Amerika Birleşik Devletleri Kurmay Heyetleri Reisi Oramiral Artnur Radîord'u bugün saat 17,30 da makamında kabul etmiştir.

Bu kabul esnasında Millî Müdafaa Ve­kâleti Müsteşarı Tuğamiral Aziz Ulu­san,. Amerikan Büyükelçisi E3-y/:-lâns Avra M. V/arren, Tümamiral George W. Anderson Jr. ve Amerikan askerî Yardım Balkanı Tümgeneral Shaperd '.hazır buîunmuşutr.

— İzmir:

Şehrimizde misafir bulunan Hindistan Parlâmento Heyeti, bu sabah refakat­lerinde İzmir Mebusları Mehmet Alde-mir, Nuriye Pınar, Muzaffer Balaban, Kayseri Meousu Ömer Mart, Burss Mebusu Halûk Şaman, Kütahya Me-tuşu İhsan Şerif Özgen, Hariciye Ve­kâleti adına Semih Akbil olduğu hal­de, Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu­na gitmişler ve orada yapılan mera -simde, heyet başkanı Bayan Ghucheta Kripalani söz almış ve ezcümle demiş-•tir ki:

«Şerefli Türk tarihinin kahraman şeh­ri ve Mustafa Kemal'in annesinin kab­rini sinesinde bulunduran güzel İz­mir'de, büyük lideriniz Atatürk'ün Hint milleti ve Hindistan Parlâmento Heyeti adına anmak fırsatının bana verilmiş olmasından derin bir haz ve büyük bir şeref duymaktayım.

Memleketinizin karanlık ve istikbâli meçhul günlerinde Kemal Atatürk bir ümit bayrağı olarak meydana çıktı. O dünyaya Türk milletinin azimkar, e-nerjik ve çalışkan bir millet olduğunu "isbat etti.O'nun parolası şu idi: «Ya is^ tiklâl, ya Ölüm.» Türk milleti O'nun , kumandası altında düşmanlarınızı a-inansız bir şekilde mağlûp etti istiklâl uğrunda yapılan bu mücadele­den sonra da. modern ve demokratik idareli Türkiyeyi kurdu. Kahraman Atatürk, hürriyete kavuşmamış ve hürriyeti için çarpışan diğer milletler için de bir ilham kaynağı ol­du. Siz hürriyetiniz için mücadele ederken, kalplerimiz sizlerle beraberdi. Mücade­leden muzaffer çıktığınız vakit, sizin zaferinizi   sadece   kutlamakla   kalmadik, fakat kendi hürriyet ve istiklâli­miz için de, zaferinizi bir örnek olarak. Bugün en derin tazim hislerimle bü­yük ve kahraman Atatürk'ün huzurun­da hürmetle eğiliyorum.

Bir kadın olarak da 5u noktaya temas etmek isterim:

Genç Türkiyenin kuruluşu esnasında kardeş Türk kadınını peçeden kurta­rarak, cemiyetteki bugünkü yerlerini alabilmeleri için Atatürk'ün yapmış ol­duğu inkılâba son derece hayranım.

O, bugün aramızda değilse bile, ruhu kalplerimiz dedir. Onun ruhunun şâd olması ve memleketinizin refahı için dua ediyorum.»

Bu konuşmadan sonra heyet, toplu hal­de Atatürk heykeline giderek bir çe­lenk koymuştur. Misafir Hindistan Parlâmento Heyeti, öğle yemeğini Çamaltı tuzlasında yemiş ve tesisleri gezmiştir.

— Ankara:

Vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk'ün fâni hayata gözlerini yumduğu günün 16 ncı yıldönümü, bu sabah Anıt-Kafoirde huşu ile anılmıştır. Daha sabahın ilk ışıklariyle genç ihti­yar bütün Ankaralılar Anıt-Kabirdeki ihtiîâle katılmak için yollara düşmüş bulunuyordu. Âdeta bütün Ankara bu­gün tek bir arzu ile çarpan tek bir kalp halinde idi. Herkes aziz Atâtür -fcii ziyaret için Anıt-Kabire akın edi­yordu. Çok erkenden, kara, deniz; ve hava subayları, Harpokulu öğrencileri ve muhafız kıtası Anıt-Kabir içinde ve dışında ihtiram nöbeti tutmağa başla­mıştı. Ayrıca mozolede de, Muhafız Kıtası mensuplarından başka kara, de­niz ve hava sınıflarına mensup erler büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazim nöbetinde duruyorlardı.

İhtifale katılacak olanlar Anıt Kabir dahilindeki merasim meyadmnda yer alırken, Anıt-Kabir giriş kısmındaki meydanda da kabri ilk ziyaret edecek olan kortej teşekkül ediyordu. Anıt Kabir dahilindeki merasim meydanı da, Riyasetiüûrnhur ve Harpoku7 jtu bandoları ile sırasiyle mebuslar, askerî erkân ile subaylar, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğre­tim mensupları, izciler, esnaf teşekkül­leri,   diğer  sivil  müesseseler  mensudları  ve  Harpokulu  öğrencileri'yer  aı-mi5İ:ı. Ayrıca Anıt-Kabir civarında da öğrenciler ve çok kalabalık bir vatan­daş kitlesi toplanmıştı.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, bera­berlerinde Başvekilimiz Adnan Mende­res -olduçu halde saat 8.50 de Anıt Kabir önündeki meydana geldiler. Bu­nu müteakip kortej hareket etti.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, 'Başv-sk-il Adnan Menderes, Vekiller "Heyeti, Büyük Millet Meclisi Reis Ve­killeri ve riyaset divanı. Erkânı Harbiye Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, kara, deniz v.e hava kuv­vetleri kumandanları, Erkânı Harbiye Umumiye İkinci Reisi Piyaseticumhur mensupları, yaverler ve emir subayları, Başvekâlet Müsteşarı, Temyiz Mahke­mesi, Şûrayı Devlet Keisi, Divanı Mu­hasebat Reisi Üniversite Rektörü, Cum huriyet Baş Müddeiumumisi, Hariciye Vekâleti Umumi Kâtibi, Ankara Valisi ve Beledive Reis vekili, Şehir Meclisi ve Başvekâlet erkânı, malûl gaziler, ve esnaf cemiyetleri mensupların-..aan tevekkül eden kortej, Arslanlı Yollıyan ağır ağır ilerliyerek merasim rhey-Kianma dahil oldu ve mozole önündeki merdivenlerin sol tarafından çıkarak mozeleye dahil olduktan sonra Reisi-cumhurumuz Celâl Bayar. büyük Ata­türk'ün kabrine bir buket koydu.O anda, saat dokuzu beş geçiyordu. Veri­len işarej üzerine, tam 16 yıl önce, "Türk milletinin en büyük evlâdı, bü­yük kurtarıcı, büyük inkılâpçı, büyük «devlet adamı, büyük asker Atatürk'ün hayata özkrini yumduğu anda, onun manevî huzurunda ihtiram vakfesi baş dedi. O dakikada bütün Türkiyede, bü-tün Türkler, bir ruh. bir kain, bir vü­cut halinde aziz Atatürkün manevî hu­turunda tazimle eğiliyor ve hâtırasını jhugü ve minnetle bir kare daha anıyorki dakika süren ihtiram vakfesini müteakip merasim meydanında yar almış bulunan bando İstiklâl Marşını çaldı. Bunu müteakip Reisicumhurumuz ve kotteii teşkil eden zevat mozoleden ve Anıt-Kabir d en ayrıldılar.

İhtiram vakfesinin yapıldığı anda Anıt Kabir üzerinde uçmakta olan bir uçak da, mozoleye krizantemler atmak­ta idi.

Kortejin Anıt Kabirden ayrılmasını müteakip merasim meydanında yer almış bulunan mebuslar, askerî erkân ve kara, deniz ve hava subayları, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğretim öğrencileri, izciler, esnaf teşekkülleri ve yurdun muhtelif yer­lerinden gelen esnaf cemiyetleri men­supları, ile di&er sivil müesseseler mensupları ve Harpokulu öğrencileri altışar kişilik saflar halinde mozoleye girerek ihtiram geçişinde bulundular. Saat 12 de Ankarada bulunan ecnebi misyonlar namına kordiplomatik duvayyeni İtalya Büyükelçisi Ekselans Comte Luca Pietro Marchi ve onu mü­teakip Amerikan Yardım Heyeti namı­na bir mümessil Anıt-Kabri ziyaretle birer çelenk koydular.

Anıt-Kabir bugün saat 13 den itibaren halkın ziyaretine açılacaktır.

Aziz Atatürk'ün bundan 16 sene eevvel vefat ettiği .dakikada, Ankara'da ve memleketin her tarafında düdüklerle idare verilmiş, yollarda vasıtalar, ça-laısma yerlerinde 15 durarak, bütün Türk milleti büyük kurtarıcısını an-rıiKtır. Mekteplerde de o dakikada ih­tiram duruşu ve ihtifaller yapılmıştır it= .bütün yurtta bayraklar yarıya indi­rilmiştir.

11 Kasım 1954

 

— Ankara:

Dünden beri Ankaranm misafiri Tbu-iuman Amerika Birleşik Devletleri Bshrive Vekili Charles Thomas, bu sa­bah şehrimizdeki ziyaret ve temasları­na devam etmiştir

Bahriye Vekili, sabah saat 9 da Çankaya'va giderek Riyasetieumhur defteri

mahsusunu imzalamış ve saat 9,20 de Anıt Kabri ziyaretle, büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazım duruşunda bulunarak Kabre bir buket koymuştur.

Amerika Birleşik Devletleri Bahriye Vekili, daha sonra Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülüyü makamında ziyaret et­miştir.

— Ankara:

Gezici ve küçük esnafın vergiden muaf tutulması mevzuu etrafında kendisin­den malûmat isteyen Anadolu Ajansı muhabirine, Maliye Vekili Hasan Po-Jatkan, aşağıdaki beyanatta bulunmuş­tur:

Vergi sistemimizin temellerinden birini gelir vergisi manzumesi teşkil etmek' ledir.

Gelir Vergisi, esas itibariyle, küçük ge­lire dayanan, yani vatandaşların ha­kikî gelirleri üzerinden alman bir ver­gidir. Bu prensibin bir icabı olarak, mükelleflerin bir yıl içinde elde ettik­leri, safî gelirden, bu geliri elde eden şahsın asgarî geçimine tekabül eden meblâğ indirildikten sonra kalan miktar üzerinden vergi hesaplanmaktadır. .Bu prensip, memleketimiz vergiciliğire, kaide olarak, gelir vergisi nizamı ile girmiş olunmakla beraber, sayımı iti­bariyle ekseriyeti teşkil eden gezici ve küçük esnaf gelir vergisi esasına göre değil, esnaf vergisi adı altında, karine usulüne dayanan bir vergi ile teklif edilmektedir. Karine esasına göre teklif usulünde mükelleflerin hakikî kazançlariyle alâ­kadar olunmaksızın; bazı (faraziyelere) istinat edilmektedir. Bunun tatbikatı olarak, meselâ, sabit esnafın vergisi, çalışılan yerin kira veya gayri safi ira­dının muayyen bir yüzdesine, gezici esnafın vergisi ise, takdir komisyonla­rı marifetiyle tesbit olunan gündelik kazançların birkaç misline göre hesap­lanmakta ve alınmaktadır. Bu şekilde alman verginin hesabında, karine usulünün zarurî bir icabı  olarak, mükellefin şahsî durumu ve asga­rî geçimi nazarı Hibare alınmamaktadır.Bu vaziyet, gelir vergisine tâbi olan şahıslarla esnaf vergisine tâbi olanlar arasında, eanaf aleyhine vergi adaleti bakımından farklı neticeler yaratmaktadır. Bu halin Islâhı maksadiyle, kazançları,, gelir vergisi kanununun kabul ettiği. asgarî geçim haddinin dununda veya civarında bulunan mükelleflerin ver­giden muaf tutulması kararlaştırılmış ve bu maksatla lüzumlu çalışmalara bir müddet önce başlanmıştır.

Hazılr anmakta olan tasan, Büyük Millet Meclisine arzolunmak üzeredir. Tasarı yüksek Meclis tarafından kabul edilip kanuniyst iktisap ettikten sonra, kazançları en az geçim haddinin altın­da veya civarında bulunan takriben 300 bin kadar gezici ve sabit küçük es­naf tamamen vergi dışında bırakılacaktır. Yani bu 300 bin kadar gezici ve küçük esnaf, esnaf vergisinden muaf tutulacaktır.

— Ankara:

İstiklâlimizin müdafii ve Cumhuriyeti­mizin kurucusu aziz Atatürk'e gençli­ğin sevgi ve bağlılığını ifade maksadıyle, Türkiye Millî Talebe Federasyo­nu tarafından bugün bir gösteri tertip edilmiştir.

Gösteriye, İstanbul Üniversitesi, Teknik Üniversite, İstanbul Yüksek Okul­ları, İzmir Yüksek Ticaret Okulu ve Zonguldak Maden Teknisyen Okulu, temsilcileri ile Ankara Üniversitesi, yüksek okullar, liseler ve enstitüler Öğ­rencileri katılmışlardır.

Gençlik kitleleri sabahın erken saatle­rinden itibaren gösterinin yapılacağı .Dışkapı semtindeki Üniversite M-eyda-mnda toplanmaya başlamıştı.

Saat 9,30 da gösterive hep bir ağızdan söylenen İstiklâl Marşı ile başlanmış, müteakiben Türkiye Millî Talebe Fe-derasyoonundan Gültekin Bingöl, bir sçış konuşması yapmıştır.

Bundan sonra söz alan muhtelif Fakülle ve okullara mensuo gençler, heyecanlı konuşmalar yaparak, Türk Genç­liğinin Atatürk ideallerine bağlılığını belirtmişler, rejim ve ink ılâpların ve tekçisi olduklarım ifade ederek şiirler okumuşlardır.

3u konuşmaları müteakip Dağbaşım auman almış marşı söylenerek kafileler halinde Ulus'a müteveccihen hareket edilmiştir. 7002914

Kafilenin önünde Atatürk'ün büyük bir tual üzerine resmedilmiş bir portre­si bulunuyor, onu bayrak ve flama ta­şıyan öğrenciler trampet ve borazanlar, kız ve erkek izciler takibediyordu. En geride de kitle halinde üniversiteli­ler ve di^er okul ve enstitü Öğrencile­ri vardı.

3u arada, Gençliğin Atama ve onun eserlerine kargı olan sevgi ve bağlılığı­mı gösteren birçok dövizler de göre çarpmakta idi.

Kafile, Dışkapıdan doğruca Ulus meydanda ve buradan da marşlar söyliyerek Bankalar caddesi Atatürk Bulvarı istikametinde yürüyüşüne devam­la Zafer meydanına gelmiştir.

Zafer meydanı, o anda, Ata'sma karşı sonsuz 'bir sevgi ve bağlılık duyan, alpleri onunla dolu ve onun eserleri­min ilhamiyle çarpan binlerce genç ta­rafından hıncahınç doldurulmuştu. Atatürk Genelimi vekar ve azimle kendisine düşen vazifeyi bir kere daha yapı­yor, Ata'smm önünde tazimle eğiliyor ve O'nu minnetle, şükranla anıyordu. Bu arada Gençliğin Atama ve O nun Türk milletinden aldırı kudret ve kuv­vetle vatanımızı kurtaran ve kurduğu Cumhuriyeti rok .güvendiği Türk Genç­liğine emanet eden Atatürk'ün, bütün fikir ve ideallerinin gençliğin kalbinde ve fikrinde yaşadığını, temelleri derinlere atılmış Atatürk inkılâpların ve eserlerinin, alçakça duygular, kin, gaflet ve gerilikle yıkılmasına asya müsaade edilm iveceğin i ifade edi­yorlardı.

Bu arada, heyecanlı bir konuşma ya­lpan Kıbrıs Türk Liseleri Mezunları Eir-;iiği Başkanı da, Kıbrıslı Türk Gençli­sinin Atalarına olan sonsuz bağlılık ve sevgilerini ifade etmiştir. Birçok hatipler tarafından okunan şiirleri mütea­kip yine muntazam bir kafile halinde rnarşlar söylenerek Kızılay–Maltepe Tandoğan meydanı yoluyla Anıt-Kabre hareket edilmiştir.

Amt-Kabrin mozolesinde saf saf dizilen gençlik kitlesi tek bir vücut halin-ae, kalbinde duyduğu ulvî heyecan ve imanla Ata'smm manevî huzurunda huşu ile eğiliyordu.

Anıt-Kabirde, hep bir ağızdan İstiklâl Marşı söylendikten sonra, yine g-enç hatipler tarafından ateşli konuşmalar yapılmış, şiirler okunmuştur. Bundan sonra Atatürk'ün Türk Gençliğine hi­tabı, Gençliğin mukabil bir hitabı şek­linde hep bir ağızdan söylenerek and içilmiştir.

Bunu müteakip Atatürk'ün Türk mille­tine ve g-ençliğine bıraktığı eserlerin ve inkılâpların sembolü olan bir meşa­le. Meclis Reisimiz Refik Koraltan ta­rafından, Reisicumhurumuz namına, Gençliği temsil eden bir genç atlete teslim edilmiştir. Bu vesile ile Meclis Reisimiz Refik Koraltan şu hitabede bulunmuştur:

Aziz, aynı zamanda tarihî ve şerefli bir vazifeyi Reisicumhur namına yap -mağa memur edildim.

Şimdi elimde tuttuğum bu meşale, bü­yük Ata'nm Türk milletine bıraktığı en büyük eserin, inkılâbın sembolü olan bir meşaledir. Bunu zaten kendisi sizlere emanet etmişti, ben de onun ma­nevî huzurunda Reisicumhur Bayar na­mına siz gençlere tevdi ediyorum.

Eminim siz de bu meşaleyi ebediyete kadar sÖndürmiyeceksiniz.»

?jrvaleyi teslim alan atlet de, şu muka-beled-5 bulunmuştur:

Bu emaneti, hayatımızın pahasına da olsa, ilelebet muhafaza ve müdafaa ede ceğiz.»

Bundan sonra Meclis Reisimiz R&fik Koraltan devamla demiştir ki:

Çok sevgili yavrular, ben şu anda he­piniz ve hepimizin, bütün Türk nesil­lerinin kalbinde ebedileşen büyük bir insanın manevî huzurunda, onun eseri olan sizlerin huzurunuzda bulunuyorum.

Bahtiyar Atatürk'ün bahtiyar çocuklan, bahtiyarsınız, evvelâ Türk mille-iinin çocuğu olmakla bahtiyarsınız.

Bahtiyarsınız, sizler için ebediyen bir meşale olacak olan tarihî 'bir eserin ço­cuklarısınız, Mustafa Kemal neslisiniz.

O insan da bahtiyardır ki, ölümünden an altı yıl geçmiş olmasına rağmen, da ha dün. aziz varlığından ayrılmış gibi o nun elemi, onun ayrılısı bütün bir neslin ve hele siz genclerin kalbini yakmaktadır. O da bahtiyardır, en büyük talii şu idi, büyük Türk milletinin bağrından ye­tişmişti. En büyük eserini daima sev­diği, yolunda çalışmaktan yılmadığı Türk milletinden aldığı kudretle mey­dana gelmiştir. Her fâniye nasip olma­mıştır ki, kendi ümidi olan nesil ile maşallah, durmadan gönüllerde yerle­şen Mustafa Kemal adıyla, eseriyle övünecek ve onun ebedileşmesi için tap­taze duygularla daima ve daima onun bekçisi kalacaktır.

Onun için Mustafa Kemal, ebedî ve bahtiyar insanlardandır. Birçok fâniler gibi eserleri zamanla unutulan fâniler­den değildir. Mustafa Kemal bütün dünya çapındaki eseri ile ebedileşen tek insan olarak kalacaktır.

O, yalnız kendi milleti için değil, ken­di milletinin huzur ve saadeti yanında bütün medenî millet camiasının raha­tını isteyen idealist 'bir insandı.

Şu anda, bütün gençliğin, bütün Türk milletinin bir kalp gi'bi çarpan düşün­celerine, sevgilerine en güzel duygularla tercüman olan ve sizlerin kalbi­ni, fikrini söyleyen arkadaşlarınızı din­ledim.

Tarihe bakınız, bu, kaç fâniye nasip olmuştur? Tarihte büyük eser veren in­sanlar vardır. Fakat hic birisi Mustafa Kemal gibi fâni hayata veda ettikten sonra gönüllerde ebedileşen, eseri her an iyiy-e v.e daha iyiye doğru gitmek şansına mazhar olan kimse gelmemiş­tir.

İşte Mustafa Kemal denilen ve Türk: milletinin bağrından çıktığı için kuv-. vetli olan, evvelce de söylediğim gibi, kendini yaratan, kendini seven ve ken­disi ile beraber en ağır şartlar içerisinde haysiyetini, şerefini korumak içiıî-bir Mustafa Kemal olan talihli insan,, işte onun için bahtiyardır. Çünkü siz,-Mustafa Kemal nesli olan gençlik, bü­tün milletlere örnek olacak şekilde mu­azzam bir eserin izinde ve onun bekçişi olduğunu söylüyorsunuz, kayıtsız, şartsız haykırıyor sunuz. Zaten Türk milletinin asaleti, varlığı, kıymeti, ta­rihte olduğu gibi bundan böyle de dai­ma ve daima ancak bu kuvvetle ölçül­mektedir.

Türk milleti istilâlar karşısında daima hayır demesini bilen bir millettir. Ta­rihçilere sorunuz, tarih sevenler, hele siz gençler merakla takip ediniz. Ta­rihin dalgalı seyirleri içerisinde, mil­letler hayatında fırtınalar yaratan hâ­diseler ilerisinde kaç millet tanırsınız ki, tazyiklere, istilâlara karşı, lıayır ben varım diyebilmiştir. Böylece kendi varlığını, kendi haysiyetini, gerektiği zaman, müstevlilere olduğu gibi^ Ata­nın büyük eserlerine, Türk milletinin bayat, şeref, tefekkür kuvvetini ve -ren, Türk milletine en büyük eserler veren, bu en büyük eserlerin tek adı elan Mustafa Kemal inkılâbı, Türk mil­letinin aziz eserini, kemâl derecesine varan eserlerini korumak için hep be­raber aynı yolun bekçisi olduğunu söy­lüyor, göğsümüzü gururlandırıyorsu­nuz. Bu, kaç fâniye nasip    olmuştur?

Yalnız k-sndi nesilleri değil, onu takip beden nesiller de onun yolundadır. Bu ancak ona nasip olmuştur. Tarih ki taplarmda bunun. örneğini bulmak çok kolay değildir. Onun için bahtiyar Mustafa Kemal'in bahtiyar Türk genç­lerine hitap ediyorum dememin hakikî mânası bu idi.

Şimdi onun manevî huzurunda bulu-' nuyoruz. Eminim, itidalimizi kullana­rak gönlümüzün bütün acılarını duyu­yorum. Ancak sununla teselli buluyo­rum, zaten tereddüdü olmayan bir in-, sandı, fâni Mustafa Kemal bir gün, her fâni gibi hayata gözlerini kapayabilir­di, ama'ebedî Mustafa Kemal, inandı­ğım, gönül verdiğim bütün millet ana ve babalan ile, bütün milletçe inandığı­mız, ümit verdiğimiz gençliğimiz, memleketin saadeti için ileri bir mil­let olmak yolunda nasıl şeref ve istik­lâlini korumak hususunda bugünkü nesil çalışmışsa, bundan sonra gelecek nesiller de garb medeniyetinin seviye­sine ulaşacaklardır.

Onun için müsterih uyuyabilir. Eserin tamdır. Müsterih uyu. Türk milleti e-bediyete doğru başarılarla ilerlemek -tedir.

Aziz ve sevgili yavrular, işte görüyor­sunuz, onunla beraber çalışmak bahti­yarlığına eren bir fâniyi onun huzu -runda ve sizlerin huzurunuzda bu bü­yük milletin istikbâli hakkında bir de-îa daha heyecanla konuşmağa şevket­tiniz.

Allah siz gençlerin neşesini söndürme­sin, Türk milletinin saadetini ebedî kılsm. Onun huzur ve emniyeti daima ve böylece ebediyete kadar gitsin. Sağ olunuz.»

Meclis Reisimiz bu konuşmasından son­ra hep 'birlikte «Dağ başım duman al­mış» marşı söylenmiş ve Atatürk'ün manevî huzurunda tazim duruşu ya­pılmıştır.

Gösteirsi bu suretle gençliğin bu asîl de nihayete ermiştir.

Oramiral Raıdford v.e diğer misafirler eğle yemeğini Yassıda'da yemişler ve-tetkiklerini müteakip avdetlerinde mo­torla Boğazda bir gezinti yapmışlardır..

— İstanbul:

K-eisicumhur Celâl Bayar, bugün 17.00 de Göksu Kasrında Amerika 'Bir­leşik Devletler Müşterek Erkân: Har­biye Heyetleri Reisi Oramiral Arthur Radford ve maiyeti erkânın: kabul et­mişlerdir.

Bu kabulde Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, De­niz Kuvvetleri Kumandanı Koramiral Sadık Altmcan ve Millî Müdafaa Ve -kâleti Müsteşarı Amiral Aziz Ulusan hazır bulunmuşlardır.

— Ankara:

Başvekil Adnan Menderes, bugün saat 18.30 da Başvekâlette, memleketimizi ziyare tetmekte olan Bayan Sucheta Kripalani başkanlığındaki Hindistan Parlâmento Heyetini kabul etmiş,-sa­mimî hasbıhallerde blulunulmuştur.

Kasım 1954

 

— İstanbul:

Amerika Birleşik Devletleri Müşterek Kurmay Heyetleri Başkanı Oramiral Arthur Radfoord ile Erkân: Harbiyei Umumiye Reisimiz Orgeneral Nurettin Baransel, beraberlerinde eşleri olduğu halde bu sabah İstanbula gelmiş ve Bi­linci Ordu Müfettişi, 5 nci ve 3 üncü Kolordu Kumandanları, Merkez Kumandan, Deniz Kuvvetleri ve Marma­ra - Boğazlar Kumandanları, Amerikan Askerî Yardım Kurulu ve Deniz Gru­bu Başkanları ile birlikte Yeşil köyden motorla Yassıada Deniz Eğitim Üssüne gitmişlerdir.

Amerika Birleşik Devletleri Müşterek, Kurmay Heyetleri Başkam ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reisimiz, güzergâh üzerinde dizilmiş bulunan donanmamı­zı teftiş etmişlerdir.

— Ankara:

Millî Müdafaa Vekâleti Temsil büro­sundan bildirilmiştir:

Türk - Yunan - Yugoslav Erkân: Har­biyei Umumiye Askerî Heyetleri 4 ka­sım 954 tarihinde Atina'da toplanmış­lar ve 12 kasını 1954 tarihine kadar gö­rüşmelerde bulunmuşlardır.

Heyetler eylül 1954 ayında Atina'da toplanan Erkânı Hartoiyei Umumiye Reisleri konferansında alman kararla­rın ruhuna uygun olarak, Ankara Pak­tı ve Bled İttifaknanıesine müstenit as­kerî mahiyetteki meseleleri görüşmüş­ler ve bu görüşmeler üzerinde mutabık kalmışlardır.

— Ankara:

Önümüzdeki ocak ayının sonunda trak tor, pulluk ve disk tırmıkların teslimi­ni mümkün kılacak ilk traktör fabri -kasının sahibi Minneapolis-Moline Türk Traktör ve Ziraat Makineleri Anonim Şirketi İdare Meclisi Reisi ile Satış Müdürü bugün saat 11.30 da Zi­raat Bankasında Anadolu Ajansına bir beyanatta bulunmuşlardır:

20 milyon İira sermayeli Türk traktör ve ziraat makinaları anonim şirketi i-care meclisi reisi ve Ziraat Bankası Umum Müdürü-Mithat Dülge, şirketin .îaaliyeti hakkında etraflı izahat ver­miş ve demiştir ki:

«Türkiyede bir ziraat makinaları ima­lâtı sanayii mevzuunda esaslı tetkikat yaptık. Böyle bir sanayiin, memleketi­miz ve kurucuları için faydalı bir ekde işliyekileceğin e kanaat getiridk-îen sonradır ki, Amerika'da Minnesota eyaletindeki Minneanolis - Moline bu teşebbüse cok yakın bir alaka gösterdi Yabancı Sermayeyi Teşvik Ka nunu da bu alâkalarını fiiliyata geçi­recek bir kuvvet teşkil etti.

Devlet ileri gelenleri vs şirketimizin hissedarları bulunan müesseselerle te­maslarda bulunup müsbet neticeler al­dıktan sonra bu şirketi kurmuş bulunu­yoruz. Şirket 20 .milyon lira sermaye­lidir. Bunun 8 milyon lirası T. C. Zira­at Bankasına, 1 milyon lirası Makina, Kimya Endüstrisi Kurumuna, 2 mil­yon lirası Ziraî Donatım Kurumuna, 3 milyon lirası Tariş'e, 2 milyon lirası Çukurbirliğe ve 6 milyon lirası da Min neapolis MoJine şirketine ait bulun­maktadır. Projenin tahakkuku münasebetiyle, bizlerle Türkiyede esaslı bir sanayiin kuruluşunda işbirliği yaparak muvaffak olabilmemiz için karşımızda fev -kalâd-e bir fırsatın mevcut olduğuna emin bulunmaktayız. Bu teşebbüsün memlekete her bakımdan faydalı ola­cağına hiç şüphe yoktur. Bu sahadaki muvaffakiyetimiz diğer ecnebî serma­yeyi de Türkiyeye celb edecek tir. Gayemiz Türkjyenin ihtiyacı olan motor­lu ziraat âletlerinden gerekli çeşitlerin ekseriyetini bu fabrikada imâl etmek­tir. Diğsr taraftan memleketimiz da­hilinde satış programımızın ihtiyacını karşıladıktan sonra ihracata kifayet edecek miktarlarda da imalât yapmayı arzu etmekteyiz. Bu sayede memleke­timize traktör ithali için sarfedilen dö­vizden tasarruf edilecek ve aynı zamanda da ihracat sayesinde yeni döviz kaynakları elde edilmiş olacaktır.

Ziraat Bankası Umum Müdürü ve Minneapolis Molme Türk traktör ve ziraat makinaları anonim şirketinin idare meclisi reisi Mithat Dülge, Türk Hava Kurumunun Makina ve Kimya Ensti­tüsü Kurumuna, devredilen motor ve-tayyare fabrikasının, motor kısımların mezkûr idareden şirkete 6 milyon liraya satın alındığını söylemiş ve şun­ları ilâve etmiştir:

İmalâta bağlıyacağımız Ankarada, Gazi'deki motor fabrikası tam kapasitede­ki imalatımız için kâfi büyüklükte de­ğildir. Fakat derhal faaliyete geçebilmemiz bakımından fevkalâde imkânlar pağlamaktadır. Uzun vadeli programımız ihtiyaçlarını karşılayabilmemiz için mevcut tesislere binalar ve makinalar ilâve edeceğiz. Daha çeşitli ima­lâta geçmeyi ve her birinden gittikçe fazlalaşan adetlerde imalât yapmayı gaye addetmekteyiz. Türkiyenin bugünkü iktisadî kalkınmasının temelini teşkil eden ziraî ge­lişmenin tahakkukunda, en büyük fo­lu olan makineleşme ihtiyacının, mem­leketimizde kurulacak fabrikalarla içerden temininin ehemmiyetini bizler kadar takdir eden ve aynı anlayışı gösteren Minneapolis-Moline Amerikan kumpanyasının gösterdiği hüsnüniyet ve iyi işbirliği sayesinde ve hükümeti­mizin son çıkardığı ecnebi sermayeyi teşvik kanununun bahşettiği himaye­nin müzaheretiyle bu şirketi kurmaya muvaffak olmuş bulunuyoruz.

Türkiyenin iktisadî gelişmesine faydalı olan bu -gibi sınaî teşebbüsler için A-rnerikan sermayesinin Türkiyeye gel­mesini teşvik hususundaki gayretinin canlı bir misâlini daha, sayın Başveki­limiz Adnan Menderesin, İktisat ve Ti­caret, İşletmeler, Ziraat ve Nafia Ve­killerinin huzurunda statüsü imza edil­miş bulunan bu şirket, vermiş bulunmaktadır.,

Fabrika birinci sene zarfında 1000 trak­tör ve    ekipman montajı    yapacaktır.

Aynı zamanda eğitim programlarına da ehemmiyet verilecektir. Amerikada-ki Minneapolis Moline Şirketinin mo­del, patent ve alâmeti farikaları tamamen şirketimiz tarafından satın alın­mıştır. Mezkûr şirket, imâl çeşidinin gerekli aksamının tahminen yüzde 75 ini kendi fabrikalarında yapmaktadır.

Bu yukarıda bahsi geçen yüzde 75 nis-betinde imâl edeceğimiz traktör ve zi­raat âletleri parçalarından %30 - 40 nispetinde bir kısmının buradaki fab-ıikamızda imalâtına geçilmesi progra­mımızın ikinci senesinde yer almıştır.

Üçüncü ve müteakip seneler zarfında %75-100 nisbetinde yerli imalât ta­hakkuk etmiş olacaktır. İlk parti par­ça sevkiyaü ocak 1955 ayının bidaye -tinde Ankaraya varmış olacaktır ve yi­ne ocak ayının nihayetinde imâl edil­miş traktör, pulluk ve disk tırmıkların fabrikamızda teslime hazır olmasını plânlamış bulunuyoruz.»

Mithat Dülge'nin konuşmasından sonra Minneapolis-Moline şirketinin genel müdür vekili Mr. A. W. Huff da, mon­tajı yapılacak aksamın Türkiyeye mu­vasalatından evvel gereken bütün ha­zırlığın ve tertibatın alınmış bulundu­ğunu, Ankaradaki fabrikanın hazırlık safhasında bulunmak üzere şirketin ikinci başkanı ve aynı zamanda imalât müdürü Mr. W. C. Macfarlane Jr. un Kasım ayının sonuna doğru Ankaraya varmış olacağını bildirmiş ve «Yine Amerikadaki şirketimizin fabrikala­rından birinin müdürü olan Mr. R. J. Collins de aynı tarihte Ankaraya gele­cek ve şirketimizin imalât müdürü olarak burada kalacaktır. Muayyen bir müddet sonra fabrikanın iyi yetişmiş Türk personeli tarafından idare edile­bilmesi için büyük bir itina ile seçece­ğimiz Türk personelinin eğitimi mesu-liy.eti de Amerikalı mütehassıslar ta­rafından deruhte edilecektir. İmâl ede­ceğimiz ziraat makinaları her zaman için dünyanın en modern ve en iyi ma­kinaları arasında yer alacaktır» demiş ve devamla şunları ilâve etmiştir:

«Türk hükümeti ileri gelenleri, yerli sanayii ve hususî teşebbüsü, büyük ko­laylık göstererek, inkişaf ettirmek hu­susundaki samimî ve ciddî arzularını birçok vesilelerle bize ispat etmişti. Türk hükümeti gerek şirketimizin te­şekkülünde ve gerekse imalâta kısa bir zamanda başlıyabilmek için programımızın tahakkukunda fevkalâde bir işbirliği numunesi göstermiş ve hiçbir yardımı esirgememiştir. Bu zihniyet yabancı sermayeyi teşvik kanununun yerli sanayii inkişaf ettirmek için bü­yük bir samimiyet ve anlayışla kaleme alınıp tatbik edildiği hakkında diğer yabancı sermayedarlara iyi bir Örnek teşkil etmektedir.

Diğer taraftan öğrendiğimize göre da­ha şimdiden şirkete traktör ve ziraat îletleri hakkında talepler yapılmakta­dır. Kısa bir zamanda fabrikanın imâl ettiği traktörlerin Ortadoğu memleket­lerine ihracı kabil olacaktır. Aynı za­manda traktörlerde kullanılacak diesel motorlar Amerikada yapılanların en r-ıütekâmil bir çeşidi olduğundan, bun­lardan diğer çeşitli sahalarda da istifa­de imkânı sağlanmış olacaktır.

— Ankara:

Sakit Osmanlı hanedanına mensup Şehzade İbrahim Tevfik kızı 1896 İs­tanbul doğumlu Fatma (Zehra) Alpan ile kızı 1919 İstanbul doğumlu Bilun Alpan'm harçsız olarak Türk vatan -aaşlığma alınmaları İcra Vekilleri He­yetince kararlaştırılmıştır.

13 Kasım 1954

 

— İstanbul:

Millî Müdafaa Vekâleti Ordu Temsil Bürosu Müdürü Kurmay Binbaşı Kad­ri Ener ile Binbaşı Selim Soley bugün saat 10,45 te uçakla Parise gitmişler­dir.

Heyet 15 kasımdan ay sonuna kadar devam edecek olan «Nato devletleri ta­nıtma ve kültürel münasebetler komi­tesi» toplantısına iştirak edecektir.

—Ankara:

Yabancı sermayeyinin iştirakiyle İs­kenderun'da geçen sene kurulmuş olan ve senevî 100 bin ton istihsâl kapasi­tesi bulunan süperfosfat fabrikasının gerek ziraî sahadaki inkişaf ve kalkın­ma ve gerekse köylümüzün bu gübreyi kullanmak suretiyle elde ettiği istifadenin neticesi olarak istihlâkin artmaları muvacehesinde, bilhassa Garbi zürram ihtiyaçlarını daha ya­nkından temin etmeyi düşütten şirket yönetim kuruiu, bugün Ziraat Bankası merkezinde toplanmış v,e daha yüksek kapasiteli ikinci bir süperfosfat fab­rikasının tesisine, kurucuların da mu­vafakatini almak suretiyle karar ver­miştir.

«Hiç bir Amiral emrindeki kuvvetleri kâfi görmez» demiş, fakat böyle bir vazifeyi lâyıkiyle yapabile­ceklerini ilâve etmiştir.

Bundan sonra Nato Akdeniz kuvvetleri", eski başkumandanı diğer bir suale ce­vaben halefinin halen Londrada bulu­nan ingiltere Deniz Kuvvetleri Kurultay Başkanı Amiral Sir Guy Grant -ham olacağını söylemiş ve «Herhangi, bir harp ihtimalinde Akdenizde deniz­altı tehlikesi olabilir mi?» yolundaki suali de fu şekilde cevaplandırmıştır:

Evet. Akdeniz böyle bir ihtimâl karşı­sında Atlantik'e acık bir vaziyette bu-]unacaktır. Fakat ben Cebelüttarık'tan Akdenize germeğe çalışan bir denizal­tının kumandanı olmak istemem. Bu­nunla beraber buradan Akdenize geç­mek ihtimâli mevcut olabilir.»

Amiral Moutbatten, daha sonra her -hangi bir taarruz ihtimalinde, emrin­deki kuvvetlerin atom silâhları kulla­nıp kullanmayacakları hususundaki" mütalâasını soran bir gazeteciye hita­ben, «Atom silâhlarının kontrolü Gene­ral Gruenther'in emrindedir» demekle-iktifa etmiş, «Harp halinde kuvvetle­rin dağılmasını temin bakımından İskenderun vs İzmir deniz üslerinden is­tifade edilecek midir? sualine de-«Kuvvetlerin dağılması icabettikçe, evet"  cevabını vermiştir.

Amiral Moutbatten, Türklerin işbirliği yolundaki gayret ve arzularına bir mi­sâl olarak basın konferansına aki tesanüd ve iyi anlayışı göstermiş ve basın mensuplarına tekrar tefekkür ederek-sözîerine son vermiştir.

— İstanbul:

Beynelmilel cerrahlar koleji üyelerin­den, İstanbuJda bulunan Amerikalı o-peratörlerin iştirakiyle bugün Cerrah­paşa Hastahanesinin Burhanettin Toker anfisinde bir ilmî toplantı yapılmıştır.

Saat 9,00 da, Tıp Fakültesi Dekanı,. Kolejin Türk seksiyonu başkanı Oi'd. Prof. Fahri Arel, müteakiben de Ame­rikalı cerrahlar heyeti başkanı Prof-Dr. Max Thorek'in yaptıkları açış konuşmaları ile başlanılan bu ilmî seansta misafir doktorlar ve Türk doktorları tarafından muhtelif tebliğler verilmiştir.

İlk konuşmayı yapan Beynelmilel cer­rahlar koleji genel sekreteri Dr. Max Thorek «Kalp durması», müteakiben de Prof. Dr. H. Meyerding «Dupuytren kontraktürü», Prof. Dr. Şehrend «Safra kesesi cerrahisinin gelişmesi», Prof. Dr. Carnazzo «Yaşlılarda Cholelithasisin tedavisi», Prof. Dr. Dailey «Peptik ül­serin tedavisi», Ord. Prof. K. İ. Gürkan Bir akciğer tüberkülozunda cavernec-.tomi vakası», ve Dr. S. Evrensel «İki nadir ilaus vakası» mevzulu tebliğler vermişlerdir.

.Saat 13.30 da, Üniversite Profesörler evinde misafir doktorlara Beynelmilel cerrahlar koleji Türk seksiyonu tara -findan bir öğle yemeği verilmiştir.

Öğleden sonraki toplantıya saat 15 de Prof. Dr. Thor.ek'in «Beynelmilel cer­rahlar meşheri»- hakkında verdiği iza­hatla başlanmıştır.

Müteakiben Dr. Wilkins «Vagotomili hastalarda drenaj vazifesi sören pylo-roplasty», Ord- Prof Fahri Arel «Kons-îrüktiv perikardisler», Prof. Kâmil So-kuHu «Serbest omentrun transplantas­yonu», ve Dr. Derviş Mânizade «Kırık defektlerde callus teşekkülü» mevzula­rında tebliğler vermişlerdir.

Yarın İstanbulun müzeler ve diğer ta­rihî kıymeti haiz mahallerini gezecek olan Amerikalı cerrahlar, memleketi -mize uzak ve Ortaşarkta yaptıkları bir ietkik turnesinden gelmektedirler.

Bu arada beynelmilel cerrahlar koleji­nin Japonya seksiyonunu kurmuşlar -dır. Kolejin Türkiy.e seksiyonu 1941 de kurulmuştur.

Misafir doktorlar cuma günü saat 13,45 rte uçakla İstanbuldan ayrılacaklardır.

— İzmir:

Amerika Birleşik Devletlerinin Akde­niz doonanmasma mensup Amiral Bru-ke kumandasındaki dokuz parçadan müteşekkil bir filo, bu sabah saat 8 de limanımıza gelmiştir.

22 kasım pazartesi sabahına kadar li­manımızın misafiri olacak Amerikan filosunun sancak gemisi Columbus kru­vazörüne saat 8,30 da çıkan Ege Üs Kumandanlığına mensup bir vizita su­bayı, misafir filo kumandanına «Hoş geldiniz.» demiş ve bunu saat 9 da A-merikan Konsoloosunun ziyareti takip etmiştir.

Amiral Bruke, saat 10,30 da karaya çı-î-arak, sırasiyle Amerikan Konsoloslu­ğunun ve Ege Üs Kumandanlığının zi­yaretlerini iade etmiştir.

Bu akşam saat 18 de misafir filo men­supları şerefine Ege Üs Kumandanlığı tarafından bir kokteyl parti verilecek­tir.

18 Ekim 1954

 

—Ankara:

Millî Müdafaa Vekâleti Temsil büro­sundan bildirilmiştir:

Türkiyeyi ziyaretten sonra memleketi­ne avdet eden Libya Millî Müdafaa Ve­kili Ekselans Halim El Gallal, Millî Müdafaa Vekilimiz Ethem Menderese aşağıdaki telgrafı göndermiştir:

Ekselans Ethem Menderes

Türkiye Millî Müdafaa Vekili

Ankara

Memleketime avdet ettiğim şu sırada, arkadaşlarımla birlikte Türkiyeyi ziya­retimiz sırasında bize karşı gösterilen hüsnü kabulden v.e misafirperverlikten dolayı en derin teşekkürlerimi arzet-mekle sevinç duymaktayım.

Yakın bir zamanda sizin de memleke­timizi ziyaret etmenizi temenni eder-k-en, size en iyi talih ve saadetler diler ve bilvesile Libya milletinin en iyi di­lek ye selâmlarını kardeş Türk mille­tine, kahraman Türk ordusuna, bütün "ekil arkadaşlara ve subaylara iblâğını İ3tirham ederim.

Libya Millî Müdafaa Vekili Halil El Galla

— Ankara:

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birli­ğinin millî bayramı münasebetiyle Rei-dcumhurumuz Celâl Bayar ve Sovyet­ler Birliği Yüksek Şûrası Başkanı ara­sında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

— Ankara:

Ankara Üniversitesi Senatosu bugün saat 15 te Dil ve Tarih - Coğrafya Fa­kültesinde toplanmıştır.

Senatoya riyaset etmek üzere davet e-dilen Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Maarif Vekili Celâl Yardımcı ile birlik­te saat 15 de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesini teşrif ederek, dört saat sü­ren ve Ankara Üniversitesi Rektorü Prof. Hüseyin Cahit Oğuzoğlu ile Faküllte Dekanlarının ve Profesörlerin bulundukları toplantıya riyaset etmiş­tir.

Gündemin birinci maddesini teşkil e-den Siyasal Bilgiler Fakültesinin 100 üncü yıldönümü vesilesiyle Atatürk'ün siyasî, devlet ve idare adamı sıfatiyle hayatı hakkında bir eser hazırlanması hususunun müzakeresinde aziz Ata -türk'ün büyük kumandanlığı, inkılâp­çılığı, sanat cephesi, ilme verdimi de­ğer ve hudutsuz deha ve meziyetleri üzerinde çok hissî, tarihî, heyecanlı ve tazimkâr konuşmalar yapılmış ve Rei­sicumhurumuz Celâl Bayar ile Senato âzasmm Atatürk'ün bu cephelerine te­mas -sden konuşmaları ve hatıraları hürmet, alâka ve hayranlıkla takip edilmiştir.

Siyasal Bilgiler Fakültesinin 100 üncü yıldönümü münasebetiyle Atatürk'ün siyasî ve idarî hayatı hakkında büyük değerde bir eserin hazırlanmasına ka­rar verilmekle beraber, üniversiteleri­mizin muhtelif fakültelerinin Atatürk'ü üiğer cenheleriyle de birer eserle ebe­dileştirmesi Senatoca izhar olunmuş ve bu hususun üniversitelerarası kurul­da görüşülmesi neticesine varılmıştır.

Üniversitelerin araştırma faaliyetlerini genişletmeleri ve öğretimi geniş halk kitlerine   yaymaları    mevzuunda  dasenatoda görüşmeler yapılmış ve bu hususta bir komisyon teşkili ve bu ko­misyonun hazırlayacağı raporun' üni -versitelerarası grupa tevdii kararlaştı­rılmıştır.

Senato toplantısında Reisicumhurumuz" Celâl Bayar, aziz Atatürk hakkında ha­zırlanacak eserin her bakımdan mü­kemmel ve örnek bir şekilde olması i-Çİn her türlü müzaherette bulunacağı­nı açıklamış ve üniversitelerin huzur-ve sükûn içinde vazifelerini yapabil--meleri i-cin lüzumlu bulunan ihtiyaçla­rını hükümete aksettirdikleri takdirde, bunun büyük bir anlayışla karşılana -cağından ve her türlü yardımın büyük bir hızla yapılacağından emin bulun­duğunu sözlerine ilâve etmiştir.

Toplantıdan sonra kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı muhabirine, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Hüseyin Cahit Oğuzoğlu şunları söylemiştir:

«Müzakereleri büyük bir alâka ile ta­kip eden Reisicumhurumuz Celâl Bayar, aziz Atatürk'ü her cephesi ile1 Türk milletine ve gençliğine ve bü-: tün dünyaya tanıtacak, böyle bir ese­rin meydana getirilmesi hususunda üniversite tarafından gösterilen hassa­siyetten çok mütehassis kaldıklarını ifade etmişlerdir. Hattâ bir ara görüş­meler fasılasız devam ettiği için, biraz istirahat edilmesi hususunda yapılan teklifi çok nazikâne bir şekil'de kabul. etmemiş ve büyük Atatürk hakkında yapılan görüşmelerin insana yorgunluk değil, bilâkis büyük bir haz verdiğini söyliyerek, eserin tertibi hakkında tav­siyelerde bulunmuştur.

Diğer taraftan toplantıda, gündüz üni­versiteye devam edemiyen subay ve memurların üniversite tahsili yapmala­rım temin için tedrisatın akşamları da tekrar edilmesi suretiyle gece üniver-siteİ-ar açılması mevzuu da müzakere ve akşamları tedrisat yapacak gece üni­versitelerinin kurulması prensip olarak, kabul edilmiştir. Bütün fakülteler ak­şam tedrisatı yapılması hususundaki mevcut imkânlarını tetkik ederek du­rumu üniversitelerarası kurula bildire­ceklerdir, Bir çift, öğretim mahiyetinde olan bu faaliyetin gerçekleşmesi üni -versitelerin bilhassa öğretim üyelerinin.teminine bağlı bulunmaktadır. G-sce tedrisatı temin edildiği takdirde her sene üniversitelerde bir dert halini alan kontenjan mevzuu da bu suratla orta­dan kalkmış ve memurların, subayların da üniversitelere devam etmeleri husu­su sağlanmış olacaktır.;)

— Ankara:

Türk - Alman ticaret müzakereleri mevzuunda, Türk ticaret heyeti reis vekili Hariciye Vekâleti ticaret ve .ticarî an­laşmalar dairesi umum müdürü Hasan Işık, Anaoilu Ajansına şu beyanatta bulunmuştur:

»Alman ticaret heyeti île .müzakereler programının hazırlanması .maksadiyle ilk temaslara başlanmıştır. Resmî mü­zakerelere Önümüzdeki bir kaç gün zarfında başlanacaktır. Başvekilimizle Şansölye Adenauer'in Ankara ve Bonn-da yaptıkları temaslardan mülhem ola­rak iki hükümet arasında varılmış o-lan son anlaşma hüküml-s-rine göre, Türk - Alman ticarî münasebetleri baş­lıca iki esasa istinat etmektedir. Bun­lardan biri müterakim borçların öden­mesi, dikeri de Alman sanayiinin Türk tkoncmik kalkınmasında yer alan ya­tırımlar finansmanına iştirakidir.

Türkiye kendi vecibelerini yerine ge­tirerek Almanyaya karsı olan borçları­nın mühim bir kısmını ödemiş bulun­maktadır. Ödenmemiş borç miktarı bu­gün 35 milyona yaklaşmıştır. 1954 sene­sindeki borcumuzun heyeti umumiyesi 40 milyon dolar civarında olduğu na­zarı itibara alınırsa, borcumuzun ne kadar büyük bir kısmının ödenmiş ol­duğu bariz bir şekilde anlaşılmış olur.

Bu ödemelerin, bu kadar seri oluşuna en mühim âmillerden biri, şüphesiz ki, Türkiyenin Almanyaya büyük miktar­larda ihracatta bulunabilmiş olmasıdır.

Derhal şunu da ilâve etmeliyim ki, Türkiyenin Almanyaya ve diğer Avru­pa memleketlerine karşı'olan borçları bu memleketlerin ithalâtlarında Türk mallarına gerektiği gibi yer vermeme­lerinden neşet etmiştir. Eğer Almanya, mallarımızın alınmasında aynı gayreti gösterecek olursa, Türkiy.e ile Alman­ya arasında çok kısa bir zaman sonramüterakim borr diye bir mesele kalmı-yacağmdan tamamen eminim.

Almanyanm Türkiyeye yaptığı yatırım finansmanlarına gelince, varılan anlaş­manın ilk neticeleri gemiler, çimento-fabrikaları, inşaat demiri vesair inşaat-malzemssi üzerinde tecelli etmiş bulun­maktadır. Fakat şimdiye kadar varıl­mış olan neticeler iki tarafça varılmak istenen hedefin ancak ilk adımlarını. teşkil etmektedir. Resmî müzakerelere başlanırken mukaveleleri aktedilmiş bulunan yeni finansmanların garanti--leri de tevsik ve tahkim    olunacaktır.

Yeni müzakerelerin mevzuu iae Türk Alman ticaretinin yeni yeni inkişaflar* kaydını mümkün kılacak çerçeveyi çiz­mek hedefini gütmektedir. Gayemiz, Türk - Alman ticaretini en münkeşif. bir şekilde devam ettirmektir.»

— Ankara:

ıstanbuîda toplanan Gazeteciler Cemi-. yeti kongresindeki görüşmelerin, son -radan bir takım siyasî gaye ve mak -satlarla hariçte istismar edilmek için. Dünya ve Millet gazetelerinde kısmen de Yeni Sabah ve Halkıcı gazetelerinde' yanlış bir şekilde aksettirilmesi üzerine. Gaz-steciler Cemiyeti idare heyeti bir beyanname neşretmiş ve gazetelere göndermişti. Bu vesile ile Gazeteciler Cemiyeti tarafından Başvekil Adnan Menderese şu telgraf çekilmiştir:

Cemiyetimizin yıllık kongresinde ko­nuşulan meselelerin bazı  gazetelerde asılsız  neşriyat  mevzuu   olması  karşısında Cemiyetimiz hakkında herhangi bir suizannı önleyici mahiyette olarak neşrettiğimiz 'beyannamenin bir sureti­ni ıttılaınıza arzeder, saygılarımızı su­narız.

Gazeteciler Cemiyeti İdare Heyeti»

Gazeteciler Cemiyeti idare heyetinin açıklaması:

Cemiyet başkanlığından:

Cemiyetimizin 11 -12 kasım tarihlerin­de akdedilen senelik kongresinde gülüşülen meselelerin sonradan bir takımt siyasî gay-e ve maksatlarla hariçte is­tismar ve âlet edildiğini müşahede .et­tiğimiz için, bu açıklamayı yapmak lü­zumunu duymaktayız. Gazeteciler Ce­miyeti, bir meslek teşekkülü olarak "her türlü siyasî kanaate mensup mes -lekdaşları sinesinde toplamaktadır. O -tedenberi meslekdaşlarımızın her türlü kanaat ayrılıklarının mücadele ve te­cellileri, Cemiyet çatısı dışında kalmış, Gazeteciler Cemiyeti bir meslek teşek­külü olarak politika cereyanlarından kendisini korumasını bilmiştir. Bundan t-öyle de aynı yolda yürümesi hem ni­zamnamesi,  hem  de gayesi  icabıdır. Hal böyle iken son kongremizde yalnız birkaç arkadaşın milletvekili azaları "hakkında ne gibi suitefehhümleree yol açacağını düşünmeden konuşmalarını sonradan tamamen aile mahremiyeti kayıtları içinde kalması gere!ken bu sözlere politik mâna ve mahiyet veri­lerek sansasyonel şekilde iki gazetede neşri, Cemiyet tarihinde ilk defa görül­mektedir. Mezkûr gaz-etelerde bu işi 3 apan neşriyat dışında da, adetleri üç be;i bulmayan bir kısım arkadaşların dışardan içeriye doğru siyasî bir hizip­leşme halinde beyhude gayret sarfet-tikleri esefle müşahede    edilmektedir.Cemiyetimiz nizamnamesi karşısında bu yola tevessül eden arkadaşların hay­siyet divanına verilmeleri bir emrivaki haline 'gelmektedir. Cemiyetimiz azala­rından biri tarafından idare heyetimi­ze verilen takrirde ise, keyfiyet söyle izah edilmektedir: Kongre münakaşa­ları bu neşriyata Önayak olan kimseler tarafından kasden bu mecraya dökül­müş, yani evvelâ böyle bir mesele çı­karılmasına karar verilmiş, müteaki­ben münakaşalar bu sahaya sürüklen­miş ve mevzu istenilen şekli aldıktan sonra neşriyat yapılmıştır. Bu gibi ha­reketlerin Cemiyet menfaatlerini ha -ledar edeceği bütün arkadaşların ma­lûmu olmakla beraber, bir kere daha kaydında fayda görürüz. Cemiyeti ve onun kendi iç bünyesindeki meseleleri siyaset alış verişlerinin bir pazarı ha­line getirmek yolunda muayyen bir zümrenin sarfettiği gayretin mesleği -mis ve teşekkülümüze telâfisi imkânsız zararlar ikamdan çekindiğimiz için bü­tün azamızı -bu mevzu üzerinde hassasiyetle durmağa davet ediyoruz. Esa­sen muayyen ve pek küçük bir zümre müstesna, sayısı üç yüzün üstünde olan azamızı kül halinde bu gibi tahrikler­den tenzih ederiz. Onlar maddî ve ma­nevî her türlü güçlüklere rağmen ga-.zetecilik vazifelerini şeref ve vakarla ifa ettikten başka, Cemiyetimizin mes­lek teşekkülü olmak vasfına halel gel­memesi bahsinde hassas ve titizdirler. tTmumî efkârın da bunu böylece bilme­sini isteriz.-

19 Ekim 1954

 

—Ankara:

Komünist Çin ordusu saflarında Bir -leşmiş Milletler kuvvetlerine karşı Ko-r-e'de çarpıştıkları sırada teslim olarak hürriyeti seçip Formoza'da yerleşen 14.343 Cinliyi temsilen beş Çinli Assu-bay ve iki mihmandar bu sabah İstan-buldan trenle Ankaraya gelmişlerdir.

İstasyonda Çin Büyükelçisi ile basın mensupları tarafından karşılanan Çin­liler, saat 10,30 da Ankara Gazeteciler Cemiyetinde Çin Büyükelçisinin de ha­zır bulunduğu bir basın toplantısı yap­mışlardır. Çin Büyükelçisi, gazetelere basın konferansına gelmiş olmalarından dolayı teşekkürlerini bildirmiş ve Cin harp esirleri başkanı Chang Tsun Hsi-en'i Atanıtarak, sözü kendisine bırak­mıştır.

Heyet başkanı ezcümle demiştir ki:

«Dost büyük Türkiye'de bulunmanın sevinci içindeyiz. Sizleri burada gör -mek için bize verilmiş olan fırsatı bir şeref telâkki ederiz. Bu basın toplan­tısını tertip eden Basın _ Yayın ve Tu­rizm Umum Müdürlüğüne, heyetimiz adına evvelâ teşekkür etmek   isterim.

Bu toplantıya gelmek için vakitlerini esirgemiyen sizlere de ayrı ayrı teşek­kür ederim. Heyetimiz beş kişiden iba­rettir. Fakat. Kore mütarekesini mü­teakip, komünist propagandasına karşı azimle cephe alan ve intihap ettikleri Formoza'ya ocak 1954 te iltica eden 14 binden fa^la harp esirini temsil et­mektedir. Bildiğiniz gibi, komünistle­rin Çin kıtasını ellerine     geçirdikleriandan itibaren, kaybettiğimiz hürriyete tekrar kavuşmak için ölüm kalım ka­dar çetin bir mücadeleye    girişmiştik.

Ancak hürriyetlerinden mahrum edil -iniş olanlar, bizim durumumuzu iyice anlayabilirler. Türkiye, Kore'ye asker gönderen ve askerleri Birleşmiş Millet­ler 'bayrağı altında kahramanca döğü-şen büyük milletlerden biridir. Siz, hür bir dünya uğruna ve Birlenmiş Millet­lerin Anayasasındaki prensiplerin ida­mesi için savaştınız. Alınan azimli ve isabetli tedbirler sayesinde, Koredeki tecavüz hin olmazsa, bir müddet için durdurulmuştur. Bu cesur hareket, ve diğer taraftan "Esirlerin iltica yerleri­ni seçme hürriyeti" prensibini İsrarla desteklemiş olmanız sayesindedir ki, hürriyetimize kavuşarak bugün sizinle burada bululmak fırsatını bulduk. .Şöy­le ki; hür Çin'e sığınmış harp. esirleri size, ve delâletinizle bütün Türk mil­letine en samimî minnettarlıklarının tebliği için bizi Türkiyeye göndermiş bulunuyorlar.

Kore'de propaganda usulleri ile bir yandan mücadele eederken, birçok hür memleketlerin gazeteleri olduğu gibi, Türk matbuatının da Koredeki komü­nist aleyhtarı faaliyetimiz etrafında 3u öedmelerin, bu kadar serî oluşunda neşriyat yaptığını öğrendik. Gazetelerin bu geniş kampanyası, komünistlerin harp esirleri hakkında tasarladıkları plânın sekteye uğramasına büyük mik­yasta yardımı olmuştur. Yardımınızla teşvikiniz, ve diğer taraftan, komünist esaretine dönmemek inin iki seneden fazla bir müddet cebir ve kuvvet usul­lerine karşı gösterdiğimiz mukavemet, bizim hürriyete kavuşmamızı sağladığı gibi, Çin kıtasındaki milyonlarca kar­deşlerimiz için de fevkalâde bir ümit ve cesaret kaynağı olmuştur. Bize ve­rilen fırsat onlara da verilmiş olsaydı, hürriyetlerini elde etmek için 'bizim gibi mücadele edeceklerinden katiyetle eminiz. Hür Çin'in silâhlı kuvvetleri­nin kıtaya ayak basmasında bütün hal­kın yardımına mazhar olacağını iti -matla söyleyebiliriz. Çünkü halk, Kızıl istibdadından kurtulmak için dört göz­le fırsat beklemektedir.»

Bundan sonra gazetecilerin muhtelif suallerini cevaplandıran heyet başkanı, bilhassa Türk askerlerinin Kore'de gös­terdikleri cesar-at ve kahramanlıklar­dan hayranlıkla bahsetmek isterim,, dedikten sorara esirlere karşı gösterilen fevkalâde muameleden dolayı da min­net ve şükran duyduklarını sözlerine ilâve etmiştir.

Heyet baçakan± Chanj Tsun Hsien, Türk milletine tamamen inandıklarını ve dünyanın sayılı kahraman milletle­rinden biri olan Türkiyenin kalbi An-karaya gelmekten cok mütehassis bu -lundukîarmı tekrar belirterek sözleri­ne son vermiştir

Basın konferansından sonra heyet, Ha­riciye Vekâleti Umumî Kâtibi, Büyük­elçi Muharrem Nuri Birgiyi makamın­da ziyare Yetmiştir.

— izmir:

İzmir basın mensupları, Amerikan Ha­berler Bürosunun davetlisi olarak bu­gün öğleden sonra Amiral Bruke'nin forsunu taşıyan Collumbus harp gemi­sini gezmişler ve tertip edilen basın toplantısında bulunmuşlardır.

Basın mümessillerini büyük bir muhabbet ve misafirperverlikle karşılayan Amiral, Türkiyeye gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ve Türk askerinin eskidenberi malûm olan kah­ramanlığına Kore'de bulunduğu sırada bizzat şahit olduğunu söyliyerek, Ko -le'de Türk askeri ile ilk temasına ait-bir hatırasını anlatmıştır. Kendisinin de iştirak ettiği Kore harekâtı sırasın­da bir gün, komünistlerin cok ağır bas­tıkları bir taarruzda, cepheye ulaştığını ve bu sırada Türk birliğine ait bazı si­perlerin de elden gitmiş olduğuna şa­hit olduğunu söylemiş, fakat bu esnada Türklerin bu siperleri istirdat edecek­lerini işittiğini ve hakikaten de üç saat gibi ınok kısa bir zamanda siperleri tek­rar elde ederek sözlerini tuttuklarını anlamış ve bu hareketin kendisinde ya­rattığı hayranlığı belirtmiştir.

Amiral, Altıncı Filoya mensup olan do­nanmasının birlikleri hakkında izahat vermiş ve gazetecilerin gu hususta sor­dukları sualleri cevaplandırmıştır.

— İstanbul:

Denizcilik Bankası tarafından turistik gaye ile hazırlanan, İstanbula ait «Bir şphrin hikâyesi» filminin Almanyada gösterilmesine devam edilmektedir.

Denizcilik Bankasından aldığımız ma­lûmata göre Bonn Elçiliğimiz tarafın­dan, yapılan müracaatlar göz önünde ^utularak alman karar gereğince film, Kolonya Üniversitesinde, Bonn Üniver­sitesinde ve Aachen, Koblenz. Frank­furt ve di&er Alman şehirlerinde de gösterilecektir.

— İstanbul:

Bir müddettenberi Ankarada bulunan İnhisarlar Umum Müdürü Münir Ka -racık, şehrimize dönmüş bulunmakta­dır.

Münir Karack bugün kendisiyle görü­şen bir arkadaşımıza Ankara temasları ve İnhisarlar İdaresini ilgilendiren muhtelif mevzular hakkında şu izahatı vermiştir:

-Memleket ekonomisindeki kalkınma­ya muvazi olarak idaremizin tütün ma­mullerinin istihlâkinde büyük mikyas­ta artış görülmektedir.

S43 yılı tütün satışları 17.629.367 kilo ike'n buçün bu miktar 27.550.000 kiloya çıkmıştır.

Ayrıca tuz satışları 193.176 tondan 290 bin tona, ray 773.000 kilodan 4.500.000 kiloya, rakı 4.897.878 litreden 10.000.000 litreye, barut satışları ise 3,372.842 li -radan 15.283.750 liraya yükselmiş bu­lunmaktadır.

Bu istihlâk artışını karşılamak üzere 1955 malî yılında yeniden yapılması ve-ya mevcutlara ilâvesi zaruri görülen inşaat, makine tesisleri PİM teknik teçhizatımızın takviyesine ait isler için gerekli ödenekler ayrılmış bulunmak­tadır.

Buna göre 1.000 ton kapasiteli malt fabrikasının faaliyete geçmesi için 450 bin lira. 5,000.000 litrelik üçüncü bira fabrikasının kurulması için 3.700.000 "lira. mevcut bira fabrikalarının İslahı ~ve kapasitelerinin    arttırılması için  1 milyon 278.000 lira ve 400 er ton kapa­siteli «Çayeli» ve «Günodğdu» fabrika­ları için 650.000 lira ayrılmış bulun­maktadır. Hiç şüphesiz bu istihlâk artışı ve tesis faaliyeti, idarenin dön-sr sermaye du­rumunun da haklı olarak gözden geçi­rilmesini istilzam etmiştir.

İdaremize son mütedavil sermaye tah­sisi. 1944 yılında yapılmıştı. Bu tarih -ten itibaren geçen müddet zarfında iş hacmi yüzde yüzden fazla artmış bu­lunmaktadır.

Bu zarureti telâkki eden İdaremiz ser­mayesinin arttırılması için gerekli te­şebbüslere geçmiş v,e bu defa İnhisar­lar İdaresi döner sermayesinin 300 mil­yon liraya çıkarılması hakkında bir ka­nun tasarısı hazırlanarak, Başvekâlete sunulmuştur.

Hükümetin pek yerinde ve isabetle al­dığı bu tedbirle İdaremiz gerek muba­yaalarında ve gerek fabrikasyon ve tevzi işlerinde çok daha geniş imkân­lara sahip .olacaktır.

İdaremiz bir taraftan artan istihlâki tam bir şekilde karşılamak için lâzım gelen tedbirleri alırken, diğer taraftan mamullerimiz kaliteleri üzerindeki ça­lışmalarına devam etmektedir.

Tütün mamullerinde müstakar bir har­man temini için gereken tedbirler it­tihaz edilmiş ve satışların yüzde ellisi­ni tenkil eden (Köylü - İkinci) sigarala­rımız harmanları ecnebiler tarafından dahi beğenilmiştir.

Bilhassa yüksek nevi mamullerimiz ambalaj ve harmanları üzerinde titiz -likle durulmaktadır

Şimdiye kadar 100, 50 ve 25 el. lik gi­şelerde satılmakta olan rakılarla 100 ve 50 el. lik şişelerde piyasaya arzedil -mekte olan votkalar, yakında yalnızca 35 ve 70 el. lik şişelerde piyasaya çıka­rılacaktır. Şişe hacimlerindeki bu de­ğişiklik sebebiyle h-erhangi bir fiat art­tırılması mevzuubahis değildir. Şişe tiplerinin iki hacme inhisar ettirilmesi malzeme bakımından çekilen müşkü­lâtı bertaraf edeceği gibi, fabrikasyon-.da ve sevkiyatta büyük avantajlar sağ-lıyacaktir. 'Sosyal yardım mevzuunda, iş yerleri­mizde işçilerimizin azamî randımanla çalışmasını temin edecek her türlü im­kânlar üzerinde durulmaktadır.

Bu meyanda yemek salonları, çalışma yerleri, bütün isletmelerimizde birer birer elte alınarak bunların temiz, bol "havalı ve sıhhî birer lokal haline gel­meleri-için faaliyet halindeyiz.

Bu seneki yaprak tütün piyasasına ge­lince, bildiğiniz gibi bu yıl rekolte, ge­çen seneye nazaran bir miktar az ise de, kalite bakımından eski senelere faiktır.

Yüz bin ton civarında bulunduğunu tahmin ettiğimiz tütün rekoltesi duru­munu mahallinde tetkik etmek üzere bütün eksperlerimiz yurda dağılmış va­ziyettedirler. Teknik şeflerimiz de bu faaliyeti kontrol için hareket etmiş bu­lunmaktadırlar.

Ecnebi ve yerli firmaların bu yıl da piyasaya büyük mikyasta iştirak ede­cekleri anlaşılmaktadır.

İdaremiz ise. gerek kendi ihtiyacı için yapacağı mubayaalarla ve gerek almış olduğu destekleme vazifesi icabı olarak her bölgede faaliyet gösterecektir.

Tuz, av malzemesi, barut ve dinamit maddeleri ile yirmi dereceden düşük alkollü içkiler, bira, viski ve şampan­yadan inhisarların kaldırılması hakkın­da hazırlanmış bulunan kanun tasarı­larına bütün Vekaletlerce gerekli mü­talâalar verilmiştir.

Takdir edilir ki, bütün bunlar devlet gelirleri üzerinde geniş akisler yapacak konulardır, bu itibarla Maliye Ve­kâleti ile bu hususlarda temaslar ya -pılmış ve prensip mutabakatına varıl-nn'Stır.,Yakın bir zamanda Türkiye Bü­yük Millet Meclisine bu tasarılar su -tıulacak ve hususî teşebbüs sektörü faaliyeti de İnhisar idaresi faaliyeti ya­nında yer alacaktır."

— Ankara:

Süyük Millet Meclisi bugün saat 15 te "Reis Vekillerinden Esat Budakoğlu'nun reisliğinde toplanarak, ruznamedeki maddelerin müzakeresini yapmıştır. Belediye seçimlerinin geri bırakılma­sını tazammun eyliyen, Belediye Kanu­nuna bazı maddelerin eklenmesine ve bu kanunun bazı maddelerinin kaldı­rılmasına adir olan kanun lâyihasının müzaker-esi sırasında, C.H.P. Grupu a-dma söz alan Kars Mebusu Mehmet Hazer, mezkûr seçimlerin geri bırakıl­masının Anayasaya mugayir olduğunu ileri sürmüş, akabinde kanun lâyiha-, sının maddelerinin konuşulmasına ge­çilmiştir. Lâyihanın esbabı mucibesin-de şöyle denilmektedir:

«Bir taraftan vatandaşlara Teşkilâtı Esa'siye Kanunu ile tanınan ve âmmeLaklarından olan seçilmek hakkını me­mur ve müstahdemlerle iktisadî devletteşekkülleri mensuplarına da tanımayısağhyacak kanunî hükümlerin tesisi ve diğer taraftan üzerinde hassasiyetle durduğumuz seçim emniyet ve serbes­ tisinin kâmil mânasiyle temini gaye söyle kanunun derpiş ettiği hükümlere muhakkak surette riayet etmek vebmnetice adaylığını koymak istiyenmemur ve müstahdemlerle iktisadî devlet teşekkülleri mensuplarına kanunen tanınan bu hakkın kullanılması­
na imkân hazırlamak için yeni bir ka­nunla seçim tarihi, namzetlik müddetiolan altı ay nazara alınarak tesbit edil­miş ve dört yıllık devre başının mevsim itibariyle vatandaş ekseriyeti içinmuvafık görülen ve seçim kütüklerinin ıslâhım sağlıyan yoklamayı müteakiphaziran ayma alınması uygun bulunmuş ve mevcut meclislerin kanunî sü­releri bu mucip sebeplere dayanılmak suretiyle ayarlanmıştır.Altı aylık namzetlik müddeti prensi -binin memur ve müstahdemlerle ikti­sadî devlet teşekkülleri mensupları hakkında da tatbiki esası kabul edil­dikten sonra, seçim gününün kanunen tâyin ve tesbit edilmesi zaruretiyle karşılaşılmış ve bu ciheti de ihtiva et­mek üzere bu tadil tasarısı tanzim ve takdim kılınmıştır.Maddeler üzerinde konuşmalar sona er­dikten sonra,, kanun lâyihasının tama­mı oya konularak müstaceliyetle kabul edilmiştir. Kabul edilen maddeler şun­lardır:

Belediye Meclisleri seçimi her dört senede bir, haziran ayı­nın son pazarına rastlıyan günd.e ya­pılır.

5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Kanununa göre kurulacak olan ilçe seçim kurulları Belediye Meclisleri se­çimi yaptırmak ve seçim işlerini tanzim ve idare etmekle görevlidirler.

Belediye Meclisinin dönem sonundan önce herhangi bir sebeple inhilâli ve­ya Belediye Meclisi üye sayısının, ye­deklerin de getirilmesinden sonra raü-rettep üye adedininin yansından aşa­ğı düşmesi hallerinde Belediye Başka­nı derhal mahallin ilc-e seçim kurulu başkanlığına haber vermeye mecbur­dur. Bu haber üzerinde ilgili ilce se­çim kurulu oy verme gününü en az bir ay evvelinden belirtir ve ilân eder.

Madde 2.

6424 sayılı kanunun mu­vakkat maddesi aşağıdaki şekilde de­ğiştirilmiştir:

Muvakkat madde Mevcut Belediye Meclislerinin kanunî süresi 1955 yılı­mın haziran ayı sonuna kadar devam eder.

Bundan sonra İdarei Umumiyei Vilâyat Kanununun bazı maddelerinin değişti­rilmesine dair olan kanunun tadili hak­kındaki kanun lâyihasının müzakeresi­ne geçilmiştir. Mezkûr lâyihanın esba­bı mucibesinde de, bundan evvel ka­bul edilen lâyihanın esbabı mucibe -sindeki fikirler tekrar edilmekteydi, konuşmalar sonunda bu lâyiha da müs­taceliyetle kabul edilmiştir. Kanunla­şan maddeler aşağıdadır:

Ek madde 1. Vilâyet Umumî Meclisi seçimleri her dört senede bir eylül ayı­nın son pazarına rastlıyan günde ya­pılır.

5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Ka­nununa göre kurulacak olan ilçe seçim kurulları umumî meclis seçimini yap­tırmak ve seçim işlerini tanzim ve ida­re etmekle görevlidirler.

Umumî Meclisin dönem sonundan önce herhangi bir sebeple inhilâli veyahut meclis üye sayısının, yedeklerin de ge­tirilmesinden sonra mürettep üye ade­dinin yarısından aşağı düşmesi halle­rinde umumî meclis başkanının haber vermesi üzerine ilgili ilçe secim kuru­lu oy verme gününün en az bir ay ev­velinden belirtir ve ilân eder.

Muvakkat madde Mevcut vilâyet umumi meclislerinin kanunî süresi 1955-yilı eylül ayı sonuna kadar devam eder.

— İstanbul:

Amerika Birleşik Devletleri donanma­sının Akdenizde vazifeli Altıncı Filosu. Kumandanı Koramiral Thomas S. Combs, bugün Propeller Klübünün öğ­le yemeğinde bir beyanatta bulunmuş­tur:

Sözlerine, Altıncı Filo mensuplarının İstanbul limanında kendilerini vatanla­rında hissettiklerini ifade ile başlıyan Amiral Combs, beyanatında şunları söylemiştir:

İstanbul büyük ve dost bir şehir vs işlek bir limandır. Fakat Altıncı Filoya mensup bizlerin noktai nazarında bu­nun fevkind.e bir ifade taşır. Burası, tekmil Akdenizin güvenliği ve barış bakımından fevkalâde hayatî ehemmi­yeti haiz bir noktadır. Türkiyenin Bo­ğazları, harp vukuunda herhangi bir düşmanın derhal ele geçirmeğe teşeb­büs .edeceği en mühim noktadır.

Amiral Oombs Boğazlar müdafaasının yalnız Türkiyeyi değil, fakat aynı za-mar.da Türkiyenîn dahil bulunduğu Atlantik Paktının diğer 13 üyesini 6.e ilgilendirdiğini söylemiş, müteakiben Boğazlar müdafaasının Nato müdafaa çerçevesi ile ilgisine işaretle beyanatıra şöyle devam etmiştir.

Cenup Avrupada bir sava? halinde Türkiye dahil olmak üzere, o bölgede­ki kara savaşını desteklemek için Al­tıncı Filonun hücum kuvveti Natonun emrine amade olacaktır. Sahilde muh­telif ordu ve hava kumandanları uçak taşıt hücum kuvvetimizden, sahil bom­bardıman iktidarından ve hâlen İstan­bul'u ziyaret etmekte olan birlikler arasında bulunan silâhendazlar çıkarma kuvvetimizden yard]m göreceklerdir. Eunun muazzam bir hücum kudreti ilâ­ve edeceğini size temin ederim. Deniz­de devamlı manevralarımızın gayesi bu muazzam kudreti ihtiyaç görülecek zaman için harekâta hazır bulundurmaktır. Gelecek hafta İstanbuldan ayrıldığımız vakit birkaç gün İçin Amerikan kasketimi bir tarafa koyacağım ve onun yerine Türk kuvvetleriyle yapacağımız bir manevrada Nato kasketimi giyece­ğim. Bu, bu bölgede nev'ine mahsus ikinci manevra olduğu için «Türk göğü iki« olarak bilinmektedir. Bilhassa Türkiyenin hava savunmasını denemek için tasarlanmış olan bu manevrada Al­tıncı Filo uçak taşıtlarımız Carol Sea ve Lake Champlain, önemli rolleri oylayacaklardır. Türk kara ve hava kuvvet­leri de Türk göğü ikiye iştirak edecek­lerdir. Birlikte manevra yapmaktan he­pimizin pek çok dersler öğreneceğimi­ze eminim. Amiral Altmcan ile birlik­te çalışacağım için memnunum.

Amerikan filosu subay ve mürettebatıİstanbulun tarihî kıymeti haiz yerleri­ni ziyaret etmektedir.Bugün saat 18 de Boğazlar ve Marma­ra kumandanı tarafından Koramiral Thomas S. Combs şerefine bir kokteyl parti verilmiştir. Bu kokteylde Vali Ve kili, amiraller ve generaller hazır bulunmuşlardır.

— Ankara :

Ankara Radyosu bu akşam saat 21.15 te radyo muhabirinin Maarif Vekili Celâl Yardımcı ile yapmış olduğu bir röportajı yayınlamıştır. Sualli cevap olarak yapılmış olan bu röportajda Öelâl Yardımcı Atatürk Üniversiteli mevzuunda demiştir ki:

— Türk inkılâb;nm ilerleme hamle­lerinden biri olarak ilk defa Atatürk tarafından ortaya atılan doğu üniver­sitesi fikrini tahakkuk ettirme yolunda bulunduğumuzdan dolayı büyük ifti­har duymaktayız. Son iki sene zarfın­da Atatürk Üniversitesi üzerindeki ça­lışmalarımız devam etmekte iken, sa­yın Reisicumhurumuzun Amerikayı ziyareti esnasında Amerikalılar bu ha­yırlı teşebbüsle yakından ilgilenmiş, ve iş birliği teklifinde bulunmuşlardı. Bu­nu memnunlukla karşıladık, Amerika Türkiyeye gelen ve Türkiy eden Amerikaya giden heyetlerin devam eden müşterek çalışmaları neticesinde Ata­türk Üniversitesinin bütün proje ve plânları  ve  tahsil  sistemi hakkındaki raporlar hazırlanmış bulunmaktadır. Bu ay içinde yerrden Amerika'dan ge­lecek dört mütehassıs ki bunlardan bi­ri terbiyeci, biri ziraatçı, biri üniversi­te kampı kuruculuğu üzerinde tecrü­besi olan bir eleman ve dördüncüsü de mimar ve mühendistir. Bu dört kişilik heyete muvazi olarak iltihak edecek dört kişilik Türk mütehassıs ve bilgin­lerinden müteşekkil bir komite fiilen bu projelerin tatbikatına geçecektir. Şanu hülâsa olarak söyliyebilirim ki Atatürk TJniversitesinin temellerini 955 senesi nisanının 23 ünde Millî Ha­kimiyet bayramı gününde atmak bize nasip olacaktır. Bu ümitle çalışmakta­yız.

Maarif Vekili gece üniversiteleri mev­zuundaki bir suale de cevaben demiş­tir ki:

Cidden çok mühim bir meseleye te­mas ettiniz. Dünyanın gece tedrisatı yapan üniversitelerini düşünecek olur­sak, bilhassa onlarda pek çok üniversi­tenin bulunduğunu da mülâhaza eder­sek, gsce tedrisatı yapmak hususunda bizim ihtiyaçlarımız çok daha mühim­dir. Bunu düşünmüş bulunmaktayız. Hattâ İstanbul'da toplanan üniversite-ler-arası kurulda bu mevzua gündem dışı olarak temas ettik.Üniversiteler­arası kurulu teşkil eden sayın üyelerin ve Maarif Vekâletinin noktai nazarı her halükârda memleketimizdeki üni­versitelerin gece tedrisatı yapmaları­nın memleket için çok lüzumlu olduğu merkezindedir. Ancak bu işin bir mâ­lî cephesi vardır. Bunun üzerinde şah­ken birkaç günden beri çalışmaktayım. Meseleyi sayın Başvekile arzedeceğim. Hükümete de teklif ettikten sonra mâ­lî imkânlar temin edildiği takdirde ge­ce üniversitesi mahiyetinde yani üniversitelerimizin gece tedrisatı yapmala­rını temin edeceğiz. Şüphesiz ki memleketin hâlen kalkın­ma halinde bulunan cephelerini mütaa edecek olursak en çok ihtiyaç duy­duğu sahalardaki fakültelerin gece tedrisatı yanması faydalı olacaktır. Bilhassa teknik üniversite, tıp, eczacı­lık, dirilik, fen fakültesi ve buna mü­masil "e bilhassa simdi durumları iti­bariyle kontenjan koyun takditli tale­be almak mecburiyetinde bulunan fakülteleri birinci derecede gece tedri­satına geçirmek çok faydalı olacaktır ve böyle düşünüyoruz. Kurulacak olan kollejler, şehir ve köy mimarisi fakültesi ve öğretmen okulla­rı hakkındaki suali Maarif Vekili söyle cevaplandırmıştır:

Bu işe bitmiş nazariyle bakabilirsi­niz. İstanbulda, Eskİşehirde, Konyaia ve İzmirde olmak üzere dört okulun pçılanssına karar vermiş, bulunmakta­yız. Bu dört okulun lüzum gösterdiği mâlî imkânlar 1955 senesine .gitmeden şimdiden temin edilmiştir. İstanbulda. ve Eskişehirdeki binalar hazırdır. İz­mir ve Konya temin edilmek üzeredir. Bir ay ininde .bu okullar da tedrisat yapacaklardır. Bir taraftan öğrencile­rimizin mükemmel şekilde dil öğren­melerini temin edeceğiz, diğer taraf­tan da güzel Türkçemizin inkişafına bu okullarda hizmet edilecektir.

Hâlen Ankarada kurulması üzerinde durduğumuz bir akademi işi vardır. Bu m-svzuda da Amerikalılarla işbirli­ği halindeyiz. Bu akademi şehir ve köy mimarisi ve plâncilığı üzerinde çalışa­cak bir akademidir. Bundan çok fay­dalı neticeler alacağımızı ta'hmin et­mekteyiz.

Öğretmen okulları mevzuuna gelince, mevcut öğretmen okullarının ihtiyaca kâfi gelmediği aşikârdır. Bu sebeple yeni öğretmen okullarını açmak kara­rındayız hükümet bu sene Maarif büt­çesinde diğer senelere nisbetle görül­memiş derecede büyük yardımda bu­lunmuş ve Maarif bütçesini büyük ih­tiyaçları karşılıyacak şekilde büyük rakamlarla meclise sevketmiş bulun­maktadır. Bununla yeni okullar açmak ilk okul davasını halle çalışmak, orta­okul ve liselerimizin adedini arttırmak, 1955 senesinde lisesiz vilâyet bırakma­mak niyetindeyiz. Bu arada da yüksek öğretmen okuıunu da ihya etmek dü­şüncesindeyiz.

İlk tedrisat kanunu üzerindeki çalış­malar nihayete ermiş ve tasarı hükü­mete tevdi edilmiş bulunmaktadır. Bu tasarıya göre 12 senede memleketimiz­ de ilk öğretmen davası halledilecek­tir.

belge alanlar, olgunluk imtihanları ve devlet kitapları mevzuundaki sualler Celâl Yardımcı, bitirme imtihanlarında söyle cevaplandırmıştır:

Bunlara yeniden bir imtihan hakkı verilmesi üzerinde çalışmaktayız. Ne­ticesini şüphesiz amme efkârına bildi­receğiz.

Olgunluk imtü anlarının kaldırılması mevzuubahs olamaz. Ancak olgunluk ve lise bitirme imtihanlarının birlikte; mütalâa edilerek daha iyi bir imtahan sekline verılması üzerinde çalışmala­rımız devam etmektedir. Bunu kısa bir zaman içinde ilân edeceğiz. Açık­ça söylemek lâzımdır ki, okul kitap­ları içinde bir sıkıntıya rastlamadık. Ufak tefek çapta bazı yerlerde mah­dut miktarda bazı kitapların bulun­madığı duyuldu fakat nihayet bu bir­kaç gün devam etti. Ondan sonra ge­rek öğretmenin lüzum gösterdiği gerek öğrencinin alma ihtiyacında bulundu­ğu kitaplar temin edilmiştir. Bugün bir kitap sıkıntımız yoktur.

23 Kasım 1954

 

— İstanbul :

Kahire Valisinnin davetlisi olarak Ka-hireye yapmış olduğu seyahatten dö­nen Ankara Valisi ve Belediye Reis1 Vekili Kemal! Aygün, kendisi ile gö­rüşen Anadolu Ajansı muhabirine se­yahati hakkında şunları söylemiştir :

Kahire Valisi Abdülietta'h el Bendarı-nin dostane daveti üzerine Mısır'a yaptığım seyahatten dönmüş bulunuyo­rum. Çok itina ile hazırlanmış olan bir1 programa göre. gerek Hakire şehrinde, gerek Luksor, Acvan ve İskenderiyede her bakımdan güzel ve dikkate şa­yan çok şeyler gördüm. Fakat bu seya­hatimin beni bir Türk olarak en çok-sevindiren ve üzerimde tesir yapan ci­heti, memleketime karşı izhar edilen dostluk hisleri olmuştur.

Azimli ve yapıcı bir devlet adamı olan. Başvekil Ekselans  Cemal  Abdülnasır..

Hakireye vardığımda ve oradan ayn-Iırken iki defa .beni kabul etmek lüt-funda bulundu.' Bana «Cumhuriyet» nişanını tevcih etmek gibi, büyük bir geref bahşetti. Gerek bu yüksek tevec­cühün, gerek resmî muhitlerde olduğu kadar kardeş milletin efradından gör­düğüm samimî dostluk tezahürlerinin naçiz şahsıma karsı değil, Türk mill-sti-ne karşı beslenen iyi niyetlerin ifade­sini teşkil ettiğini söylemekle bahti­yarım. Unutulmaz hâtıralarla döndü­ğüm bu seyahatten memleketime ge­tirdiğim intihaların benim iğin en kıy­metli olanı, Mısıra götürdüğüm Türk dostluğunun orada tam bir makes bul­duğu keyfiyetidir."

Ankara "Valisi ve Belediye Reis V.ekili Kemal Aygün, bu akşam saat 20.05 de trenle Ankaraya hareket etmiştir.

— Ankara :

İki seneye yakın bir zamandan beri memleketimizde Amerikan askerî yar-' dım kurulu deniz grupu Başkanlığını ifa etmekte olan tümamiral F. M. Hughes, Amerika'da yeni bir vazifeye tâyin edilmesi hasebiyle bugün saat 11 de hususî bir uçakla memleketimdiz-den ayrılmıştır.

Amiral Hughes Etimesgut hava alanın­da Başvekil Adnan M-enedres adma Başvekâlet müsteşarı Ahmet Salih Ko­rur İle Başvekâlet yaveri üsteğmen Heyrettin Sümer, Hariciy.e Vekili a-dına umumî kâtip muavini Sadi Kavur Millî Müdafaa Vekâleti müsteşarı, Er­kânı Har'biy-eî Umumiye Hareket Baş­kanı, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başka­nı, garnizon ve merkez kumandanları, Amerikan Büyük Elçiliği müsteşarı ve mensupları, Amerikan yabancı faali­yetler idaresi Türkiye özel misyon şe-i, Amerikan askerî yardım h-eyeti mensupları tarafından uğurlanmıştır.

Hava meydanında başta bando bulu­nan bir ihtiram kıtası tarafından se­lâmlanan Amiral Hughes hareketinden evvel kendisiyle görüşen Anadolu A-jansı muhabirine. Türkiyeden ve bir­çok, mümtaz Türk dostlarından ayrıl­makla son derece müteessir olduğunu söylemiş  ve memleketimizde  kendisi-

ne ve eşine gösterilen yakın alâka ve misafirperverliği daima yâd edecekle­rini hatırlattıktan sonra demiştir ki:

(Türkiye'de bulunduğum iki yıl zarfın­da Türk deniz kuvvetleri mensupla-riyle yakinen çalıştım. Yapılan ilerle­melerden büyük bir gurur ve memnu­niyet duyarak ayrılıyorum. Türk deniz kuvvetler ine mensup subay, astsubay ve erlere en samimî duygularla Alla­haısmarladık der ve istikbalde tekrar buluşmamızı candan tem-snni ederim. lürkiy.e bizi kendine bağlamıştır, fi­şimle birlikte Amerikaya döndüğü­müzde Türkİyeyi destekliyenlere katıl­makla büyük bir memnuniyet duyaca­ğız »

Amiral Hughes uçakla Kahire'ye gi­decek ve orada dört beş gün kaldık­tan sonra Napoli üzerinden Amerikaya hareket edecektir.

24 Kasım 1954

 

— Ankara :

İktisadî devlet teşekkülleri umumî he­yeti İktisat ve Ticaret Vekili Sıtkı Yır-ralı'nm başkanlığında bugün saat 10 da Büyük Millet M.eclisi kitaplık salo­nunda toplanmış ve çalışmalarına baş­lamıştır.

Sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ait olan teşekküllerin hesaplarını ve çalışmalarını tetkik ede­cek olan bu umumî heyetin açılışında İktisat ve Ticaret Vekili Sıtkı Yırcah heyete basanlar temenni etmiş ve ibi lâhare demiştir ki:

-Memleketimizin son senelerdeki ik­tisadî kalkınmasında iktisadî devlet teşekkülleri de buna muvazi olarak fa­aliyetlerini genişletmişler ve kendile­rine düşen sahalarda ileri adımlar at­mışlardır. Takat sınaî ve iktisadî faa-İiyetleri yanında bilhassa vatandaşla­rımızın kendi emek ve sermayeleriy-lo yaptıkları gayretlere rehberlik et­mek teknik ve mâlî bakımdan noksan­ları tamamlayıp desteklemek ve hat­tâ onlarla ortak olmak suretiyle husu­sî teşebbüsün hamlelerinin muvaffak olmasında da büyük bir rol oynamış­lardır.Hindistan Parlâmento Heyeti Reisi sözlerine devamla bir kadın olmak iti­bariyle istiklâl savaşında erkeklerle birlikte -omuzlarına mesuliyet yükle­miş Türk kadınları bugün sosyal ha­yatın her sahasında nasıl ileri bir mu-vaffakiye ^gösterdiklerini belirtmiş­tir.Madam Kripalani barış dâvası uğrunda Türkiye ve Hindistanlın nasıl bir, gayret sarfetmekte olduğundan bahisle bugünkü Türkiysnin dünyadaki mev­kiini tebarüz ettirmiş ve sözlerine şöy-ip son vermiştir:

«Bu dünyada hürriyet ve demokrasi emniyet altına alınmak isteniyorsa gerginlik sahalarını azaltmanın ve sulh sahalarını arttırmanın bütün mil­letler için başlıca vazife olduğuna ina­nıyoruz. Hindistan Hükümeti Pandid !NTehru'nun liderliği altında devamlı o-larak bir barış vta herhangi bir blokla dursa ademî müdahale politikası ta-idbetmektedir.

Türk milletine ve hükümetine ve hu­susiyle Büyük Millet Meclisi Reis ve üyelerine bizlere karşı gösterdikleri nazikâne mis afi rp erlikten dolayı tek­rar teşekkür ederiz Meclis üyelerin-c.en bazıları memleketinizi ziyaretimiz sırasında bizlerle beraber dolaşmak su­retiyle son derece zahmet gösterdiler. Mamafih kendileriyle böylece daha ya­kından tanışmak suretiyle memleketi­nizi ilgilendiren mes,eleri çok daha iyi aralamış bulunmaktayız. Sevimlilikle­ri ve nezaketleri bizde büyük bir sem­pati uyandırmış ve derin hâtıralar 'bı­rakmıştır. Hindistana dönerken Türki­yenin ve Türk milletinin büyük dost­luğu ve iyi niyeti hakkında en sıcak duygular ve en mesut hâtıralarla ay-rılmaktayız. Türkiye ile Hindistan ara­sındaki samimî münasebetlerin de­vam etmekle kalmayıp karşılıklı sem­pati işbirliği ve dostluğumuzun sene­lerle çok daha artacağına kuvvetle inanıyoruz.»

26 Kasım 1954

— Ankara :

Millî Müdafaa Vekâleti temsil büro­sundan bildirilmiştir:

Amerika'da havacılık stajında bulunan Iıavacı teğmen Hamdi Sözer'in seha-oeti dolayjsiyle Millî Müdafaa Vekili­miz Ethem Menderes tarafından şe­hidimiz ailesine aşağıadki taziye telg­rafı gönderilmiştir:  

Bay Şükrü Sözer

Delikli Sümer mahallesi İnce kara geçidi No. 8

Denizli

Mukaddes Vatan topraklarının istik­lâl ve müdafaası için havacılık saha­sındaki ilim ve bilgileri yurt dışında iktisap ederken şehit düşen kıymetli oğlunuz ve oğlumuz havacı teğmen Hamdi Sözer'in şehadeti haberi kalb-lerimizi dağlamıştır. Kederli babası ve şilesi olan sizlere ordumuz ve şahsım adına derin hürmet hisleriyle taziyele­rimi sunarken gazi ve şehitleri saye­sinde payidar olup yükselmekte bulu­nan bu vatanın muazzam istikbalini hazırlamakta bir şehadet mertebesine L'laşmış olmak şerefi ile müteselli ol­maya çalışmaktayız. Hepinize ve he­pimize başsağlığı diler, şehidimizi rah­metle anarını.

Millî Müdafaa Vekili

Ethem Menderes

—           Ankara ;

Doktor Kurt Daniel ve İktisadî işbir­liği teşkilâtı genel sekreteri elçi Me-'ih Esenbel'in başkanlık ettikleri Türk Alman ticaret heyetleri bugün Ha­riciye Vekâletmde umumî bir toplan­tı  aktetmişlerdir.

Bu toplantıda geçen ay Bonn' da ce­reyan eden iktisadî görüşmeler neti­cesinde neşredilmiş olan müşterek Türk - Alman tebliği gözden geçiril­miştir.

İki heybet, 'bahis mevzuu tebliğinde, Türk - Alman iktisadî işbirliğinin he­yeti umumiyesi ve hususiyle Alman sanayiinin gerek doğrudan doğruya ve gerek Türk sermayesi ile birlikte Türkiyenin istikbalim matuf yatırım programına iştiraki imkânlerinin İh* zarı hususunda derpiş edilmiş olan e-iaslardan mülhem olarak müzakerele­ri en kısa bir zamandan tam bir anlaşmaya varacak şekilde rr-k V3 idare t-tmek hususunda mutabık kalmışlar­Bu maksatla aşağıdaki dört tâli ko­misyon ihdas olunmuştur:

1) Ticarî münasebetler tâli komisyo­nu,

2) Yatırımlar   iâü   komisyonu,il  Tediye işleri tâli komisyonu,

4)  Deniz nakliyat işleri tâli komisyo­nu.

27 Kasım 1954

— İstanbul :

Dün gece saat 22.55 de Beyazıt ve Ga­lata kuleleri nöbstçi itfaiye memurla-r> tarafından Kapalıçarşı'da ihbar edi­len yangına saat 23.00 de İstanbul gru-pu bütün kuvvetiyle başta itfaiye mü­dürü Tevfik Himalaya olmak üzere hareket etmiş ve Kapalıçarşmm ce­hennemi bir manzara teşkil ettiği gö­rülünce Beoyğlu, Bakırköy, Üsküdar, ve Kadıköy grupları da yangın yeri­ne celbedilmişl erdir.

Kısa zamanda muhtelif kollara ayrı­larak genişliyen 'bu yangında yorgan­cılar, bit pazarının bir kısmı, dericile­rin bir kısmı. Çarşıkapı istikametinde ilerliyen kolda kunduracılar, muhte­lif mağazalar, İskender boğazmdaki nazı hanların odaları kısmen yanmış, büyük bir kıymet ve ehemmiyet taşı-.yan kuyumcular, iç bedestendeki halı­cılar, kürkçüler, bedesten, başta itfa­iye müdürü olmak üzere beş itfaiye grupunun ateş çemberleri içinde can­siperane çalışmalar iyi e kurtarılmış­tır.

Bu yangında itfaiye müdürü Tevfik Himalaya kıvılcımların tesiriyle göz­lerinden. 166 er Hasan Âli, 421 er Ali Üsluoğlu, 497 er Şelih Çetin. 520 er A-fcidin, 496 er Abdülkadir Erkunt, 309 er Hüseyin Bağcı, 493 er Ali Demirel, 197 Zeynel Öztürk, 462 er Hasan Arslan 296 er Süleyman Değer gözlerin­den, başlarından ve ellerinden yarala­narak hastahanelere kaldırılmışlardır. Hâlen iffaiye ıgrur/ları yangın yerinde sördürme faaliyetlerine devam etmek­tedirler.

Yangın sırasında 1000 - 1500 kadar dünkânm yandığ: tahmin edilmekte­dir.

-- Ankara .

Başvekil Adnan Menderes Kapalı Çarşı yangın felâketi dolayısiyle İs­tanbullulara şu telgrafı göndermiştir:

İstanbul Vilâyeiine ve Belediye Reisliğine

İsianbul

Dün akşamki yangın felâketini derin bir teessürle örendim. Hasta olmasay­dım bizzat gelecektim.

istanbul mebusu ve devlet vekili arka­daşım ila Dahiliye, Nafıa Vekili arka-kadaglarım hükümet adına İstanbul'a gelmişlerdir. Kendileri hâdiseyi yerin­de tetkik edecekler ayni zamanda hü­kümetimizin bu hâdise dolayısiyle duyduğu teessürü ifade etmek suretiy­le güzel İstanbullunuza ne derecelere kadar derin b;r alâka ve muhabbetle "bağlı bulunduğumuzu belirtmiş ola­caklardır. Bu yangında maddî kayıpla­rın yanında uğradığımız manevî ka­yıp çok üstündür. Çünkü Kapalıçarşı İstanbul'un çok engin ve zengin ta­rihini dile getiren eserlerden biri idî. Memleketimizi her türlü acılardan ko­rumasını Cenabı Haktan niyaz eyle­mekteyiz.

Başvekil

Adnan Menderes

— istanbul :

Dün gece bir elektrik kontağı yüzün­den Kapalıçarşımn yorgancılar kıs­mında çıkan kısa zamanda büyüyerek büyük "bir tarihî kıymeti bulunan Ka­palıçarşımn mühim bir kısmının yan­masına sebep olmuştur.

İlgililerin verdiği izahata göre, , yan­gın çarşının yorgancılar kısmında bir elektrik kontağından pamukların tu­tuşması ile başlamış ve her ne kadar gece bekçisi tarafından söndürülme­ğe ^alışılmış ise de muvaffak oluna-mıyarak diğer yorgancı  dükkânlarına

image007.gifsirayet ederek kısa zamanda gelişmiş­tir.

Gelişen yangından mütevellit duman­lar saat 22,55 de Beyazıt ve Galata ku ^elerindeki itfaiye nöbetçileri tarafın­dan görülerek bütün itfaiye grupları kısa zamanda yangın mahalline sevke-dilmiştir.

Yorgancılar kısmını kaplayan yangın bir koldan bit pazarım bîr koldan K.a-palıçarşi istikametinde büyük cadde üzerinde bulunan dükkânları, diğer bir koldan da mobilyacılar kısımlarını sar­mıştır.

Bu arada İskender boğazında bulunan bazı han' odalarına da yangın sirayet Etmişse de itfaiyenin gayreti ile kısa zamanda söndürülmüştür.

Çok kısa bir zamanda gelen itfaiye e-kipleri çarşının kapalı olması sebebiy­le boğucu dumanlarla karşılaşmış ve bu yüzden bazı itfaiye erlerinin teda­vi altına alınmasını icap ettirmiştir. Bu arada her türlü can kaybına mey­dan vermemek için de bütün Kapalı-çarşı polis, jandarma ve askerî birlik­ler tarafından sıkı bir şekilde kordon altına alınmıştır. Bu sayede malını kurtarmak maksadı ile herhangi bir vatandaşın Kap.al-tçarşıya girmesi ve müessif bir kazanın vukuu önlenmiş­tir.

İtfaiyenin devamlı gayreti ve cansipe-ran-e çalışması sonunda Kapalıçarşmm kuyumcular, iç bedesten, iç bedesten halıcılar, kürkçüler kısımları yanmak­tan kurtulmuştur.

Yanan dükkânların 2000 .e yakın bulun­duğu ve ziyanın ise milyonları aştığı tahmin edilmektedir. Yanan dükkân­lardan bir kısmı evkafa, bir kısmı be­lediyeye ve bir kısmı da hususî eş­hasa ait bulunmakta idi.

Hâlen Kapalıçarşida itfaiye faaliyet halinde bulunmakta ve yer yer yan­makta olan bazı kasımlar söndürül­mektedir. Kapalıçarşmm içi bir hara­be halinde bulunmaktadır. Yanan kı­sımlardaki dükkânlardan hiç bir iz kalmamış bütün sıvalar dökülmüş, du­varlar çatlamış ve sıcağın tesirile cam-la<r erimiştir. Çarşının içi hâlâ bir fı-r:n gibi sıcaklığım muhafaza temekte,


yg yüzünden kızan ve harab olan yollardaki betonlardan dumanlar çık^ maktadır.

Emniyet makamları idarî bakımdan tahkikatta bulunurken adlî makamlar da kendi cephelerinden tahkikata de­vam etmektedirl-er.

Kapaılçarşı hâlen 500 er, 200 jandar­ma ve 200 polis tarafından kordon al-tma alınmış bulunmaktadır. Çarşı es­nafı perişan bir halde Kapalıçarşı ka­pıları etrafında toplanmış bulunmak­tadır.

Çarşının kurtulan kısımlarındaki ser^ velinden yanan kısımların daha da üs­tün 'bir kıymet taşıdığı söylenmekte­dir.

—           İstanbul :

Kapalıçarşı Nuruosmaniye, Beyazıt semtleri arasında kurulmuş ve eşine başka bir şehirde tesadüf edilemiye-cek değerde büyük ve kapalı bir şark pazarı tipi idi.

Fatih tarafından 1461 de yalnız bedes­ten kısmı ahşap olarak inşa edilmiş-i.ir. Kanunî Sultan Süleyman zamanın­da ahşap ilâveler yapılarak büyütül­müştür. 16 ve 17 nci asırlarda yangın ve zelzelelerde harap olmuştur. 10 tem­muz 1894 yılında vuku bulan şiddetli bir zelzelede tamarniyle denilecek bir şekilde yıkıldığından dört yıl sonra 1898 de kârgir olarak yeniden inşa e-d i İm iştir.

Sekiz büyük methali bulunan Kapalı­çarşı 1946 da esaslı tamir görmüştür.

—           İstanbul :

Evvelki gece bir elektrik kontağı ne­ticesinde çıkan yangın sonunda bü­yük bir kısmı yanan tarihî Kapalıçar­şmm durumu ile yakından ilgilenen ve bu münasebetle bu sabah Ankara'­dan îstanbula gelmiş bulunan Reisi­cumhurumuz Celâl Bayar, Kapalıçar-şıda yapmış olduğu tedkiki müteakip vilâyete avdet etmiştir.

Vilâyette Reisicumhur Celâl Bayar'm başkanlığında devlet vekili Dr. Müker-rem Sarol, Nafia Vekili, Şehir Meclisi üeyeler, Belediye Rsis Muavini, Emlâk Kredi Bankası vs Evkaf Umum Müdürleri, Knpalıearşı esnaf derneği mensupları ve esnaf mümessillerinin Igtirakiyl-3 bir toplantı yapılmıştır.Esnaf mümessilleri ile konuşsn Reisi­cumhurumuz  Celâl    Bayar,  demiştir :Bu yangın iEsnaf için büyük bir felâ­ket, gemiş olsun Bizleri teselli e-den bir nokta var ki, can kaybına uğ­ram amamızdır. Maddî zarar süratle telâfi edilecektir. Esnafın duyduğu a-zap ve elemi fazlasiyle duymaktayız. Bu felâket içinde devlet ve hükümet olarak bize düşen vazifeleri yapaca­ğız. Vekil arkadaşlarımız gelmişler­dir. Vilâyet ve Belediye müştereken fa­aliyettedirler, bu iş ciddiyetle takip e-riilecektir. Esnaf mümessilleri ile konuşmasına oevam eden ve onların dertlerini din­leyen Reisicumhurumuz Bayar, Ka-palıçarşınm bir an evvel tamiri cihe­tine gidileceğini. Nafıa Vekâletinin ya-rra sabahtan itibaren faaliyete geçe­ceğini, Belediye ve Evkafın kendileri­ne düşen vazifeleri yapacağını bildir­miş ve narşı tamir edilerek yaniden a-çılmcaya kadar yangından zarar gö­ren esnafın barakalarda hanlarda ve diğler müsait yerlerde çalışmalarının temini için alâkadarlara emir vermiş­tir.

Bu arada, çarşının yanmayan kısımla-rınının derhal faaliyete geçmesi için gerekli tedbirler alınacağı gîbi, ayrı­ca yangmadn az zarar gören kısımların da derhal tamiri cihetine gidilerek kü­çük esnafın geçiminin temini için her türlü tedbir hükümetçe alınacaktır.

Diğer taraftan yangından zarar gören esnafın tesbiti ile bunların sigorta du­rumları ve borçları ile de yakından a-lâksdar olunmaktadır. Bundan baş­ka muhtaç esnafa kredi temini üzerin­de de durulmaktadır.

Vilâyette yapılan bu toplantıyı müteakip Reisicumhurumuz beraberinde başyaverleri olduğu halde Küçüksu kasrına gitmiştir.

— İstanbul :

Pir .elektrik konmağı yüzünden çıkan yangın sonunda büyük bh kısmı ya-nsn re hasara uğrayan Kapalıçarşı hâ-:en şu durumu arzetmektedir:

:Kapalıçar?ınin Mahmufcpaşa cihetine düşen Çukurmufhsîlebici, kuyumcular çarşısı1 ve bütün civan, halıcıların bir kısmı, döşemecilerin bir kısmı, yor­gancıların bir k'-Eir?]3 dericilerin bir kısmı, sandal bedesten: ve iç b.edes-ran yangından tamamen kurtulmuş bu­lunmaktadır.

Kapahçarşının Kalpakçılar caddesi, Nuriosmaniye kısmı müstesna, tama­men, kolancılar, terziler, ivrik, kol­tuk kazarlar, tuğcular, kavukçular,, Hacıhüsnü, fesçiler,. Alişah, Emirşah, hazır elbiseciler, püskülcüler, yarım taşhan, gelincik, kuyulu, mütevelli, ye-güdirekli, Sarıhasan. yorgancılar, Lut-tul'lah, Hacımemiş, Mektep, Pusçular ve Sahafların büyük bir kısmı vfe ta­mamı yanmıştır.

Hâlen Kapalıçarşımn içinde itfaiye e-kipleri faaliyet halinde olup yangın sahalarını kontrol altında bulundur­maktadırlar.

Diğer taraftan gene itfaiye ekipleri ta­raf mdan yanan dükkânların tesbiti için çalışılmaktadır Alâkadarlar 1500-1800 dükkânın yandığını tahmin et­mektedirler.

Diğer taraftan yangın sonunda husu­le gelen çatlaklar sebebile çarşının ba-z: kısımlarında çökmeler olmuş, bir­çok yerlerde de çöküntü başgöstermiş-tir.

Yangın esnasında itfaiyenin gayreti sayesinde yangının tavukpazarma si­rayeti ve böylece daha büyük bir fe­lâketin doğması önlenmiştir. Eğer yan­gın tavukpazarma sirayet etmiş olsay­dı. Bütün Nuriosmaniye semti yan­mak tehlikesine maruz kalacaktı.

Diğer taraftan son durum hakkında bilgisine müracaat ettiğimiz itfaiye müdürü Tevfik Himalaya şunları söy­lemiştir: Ekiplerimiz hâlen faaliyet halindedir. Yaptığımız incelemeler  sonun da çarşı irinde karyolaeılara aid 23 ton   kadar

.karpit bulunduğunu tesbit ettik. Ezka­za yangın bu kısımlara da siray-st et­miş ve biz de su sıkmak mecburiyetinde kalmış olsaydık o zaman felâket da­ha büyük olacaktı. Biz şimdi bu gibi yerleri tesbit ediyor ve tehlikeyi ber-

taraf etmekle berab.er ayrıca durum­dan Vilâyeti de haberdar ediyoruz.»

Her türlü yağmayı ve müessif kazala­rı önlemek maksadiyle Kapalıçarşı et­rafındaki askeerî kordon devam et­mektedir.

— İstanbul:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Kapa-lîçarşı yangını esnasında gösterdikleri

cansiperane çalışmalarından dolayı İs­tanbul itfaiyesi müdürü ve mensupla-ima tebriklerini bildirmiştir.

— Adana :

Altıncı Yurtiçi Bölge Kumandanlığı ile Öğretmenler derneği ve harb eğitim müdürlüğü tarafından müştereken tsr-tinlenen bir programla Kumıri Zaferi­nin yıldönümü bugün öğretmenler bir lıği salonunda kalabalık bir toplulu­ğun huzuru ile kutlanmıştır.

Bandonun çaldığı İstiklâl Marşından ve şehitlerimizin hâtırasını tâzizen üç da-kikalık.bir saygı duruşundan sonra "kurmay binbaşı Kâzım Tagen, Kunu-rî Savaşlarını krokiler üzerinde izah •ederek bu savaşlarda büyük kahra­manlıklar göstermiş ve şehit düşmüş subay ve erlerimizin 'gösterdikleri ce­lâdeti misallerle izah eylemiştir.

Müteakiben Kunuri ve Kore şürkri o-kunmuş, zafer marşları çalınmıştır.

Bu vesile ile Türk milletinin Birleş­miş Milletler saf'nda ve barış yolun­daki hizmetleri ve kahraman ordumuz

birliklerinin Kore savaş meydanında yaratmış oldukları kahramanlıklar bir

kere daha tebarüz ettirilmiştir.

29 Kasım 1954

— Malatya :

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan ve Dahilite Vekili Namık Ger dik bu^ün Malatyadaki tetkiklerine devam etmişlerdir Büyük Millet Mec­lisi Reisi ve Dahiliye Vekili ziyaretle­ri müteakip alâkalılar ve halkla te­masa geçerek Ma^atyanin sağlık duru­mu, su ihtaycı, işçi vaziy.eti, imar ve yol mevzuları üzerinde etraflı izahat almalardır. Her sahada kalkman ve inkişaflar -gösteren Malatyanm koo­peratifleşme hususundaki verimli faa­liyetini de takdirle karşılayan Koral-tan, esnaf kelaLst kooperatifini hiz­mete açmıştır. Bu münasebetle ya­pılan merasim sırasında «bu güzel ve­sile ile kısa bir hasbıhal yapmayı lü­zumlu görüyorum» diyerek veciz bir konulma yapan Koraltan halk banka­sı ve kooperatifçilik hizmetlerinin ge­ni? ehemmiyetinden bhhislıe küçük esnafın yükselmesi ve memleket iktî-saciivatının göstereceği terakkilerin mâlî ve ticari hayatımızdaki rolüne işaret etmiştir.

Küçük .esnafın ve küçük sanatkârın tarih boyunca devam eden şayanı dik­kat faaliyetini' de gayet güzel can­landıran Meclis Reisi büyük sanayiin yanında küçük sanatların ve küçük es­nafın asla ihmal edilemiyeceğini söz-krine ilâve etmiştir. Küçük esnafı ve küçük sanatları kalkındırmanın u-mumî kalkınma plânının basında yer almış olduğunu belirten Meclis Reisi­miz esnaf kooperatifinin şeref defteri­ne şunları yazmıştır:

Malatyalılar, işlerini ve emeklerini de­ğerlendiren yeni bir müesseseye ka­vurmuş bulunmaktadırlar. Bu yeni müessese de diğer millî müesseseler gibi Malatyalılara hayırlı olsun.»

Büyük Millet Meclisi Reisimuz ve Da­hiliye Vekili beraberlerindeki mebus­lar, ve diâer zevatla birlikte halkm top'u bulunduğu bir mahalde Malat-yaMarla umumî bir hasbıhal yapmış­lardır. Koraltan burada şunları söyle­miştir:

«Malatyalılar, görüyorsunuz ki bütün m .e m 1 e k e t dâvaları saîha saf­ha heyecan ve iman ile ele alınmıştır. Bugün kaydedilen başarılar ve ele a-lmrmş bulunan hizmetler Malatyanm daha mesut günU-rinin müjdecisidir.»

Kefken önünde vuku bulan kazalar buraya gece ve gündüz iltica etmek istiyen merakibin denizlerin tesiriyle kumanda edilemiyecek duruma düz­meleri ve binnetict kayalara bindir­meleri suretiyle vukua gelmektedir.

Hâlen Keiken'de yapılmakta olan mendirek burasını bir barınak limanı haline getireceğinden kazalar ve bin-netice can ve mal kaybı önlenmiş ola­caktır.

Bugün kıyı emniyeti teşkilâtlımı Kef-ken'e kadar temdidi kararı alınırsa da­hi hızla ilerliyen mendirek inşaatı da­ha evvel ikmal edilmiş olacağından bu istasyonlara bittabi lüzum kalmıya-caktır.

Kefken adasının 5000 metre kadar gü­ney batısında deniz içindeki kayalık­lardan adanın güney cihetine iltica e-decek küçük merakibin korunmasını temin için kaya döküntüleri kısmında bir deniz feneri inşası işi 1951 yılında ele alınmış ve ihalesi cihetine gidilmiş ise de, aynı yıl içinde Naüa Vekâleti tarafından Kefken barınağının yapıl­ması kararlaştırılmış olduğundan ba­his mevzuu fenerin daha evvel dökün­tüler üzerine konulması halinde inşa­atı müteakip mendirek civarına ya­kın düşüceğinden bir faide sağlamıya-.cağı gozonünde bulundurularak fe­ner tesisinin hâlen inşa edilmekte olan mendireğin hitamına tehiri ve bu men­direğin ucuna konulması uygun görül­müştür.

Müteakiben heyeti umumiyeye sevke-dilen arzuhal encümeninin mazbataları üzerine konuşmalar yapılmış ve mez­kûr mazbatalardan bir kısmı red.. bir kısmı da 'ka'bul edilmiştir.

mnu

Büyük Millet Meclisi çarşamba toplanacaktır.

30 Kasım 1954

— İstanbul :

Reisirum hu rumuz Celâl Eayar, bugün saat 11.45 de Vilâyete gelerek, Vilâyet içtima salonunda Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu'nun başkanlığında yapıl­makta olan Kapalıçarşı'nm imarı ile-ilgili toplantıda hazır bulunmuş ve-"çalışmalar hakkında izahat almıştır.

Bu sabahki toplantıda sigorta şirket­leri mümessilleri de hazır,bulunmuş ve^ yangından zarar gören .esnafın sigorta işlerinin bir an evvel yapılarak sigorta bedellerinin tediyesi üzerinde durul­muştur.

Ayrıca yine bu sabahki toplantıda mâ­li ve ticarî işler komitesi ile imar ve iskan komitesinin dünden b-sri yap­mış oldukları faaliyetler^ gözden geçi­rilmiştir.

Diğer taraftan çarşının yanan kısımla­rı ile yanmıyan kasımlarının tahta per­delerle ayrılması işine başlanmıştır. Aynı zamanda elektrik idaresi de çar— şımri yanmayan kısımlarının elektrik tesisatının ve umumî tenviratının te­minine çalışmaktadır.

— İstanbul :

Kapalıçarşı yangınında yanan dük­kânların adedini tesbit etmek üezere teşekkül etmiş olan heyet Kapalıçar-şı'da yaptıığ incelemele rsonunda çar­şıdaki 2730 dükkândan 1506 sının yan­mamış olduğunu, 1200 dükkânın ta­mamen ve 24 dükkânın ise ekısmen, yandığını tesbit etmiştir.

— İstanbul :

22 ve.23 kasım günleri Washington d a-yapılan Nato askerî konseyi toplantı­larına iştirak eden Erkânı Harbiyei U-mumiyıa Reisimiz Org. Nurettin Baran-sel bu akşam saat 21 de Amerikadan yurda avdet etmiştir.

Org. Baransel Yeşilköy hava alanında, İstanbul Valisi adına Bakırköy Kay­makamı Nazım Başlamışlı, Emniyet Müdürü adına Emniyet Müdür Muavi­ni Mehmet Ali Alnsar, Harb Akademi­leri Kumandam Org. Fevzi Mengüç, Birinci Ordu Müfettiş Vekili Korgene­ral Necati, Tacan, Boğazlar ve Marma­ra Kumandanı Koramiral Rıdvan Ko­ral, Merkez    Kumandanı Tuğgeneral iCâzım Demirkan ile İstarıbulda bulu­nan generaller, amiraller, yüksek rüt­beli subaylar ve bayan Baransel ile basın mensupları tarafından karşılan­mıştır.Washington'da yapılan Nato konseyi toplantılarının iyi bir şekilde bittiğini söyliyen Org. Baransel bu seyahatin­de Tümg. Tekin Arıburnu, kurmay al­bay Selâhattin Karatamu, deniz kur. albay İzzet Saltun. kurmay yarbay Muhterem Serol ile kurmay yarbay Sabri Sarptır refakat etmekte idiler.

— Ankara :

Türkiye Kızılay Cemiyeti umumî mer_ kezinden bildirilmiştir:

Güzel İstanbul'umuzun büyük tarihî ve manevî kıymeti olan Kapalıçarşısı-r:m geniş bir kısmını tahrip eden ve milletçe teessürü mucip olan yangın dolayısiyle Türkiye Kızlay Cemiyeti umumî merkezi riyaseti, teessürlerini İstanbul Valiliğine telgrafla bildirmiş­tir.

İstanbuldaki kızılay temsil heyeti yan­gının vukuundan itibaren kizüaya te­rettüp edecek vazife hizmetler mev­zuunda derhal faaliyete geçmiştir.

Bilhassa, yanan dükkânlarda günde­likle çalışan işçi ve küçük sanatkârlar­dan işsiz ve muhtaç vaziyette kalan­ların âcil ihtiyaçlarını karşılamak ü-zere, kızılay umumî yardım olarak 15 bin lira göndermiş bulunmaktadır.

Sayıları binleri aşan bu vatandaşların, kara kışın eşiğinde maruz kaldıkları bu elemli vaziyetin bir müddet daha devamı mukadder buluduğundan, me-sailerile geçim imkânları sağlanıncaya kadar, zarurî ihtiyaçlarını karşılama­ya matuf para yardımlarını toplamak üzere kızılayca geniş bir kampanya a-çılmış bulunmaktadır. Bu maksatla bir taraftan kızılay şubeleri vasıtasiyle bü­tün yurdda hayırsever vatandaşların hamiyetine müracaat edilirken bir ta­raftan da millî malî müesseselerle ik­tisadî teşekküller yardıma davet edil­miştir.

Ayrıca, dünya umumî efkârında ge­niş akisler yapan bu yangın felâketi dolayısiyle beynelmilel  Kızılay  -  Kızılhaç cemiyetleri birliğine de müraca­atla âzâ camiyetler nezdinde yardım teminine tavassutu istenmiştir.

Yardım işlerini yakından ve yerinde tanzim etmek için, kızılay umumî mer­kezi reis vekili Manisa mebusu Semi Ergin, refakatinde kızılaym alâkalı müdürü olduğu halde yarın İstanbul'­da -bulunacaktır.

— İstanbul :    .

Kapalıçarşı yangını karşısında gösteri­len yakın alâka dolayısiyle başta Re­isicumhurumuz C.olâl Bayar olmak ü-zere Başvekilimiz Adnan Menderes, Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol. Da­hiliye Vekili Dr. Namık Gedik, Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu, İktisat ve Ti­caret Vekili Sıtkı Y:cralı ve komşu vi­lâyet esnaf birliklerine, Çarşıkapı ve İstanbul esnafı namına İstanbul san'-atkârlar dernekleri birliği başkanı minnet ve şükranlariyle teşekkürleri­ni bildirmektedir.

— Ankara :

Kore'de 28/29 mayıs 1953 gecesi cere­yan eden şiddetli muharebelerde kah­ramanca döğüşen Türk tugayının ku­mandanı Tuğgeneral Sırrı Acar'a ü-çüncü değiştirme tugayı personeli a-dına mümtaz birlik şeridinin ve Ku-nuri muharebelerinde kahramanca dö-ğüştükten sonra yaralanması hasebiy­le .esir düşen ve esareü esnasında Bir­leşmiş Milletler esirlerine nefsini fe­da edercesine yardımlarda bulunan tu­gayımız onbaşılarından Veli Atasoy'a liyakat madalyasının (Legion of meri-te) verilmesi münasebetiyle bugün sa­at 15 de 19 Mayıs stadyomunda par­lak bir tören yapılmıştır.

Merasimde hükümet adına Hariciye Vekâleti umumî kâtip muavini Şedı Kavur ile protokoldan Refik İleri, Er­kânı Harbiyeî Umumiye ikinci reisi korgeneral Rüştü Erdelhun, Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M. War-ren, Ankara Vali ve Belediye reisi Ke­mal Aygün Hava. Kuvvetleri Kuman­dam, Amerikan askerî yardım kurulu başkanı ile Erkânı Harbiyei Umimiye ve Amerikan askerî yardım heyeti ile­ri gelenleri ile Garnizon ve Merkez Kumandanları hazır bulunmuştur.

Merasim saatinden, evvel başta alay sancağı bulunduğu halde bir ihtiram taburu, şehrimiz okulları temsilcileri, izciler ve kalabalık bir vatandaş top­luluğu 19 mayıs stadyomunda yer al­mış blunuyordu.

Törene saat 15 te Amerikan ve Türk Millî Marşlarının çalınmasiyle başlan­mış, bilâhare garnizon kumandanı bir konuşma yaparak 1953 Kore muhare­belerinin cereyan tarzı hakkında iza­hat vermiştir.

Müteakiben garnizondan bir subay ü-çüncü Kore tugayı namına tugay ku­mandanına verilen mümtaz birlik şeri­di ile onbaşı Veli Atasoy'a verilen ma­dalyanın Amerika Birleşik devletleri Reisicumhuru Eisenhower tarafından imza edilmiş beratlarını   okumuştur.

Amerika Birleşik Devletleri Büyükel­çisi Ekselans Warren halkın coşkun tezahüratı arasında general Sırrı Acar' in vğ onbaşı Veli Atasoy'ım göğüsleri­me mümtaz birlik şeridi ile madalya­yı takmıştır.

Ankara Valisi   ve Beledi v.e Reisi  Ke-

mal Aygün Ankara halkı adına kah­ramanlarımıza birer altın saat hediye etmiş ve kendilerine buketler takdim edilmiştir. Merasim talebe ve izci grup-lariyle askerî birliklerin yaptığı bir geçit resmiyle son bulmuştur.

Tugayımızın mümtaz birlik nişanı al­masına sebep teşkil eden 28/29 ma­yıs 1953 muharebeleri hakkında tuğ­general Sırrı Acar basma şu izahatta bulımmu ştur:

«28/29 mayıs 1953 gecesinde, tugayı­mız Deri karakolları Berlin-V.egas-E!-ko-Karso mıntıkalarında bulunuyor­lardı. Tugayımıza 11 kilometrelik bir cephe genişliğinin müdafaası verilmiş­ti. Düşman 28/29 mayıs gecesi ileri karakollarımız ile tugay cephesine foir buçuk tümenlik kuvvetle taarruz et-misT, ileri karakollarımızı sarmıış, 36 sa­at Fava- vam!m^t;r. Fakat tek bir Türk erini bir adım dahi geri atmaya muvaffak olamamışlardır. Ertesi gün ise mağlûp olan düşmanın cephesinde saydığımız ölülerin miktarı dört bin idi. İşte 28/29 mayıs 1953 gününün hâ­tırası budur ve 3 üncü Kore tugayımı­zın «Mümtaz Birlik» seviyesine ulaş­masının sebsbi bu sanlı muharebe­dir. »

Reisicıımhurumuzun Büyük Millet Meclisini açış nutku: 1 Kasım 1954

— Ankara :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar Büyük Millet Meclisinin onuncu dönemi­nin birinci toplantısını aşağıdaki nutuklarıyla açmışlardır:

«Türkiye Büyük Millet Meclisinin onuncu döneminin birinci toplantı­sını açıyorum.

Muhterem mebus arkadaşlarım,

Her şeyden evvel, demokratik rejim içinde milletin, iradesini serbest kullanmak suretiyle seçtiği hakikî mümessilleri olan sizlerin, onuncu Büyük Millet Meclisinin, huzurunda bulurun aktan duyduğum bahtiyar­lığı belirtmek isterim.

Arkadaşlar,

Türk milleti siyasî haklarını kullanmak ve demokratik rejimin icaplarını tahakkuk ettirmek hususunda ne derin bir şuura sahip olduğunu 2 mayıs seçimleriyle bir kere daha ispat etmiş bulunuyor.

Filhakika, 2 mayıs seçimlerinde vatandaşlar, seçmenlik haklarını, vic­danlara huzur veren kanunun teminatı altında tam bir emniyet ve ser­besti ile kullanmışlardır.

Vatandaş haklarının korunmasını gaye ediven bir idarenin, seçimlerde bu güzel neticenin elde edilmesindeki tesir ve hissesini belirtirken derin

bir memnunluk hissetmektevim.

Vatandaşlar, demokratik rejimde hükümetlerin, kendileri için çalışmak üzere, kendileri tarafından iş başına getirildiğini artık tamamiyle anla­mışlardır. Bu suretle, devletle vatandaş arasında bulunması gereken ve karşılıklı saygı ve itimada dayanan sıkı işbirliği iyice teessüs etmiş bu­lunuyor.

Aziz arkadaşlarım,

İlk önce, devlet hayatında islerimizin ne suretle yürütüldüğünü ve nere­lere gelmiş bulunduğunu daha iyi belirtebilmek için, selefiniz dokuzun­cu Büyük Millet Meclisince, gerek manevî sahada ve rejim bahsinde, ge­rek iktisadî ve mâlî mevzularda neler yapılmış olduğunu çok samimî şe­kilde ve süratle dahi olsa gözden geçirmeyi faydalı bulmaktayım.

Demokratik idarenin esasını teşkil eden seçim, emniyeti, ve siyasî ahlâkm muhafazası, genç demokrasimizin hali ve istikbali bakımından ihmali asla caiz olmayan bir vecibe olduğun? şüphe yoktur.

Bu hakikati gözonünde tutan dokuzuncu Büyük Millet Meclisi, secrm ka­nununda yaptığı değişiklikle, yüksek seçim kuıulunun selâhiyet'ni ge­nişletmiş, adlî murakabe sistemini daha mükemmel bir hâle getirmiştir. BÖvle bir adımın atılmasmdaki büyük ehemmiyeti, samimî ve medenî ce­sareti izahtan müstağni görürüm.

İnkılâplarımızın, medeniyet âlemine karşı, bizim için bir gurur kaynağı teşkil etmekte olduğu muhakkaktır.

Bunların korunması mevzuunda da dokuzuncu Büyük Millet Meclisinin göstermiş olduğu hassasiyeti şükranla kaydetmek yerinde olur.

Bilivoruz ki yine bundan evvelki teşrii devrede demokratik rejimin mem.-lekst+e tereddiye uğramadan yerleşebibnesirri temin hususunda da büyük gavretler  sarf edilmiş tir.

Bugün devletle vatandaş arasında, mevcudiyetini her sahada müşahede ettiğimiz daha sıkı ve daha verimli işbirliğinin tahakkuku ancak bu su­ret7 e mümkün olabilmiştir.

Bir taraftan solcu cereyanlara, diğer taraftan taassup ve irticaa dayanan tahrikçilerin el ele vererek harekete geçmiş oldukları bir vakıadır. Yer yer ayaklanma teşebbüslerine müsait zeminler hazırlanmış, kara taassup iticanî» namı altında çok cüretkârane hareketlere geçmişti.

Dokuzuncu Büyük Millet Meclisi, solcu tahriklere esaslı darbeler iriir-meyi mümkün kılacak ve dinî hisler1" istismar etmek yolundaki teşebbüs­leri de hüsrana uğratacak kanunî -hükümleri zamanında tedvin etmesini bilmişti.

Bu sayededir ki, demokratik nizamın sarsıntısız devam ettirilmesi müm­kün olmuştur.

Gerçekten o zamana kadar memleketimizde görülmemiş bir hâdise olan 1950 seçimleri neticesinde iktidarın değişmesi ve beklenmiyen bu deri­şikliğin, memleketi meçhul âkibetleic sevk etmesi ihtimali, ve nihayet bu seçimleri takip eden -yeni rejimin birdenbire tatbika konmasının ilk tesir­leri ve yanlış telâkki ve tefsiri neticesi olarak, güçlüklerle karşılasılmış olması, bir takım zararlı cereyanların harekete geçmesine sebep olmuş­tur.

Yeni kurulan idareyi bir türlü kabul ve hazmetmek istemi yenlerin, tec-rübes'zük ve ihtirasları yüzünden, siyaset mücadelelerini,     görülmemiş

bir şiddete götürdükleri muhakkaktır. Sinsi ve ürkek bir intizar halinde bulunan kötü cereyanların, maskelenip korkusuzca siyaset mücadeleleri­ne karışabilmelerinde bu vaziyetin başlıca âmil olduğu da inkâr oluna­maz.

Arkadaşlar,

Onuncu Büyük Millet Meclisi olarak yüksek heyetiniz ise, gecen yaz ;n-tidasındaki fevkalâde devrede daha da mütekâmil tedbirler almak basi­retini göstermiş bulunuyor.

Geniş bir hürriyet anlayışına dayanan bir idarenin kurulmasında ve payidar olabilmesinde cemiyet nizamının ve inkılâp esaslarım korunması anevzuunun arzettiği büyük ehemmiyete işaret etmek isterim.Teşkilâtı esasiye kanununun mutlak teminatı altında bulunan vicdan, fi­kir, toplanma hak ve hürriyetleriyle matbuat hürriyetinin, devletin se­lâmet ve bekasını tehlikeye düşürecek, âmme menfaatlerini* sarsacak, hu­zur ve sükûneti bozacak, vatandaş şeref ve haysiyeitni kıracak şekiller-deki suiistimallerine mâni olmak ve bilhassa bu hürriyetleri hakikî mâ­nâ ve hudutları içinde korumak maksadiyle kanunlar tedvin etmiş bulu-unyorsunuz.

Bu kanunlar yürürlüğe girmiş ve Kaza Hakkını temsil eden hâkimlerimiz -tarafından isabetle tatbik edilmeğe başlanmıştır.

Cemiyet nizamı ile inkılâp esaslarının, şahsî şeref ve haysiyetlerin korun­masında bu kanunların verimli neticeler sağladığı görülmektedir.

Ayrıca ve yine fevkalâde devrede, memurun siyasetle münasebetini tan­zim eden ve vatandasın rey verme hakkını her türlü tesir ve nüfuzdan nrıasum bulundurmak, siyasî ahlâkı muhafaza etmek hedefini güden ka­nunî hükümler tedvin edilmiş olduğunu da kaydetmek isterim.

Bu tedbirler sayesindedir ki, önümüzdeki seneler içinde milletçe huzur ve emniyet içinde çalışabilmek mümkün olacaktır. Bunun ehemmiyeti üzerinde durmanın yeri vardır.

Zira memleketimizin, her sahadaki büyük hamlelerinin devam ettirile­bilmesi, hürriyet reiimiinn tarsin ve tahkimi için iç siyasette tabii halin teessüsü lâzımdır.

"Vatandaşlarımızın, milletçe başlanan kalkınmayı inkişaf ve intaç ettire­bilmek için huzur ve sükûn içinde çalışmak istediklerini yakinen müşa­hede ve tespit etmiş bulunuyorum.

Sizlerle başlayan onuncu teşriî devremizin ise, milletimizin emniyetini daha da kuvvetlendirecek, mîlletimizin huzur ve refahını arttıracak, bu­güne kadar yapılanlardan daha büyük islerin başarılmasını mümkün kı­lacak bir devre teşkil edeceğini ümit ve temenni etmekteyim.

Büyük Millet Meclisinin dokuzuncu devresini teşkil eden son dört yıl zar­fında, hürriyet rejiminin takviyesi, nizamın muhafazası, inkılâplarımızın korunması gibi en ehemmiyetli mevzularda ele alınmış olan tedbirlerin izahından sonra simdi de, yine aynı devre zarfında iktisadî ve mâlî sa­halarda, memleketin' ümrana ve refaha kavuşturulması mevzularında ta­hakkuk ettirilen ve tahakkuk ettirilmek üzere bulunan işlerin umumî manzarasına kısa bir nazar atfetmek faydalı olacaktır

Kiç şüphe yok ki, bu devre zarfında yapılan işler, hacim ve verimlilik iti­bariyle büyük ehemmiyeti haizdir.

Asıl mühimmi ise, bir umumî iktisadî kalkınmanın icaplarma tam uvgun olarak birbirlerine başlı, birbirlerine yardımcı ve birbirini tamamlayan "bütün mevzuların mâkul ve makbul nispetler dairesinde birden eîe alın­mış olmasıdır.

Böylece sarfedilen gayret ve harcanan emekler, iktisadî, mâlî faalivetleri topyekûn kavrayan, memleket iktisadiyatının muvazeneli bir tarzda yük­selmesini sağlayan bir şümul ve mahiyet arzetmiş'tir.

Binaenaleyh geçen devreyi dolduran geniş faaliyetlerin istihsal, kredi, münakale, imar ve inşa, ticaret bütçe ve devlet gelirleri gibi bütün saha­ları kapladığı derhal nazara çarpar.

Faaliyet ve tedbirlerin nispeteli, muvazeneli ve şümullü olması neticesi­dir ki, istihsal hejr sahada büyük bil artış göstermiştir. Meselâ ziraî istih­salimiz ana mahsul gruplarında yüzde iki yüz nisbetine kadar yükselen artışlar kaydetmiştir.

Çünkü, istihsal artırımına matuf olan bütün tedbirler yerinde ve zama­nında alınmıştır.

Ziraat kredisi kısa bir zaman içinde dört beş misline kadar yükseltilmiş, yine kısa bir zaman içinde traktör sayısı altı yedi misli artırılmış mem­lekette kalianılan bütün ziraat âletlerinde hem süratle artışlar, hem de yenilenme ve modernleşme temin olunmuş, tohum tevzii işi çok geniş ha­cimde ele alınmış, haşerat ve hastalıklarla mücadele daha tertipli hale getirilmiş, en mühimmi, mâkul ve müstakar bir fiat politikası takibolun-muş, ziraî istihsali artırmak için geieken tedbirler hiç bir noktada ihmal olunmamıştır.Bu tedbirlerin vüs'at ve şümulüne bir misal olmak üzere tahum tevziini zikredeyim 1940'dan    1950'ye kadar geçen    on    yıl içinde dağıtılmış  olan tohum iki yüz yetmiş bin tondan ibarettir   Sadece bu yıl. bugüne kadar tahsis ve tevzi edilen miktar ise, ikiyüz bin tona yaklaşmaktadır. Bu mik­tarın bu yıl daha da artacağı muhakkaktır.

Ayrıca ziraî istihsalin artmasında doğrudan doğruya müessir olan küçük ve büyük su islerine ve yeraltı sularına, geniş ölçüde gübre kulla-mlmasını temin maksadiyle memlekette gübre fabrikaları inşasına bü­yük ehemmiyet verdiğimizi kaydetmeliyim.

Dolayısiyle istihsalin artmasına müessir olan liman, yol sanayileşme gibi diğer mevzuların da ne suretle, ele alındığı malûmunuzdur.

Eu yıl, birçok yabancı memleketlerde olduğu gibi, memleketimizde de hububat mahsulü kötü hava şartları dolayısiyle verimsiz olmuştur. Fakat normal şartlar içersinde heı zaman tahakkuk edeceği tabii bulu­nan bu yüzde ikiyüz civarındaki artış istihsal kapasitemizin miktarını teşkil  etmektedir.

Sanayiimizin süratli inkişafının  at'zettiği manzaraya gelince:

Elde bulunan indeksler, bu devre zarfında sınaî istihsalâtımizm yüzde yüz arttığını göstermektedir, ki hakikatte, bu sahada yapılan geniş yatı­rımların büvük kısmı itibariyle isletmeye daha yeni açılmış veya açıl­makta olduğu, indekslere müessir olacak zamanın henüz geçmemiş bu­lunduğu nazara alınırsa bu sahadaki gelişmenin yüzde yüz nispetinin çok üstünde olduğu derhal anlaşılır.

Meselâ, yalnız pamuklu ve yünlü mensucat sahasında iğ adedinin ücyüz binden bir milyonu geçmek üzere bulunması, dört yıl zarfında (Al-tıvüz doksanaltı) adet yeni sınaî müessesesinin kurulmuş ve işletmeye açılmış olması bu mevzuda ziraî istihsal sahasının üstünde bir gayretle' çalışıldığını gösteren açık delillerdendir.

J)iğer bir misal olarak şeker sanayiini ele alıyoruz; 1950 yılında mevcut dört şeker fabrikasına ilâveten kurulması kararlaştırılan onbir şeker fabrikasından dördü, faaliyete geçmi? ve böylece şeker istihsal kapasitesi yüzde yüz artarak ikiyüz yirmi beş bin tona yükselmiştir ki, yeni açıla­cak fabrikalar sayesinde bu miktar 1956 yılında dortyüz bin tona çıka­caktır.

Başka misaller ve tafsilât vermeğe lüzum görmüyorum; onun için sınaî İstihsalimizin ne derece arttığını şu kısa sözlerimle belirttikten sonra ma­den istihsal sahasına geçiyorum. Madenciliğimizin de dikkate değer ar­tışlar kaydettiği vereceğim kısa izahat ile anlaşılmış olacaktır.

Evvelâ şurasını arzedeyim ki, bir taraftan yüksek meelisinizce geçen se­ne kabul buyurulan petrol kanununun hükümleri dairesinde sekiz şirket yurtta petrol aramaları yaparken, diğer taraftan Güney-Doğu petrol bölgesinde «Maden tetkik ve arama enstitüsü» tarafından kuyular açıl­makta ve çalışmalara devam olunmaktadır.

Yirmibeş, otuz milyon liraya malolacak rafineri inşaatı, önümüzdeki sene tamamen bitmiş olacaktır.

Bundan başka, .madenciliğimiz mevzuunda, maden ihracatımızın geçen devre esnasında ton itibariyle yüzde dörtyüze yakın bir nispette arttığı­nı söylersem bu sahadaki faaliyetlerin şümul ve vüsTati hakkında fikir edinilmiş olur.

Ayrıca şimdiye kadar bizde mevcudiyeti bilinmeyen .«Volfram», «Uran­yum» ve Toryum» gibi çok kıymetli stratejik madenlerin memleketi­mizde bulunmuş olmasından, müspet neticeler beklemekteyiz.

Münakale işlerimize gelince:

Geçen devre zarfında en geniş faaliyetlerimizin bir mevzuu da yol şebe­kemizin yeniden yapılmışcasma İslahı ve büyük süratle genişletilmesi ol­muştur.

1949        yılı sonuna kadar memleketimizde mevcut stabilize yolların uzun­
luğu «îkibin altıyüz otuz» kilometreden ibaretti. Hâlen bu miktar «Yir­
mi iki bin» kilometreyi bulmuştur.

Yollarımızın ıslâhı mevzuu, üzerinde durulacak bir ehemmiyet arzeder. Çünkü, evvelden mevcut yolların bugünkü devlet yolları standardına gö­re ıslâhı, âdeta yeniden yapılmışcasma masraf ve külfeti mucip olmak­tadır.

Devlet yollarının yanı başında il ve köy yollarına da hususî bir ehemmi­yet atfedilmiş ve dört sene zarfında il ve köy yolları için vilâyetlere ya­pılan yardım (Yüzyetmiş) milyon lirayı geçmiştir.

Arkadaşlar,

1950        seensinde, bütün köprülerimiz (Onüçbin) metre uzulnuğunda,  (İki­
yüz seksendokuz) adetten ibaretti.

1950'den bu yana, yurtta (Sekizyüz) adet ve mecmuu (Kırkaltıbin) met­re tulünde yeni köprü inşası gibi muazzam faaliyete geçilmiş ve bun­lardan (Otuzbin) metreye yakın kısmı işletmeye açılmış bulunuyor.

Demiryolları mevzuunda ise, bir taraftan yeni hatlar inşa ve ikmal edi­lirken diğer taraftan yıpranmış hat.! arı tamir etmek. Ömrünü çoktan ik­mal etmiş vasıta ve teçhizat yerine yenilerini tedarik etmek iktiza eyle­miş ve bunun için de (Yüzseksenyedi) milyon lira harcanmıştır.

Tabloyu tamamlamak için silo, liman, enerji, köy içme suları, kasaba ve şehirlerimizin elektriğe kavuşturulması gibi her biri beîlibaşh mevzular­dan olan işlerimiz hakkında birer cümle ile izahat vermeme müsaade bu­yurmanızı rica ed-erim.

1950'ye takaddüm eden zamanlarda enerji mevzuunda esaslı bir adım arı­lamadığı bilinen hakikatlerdendir. Halbuki geçen dört yıl içinde bu sa­hada yapılan işler, kısa sözlerle anlatılamayacak azanı ettedir. Küçüklü, büyüklü barajlarla hidroelektrik santralleri, termik santraller ve mem­leketi kısım kısım birbirine bağlayan havaî elektrik hatları inşası, bütün vatan sathında görülmemiş bir hızla devam etmektedir.

Şu kadarını söyliyeyim ki, başladığımız ve peyderpey bitmekte olan iş­lerimiz, önümüzdeki iki üç sene zarfında ikmal olunduğu zaman 1950'ye kadar (Sekizyüz) milyon kilovat civarında olan elektrik takati (Üç) mil­yarı aşacaktır.

Büyük limanlarımız, mühim iskele ve barınaklarımızın inşası işleri de süratle devam etmektedir.

Ereğli, Trabzon limanları bitirilmiş, her birisi (60), (70) milyon liraya malolacak Samsun ve Mersin limanlarının inşasına başlanmış, İstanbul'­da Ka.vdarpasa ve Salıpazarı limanlarının inşaatı işi. hayli ilerlemiş, Gire­sun limanının temeli atılmış, (30). (35) milyon liraya malolacak İzmir -Alsancak limanının ihalesi yapılmış, önümüzdeki ay içinde inşasına daT başlanmış olacaktır.

Şimdi kısaca siolarımızdan. köy, kasaba, şehir içme sularından ve kasaba ve şehirlerimizin enerji işlerinden bahsedeyim:

1950'de çelik silo, hangar ve depo kapasitemiz (147) bin tondan ibaretti ve toprak ofisin elinde bulunan ahşap ambar ve salaşlarla birlikte bü­tün istiap kapasitesi (415) bin ton idi Hâlen inşa edilmiş olan beton silo­lar ve çelik hangar ve depoların kapasitesi (540) bin tondur.

önümüzdeki devrede1 inşa edilecek olanlarla birlikte tamamiyîe modern mahiyetteki çelik ve beton silo ve hangar kapasitemiz (1) milyon (522) ■bin tona yükselecektir ki, bu lP50'dcki modern silo ve hangar kapasitesi­nin yüzde bin nispetinde artması demektir. Bu siloların dış finansman kredileri şimdiden temin olunmuş ve mühim bir kısmının inşalarına baş­lanmıştır. Diğerlerinin de ihaleleri yapılmak üzeredir.

Köylerimizin büyük kısmının içme suları ikmal edilmiş veya ikmal edil­mek üzere bulunuyor. Önümüzdeki devre içinde temiz, sıhhî ve bol içme suyuna kavuşmamış hiç bir köy ve kasabamız kalmıyacaktır.

Yine önümüzdeki dört yıl içinde şehir ve kasabalarımızın elektrik ihti­yaçları mühim nispette temin edilmiş olmakla kalmıyacak, köylerimizin de elektriklenmesi işine başlanmış olacaktır.

Aziz arkadaşlar,

Münakale ve nafıa hizmetleri topyekûn nazara alındığı takdirde 1950'ye takaddüm eden dört yıl zarfında bu işler için sarfedilen mebaliğ (Beşyüz yedi) milyon lira olduğu halde son dört yıllık devre zarfında aynı işler için (Bir milyar yüzkırküc milyon) lira sarfedilmiş olduğunu ifade etmek bu hizmetlerin ne derecelere kadar önemle ele alındığını göstermeğe kâ­fidir sanırım.

Denizyolları, seyrisefain ve Devlet Denizyolları halinden çıkarılmış, De­nizcilik Bankası işletmesi haline getirilmiştir.

Deniz ticaret filomuz, dört yıl zarfında, yeni yolcu gemileri, şilepler ve tankerlerle mühim, nispette kuvvetlendirilmiştir. 1949'da denizyolları ile armatörlerimizin sahip oldukları ticaret filomuz, (350) bin ton iken, De­nizcilik Bankamızın ve armatörlerimizin şimdiden satın aldıkları ve ya­kın zamanda bayrağımızı çekeceğimiz gemilerin iltihakiyle, filomuz, bir misli artarak (700) bin tona yaklaşacaktır.

Bu bahse son verirken sıhhat ve maarif islerimizle, üniversitelerimiz, bankacilığımızdaki inkişaflar, yabancı sermaye kanununun tatbikatı ve dış ticaretimiz mevzularına da kısaca temas etmek isterim.

1950 yılında sağlık hizmetlerine ayrılan tahsisat yekûnu (60) milyon li­radan ibaret iken bu tahsisat 1954 bütçesinde yüzde yüzden fazla bir ar­tışla (129) milyona yükselmiştir. 1955 bütçesinde bu hizmetlere ayrılacak tahsisatın daha da artacağı tabiidir.

Sağlık hizmetleri gurubuna, geçen devrede (400) milyon lira gibi büyük bir meblâğın harcanmış olduğunu arzedersem, verem, trahom, sıtma gi­bi hastalıklarla sağlık tesislerine ve hizmetlerine no dereceye kadar ehemmiyet verildiğini göstermiş olurum.

Son dört yıllık devre zarfında maarif hizmetlerine bütçelerimizden ayrı­lan tahsisat (1) milyar (15) milyon lirayı tecavüz etmiştir. 1950'ye ta­kaddüm eden dört vıl içinde ise, bu ancak (676) milyon lira civarında idi.

"Maarifimize verdiğimiz ehemmiyeti tebarüz ettirebilmek için bir iki ra­kam daha vereyim.

1950 bütçesinde üniversitelerimizin tahsisatı (21) milyon liradan ibaret­ti. 1954 bütçesinde ise üniversitelerimize verilen tahsisat (48) milyon li­radır.

(48) milyon liralık 1954 bütçesine ilâve olarak 1955 bütçesine konması istenilen para (17) milyon liradır ki, bunun büyük bir kısmı verileceği­ne göre, önümüzdeki bütçede vuku bulacak artışın, 3 950 bütçesindeki üniversiteler tahsisatı yekûnuna yakın olduğu açıkça görülüyor.

"Muhterem arkadaşlar,

Dört senede kaydedilen terakkileri bir başka ölçü ile bankalara    yapılan mevduat, banka muameleleri ve banka  ikrazatmda  kaydedilen artışlar­la ölçelim.

Geçen devrede tatbika başlanılan mühim iktisadî kalkınma faaliyetle­rinde ziraat, sanayi, madencilik,  enerji sahalarında girişilen ve yekûnu

milyarları bulan sermaye yatırımlarının tahakkuk ettiı ilmesinde banka
kredilerinin- istihsal ve teşebbüs erbabının ihtiyaçlarına cevap verebile­
cek bir seviyeye ulaştırılması için sa?fedilen gayretlerin büyük bir hisse­
si olmuştur. Nitekim banka kredileri bu devre içinde üç misline yakın bir artışla (4) milyar liranın fevkine yükselmiştir. Bu kredilerin pek büyük bir kısmı çiftçilerimize ve muhtelif sanayi kollarında yeni yeni tesisler kuran mü­teşebbis vatandaşlara açılmış bulunmaktadır.

İstihsali arttırıcı tedbirlerden birisi de yabancı sermaye yatırımları ile1 muhtelif tesisler için dışarıdan uzun vadeli krediler sağlanması hususun­da girişilen teşebbüsler olmuştur.

1950'ye kadar bu sahada kayda değer bir terakki olmadığı halde, bilhassa 1950'den bu yana istikbal için çok geniş ümitler vâdeden inkişaflar kay­dedilmiştir.

Yabancı sermayeyi teşvik kanununun tatbik mevkiine konulmasını ta­kip eden çok kısa bir müddet içinde (138) müracaat olmuştur. Müracaat­lar, ciddî tetkikler neticesinde karara bağlandığı içindir ki, bunlardan yetmiş yedisi kabul olunmuştur. Bu suretle memlekete gelen yabancı sermaye yekûnu (65) milyon lirayı tecavüz etmiştir. Diğer müracaatlar' tetkik olunmakta ve yeni yeni müracaatlar devam etmektedir.

Bunu bir ölçüye vurup mânasını daha iyi anlayabilmek için elde edilen neticeleri beş senedenberi kurulmuş ulan Sanayi Kalkınma Bankasının aldığı neticelerle mukayese -etmek pek faydalı olacaktıi.

Bildiğiniz gibi Sanayi Kalkınma Bankası, Dünya Bankasının .yardımıyla-"beş sene evvel kurulmuştur. Geçeri bu beş sene zarfında bu banka Dün­ya Bankasından (18) milyon dolarlık bir istikraz akdetmiş ve sanayile­rimize (137) milyon liralık bir ikrazda bulunmuştur. Bu suretle yapılan envestismanlar yerli sermayenin de iştirakiyle (305) milyon liraya bal) olmuştur.

Yabancı sermaye kanununun altı aylık tatbikatı neticelerine gelince:

Bu yoldan, bu çok kısa müddet içinde (25) milvon dolarlık dıs sermaye­nin gelmesi ve yerli sermayenin de iştirakiyle(200>i milyon liralık bir envestis-manm yapılması bugünden temin edilmiş bulunuyor. Derhal ha tırlatayım ki. elde tetkik edilmekte bulunan müracaatlar bu arzettîğiîrr envestisman kıymetinden daha geni'v bir hacim arz et m ektedir.

Geçen sene içinde hükümetimizin aldığı isabetli tedbirler sayesinde zi­raat, sanayi, madencilik ve bütün istihsal kollarında kaydedilen süratli' inkişaf, dış ticaret hacminde de büvük artışlar temin etmiştir. Bu saye­de memleketimiz dünya ticaretinde ehemmiyeti gittikçe artan bir mev­ki işgal etmeğe başlamıştır.

Arkadaşlar,

îr ve dış ticaretimizi daraldığı, madde noVesm vüzündtn havatın paha-lılandığı, secimin cok zorlaştığı ve dolayjsiyle ic ve dıs ticaretin son de­rece daraldığı intibaını veren sözlerin U7un zamandır devam ettirilmesi­ne mukabil çok şayanı dikkat bir vakıa olarak arzedeyir.ı ki, ne iç ti çare-

timiz, ne de dış ticaretimiz daralmak söyle dursun görülmemiş bir ölçü­de  inkişaf  etmiştir.

1950'de (1) milyon (730) bin olan dış ticaretimizin umumî yekûnu, dar­lığın en şedit olduğu, ithalâtın tediye güçlükleri yüzünden en az yapıldı­ğı zannı telkin edilmek istenilen 1953 yılında, üç misli artarak (5) mil­yon (100) bin tona yaklaşmış bulunduğunu söylemek ortadaki sözlerle hakikatlerin ne dereceye kadar birbirinden ayrı olduğunu ispat için kâ­fidir.

Arkadaşlar,

Bazı maddelerde darlık mevcut olduğu aşikârdır; bu, İthalâtın daha az yapılmış olmasından değil, hususî sektörde temerküz eden büyük vs sü­ratli envestisman arzusundan doğan hakikî ihtiyaçtan ve buna muvazi olarak spekülâsyonlara müsait olacak sunî bir havanın yaratılmış olma­sından ileri gelmektedir.

Yukarıda verdiğim misalden anlaşılacağı veçhile dış ticaretimiz üç mis­li artmıştır. Ve her sahada ithalât ve istihsal geçen senekinden fazladır, Şayet bazı maddelerin darlığı hissolunuyorsa bunların mânasını memle­ketteki büyük yatırım gayretinde ve artan istihlâk seviyesinde aramak icap eder.

Dış ticaret, iç ticaret, bankaların muamele yekûnları, banka mevduat ve ikrazat yekûnları, her sahada istihsal ve bütün maddelere ait istihlâk makamları, 1950'ye nazaran iki, Üç, dört misli tezayüd kaydederken his­sedilen sıkıntıları o mebdee nazaran hayat seviyemizde.bir düşüklük, ik­tisadî vaziyetimizde bir gerileme mânasına almak, odğru değildir. Ra­kamlar vazıh olarak hakikati göstermektedir.

Arkadaşlarım,

Buraya kadar izahlarım ve bütün memlekette görülen umumî manzara nasıl hayırlı ve şümullü bir iktisadî kalkınma içinde bulunduğumuzu aşikâr olarak göstermektedir. Bu derece geniş envestismanlara girişmiş memleketlerin zaman zaman şu veya bu maddenin tedarikinde, dış tedi­yelerde müşküllere mâruz kalması, hattâ vatandaşlara bu hızlı envestis­man devrinde bir takım külfetler ve mahrumiyetler tahmil etmesi kadar tabii hiç bir şey tasavvur olunamaz.

Yüzlerce yıl yapılmayan envestismanları bir, iki teşri devresine sıkıştır­manın vatandaşların hayat seviyesini düşürmesi ve onları mahrumiyet­lere mâruz bırakması icap ederdi.

Halbuki 1950 rakamlarıyla sabittir ki, yaşama seviyesi bu yüzde yüz iyileşmiş ve yükselmiştir.

Muhterem mebus arkadaşlarım,

Memlekette Ehemmiyetini lâyıkiyle takdir buyuracağınıza emin bulunduğum mali­ye ve bütçe politikamız ve umumiyetle malî islerimiz hakkında malûmat arzetmek isterim.Her şeyden evvel malî politikamızın sağlam ve verimli olduğunu açıkça söylemem lâzımdır. Bu malî politikanın neticesidir ki, umumî muvazene­de ve mülhat bütçelerde hakikî muvazene elde edilmiştir. Bu güç bir iş olmakla beraber tahakkuk ettirilmiş bulunmaktadır.

Geçen dört yıl içinde takip edilen yapıcı iktisadî ve malî politikanın dev­let hayatında çok esaslı olan neticelerini bütçenin rakamlarında oku­mak mümkündür.. Bu yıl meclisinize takdim edilecek bütçe dört yıl için­de nereden başlanıp nereye gelinmiş olduğunu daha iyi aksettirebilecek bir mahiyet taşımaktadır.

Şimdi bazı tafsilâta girelim, mukayeseyi adım adım yürütelim.

Devraldığımız 1950 bütçesi, (215) milyon lira açıktı. 1.954 bütçeleri ise. denk bütçelerdir. Yme 1950 bütçesi gelirleri (1) milyar (300) milyon li­ra idi. 1954 gelirleri ise, (2) milyar (288) milyon liradır. 1955 bütçesi de (3) milyara yakın olarak takdim olunmak üzeredir.

Umumî hizmetlerle yatırımlar fasılları arasındaki mukayeselere gelin­ce: 1950 bütçesinde yatırımlar yekûnu (317) milyon lira idi. 1954'te yatı­rımlar yekûnu (Yüzde ikiyüzden) fazla bir artışla (731) milyon lirayı bulmuştur. 1955 bütçesinde ise, bu miktar d^ha çok yüksek olacaktır.

Devlet bütçelerinden, muhtelif istihsal kollarında çalışan vatandaşların iktisadî faaliyetlerini, en müessir şekilde artıracak tesislerin kurulması temin edecek tarzda tahakkuk ettirilmesi ve bilhassa iktisadî kalkın­mamızın, devlet gelirlerinde müspet 'tesirler göstermekten uzak kalmıya-cağı pek tabiidir.

Nitekim, gecen dört senelik devrenin ilk yıllarında ceman (186) milyon1 liralık net vergi indirimleri yapılmış olması nazarı itibare    alınarak bu indirim artışa ilâve olunduğu takdirde bütçe gelirleri (1)  milyar liradan fazla bir artışla (2) milyar (288) milyon lirayı bulmuş olduğu gibi, 1954 malî yılının eylül ayı sonuna kadarki,  (7)  aylık tahsilat yekûnu da, ge-çen senenin aynı devresi zarfındaki  tahsilat    yekûnuna     nispetle (200) milyon liralık bir atış kaydetmiş bulunmaktadır. Önümüzdeki sene   için­de devlet gelirlerinin daha büyük bir inkişafa mazhar olacağı ve devlet bütçesinin de (3) milyara yaklaşacağını tekrar hatırlatacak olursam dört senede kaydedilen terakkinin derecesini ifade etmiş olurum.

Görülüyor ki, 1955 bütçemiz tam bir hizmet bütçesi olacak, hükümete ve vekâletlere şimdiye kadar olduğundan çok d^ha geniş hizmet imkânları1 bahşetmiş bulunacaktır.

Türk ekonomisinin son dört yıllık teşriî devre içinde büyük bir hızla ge­lişmesi, ver.gi sistemimizin ve malî mevzuatımızın şümullü bir şekilde devamlı olarak gözden geçirilmesi mi, bu gelişmenin meydana getirdiği yeni ihtiyaçları karşılıyacak mevzuat ve teşkilâtın hasırlanmasını icap ettirmektedir.

Bir memleket ekonomisinin inkişafı ve onun dış âlemle teması üzerinde en mühim rol oynıyan unsurlardan biri de, o memleketin gümrük resim­lerinde tatbik ettiği usuldür. Geçen devrede Türkiye hür dünya ekono­misinde mühim bir rol oynıyan güırrük tarifleri ve ticaret genel anlaş­masına girmek suretiyle bu. sahada mühim bir adım atmıştır.

Beynelmilel sahada giriştiğimiz bu işbirliğine uygun olarak tarife siste-' mimizde de gereken değişiklikleri yapmış, gecen devrede yüksek mecli­sinizin kabul buyurduğu bir kanunla «Spesifik» sistemden  cAdvalorem» esasına geçmiş bulunuyoruz.

Vergi politikamızda hâkim olan fikir:

«Vatandaşların tediye kabiliyetleriyle ölçülü vergi almaktır.»

İşte bu düşünce ile, kazançları az ve fakat adetleri çok büyük olan ve-birkaç yüzbini aşan vatandaş kitlesini teşkil eden gezici ve küçük esnafın vergi dışında bırakılması için meclisinize teklifte bulunulacaktır.

Hükümet programında yazıldığı gibi, kaldırılması düşünülen    bugünkü, imalât muamele vergisinin, bütçede bırakacağı geniş boşluk.gözönürr7 tutularak bu ilganın şekil, suret ve zamanı icrası esaslı surette    tetkik edilmektedir.

Gelir vergisi sisteminin memleketimizin ihtiyaçlarına ve realitelerin 2 uygun olarak mükemmelleştirilmesi hususunda yapılmakta olan devam­lı çalışmaların neticeleri yakında meclisinize arzedilecektir.

Bankalarımızın inkişaf halinde bulunduğunu, fazla istihsal için mühim bir unsur olan kredi tevziinde takdire değer hizmetleri olduğunu mem­nuniyetle müşahede etmekteyiz.

Bu gelişmenin daha emin ve muntazam bir surette temadisini ve millî' tasarrufun istihsal sahasına kolaylıkla akmasını temin etmek üzere borsaları kanunu» lâyihaları ile buna muvazi olarak hazırlanmakta olan Merkez Bankası kanunu lâyihası bu devre içinde yüksek tetkikleriniz? sunulacaktır.

Para politikasının ne kadar büyük bir titizlikle idare edilmekte olma yüksek meclisin daima takdirlerine mazhar olmuştur. Böyle olmakla beraber, bu. bahse bu yıl da .temas etmekte fayda vardır.

Bilirsiniz ki, para politikamızın esasını, tedavül hacminin, iş hacmi icap­larına göre ayarlanması teşkil eder.

Bu itibarla, tedavüldeki para miktarının millî gelir, istihsal ve umumî iş hacmine göre ayarlanması ancak bir sıhhat alâmetidir Mesele, piyasanın ve istihsal faaliyetlerinin icap ve ihtiyaçlarına göre tedavülün bir muva­zene arzetmesidir. Para mevzuunu münhasıran bu zaviyeden mütalâa et­mek lâzımgelir.

Muhterem arkadaşlar,

Barem ve personel kanunlarının, keyfiyeti kemiyete feda ederi bir ruh taşıdıkları malûmunuzdur. Bu kaurmlarm yeniden tanzim edilmesi bir zaruretin ifadesidir. Bu devre içinde buna ait yüksek meclisinize sunula­cak olan kanun lâyihaları, âmme hizmetlerine daha liyakatli kimselerin rağbetini celbedecek mahiyette hükümleri haiz olacak, bütün personelin istikbal ve istihkaklarının tâyininde ölçü olarak, «Vazifelerinde, başarı, işlerinde verim»  prensiplerini ihtiva  edecektir.

Muhterem arkadaşlar,

Asil milletimizin en aziz varlığı olan ordumuza milletçe derin bir mu­habbet, itimat ve iftiharla bağlı olduğumuzu huzurunuzda bir kere daha ifade etmekten büyük bir zevk duymaktayım.

İktisadî ve malî kalkınma gayretlerimize fevkalâde bir hız ve genişlik:

vermemizin asıl sebebi- bir an evvel modern ve kuvvetli Türk ordusunun kendi imkân ve vasıtalarımızla kendisinden beklediğimiz mukaddes va­zifelerin ifasına muktedir kılabilmektir.

Tarihi şanlarla dolu orduanuzun yalnız bizim için değil, derin bir inanış­la bağlı bulunduğumuz Nato camiasmı teşkil eden devletler için de    bir itimat unsuru teşkil ettiğini    biliyoruz. Türk ordusunun dünyanın  bölgesinde ayrıca müttefiklerimi iz ve dost komşularımız için sulhun ve istikrarın kuvvetli bir mesnedi olduğu şüphesizdir.

Bugüne kadar kendisinden hiçbir fedakârlığı esirgemediğimiz ordumuzu bundan böyle daha süratle gelişmekte olan imkânlarımızla kendisinden beklenen sulhun ve emniyetin muhafazası vazifesini daha da kudretle ifa edebilecek tarihî şerefine lâyık bir seviyeye eriştirecek bir çalışma­nın içindeyiz.

Elimizden gelenin ordumuzdan esirgenmemekte olduğuna ve Türk ord~~ sunun her türlü itimada lâyık bulunduğu hususuna hem aziz milletimi­zin ve bizimle kader birliği yapmış olan dost ve müttefiklerimizin emin olmalarını isterim.

Fedakârlıklarımız ne derece büyük olursa olsun büyük dost ve müttefi­kimiz Amerika'nın yardımları olmasaydı ordumuzu bugünkü seviyesine eriştirmenin bizim için asla imkânı olmazdı. Bu sözlerim büyük dost ve müttefikimize karşı teşekkürlerimizin ne derecelerde derin ve samimî olduğunu ifade edebilirse bahtiyar olurum.

Bu vesileden istifade ederek dost Kanada hükümetinin ordumuza kıy­metli yardımlar yapmış olduğunu teşekkürle kaydetmek isterim.

"Kendi bütçemizden türlü namlar altında ordumuza ayırdığımız milyara yakın tahsisatın yanında dost Birleşik Amerika'dan gördüğümüz büyük yardımları ve bütün Nato müttefiklerimiz «Enfra-strüktür» yolu ile yap­tıkları müşterek yardımlarla birleştirildiği takdirde husule gelen ehem­miyetli masraf yekûnunun Türk ordusunun, ifade ettiği kuvvete nazaran en tutumlu ve en az masraflı orda clduğu nazarı itibare alınınca bu tah­sis edilen büyük yekûnun kıymet ve verimi bir kat daha tebarüz etmiş olur.

Diğer taraftan en yeni ve ileri silâhları kullanmak ve harp sanatının en son usullerine göre yetişebilmek hususlarında da, ordumuzun her türlü takdire lâyık bir kabiliyette olduğunu yine iftiharla zikredebilirim.

Bu mevzuda da, kader birliği yaptığımız milletler arasında silâhlı kuv­vetlerimizin seviyesi iftihar medarımız olmaktadır.

Aziz  arkadaşlarım,

Geçen dört yıllık devreye dış siyasetimiz bakımından dv süratli bir na­zar atfettiğimiz takdirde ilk günlerden baslıyarak dünya siyaseti ile alâ­kalanmamız hâdisesinin gittikçe dah&..geniş, şümullü ve tesirli bir mahi­yet, aldığını müşahede etmekte güçlük çekilmez kanaatindeyim.

Bilindiği gibi gecen dokuzuncu teşriî devrenin başmde memleketimiz dış siyaset ve münasebetler bakımından bugünkü ile kıyaslansmaz bir manzara arzetmekte idi. O zaman ne Nato teşkilâtına dahil bulunuyorimage008.gifduk, ne Balkan ittifakını imzalamış, ne de Pakistan'la en samimî dostluk ve kardeşlik hisleirni bir ahitname ile tevsik ve tahkim etmiş değildik. Bundan başka,  bölgemizde  ayşayan kardeş  milletlerle     dostluklarımız mevcut olmakla beraber bugünkü hakikî işbirliğine müntehi olacak de­recelerde ileri ve sıkı olmaktan uzak bulunuyordu.

Sulhun korunması ve Birleşmiş Milletler andlaşmasmdaki yüksek in­sanlık ideallerinin tahakkukuna bağlanmış ve İnanmış olduğumuzdan bu gaye etrafında birlesen iyi niyet sahibi milletlerle en. sıkı işbirliği te­sis etmek karariyle harekete geçmiş bulunuyorduk. Sulh ve insanlık ideallerine samimî inanış ve derin bağlılığımızın neti­cesidir ki, sulhun dünyanın uzak bir köşesinde dahi olsa taarruz ve teh­dide mâruz kaldığını görünce bize düşen vazife ve mesuliyetin icapları­nı yerine getirmekte tereddüt göstermedik. Bu kararımızın kollektif em­niyet fikrinin kuvvetlenmesinde ve müşterek emniyet sistminin kurul­masında tesiri olduğunu biliyoruz. Bu kararımızın netice ve tatbikatı ise - seçtiğimiz siyasette ne derecele­re kadar samimî olduğumuzu herkese açıkça göstermiş bulunuyor. Kore kararımızın isabeti artık bugüne kimse tarafından münakaşa dahi edil­memektedir.

Yine o talihlerde memleketimiz âdeta hür milletlerin kendileri ve hürri­yeti müdafaaya en ziyade azimkar olanlarının teşkil ettikleri Nato camia­sının hududu dışında idik. Bunun mânası hürriyeti ve kendimizi kuvvet­li müdafaa hususunda o camiayı teşkil eden diğer mîlletler kadar karar­lı v-2 azimli Nato müdafaa sisteminin temin edebileceği emniyetten mem­leketimiz mahrum bulunuyordu.

Nato camiasına girmek hususundaki talep ve İsrarımızın ne dereceye ka­dar haklı olduğunu buraya kadar söylediklerim bile belirtmeye kâfidir sanırım. Onun için kısa süren tereddüt devrelerinden sonra Nato'ya alın­mamız kararlaştırıldı. Bugüne kadar bu camia içindeki mevcudiyetimiz ve gayretlerimiz, bizi aralarına almak kararını vermiş olan milletleri bü­yük isabetine tamamiyle inandırmış bulunduğuna eminim. Fakat yalnız Nato'ya âza olmak ye bu suretle bu teşkilâtın sağladığı em­niyetten faydalanmakla iktifa etmeyi aklımızdan geciimed'k. Bu teşki­lât İçinde mümkün olduğu kadar ehemmiyetli bir kuvvet olarak bulun­manın ve siyaseten de bu teşkilâtı daima kuvvetlendirmeye çalışmanın zaruretine inanarak hareket ettik. Bu itibarla bir taraftan ordumuzun kuvvetlenmesi hususunda büyük gayretler sarfederken diğer taraftan Nato işbirliğinin takviyesi ve hususiyle Nato müdafaa sahasının daha kuvvetli emniyet altına alınması hususunda durmadan çalıştık. Dünya sulh cephesi için maddî, manevî büyük bir kazanç teşkil eden üçlü Bal­kan ittifakımız bizim gibi düşünen Yunanlı ve Yugoslav müttefikleri­mizle müşterek eserimizdir.

Bununla da iktifa etmiyerek istiklâlini yeni kazanmış olan ve güzel bir istikbale namzet bulunması bizim için bir bahtiyarlık teşkil eden büyük Pakistan milletiyle de sıkı bir dostluk ve işbirliği muahedesi akdeyledik ki, bu ancak bir başlangıç sayılmak icabeder. Zira, bu muahedemizi sü­ratle takviye hususunda Pakistan'la mutabakat halindeyiz. Sakini bulunduğumuz mmtakanm sulhunu korumak ve müdafaasını teşkil âti andırmak hususunda bütün komşularımızın hissettiklerine kaani bu­lunduğumuz arzuyu tabiatiyle biz de bir ihtiyaç telâkki etmekteyiz. Bu komşularımızla çok sıkı dostluk münasebetlerimizin mevcut olması ve zaman zaman temaslarımız, bize, daha sıkı bir işbirliği tesisi hususunda zeminin hazırlanmakta ve hâdiselerin olgunlaşmakta bulunduğu kanaa­tini  telkin  etmektedir.

Muhterem arkadaşlar,

Dürüst ve hayırhah siyasetimizin Orta-Şarktaki dostlarımız nezdinde çok ümit verici neticeler tevlid ettiğini memnuniyetle kaydetmek iste­rim. Bilhassa Arap âlemine' karsı olsn muhabbetkâr ve kardeşçe hisleri­mizin g"7e1 mpkesler bulmaya başladığın: müşahede etmekteyiz. Fil­hakika Ürdün Meliki Majeste Hüseyin Bin Tallâl'm memleketimize şe­ref veren ziyareti en samimî ve itimatkâr dostluk tezahürlerine mevdan vermiştir. Ondan sonra arka arkaya hususî <m »hiyette olarak memleke­timizi teşrif eden Irak Veliahdı Altes Abiülülâh ile Arap âleminin en tecrübeli devlet adamlarından biri c'an Irak Başvekili Nuri Sait Pasa ile vuku bulan fikir müdaveleleri cok güzel inkişaf!ars müsait bir z^min hazırlamıştır. Süveyş Kanalına müteallik Mısır-înçiliz anlaşmasına Tür­kiye'nin emniveti istihdaf eden hükümler konulmasını kabul etmek­le kıvmetli bir tesanüt delili veren Mısır hükümetinin son zamanlarda dostluk ve yakınlaşma arzularımıza karşı gösterdiği güzel mukabeleler' de burada zikretmek isterim.

Mısır Başvekili Ekselans Abdülnasır ile Mısır hükümeti ve Başvekili­miz ile hükümetimiz arasında teessüsünü memnuniyetle müşahede etti­ğim dostluk ve kardeşlik münasebetlerinin süratle hayırlı inkişaflar kay­detmesini temenni ederim.

Haricî sivasetimizin daimî inkişaflarının hem mühim Kliklerinden biri, hem de delüi olmak üzere, bilvesile yukarıda zikrettiklerime ilâveten, dostlarımızla teati edilen ve her biri avrı bir kıvmet atzeden zivar etleri de .yüksek meclisinize hulasaten hatırlatmam faideli olur. zannederim.

Ben ve bilâhare Başvekilimiz büyük dost. ve müttefikimiz Birleşik Ame­rika'ya birer resmî ziyaret yaptık.

Kardeş Pakistan, evvelâ genel valinin, sonra Başvekilinin ziyaretleriyle iki defa memleketimizi şereflendirmiş bulunmaktadır.

Garp emniyet ve sisteminde ve Avrupa birliğinde kendisini bekliyen çok mühim ve şerefli mevkii almak üzere bulunmasını en büyük memnuni­yetle karşıladığımız Federal Almanyanm Şansölyesi Ekselans Konrad Adenauer ile. Başvekilimiz ve Hariciye Vekilimiz arasında resmî ziya­retler teati edilmiştir.

Dost ve müttefik Yugoslavya'nın "Reisicumhuru Mareşal Jozio Broz Tîto, memleketimize resmî bir ziyaret yapmış ve bu tarafımdan iade edilmiştir.

"Fedakâr kardeşlik bağlariyle baplı bulunduğumuz Libyanm Başvekili, Hariciye ve Maliye Vekiller: ve Ticaret ve Millî Müdafaa Vekilleri mem­leketimizi resmî ziyaretleriyle sereflendirmislerdir.

Görülüyor ki, memleketimiz bugün dünya siyaset cereyanlarının dışında -veya kenarında değil, bilâkis milletlerarası siyasî faaliyetlerin ve müda-

îaa tertiplerinin içinden en fasj unsurlardan biri olarak mevki almış bu-lunmatadır.

İçinde bulunduğumuz gayet kesif siyasî faaliyetler sadece dahil bulundu­ğumuz ve adalet ve hakkaniyet yolunda olduğuna inandığımız sulh cer>-"hesine mümkün olduğu kadar faideli olabilmek gayesine, müteveccihtir. Türkiye'nin maddî, manevî imkân ve iktidarın tam olarak sulhun ve in­sanlık ideallerinin korunması uğruna tahsis etmiş olmayı siyasetimizin ana prensipi olarak kabul etmiş bulunuyoruz.

•Çünkü, fikrimizce Türkiye'nin emniyeti, içinde bulunduğu sulh cephesi­nin umumî ve müşterek emnivetinin dışında mütalâa edilemez. Ve sulhun "bir bütün olduğu kanaati ne derece umumileşirse onun korunması o dere^ ve mümkün hale gelmiş olur.

Muhterem arkadaşlarım,

Bu görüşlerimiz bizi dış siyaset sahasında her gün gittikçe kesifleşen ve genişleyen gayret ve faaliyetlere sevketmektedir.

Doğruluğuna inandığımız haricî siyasetimizde yürümekte devam edeceği "Çok muhterem mebuslar,

Teşkilâtı Esasiye Kanununun bana verdiği vazifeyi huzurunuzda ifays ça­lıştım. Burada maruzatım nihayet bulmuştur.

Büyük ve asil milletimizi temsil eden yüksek meclisinizi hürmetle selâm­larım.

Büyük Millet Meclisinin 1 Ekim 1954 tarihindeki toplantısı müzakereleri: 1 Ekim 1954

-— Ankara :

Büyük MÜlet Meclisinin onuncu devresinin birinci toplantısı bugün saat 15'de Reis Vekillerinden Kayseri Mebusu Fikri Apaydm'm reisliğinde açıl­mıştır.

Mebuslar salonda bu saatten evvel yerlerini almış bulunuyorlardı. Hükü­met sıralarında başda Başvekil Adnan Menderes olmak üzere bütün Ve­killer hazırdılar Hususî localar hıncahınç dolu idi. Riyaseti Cumhur lo­casında Reisicumhur Ce'âl Bayar'ın refikası Bavan Reşide Bayar ve Baş­vekil Adnan Menderes'in refikası Bsyan Berin Menderes bulunmaktaydı. Yabancı memleketlerin büyükelçileri, elcileri ve memleketimizde misaf-r bulunan Libya heyeti, maslahatgüzarlar, temyiz mahkemesi, şûrayı devlet ve divanı muhasebat reisi ve azaları, vekâletler müsteşarları ve umum mü­dürleri, ayrıca Erkânıharbiyei Umumiye birinci ve ikinci reisleri, mecli-•sin bu acılısını localarından takip etmekteydiler. Türk ve yabancı basın ve aians mensupları Ha kendilerine avrılan yerleri almışlardı. Bundan baş-Üka dinleyici locaları da tamamiyle dolmuştu.

Yoklamadan, sonra Reis, Reisicumhur Celâl Bayar'ın meclisi açış rîutku— nu söylemek üzere gelmekte bulunduğunu bildirdi. Reisicumhur Celâl Ba-yar, meclisin kapısı Önünde arabasından indiği vakit, başta bando bulu­nan bir askerî kıta tarafından selâmlandı. Bando İstiklâl Marsını çaldı. Bui. sırada meclisin önünü doldurmuş bulunan muazzam bir kalabalık, Reisi­cumhurumuzu şiddetle alkışladı. Reisicumhurumuz meclisin kapısında^ Meclis Reisi, Başvekil ve Vekiller tarafından karşılandıktan sonra, me­busların hararetli tezahürleri ve sürekli alkışları arasında salona girerek: riyaset kürsüsüne çıktı. Açış nutkunu söylemeğe başladı. Nutuk radyoları­mız tarafından yayınlanmaktaydı. Reisicumhurumuzun sık sık hararetli alkışlarla kesilen nutku bir saat yirmi dakika devam etti.

Reisicumhur Celâl Bayar meclis salonunu terkederken hararetli tezahürlerivle selâmlandı.

mebuslarımızırr

Bundan sonra ruzname gereğince riyaset divanı seçimlerine geçildi. Önce-reislik seçimi yapıldı ve İçel Mebusa Refik Koraltan 370 reyle Büyük Mil­let Meclisi Reisliğine seçildi. Alkışlar arasında Reislik makamına çıkan Re­fik Koraltan su kısa hitabede bulundu:

«Çok muhterem arkadaşlarım, I0*uncu devre Türkiye Büyük Millet Mec­lisinin birinci içtima yılı için simdi bir seçim yapıldı. Bu seçim sonunda yüksek meclisinizin riyasetine seçilmiş bulunuyorum. Böylece hakkimda izhar buyurulan sevgi ve itimadınızı hürmet, minnet ve. şükranla karşıla­rım. Hakikaten tevcih buyurulan hizmetin ve bu kürsünün çok mühim va­zifeleri olduğunu tamamen müdrik bulunuyorum. Büyük bir dikkat Ve* hassasiyetle bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle do ve bilhassa.-siz' muhterem arkadaşlarımın sevgi ve itimatlarına lâyık olmak için bütün dikkat ve hassasiyetimi kullanarak, 21e mümkünse yaparak, hattâ beser ta­katinin üstüne çıkarak çalışacağım. Bütün bu mesainin muvaffakiyete-ulaşmasının tek sebebi ve mesnedi, şimdi esirgemediğiniz sevgi ve müza­heretinizin devamlı olarak gösterilanes' ile mümkün olacaktır. Sizinle büyük' Türk milletinin en mesut günlerini hep beraber görmek temennisi ile 10 uncu devre B. M. M. ni teşkil eden, milletin hakikî mümessillerine ve millet iradesinin'teceiligâhı olan B. M. M.'ne Allahtan büyük başarılar di­leyerek vazifeme başlıyorum.

Bundan conra riyaset divanı seçimlerine devam olunarak Kayseri Mebusu Fikri Apaydın. Balıkesir Mebusu Esad Budakoğlu, Samsun Mebusu Tevfik" İleri Reisvekilliklerine, Bolu Mebusu İhsan Gülez, Kayseri Metftısu Ömer Mart, Çorum Mebusu Sedat Baran, İstanbul Mebusu Nazlı Tlabar, Kayse­ri Mebusu İbrahim Kirazoğlu, Antalya Mebusu Attilâ Konuk kâtipliklere, Balıkesir Mebusu Ahmet Kocabıyıkoğlu, İzmir Mebusu Mehmed Aldemir, Kütahya Mebusu İhsan Şerif Özgen idare âmirîiklerine seçildiler. Mütea­kiben tatil devresinde meclise gelmiş olan Riyaseticumhur tezkereleri okundu.

Büyük Millet Meclisi 10 kasım çarşamba günü toplanacaktır.

Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:

Majeste Paul

Yunan Kralı

Atina

Türk millî bayramı münasebetiyle majestelerinin kendi adlarına ve Yu­nan milleti namına göndermek lütfunda bulundukları mesajdan son dere­nce mütehassis oldum.

"Majestelerine, sahsım ve Türk milleti adına teşekkürlerimi sunarken, ma­jestenizin şahsî saadeti ve kahraman Yunan milletinin  refahı hususunda en samimi dileklerimi takdime müsaraat eylerim. Türk milleti, iki mem­leketin ve adaletli bir barış dâvasına bağlı diğer milletler camiasının müş­terek menfaatleri uğrunda, Yunan milleti ile daima daha sıkı münasebet­ler idamesine ve işbirliğine taraftar bulunmaktadır.

Celâl Bayar

3 Ekim 1954

— Ankara :

Cumhuriyetin 31. nci yıldönümü münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl "Bayar'a Federal Almanya Reisicumhuru Theodor Heuss'in çektiği tebrik ve Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Türkiye Reisicumhuru

Ekselans Celâl Bayar

Ankara    .

"Dost Türk milletinin millî bayramı münasebetiyle Alman milleti namına samimî tebriklerimi takdim eder ve bu fırsatla Başvekil Ekselans Adnan Menderes ile Hariciye Vekili Ekselans Prof. Fuad Köprülü'nün Federal Cumhuriyete ahiren ki mesut ziyaretlerinin iki devlet arasındaki ana-nevî dostluk münasebatm: daha ziyâde tarsin etmiş olmasından mütevel-lid memnuniyetimi izhar etmek isterim.

Federal Alman Reisicumhuru Theodor Heuss

Reisicumhurumuztın cevabî teşekkür telgrafı:

Ekselans Theodor Heuss Cumhur reisi

Bonn

Türkiye'nin millî bavramı münasebetiyle ekselansınızın Alman milleti ve İçendi namlarına .sön^Vrmek lütfunda bulundukları telgraftan ziyadesiy­le mütehassis olarak Türk mületi ve sahsım adın? en hsraretl^ teşekkür­lerimi sunar ve bu vesile ile şahsî saadetiniz ve Alman milletinin daima daha iyi bir istikbale kavurması için en samimî temennilerimi arzede-Tİm.

Başvekil Adnan Menderes i!e Hariciye Vekili Fu?d Köprülü'nün, Türk umumî efkârı tarafından büyük alâka ile takip edilmiş olan, Fedeval Al-

manya'ya vaki ziyaretlerinin iki memleket arasındaki ananevi dostluk-münasebetlerini daha da inkişaf ettirmeğe hizmet etmiş olmasından do­layı bilhassa bahtiyarlık duymaktayım. Türk milleti, kendilerine göste­rilen hararetli kabulden derin bir memnunluk hissetmiştir. Şansölye Ade--nauer'in Türkiye'ye yaptığı ziyaret esnasında da Türk milleti Alman dost­luğuna ve işbirliğine atfettiği büyük önemi izhar etmek fırsatını daha Ön­ce de bulmuş olmakla ayrıca bahtiyarlık duymaktadır.

Celâl Bayar

— Ankara :

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl.. Bayar'a Yugoslavya Reisicumhuru Josip Broz Tito'nun çekitği tebrik ve': Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır :

Ekselans Celâl Bayar

Türkiye Reisicumhuru Ankara

Türkiyede Cumhuriyet ilânının 31 inci yıldönümü münasebetiyle zatı devletlerine ve müttefik Türk milletine, Yugoslav milleti ve kendi adıma-en samimî tebriklerimi azrederken Türkiye Cumhuriyetinin refah ve tealisi, zatı devletlerinin uzun ve mesud bir ömre mazhariyet ve dostluk-ve ittifak münasebetlerimizin gelişmesi hususundaki en iyi temennileri­mi de sunarım.

Bu vesile ile, barışçı zihniyeti milletlerimizin kalbinde derin kök salmış' bulunan üçlü ittifak muahedesinde ifade edilen tesanüdün milletlerarası, ehemmiyet ve kıymetini bir defa daha belirtmek benim için müstesna bir zevktir.

Josip Broz Tito Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:

Ekselans Josip Broz Tito Cumhurreisi

Belgrad Türk millî bayramı münasebetiyle zatı devletinizin şahısları ve Yugoslav milleti namına göndermek lütfunda bulundukları dostane mesajdan çok-mütehassis oldum.

Türk milleti namına ve kendi adıma ekselansınıza hararetle teşekkür eder­ken bu güzel fırsattan büyük bir zevkle faydalanarak, sıhhatiniz ve şah­sî saadetinizle dost ve müttefik Yugoslavyanın daima daha büyük bir hu­zur ve refaha kavuşması hususunda beslemekte olduğum en iyi dilekleri­mi de sunarım.

Bu münasebetle, iki memleketin yüksek menfaatlerine ve bütün barışse­ver milletlerin menafiine hadim ve Yugoslav - Türk    işbirliğine .matufi

dostluk ve ittifakın gelişmesine Türkiye'nin atfettiği ehemmiyeti teyid etmekliğime müsaadenizi rica ederiır. Ayrıca, Türk milletinin, bir refah ve barış vasıtası olarak kabul ettiği Bled muahedesine beslemekte oldu­ğu imanı da belirtmekle bahtiyarım.

Celâl Bayar

Prof. Fuad Köprülü'niin muhtar seçimleri hakkındaki beyanatı: 8 Kasım 1954

— Ankara :

D. P. Genel Başkan Vekili Hariciye Vekili Prof Fuad Köprülü, bugün sa­at 19.30 da D. P. Genel Merkezinde bir basın toplantısı tertip etmiş ve şu beyanatta bulunmuştur :

«Dün, memleketin her tarafında, şehirlerde kasabalarda, köylerde yapı­lan muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinin neticeleri, peyderpey' öğrenil­meğe başlamıştır. Bu münasebetle, hem bu seçimlerde büyük milletimi­zin partimize karşı gösterdiği muhabbet ve itimat karşısında duyduğu­muz minnet ve şükran hislerimizi arz etmek, hem de muhalefet namına ileri sürülen bir takım tezvir ve iftiraların mahiyetini umumî efkârımıza anlatmak için teşriflerinizi rica etmiş bulunuyorum.

Büyük bir memnunlukla ifade edebilirim ıki, milyonlarca vatandaşın iş­tirak ettiği bu seçimler, her tarafta tam bir huzur ve sükûn içinde geçmiş, kanunun sağladığı umumî emniyet havası içinde her vatandaş reyini tam bir serbesti ile kullanmıştır. Alâkalı makamların kanun hükümleri dai­resinde derhal el koydukları pek nadir bazı haller ve şikâyetler müstes­na olmak üzere, bu kadar sükûn ve intizam içinde cereyan eden seçim­lere, demokrat memleketlerde nadir tesadüf olunur.

Ankara'da intişar .eden bir muhalefet gazetesinin bu sabah muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimi hakkında verdiği malûmat ve yürüttüğü mütalâa­lar karşımızdakiler in nasıl bir dalalet içinde bulunduklarını ve kötü ni­yetlerini göstermek bakımından çok manalıdır. En büyük harflerle yaz­dığı «Demokrat Parti dünkü seçimlerde yüz kızartıcı baskılara baş vur­du» başlığı ile sahifesini baştan başa dolduran bu gazete,, bununla «Tür-kiyfcde serbest seçim olmadığını» iddia gibi en meş'un ve caniyane bir if­tirada bulunmaktan çekinmiyor. Yüz kızartıcı baskıları 1946 daki beledi­ye, Millet Meclisi, muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde en zalimane ve en yüzsüzce tatbik edenleri adalet karşısında iddialarını isbata davet ediyoruz: İstanbul il başkanlarının, İstanbul'daki üç beş sandıkta vuku­undan bahsettiği bazı yolsuzlukla!, tamamiyle doğru olsa bile, alâkalı makamlar bunlara el koymuş bulunuyor. Böyle çok mahdut münferit hâ­diselere dayanarak, Demokrat Partinin daha doğrusu Demokrat İktida­rın bütün memleket sathına baskılar yaptığını iddia etmek, tezvir ve if­tiradan başka bir şey değildir, 1946 dan 1950 ye kadar Türk milletinin her türlü izdiraplara, tazyik, ve tehditlere karşı koyarak kendilerinden zorla aldığı seçim hürriyet ve emniyeti, bugün Cumhuriyet kanunlarının ve Türk milletinin kat'î teminatı altındadır. Bunun aksini iddia etmek

suretiyle, vatan ve millete karşı en büyük cürmü işlemekten çekinme­yenler, bu iddialarını bütün millet muvacehesinde adalet makamları nez-dinde isbat etmek mecburiyetindedirler. Türk demokrasisini tezvir ve if­tiralarla ve yıkıcı cereyanlara has usullerle yıkmaya teşebbüs edenler, "bu hakikati artık idrak etmelidirler."

Devlet Vekili Osman Kapani'nin radyo muhabiri ile yaptığı mülakat: 12 Kasım 1954

— Ankara :

Ankara Radyosu bu aksam saat 21.15 te Devlet Vekili Osman Kapani ile radyo muhabirinin yapmış olduğu bir röportajı yayınlamıştır.

Devlet Vekili Osman Kapani, Vekâletini ilgilendiren muhtelif sualler: cevaplandırmıştır. Devlet Vekilinin vermiş olduğu cevapların hülâsası şudur:

Devlet Vekili çiftçiyi topraklandırma kanunu gereğince yapılmakta olan toprak tevziatı hakkında şu izahatı vermiştir :

«Çiftçiyi topraklandırma kanununun yürürlüğe girdiği günden bugüne kadar muhtaç çiftçilerimize dağıtılan toprak yekûnu 8.650.525 dönümü bulmuştur. Bu topraklardan 751.477 dönümü 1950 mavısmdan evvel, 7.899.048 dönümü de 1950 den sonra damıtılmış bulunmaktadır. Yukarda da söylediğim gibi 8.650.525 dönümlük toprak dağıtımından 175.993 aile faydalanmış bulunmaktadır. Bugün 'toprak dağıtımından istifade ed?en köyler sayısı ise 2.207 ye varmaktadır.

1950 den evvel köv orta malı olarak mer'a tahsisi yapılmamakta îdi. 5618 savılı kanunla çiftçiyi topraklandırma mevzuumuza alınan selâhivete müsteniden 1950 den sonra orta md1- olarak mer'a tahsisi faalivetî arttı­rılmış ve bugüne kadar köy manevî şahsiyetleri achns 5.206.373 dönüm mer'a tahsis olunmuştur.»

Devlet Vekili Osman Kapani daha sonra borçlandırma bedeli ve toprak tevzi komisyonları hakkında şunları söylemiştir : .

«Toprak sahibi edilen muhtaç çiftçilerimizin borçlandırıldı ki arı bedel ve-kûnu cifteivi topraklandırma kanununun tatbikatından itibaren bugüne kad^r 57.532.940 lirayı bulmaktadır. Ciftci bu borcunu müstahsil hale gel­mesine ve kalkınmasına fırsat vermek üzere borçlanma tarihinden itiba­ren 6 sene sonra ocak avından itibaren ödemeğe mecbur tutulmakta ve toprak borcunu 20 s^nedp 20 eşit taksitle ödemektedir. Bu borç için faiz hesap olunma maktadır. Ciftcivi topraklandırma kanununun fiilen 19*7 senesinden itibaren tatbikinden bu tarafa 6 sene geçmiş olduğu için :11< borçlandırma taksitlerinin Ziraat Bankasınca tahsilatı başlamıştır. Bu tahsilat kanım hükümlerince bankada açılmış olan hususî fon hesabın" yatırılmaktadır.

Toprak dağıtımı ile meşgul olan komisyonlarımızın savısı 76 v-ı bulmak­tadır. Toprak dağıtımının en fazla tekasüf ettiği iller sırası ile Konyada

7, Ankara'da 4, Urfada 4, Niğdede 3, Yozgatta 3, Edirnede 3, Tekirdağda 3, Kayseride 3, Nevşehirde 3. Diyarbakırda 2, Kırklarelînde 2, Seyhanda 2, Mardinde 2, Erzincanda 2, Maraşta 2, Muşta 2, Bitliste 2, Tuncelinde 2, Eskişehir, İzmir, Aydın, Denizli, Antalya, Malatya. Manisa, İstanbul, Ha­tay, Bursa, Samsun, Çanakkale, Çankırı, İçel, Afyon, Tokat Erzurum, Kars, Van, Siird, Ağrı, Eelâzığ ve Bingöl vilâyetlerinde birer komisyon faaliyette bulunmaktadır.»

Müteakiben göçmenler mevzuunda scrulan çeşitli sualleri de Devlet Ve­kili şöyle cevaplandırmıştır : .

«1950 edn sonra Bulgaristan'dan 154.393 iskânlı olmak üzere 156.200, Tür­kistan göçmenlerinden iskânlı olarak 1870, Suriyede Dayırbucak Türkle­rinden de iskânlı olarak 338 kişi yurdumuza iltica ve kabul edilmiş bulun­maktadır.

«1950 den sonra Bulgaristan'dan 154.393 iskânlı olmak üzere İ56.200, Tür­en mütekâsif olarak iskân edildikleri bölgeler sırasiyle Trakya ve Mar­mara havzası ve bu arada Kırklareli, Tekirdağ, Edim?. İstanbul, Bursa,. Balıkesir, Çanakkale ve Kocaeli illeri, ondan sonra Orta - Anadolu ve bu arada bilhassa, Eskişehir, Bilecik, Ankara, Konya, Yozgat, Kırşehir, Kay­seri, Sivas, 'Niğde, Afyon, Kütahya illeri, Batı ve Güney bölgelerinde Ma­nisa, İzmir, Aydın, Denizli, Muğla, Antalya; İsparta, Burdur, Seyhan, İçel, Hatay, Maras illeri ve bunu takiben müteferrik ve münferit Erzin­can, Malatya, Samsun gibi iller olmak üzere 40 vilâyeti ihtiva etmekte­dir.

Memleketimize ilk geldikleri zaman yerli vatandaşlarımızın şefkat ku­caklarını kendilerine açtıkları göçmen kardeşlerimiz muvakkat bir iskân devresinden sonra parti parti inşa olunan göçmen evlerine yerleştirilmiş­lerdir. Çiftçi göçmenlerimiz için köylerde çiftçi, kasaba ve şehirlerimizde sanatkâr göçmenler için sanatkâr tipi göçmen evleri İnşa olunmaktadır.

Tatbikatta görülen aksaklıklar dolayısiyle halen göçmen evleri inşaatı müteahhitlere verilmeyip Toprak ve İskân İşleri Umum Müdürlüğü Tek­nik İşler Dairesinin nezaret ve idaresi altında emanet yolu ile ve müsta­kil .inşaat ekipleri vasıtasiyle doğrudan doğruya tarafınızdan yapılmakta ve daha çok iyi neticeler alınmaktadır.

Ayrıca göçmen kardeşlerimizden çiftçi olarak iskân edilenlere toprak komisyonlarımızca ve mahallî iskân komisyonlarınca 946 danberi dağıtı­lan toprak yekûnu 1.179.257 dönümü bulmaktadır. Bu rskam daha evvel zikrettiğim umumî dağıtım yekûnuna dahil bulunmaktadır.

1950 yılmdanberi bugüne kadar inşa edilmiş ve halen edilmekte olan göç­men evlerinin yekûnunu inşaat mevsiminin sona ermek üzere bulundu­ğu şu günlerde kesin olarak tefrik etmek mümkün değilse de yapılan ve inşaatı tamamlanmak üzere olan göçmen evleri yekûnunun 32.000 e ulaş­tığını sÖyliyebüirim.

Bugüne kadar Türkiye'ye iltica eden göçmen kardeşlerimizin iskânlarım tamamlamak için daha 3000 kadar ev inşası gerekmektedir. Önümüzdeki sene bu yekûnun yarısından fazlasını ikmal edeceğimizi umuyorum. Ni­tekim Ankara'da 350 evlik göçmen mahallesinin temelini atmış bulunu­yoruz.

1950 den sonra yurdumuza kabul olunan göçmen kardeşlerimizin büyük çoğunluğunu çiftçiler teşkil etmektedir. Bunların sanatkâr ve bu arada dokumacı, demirci, tesviyeci, doğramacı ve marangoz, saraç, elektrikçi, berber gibi vatandaşlar takibetmekte, bir kısım göçmenlerimiz de ticare­te atılmış bulunmaktadırlar. Hatta içlerinde milyonluk sınaî ve ticarî, te­sisler vücuda getirenler de vardır. Ayrıca lise tahsili yapmış veya yük­sek tahsilini ikmal etmiş bir kısım göçmenlerimiz de devlet teşkilâtında vazife almis bulunmaktadırlar.»

Reisicumhurumuzla Federal Almanya Reisicumhuru aıasında teati olu­nan mesajlar:

— Ankara :

Almanya'nın hükümranlık haklarının tanınması ve Nato'ya iltihakı hu­susunda 23 ekimde Paris'te varılan anlaşmalar münasebetiyle Reisicum­hurumuz Celâl Bayar'm Almanya Reisicumhuru Ekselans Theodor Heu-se'e göndermiş olduğu tebrik mesai ı ile müşarünileyh tarafmadn cevaben gönderilen mesai metinleri aşağıdadır :    .

Ekselans Theodor Heuss

Federal Almanya Reisicumhuru Bonn

Federal Almanya Cumhuriyetinin hükümranlık haklarının tanınmasına ve dost memleketin Nato'ya iltihakına müteallik tarihî vesikaların imza­lanması münasebetiyle zatı devletlerine en hararetli tebriklerimi takdim etmekle şeref duyarım.

Bu iltihakın hür memleketler cephesinin tarsinine çok müessir surette yardım eyleyeceğinden ve müşterek sulh ve hürriyet ideallerimizin ta­hakkuku maksadiyle bu ittifak çerçevesi içinde iki memleketin sıkı şekil­de teşriki mesai etmelerine imkân vereceğinden emin bulunmaktayım.

                ClâKBayar

Federal Almanya Reisicumhurunun cevabî mesajı:

Ekselans Celâl Bayar

Türkiye Reisicumhuru Ankara

Federal Almanya Cumhuriyetinin hükümranlık haklarının tanınmasına ve Federal Cumhuriyetin Kuzey - Atnlatik antlaşması teşkilâtına iltiha­ka davet edilmesine müteallik protokollerin imzalanması münasebetiyle göndermek lütfunda bulunduğunuz tebriki aldığımı, zat: devletlerine en samimî teşekkürlerimle teyid etmekten şeref duymaktayım.

Hür milletler camiasının bu suretle daha ziyade tarsin edileceği ve iki dost milletin, müşterek ideallerine sulh ve hürriyet hizmetinde daha sıkı

image009.gifsurette teşriki mesaide bulunacakları hususunda zatı devletleriyle tama­men mutabık bulunmaktayım.

Theodor Hauss

Başvekilimizle Amerika Hariciye Vekili arasında teati olunan mesajlar: 13 Kasım 1954

—           Ankara :

Paris anlaşmaları münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderes'in Ame­rika Birleşik Devletleri Hariciye Vekili Mr. Dulles'a göndermiş olduğu tebrik mesajı ile M. Dulles tarafından cevaben gönderilen mesaj metin­leri aşağıdadır :

«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviyesine hadim olacağından emin bulunduğumuz kararların imzalantüssı münasebetiyle bu tarihî netice­nin istihsalinde büyük hissesi bulunan Amerika Birleşik Devletleri hü­kümetine zâtı devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtırm arzeder ve derin hürmetlerimin kabulünü rica eylerim.»

Adnan Menderes

«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler camiasına katılmasını temin eden anlaşmaların imzalanması dolayısiyle tebrik mesajınızdan çok mütehassis oldum. Bu anlaşmaların mezkûr camianın kuvvetlenme­sine büyük 'mikyasta yardımı olacağına kaniim.

Derin hürmetlerimin kabulünü rica ederim ekselans.»

John Foster Dulles

Büyük Millet Meclisinin 15 kasım 11)54 tarihindeki toplantısı: 15 Kasım 1954

—           Ankara :

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reisvekülerinden Esad Budakoğ-lu'nun reisliğinde'toplanmış ve şifahî suallerin müzakeresine geçilmiştir.

Mesken ve iş yerleri kiraları ve- devlet dairelerinin ve iktisadî devlet te­
şekkülleri ile müesseselerinin bir yerde toplanması hakkında Adliye, İk­
tisat ve Ticaret ye Maliye Vekillerinden sorulan suali cevaplandıran Ad­
liye, Maliye ve İktisat ve Ticaret Vekilleri, kiracılarla mal sahipleri ara­
sındaki münasebetleri tanzim edici tetkiklerin devam eylemekte oldu­
ğunu bildirmişler ve bir taraftan gayri menkul sahiplerinin tasarruf hak­
larına halel vermiyecek, diğer taraftan da kiracı vatandaşların mağdu­
riyete düşmesini Önliyecek geniş bir etüdün pek yakında Meclise getiri­
leceğini belirtmişlerdir.       .      . '

Malatya ve kazalarında arazinin umaklardan sulanması hususunda  ya-

image010.gifpılan tetkikata ve bunun neticesine dair Nafia Vekilinden sorulan şifahi suale cevap veren Nafia Vekili Kemal Zeytinoğlu bu husustaki çalışma­ların ilerlediğini bildirerek, mevzuur? Fırat nehrinin arnenaimanı ile alâ­kalı olduğunu ve amenaiman plânının tanziminden sonra bu havalideki sulama işlerinin ele alınacağını söylemiştir.

Bundan sonra, Bursa mebusu ve Demokrat Parti Meclis Grubu Reisi Hu­lusi Köymen'in 7 kasım 1954 günü yapılan muhtar seçimlerine dair Ad­liye ve Dahiliye Vekillerinden şifahî sualinin müzakeresine başlanılmış­tır.

Bu mevzuda ilk cevabı veren Adliye Vekili Osman Şevki Çiçekdağ şun­ları söylemiştir :

— 7.11.1954 pazar günü bütün yurtta yapılan şehir ve kasabalardaki
mahalle ihtiyar heyeti ile köylerdeki muhtar ve ihtiyar meclisi seçimle­
rinde kurulan seçim sandıklarının sayısı 43156 ya baliğ olmuştur.

— Bu seçim sandıklarının cüz'i bir kısmının bulunduğu sahalar dahi­
linde bazı vatandaşlar .arasında mahiyetleri itibariyle  tamamen mevzii
ve şahsî olmak üzere kavgalar, müessir fiiller, karşılık] ı hakaret ve teh­
ditler, birkaç yerde tasnif isine müdahale ve oy pusulalarının yırtılması
ve  seçim  kanununa muhalif  olarak  propaganda yapılması gibi miktarı
altmışı aşmıyan münferid bazı hâdiseler tekevvün etmiş ise de, arzetti-
ğim muazzam sandık sayısı yekûnuna nisbetle bu miktarın ne kadar az
ve tabii olduğu meydandadır.

Kaldı ki, münferid olarak su veya bu sandık sahasında tekevvün eden bu vakaların faillerinin de seçime iştirak eden partilerden ve bağımsız vatandaşlardan olduğu da tesbit edilmiş bulunmaktadır.

Hemen şu noktaya da işaret ve arkadaşımı katiyetle temin edeyim ki, bu hâdiselerin hiçbirisi, ne seçim emnijet ve hürriyetine ve ne de kapalı oy ■verme yerlerindeki gizliliğe ve sandık alanında bütün vatandaşların gö­zü önündeki alenî tasnife ve onun neticelerine en ufak bir tesir ika et­miş değildir.

Zira seçimd-en evvel hükümetçe alınmış olan tedbirler ve kanunlarımı­zın tatbikinde gösterilen hassasiyet ve itina dolayısiyle işbu münfeTİd, şahsî ve mevzii vakalar da derhal zamanında bertaraf edilmiş ve böyle­ce seçim emniyet ve teminatı her türlü tesirden masun bulundurulmuş­tur.

3.             — Bundan başka seçim günü gerek vatandaşlarımız ve gerek geçime
iştirak eden siyasî partiler tarafından seçim kurullarına veya diğer mer­
cilere yapılmış olan şikâyet ve ihbarların sayısı ise yüzü geçememekte­
dir. Bu şikâyet ve ihbarların da büyük bir kısmı derhal ve doğrudan doğ­
ruya kanunen vazifeli ve selâhiyetli merci tarafından yapılan tetkikat
ve tahkikat sonunda enticelendirilmiştir. Diğer cüz'i kısmı ise halen tet­
kik ve tahkik safhasında bulunmaktadır.

Muhterem .arkadaşlarım,

Bu vesile ile şu ciheti de -maruzatıma ilâve etmek isterim:

Yüksek malûmunuz olduğu üzere suç ve suçluluk içtimaî bir hâdisedir.

Yalnız cemiyetimizde değil, her medenî toplulukta da, sluımıg olan ted­birlere ve kanunî müeyyidelere rağmen suç işlenmektedir. Bu itibarla se­çim günü günlük içtimaî hâdiselerin tekerrürü mahiyetinde olan, biza­tihi seçim ve seçim emniyeti ile asla alâka ve irtibatı bulunrnıyan bazı suçların tezahür ve tekevvününün mücerred seçim gününe tesadüfü do-layısiyle bunları seçim emniyetini ihlâl edici mahiyette telâkki etmenin isabetsizliği aşikârdır. Tarzı vukua itibariyle .tamamen şahsî, ailevî ve hukukî illet ve sebeplere dayanan bu mahallî ve münferid vakaların am­menin gözönünde cereyan eden bu seçimlerde bütün memlekete şamil bir manada yüz kızartıcı bir baskı olarak gösterilmesini hak ye adalet adına şiddetle reddederim.

Ve yine şu hukukî hakikati arzedeceğim: Seçim günü, seçim ve seçim emniyeti ile alâkalı, ölümle neticelenen tek vak'a tesbit edilmemiştir. Bu demek değildir ki, o ,gün memlekette adam Öldürme vak'ası olmamıştır. Hayır olmuştur. Fakat tesbit ettiğimiz birkaç öldürme vak'ası seçimden tamamen ayrı diğer hukukî sebep ve âmillere dayanmaktadır.

Binaenaleyh; millî iradenin tecelli vasıtası olan ve doiayısiyle demokra­tik rejimin esasını teşkil eden bu seçimler bütün vatan sathında kanun­larımızın sağladığı adlî murakabe ve teminat altında mutlak emniyet ve huzur içinde cereyan etmiş ve milyonlarca vatandaş milletimize has olan büyük bir olgunluk ve vekar ile, üstün bir şevk ve heyecan ile sandık başlarına koşmuş ve reylerini 1950 tarihinden bu yana cereyan eden bü­tün seçimlerde olduğu gibi her türlü tesir ve müdahaleden âri olarak mut­lak bir serbesti içinde kullanmışlardır.

Hal ve vaziyetin bu merkezde olmasına rağmen bu seçimin yüz kızartıcı baskılar altında cereyan ettiği yolundaki neşriyatın yersiz, isabetsiz ve tamamen hakikatten âri mahiyetini büyük Türk milletinin ve onun ha­kikî iradesinin mümesilleri olan büyük Meclisin takdirine arzediyorum.»

Adliye Vekilinden sonra kürsüye gelen Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik de kendi vekâletine ait kısımları şöyle cevaplandırmıştır:

«8 Kasım tarihli Halkçı gazetesinde, evvelden ve maksatlı bir şekilde ha­zırlanmış olduğu cümlenin malûmu olduğu icap eden ve kanunların mut­lak teminatı altında cereyan ettiği iyi niyetli bütün vatandaşlar tarafın­dan kabul edilmiş bulunan seçimlerin neticeleri hususunda vatandaşları­mızın vicdanında bir takım tereddütler yaratmak gayretinin mahsulü bulunan bu neşriyat hakkında, 8 kasım günü Anadolu Ajansı vasıtasiyle bir açıklama yapmış bulunmaktayız-

Bu seçime takaddüm eden günlerde, bütün memlekette yer, yer üstü ka-pah ve açık çeşitli tahriklerin yapılmış olduğu cümlenin malûmudur. Bu hava içinde cereyan etmiş ve çok geniş bir vatandaş kitlesini alâkadar etmiş bulunan seçimlerde, bir kısmı sadece o gün vaki hâdiseler olarak vukuat bültenlerimize intikal etmiş ve bu 58 muhtelif vak'adan mühim bir kısmının da seçimle alâkalı olmadığı tesbit edilmiş bulunmaktadır. Bu vakaların sayısında da geçmiş yıllardaki emsaliyle kıyaslandığı tak­dirde % de 180 bir azalmanın mevcut olduğu memnuniyetle müşahede edilir. Geniş bir hürriyet nizamının câri olduğu, fert ve âmme .huzurunu bozmıyacak derecelerde her türlü şahsî hak ve hürrivetlerin, kanunların mutlak teminatı altında mahfuz bu] un durulduğu memleketimizde bazı maksatlıların zaman zaman dille ve kalemle yaratmak istedikleri huzur-

image011.gifsuzîuğun yeni bir delili sayılabilecek soruya mevzu neşriyatın, kadir bi­lir necip milletimiz tarafından lâyık olduğu mukabele ile cevablandirılr mış olduğu aşikârdır. Artık hatırlanması bizlere üzüntü ve yüreklerimize ezinti veren yakın mazinin 1950 yılındanberi millet iradesiyle iflâs etmiş, itibardan düşmüş tahrik ve tezvir metodlarmm, büyük millet vicdanin-daki tepkisi, son defa milletimizin iktidarına karşı izhar etmiş olduğu manalı ve1 muhteşem itimad ve delil ve tezahürlerivle meydandadır.»

Bunu müteakip sual sahibi Bursa mebusu Hulusi Köymen söz almıştır.

."Hulusi Köymen. muhtar seçimlerinin feradsinda bir gazetede «Demokrat .Parti yÜ2 kızartıcı ağır baskılar yaptı» seklinde girişilen neşriyat üzeri­ne, hakikatlerin vatandaşlar tarafından bilinmesine rağmen Demokrat hesabına büyük faide gördüğünü ifade ile söze başlamış. Meclis kürsüsün-Parti grubu adına verdiği takrirle bir açıklama yapılmasında memleket den verilen izahatın tatmin edici olduğunu belirttikten sonra seçim 'günü vukua gelen münferid hâdiseleri siyasî bir dâvaya fırsat verecek bir ba­hane olarak ele almanın maksat ve gayesi üzerinde durmuştur. Demok­rat Parti Meclis Grubu Başkanı, Türk milletiinn yüksek seviye ve şuu­runa tecavüz diye vasıflandırdığı bu yazı ve isnadın izahını yapabilmek için yakın mazideki hâdiselere rücû etmek mecburiyetinde kaldığını söy­ledikten sonra 1946 seçimlerinin tarihçesini yapmış, bu seçimlerin bütün, vatan sathında dehşetini hissettiren bir baskı altında nasıl cereyan eyle­diğini anlatmıştır.

Hulusi Köymen devamla, 21 temmuz 1946 seçim günü gizli tasnif netice­sinde büyük baskıya rağmen C.H.P. nin nasıl münhezim olduğunu, fakat nasıl bir sahte muzafferiyet ilân etmek zorunda kaldığını delilleriyle bil­dirmiş, seçimlerden sonra Büyük Millet Meclisinin açılışı günü vukua ge­len hâdisede Türk milletinin seçim hakkını, siyasî hak ve hürriyetini va­tan mefhumu içinde eriterek her ikisini tek bir mefhum haline getirmek­le seçim emniyetinin milletin teminatı altına girmiş olduğunu fade ve muhtar seçimlerinde baskı yapıldığı iddiasını, bu iddiayı ileri süren C.H. P. ve onun matbuatına reddederek, Türk milleti için iyi niyetle çalışan­ların daima Tanrının yardımına ınazhar olduğuna inancını belirtmiş ve bu suretle sözlerine son vermiştir.

Bunu müteakip, Malatya mebusu İsmet İnönü, müdafaa sadedinde söz al­mış, buna Başvekil Adnan Menderes cevap vermiştir. Başvekil Adnan Menderes üç kere, Malatya mebusu İsmet inönü de üç kere konuşmuş­lardır.

Bu arada. Başvekil Adnan Menderes'in birinci defa söz alışının sonların­da, genç Halk Partililer bahis mevzuu olmuştur. Halk Partisinin mazide yaptıkları, seçimlerde bu millete reva gördükleri konuşulurken, bunların «Biz o z^man yoktuk, bunlar bizim kabahitimiz değildir, bunları başka­ları yapmıştır» dediklerine işaret eden Başvekil, «Bir miras ya toptan ka­bul veyahut toptan reddedilir, peki o zaman yoktunuz, fakat bunların yapıldığım kabul ediyor musunuz? sualini tevcih etmiştir. Bu esnada. Kars mebusu Sırrı Atalay müdahale etmiş. Başvekil Adnan Menderes de Ka^s mebusunun gazetesinde «Millî mücadele esnasında Adnan Men-edres İzmir'de Kordonbovunda Yunan zabitleri ile, generalleri ile kolko-la geziyordu» diye yazdığını, bu derece şirretlik gösterdiğini hatırlatın1 ~ bu iddiasında İsrar edip etmediğini kendisinden sormuşt

ur. SırrıAtalay

image012.gif"kendisine taarruz vaki olduğu iddiasiyle söz istemiş, başkanlık kendisine -söz verilmemesi şeklinde takdir hakkını kullandığını bildirmiş, fakat İs­rarı üzerine dahilî nizamname gereğince reve    koymuş, bunun üzerine 'Kars mebusu Sırrı Atalay'a söz verilmiştir. Sırrı Atalay, evvelâ 1946 se­limlerinden bahsetmek istemiş, bunun üzerine    sadede davet olunmuş, Mundar  sonra Sırrı Atlaya 1952 senesinin ekiminde İzmir'de olduğunu, 'İsmet İnönü'nün 8 ekimie İzmir'den geçtiğini, kendisini orada gördüğü--r»ü. 9 .ekimde İnönü'nün Balıkesir'e gittiğini fakat orada konuşamadığını cövlprnR yeniden kenesine sadede gelmesi ihtar edilmiş ve nihavet Sır­rı Atalav, şiddetli gürültüler ve mebusların takbih sesleri arasmda, o z?.--m^n vatanperverane hisle Kars gazetesinde Adnan Menderes'e hitabet­te *'r>i if^dp etmiş ve «Senin de Kordonboyunda Yunan subayları ile gez­diğini söylüyorlar... Senin de diyorum Adnan Menderes, yıllar önce Kor­donboyunda Yunan zabitleri ile gezdiğini söylüyorlar» demiştir.

*Sırrı Atalay, şiddetli gürültüler ve takbih sesleri arasmda «Hâdiseler...» "kelimesi ile başka bir cümleye daha başlamış ise de bunu bitiremem^. "kürsüve doğru ilerlemeler olmuş ve Sırrı Atalay, Balıkesir mebusu Ah--med Kocabıvıkoğlu ve Ağrı mebusu Nimet Sümer tarafından kucakla-marak kürsüden indirilmiştir. Bu esnada Reis, gürültüler sebebiyle cel--seyi on dakika sonra toplanılmak üzere tatil etmiş bulunuyordu.

On dakika sonra ikinci celse açıldığı zaman, riyaset makamını işgal -et­mekte olan Meclis Reis Vekili Esat Budakoğlu, bir evvelki celsede kürsü­de söz söyleyen hatibin fiilen sözünü kesmek suretiyle riyaset makarm-■nm vazifesine müdahale eden* Balıkesir mebusu Ahmed Kocabıvıko?îu 'ile Ağrı mebusu Nimet Sümer'-e riyaset divanı tarafından birer ihtar ce­zası verilmiş olduğunu bildirmiş ve alkışlanmıştır.

'İkinci celsenin hemen başlangıcında söz alan Başvekil Adnan Menderes -de, bu hâdise' mevzuunda şunları söylemiştir: «Bunadn evvelki oturum­da cereyan etmiş olan hâdiseyi teessüf ve teessüre şayan bir vak'a ola--rak kaydetmekle iktifa ediyorum. Olmasa çok daha iyi olurdu. Fakat ba­zen olacağın önüne geçmek mümkün olamıyor.»

"Bundan sonra asıl müzakere mevzuuna yeniden girilmiştir.

"Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında, Bursa mebusu Hulusi "Köymen'in muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimleri ile alâkalı sualinin mü-■zakeresi esnasında Malatya mebusu İsmet İnönü, yaptığı konuşmalarda,

son muh'tar seçimleri üzerinde Meclis    huzurunda bir müzakere tertibi

^ördüğünü ileri surrnüs. 8 kasım günü bir hususî gazetenin seçimler hak-"kında yaptığı neşriyat üzerine Halk Partisinin bahis mevzuu edilmesini "kendisince anlıyamadığım söylemiştir. Bu yüzden mahkemeye verilmiş "bulunan bir gazetenin bu neşriyatının simdi Mecliste müzakere konusu

olmasını da doğru bulmayan Malatya mebusu, iç politikada havanın ger-■gin olduğunu, mevzuun seçim emniyeti üzerinde toplandığını kaydetmiş,

seçimlerin bunaltıcı bir hava içinde cereyan ettiği iddiasında bulunmuş, ■siyasî hayatta birdenbire itimad havasının parlayabilmesi için_ kendisin­ce ki şeyin vaoılması lüzumunu belirtmiştir. Malatya mebusu İsmet İnö­nü'ye göre, bunlardan bir tanesi Kırşehir'in vilâyet yapılması, diğeri de, "lıâkim teminâtının tamir ve ikmal edilmesidir. Halkçı gazetesinin, Halk "Partisi il başkanlarının muhtelif yerlerde hikâye ettikleri hâdiseleri vaz--dığmı söyliyen İnönü, bu şikâyetlerin tetkik edilmesini istemiş, bundan ?sonra 1946 seçimlerine geçmiştir.

İsmet İnönü, 1946 seçimlerinin tek dereceli seçimlerde ilk tecrübe teşkil ettiğini, 1946 da seçim kanunlarının en iptidaisi câri olduğunu, bu mem­lekette bir hücreye girip rey vermek usulünü kimsenin bilmediğini söy­lemiş, eğer seçim sandıkları delinmiş, çalınmış, şöyle veya böyle olmuşsa bunların hepsinin suç olarak yapılmış bulunduğunu kaydetmiş, 1946 da. mebusların çoğunluğunun doğru olarak seçildiğini ileri sürmüş, bu ara­da kendisinin de seçildiğini ve ekseriyet tarafından vazifeye getirildiğini,, bugün ise seçim emniyetinin baltalanmış olduğunu iddia etmiş, memle­kete lüzumlu huzurun iadesi için düzeltilecek mevzular arasında evvelâ, ve süratle Kırşehir'in yeniden vilâyet yapılmasını ve hâkim teminatının, tamamlanmasını istemiştir.

Başvekil Adnan Menderes, bu müzakerelerde ilk söz aldığı zaman, kür­süye gelişini şöyle izah etmiştir :

Eğer zahirde Demokrat Partiye tevcih edilmiş olan hücumun aynı za­manda .memleket menfaatlerimizi ve millî haysiyetimizi rencide eder ta­rafları olmasaydı, bir gazetede çıkan yazı bir tarafa, eğer Halk Partisi meclisi adı altındaki heyet bu yazıyı lafız ve mana itibariyle tekabbül edip bir tertip eseri olarak memleket huzuruna çıkarma teşebbüsüne geç-meseydi ve nihayet İsmet İnönü bu kürsüden vicdanların tahammül ta­katini aşan bir şekilde konuşmasaydı, bugün huzurunuza çıkmazdım. Fa­kat burada ve başka sahalardaki bu tertiplere, memleket idaresinde me­suliyet almış bir insanın seyirci kalması imkânı tasavvur edilemez.

Demokrat Partiye yapılan hücumların nasıl memleket menfaatlerini ve .aynı zamanda millî haysiyeti rencide etmekte olduğu bahsinde Başveki­lin sözlerini şöyle hülâsa etmek mümkündür :

Onların ifadelerine göre, bu memlekette istibdat vardır, seçim emniyeti mevcut değildir. Bu memlekette, iktisadî inhidam vardır, hayat pahalı­lığı mevcuttur- Fakat bütün bunlar umunu bir ifade ile söylenir. Onların. akıllarına sadece endeksler gelir. İktisadî hayatın binbir tecellisi, binbir cereyan sahası onlarca meçhuldür, bunlardan bahsetmek onların işlerine gelmez. Öte yandan, 600 fabrika kurulur, 20 bin kilometre yol yapılır, ye­di muazzam liman inşa halindedir, dünya kadar silo kurulmuştur, ticaret filosu iki misline çıkmıştır, bütün köylere su gitmiştir, dört sene sonra bütün .memleket elektriğe gark olacak, bunun nimetlerinden istifade ede­cektir. Bunlara kargı sözleri, «Neme lâzım?» dır. Söyliyeceği tek söz var­dır, o da «Vatandaş bunalmaktadır» sözüdür. Acaba bunu inanarak mı. söylüyorsunuz?

1946 Türkiyesi ile 1954 Türkiyesi arasında asır farkı değil, çağ farkı var­dır. Bu memlekette sekiz senelik mücadelenin getirdiği bir hürriyet var. Bunun heder edilmesine imkân vermiyeceğis. Bugüne kadar istihsal edil­miş olan neticeler üzerinde fevkalâde hassas, fevkalâde kıskancız. Bütün Türk milletinin arzusunun da bu olduğunu biliyoruz. Hal böyle iken, şim­di sağdan soldan yıpratarak ve bir demokrasi havvarisi edası ile bu mem­lekette demokrasiyi kuralım ve böylece memleketin itibarını yüksetelim. teraneleri ile. bir kepeneğin altına gizlenip ınefsedet ika etmenin müm­kün olmadığını, bu hayalde bulunanların hüsrana uğrayacaklarını hâdi­seler gösterecektir.

Başvekil Adnan Menderes, bir kıyas mebdei olarak 1946 seçimlerinden.

-de bahsetmiştir: Bunlardan konuşulmasını istemiyoriar. Bu seçimlerin -demir pençesinden yakasını kurtarmak arzusundadır. Hakikatleri tağyir ■etmek, tarihi değiştirmek peşindedir. Fakat 1946 seçimleri ömrünün so--nuna kadar kendisini takip edecektir. Çünkü tarihî hadiseleri değiştir­tmek hiç kimsenin kudreti dahilinde değildir.

"Hakikî mahiyetini herkesin çok iyi bildiği 1946 seçimleri hakkında göz -Önünde bu derece açık yalan söylenmesinin vicdanları galeyana getirdiği-~ni fakat başka bir bakımdan, bir insanın ömrü boyunca inkâr .ettiği pren­sipleri müdafaa sadedinde bu kürsüye zorlanarak gelmesinin bir ilâhi iadalet "tecellisi olduğunu kaydeden Başvekil Adnan Menderes'in bu mev­cuda söylediklerinin hülâsası şudur :

1946 seçimleri ilk tek dereceli seçimmiş, işlerin nasıl cereyan edeceği bi-linmiyormuş, bu sebeple bazı hâdiseler, olmuş. Böylnce bütün işlenmiş "bulunan suçların üzerinden geçilerek 946 seçimlerinin meşru olduğu söy­lenmek isteniyor. O zaman Sayın Celâl Bavar'la bir konuşma yapmış, "hepiniz seçilseydiniz çoğunluğu alabilir mi idiniz, demiş. Böylece, mahi­yeti meşkûk olan böyle bir muhaverenin delâleti ile bir seçimin ve bir meclisin meşruiyetini ispat etmek mevkiine gelmek isteniyor. Sandıkla­rın, nasıl kırıldığını, reylerin nasıl çalındığını, İstanbul'da bir tek me­busluk kazanmadıkları halde nasıl pazarlık edildiğini bilmiyor mu?

"Başvekil Adnan Menderes, 1946 seçimlerine bir seneden fazla bir zaman evvel acele ile, Demokrat Parti kâfi derec&de teşkilâtlanmadan ve Örfî -İdarenin kaldırılması lüzumu kendirini göstermeden nasıl karar verildi­ğini, bütün memleket sathında bu seçimlerin nasıl bir siyasî şakavet ha­linde yapıldığını, kanunları ve vatandaş hak ve hürriyetlerini müdafaa -edecek yüzbinlerce kişilik devlet teşkilâtı vazifelerine verilen emirlerle, Türk milletinin hayret nazarları Önünde kanunun nasıl çiğnendiğini an­latmış, bütün bunlara rağmen İsmet İnönü'nün bugün ben seçildim ve 1946 seçimleri meşrudur dediğini ve vesika talep ettiğini söylemiş, o za­man 37 vilâvette seçimlerin nasıl perişan ve felâketli bir şekilde yapıldı--ğmı tesbit eden binden fazla vesikanın bir gün içinde tetkikine emir ve­rildiğini ve bunlardan bir tekinin dair nazarı dikkate alınmadığını hatırlat-ımıştır.

"Bssvekil, tek dereceli seçime de ikinci müntehiplerden daha ziyade kor­kulduğu ve kitleye korku ve baskı tesiri ile hâkim olmanın daha Jcolay •olacağı düşüncesi ile gidildiğini, o zaman muhalefeti temsil eden üç kişi­nin seçimler hakkında adliyeye dâva açmak imkânı verilmesi, seçimleri!* -gizli reyle ve açık tasnifle olması hakkındaki isteklerinin kale dahi alinmadığmı söylemiştir.

Başvekil, 1946 dan evvelki devreden de kısaca bahsetmiş ve bugün söz -olsun dive demokrasinin tesisi lüzumundan bahseden zat. acaba 1946 dan evvel tek bir köyde hakikî manasiyle tek bir reyin kullanılmasına imkân ^vermiş midir, diye sormuş, mebusluktan mahalle ve köy muhtarlarına, -ticaret ve etibba odalarına, Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumlarına ka­dar Halk Partisi namzetlerinin nasıl ittifakla seçildiklerini anlatmış, 1943 -senesi hükümet beyannamesinde «Bizim kurduğumuz tek parti.rejiminin %ütün dünyanın medenî insanlarına ve cemiyetlerine örnek olacağında qüphe yo'ktur« diye yazılı bulunduğunu hatırlatmış ve «Memleketin bir

o günkü halini düşünün, bir de bugün-nerelere geldik, onu düşününü de­miştir.

Salahın istiğfarla başladığını belirten Başvekil, İsmet İnönü'nün 1946 se­çimlerin meşru olduğunu bugün dahi iddia etmesinin kendisinin salah­tan henüz uzak olduğunu anlattığını kaydetmiş ve şöyle demiştir;

«Biz 1946 seçimlerinden, işlenmiş bir suçtan teberri etmek maksadiyle değil, sadece politika, devlet idaresi, mebusluk, muhalefeti temsil gibi ,en. yüksek sahada cereyan eden faaliyetlerde vicdan ve insafa riayet etme­den söz söylemenin.fecaatini tebarüz ettirmek maksadiyle bahsettik, fa^-çim emniyetinden bahsetmek herkese düşer, fakat Halk Partisine ve İs­met İnönü'ye düşmez. Fakat onun bugünkü isteği, bu kürsüye .gelmek,, bu suçlarından bir defa daha teberriye çalışmak ve böylece yeni tertip ve tezvirlere hamle kazanmaktır. Buna imkân vermiyeceğiz.»

Başvekil, bundan sonra, son muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimi er indenu bahsetmiş, Halkçı gazetesinin nereden çıkardığı meçbul yüzde 7 iştirak­ten dolayı sevinci ve Malatya mebusu İsmet İnönü'nün, insanın kişiyi kendisi gibi bilmesi kabilinden iddia ettiği güya vukua gelen bir takım, dalavereleri üzerinde .durmuş ve şöyle demiştir;

«Ben Demokrat Partinin Başkanıyım, Hükümetin Reisiyim. Muhtar se­çimlerinin yapıldığı .7 kasım öğleye kadar muhtar seçimleri kelimesini bir defa dahi telâffuz etmedim. Duymuş insanlar varsa, gelsinler söyle­sinler. Biz, seçim dalaveresi yapacak adam mıyız? Biz, o yangında yan­mış, yanık berelerini henüz bağrında taşıyan insanlarız. Bizim şu veya bu. seçim dalaveresi ile alâkamız yoktur, meşgul olacak vaktimiz mevcut de­ğildir, buna ,lüzum da yoktur. Bütün bunlar, kendi zamanlarında idi. Türk. milletinin ferdlerini, sandığa reylerini atarken hiç bir baskıya maruz kal­madığı çok iyi bilinmektedir.

Fakat iftira edenin daima bir hayali, bir hesabı vardır. Fakat idaredeki değişiklik, Demokrat Parti adının anılmağa başladığı zamn ile ondan ev­velki devir arasındaki fark o derece büyüktür ki, o kadar âm ve şamil te­sirler icra 'etmiştir ki bütün vatandaşlar, bu hayal ve hesabın tahakkuk. etmemesi hususunda kuvvetli bir şuura sahiptirler ve hâdiseleri çok ya­kından takdir edebilecek hale gelmişlerdir. Yoksa senelerdenberi esdiri-len muazzam tezvir fırtınası bu memlekette çok tahribat ika edebilirdi..

Yazılanları, söylenenleri bir düşününüz: Bu memleketi, toptan sattığı­mızdan .bahsederek akla hayale gelmedik tezvirlerin sahnesi haline getir­diler. Bunun tesirleri ne oldu? Hiç. Bugün emniyet bozuldu deniyor, se­bebi Kırşehir kanunu, hâkim teminatı meselesi imiş. Demek kî evvelce iyi imiş. Halbuki vatan elden gitti feryatlarına daha iktidara geldiğimi­zin ertesi günü başlamışlardı. 1954 seçimlerinde yabancı sermayeyi teş­vik kanunu, petrol kanunu cankurtarandı. Bütün bir kampanya bununla geçirildi. Şimdi de Kırşehir kanunu, hâkimlerin teminatı kanunu. Va­tandaş bunlardan mı korktu? Vatandaş bu kadar korkak mı? Arslanköy, Senirkent hâdiselerinde vatandaşları .süründürdünüz. İzmir'de üzerimize yaylım ateşi açtırdınız, İzmir'de haykirdınız, bağırdınız, yedi vilâyette idarei Örfiye hâkim olduğu zamanda seçimleri yaptınız, yine kazandık,

Neden? Çünkü vatandaşta iman bütünlüğü var.»

Başvekil, bundan sonraki konuşmalarında, bugünkü müzakerenin bir ga-

zeteyi muhakeme etmek için değil, burası mahkeme değildir, Demokrat Partinin manevî şahsiyetine yüz kızartıcı suçlar irtikâp etmiş olmak damgasının vurulmasını Önlemek ve partinin şeref ve haysiyetini koru­mak için açılmış olduğunu tasrih etmiş, Halk Partisinin buna başka bir tertiple mukabele ederek Halk Partisi meclisi toplantısında bugünkü ko­nuşmalara takaddüm etmek üzere millete hitaben bir beyanname neşret­miş bulunduğunu belirtmiştir.

Başvekil ezcümle şunları söylemiştir :

«İki sandıkta şöyle olmuş, dört sandıkta böyle olmuş gibi hiç bir tesiri. haiz olmıyan hâdiseleri ele almak suretiyle, Türkiyede seçim emniyeti yoktur, istibdat vardır vaveylası yaratmak, Türk milletini, seçimlerde şike yapıldığı, istibaddm hâkim olduğu bir coğrafî parça, boyasına boya­mak demektir. Biz, bunu Önlemek istiyoruz. Burada yüksek huzurunuzda,, içe ve dışa karşı şurasını bir kere daha teyid etmek mecburiyetindeyiz ki bu memlekette seçimlere hile karıştırmak, sandıkları kırmak, vatandaş­ların reyini kullanırken bağırlarına süngü dayamak bîr eski devre aitti. Bugün artık Türkiye'de seçim emniyetinden şüphe ile bahsetmek imkâ­nı yoktur. Türkiye'de seçim hürriyeti, her türlü münakaşanın ötesinde teessüs etmiştir. İçte ve dışta bunu herkesin böyle bilmesi, o dedikleri iti­barın bir kat daha artması manasına gelir. Fakat onların kavilleriyle fi­illeri birbirine uymamaktadır. Bir taraftan memlekette hürriyetin tees­süs etmiş olması seçim serbestisinin teminat altında bulunması bu mem­leketin hayrına olur şeklinde tavsiyelerde bulunurken, öbür taraftan bi­zi içte ve dışta rejim ve seçimler üzerinde şüphe ve .şaibe altında bulun­duracak tezvirat ve iftiralardan da asla fariğ olmamaktadırlar.

Burada Halkçı gazetesi muhakeme değil, memleketin şerefi haysiyeti mü­dafaa edilmektedir. Bizim Halkçı 'gazetesiyle burada görülecek hesabımız yoktur. Adalete tevdi etmişizdir. Adaletin vereceği hüküm makbulümüz olacaktır. Başka türlüsünü düşünmek esasen mümkün değildir.

Bütün dünya duysun diye resmen ilân ettikleri vatandaşın bezgin oldu­ğu, muhtar seçimlerine iştirakin yüzde 7 yi geçmediği iddialarını red eden Başvekil, iştirak nisbetinin şehirlerde yüzde 32, köylerde yüzde 68 olduğunu, bundan evvelki muhtar seçimlerinden asla geri bulunmadığı­nı, her iki partinin aldığı rey nisbetleri bakımından ise vaziyetin büsbü­tün aleyhlerinde tecelli ettiğini belirtmiş, daha birkaç ay evvel yapılan 2 mayıs seçimlerini hatırlatmış, bütün seçimleri üstüste daima daha fazla bir ekseriyetle kazanan bir iktidara karşı böylesine mücadele edilmenin doğru olmadığını, bunun memleket zararına bir nevi soğuk harp teşkil ettiğini söylemiş, bu soğuk harbe memleketin uzun müddet tahammül etmesine imkân tasavvur olunamaz, bunun bir sonu olmak lâzımdır, de­miş ve şöyle ilâve etmiştir:

«Görülüyor ki niyetleri şudur: Bize rahat çalışmak imkânını vermiyecek-ler, bu memleketin sinirlerini bozacaklar, ondan sonra da hatalar irtikâp ettirecekler ve kendileri bunları istismara kalkışacaklar. Fakat biz sinir­leri bozulacak insanlar değiliz. Biz, Demokrat Parti olarak tesisine bu ka­dar emek verdiğimiz hürriyet rejimini her gün tekâmül ettirmek sure­tiyle en mükemmel hale getirmeye «ahdetmiş insanlarız. Fakat aynı za­manda elde edilmiş neticeleri ve amme nizamını şunun bunun hürriyet isteriz vaveylalarına ve aldatıcı ^esirlerine kapılarak ayaklar altına alacak hürriyeti yıkıcı teşebbüsleri de Önlemeye azm etmişizdir. Demokrat Parti, dört sene, milletin kendisine verdiği selâhiyetle, iş başındadır. Ve­bal ve mesuliyetlerinin ehemmiyetini ve ağırlığını tamamiyle müdriktir. X)ört tarafında kazan kaynıyan bir adacık üzerinde sakin bir millet ol­duğumuzu biliyoruz. Bu memleketin içtimaî düzenini bozacak., onun bü­tün mafsallarını ve irtibatlarını koparıp keserek onun bünyesindeki sa-lâbetli noktaları şurada burada, sabah akşam yıpratarak, bir gün onun -eczayı ferdiyesinin dağılıp inhilâl -etmesini mümkün kılacak bir'müca­dele tarzına sureti katiyede son vereceğiz.

Başvekil ayrıca şunları da söylemiştir :

«Onlarca bizim bütün günahımız, iktidara gelmiş olmamızdır. Bu güna­hımız için affetmez bir kin bizi ölünceye kadar takip edecektir. Ağzımız­la kuş tutsak, vaziyet değişmez. Çünkü onların hırsını, ancak iktidara gelmek tatmin edebilir. Bunda da biarz onları haklı görmek lâzrmgelir. Zira, uzun seneler bir hakkı fetih olarak bu memlekete sahip olduklarını zannedenler, hayatlarının ileri devresinde bu kanaatlerini, ruhlarına gir­miş olan bu kanaati değiştirmek imkânını bulamazlar Bunun tabii telâk­ki edilmesi icap eder. Ben, kaç defa millî tesanütten ve kardeşlikten bah­settim. Memleket hayrına temenniler yolladım. Bir tek aksiseda gelmedi. Çünkü tek bir takdir sedası tılsımı bozacaktır. Bir tek takdir sedasının dahi Demokrat Parti iktidarının meşruiyetinin delilim teşkil etmesi en­dişesi, onlar için bize karsı hiçbir zaman insaflı, rahim ve şefik olmağa imkân vermiyecek bir mania teşkil etmiştir. Bütün meselenin sırrı bura­dadır.

Bu memlekette muhalefetin tarzı hareketi de, muhaliflerin tarzı hareketi de, matbuatın tarzı hareketi de hürriyet içinde nizamlanmak lâzımdır.

Hürriyet, en basit mütearife haline gelmiş tâbüiyle, başkalarının hürri­
yetine riayet kaydiyîe mukayyettir, istedikleri ise, hudutsuz hürriyettir,
yüzde birini dahi hayatları boyunca başkalarına tanımadıkları hürriyet,
başkalarının haysiyetine, şerefine, seçimin meşruiyetine, her ne sahada
olursa olsun, pervasız, kayıtsız ve şartsız sövme, sayma ve hücum etme
hürmretidir. Bunun böylesi dünyanın hiçbir tarafında mevcut değildir.
Arzettiğim gibi böylesine muhalefet de başka yerlerde görülmüş değildir.
Bıraksınlar bu memleketin tealisi için işlerimizi görelim. Sabah akşam
bir sabotaj hareketi tertiplemek için ömürlerini ifna etmesinler. Demok­
rat Partiye indirmeye savaştıkları her darbe bu memleketin menfaatle­
rine karşı tevcih edilmiş bir darbe mahiyetindedir. Demokrat Parti, ken­
di dükkânını, fabrikasını veya ticarethanesini idare etmiyor. Hepimizin
bütün Türk milletinin müşterek malı olan memleketi İdare ediyor. Bu
memleket idaresinde onu tökezletmek, onu gaıyri muvaffak kılmak, mem­
leket menfaatlerinin tamamiyle aleyhinedir. Muhalefetler iktidarın mu­
vaffak olmasını temin edebilmek için ellerinden gelen gayreti sarfeder-
ler. Biz böylesine bir muhalefet görmek şöyle dursun, sabahtan akşama
h-er gün yeni bir tertiple memleket işlerinin perişan hale gelmesini temin
edecek yollarda çalışan bir muhalefetle karşı karşıyayız Öylesine bir yol
takip ediliyor ki, buğdayın satılmaması için, bu memlekete kredi veril­
memesi için, bu memleketle iş ve muameleye girişilmemesi için, ne gibi
bir tertip yapmak lâzım ise, her gün bunlar imal edilmektedir. Mutlaka,
mutlaka bunun bir sonu gelmelidir Bu memlekette huzursuzluk
ve rahatsızlık, hakikati kabul etmemek, hakkına razımak nususundan neş'et etmektedir. Bu da, hiçbir zaman demokrasi sistemine, ekseri­yet sistemine inanmamış olduklarından ileri gelmektedir. Fakat Demok­rat Parti iktidarı, demokrasi rejiminin bu memlekete uyar ve yakışır bir rejim olduğunu bütün dünyaya ispat edecektir.

Büyük Millet Meclisi müzakereleri: 22 Kasım 1954

— Ankara :

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15'te toplanarak, rûznamede mevcut buluann şifahî suallerin müzakerelerini yapmıştır.

Celse açıldığı zaman, bazı mebuslara izin verilmesine dair riyaset tezke­resi okunarak kabul edilmiş, keza bu toplantı yılı içinde iki aydan fazla izin alan İzmir Mebusu Ekrem Hayri Üstündağ'm tahsisatı hakkındaki riyaset tezkeresi de umumî heyetin ıttılaına arz olunmuş tur.

Bundan sonra şifahî suallerin konuşulmasına geçilmiştir.

İlkokulların dördüncü sınıflarında okutulması kararlaştırılan ve Hatay vilâyetini Türkiye sınırları dışında bırakan haritayı ihtiva eden bir kita­bın mevcut olup olmadığına dair Maarif Vekâletinden sorulan şifahi sua­li, Vekil Celâl Yardımcı cevaplandırarak ezcümle şunları söylemiştir:

«Böyle bir kitap vardır ve bu ders kitabı Cemâl Onagar ile Hakkı Oskay tarafından coğrafya dersleri için hazırlanmıştır. Bu kitap 953-954 edrs yı­lı için talim terbiye dairesinin 7 Nisan 1953 tarihli kararı ile kabul edil­miştir. Kitabın birinci baskısında, yani talim terbiye heyetine gönderilen tetkik nüshasında, Hatay'ın millî hudutlarımız dışında bırakılmasına de­lâlet eder hiç bir vesika ve harita mevcut değildi. Yalnız kitabın ikinci baskısında sonuna eklenen haritada Hatay vilâyetimiz millî hudutlarımı­zın dışında görülmektedir. Bu meseleye vekâletimiz muttali olur olmaz, muhterem arkadaşımızın takriri vermesinden bir ay iki gün evvel, der­hal harekete geçerek kitabı tedrisattan kaldırmış, kitabı yazanlarla, ba­sanlar hakkında tahkikata geçilmiştir."

Son zamanlarda demiryolları üzerinde vukua gelen kazaların neticesine ve bu kazaları Önleyici ne gibi tedbirler düşünüldüğüne dair Münakalât Vekâletinden sorulan şifahi sual, Vekil Muammer Çavuşoğlu tarafından cevaplandırılmıştır. Muammer Çavuşoğlu bu cevabında, son onbir av içinde vukua gelen tren kazalarının adedini bildirmiş, kazaların sebep­lerini ve mevkilerini ifade etmiş ye kazaları önliyecek cezrî tedbirler ı     mevzuunda da şöyle demiştir:

«Şu hususu müsaadenizle arzedeyim ki, tek hat işletmesinde tren adedi muayyen bir seviyeye ulaştıktan sonra münhasıran talimatnamelere ria­yet etmek, hizmetin mutlak kuzursuz yapılmasına dikkatli ve daimî ba­siretli bulunmak, kazaları önlemek hususunda daima katı bir teminat teşkil etmemektedir. Her türlü kalifiye elemanlara ve birçok imkânlara sahip olmalarına rağmen en ileri safta bulunan Avrupa ve Amerika de­miryolları idareleri, nakliyatın inkişafı karşısında, personelin dikkat ve basireti ile işlerin emniyetli, süratli ve ahenkli yürüyemiyeceğini göre­rek, tedricen en mütekâmil emniyet, sinyal ve muhabere ve tesisleri vücu­da getirmek suretiyle bugünkü muazzam .nakliyatı emniyet ve muvaffa­kiyetle temin edebilmektedirler.

"Kazaları önliyecek en cezrî tedbir modern emniyet tesisleridir. Seneîer-•denberi üzerinde durulduğu halde muhtelif sebepler yüzünden tahakkuk ettirilemiyen bu tesislerin- yapılmasına ancak geçen sene başlanılmış ve ilk merhale olarak Sirkeci - Soğuksu kısmına ait elektrikli emniyet te­sisatı ve otomatik muhabere tesisleri ihale edilmiştir.

İkinci merhale olarak, seyrüsefer kesafetinin en fazla olduğu Haydarpa­şa- - Ankara, Zonguldak hat t mm emniyet tesisleriyle telekomünikasyon mevzuu ele alınmış bulunmaktadır. Buna ait projeler hazırlanmaktadır.

Bu sene başında ihalesinin yapılması kararlaştırılmıştır. Bundan baskı -şebekenin emniyet tesisatı bakımından olan umumî ihtiyaçları tesbit ■edilmiş ve senelere taksim edilmek suretiyle bir programa bağlanmıştır.

Ayrıca atelyeler'de lokomotif ve vagon tamiratının seyrüsefer emniveti bakımından kontrolleri reflektoskop ve magneflex aletleriyle dingil ve-•sair aksamın muayeneleri yapılmaktadır.

Seyrüseferin selâmet ve emniyetle temini maksadiyle alman fennî ted­birlerden maada, bir taraftan personel devamlı dikkat ve teyakkuza da­vet edilmekte ve murakabe sıklaştınlarak kuvvetlendir ilmekte, diğer ta­raftan personelin ruhî halleri ve geçim durumları gözonünde tutularak yaşama imkân ve şartlarının İslahına gayret edilmektedir.»

'24/25.IX.954 tarihindeki fırtınada Karadenizde kaç vapur ve motorun batmış ve hasara uğramış olduğuna ve kazaların, daha sık vuku bulduğu Kefken civarındaki kıyı emniyetinin arttırılması hususunda ne düşünül­düğüne dair Nafı ve Münakalât Vekillerinden sorulan suale ilk cevabı veren Nafıa Vekili Kemal Zeytinoğlu, iki buçuk milyon' liraya mal edile­cek olan Karadenizdeki Kefken barınağının inşasına devam edildiğini, daimî bir fırtına sahası olan burada senede ancak 100-150 gün çalışabil­diğini ve bundan dolayı inşaatın ağır olarak devam ettiğini ve barınağın 1955 yılı sonlarında ikmal edilmesine çalışıldığını bildirmiştir. Münaka­lât Vekili Muammer Çavuşoğlu da, mezkûr takrire kendi sahasında ce-yap verebilmek için, Denizcilik Bankasından sorulan bazı cevapların ge1 -mesi mecburiyeti olduğunu belirterek, şifahi suali cevaplandırmak için bir hafta müddet istemiştir.

Genç-Muş demiryolu inşaat faaliyetinin ne durumda olduğunu, Muş-Bitlis yolu üzerindeki köprülerin eksikliklerinin ne zaman ikmal edile4-ceğini ve bu yolun amme hizmetine tam mânasiyle ne zaman açılacağım -dair Nafıa Vekilinden sorulan şifahi suali, Kemal Zeytinoğlu cevaplan­dırmıştır. Kemal Zoytinoğlu bu cevabında, Genç-Muş demiryolu İnşaa­tının devam etmekte olduğunu, keza Muş-Bitlis yolu üzerindeki Şeker-köy ve Arak köprülerinin işletmeye açıldığını, 83 kilometre uzunluğun­da bulunan Muş-Bitlis yolunda bakım için daimî olarak 4 kamyonun ve iki Greyder'in çalıştırılmakta olduğunu ifade etmiştir.

Başvekil Adnan Menderes'in Kütahya konuşması:

24 Kasını 1954

— Kütahya:

Başvekil Adnan Menderes, bugün Kütahya seker fabrikasının çalışmaya açılış' merasiminde, vatandaşların hararetti alkışları arasında . söylediği nutka, Demokrat Parti iktidarının 1950 yılmdanberi başardığı işlerin kı­sa bir muhasebesini yapmakla başlamıştır.

Başvekil demiştir ki:

«Bizim vazife basma geldiğimizden sonraki ilk, hattâ ikinci yılı, işleri düzeltme ve plânlaştırma devri olarak kabul etmek tabiidir. Hakikî ikti­sadî faaliyetimize ve plânlarımızın tatbikine, ancak 1952 yılının son ay­larında başladık. 1953 yılı büyük iktisadî faaliyet içinde geçti. İçinde bu­lunduğumuz 1954 yılı ise, neticelerin alınmaya başladığı ilk yıldır. Bir millet hayatında, bilhassa büyük iktisadî kalkınma mevzuunda, iki üç yı­lın ne kadar kısa bir zaman olduğunu takdir edersiniz. Bugün dikilen bir meyve fidanının dahi yemişini almak için en az dört beş yıl beklemek icap eder. Bütün vatan sathında girişilmiş olan büyük işlerin meyveleri­ni alabilmek ve bu neticelerin verdiğe, gittikçe artan bir hızla yeni yeni işlere başlıyabilmek, elbette ki bir zaman meselesidir Biz, henüz ve hâ­lâ temellerde çalışıyoruz, demek esizdir. Başladığımız büyük işlerden yüzde sekseni, henüz millî iktisada verimlerini devretmiş bir vaziyete gelmemiştir, fakat önümüzdeki iki üç yıl, gerideki iki üç yıl faaliyetleri­nin büyük neticelerini, gereği gibi idrâk edeceğimiz yıllar olacaktır.

Başvekil Adnan Menderes sözlerine devamla, son yıllarda yapılan ve hâ­len yapılmakta olan isleri hülâsa olarak saymış ve şöyle demiştir:

«Bugün Türkiye'de yedi büyük liman inşa halindedir Bunların her biri, 30-40 hattâ 50-60 milyon lira değerindedir. Yedi büyük barai yapılıyor. Bunların her biri, yüz-yüzelli milyonluk hattâ dünya çapında büyük ba­rajlardan bir tanesi olan ikiyüz altmış milyon liralıktır. Termik santral-lar da kuruyoruz. 60 bin kilovatlık Çatalağzı önümüzdeki yılın evlûlünde bitmiş olacaktır, aynı çapta bir başka santral Soma'da inşa edilmekte­dir. Kütahya vilâyeti dahilinde iki ay evvel temelleri atılan 60 bin kilo­vatlık TunçbiLek santralının inşasına süratle devam olunmaktadır. Sula­ma islerinin bütün vatan sathında nasıl İlerlemekte olduğunu çok yakın­dan biliyorsunuz. Bu gidişle önümüzdeki iki üc yıl içinde memleketimiz­de suyu ve elektriği gelmemiş köy ve kasaba kalmıyacaktır.

Yiyecek sanayii de süratle gelişiyor. Et, balık, un, makarna ve konserve mevzularında yurdun otuz kırk yerinde büyüklü küçüklü fabrika ve te­sislerin inşası devam etmektedir.

1950'deki çimento istihsalimiz 300 bini küsur ton iken, bugün bir rairyo"p yüz bini aşmıştır. 1956 vılımn ilk varışında iki buçuk milyon tonluk bir istihsal kapasitesine yükselmiş bulunacak ve bu miktar çimento, mem­leketin imarı hizmetine  girecektir.

Son iki yıl içinde dört yeni şeker fabrikasının açılması, bir o kadarın1"  da inşa halinde bulunması, bu    sahadaki ileri hareketimizin    mikyasını vermeye kâfidir. İstihsalimiz bu derece artmış olmakla beraber daha üç ay evvel memlekette bir şeker sıkıntısı vardı. Böyle Sıkıntılar artık ha­rice intikal edecektir. Türk milletinin 1950'ye kıyasla iki üç misli istih­lâk kabiliyeti elde etmiş olmasına rağmen 1956'da Türk şekerini memle­ket dışına dahi ihraç edebilecek bir plânın tatbikinde en mühim merha­leleri,  bugünden  aşmış  bulunmaktayız.

Mensucat sanayiimiz' ise, çok büyük bir inkişaf içindedir. Memleketin 1950'de pamuklu imal kabiliyeti yalnız 250 bin iken, bu iğ miktarı bugün inşa halindeki tesislerle beraber önümüzdeki yılın ortasında bir milyo-an yükselmiş olacaktır. Pek yakında pamuğumuzun sn büyük kısmını bizzat Türkiye'de işlemek ve Türk milletinin giyin"; eşyasını tamamiyle Türk mahsulünden ve bu memlekette imal etmek gibi büyük bir bahti­yarlığa nail olacağız.

Yollarımız bahsinde ise, bu memleketin bir başından öbür başına her­hangi bir noktasından başka bir yerine, devletin inşa ettiği yollar üze­rinde gidebilmek saadetine daha şimdiden erişmiş bulunuyoruz. Bayın­dırlık sahasındaki geniş faaliyetimizin açık bir delini vermek için, Bayın­dırlık bütçesnin bu yıl 600 milyon lirayı bulacağını bildirmek kâfidir. Bütçemizin bu faslı,.geçen yıla nazaran 185 milyon liralık bir fazlalık kaydedecektir. 1950'de Bayındırlık bütçesinin sadece 140 milyon olduğu düşünülecek ve geçen yıldan bu yıla kaydedilen artışın 1950 Bayındırlık bütçesinin heyeti umumiyesinden çok daha fazia olduğu hatırlanacak olursa, son yıllarda bu işlere ne kadar genişlik ve ne büyük bir hız veril­diği kolayca kavranabilir. Bayındırlık bütçesi, gelecek yıl 700-800 milyo­na yaklaşacak, öbür yıl bir milyarı aşarak 1950 yılı devlet bütçesinin he­men tamamına tekabül edecektir. Gelecekteki bu mesut inkişafları müj­delerken Bayındırlık sahasında naşı] bir hızla terakkiler kaydetmekte olduğumuzu ve önümüzdeki yıllar zarfında bu terakkileri her sahada na­sıl genişleteceğimizi yüksek huzurunuzda ve Türk millî efkârı huzurunda belirtmek isterim.

Memleketin her tarafında silolar, birçok noktasında hava meydanları, muhtelif yerlerinde radyo istasyonları, bütün bunların yanıbaşmda da, isim ve vasıflarını şimdi burada derhal sayamryacağım yüzlerce çeşit te­sisler ve fabrikalar memleketin her köşesini süslemekte, yurdumuzun her bucağında yer yer mühim kalkınma mihrakı halinde yükselmekte­dir. »

Başvekil Adnan Menderes, bu mevzuda daha geniş tafsilât vererek, ken­disini dinliyen vatandaşların daha fazla zamanını almak istemediğini kaydetmiş, başlanmış olan eserlerin bugün henüz çatılarının alınmış bu­lunduğunu, böyle bir zamanda yer yer bazı ufak sıkıntılara mâruz, kaiı-nıyorsa bunun, büyük -sermaye yatırımlarına rağmen neticelerin henüz idrâk edilmeğe başlanmış olmasından doğduğunu hatırlatmış ve bundan sonra, memleket kalkınmasının esaslı miyarını teşkil eden devlet bütçe­si üzerinde izahat vererek demiştir ki:

«Türk devletinin bütçesi, bugün 1950 yılı bütçesinin iki mislini aşmış bulunuyor. 1950 bütçesi 215 milyonu açık olmak üzere, bir milyar 300 milvon iken, bugün 1955 yılı bütçesi, muvazeneli bir vaziyette üç milyar Türk lirası üzerinden tanzim edilmektedir. 1948'de devlet bütçesinin beş milyar Türk lirasına varacağını bugünden söylemek, fazla iyimserlik telâkki olunmamalı, hakikatin ta kendisi olarak kabul edilmelidir. Ordumuz hakkındaki fedakârlıklarımıza gelince, iktisadî imkânlarımızın günden güne artması büyük dostumuz ve müttefikimin Birleşik Ameri­ka'nın yaptığı yardımların da genişlemesiyle, bu ana kadar görülmemiş bir hızla ilerlemekte, önümüzdeki yıllar zarfında maziye nazaran bu sa­hada da çok daha hızlı terakkiler kaydedileceği şimdiden muhakkak bu­lunmaktadır.

Dış politikamız ve milletlerarası itibarımızdan ise, uzun uzadıya bahse lüzum dahi hissetmiyorum. Türkiye Cumhuriyeti, milletlerarası müna­sebetlerde, büyük Türk milletinin yüksek kabiliyet ve hasletlerine lâyık ve bunlarla mütenasip olmak üzere çok mümtaz ve müstesna bir mevki sahibidir.Başvekil Adnan Menderes, sık sık alkışlarla kesilen konuşmasına dan sonra söiyle devam etmiştir:

bun-

«Bütün bu ilerlemelerin, bütün bu başarıların tek sırrı ve tek hikmeti, sadece ve sadece. Türk milletinin kendi işlerini kendi eline almış olması hakikatinde mündemiçtir. Bu hakikatin adı da, demokrasidir. Demokrasi inkılâbımızı geliştirecek ve demokı asiyi Türk milletinin tabiatı haline getireceğiz. Türk vatanını demoki asinin tam iklimi haline getirmek, bu gaye ile kurulmuş olan Demokrat Partinin iktidarınm en başta ve en aziz emelini teşkil eder.

İktisadî mevzularda, politika münakaşalarında, maddî ve manevî türlü iddialar ortaya atılabilir ve atılmaktadır. Fakat bunların hepsi, apaçık duran hakikatler karşısında, bugün okunup bir tarafa bırakılan ve yarın İDİr daha ele alınmayan gazete dedikoduları olmak vasfından ileri geç­emez. Bu günlük politika dedikoduları ve çekişmeleri, tıpkı bir serap gi­bi, yarın hâtıralarda en ufak bir iz dahi bırakmadan silinip gidecektir. Bunun ötesinde, geniş sanayii ve fabrikaları ile, elektrik ve sulama te­sisleriyle, yolları, siloları ve limanları ile, ileri ve zengin ziraatı ile ima-mûr, mes'ut ve müreffeh Türkiye kalacaktır. Yine. kör bir ihtiras tara­fından ortaya atılan ve zihnimizden hemen tebahhur edecek olan boş id­diaların ötesinde,, tam hürriyetine kavuşmuş ve hürriyet ve demokrasivi asırlardanberi tekâmül ettirmiş en ileri garp memleketleri gibi tatbik eden bir Türkiye kalacaktır. İktisadî kalkınmamızda olduğu gibi demok­ratik rejimimizin tahakukunda da aynı metin adımlarla ilerlemekte de­vam edeceğiz.

"Demokrat Parti faaliyete başladığı zaman, onun hakkında komünist bir teşekkül olduğu, yabancı emellere hizmet için kurulduğu söylenmiş, ak­la gelen ve gelmiyen isnad ve iftiralar yapılmıştı. Nasıl bugün onlardsr bİrşey kalmadı ise, yarın da, demoki atik rejimimiz ve iktisadî kalkınma­mız hakkında bugün yapılan isnad ve iftiralar hakikatin parlak güne^-" karşısında payidar olmıyacaktır. Ebediyen payidar olacak, demokratik rejimi iktisadî refahı ile mesut Türkiye'dir.»

Başvekil Adnan Menderes, iyi ay sonra azot sanayiinin temelini atm-v üzere bir kere daha Kütahya'ya geleceğim bildirdikten sonra, «Bununla da kalmıyacağız önümüzdeki yıl «Seyid Ömer» briket fabrikasının da te­mellerini atacağız» demiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir:

«Memleketin her tarafında olduğu gibi, Kütahya'da da. her sahada siz** rin hizmetinizde bulunmaktan en büyük bahtiyarlığa duymaktayız büyük sevincimizin membaı şudur ki, sözlerimiz ve vaitlerimiz karşısın­da hiçbir tereddüde düşmüyorsunuz, çünkü dört senelik mazi, sözlerimi­zi mutlaka yerine getirdiğimizi Türk milletine ispat etmiş bulunmaktadır.

Bugün Türkiye'de hiç bir memleketin tarihinde misli görülmiyen sü­ratle sermaye yatırımları yapılmaktadır. Bu arada bazı sıkıntıların his­sedilmesi pek tabiidir. Buna rağmen, Türk milletinin yaşayışına, bu büyük yatırımlar devrinde yüklediğimiz hiç bir külfet mevcut değildir. Bilâkis bir taraftan bu 'yatırımlar yapılırken, diğer taraftan Türk va­tandaşı kendi hayatında daha büyük kolaylıklara mazhar olmaktadır.. 1950'deki yaşama seviyesine nazaran, 1954'te en az bir misli terakki kaydedilmiştir. Bunu esasen gündelik hayatınızda her sahada müşahe­de etmektesiniz. .Hayat pahalılığı nevinden söylenen efsaneler, sadece sizleri .şaşırtmak için ileri sürülen ve hakikatle hiç bir alâkası olmıyan kuru iddialardan ibarettir.»

Başvekil Adnan Menderes, Kütahya şeker fabrikasının açılış ■merasi-mindeki konuşmasını sürekli alkışlar arasında, Reisicumhurumuz Celâl Bayar'm selâm ve muhabbetlerini Kütahyalılara tebliğ ederek bitirmiş ve fabrika .kapısındaki kordelâyı keserek bu fabrikayı da memleket hizmetinde işletmeye açmıştır.

Fabrikanın gezilmesini .müteakip Başvekil Adnan Menderes refakathir dekilerle beraber saat 14'te, otomobille Ankara'va hareket etmiştir.

E. M. Meclisi umumî heyetinin hissiyatına tercüman olan telgraf: 30 Kasım 1&54

— İstanbul:

Kapalıçarşı yangını hâdisesi B. M. Meclisinde büyük bir teessürü mu­cip olmuştur. Meclis Reis Vekillerinden Fikri Apaydın meclis umumî heyetinin hissiyatına tercüman olarak İstanbul Vali ve Belediye Reis Vekilliği makamına  şu  telgrafı göndermiştir:

«Büyük ve tarihî bir kıymet taşıyan "Kapahçarşıdaki yangın dolayısiff-le İstanbulun uğradığı felâket karşısında Türkiye Büyük Millet Mecli­sinin duyduğu büyük teessürün İstanbul halkına iblâğını meclis umumî heyetinin hissiyatına tercüman olarak arz ve rica ederim.))

Libya ve Türkiye Yazan: Cihad Baban l/XI/954 tarihli (Zafer) den:

Başşehrimizde misafir bulunan Libya­lı dostlarımızdan bir tanesi, Cumhuri­yet bayramımız dolayısiyle hipodrom­da yapılan muhteşem .geçit resmini gör­dükten sonra.. «O kadar heyecanlandım ki, geçen askerler Libyalı olsalardı be­ni bundan fazla tehyiç etmezlerdi.» de­mişti. İştirak edememezlik edemiyoruz. Biz de 24 aralık 1951 de Emir .İdris El-, sunusî hazretleri kral ilân edildiği v.e "kendi ağzından Libya'nın hürriyet ve istiklâlini ifade eylediği gün ayni se­vinci ve heyecanı duymuştuk. «Allahin emriyle, uzun mücadelelerimizin se­meresi olarak istiklâle kavuşmamız bir hakikat oldu!» sözlerini okuduğumuz gün, tarihî hâdiseler gözlerimizin ö-nünde canlandı. Kardeş, dost ve vefalı Libyalıların o günkü bayramlarına her "birimiz ayrı ayrı kalben iştirak ettik.

Libya Osmanlı İmparatorluğunun bir cüzi idi. 1911 de İtalyanların Giolliti .hükümeti Fransa ve İngiltere ile mu­tabık kalarak 29 eylül 1911 de Trablusa kırk bin kişilik bir ordu ile çıkarma yaptığı zaman, Osmanlı Meclisinde kürsüye çıkan devlet adamları, bütün dünyanın .gözlerine batan hazırlıklara rağmen, İtalyan hükümetinin böyle bir teşebbüse kalkıgmıyacağı hakkındaki teminatını ileri sürüyor, Mebusan Mec­lisimizi teskin etmiye çalışıyorlardı. Halbuki emri vâki kendisini ortaya at­makta gecikmedi ve Trablus Türk kahramanları ile y-erli halkın mukave­metine rağmen elimizden çıktı. Otariih-te do&anlardan bazılarının —Benim gi­bi— Cihad ismini taşıması, İtalyan müstevlilerine karşı açılan mücadele­nin mahsulüdür.

'Libyada Türklerle, yerli halk İtalyan

istilâsına kar^ı nasıl beraberce ve kah­ramanca mücadele ettiyse, o , günden ■fougüne kadar geçen zaman içinde de iki millet mesafelerin uzaklığına rağ­men fikren ve hissen yine bir ve be­raber yaşadı. Önümüzdeki yaz ayların­da m emi eks timize şeref verecek olan Kral İdris Elsunusî Hazretleri, bu ya­kınlığı, bu dostluğu, bu sevgiyi biz­zat Türk vatandaşlarının ağzından din­leyecek ve gözlerinden okuyacaktır.

Millî Mücadelenin kara günleri içinde, bize manen müzahir olmak için elin­den .gelen her şeyi yapan ve İstanbul hükümetinin satılmış fetvalarına mu­kabil, ilmî ve dinî hüviyetinin verdiği salâhiyetle Müslüman halkımızın üze­rinde teşçî edici rolünü unutmadığı­mız Şeyh Elsunusî Hazretleri de bu­gün meşrutî Libya'da hükümranlık e-den ailenin şerefli bir büyüğü olarak millî tarihimizin sayfaları içinde dai­ma yaşıyacaktır.

Bu dost ve kardeş ülkenin Harbiye Ve­ziri, Başkutnandanı ve iki mebusu bir müddetten beri m-smleketimizin misa­firi olarak bulunmaktadırlar, geçen mayıs ayında da, muhterem Başvekil­leri ile Maliye ve Hariciye Vezirlerini aramızda görmek şerefine ulaşmıştık. Önümüzdeki yaz aylarında da Kral Haz r-etlerini karşılamak üzere şimdiden hazırlanıyoruz.

Türkiyenin her ferdî, bu garazsız ve ivazsız kardeşliğin icabım yerine ge­tirmekle meşguldür, bilaistisna hepi­miz, yeni kurulmuş olan bu devletin hürriyet ve istiklâl içinde gelişmesini sempatiyle hayranlıkla takip ediyoruz. Kalbimiz onlarla beraberdir, ve onların istiklâline kendi istiklâlimiz kadar kıy­met ve ehemmiyet veriyoruz.

Geçirdikleri sıkıntılı ve dertli günleri biz de İstırap, sıkıntı ve ümitle takip ettik, İkinci Dünya Savaşında İtalya harbe .girdikten sonra, yardımcı   Arap

image013.gifkuvvetlerini Siranayka'da teşkil eden ve İngilizlere yardım için mücadeleye atılan Emir İdris'i muhabbetle karşıla­dık. Rommel orduları ile, Montgomery boğuşmasının şimali Afrika sahillerin­deki med ve cezirl;* mücadelelerini, Libya'nın istiklâli nam ve hesabına, gözlerimizden uzak tutmadık. Nihayet mihverle beraber, mağlûp olan İtalya, 19 =ubat 1947 de Paris'te, Afrikadaki müstemlekeler üzerindeki haklarından f-eragat etti, bu anlaşmaya nazaran. Birleşik Amerika, İngiltere, Fransa ve Sovyet Rusya, bu ülkeler hakkında bir «ene zarfında bir karara varamadıkları takdirde, Birleşmiş Milletlerin bu hu­susta yapacakları tavsiyeye uyacakla­rını peşin olarak kabul .ediyorlardı.

Bu arada ihtilâf yine uzadı durdu, İn­giltere Afrika'da Rommel'e karşı yap­tığı harblerden sonra, Libya üzerinde c&? hak tesis etmek istiyordu. Sovyet Rusya ise Libya mandasının doğrudan doğruya kendisine verilmesi fikrinde idi. İtalyanlar ise, Libyaya döktükleri paranın karşılığı olarak buraların tek­rar kenidl-srine verilmesini yeniden ile­ri sürdüler.

Nihayet 1949 senesi 21 aralık ayında, Birleşmiş Milletler Umumî Heyeti me­seleyi müzakere etti ve sıfır muhalife, üokuz müstenkife karsı 48 oyla Libya' nm istiklâlinin tanımasını ^karar altına aldı; Hollandalı Adrian P-slt'i Birleşmiş Milletlerin mümessili olarak Libya'ya yolladı. Bundan sonraki devirler müs­takil bir milletin do^um sancıları ol­du, Trablus eyalet: müttehid bir dev­letin kurulmasını istiyordu. Sirenayka' <ia federatif cereyanlar mevcuttu, fa­kat neticede, vatanperverlik aklıselim galebe çaldı ve yukarıda da söylediği­miz gibi 22 aralık 1951 de müstakil Libya devletinin kuruluşu ilân edildi.

'Libya devleti Trablus, Sirenayka ol­mak üzere üç eyaletten mürekkep ve takriben bir buçuk milyon nüfusa ma­liktir. Nüfusun en kesif1 olduğu yer P.00.000 insanla Trablus'tur. Merd, ça­lışkan ve kahraman insanların toplu­luğu olan Libya milleti, terakki v.e medeniyet yolunda büyük hamlel-sr yapmak kararındadır. İktisadî vaziye­tin gelişm-esi için, iktidarda olanlar el­lerinden  geleni yapmakta  ve bir .za-

manlar İtalyan istilâsı altında kalan: memleketlerini ,medenî dünyanın me­denî bir köşesi haline getirmek için bü­yük gayretler sarfetmektedirler.

Türkiye bu kardeş milletin gayretleri­ne karşı lâkayd olmadığı gibi onun si­yasî istiklâl, mâlî kalkınma ve kültür­de yükseliş gayretlerine elinden ge­len her türlü müzahareti göstermek az­mindedir. Müşterek tarihin yarattığı, müşterek hâtıralar aramızda daima ya-şıyacak ve o hâtıraların üzerine kur­duğumuz medenî dostluk hiç şüphe yok: çok yakın zamanda eserlerini verecek­tir. Bu mebedden ve bu hisle hare­ket ettiğimiz içindir ki bugün memle­ketimizin aziz misafiri bulunan Har­biye Veziri Halil Galâl ve muhterem: rrkadaşlarmı, en samimî duygularla: karşılıyor ve memleketlerine döndük­leri zaman kendi vatandaşlarına, Türk­lerin ittifak halindeki sevgilerini u-laçtırmalarmı rica ediyoruz.

Bavarııı nutku

Yazan: A. E. Yalmsn

2/XI/954 trrihli (Vatan) dan:

Ankara 1 (Telefonla) — Cumhurreisi": Celâl Bavarm vekarlı bir ifade ile o-kuduğu o!f?un açılış nutkunu Büyük" Millet Meclisi derin ve umumi bir alâ­ka iîe dinlsdi.

Cu.-nhurreisi Meclise girdiği zaman;" 1946 dan beri an'ane haline gelen hâ­diseyi bir defa daha gördük: Ekseriyet partisi mensupları oturdukları yerler­den kımıldanmadılar, buna mukabil" muhalifler saygı vaziyeti aldılar.

Harvard Üniversitesinde okuduktan sonr-a Ankara Üniversitesine talebe ya­zılan ve Türk siyasî partileri hakkında oir doktora tezi hazırlıyan bir Ameri­kalı genç, dinleyicilerin arasında idi. Böylece dünya siyasî tarihinin en ga­rip bir manzarasını görmüş oldu. An'-snenin nasıl kurulduğunu ona izah e-derken, kendi kendim-2 şunu düşün--düm ki milleti esas, devleti ona hik­met eden bir vasıta sayan siyasî ideo­loji ile devleti esas, halkı onun tebasr-

tüye telâkki eden ideoloji, her sene Meclis açılırken birbirinin karşısına di­kiliyor ve sessizce bir çatışma geçiri-lor.

Bay arın nutkunun başından sonuna kadar her kısmında bir normallik ha­vası vardı. Derin bir alâka çeken ilk kısım, hürriyet Ve demokrasinin mu­hafazası ihtiyacını kuvvetli bir ifade ile teyid etmekle beraber, bunların ko­runması için iâzım gelen şartları tet­kikten geçiriyordu. Bu bakımdan iti­dal ve huzurun esaslı bir rolü olduğu kızıl kundaklama gayretlerinin ve bun­larla sıkı bir işbirliğine girişen taas­sup ve irticaın her türlü din istismar­cılığının memleketteki bulanık vazi­yetlerden istifadeye çalıştığı, bu sebep­le hürriyet ve nizamın telifi için Bü­yük Millet Meclisinin kısmen doku­zuncu ve kısmen şimdiki onuncu dev­rede tedbirler aldığı ve bu tedbirlerin beklenen neticeleri verdiği ileri sürü­lüyordu. İnkılâpların korunması üze­rinde titzce duruluyordu.

Nutkun dört küsur senelik hükümet icraatına ait kısımlarında sert bir li­san kullanılmıyordu. Bozguncu muhit-"er tarafından siyasî bir kinle yapılan hücumlara lâfla değil, icraat rakam-lariyle cevap vermek yolu tutulmuş­tu.

Askerî kuvVEtlerimize ve haricî müna­sebetlerimize ait olan ve hararetli alkış .îarla karşılanan kısımlar; esaslı ve sa­mimî sulh emellerine ve insanlık ide­allerine dayanan millî siyasetimiz sa­yesinde kendi hesabımıza ve hür dün­ya hesabına elde edilen güzel ve ha­yırlı neticelerin çok kuvvetli bir lev-"rıasını çiziyordu.

Celâl Bayarm nutku, benim üzerimde, umumî hayatımızda verimli çalışmala-ia imkân verecek bir normallik devri-~nin büyük müjdesi tesirini yaptı. Bu normalliğe nasıl varacağız?

"Bu suale b«gün için cevap vsrmek ko-Üaj değildir. Fakat herhalde gönül i.'ogluğu ile ve tatlılıkla idrâke varma­nın yolunu bulacağız. İçinde bulundu-.ğumuz «artların kat'î emri, milletin ar-_zusu herhalde budur.

Bayar'm nutku

Yazan: A. N. Kaarcan

2/XI/954 tarihli (Milliyet) ten:

Devlet Reisi Bayar, dün, Meclisi açar­ken, okuduğu nutkun projektörüyle, fc.'z-s-, Türkiyenin manzarasını şu şe­kilde gösterdi:

Türkiye'de halk tarafından halk için çalışan bir idare kurulmuştur, 14 ma­yıs 1950 de umumî seçimlerle iktidara gelerek tasvip ed,ilen siyasî hareketin mânası budur.

Demokrat Parti iktidarı, ilk merhale­de solcularla sağcıların tahriklerinden doğan büyük bir tehlike ile karşılaş­mıştır. Fakat çıkarılan kanunlar, ko­münistlerin de, mürtecilerin de mem­leketi karıştırmalarına imkân bırakma­mıştır.

Teşkilâtı Esasiye Kanununun mutlak teminatı altında bulunan vicdan, fi­kir toplanma hak ve hürriyetleri ile matbuat hürriyeti, kötüy-e kullanıldı. Suiistimaller, devletin selâmetini, be­kasını tehlikeye düşürecek, huzurunu bozacak, vatandaş şeref ve haysiyetini kıracak şekillere vardı. Yeni kanun bu suiistimallere mâni olmak için yapıl­mıştır. Bayar'a göre, yeni mevzuat ile cemiyet nizamı, inkılâp, şerefler ve haysiyetler korunmak yoluna girmiş­tir.

Cumhurbaşkanı, nutkunda, verimli o-lân geçen devreye nazaran, başlayan yeni devrenin, milletimizin emniyetini daha da kuvvetlendir eşeğini, huzurun artacağını, bugüne kadar yapılanlardan düha büyük işler başarılacağını söyle­di.

Ekonomik vaziyetten bahsederken, «daralma değil, inkişaf vardır» dedi. Dış ticaretimizin üç misli artığını be­lirtti, memleketin umumî manzarasını ^hayırlı bir kalkınma» manzarası o-■arak hülâsa etti.

image014.gifMaateessüf C. Millet Partililerin İstan-bulda son yapmış oldukları hareket pek hoş karşılanacak şeylerden değil­dir. Çünkü kabul etmek lâzımdır ki, bu memlekette bir adalet mevcuttur 1-dalet muvacehesinde her vatandaşın hakkından emin olması icabeder. Şu halde, adalet huzuruna çıkan herkes seyanen muamele görecek demektir.

O halde, her hangi bir yazı veya dil suçundan sanık olan bir kemsenin, di­ğer vatandaşların yanında imtiyazı nedir ki, ona mahkeme esnasında te­zahür yapılmak isteniyor? Acaba îbun-da güdülen, maksat adalet üzerinde bir tesir mi yanmaktadır? Değilse adaletin, her vatandaşın muhakemesinde olduğu gibi sükûn ve huzur içinde çalışmasına niçin imkân verilmiyor ve manevî bir baskı yapılmak, istendiği hissi uyandı­rılıyor?

Herhalde son demagojik hâdisenin tas­vip görecek hiç bir tarafı yoktur ve olamaz. Nitekim çok haklı ve yerinde olarak hükümetin müdahalesini mu­cip olmuştur. Sayın Menderes bu hu­susta Anadolu ajansı vasıtasiyle yap­mış oliugu tebliğde bu gibi herektlere meydan verilmiyeceğini sarahatle ifa-ö.e etmiştir.' Memleketin sükûnu bakı­mından realist ve kuvvetli bir Başve­kilin kararı ancak böyle olabilir. Çün­kü buna benzer hal ve hareketlerde hükümet otoritesinin sarsılmasına as-iâ müsamaha edilmemelidir.

Göçmen evlerinde basarılar

24/XI/954 tarihli (Hâkimiyet) den:

Geçen gün Birleşmiş Milletlerde va­zifeli bir Amerikan ile görüştük. Bu zat göçmen ve mülteci meseleleriyle ilgilenmek ve bunların durumlarını incelemek üzere uzun bir yolculuğa' çı­kan bir heyetin üyesi olduğunu söyle­miş ve bizde birçok göçmenlerle gö­rüştüğünü; bunların iskân edildikleri yerde durumlarını yakından tetkik et­tiğini ve Menderes hükümetinin bu işde şayanı hayret derece büyük ba­şarılar sağladığını anlatmıştır.

Hatırlarsınız, 1950 kışının soî^uk ve. ruhlara kasvet veren günlerini yaşı­yorduk. Komşu Bulgaristan'da yüz­yıllardan beri baba ocaklarında yaşa-mışj fakat talihin acı bir cilvesi olarak yadillerde kalmış bulunan ecdat yadi­gârı kardeşlerimizin 170 bin kişi, bol-şevik Bulgar hükümetinin iğrenç ve. küstahça bir karariyle tehcire tâbi tu­tulmuştu.

Ellerindeki naralar, malları ve mülkle-îi gasbedilerek zorla trenlere bindiri­lip hudutlarımız içine merhametsizce-atılan bu kardeşlerimizin ıstırabı, bü­tün Türk milletinin ıstırabı olmuş; in­san haklarına karşı irtikâbedilen bu korkunç ■ suikast karşısında gözyaşla-rımızı kalbilerimize akıtarak felâket­zede kardeşlerimizi bağrımıza basmış­tık.

Yine hatırlarsınız, hükümetimizin ye­rinde bir karariy'e göçmen kardeşle­rimizin giyecek ve yiyeceğini sağlamak. için bütün millet seferber olmuş; köy­lülerimiz de bu öz kardeşlerini arala-r;nda üleserek misafir etmek suretiy­le aylarca barındırmış; maddî ve ma­nevî ıstıraptan korumuşlardır.

Bizim, bu haksızlık ve felâket karşı­cında devletçe ve milletçe gösterdiği­miz birlik ve beraberlik düşmanları­mızın gizli ve sinsi plânlarım altüst etmişti. Şimdi de dostlarımızın bu dâvadaki başarılarımızı hayranlıkla seyrettiklerini görüyor ve pek tabiî o-Jarak, derin bir bahtiyarlık duyuyo­ruz.

Gerçekten kendi kalkınma dâvaları için. giriştiği büyük bir programın tahak­kuku yolunda muazzam yatırımlar yapmak durumunda bulunan ve ikti­darı henüz yeni devralmış olan bir hü­kümetin 170 bin göçmeni yer, yurt sa­hibi yaparak yerleştirmesi ve en kısa bir zamanda müstahsil duruma getir­mesi kolay bir mesele değildir. Hele geçmiş günlerin göçmen ve mülteci meseleleri düşünülecek olurca De­mokrat iktidarın bu dâvadaki başarı-tı karşısında sevinç yaşları dökmemek mümkün değildir.

Daha geçen hafta Devlet Vekili Sa­yın Osman Kapani Bursa'da 1500 göç­men evinin açılış töreninde

 bulunmuş

image002.gifve bu evleri bir bayram sevinci içinde sahiplerine vermişti Göçmenlerimizin bütün i=ı ve güçleriyle ve bütün dert­leriyle çok yakından ve çok samimî bir surette ilgilenen ve bu itibarla bütün göçmen kardeşlerimizin sevgisini ka­zanmış bulunan genr Devlet Vekilimiz, şimdiye kadar 32 bin göçmen evi ya­pıldığını ve daha üç bin evin yapıla­cağını söylemiştir.

1950 de yer ve yurtlardan kovularak millî hudutlarımız irine beş parasız ve perişan bir halde sürülen kardeşle­rimiz, bu^ün ev, tarla, mal ve mülk sahibi olmuşlar; asıl mühimmi derhal müstahsil durumuna geçerek memle­ketin ana unsuru olan müstahsil köy­lümüze katılmışlardır. Bunun için değil midir ki sayın Devlet Reisimiz bu konuya temas edsn bir konuşmasın­da:

— Keski daha fazlasını gönderselerdi, demişlerdi.

Şimdi Demokrat hükümetten aydın göçmen kardeşlerimizin hallini bekle­dikleri mühim bir mesele vardır: Mil­li hudutlar dışında Türk okullarında Öğretmenlik yapmış olanların hakları­nı tanımak

Türk milletinin göçmen kardeşlerimi-;te gösterdiği büyük il'giden sonra dev­letin, sayısı bir, iki yüzü geçmiyen "Türk muallimine karşı bigâne kalmı-y a cağı gayet tabiîdir. Bu fedakâr ve c-afakeş Türk muallimlerinin elinden tt'tmak milletçe ve devletçe hepimize düşen millî bir vazifedir.

Sayın Osman Kapani'nin önayak olma­sını samimiyetle temenni ederiz.

Dördüncü kuvvet

Yazan: A. E. Yalman

26/XI/954 tarihli (Vatan) dan:

Gazetelerin elinde geniş salâhiyetler vardır. Bunlar, suiistimal edilirse, memleket huzursuzluktan kurtulamaz, şeref ve haysiyet bakımından asayişe ve rahatlığa kavuşamaz. Bu manzara­ya bakan icraî mes'uliyet sahipleri, va-Kit vakit basının bu kadar kudret   ve

salâhiyet sahibi olmasını yadırgarlar ve şu veya bu tarzda bir tanzim ve di­siplin sistemi kurmak ihtiyacını du­yarlar. Fakat böyle bir teşebbüse ge­çince tam ayarı bulamazlar, hudutları gün gsçtikçe bir kat daha kısmak ih­tiyacını duyarlar. Öyle ki neticede or­talığa mutlaka karanlık basar, basın hürriyetinin taşkınlıklarından kat kat kötü musibetler haşgösterir.

Memleketimiz iki ifrat arasındaki dal­galanmalardan ook zarar görmüştür. Hürriyete kavuşunca bir türlü kıvamı bulunmuyor. Fransa çibi fena misal î^skil eden bir memleket hariç olmak üzere, başka hiç bir yerde eşi görül­mez tarzda taşkınlıklar oluyor. Neti­ce olarak hürriyetten mahrum düştü­ğümüz zaman bunun hasretiyle kıv­ranıyoruz ve hürriyet güneşine yeniden kavuşmak maksadiyle mücadelelere atılıyoruz.

Türkiye, hür gazetelerden kısmen çok fayda, kısmen çok zarar görmüştür. Artık bir orta yol bulmağı ve tamami-le emanet şeklinde gazetelerin eline verilen geniş kudreti, ancak milletin iyiliği için kullanmaya imkân temin etmeği biz gazeteciler, kendi aramız­da düşünmek zorundayız. Bunu ihmal edersek ve ortalımı başıboş bırakırsak, bunun zararını memleket de çeker, biz de çekeriz.

Her birimiz hergün dünyaya akıl ve-rivoruz. Bu aklın birazını da, gazete­cilik mesleğine ait mes'uliyetin icapla­rını beraberce duymak ve kendi ara­mızda vicdanî bir meslek disiplini kur­mak İçin kullansak elbette çok iyi ede­riz.

Bir meslek teşekkülü olarak meydana gelen Gazeteciler Cemiyetinin gün geçtikçe u^rad^i sukut vürekler acı­lıdır. Her türlü meslek kayıtları bir tarafa bırakılmış, cemiyet bir yolge­çen hanı olmuştur. Bir kısmının mes­lekle alâkaları ikinci derecede olan kimseler burada birbirleriyle çarpışı­yorlar, müzakerelere günlük politika karışıyor. Seçimler hay ve huy içinde gecivor. İmza toplayıp kongreyi yeni yeni toplantılara davet ediyorlar.

Su noktayı unutmamak lâzımdır ki or­tada  bir   Gazeteciler  sendikası  vardır.

image015.gifİşbirliği Dairesi Umumî Kâtibi Elçi Melih Esenbel ile ilgili Amerikan ma­kamları arasında bir buğday anlaşma­sı imzalanmıştır.

Bu anlaşmaya göre, iki partide Ameri­ka Türkiye'ye 300.0C0 ton buğday ve 200.000 ton yemlik hububat verecek­tir. İlk" parti olarak 200.000 ton buğda­yın ve 125.000 ton yemlik hububatın derhal şevkine başlanacaktır.

İlk partide verilecek buğdaylardan 100.000 tonu 18 ay zarfında teslim edi-iecek Türk kromu mukabili, 30.000 to­nu Amerikan F. O. A. yardımı muka­bili, 70.000 tonu da 480 numaralı A-merikan Sürplüs kanunu mucibince Türkiye'de tediye edilecek Türk para­sı mukabilidir. 125.000 tonluk yemlik hububat da yine 480 numaralı Ameri­kan Sürplüs kanunu gereğince Türki­ye'de tediye edilecek Türk parası mu­kabili verilecektir.

ikinci partiye gelince, bunun 70.000 tonluk buğdayı Amerikan F. O. A. yar­dımı mukabili, 30.000 tonu 480 numa­ralı Sürplüs kanunu gereğince Türki­ye'de ödenecek Türk parası mukabili, 75.000 tonluk yemlik hububat da yine 480 numaralı Amerikan Sürplüs kanu­nu gereğince Türkiye'de ödenecek Türk Darası mukabili verilecektir.

jüksek  şahsiyet  tarafından    karşılan­mıştır.

18 Kasını 1954

— Koma :

italyan Dışişleri Vekili Gaetano Mar-tino bugün Türkiyenin y-srii Roma Bü­yükelçisi Cevat Açıkalm'ı kabul ede­rek kendisiyle uzun ve samimî bir gö­rüşme yapmıştır.

23 Kasım 1954

— Bağdat :

Bir haftadanken Irak'da bulunan Türk". heyeti her taarfta büyük dostluk' teza­hür] eriyle karşılanmaktadır. Bu müd­det zarfında Trk heyeti Küfe, Necef ve Kerbelâ'ya bir gezi yapmış ve he­yeti Kûfe'de bulunduğu müddetçe ken­disine Irak hükümeti tarafından tah­sis edilen Kraliyet Kasse sarayında i-kamet etmiştir.

17 Kasım 1954

Bağdat:

14 kişilik Türk parlâmento heyeti Bey­rut yoluyla uçakla İstanbul'dan Bağ­dat'a gelmiştir. Heyet, Irak hükümeti­nin mümtaz misafirlerine tahsis ettiği beyaz şatoda kalacaktır. 28 kasıma ka­dar devam edecek olan ikametleri müddetince heyet birçok ziyaret ve kabullerde bulunacaktır.

Türk parlâmento üyeleri Bağdat hava slanında, Irak Sağlık Vekili Dr. Mu-rıammed Hasan Selman, Türkiye Bü­yükelçiliği mensupları ve diğer birçok

Bu arada Hilie'de Irak meclisi reisinin ziyafeti, Kerbelâ'da valinin yemeği   ve-nihayet Bağdat'ta     Sıhhat     Veziriyle,. Başvekilin yemekleri pek parlak    ol--muş, Irak'ın ileri gelen bütün    şahsi­yetleriyle   tanışılmış,   dostluk münase-^ betlerinin inkişafı  hususunda     musa­habeler yapılmıştır.

Heyette bulunan Profesörlerimizden Ekrem Şerif Egeli, Tevfik Remzi Ka-zancıgil, Behçet Sabit Erduran ve Fah­rettin Kerim Gökay Bağdat'ta birer konferans vermişler ve bu konferans­lar Irak ilim ve kültür muhitinde de­rin bir alâka toplamıştır.

Türk heyeti bugün Kerkük'e hareket etmiştir.

image002.gif6 Kasım 1954

—           Birleşmiş Milletler :

Birleşik Amerika, İngiltere, Fransa, Kanada, Güney Afrika, Belçika ve A-vustralya murahhasları dün öğleden sonra yaptıkları hususî bir toplantıda atom enerjisinin barışçı gayelerde kul­lanılması için beynelmilel işbirliğini derpiş eden bir karar suretini Birleş­miş Milletler siyasî komisyonuna tev­di etmek hususunda mutabık kalmış­lardır.

Bu karar suretinde ezcümle Birleşmiş Milletler genel sekreterinin bu mssele-yi tetkik etmek üzere beynelmilel bir ilmî konferansı önümüzdeki toplantı­ya  çağırması istenmektedir.

—           Birleşmiş Milletler :

Birleşmiş Milletler ekonomi ve sosyal konseyi Bulgaristan'ın Unesco'ya alın­masını 6 muhalif ve 2 müstenkife kar­şı 10 reyle tavsiye etmiştir. Birleşik A-merika ve İngiltere muhalif rey veren­ler arasındadır.   .

—           Birleşmiş Milletler :

Vesayet işleriyle görevli komisyon, dünkü toplantısında, muhtar olmayan topraklara dair malûmat komitesinin raporunu ilgilendiren 3 karar sureti kabul etmiştir.

Komite tarafından sunulan ve ittifak­la kabul edilen birinci karar suretinde, genel kuruldan, raporu kabul etmesi istenmektedir. Muhtar olmıyan top­rakları idare eden devletler bu karar sureti lehinde oy vermişlerdir, zira ra­pordaki mevcut prensiplerin, idare et­tikleri topraklarda esasen tatbik edil­diği kanaatindedirler.

Kabul edilen ikinci karar "sureti tek­nik mahiyettedir ve muhtar olmıyan topraklarda yerlilere burs verilmesi suretiyle eğitimin ilerletilmesini tavsi­ye etmektedir.

Suudî Arabistan, Pakistan, Suriye ve Tailand tarafından sunulan üçüncü karar sureti, muhtar olmıyan toprak­lara dair verilecek malûmatın, mahal-

lî    esaslar    dairesinde    incelenmesini mümkün kılmaktır. ■

8 Kasım i 954

— Birleşmiş Milletler :

Bugün siyasî komisyonda atom ener­jisinin barışçı gayeler için kullanıl­ması mevzuunda cereyan eden müza­kerelerde söz alan Sovyet delegesi Vi-;>inski atom enerjisi için milletlerarası oir teşekkül kurmak maksadiyle hazır­lanan plânların kanaatinee pek sarih olmadığını ve bu sebsnten hu plân hakkındaki fikrini hemen beyan -3de-miyeceğini cildirmiştir. Vişinski bu arada, Başkan Eisenhower'in bu mev-zudaki ilk teklifinde ileri sürmüş oldu­ğu gibi, son Amerikan plânında da, e-îıerji kaynakları bulunmayan memle­ketlere bol elektrik enerjisi verilmesi­nin derpiş olunup olunmadığım Ame­rikan delegesi Lodge'dan sormuştur. Bundan başka Vişinski atom enerjisi­nin barışçı gayeler için kullanılması plânına paralel olarak atom kaynakla­rının tahrip kudretlerinin azaltılıp a-zaltılmıyacağmı Öğrenmek istemiştir. Vişinski bu arada Sovyetlerin bu mev-zudaki Amerikan teklifini katiyen red­detmediklerini aksine bu hususu görüş­mek için büyük bir ilgi göster diklerin i beyan etmiştir.

Siyasî komisyon sunulmuş olan karar suretinin imzalayıcılârmdân olan Bel­çika delegesi Langenhova, memleketi­nin sahip olduğu uranyum kaynakla­rıyla, atom enerjisinin barışçı gayeler için milletierarası sahada kullanılma­sı için yapabileceği.yardımı belirtmiş­tir.

Nihayet Hollanda delegesi Ballusek de, silâhsızlanma meselesinin müzakeresi sırasında hâkim olan uzlaşma havası­nın bu müzakerelerde de hâkim olma­sı temennisinde bulunmuştur.

— Birleşmiş Milletler :

Genel kurul özel siyasî komisyonu ye­ni üyelerin kabulü meselesini müzake­reye devam etmiştir. Bu müzakereler­de gene Sovyet ve Batı tezleri üzerin­de münakaşalar cereyan .etmiştir.

— Birleşmiş Milletler :

Fransanm deniz aşırı valisi Leor. Pig-non, dün vesayet komiyonunda verdi­ği beyanatta, Birleşmiş Milletlerin mü­dahalesini, muhtar olmayan topraklar­ca bunları idare eden devletler arasın­daki münasebetleri zarar verebilecek -anayasa değişikliklerine inhisar ettir­mek hedefini güdt*n bir karar sureti tasarısına şiddetin itiraz etmiştir. Bu tasarı, aynı zamanda, »muhtar olmı-yan bir toprak statüsü.değiştirdiği tak­dirde, oraya Birleşmiş , Milletleri tem­sil eden bir heyet gönderilmesini» de :avsiye etmektedir. Leon Pignon şöyle demiştir:

3u karar sureti tasarısını hazırlryanlar, tekliflerinin, fecaatini ve bu tasarı ka-oui edildiği takdirde bundan doğacak vahim neticeleri anlıyacakları ümidin­deyim. Şunu kaydetmek isterim ki, bu Tasarı, Birleşmiş Milletler içindeki iş­birliği prensibini tehlikeye sokmakta­dır.

ingiliz delegesi de Fransız del-egesinin hirazma iştirak etmiş ve bu karar su­reti tasarısmır, muhtar olrmyan top­rakları idare eden devletler tarafından kabul edilemiyeceğini söylemiştir.

15 Kasım 1954

— Birleşmiş Milletler :

Genel kurul vesayet komisyonu, muh-:ar olmıyan topraklar ile bu toprakla­rı idare eden devlet arasındaki müna­sebetleri   değiştirebilecek   mahiyetteki

anayasa değişikliklerine Birleşmiş Mil­letlerin müdahalesini kabul sden bir karar sureti tasvip etmiştir. Bu tasan gereğince, statüsünde değişiklik ya­pılan bir memleket halkının fikrini öğ­renmek üzere ve genel kurul uygun gördüğü takdirde bu memlekete bir heyet gönderilebilecektir.

Yunanistan, Yugoslavya ve Arap mem­leketlerinin bulunduğu bir grup tara-irndan sunulan bu teklif 11 muhalif ve 4 müstenkife karşı 37 oyla kabul edil­miştir. Aleyhte oy verenlsr arasında idareci devletler mevcuttur.

16 Kasım 1954

— Birleşmiş Milletler (New-York) :

Barış ve güvenliğe karşı işlenen suç­lara verilecek cezaya dair bir tasarı incelemekte olan Birleşmiş Milletler adlî komisyonuna, Brezilya, Kanada, Danimarka, ve Hindistan, bu mesele­nin, belli olmayan bir tarihe talikini is-tiyen bir karar sureti sunmuşlardır.

17 Kasım 1954

— Birleşmiş Milletler (New-York) :

iktisadî komisyon, kâfi derecede ge­lişmemiş memleketlerin kalkınması için,-Birleşmiş Milletlerde özel bir fo­nun kurulmasına dair bir karar sureti­ni dün ittifakla kabul etmiştir. Bu ka-lar sureti, böyle bir fon ihdası imkân-jarmı incelemekle görevlendirilmiş o-ian iBelçikalı iktisatçı Eaymond Schey-ven'in raportörlük vazifesini bir sene daha uzatmaktadır.

Oya müracaattan biraz sonra, İngilte­re ile Amerika delegeleri, iktisadî ko­misyondaki meslekdaşlarmm sayısına rağmen, bu fon kuruldu&u takdirde hü­kümetlerinin buna iştirak hususunda henüz hiçbir taahhüt altına girmedik­lerini kayde lüzum hissetmişlerdir.

Filhakika büyük devletler, Fransa ha­riç, iktisadî bakımdan gelişmemiş memleketlerin kalkmdırılmasiyle dai­ma alâkadar olmakla beraber, finanse

image016.gifetmeğe davet olunacakları yeni bir fon teşkili hakkındaki teklifler karşı­cında daima ihtiyatkâr hareket etmiş­lerdir.

—           Birleşmiş Milletler :

Sovyet Rusya'nın Birleşmiş Milletler oütçesine yardımının, 1955 te yüzde 14, 15 den yüzde 15 e çıkarılması hakkın­da Birleşmiş Milletler bütçe ve yardım komitesinin teklifi dün komitede mü­zakerelere mevzu teşkil etmiştir.

Amerika adına James Nash, Rusyanın, millî geliri hakkında teşkilâta kesin ra­kamlar vermemesini tenkid etmiş­tir.

Nash ile İngiltere delegesi Lord Fair-j'ax, Rus idarecilerinin bizzat iftihar ■ittikleri iktisadî durumlar mm, Birleş­miş Milletler bütçesine geniş mikyas­ta iştiraklerini mümkün kıldığnı be­lirtmişlerdir.

—           Birleşmiş 'Mille iler :

Filistin'i! Arap mültecileri meselesi dün yeniden Birlenmiş Milletlerde gö­rüşülmüştür, özel siyasî komisyon dün, Birleşmiş Milletler Filistin müetecileri-ne yardım ofisinin Orta-doğu müdürü Henry Labouisse'i dinlemiştir.

Labouisse hu meselenin şu üç mühim noktasına işaret etmiştir:

1 — Bütün müetecilerin, 8 senelik bir inzivadan sonra yuvalarına dönmek hususundaki şiddetli arzuları,

hükümetlerin

2 — Bunları kabul etmiş durumları,

3 — Arap mültecilerine yardım ofisi fonuna istiyersk İştirak etmiş olan devletlerin durumu,

—- Birleşmiş Milletler :

Bir aydan beri milletlerarası insan hakları anlaşmasına dair iki tasarıyı ine efem ekte olan sosyal komisyon, ge­nel kurulun önümüzdeki toplantı dev­resinde de bu husustaki çalışmalarına ■devam etmesini istiyen Kostarika'nm bir takririni 5 aleyhte ve 4 müstenkife karşı 42 oyla dün kabul    etmiştir. A-

leyhte oy verenler, yani Fransa, Bel­çika, Avusturya, İngiltere ve Yeni Ze­landa, milletlerarası insan hakları be­yannamesi meselesini incelemeğe da­vet edilen memleketler arasında, muh­tar olmıyan topraklardaki hükümet mahiyetinde olmıyan teşekkülleri zik­rettiğinden dolayı takriri tenkid et­mişlerdir.

18 Kasım 1954

■— Birleşmiş Milletler   (New-York) :

Yedi batılı devlet temsilcilerinin dün akşam yaptıkları bir toplantıyı mütea­kip beyanatta bulunan Birleşik Ame­rika murahhası M, Henry Cabot Lodge şunları söylemiştir:

Yedi batılı devlet atom enerjisi için beynelmilel bir ajanlık ihdası hakkm-aaki takrirlerinin muaddel bir metni­ni bugün siyasî komisyona tevdi ede­ceklerdir. Bu yeni metin, komisyon müzakereleri sırasında ileri sürülmüş elan muhtelif tavsiyeler dikkate alın­mak suretiyle hazırlanmıştır.

Amerikan murahhası, bu yeni metnin hazırlanmasına Sovyetler Birliğinin iş-fırâk etmemiş olduğunu bildirmiş bu­nunla beraber metnin ittifakla kabul edileceği ümidini izhar etmiştir.

— Birleşmiş Milletler :

Yedi batılı devlet* atom enerjisinin ba­rışçı gayelere kullanılması için millet­lerarası sahada işbirliği edilmesi mev­zuunda y.eni bir karar sureti hazırla­mıştır Bu takdirde Vişinski'nin itiraz­ları .geniş mikyasta dikkat nazara a-lmmıştır. Bu arada milletlerarası a-tom teşkilâtının müstakbel statüsü katiyetle belirtilmemekte, sadece teş­kilâtın bir an evvel kurulacağı ümidi izhar edilmektedir. Bundan başka, sarf edilecek gayretlerin yalnız barış lehine yapılacağı belirtilmek suretiyle Sovyetlerin arzusu yerine getirilmiştir. Buna karşılık gelecek yaz toplanması derpiş edilen milletlerarası ilim kon­feransına Birleşmiş Milletler üyesi ol-iTiıyan devletlerin de katılması husu­sundaki Sovyet  teklifi  reddedilmiştir.

image005.gif19 Kasım 1954

-- Birleşmiş Milletler :

Birleşmiş Milletler kurulu mâlî ve ida-.ri komisyonu, perşembe günü, 1955 bütçesini müzakere sırasında kurulun masraflarına iştirak edece'k olan mem­leketler hissesine düşen aidatı tesbit etmiştir.

.Buna göre, masrafların yüzde 33.33 ü-nü taahhüt etmekle Birleşik Amerika başta gelmektedir. Sovyetleri Birliği, Sovyet blokunun muhalefetine rağmen, 1955 yılı aidatının, geçen seneki yüzde 14.15 e mukabil, yüzde 15.08 e yüksel­diğini müşahede etmiştir.

Diğer taraftan, geçen yıl masrafın yüz­de 9.80 ine iştirak etmiş olan İngiltere' nin aidatı, bu sene yüzde 3.85 e indi­rilmiş. Fransa ise, geçen yıl masrafın yüzde 5.50 e iştirak ettiği halde, bu se­ne yüzde 5-75 ini ödeyecektir.

Milliyetçi Çin umumî masrafın yüzde 5.62 sini; Kanada ise yüzde 3.63 ünü ■taahhüt etmiştir.

20 Kasım 1954

— Birleşmiş Milletler :

Birleşmiş Milletler nezdindeki Sovyet delegesi Andrei Vişinski bugün Birle­şik Amerika temsilciler heyeti başka­nı büyük elçi Henry Cabot Lodge'u makamında ziyare* etmiştir.

Sovyet delegesi tarafından talep edi­len bu mükâfat, pazartesi günü Birleş­miş Milletler siyasî komisyonunda, a-tom enerjisinin sulheü gayelerde kulla­nılması hususunda milletlerarası işbir­liği tesisine dâir yapılacak müzakere ile alâkalıdır.

Fakat, salahiyetli çevreler, bu ziyare­tin evvelce tesbit .edilmiş olan Birleşik Amerika hattı hareketinde hiç bir de­ğişiklik yapmıyacağmı beyan etmekte­dirler.

Diğer taraftan, Vişinskinin bu mesele­de batı görüşüne yaklaşmadığı da işa­ret edilmektedir.

Sovyetler batı âleminin arasındaki ih­tilâf m-Evzuu, milletlerarası atom e-nerjisi konferansına iştirak edecek o_ ]anların tesbiti noktasındadır.

— Birleşmiş Milletler :

Birleşmiş Milletler resmî vesikaların­dan bazılarının Arapcaya tercüme e-Gİlmesi hakkındaki teklif, iki muhalif ve sekiz müstenkife karşı 42 reyi1? ka­bul edilmiştir. İsveç ve Norveç rey vermemişlerdir. Sovyet bloku, Avus­turya, İsrail ve Güney Afrika müsten­kif ks İmi şiardır.

24 memleket tarafından imzalanan ka­rar suretini komisyona takdim eden Suriye'nin Birleşmiş Milletler nezdin-eeki daimî murahhası Refik Asna'yı ^ırasiyle Polonya, Suudî Arabistan, Hindistan, Lübnan, Şili, Msır, Küba, Kanada ve Uruguay murahhasları des­teklemişlerdir.

22 Kasım 1954

— Birleşmiş Milletler (New-York)

Öğrenildiğine göre, Birleşmiş Millet-jerdeki Sovyet ba*ş delegesi Vişinskî mahallî saatle 11 de (Gmt ayariyle 16 ela) bir kalb krizinden ölmüştür.

Fransız Başvekili Mendes-France ge­nel kurulda nutkunu söylerken Sov­yet delegesinin bulunmayışı dikkati çekmekteydi. İlk önce Sovyet heyetin­den Arkadi Sobolev, siyasî komisyon müzakereleri sırasında Vişinskinin has­ta olduğunu ve yataktan çıkamıyacağı-m bildirmişti. Nihayet g-e-nel kurul baş­kanı Van Kleffens, Sovyet delegesinin Öldüğünü beyan etmiştir.

-r- Birleşmiş Milletler :

Fransız Başvekili ve Dışişleri Vekili Mendes-France bugün mahalli saatle 10.50 de Birleşmiş Milletlerin umumî toplantı salonunda bir nutuk söylemiş­tir.

Batı-doğu münasebetleri:

Başvekil batı ile doğunun münasebet­leri meselesine temas ederek, bu   uzun.

image012.gifFransa -Almanya münasebetleri:

3aşvekiî Fransa ile Almanya arasında eskiden beri sürüp gelen anlaşmazlix-lara son vermek için alman tedbirleri tahlil ederek «Paris anlaşmalarının, jki memleket arasında eşit ve açık iş­birliğinin temellerini attığı ölçüde ve Almanyanm Avrupa memleketleri bir­liği arasında yerini almasını sağladığı Ölçüde, barış ve güvenlik için mücade­le epeyce terakki kaydetmiş olacağını belirtmiştir.

Atom enerjisinin barışçı gayelere kul­lanılması meselesi.

Başvekil atom enerjisinin barışçı ga­yelere kullanılması için milletlerarası sahada işbirliği yapılması meselesine temas edecek şöyle demiştir: «Siyasî komisyonda bu mevzuda cereyan eden müzakereler ittifakla verilecek bir ka­rarla neticelenecek olursa," bundan bü­yük bir memnunluk duyacağız. Bunu müneakip bütün memleketler birlikte çalışarak atom ilmi keşiflerinin fayda­larından bütün insanların istifadesini temin edebileceklerdir.»

23 Kasım 1954

— Birleşmiş Milletler :

Atom enerjisinin barışçı gayelerde kul­lanılması için milletlerarası bir teşki­lât kurulmasını derpiş eden ve batılı devletler tarafından sunulmuş olan ka­rar sureti siyasî komisyon tarafından ittifakla kabıu edilmiştir.

Milletlerarası teşkilâtın bazı bakımlar­dan genel kurula ve diğer bazı husus-larda da Güvenlik Konseyine karşı so­rumlu olmasını istiyen ve " Sovyetler tarafından sunulan bir değişiklik tekli­fi 5 muhalif ve 12 müstenkife karşı 43 oyla reddedilmiştir. Bundan başka mil­letlerarası1 teknik konferansa Birleşmiş Milletler üyesi olmayan memleketlerin de davet edilmesi hakkındaki Sovyet değişiklik teklifi de 6 muhalif ve 18. müstenkife karşı 36 oyla reddedilmiş-ıir. Bu teknik konferansın en geç a-ğustos ayma kadar toplanması hakkın­daki maddi ittifakla kabul edilmiştir.

— Birleşmiş Milleri er :

Arnavutluğun Unesco'ya kabulü hak­kında Çekoslovakya tarafından yapı­lan teklif ekonomik ve sosyol konsey tarafından 8 muhalife karşı 10 oyla. reddedilmiştir. Sovyet Rusya v.e Yu­goslavya tarafından desteklenen bu. teklife batılı devletler muhalefet et­mişlerdir.

24 Kasım 1954

—■ Birleşmiş Milletler :

Türkiye, Birleşik Amerika, İngiltere-ve Fransa Birleşmiş Milletlerin mülte­ci filistin Arablarına yardım edilmek-üzere 200 milyon dolarlık bir fon te­sis etmesini istemişlerdir. Bu dört dev-iet 30 haziran 1955 de sona erecek mâ­lî yıl için 25 milyon 200 bin dolarlık-bir yardım bütçesinin ve 36 milyon 200 bm dolarlık bir iktisadî kalkınma büt­çesinin tahsisini de istemişlerdir.

Bu teklif, yakın doğudaki Filistin, mültecilerine yardım ofisi müdürünün. seifelik raporunu tetkik etmekte bulu­nan husus siyasî komisyona Türkiye^ Amerika, ingiltere ve Fransa tarafın-tiarr tevdi edilen bir karar suretini A-rab memleketleriyle istişareden sonra. hazırlamı şiardır.

— Birleşmiş Milletler :

Endonezya tarafından ileri sürülen ba­tı Yeni-Gine meselesine dün siyasî ko­misyonda temas edilmiştir. Komisyon. Hollanda v.e Endonezya temsilcilerini dinlemiştir. Endonezya delegesi, Hol­landa ve Endonezya hükümetlerinden-müzakerelere gecikmeden başlamaları­nı istiyen bir takrir tasarısı sunmuş ve Hollandayı, batı Yeni-Gine'nin kont­rolünü muhafaza etmek maksadiyle-müzakereleri kasden akamete uğrat­makla süçlandırmıştır.    ■

Hollanda delegesi ise Endonezya tezini reddederek, batı Yeni-Gine ahalisinin Endonezya'ya bağlanmayı hiçbir za­man istememiş olduğunu söylemiş ve «zamanı gelince Hollanda bu memle­ket ahalisine kendi mukadderatını kan-

image017.gif«linin tâyin etmesine müsaade eyliye--cektir» demiştir.

25 Kasım 1954

"Birleşmiş Milletler :

"Genel kurulun idarî ve mâlî komisyo-3u, Filistin mütarekesinin kontrolüyle .görevli teşkilâta, 1955 bütçesi için 644 bin dolar tahsis etmiştir.

Diğer taraftan Filistin uzlaştırma ko­misyonu, 52.100 dolarlık kredi almış­tır. Her iki karar da büyük bir çoğun­lukla verilmiştir.

'28 Kasım 1954

— Birleşmiş Milletler :

"Birleşmiş Milletler genel krulu, hü­kümetleri, teknik yardım programına -daha geniş bîr yardımda bulunmaya -•davet hususunda iktisadî komisyon ta­rafından hazırlanmış olan karar sure­tini ittifakla tasdik etmiştir.

'27 Kasım 1954

—           Birleşmiş Milletler :

"Birleşmiş Milletler nezdindeki Ameri­kan murahhas heyeti, komünist Cinde hapsedilen 13 Amerikan vatandaşı hakkında Amerikan Hariciye Vekâleti f-a-Fmdan komünist Çin hükümetine İngiliz hükümeti vasıtasiyle tevdi edi­len notanın metnini Birleşmiş Millet­ler teşkilâtında âza memleketlerin mü­messillerine dün akşam resmen bildi­rilmiştir.

;30 Kasım 1954

—           Birl-sşmış Milletler :

«Genel kurul özel siyasî komisyonu, İn­giltere, Amerika, Fransa ve Türkiye -tarafından, Filistin müetecilerine yapı-j'ıcak yardım hakk;nda sunulan teklifi

8 müstenkife karşı 40 oyla kabul edil­miştir. Bu teklif dt Birleşmiş Milletle­rin Filistin mültecilerne yardım şube­sinin çalışmalarının 5 yıl daha uzatıl­ması, Orta Doğudaki Filistinli Arab mültacilerine 25 100.000 dolarlık yar­dım yapılrnas1 ve hâlen bulundukları memleketlere yerleştirilmelerini temin için 36.200.000 dolar verilmesi derpiş edilmekteydi. Ayrıca bu yerleştirme işi için 200 milyon dolarlık bir fon ayrıl­ması ileri sürülmüştür.

— Birleşmiş Milletler :

Fılistindeki Birleşmiş Milletler müşa­hit ıgrupu kurmay başkanı general Burns 28 eylül günü Mısır makamları­nın Mısır kara sularında İsrail "bandı­ralı Bat Galim gemisini tevkif etmele­riyle husule gelen hâdise hakkında Ge­venlik Konseyine bir rapor göndermiş-iir. General Burns bu raporunda baş­lıca su üc kararın alındığını belirtmek­tedir:

—- İsrail gemisinin mütarekeyi ihlâl
ettiği ve Mısır kara sularına' girdiği yo­
lunda Mısır tarafından ileri    sürülen
ithamı müşterek mütareke komisyonu
reddetmiştir,

— Komisyon, Mısır şikâyetinin esas­
sız olduğunu belirten bir İsrail karar
suretini tasvip etmiştir. Filhakika Mı­
sır iddialarını destekliyecek deliller ve_

r 3 iTiem istir.

3              — Komisyonun özel komitesi, 'Mısır'­
ın bu kararlara itirazını tetkik etmiş
ve   müşterek   komisyonun  kararlarını
tasvip etmiştir. Yalnız komite, bir şi­
kâyetin esassız olduğunu belirttiği için
Komisyonu tenkid etmiştir.

bu mesele aralık ayında Güvenlik Konseyinde müzakere edilecektir. Bu devT't- toplantısına Lübnan delegesi Ma­lik başkanlık edecektir.

-- Birkşmiş Milletler :

Birleşmiş Milletler özel siyasî komis­yonu, Çekoslovakyanm talebi üzerine gündeme alınmış olan «Yeni bir harb lehinde propaganda yapılmasının men-edilmesi» meselesinin müzakeresine başlanmıştır.

image018.gif Kasım 1954

— İstanbul :

İnhisarlar Umum müdürlüğü, Kıbrısta, Türk tütünü ile sigara imal ed-ecek bir fabrikanın kurulmasına karar vermiş ve bu hususta faaliyete geçmiş bulun­maktadır.

Fabrika, Kıbrısta hususî bir şirket ve İnhisarlar İdaresi tarafından müştere­ken kurulacak ve 400 bin liraya mal ■olacaktır. Aldığımız malûmata göre "bu mevzudaki hazırlıklar ilerlemiş o-iup gerekli sermayenin Kıbnsa götürü­lebilmesi için Maliye Vekâleti tarafın­dan müsaade verilmiş bulunmaktadır. Diğer formalitelerin ikmalini müteakip fabrikanın kuruluş hazırlıklarına baş­lanacaktır.

24 Kasım 1954

rv-E-w-York :

Kıbrıs'ın Yunanistana ilhakı hususun-ca Yunan iddiasına muhalefet eden Kıbrıs müftüsünün bir mektubu Bir­leşmiş Milletlerdeki altmış murahhas heyetine gönderilmiştir.

Müftü mektubunda ilhakın Kıbrıstakl 100.000 kişilik Türk ekalliyeti için bir ielâket olacağını. Yunan halkının man­tık ile değil hislerile hareket ettiğini söyliyerek demektedir ki:

Yunan hükümetinin istikrarsızlığı, c-iyasî partiler arasındaki kanlı müca­deleler ve ideoloji farkları yüzünden meydana gelen kardeş kavgaları bun­ların huzursuzluğunu, dolayısiyle de Yunan idaresinin zayıflığını gösteren âmillerdir.»

Kıbrıs meselesi Birleşmiş Milletler si­yasî komisyonu muhtırasındaki son maddedir, ve bundan evvel görüşüle­cek üç madde vardır.

27 Kasım 1954

— Ankara :

Kıbrısmüftüsü Mehmet Dana bugün sast 14 de Devlet Hava Yolları uça­ğıyla Ankara'ya gelmiş ve sivil hava şiarımda Kıbrıs Kültür Derneği men­supları ve Ankarada bulunan Kıbrıs­lılar tarafından karşılanmıştır. Kıbrıs müftüsü Mehmet Dana buradan muhtemelen Amerikaya gidecektir.

1 Kasım 1954

— Ankara :

Cumhuriyetin 31'inci yıldönümü mü­nasebetiyle Ankaraya gelerek Napoli-ye avdet etmiş bulunan Nato Güney Avrupa Kuvvetlen Başkumandan Ve-Iiili Korgeneral Cragie, Millî Müdafaa Vekilimiz Ethem Menderes'e şu mesa­ja göndermiştir:

uBüyük milletiniz ve silâhlı kuvvetle­rinize bütün Güney Doğu Avrupa Na­to" kumandanlıklarının samimî hisleri­ni ifade etmek isterim.

Türkiye Cumhuriyeti" 1923 senesinde Mustafa Kemal tarafından kuruluşun-danberi yaptığı büyük hamlelerle bü­tün dünyanın hayranlığım kazanmış­tır. Bu büyük adamın gayret ve ideal­lerinden aldığı örnekle Türkiye bugün emin ve verimli bir istikbale doğru bakmaktadır.Kuzey Atlantik paktının bir âzası ola­rak Güney-Doğu Avrupa kumandanlı­ğı v.e ben bugünün tarihinizdeki bü­yük y-sri ve derin hislerinize iştirak ediyoruz tartetmeleriyle sona ermiş bulun­maktadır.

Eu tatbikatta, Yunan hava ve kara kuvvetleri, 6. mcı taktik hava kuvvet­leri ile işbirliği yapmakta ve hava ha­rekâtı Doğu Türkiye ile Kuzey Fransa arasmadki geniş mmtakayı kavramak­ta" idi. Tatbikatın en enteresan tarafı, altıncı filoya mensup uçakların hava akaryakıt ikmali ile vazife görmeleri olmuştur, altıncı filo hava grupu Ku­mandanı Tümamiral Edgar Curuise bu mevzuda şunları söylemiştir:

Uçaklarımızın akaryakıt ikmallerinin uçuş esnasında havada yapılması bu ülolarm menzillerini şimdiye kadar vâki olmamış bir seviyede arttırmış­tır.

Vardar nehrinin doğusunu işgal eden mutasavver düşman birliklerinin taar­ruzları Yunan ve kolordusu tarafından tart edilmiş olan Yunan kolordu­su, tarafından tardedilmlş ve hava ha­rekâtı da karanlıkla beraber durduru­larak tatbikata son verilmiştir.

— izmir :

10 Kasım 1954

— İzmir :

Nato'nun Kuzey Yunanistan'daki sa­vunma sistemini kontrol etmek maksadiyle tertiplenen ..Yunan seması II» i-simli tatbikat dün akşam Yunan ve Amerikan kuvvetlerinin müştereken bu memlekete vâki olan mutasavver taar Büyük Türk tarihinin yaratıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Ata­türk'ün ebediyete intikal edişinin 16'mcı yıldönümü münasebetiyle İz-mir'd-s Nato karargâhında da bugün bir anma töreni yapılmıştır.

Bu münasebetle sabahın erken saatle­rinde karargâhta Nato'ya mensup 14 milletin bayrakları yarıya indirilmiş, aziz Atatürk'ün ebediyete İntikal etti­ği saat olan 9.05'de verilen özel işarete aziz Atatürk Nato mensupları tara­fından huşu ile anilmıştn.

Saat 10.15 de Kordonda Cumhuriyet meydanında yapılan bir merasimde Türk, Amerikan ve Yunanlı erlerden müteşekkil bir Nato ihtiram kıtası A-tatürk heykelinin etrafında yer almış bulunuyordu. Aynı saatte Cumhuriyet meydanına g-2-len Güney-Doğu Avrupa Kara Kuvvetleri Kumandanı Korgene­ral Paul Kendall, üzerinde «Nato'nun gayesi: Yurtta sulh cihanda sulh ve Atatürk» ibaresi yazılı bulunan bir çe-lengi heykele koymuş ve saygı duru­şunda bulunmuştur.

Bunu müteakip altıncı taktik Hava Kuvvetleri Kumandanı Tümgeneral Eaton, Kurmay Başkanı Tümgeneral Hamdullah Suphi Göker ve Harekât Başkanı Tuğgeneral Kostantinos Ata­türk heykeline kendi karargâhlarının çelenklerini koymuşlar ve saygı duru­sunda bulunmuşlardır.

26 Kasım 1954

— İstanbul :

Hava kuvvetleri ile kara kuvvetleri a-rasmdaki işbirliğini kuvvetlendirmek maksadiyle 22/23 kasım gece yansı başlayan «Türk GÖk'i 2» isimli Nato tatbikatı bugün saat 12.30'da başarı i-. le' sona ermiştir.

Tatbikat hakkında Millî Müdafaa Ve­kâleti temsü bürosundan da şu malû­mat verilmektedir:

Dört gün fasılasız olarak, gece gün­düz devam eden «Türk Gök'ü 2» isim­li Nato tatbikatı bugün öğle üzeri Ka­ra Harekât Müdürü Korgeneral Fazıl Bilge'nin tenkidi ile sona ermiştir.

Erkânınarbiyei Umumiye İkinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdelhun, Birinci Ordu Müfettişi Korgeneral İsmail Hak­kı Tunaboylu ve yüksek rütbeli Türk subayları ile ecnebi müşahitler tatbi­katın bütün safahatını yakından takip etmişlerdir.Tatbikat bu sabah düşmanın üstün kuvvetlerle yaptığı bir karşı taarruzunkırılmasıyla sona ermiştir. Kuvvetleri­miz dün yaptığı ilk genel taarruzdan sonra düşmanın büyük çapta takviye kuvvetleri olmakta olduğunun öğrenil­mesi üzerine, muvakkaten savunmaya geçmişti. Karşı kuvvetler, takviye al­dıktan sonra mukabil taarruz yapmış­tır. Kuvvetlerimiz, taarruzda olduğu gibi savunmada da başarı göstermişler, mevkilerini muhafaza etmişlerdir.

Başladığı andan itibaren 4 gün geceli gündüzlü devam eden tatbikat safaha­tında, olduğu gibi kuvvetlerimiz son safhada da fevkalâde intizam göster­mişler ve bilhassa gerek kara birlikleri arasında, gerekse hava kuvvetleri ile s^kı işbirliğini başarı ile muhafaza et­mişlerdir.

Müşahitlerde tatbikat mevzuu olan ka-ra-hava işbirliğinin «Türk Gök'ü 2» tatbikatında kusursuz olarak tatbik edildiğini müşahede etmişlerdir.

Ayrıca, 4 günlük t&toikat sırasında, düşman hava kuvvetlerini temsil eden birinci taktik hava kuvvetlerimize baği: jet filolarımız fena hava şartlarına rağmen 6 ncı Amerikan- deniz filosu­na karşı muvaffakiyetli taarruzlarda bulunmuşlardır.

Tatbikatın sonunda, birinci taktik ha-1 va kuvvetleri Kumandanı Tuğgeneral Enver Ako|lu ile 6 ncı Amerikan deniz filosu Kumandanı Amiral T. S. Combs arasında telsizle şu mesajlar teati edil­miştir.

Amiral T. S. Combs

6 ncı Amerikan filosu kumandanı

Türk Gök'ü 2 tatbikatı esnasında em­riniz altındaki kuvvetlerin bize bah­şetmiş olduğu eğitim fırsatından dola­yı teşekkürlerimi sunarım.

Büyük bir millî bayramınız olmasına rağmen müşterek- gayemize hizmet et­mek uğruna harekâta devam suretiyle gösterdiğiniz ilgiden bilhassa müte­hassisim.

Birinci Taktik Hava Kuvvetleri Kumandanı

Tuğgeneral Enver Akoğlu Tuğgeenral Enver Akoğlu,

4 Kasım 1954

— Paris :  

Başvekil ve Dışişleri Vekili Pierre Mendes-France, bu sabah Cumhuriyet Konseyi Dışişleri Komisyonu önünde kendisine sorulan sorulara cevap vere­rek eğer Paris anlaşmaları Alman Temsilciler Meclisi tarafından reddelirse Har şey bitmiş olacak ve biz de tekrar serbestliği ele alacağız» demiş­tir.

Daha önce bu anlaşmaların Sarr.e an­laşması ile birlikte ayrılmaz bir bütün teşkil ettiğini belirtmiş olan Mendes-France, Alman Başvekili Adenauer'in Sarr-s anlaşmalarının diğerleri ile bir­likte temsilciler meclisine sunulması­nın zarurî olmadığı kanaatini belirte­bileceği ihtimalini de gözönünde bu­lundurmaktadır.

Mendes-France sorulara cevap verme­den önce Londra ve Paris'te varılan anlaşmaların uzun bir izahını yapmış ve bu iki saat devam etmiştir.'

5 Kasım 1954

— Paris :

İyi haber alan çevrelerde belirtildiği­ne göre, hükümet Başvekil Menci es France'a bütçe müzakereleri sırasında lüzum gördüğü takdirde güven oyuna başvurması için yetki vermiştir.

Başvekil, bundan başka, Cezayir'deki durum hakkındaki soruların cevaplandırılacağı tarihin tesbiti ve millî savun­ma ile ilgili sırlann ifşası hâdisesi ile anayasada İslâhat meselesinde .de ge­rekirse güven ovuna başvurulacaktır.

6 Kasım 1954

— Paris :

Fransız hükümeti Cezair hâdiselerini kontrol edebilmek ve bastırmak üzere aşağıdaki tedbirleri almıştır:

1) Fransız vekiller heyeti müfrit mil­liyetçi (Demokratik hürriy etler in zafe­
rini teminle vazifeli parti) isimli Ce­zair partisinin kapatılmasına  kararvermiştir. Bu partinin lideri MessaliHac bundan önce iki yıl hapse mah­kûm edilmişti, kendisi halen Nantes civarında bir sayfiyede polis nezaretialtında bulundurulmaktadır.

Cezairi teşkil eden üç vilâyetin siyasî muhtariyetini talep eden (Demokratik hürriyetlerin zaferini teminle vazifeli parti) nin Cezair meclisinde hiç bir temsilcisi yoktur. Bu teşekkül.. 1939 yı­lında devletin emniyetine suikast ha­zırlanmakla itham edilerek reddedilmiş elan Cezair Halk Partisinin yeni bir isim altında meydana çıkmasından baş­ka bir şey değildir.

(Demokratik hürriyetler zaferini te­minle vazifeli parti) nin reddi-hakkın­da cumartesi açığa vurulan karar ve­killer heyetinin cuma günkü toplantı­sında alınmıştı.

2) Cumartesi sabahı erken saatlerde,200 kadar polis memuru Kuzey Afrikalılarm gerek Fransada ve ger.ek Ce-zairdeki bütün teşekküllerine baskın yapmışlardır.

(Demokratik hürriyetler zaferini te-ininle vazifeli parti) nin Paristeki mer­kezi ve hür Coz^ir gazetesinin idare-hanesinde yapılan aramalarda bir hay­li evrak ele geçmiştir. Yalnız, hiçbir ievkifat olmadığ: belirtilmektedir.

Diğer taraftan, Kuzey Afrika Müslü­manları Talebe Birlisinin Paris merke-.zSnde ve Messali Hac'm bir çok yakın­larının mensup oMuğu Selâmeti Umu­miye Komitesinde de aramalar yapıl­mıştı.

.Bundan başka Marsilya, Lyon, Nancy, Lille, Seine-Et-O;se bölgelerinde, ve bilhassa Kuzey Afrikalıların pek kesif bulundukları Aryentevil'de de baskın­lar yapılmıştır. Bir çok teşekküllerde ve şahsî hanelerde bir takım evraka el konulmakla beraber hiç bir fevka-]âde hâdise kaydedilmemiştir.

Cezairi teşkil eden üc vilâyette de şa­fakla beraber zabıta hareketi başla­mıştır. Bir cok Cezair milliyetçisinin evlerine baskınlar yapılmıştır.

8 Kasım 1954

— Paris :

Fransız Dahiliye Vekili M. François Mitterand, dün akşam radyoda Ceza-_yir hâdiselerine tahsis ettiği bir konuş­ma yapmıştır. M. Mitterand bu konuş­masında Fransız hükümetinin, ekseri­ya yabancı memleketlerden getirilen fesatçılar taratma an girişilen tahrip hareketlerine mâni olmak hususunda­ki azmini yeniden belirtmiş 31 ekim gecesi yapılan tedhiş hareketlerini ha^. ürlattıktan sonra  ezcümle  şöyle demistir:

«Cezayir'deki vatandaşlarımıza hücum etmekle kaatiller ve tahrikliler Fran­sız kuvvetini kendi aleyhlerine ayak­landırmışlardır. Bu kuvvet millî birliği adama suretiyle adaleti müdafaa edecektir. Tahrikçilerin maksatları, Bir­leşmiş Milletlerin bir toplantı devresi şerefesinde dünya efkârını harekete getirmekse bunda hata etmişlerdir. Ce­zayir Fransa demektir ve Fransa ken­di memleketinde kendisinkinden başka bir otorite tanıyamaz.

Fransız Dahiliye Vekili sözlerine şoy-ie devam etmiştir:

«Tahrikçiler Fransız umumî efkârının ikiye ayrılacağını ve onları eninde so­nunda istedikleri gibi harekette ser­best bırakacaklarını mı zannetmişler­dir? Eğer öyle ise. gerek anavatanda clsun, gerekse Cezayir'de olsun bütün Fransızların müşterek malı, müşterek toprağı velhasıl cumhuriyeti müdafaa için hükümetin arkasında toplanacak­larını unutmuş olacaklardır. Veyahut bu tahrikçiler, ne kendi topraklarında nizam ve asayişi idameye, ne refah ya­ratmağa, ne işçilerine hayat seviyesini yükseltmeğe ve ne de haksızlıkları or-tsdan kaldırmağa muktedir bulunan bu hayasız yabancıların parolalarına düşünmeden itaat etmiş olacaklardır. Ve belki de. bu tahrikçiler Fransız hü­kümeti tarafından takip edilen eşitlik ve kalkındırma siyasetinin Cezayirli­leri müşterek eser yolunda birleşmeğe sevkedeceğini anlamışlar ve buna mâ­ni olmak istemişlerdir. Onlara uygun gelen zemin kin ve sefalettir. Ayrılık taraftarlarını en çok endişelendirmiş olan, hükümetin istediği ve tatbike ko­yulduğu sosyal demokrasi politikası ol­muştur, a

M. Mitterand bu sözlerini müteakip tedhişçilere karşı alman askerî ve ida­rî tedbirlerden bahsetmiş ve hüküme­tin Cezayir'de ekonomik ve sosyal İs­lâhat programını tatbike devam husu­sundaki azmine işaret ederek konuş­masına son vermiştir.

9 Kasım 1954

— Paris :

Başvekil Pierre Mendes-France, bütçe inücadelesinin ilk savaşını, bugün 207 muhalif ve 90 müstenkife karşı 321 oya güven sağlamak suretiyle kazanmış­tır.

Cumhuriyetçi halk hareketi (MRP) aleyhte oy vermiş, Mendes France nükûmetini kurulduğu gündenberi des-tekliyen sosyalistler ise oylarını lehte kullanmışlardır. Bu netice müşahitle­ri, Sosyalist Partinin yarın yapacağı ve hükümete katılma meselesinin görüşü­leceği fevkalâde toplantıya daha büyük bir ehemmiyet vermeye sevketmekte-dir. Sosyalistler hükümete katılırlarsa bütçe görüşmeleri sırasında hükümet 105 oy daha garanti etmiş olacaktır. Fakat bunlar katılrnazlarsa, o zaman sendikaların ve bilhassa memurlar sendikasının tazyiki sosyalistlerin mü-zaharetini daha şüpheli bir duruma sokacaktır.Cumhuriyetçi halk hareketi mensupla­rı kararlı bir muhalefet durumu almış gibi göründüklerinden, istikbal daha ziyade sosyalistlerin takınacaklar; tav­ra bağlı olacaktır.

10 Kasım 1954

Paris :

Bu raporda ezcümle, p-ek yakın bir ge­lecekte işçi sınıfının hayat tarzında ge­lişme sağlıyacak değişiklikler meydana gelmesi imkânları gözönünde tutulur­sa, sosyalistlerin hükümete iştirakleri vuku bulur, denilmektedir.Rapor şu çekilde devam etmektedir. Fransamn sınaî istihsalinde her gün. gerileme kaydedilmektedir. İş hacmi curmadan daralmaktadır. Gençler ne ne de ballarını sokacak bir yuva bu­labiliyorlar. Hazırlanmış olan iktisadî gelişme plânını tatbik etmekten başka çare yoktur.

— Paris :

Sarre hakkındaki Fransiz-Alman mü­zakerelerinin bağlamış olduğuna dair Bonn'da verilmiş olan haber Fransız. solâhiyetli makamlarca tekzip edil­mektedir.

Bu mehafil, hali hazırda, Fransız ve Alman mütehassısları arasında hiç bur müzakere cereyan etmediğini •belirt­mektedirler.

Yillardanberi hic bir hükümete iştirak etmemiş olan Fransız Sosyalist Partisi Mendes-France'm kabinesinde yer alıp almama hususunda kırk sekiz saat zarfında bir karara varacaktır. Fransız Başvekili, bir müddet önce mecliste 105 mebusu olan Sosyalist Partisinin altı mühim şahsiyetine vekâlet teklif etmişti.

Bu mesel-s- hakkında karar verme yet­kisi, bu sabah Paris'ten 10 kilometre uzakta bulunan, Suresnesde toplanan olağanüstü parti kongresine aittir.

Siyasî meselelerde salâhiyet sahibi o-lan müşahitler, sosyalistlerin bir takım şartlar dahilinde hükümete iştirak et­meleri ihtimalini kabul etmekle be­raber, Mendes-France'm taahhüt alti-nc girmeyeceğini bildiklerinden bu a-İanda noktai nazar serdinden kaçın­maktadırlar.

Sosyalist Partinin genel sekreteri Guy Mollet partinin vilâyetler federasyonla-rma yayınladığı bir tamimde, sosya­listlerin hükümete iştirak hususunda dermeyan edecekleri şartları belirtmiş bulunuyordu.

11 Kasım 1954

— Paris :

Olağanüstü Sosyalist Partisi konseyin­de parti meclis grubuna Londra ve Pa­ris anlaşmaları lehinde oy kullanma yetkisi veren karar suretinde aşağıda-' ki hususlar belirtilmektedir:

Sosyalist Parti, karşılıklı ittifak mua-heiel eriyle husule gelen m illetler ar as: müesseselerin kurulmasına ve bunlara

iştirak .edilmesine muarızdır.

Sosyalist Parti kongresi, Avrupa'nın birliği ve Do^u ile Batı arasında muza-' kerelerin sağlanması hususunda Fran­sa'nın teşebbüse geçmesi gibi mesele­lerde eski inancını munafaza etmekte ve bunun husulü için gayret sarfını temenni etmektedir. Bu alanda, bütün.1, milletlerarası meseleleri kül halinde-kavriyacak veya Almanyanm birleşti­rilmesi, Avusturya sulh müzakeresi gi­bi mevziî mevzuları ihtiva edecek bir-konferans toplanabilir.

Fakat, konferansın, Londra ve    Paris

.anlaşmalarıyla karar altına alman Al­manya'nın silâhlanması tekemmül et­meden önce, anlaşmaların âkid dev­letler parlâmentoları tarafından tasdi­kinin akabinde toplanması icap eyler.

Sosyalist Parti tarafından Londra ve Paris anlaşmaları lehinde oy vermeğe yetkili kılman meclis grupunun. gele­cek günlerdeki milletlerarası müzake­reler sırasında aşağıdaki hususların şid adetle müdafaası hususunda hükümet­ten kati vaad alması temenni edilmek­tedir.

Bahis konusu hususlar şunlardır:

1) Alman kuvvetlerini bir Avrupa or­dusu içine alarak bir erkânıharbiyei umumiyesinin kurulmasına mâni ola­cak tedbirlerin alınması.

Yüksek komuta heyetinin tâyinihususunda takip edilece'k usuller hak­ kında hassas davranılması.Kurulacak birlikleri idare ve teç­hiz edeosk, dış yardımı gerekli bir e-
irilds taksim edecek bir kurulun teş­kili

12 Kasım 1954

— Paris :

"Fransız sosyalist kongresinin dün ak­şamki kararını tefsir eden bazı muşa-'bitlerin kanaatine göre Sosyalist Par­tisi kongresi, partinin genel sekreteri *Guy MornUt ve muavini Pierre Com-min'in teklifleri veçhile Mendes-Fran-ce hükümetine iştirak etmeği sıkı ka^ yıtlara bağlanmış olmakla bu iştirak keyfiyetini gayri mümkün değilse de güçleştirmiş olmaktadır.

Hükümete iştirak edip etmiyerkleri hususunda M. Mendes-France tarafın­dan evvelce fikirlerine müracaat edilen bazı şahsiyetlerin de açıkladıkları ka­naat da aşaş;ı yukarı bu merkezdedir.Fakat bu hususta Başvekille parti ge­nel sekreteri arasında vukubulacak gö­rüşmeye intizar edilmektedir. Ancak bu görüşmeden sonradır ki . kati bir kanaat hasıl olacaktır.Xongre,  Başvekil tarafından tesbit edilmiş olan kayıtlar altında hükümete iştirak edilmesini isteyen takrire 1091 rey vermiştir. Her türlü iştiraki red­deden takrire de 498 rey verilmiştir. Fakat 1.773 rey yani ekseriyet, M. Guy Momlst tarafından desteklenen takriri kabul etmiştir ki bu takrir, bizzat Baş­vekil tarafından değilse de temsil etti­ği ekseriyetin mutedil cenahı tarafın­dan kabul edilebilmesi siyasî mahfil­lerde şimdiden meşkûk görülen bazı şartları ihtiva etmektedir.

— Paris :

Fransız Sosyalist kongresi, dün akşam­ki toplantısında, sarih ve mahdut bir programla hükümete iştirak etmeği 1773 reyle kararlaştırmıştır.

1091 rey iştirakin kayıtsız, şartsız ol­ması lehinde verilmiştir.

Ayrıca 498 murahhas da reylerini her­hangi rekilde olursa olsun iştirak aley­hinde kullanmışlardır.

— Paris :

Başvekil Mendes-France hükümetin­deki münhallere şu tâyilneri yapmış­tır: İskân ve İmar Vekillisine Maurice Lemaire (Eski De Gaulle'cü, sosyalist), Devlet Vekilliklerine Billaer.es (Radi-hal-sosyalist) vs Ticaret Vekâleti nez-dinde Devlet Vekilliğine Philippe Mo-r.in'i  (Bağımsız-köylü) getirilmiştir.

— Paris :

M. Mendes France, Fransız millî mec­lisinin dün öfleden sonra akdettiği cel­sede hükümetin Cezayir politikası hak­kındaki sual takrirleri üzerinde yapıla­cak müzakerelerin daha sonra kendisi tarafından teklif edilecek münasip bir tarihe talik edilmesi hususundaki ta­lebinin mucip sebeplerini izah için söz rj'mış ve şu beyanatta bulunmuştur:

Bu müzakereleri bertaraf etmek mev­zubahis değildir Ahval ve şerait yeni bir izahata lüzum gösterirse, hükümet bundan kaçınacak delildir. Fakat vazi­yetin ve takvimin zaruretleri nazara almadığı takdirde bir tarih tesbit etme­nin mâkul olamıyacağmı görüyorum. Cezayir hâdiselerini kısaca hatırlatan M. Mendes France sözlerine şöyle de­vam etmiştir: Bugün Cezayir yeniden bir darbeye mâruz kalmıştır ve bu hal1 bir kaç kişi­min caniyane arzusundan ileri gelmiş­tir. Cezayirin geçirdiği bu imtihana bütün Fransa iştirak etmekte ve müs-lüman Fransızların hemen hepsinin en yüksek derecede sadakat ve medenî an­layış tezahürleri karşısında büyük bir memnuniyet duymaktadır. Yalnız müc-. rimler cezalandırılacaklardır. Misille­melerden içtinap edeceğiz. Fakat ted­birlerimizde zaaf göstermiyeceğiz.

Asayişi muhafaza irin bütün imkânlar harekete getirilmiştir. Lâzım gelen bü­tün kuvvetleri ve hattâ fazlasını yola çıkaracağız. Asayişi ve kanuna itaati sağlamak irin ne .tereddüt edeceğiz, ne de tedbirlerimizi yarım alacağız. Milletin huzuru ve cumhuriyetin bü­tünlüğü bahis mevzuu olduğu zaman uzlaşma 'olamaz. Cezayir uzun zaman-canberi Fransızdir ve Fransaya bağlı­lığının delillerini hic bir zaman pazar­lık mevzuu yapmamıştır.

Fransız Başvekili müteakiben bir Fran­sız toprağı olan Cezayir hakkında Fransız politikasiyle ortak devlet olan Tunus hakkındaki politikası arasında lıiç bir mukayese yapılamıyacağına işa­ret etmiş ve Cezayir ile Tunus isinde müşterek yalnız bir veçhe buluriduğu-nu beyan ile sözlerine şunu ilâve et­miştir:Bu müşterek veçhe de her iki memle­kette tahrikin dışarıdan gelmiş olma­sındadır.Fransız Başvekili sözlerinin burasında bilhassa Mısır hükümetinin hareket hattı üzerinde durmuş, Fransanm pro­testolarına rağmen, Kahire radyosun­da isyana teşvik edici neşriyatın de­vam etmekte olmasından mütevellit endişesini izhar etmiş ve şöyle demiş­tir:

«İki memleket arasında ciddî bir hu­zursuzluk mevcuttur ve Kahire radyo­sunun neşriyatı huzuru avdet ettire­cek mahiyette değildir.Fransız Başvekili Fransa ile Mısır ara­sında  ekonomi ve kültür  sahalarında 150 senedenberi teessüs etmiş olarr. dostca rabıtaları hatırlattıktan sonra. sözlerine şöyle devam etmiştir:

Mısır hükümeti için mesuliyetlerini tartması zamanı gelmiştir. Devam edecek olursa Frr.nsız hükümeti gerekli tedbirleri almakta tereddüt etmiye-oektiır. Fakat müzakerelerin bir hal tarzına varılmasına imkân sağlıyacağı-ni ümit ediyorum.»

— Paris :

Paristen kaydedilen Sovyet radyosu­nun bugünkü yayınında, 23 devlete ve-bu arada Amerika Birleşik Devletleri­ne verilen Notanın Komünist Çin Cum­huriyetine de tevdi edilmiş olduğu   ve bu devletin de teklif edilen konferan­sa müşahit sıfatıyla iştirakinin arzu edildiği  bildirilmiştir

H Kasım 1954

— Paris :

Waterloo muharebesi galibi Welüng-ton'un ahfadından Weîlingtqn dükü, 1313 de, Viltoria savaşında İmparator' Napolyonun kardeşi Joyeph. Bonapart'-dan'zabtedilen mektup ve vesikaları ihtiva eden bir koleksiyonu Fransız enstitüsü, kütüphanesine armağan et­miştir.

Napolyon muharebelerinin İspanya sa­vaşı sıralarında İngiliz ordularına ku­manda etmiş olan Yellington'un eline geçen bu mektuplar önümüzdeki salı günü yapılacak bir merasimle alâkalı­lara devir ve teslim edilecektir.

Merasime, Fransız Maarif Vekili Jean Berthc»n ile Fransız Akademi azalar: davet olunmuşlardır.

— Paris :

29 kasımda, Avrupa'nın güvenliğine dair hic şüphesiz bir konferans aktedi-leeektir. Bu konferans ya yedi komü­nist memleketin iştirakiyle Moskovada, veyahut bütün Avrupa memleketleriinn iştirakiyle1, batılı devletler kabul ettiği takdirde Paris'te yapılacaktır.

Sovyetlerin 23 memlekete verdikleri notanın «sas unsuru içte budur. Filha­kika notada şöyle denilmektedir: Sov­yet hükümeti, kabul edecek bütün Av­rupa memleketlerinin gecikmeden top­lanmaları zaruretine kanidir.» Bu de­mektir ki, 29 kasımdan başka herhan­gi bir tarih kabul edilemez. Müsbei ce­vap veren memleketler, ekseriyeti teş­kil etmese dahi, konferansa iştirak ede­ceklerdir.

Notanın ilgi' çeken yegâne noktas: bu değildir. Şimdiye kadar nota teatileri, bir taraftan Fransa, İngiltere ve Ame­rika, di£er taraftan Rusyaya inhisar etmekteydi. Son nota Amerika da da­hil olmak üzere 23 Avruna memleketi­ne hitabetmektedir. Müzakereler ge­nişliyor. Sovyet Rusya ,«Dörtler» kon­feransının, Avrupa güvenlisine dair büyük konferansı hazırlaması lâzım -geldiği 'kanaatinde idi. Paris antlaşma­larının tasdiki ihtimali Rusya'yı, acele etmeye ve bir Avruna güvenlik sistemi kurulması hususunda daha Berlin kon­feransında teklif ettiği geniş müzake­relere gecikmeden başlamaya sevketmiştir.

Fakat müzakerelerin merkezini teşkil eden Alman meselesi, Almanyalın birleşmesine intizaren, işgal1 kuvvetlerinin çekilmesi ve Alman polisinin mevcut ve silâhlarının tesbitine dair bazı ka­rarların mevzuunu teşkil edecektir.

Sovyet hükümeti, bu suretle geçen 24 temmuz tarihli notasına dönmektedir. Bu nota, Almanya'nın tarafsızlaştırılmasmı hedef tutan bir takım tedbirle­ri ihtiva etmekteydi. Bu tarafsızlaş­tırma işi, Almanya şimdi Avrupa sis­temine dahil olacağından, Rusyayı es­kisi kadar meşgul etmemektedir.

Su noktalara işaret etmek yerinde olur.

— Sovyet hükümeti, bütün mütalâa­sını, Almanya'nın yeniden silâhlandı
almasının yeni bir ihtilâfa yol açmasıendişesine- istinat ettirmektedir.

— Rusya, Paris antlaşmalarını,   Al­man birliğinin tesisi ile 1944 Fransız  Sovyet ve 1942 İngiliz - Sovyet antlaş­malarına aykırı telâkki etmekteidr.

— Konferansa bir Çin temsilcisinin iştiraki, Komünist Çin'in Güvenlik Konseyi üyesi olarak özel mesuliyetle­rine dayanmalıdır Bilindiği gibi Rus-Z a, Komünist Çin'in fiilen olmasa da­hi hukuken Güvenlik Konseyine alın­ması lâzımgeldiâi kanaatindedir.

— Notada. 29 kasım konferansının,Paris antlaşmalar tasdikini önle­
mek hedefini güttüğü sarihtir.

— Sovyet hükümeti sadece Polonyave Çekoslovakya hükümetleriyle isti­
car e   etmiştir.  Rusya,  diğer  beş     halk cumhuriyetiyle istişarede    bulunduğu­nu söyliyemezdi, zira o takdirde, batı­lı  devletlerin fikrini    sormamakla it­ham edilirdi.

— Nihayet bu nota.. Sovyetlerin gön­derdiği en sarih notadır: Davet edilen memleketlerin isimleri zikredilmiş, ta­rih ve mahal tesbit edilmiştir. Rusya'­nın, diplomatik münasebetler idame etmediği Avrupa memleketleri (İspan-ya, Portekiz, irlanda, Batı-Almanya), Fransa, İngiltere ve Amerika tarafın­dan davet edilebileceklerdir.

Son notanın 23 ekim tarihli nota ile müşterek bir noktası vardır: İkisi de batılı devletlerin mühim kararlar ala­cakları zamana tesadüf etmektedir. Ge­çen 23 ekimde Rusya, batılıların 10 ey­lül tarihli notasına cevap verdiği zau man Paris antlaşmaları imzalanmak üzere idi. Bugün Pierre Mendes-Fran-ce ile Amerikan idarecileri arasında nühim müzakerelerin arifesinde, Rus­ya yeniden ortaya çıkıyor. Bu son vs-ükayı hiç şüphesiz Fransız Başvekili ' ile Amerikan devlet adamları beraber-incelemek fırsatını elde edeceklerdir. Bu notanın başlıca hedefi Batı Alman­ya'dır. Filhakika Paris antlaşmalarının en çok güçlükle karşılaştığı yer Bonn'­dur. Koalisyon partileriyle Sosyal De­mokrat Partisi Sarre hakkındaki anlaş­mayı muhtelif derecelerle tenkit et­mişlerdir. Rusya müdahale etmekle,, Ollenhauere, bu antlaşmalara muhale­fet edebiîmesi için yeni .deliller verme­ğe çalışmaktadır.

Bazı müşahitlere göre, Rusya, batık devletlerin bu kadar mühim bir kon­feransa 29 kasımda katılmayı kabul e-deceklerini ciddî olarak ummaktadır.. Mendes-France ancsk 23 kasımda dönecektir. 28 kasımda Bavyera ve Sak­sonya'da seçimler yapılacaktır. Amerika'da alan eski temsilciler ve eski âyan meclisi idare etmektedir, zira yeni kongre ocakta vazifesine başlıyacaktir. Bununla bsraber Rusya, teklifinin ehemmiyetine binaen, bu mütalâaların ikinci plâna atılacağını ummuştur. Her -ne olursa olsun, batılıların önümüzde­ki günlerde cevap verecekleri sanılmamaktadır. Daha önce derin istişare­ler yapılmalıdır.

M Kasım 1954

— Ottawa :

Fransız     Başvekili   M.   Mendes France bir basın konferans1, esnasında yaptığı beyanatta ezcümle şöyle demiştir:

-Doğulu ve batılı devletler arasında karşılıklı bir görüşme günün birinde /âzım olacaktır. Fakat, bunun faydalı olabilmesi için, hür milletlerin birlik­lerini ve siyasetlerinin tecanüsünü tahkim etmeden evvel yapılmaması i-cap eder.»

—           Ottawa :

Başvekil Mendes-France, Ottawa'daki "Fransız Büyükelçiliğinde tertip ettiği "basm konferansında gazetecilerin sor­dukları suallere İngilizce esvap vere­rek. Sovyet notası Paris'ten ayrıldığı sirada geldiğinden metni incelemek fır­satını bulamadığını söylemiştir.

"Bununla beraber, Başvekilin ka*naatı şudur: Konferansa davet edilen devlet­lerin çoğunun 29 kasıma kadar hazır­lanmaları imkânsızdır. Propagandaya dayanan lüzumsuz müzakerelerden ka­çınılmalıdır. Bu gibi müzakereler mu­vaffak olmadığı takdirde, faydadan zi­yade zarar verir.

Mend-ss-France böyle demekle, Doğu ile müzakerelerden kaçınılması lâzım geldiğini söylemek istemediğini, fakat "Batılı devletlerin, dsha evvel, araların­daki birlimin bozulmasına imkân olma­dığını ispat edecek tedbirler almaları gerektiğini belirtmiş ve «Batılıları ayırmak hedefini güden müzakerelere girişmek hatadır» demiştir.Paris antlaşmalarının tasdikinin gecik­tirilmemesi lâzım geldiği kanaatini iz­har eden Mendes-France, bunu müm­kün olduğu kadar çabuk, muhtemelen sene sonundan evvel tasdik ettirmeğe çalışacağını bildirmiştir.

Fransız parlâmentosunun C. E. D.'yi neden tasdik etmediği sualine karşı Mendes-France iki sebep ileri sürmüş­tür:

1 — Paris antlaşmasının ihtiva ettiği milletlerüstü mahiyet fazla genişti. Av­rupa, teşkilâtlanması ve birleşmesi İ-çin çalışıyor, fakat bu, bugün veya ya-rm tahakkuk edecek bir şey değildir. Amerika'nın bu hedefe varması için 30 sene geçmiştir. Üstelik onun karşılaştı­ğı güçlükler Avrupa'nınkine nazaran çak daha azdı.

2 — İkinci sebebe gelince. Fransızlar, her ne kadar Almanya ile beraber ça-hsmak zaruretini takdir ediyorlarsa da. bunun için İngiltere'den ayrılmala­rı lâzım geldiğini kabul etmiyorlardı, zira, bu memleketle cok sıkı münase­betler idame ettirmek kanaatindedir-ler. Paris'te varılan anlaşmalar bu iti­razların her ikisini de karşılamakta­dır: İngiltere yeni teşkilâta eşit hak­larla girmektedir.

Gerçi Londra ve Paris müzakerelerin­de güçlükler çıkmıştır. Fakat herkeste bir anlaşma arzusu mevcut olduğun­dan ve taraflardan her biri tavizde bu­lunduklarından bunlar yenilmiştir. Başlıca gülçüklerden biri Sarre mese­lesi idi. Bu hususta varılan uzlaşma, kanaatimce her iki tarafça kabul edi-Isbilir mahiyettedir. Almanya'nın bu­nu olduğu gibi kabul edeceği ümidini izhar eden Mendes-France, tasdik et­mediği takdirde ne olacağı hakkında bir tahminde bulunmayı reddetmiştir.

Mendes-France bundan sonra aşağıda­ki muhtelif suallere cevap vermiştir:

Hindicini meselesi:

Sual : — Kuzey Vietnam Fransız Dir­liğine girecek mi?

Cevap : — Bu hususta geçen nisan ve­ya mayıs ayında bir teklif yapılmış­tır. Bu teklif o tarihtenberi yenilenme­miş, fakat geri de alınmamıştır.

— Washington :

Fransız - Amerikan müzakerelerinin sonunda yayınlanan tebliğde su nok­talar mevcuttur:

— Fransa Besvekili Birleşik Ameri­ka Cumhurbaşkanı ile yaptığı mülaka­tın neticesi  olarak Birleşik    AmerikaDışişleri Vekili ile 17, 18, 19, ve 20 kalim günleri buluşup konuşmuştur. Bu konuşmalar sırasında,  iki memleketinsulha ve hürriyete olan bağlılıkları vebu uğurda hiç bir fedakârlıktan  kaçmmıyacakları hakikati bir kere daha te­zahür etmiştir.

— Avrupaya taailûjc eden mevzular­da, Paris anlaşmalarının bütün devlet­ler tarafından  derhal tasdikinin    batıâlemi arasındaki birliği tarsm edeceğihususunda görüş birliğin varılmıştır.Ancak, bundan sonradır  ki  Birleşmiş ATilletler anayasası prensipleri dahilin­de milletlerarası  müzakereler bahis mevzuuolabilir.

— Fransız Başvekili,. Fransa ile Al­manya arasında yapıcı bir işbirliğinin temelleri atıldığını işaret etmiş ve Bir­leşik Amerika, müttehit ve sulhcü bir Avrupa kurulması hususunda bunun taşıdığı önemi belirtmiştir.

— Hindicini hususunda, bundan ön­ce Fransa ve Birleşik Amerika arasın­da meydana gelmiş olan anlaşmaların lüzumu ve bunların devamı üzerinde durulmuştur.

Fransız Başvekili, kuzey Afrika hâdi­selerini izah etmiş Fransanın yapıcı po­litikasının engellerle karşılanmasına rağmen, yakında iyi bir zihniyetle an­laşılacağını ve nizamın avdet edeceği­ni, bu bölgedeki kaynaşmada yabancı devletlerin tesiri bulunduğunu beyan etmiş, Birleşik Amerika Dışişleri Veki­li ise, Amerikanın bu bölge olaylarını üikkatle tetkik  edeceğini  belirtmiştir.

Washington :

M. Pierre Mendes-France ile M. John Foster Dulles arasında dün öğleden sonra yapılan görüşme Fransız Başve­kilinin Birleşik Amerika Hariciye Ve-İriliyle beşinci görüşmesini teşkil et­mektedir ve üc saat devam  etmiştir.

İki devlet adammm bu sabah altınca görüşmelerini yapmak üzere buluşma­ları mukarrerdir.

Daha   evvelki     görüşmelerin     başlıca mevzuunu  teşkil etmiş olan Hindicin meselerinin tetkiki sona erdirilebilmiş-ür. Amerikan görüşüyle Fransız görü­şü arasında ehemmiyetli bir yaklaşma olmuş ve daha mükemmel bir Fransız Amerikan işbirliği için şartlar tasrih edilmiştir.

Öğrenildiğine göre, M. Mendes-France Bindiem hükümetinin icraat progra­mı hakkında sarih tekliflerde bulunmuştur. Bu program ziraî, siyasî, sos­yal ve idarî sahalarda İslâhatı derpiş'-etmektedir. Bu programla güdülen ga­ye, nüfuzu meselesi bazı defalar şüp­helere mahal vermiş, olan güney Viet­nam hükümetine otoritesini gereği gibi tesis ve Hindicini efkârı umumiyesini kendine imale imkânlarını vermektir.

Vietnam kıtalarının talim ve terbiyesi meselesi de bu mayanda tetkik edilmiş--tir. General Collins'in bu talim ve ter­biyenin idaresini Amerikan Öğretmen­lerin^ ele almak salâhiyetini fiilen ha­iz bulundukları yolundaki son beyana­tı, Fransız Başvekili tarafından açık­ça tenkid edilmiştir.

Bir taraftan da Vietnam ordusunun bu talim ve terbiyesi meselesi günün me­selesi hâlini almıştır. Zira Cenevre* konferansından beri kuzey Vietnamda biri motorlu olmak üzere üç yeni tümen teşkil edilmiş bulunmaktadır lü, bu nokta da iki devlet adamının üzerinde uzun uzadiya durdukları bir keyfiyet olmuştur.

Washington'da üzerinde mutabık ka­lınmış olan direktifleri fiiliyat sahası­na vazetmeleri için general Ely ile ge­neral Collins'e iki tarafça aynı mealde1 talimat gönderilecektir. Hindicini me­selesinin tetkikinde ortaya çıkmış olan diğer bazı noktaların incelenmesi-mütehassıslara havale edilmiştir.

Görüşmelerden bir kısmı da kuzey Af­rika mevzuu etrafında cereyan etmiştir.

Amerikan kaynaklarından verilen ma­lûmata göre M. Foster Dulles, gerekli Polis hareketlerinde Amerikan silâhların kullanılmıyacağı ümidini izah etmiş fakat bu silahların Amerikan nıamulâtmdan olmayanlarla değiştiril­mesi için bir mühlet tesbit etmemiş­tir. Cezayir'in 4 üncü madde, gereğin. ,ce Atlantik anayasasının zı-msnı altmda bulunmakta olması keyfiyeti, mese­leye bu bakımdan hususî bir mahiyet vermektedir.Diger taraftan M. Mendes France ve M.Foster DulLas Kahire ve Budapeşte radyolarının teşvik edici neşriyananın tesirini kabul etmekte mutabık kalmış-.lardır. Bu husustaki Fransız görüşünü tamamen takdir etmiş olan Amerikan Hariciye Vekilinin üçüncü devletlerden bazıları nezdinds teşebbüste bu­lunması imkânsız görülmektedir.

Avrupa meselelerinin görüşülmesi sı­rasında Paris anlaşmalarında derpiş e--dilen vs silâhların istihsalini kontrol ve tevzilerini temin edecek olan te§-j:ilât ajanlığı da bahis mevzuu edilmiş-lir. M, Dulles, bu ajanlığa Birleşik A-merika hükümeti arasında irtibat va­zifesini görmek üzere bir subay tayini­me hazır bulunduğunu bildirmiştir. Fil-lıakika batı Avrupa devktlerine gönderilecek olan Amerikan malzemesi "bu ajanlık delaletiyle sevkedüecektir.Her iki taraf görüşmelerin iyi bir hava içinde cereyan ettiğini kaydetmekte ve bundan dolayı' memnuniyetlerini iz­har eylemektedirler. Mümkün olduğu kadar geniş bir işbirliği arzusunun ve "büyük bir samimiyetin bu havaya hâ­kim olduğu görülmüştür.

Bununla beraber yeni bir plân yok:

Fakat Washington görüşmelerinin ta­mamen karşılıklı noktaî nazarları an­lamak mevzuunda cereyan etmekte ol­duğu ve yeni bir plân veya sistemin vücuda getirilmesinin mevzuu bahis olmadığı, bu itibarla bu görüşmelerin sansasyonel bir mahiyet taşımadıkları da belirtilmektedir.

Bahis mevzuu olan şey sssasen malûm elan bir zemin üzerinde derinliğine ça­lışmaktan ibarettir.

Doğu batı münasebetleri:

İki   devlet   adamının  görüşmelerinde olduğu ile batı arasındaki münasebetler meselesi de ele alınmıştır ve bu mev­zuun görüşülmesine bugün de devam edilecektir.

Manilla Paktı meselesi de yaniden tet­kik edilmiştir. Bu andlaşmayı imza et­miş olan devletlerin yakında bir top­lantıya çağırılması yolundaki tasavvur tahakkuk etmiyecek gibi görünmekte­dir. Mutasavver konferansın şimdiki halde toplanmasından sarfınazar e-dilmesi mümkündür.

21 Kasım 1954

— New-York :

Mendes-Frı'nos-DuHes görüşmeleri ne­ticesinde yayınlanan tebliğden, bu gö­rüşmelerde bilhassa üç mesele yani Av­rupa, Hindicini ve kuzey Afrika mesele lerinde anlaşmaya varıldığı belli ol­maktadır. Bununla bsraber Fransız mahfillerinden belirtildiğine göre, gü­lüşmeler yalnız bü üc mesele üzerinde cereyan etmemiş fakat aynı zamanda, güney Amerika müstesna, bütün bey-r.>;:lmiM davalara temas etmiştir. Bu srada iktisadî sahadaki görüşmeler ve kanaatler de karşılaştırılmıştır. Dene­bilir ki. Fransız ve Amerikan devlet a-damları arasında, bu kadar geniş me­seleleri bu derece umüllü tarzda ince­lemek fırsatını veren ilk toplantı bu o! mu; tur.

Tebliğde iki memleketin siyasî görüş birliği belirtiliyor. Bu bilhassa Sovyet Rusya muvacehesinde takınılan tavır bakımından ehemmiyeti haizdir. Şüp­he yok ki Molotov'ı.n son basın konfe­ransı ile Foster Dulles ve Mendss-France'm son görülmelerinin aynı sa-jtlere rastlaması bir tesadüf eseri sa­yılamaz.

îki tarafm da durumları açıktır. Sov­yetler geniş kadrolu bir Avrupa kon­feransı teklif etmişlerdi. Molotov son basın konferansında. Paris anlaşmaları-r.m tasdik edilmemesi şartiyle, bu Av-rupahlararası konferansın daha sonra­ki bir tarihe bırakılabileceğini söyle­miştir.

Fransızlar ve Amerikalılar bakımından kasım tarihli notasına karşı menfî bir durum takındıklar: neticesini çıkar­maktadır. Demek oluyor ki, Molotov, nihaî bir reddi önlem icin'rölans ya­pıyor. 29 kasım tarihini ileri atmayı kabul ediyor. Bu tarihi, Paris antlaş­maları önümüzdeki sralîk ayında Fran­sa ve Almanyada tasdik edileceği için seçmişti. Fakat buna bir şart koşuyor; Paris antlaşmalarının tasdiki tehir e-dilmeli. Esasen bu şart 13 kasım tarih­li notada zımnen mevcuttu. Pravda'ya verdiği mülakatta ise açıkça tasrih edil iniştir. Molotov, bundan başka, kayde değer tafsilât da veriyor:

— Paris antlaşmaları Avrupa'da ye­ni bir harbin hazırlanmasına yara­maktadır, 2 — Batı Almanyanın silah­landırılması ile Almanyanın barışçı ve demokratik esaslar üzerinde birleştiril­mesi imkânsızdır-^ diyor

Bazı müşahitlere göre bu son mülâha­za Almanlara hitap etmektedir. Başve­kil Adenauer, Paris antlaşmalarının Almanya'nın birleştirilmesi meselesini kolaylaştırılacağını müteaddit defalar söylemişti. Bu meselenin halli için Ruslarla görüşülmesinde ısrar eden Sosyal Demokratlar bu suretle yeni bir iddia daha kazanmış olacaklardır. Fakat Molotov daha da ileri gidiyor, Sir Anthony Ed^n'in Avam Kamara­sında izhar ettiği endişeye de cevap veriyor. Anthony Eden bu beyanatında şöyle demişti: «Rusya Avrupa güven-Jiği için bir konferans akdini teklif et­mekte fakat Almanya ve Avusturya meselelerinden bahsetmemektedir.» Filhakika Molotov Avusturya mesele­sinde sükûtu muhafaza etmiş, buna mukabil Alman Avusturya meselesin­de bazı fikirler ileri sürmüştür:

1 — Almanya'nın birleştirilmesi âcil bir meseledir,

2 — Birleşmiş Almanya, hakları eşit milletler camiasına girecek ve Avrupa kollektif güvenliği teşkilâtında önemli yerini işgal edecektir.

3 — Bütün Alman halkının demokra­tik haklarını garanti edecek gizli ve serbest seçimler hakkında anlaşmaya varmak mümkündür.

Gerçi bu kelimelerin dokudaki mânâsı batınınkinin aynı delildir. Fakat bazı müşahitlere göre, Molotov'un iLerL sürdüğü fikirler, ilk hedefleri memle­ketlerinin birleştirilmesi olan Alman­lara bir tuzak tenkil edecsktir.

Molotov, Paris antlaşmaları tasdik e-dildiği takdirde birleşmenin inıkânsız-olduğu tehdidinde oulunurken şu va-itte bulunuyor: avran meselesinde bir anlaşmaya varmak mümkündür.

Pierre Mendes-France. cuma günü arashington'daki mîllî basm kulübün­de verdiği demeçte. Fransanın Paris tnlaşmalan sens sonundan evvel tas­dik etmece çalışacağını söylemiştir. Bu şartlar altında, Molotov'un Pravda'ya verdiği mülakatın batılıların durumu­nu değiştirmesi imkânsız görülmekteciir.

Molotov'un mülakat: yayınlandığı za­man Mendes-France New-York yo­landa idi. Fransız Başvekili, pazarte­si günü Birleşmiş Milletler merkezinde bir nutuk verecektir, müşahitler bunu çok önemli addetmektedirler. Hafta sonu olması dolayisiyle bu, Molotov'un mülakatına karşı ilk resmî tepki ola­caktır.

22 Kasım 1954

— New-York :

Fransız Başvekili M. Pierre Mendes-France dün gece * National Broadcas-t.îng corporaticn» radyo ve televizyon stüyolarmın basma mahsus 23.00 (gmt) ve 23.30 (gmt) programına iştirak et­miştir.

20 milyon Amerikab bu yayında dört Amerikalı gazetecinin suallerine cevap ■yeren Fransız Başvekilini dinlemek ve görmek fırsatını bulmuşlardır.

Fransız Başvekili bu konuşmasında hulasaten "V^shington'da «national presse clup» deki nutkunu ve beyana­tını bilhassa Paris anlaşmalarıdan bir Avrupa camiasının nüvesini teşkil e-cıebileceği ümidin: izhar etmek sure­tiyle ikmal etmiş olmaktadır.

M. Mendes-France'dan evvelâ, Washingtondaki beyanatı sırasında söyle­diği hür dünyanın barış yolunda devamlı terakkiler kaydetmekte olduğu­na dair ola nsözlerini izah etmesi is­tenmiştir. Fransız Başvekili şu cevabı vermiştir: "Bu müşahede, son aylar .zarfında hür milletlerin ağır -güçlükle­re rağmen.» birleşmiş kalmak arzusu­nu göstermiş olmalarından ileri gel­mektedir.» Müteakiben C.E.D. anlaş­masının reddinden doğan vaziyeti tel­mih ettiğine şüphe olmıyan Fransız Başvekili şunu ilâve -Etmiştir: Geçen yaz çıkan zorluklar bir imtihan idi ve müşter.ek menfâat yolunda işbirli­ği yapmak hususundaki müşterek ar­zunun bir tezahürü idi.»

Amerikan gazetecileri bunu müteakip Fransız Başvekilinden, Almanyalım yeniden silahlanmasının harb tehlik-s-sini arttıracağını ilsri süren Sovyet te­zi hakkındaki fikrinin ne olduğunu sormuşlardır. M. Mendes France ce­vaben demiştir ki "Bu iddiayı tamamen . mesnetsiz buluyorum. Eğer barış için­de birlikte yaşama durumuna giril­mek isteniyorsa hür dünyanın teşki­lâtlanmış olması ve kuvvetli bulunma­sı lâzımdır. Bilâkis hür dünya ayrıl­mış bulunur ve hattâ muhalif ve hasım gurupları ihtiva edecek olursa tehlike çok daha büyük olur.»

Fransız Başvekili bu cevabı tamamla­mak üzere sözlerine söyle devam et­miştir:

«Batı m uda faal ar m m teşkilâtlandırıl­ması takviyeli bir sulhun temel ta­şıdır. =

M. Mendes France'a sorulan müteakip bir sualde, Sovyetler Birliğile yapıla­bilecek ve Almanyanm yeniden silah­landırılmasına lüzum bırakmıyacak bir anlaşma ihtimaline telmihte bulu­nulmak istenmiştir. Fransız Başvekili bu suale cevaben «bunun hemen ta'-hakkuk .edebilecek bir faraziye olma­dığını» söylemiş ve Milletlerarası ger­ginliği azaltmak imkânları olup olma­dığının müteakiben araştırılması için evvel emirde batı müdafaasının daha ;yi teşkilâtlandırılması lâzım geldiğine işaret etmiştir

Avrupa milletlerinin has düşmanı olan, militarizminin ye­niden tesisi maksadını güden mevcut plâna feete edileceğini göstermektedir..

«Alman Birliğinin yeniden tesisi me­selesinin hailini kolaylaştırmaya çalı­şan Sovyet hükümeti, Batı ve Doğu Almanya'daki işgal kuvvetlerinin der­hal tahliyesi meselesinin tetkikini tek­lif etmiştir. Aynı zamanda,. Do°u v? Batı Almanya'dak: hernevi Alman po­lisinin 'mevcut ve silâhlarının miktarı­nı tesbit irin bir teklif sunulmuştur.

«Sovyet hükümeti, mazide olduğu gibî. bugün de, bu tedbirlerin tatbikinin Av. rupa'da gerginliğin azalmasına yardım edeceği kanaatindedir.

Londra ve Paris anlaşmaları, 1944 Fransız - Sovyet karşılıklı yardım an­latmasına, Almanya'nın y-ani bir te­cavüzde bulunmas;nı derpiş eden 1942 tarihli İngiliz - Sovyet işbirliği ve yar­dım anlaşmasına aykırıdır.

«Sovyet hükümeti, Alman meselesinin hallinde mesuiiyei sahibi olan diğer devletlerin dikkatini, Batı Almanya'da militarizmin tekrar doğuşunun ve bu m-smleketin -askeri gruplara alınması­nın hasıl ettiği ciddî tehlikeye çekmiş, bulunmaktadır. Tarih tecrübesinin de göstermiş oldu?u gibi, bazı Avrupa, memleketlerine muhalif diğer bir kı­sım memleketleri ihtiva eden bu gibi askerî grupların teşkili, ister istemez bunlar arasında münasebetlerin bozul­masına ve sonunda harbe götürmekte­dir. Tass ajansı, bu muhtıranın M. Foster Dulles tarafından 3 kasım'da Sovyet büyükelçisi M. Zarubin'e yerilen Ame­rikan muhtırasına esvap teşkil ettiği­ni tasrih etmekledir.

— Paris:

Tass ajansının bildirdiğine göre Mos­kova konferansına katılan Çekoslovak başvekili ve Çek heyeti başkanı Wiliam Sirooki, bugün söylediği nutnkta, kanaatince pek ikna edici olmayan se­bepler ileri sürerek, konferansa gelme­yen batıla devletlerin hareket tarzını takbih etmiştir. Çek başvekili, Sovyet dışişlelri vekili Molotofun beyanat ve tavsiyelerini tamamen yerinde bularak konferansın mevcut devletlerin iştira­kiyle devam etmesinin elzem olduğunu bildirmiştir. Tass ajansı Sirooky'den sonra, Doğu Almanya başvekilinin söz aldığını ve müteakip toplantının yarım saat 11 de (gmt) yapılacağını ilâve et­miştir. Rusya, Hür Dünya ve biz Yazan: Y. Hikmei Bayur

8/11/1954 tarihli (Akşam) dan:

Rusya, Almanya'nın silâhlanmasını ve Fransız Alman gerginliğinin azalması­nı ' hazmetmişe benziyor. Bu iş, olsa olsa bu olayların imkânsızlığına inan­mış ve hükümet arkadaşlarını inandır­mış olan dışişleri bakanı Molotof'un bir müddet için gözden düşmesinden başka bir sonuç doğurmayacak gibi gö rünüyor.

Kore savaşları Bat: ve Komünist dün­yaları arasında bi1: kuvvetlesme yarı­şma kapı açmıştı. Bu yarışta zaman, kısa bir devre için, Batılılar lehinds çalıştı. Büyük ölçüde silâhları bırak­mış olan Anglo - Sakson dünyasının yeniden silâhlanması çabuk gerçekle­şebilecek bir olaydı, nasıl ki öyle ol­du.

Ancak uzun devreler ele alınırsa bu­günkü şartlar altında zamanın Komü­nist dünyası lehine çalıştığı besbellidir.

Ekonomik bakımdan Batı Avrupaya göre epey geri olan Rusya her yıl bu geriliğini  biraz  daha     gidermektedir.

Baltık devleltleri ve Polonyadan Bulgaristana kadar uzanan kocaman böl­gede ve Çin'de komünist inanları ile yetiştirilen genç nesiller gitgide eski devirleri görmüş olanların yerini alı­yor, bütün bu ülkeler türlü ölçüde sa-nayileşiyor, yarım milyonu bulan Mil-jiyetçi Çin ordusu ise ihtiyarlıyor, ve­saire.

Bu ilslrlemekr karşısında hür dünya­nın yakın bir zampn içinde yeni .kuv­vet kazanma imkânları en çok Batı Al­manya ile Türkiye'dedir.

Batı Almanya'da kocaman bir orduyu destekliyebilecek kuvvetli bir ekono­mi ve pek ileri bir sanayi vardır. Fran­sız kaygı ve kuşkuları yüzünden Al­man hükümeti şimdilik yalnız on iki tümenlik bir ordu kuracaksa da bu iş bütünlenince ordunun arttırılması için mücadele herhalde başlıyacak ve er geç başarı ile sona erecektir.

Türkiye'de ise kuvvetli, hattâ ekono­mik gücümüze ve hele sanayiimize gö­re aşırı büyüklükle bir ordu vardır; ancak arkada onu dış yardım olmazsa gerektiği gibi des t pkliyeb ilecek bir ekonomi ve sanayi henüz istenilen ölçü­de gelişememiştir.

Hür dünya, Komünist dünyasının le­hinde işliyen zamanı1 yine bir müddet daha kendi ileninde işletmek için Al­man ve Türk kuvvetini elden .geldiği kadar çok ve çabuk geliştirmek zorun­dadır. Bu yön Almanya için olsun, Anglo - Saksonlarca iyice anlaşılmışa benziyor. Türkiye için ise hâlâ anlaşı-mamlştır. Öyle olmasaydı ekonomik g-slişmemizi ve sanayileşmemizi sağ­lamak, hiç olmazsa ciddî ölçüde ilerlet­mek için biz Amerıkaya ricada bulu-nacağıniîz yerde o kendilisinden bize yardımda bulunmayı teklif ederdi.

Herhalde bundan böyle bizim için dış siyasada başarı demek geniş çapta e-konomik gelişmemizi mümkün'kılacak yardımları sağlamak demektir.

Alman ve Türk kuvveti en yüksek de­recesine çıktığı vakit, hattâ bu yapılır­ken geçen zamanı yine hür dünya le­hinde işletmek için henüz hem ekono­mi, hem orduca geride bulunan Arap, İran, Pakistan, Afganistan gibi -ülke­leri her iki bakımdan geliştirmek ge­rekecektir.

Almanya'nın silâhlanmasına karar ve­rildikten sonra Rusya'nın bize karşı taknmdıgı duruma gecelim. Bilindiği gibi, Cumhuriyet Bayramı dolayısiyle Moskova Radyosunda Tür­kiye hakkında dostça sözler söylen­miştir.

Ancak bu bİ£İm Rus yayınları eksik alınmıştır. Rusya'daki bazı radyolar Türkçe yayımlarıtıda söyle bir dil kul­lanmışlardır:

Rus milleti atom bombaları altında edilmek ister mi? Tabiî istemez; Türk Milleti de öyledir, ancak Türkiye'ye gelen Mareşal Mor.tgomery her atom bombası üzerinde konuşmuştur. Onun gibiler barış düşmanıdırlar.»

Bu yayım günü Rus Milletinin kendi mukadderatını elinde tuttu&u ve o is­temedikçe Sovyet hükümetinin bir şey yapamiyacağı zannmı uyandırmaya ça­lışıyor ki bu baştan başa yalandır. Ondan sonra bize denilmek isteniyor ki Batılılarla bağlaşmanızdan vazgeçerse­niz aramız düzelir.

Bundan otuz yılı sşan bir zaman önce o vakit Sevr antlaşmasını yırtmak için kendileriyle,savaştığımız Batılı devlet­ler de bize, Rus dostluğundan vaz ge­çerseniz her şey kolaylaşır, diyorlardı. Şimdi ayni dili Rv.slar kullanıyor.

Biz dost değiştirmek istemiyoruz. Rus­ya bugünkü dost ve bağlaşıklarımızdan ayrılmadan kendisiyle iyi geçinmemi­ze razı ise ne âlâ; yoksa gayretlelri bo­şunadır, bizi aldatamaz, nasıl ki otuz küsur yıl önce aynı usullerle başvuran­lar aldatamışlardır.

Sovyetlerin sulh taarruzları

Yazan: A. N.Karacan

12/XI/954 tarihli (Milliyet) ten:

Sovyetler yeni sulh taarruzlarına baş­ladılar. Dikkati çeken nokta. Rus sulh taarruzlarının Batılılar arasımda dünya sulhuna tesir edecek anlaşmaların ya­pıldığı güne rastlamasıdır.

Almanya'nın silâhlanmasını hedef tu­tan Parjs Anlaşmasının foemen akabin­de, Molotov, Berlin'e yaptığı seyahat­te, Batı ve Do&u Almanya'nın birleşti-lilmesi için bir konferans teklif etti. Teklif Batılılar tarafından alâka gör­medi. Zira Sovyetlerin bu kabil konfe­ransları nasıl sürüncemede bıraktıkla­rı, artık anlaşılmış bir keyfiyettir. Rus sulh taarruzlarının ilki, 29 ekim gecesi, Moskova Badyosu tarafından Türkiye'ye 'karsı yapılan malûm ya­yınla başladı. 13 seneden beri ilk defa olarak Sovyetlerin resmî ağzı Cumhu­riyet Bayramımızı tebrik etti. Türk Sovyet dostluğunun Yakın - Doğu ve Avrupa'da sulhu koruyan önemli fak­tör oludğunu söyledi. Sovyet Hüküme­tinin bu dostluğun inkişafını ve Türk -Rus ticaretinin genişlemesini arzu et­tiğini açıkladı. Senelerce susan radyonun bu şekilde neşriyat yapmasının sebebi açıktır.Balkan ittifakını imzalayan, Arap meni ieketleriyle dostluk münasebetleri kur­maya başlayan Türkiye'nin kudret ve itibar grafiğinin gittikçe artması!Sulh taarruzu, Türkiye'den sonra baş­ka memleketlere de çevrilmekte gecikmedi. Moskova,' Balkan İttifakının ikinci devleti Yugoslavya ile diploma­tik münasebetler kurmak için. faaliye­te geçti. Yugoslavya'nın Balkan ve Tri-este Anlaşmalarını imzalaması Sovyet­ler âleminde telâş uyandırdı. Nitekim Bolşevik ihtilâlinin 37 nci yıldönümü münasebetiyle Moskova'da Kremlin Sarayında Rusya'nın iki numaralı dev­let adamı Kuruşev'in Yugoslav Büyük Elçisi Vidiç'i bir kenara çekerek saat­lerce konuşması dikkati çekecek bir mahiyet taşımaktadır..

Son sulh taarruzu b:zzat Sovyet dikta­törü Malenkov tarafından yapılmıştır.

ICremlin'de veriler, ziyafette bir Ame­rikan Ayan üyesine aşırı iltifatlarda bulunan Malenkov, Amerikan milletine şifahî bir dostluk mesajı    yollamıştır.

Malenkov bu mesajında Sovyetlerin A-merika ile yanyana dostluk ve sulh i-çinde yaşamayı arzu ettiğini ve buna hazır olduğunu açıklamıştır.

Bütün bu sulh taarruzları Batılılar üs­tünde fazla bir tesir yapmamıştır. An­cak yapılan hareketlerle söylenen söz­lerden ortaya çıkan bir hakikat vardır:

Ne kadar erken olursa o kadar iyi.. Toplanma tarihi do bildiriliyordu: Bu ayın  19 u..

Sovyetler Birilişiriri giriştiği her poli­tika hamlesinde üo taraflı, bir gaye, göze çarpmaktadır: 1. Sovyet halkını barış politikası güdülüdüğüne inandır­mak. Zaman kazanmak için hür meni leketleri mümkün" olduğu kadar oyamak 3. Yabancı memleketlerin işçi­lerini kışkırtmak.. Son Sovyet notasın­da da bu maksat bütün ağırlığı ile kendini göstermektedir. Avrupa'ya ye­ni bir politika düzeni vermek fikriyie (???) toplanması istenen konferansa Bulgaristan, Macaristan, Rumanya, ilh. gi;bi yamak devletlerin de çağırılmış olmaları, yerleşmiş şüphelerin daha çok kuvvetlenmesine yardım etmiştir. Sovyetler Birli&i, notasının elverişsiz yankılarını gördükten sonra, beklenil­diği gibi, eski Ürkütme taktiğini kul­lanmaya kalkışmış ve teklifinin kabul edilmemesinden dosan ağır sorumlulu­ğu (???) hür memleketlere bırakarak, kendi ba«ma bir Barış Cephesi (?) ku­racağını bildirmiştir. Moskova konfe­ransı, bugün, görünürde jbö'yle bir maksatla toplanmış bulunuyor. Sovyet radyoları bu konferansın öneminden bahsedip duruyorlar şimdi. Asıl gaye, yayınlanan haberjere bakılırsa, Sovyet Blokuna [giren memleketler arasında kuvvetli bir işbirliği (?) yaratmak ve böylece,   dünya   barışını      sağlamaktır

Sovyet blokuan zorla alman memleket-krin en ufak egemenlik ve hürriyet hakları olmadığını hepimiz biliyoruz. Demokrat Halk Cumhuriyeti yaftasını kullanan bu memleketler, zorla komü-nisfcleştirildikten sonra, çok sıkı bir Sovyet konrolü altında bulunmakta­dırlar. Onun için, Moskova Konferan­sının gösterişten ve kışkırtma propa­gandasından başkn hiçbir politika de­ğeri yoktur. Sovyet bloku çoktan ku­rulmuştur zaten. Hattâ, bu Demokrat Cumhuriyetler Sistemine blok adını vermek bile yanlıştır. Çünkü: kurulan İdare teşkilâtında, theori bakımından, egemen sayılan memlelketlet büsbü­tün erimiştir. İstihsallerine varıncaya kadar böy-.E.. Her şey Sovyet ölçüleri­ne görs ayarlanmıştır.

Moskova'nın, son zamanlarda, daha doğrusu, Stalin öldükten sonra, ağırı bir barış edebiyatı yapmaya başladığı­nı 'görmekteyiz. Sovyet önderlerinden Saburov, bu barış sevgisinin yarışıyorum anaırılmamasmı, fırsat düştükçe, istiyor. Sovyetler Birlik Saburov'a gö­re, sözünü geçirecek bir durumdadır, ama, barışı çok yüksek bir id^al say­maktadır! Moskova konferansının ga­yesi de bu ideali gerçekleştirmek için Demokrat Cumhuriyetler (?) arasında çözülmez savunma bağları yaratmak­tır (?).

Sovyetler Birliğinin dış politikası Çar­lık sisteminin geleneklerinden bir mili metre bile ayrılmamıştır. Sosyalistlik hayat anlayışının en büyük kurucusu, ve yol göstericisi sayılan Kari Marx, 1867 de şöyle yazmıştı: ««Rus politikası değişmez. Tutulan yol, seçilen taktik, başvurulan oyunlar ba?ka olabilir belki.. Fakat asıl gayede hiçbir kıpır­dama yoktur. Gaye de dünyaya hük­metmektir.» Büyük İngiliz fikir ada­mı Gilbert Murray, başladığı günden, "beri değişmeyen Rus dış politikasının gayesinden bahsederken diyor ki: Rus­ya bir zamanlar, Balkan Hristiyanları-nı korumak bahanesiyle kudret üstün­lüğünü sağlamaya çalışmıştı, şimdi de sıkıntılar içinde kıvranan (?) dünya işçilerini kurtarmak ve hürriysste ka­vuşturmak için (?) ortaya atılmış bu-ıunuyor. (Gilbert Murray: The living* ı'aith that We fight lor). Rus ülkesin­de büyük devrimler olmuştur. Fakat, dış politika, büjtün taktik sistemiyle olduğu gibi kalmıştır.

Birleşik Devletlerin eski başkanı Truman, Rus halkının bir gün hür bir hü­kümete kavuşacağını söylüyor bize. Fakat dünya barısının böyle bir ihti­mal çerçevesi içinde sağlanacağını um­mak gerçekten güçtür. Çünkü: Rus po­litikası, tarihten vs zamanımızın sayı­sız gelişmelerinden öğrendiğimiz gibi, hükümet şekliyle ilgili bir politika de­ğildir. Bütün buluşmalar, danışmalar ve konferanslar, Rus politikasının teh­likeli özelliği yüzünden, hiçbir sonuç vermemiştir zaten,. Sovyetler   Birliği,

politika geleneklerinden ayrılmadıkça, hür insanlığın huzursuzluk içinde ya­şaması mukadderdir. Hür milletler de bu gerçekliği gözönünde tutarak savun malarını kuvvetlendirmek zorundadır­lar.

Şu hale göre bu keyfiyetin ne şekilde gerçekleştirilebileceğini tesbit için gö_ rrüg teatilerinde bulunulması icap ede-.ıceği izahtan müstağnidir.

Anlaşmanın 12 inci maddesi iktisadî meselelerden bahir, bulunmaktadır. Bu mevzuda da, Fransız - Alman işbirliği "île Avrupa işbirliğinin gelişmesini de­vam ettirmek gayesiyle bu yoldaki mü­nasebetlerin inkişafını temin edecek şe­killerin tssbiti ik'tiza edecektir. Nihayet 14 üncü madde gereğince de iki hükümet, mevzııubahs anlaşmada 'Bu mevzuda da bir    taraftan "Batı Avrupa birlisine dahil hükümet­lerin muvafakatini istilzam ettiren hü­kümlerin tasvip edilmesini bu    hükü­metlerden isteyecektir. Bu mevzuda da bir taraftan Batı Av­rupa Birliğini alâkadar eden hükümle­rin hangileri olduğunu diğer taraftan da bu hükümler hakkındaki tesvibin ne şekilde tekemmül edeceğinin tayini için bir çok usul meseleleri ortaya çık­maktadır.

liste Fransız ve Alman mütehassısları arasında görüş teatilerine lüzum göste­rebilecek noktalardan bazıları bunlar­dır. Görülüyor ki bu maddeler tefsire muhtaç değildir, mevzuu-bans olan ci-"het anlatmada münderic esasların tat­bikine imkân verecek formülleri bul-ma'ktır.

3u husustaki görüşmelerin ne zaman "başlayacağı Paris'te tasrih edilmemek­le beraber Almanların yalnız mütehas­sıslar arasında görüşmeler yapılmasını derpiş  etmekte olmaları,  Sarre onlaşmasını   tamamlamak  üzere daha yüksek kademede müzakerlerle tesbiti lâ­zım hükümlerin bahis mevzuu olmadığını açıkça

Buckiard Heim, 9 yıllık bir çalışmadan sonra yer çekimin: ortadan kaldırma­yı sağlayacak bir ilmî nazariye hazırla­maya muvaffak olduğunu bildirmek­tedir. İki gözü kör. iki kolu kesik ve üstelik sağır olan bu genç âlim naza­riyesini matematik bakımdan isbat et-. tiğini, henüz pratik bakımdan deneme­diğini, bununla beraber yıldızlar ara­sındaki seyahatlerde nazariyesinden is­tifade edilebileceğini ileri sürmekte­dir. Heim'e göffe. kendi plânları ge­reğince inşa edilecek âlet. manyetik kuvvetler sahasından istifade suretiy­le aya 3,5 saatte; merine de 55 saatte ulaşabilecektir. Âlet 22 metre çapında bir yumurta şeklinde olacak ve etra­fında aynı çapta bir üstüvane buluna­caktır. Arzın neşrettiği manyetik ener­jiyi âletteki transformotör zaptederek bunu bir manyetik saha kuvvetine tah­vil edecek ve bu suretle yer çekimini, bilvesile âletin ağırlığını ifna edecektir.

— Berlin:

Eski Alman dışişleri vekili, Bohemya ve Moravya genel valisi Baron Von Neurath, dün Almanya'daki dört müt­tefik yüksek komiseri arasında varılan anlatana gereğince bugün tahliye e-.cümiştir. Bilindiği gibi Von Neurath, 'h2.ro suçlarından dolayı Nurenberg mahkemesi tarafından 15 yıl hapse çarptırılmıştı.

30 Kasım 1954

— Bonn:

Bonn resmî çevrelerinden belirtildiğine göre, Sovyetlerin mil! etlerarası bir kon ferans toplanması hakkındaki teklifle­ri «ciddî bir incelemeye tâbi" tutula­caktır. Yalnız, şunu da ilâve etmek icap eder ki, halen Darmstadt'da iştira-hatte bulunan Batı Almanya başvekili Konrad Adenauer'e Sovyet notasının basında çıkan kısmı dışişleri vekâleti siyasi servis şefi Herbert Blankenhorn tarafından bugün verildiği için daha fazla tefsirde bulunulmaktan kaçınıl­ın aktadır.

Diğer taraftan, halen Münih'de olan Liberal parti lideri Dr. Thomas Dehler Sovyet notasının çok ciddiyetle incelen mesi icap ettiğini beyan etmiştir.

14 Kasmı 1954

— Darmstadt:

Almanya Federal Cumhuriyeti başve­kili M. Konrad Adenauer dün burada v.srdiği nutukta Sarre anlatmasına da temas etmiştir. Paris anlaşmalarının akdindernberi halk önünde ilk defa söz almakta olan Batı Almanya Başvekili, Sarre işinin Fransız Alman münase­betlerini bozmağa devam etmesine ma­ni olmanın esas meseleyi teşkil ettiği­ne işaretle şöyle devam etmiştir:Sarre'deki durum ve onu ican ettiren ahval ve şerait nazara alınacak olursa bu anlaşmayı objektif olarak muhake­me etmek mümkün olamaz. Sarre'de elde edilmesi mümkün olabilecek heı şey ancak makul m uzak erlerle istihsal edilebilir ve bu meseleyi yeniden bir millî edebiyat yapılmaktan tevakki edelim. Dr. Adenauer sözlerini şöyle bitirmiş­tir: Sarr.e halkının büyük bir kısmının Fransa'ya iktisaden bağlı kalmak huşu sunda prensin itibarile mutabık bu­lundukları açık bir keyfiyettir ve ben bundan .dolayı onlara tarizde bulunmı-yorum. Ehemmiyetli olan nokta, Sar-re'lılarrn müstakbel durumlarını ser­bestçe tayin edebilmeleri keyfiyetidir. Onların dahili işlerine Fransa ve Al­manya'nın müdahale etmemeleri lâ­zımdır. Bizim ümit edebileceğimiz şey. onlara verilmiş olan reforandum imkâ­nında reylerini iyi bir Alman gibi kul­lanmalarıdır.»

—           Darmtadt:

Batı Almanya Başvekili M. Adenauer, dün akşam kendi partisinin Darms'-tadt'da yaptığ: bir seçim toplantısında söz alarak 29 kasımda bir Avrupa kon­feransının toplantıya çağırılması hak­kındaki Sovyet teklifini yorumlamıştır. Moskova tarafından tesbit edilen tarihin böyle bir konferansın itina ile hazırlanması için kâfi bir vakit bırakaca­ğı zannında olmadığını söyleyen ML. Adenauer  şunları  ilâve etmiştir:

İhtiva ettiği esa-j Batılı devletler ta­rafından reddedilmiyecek olan bu Sov­yet teklifinin, doğrudan doğruya Lond­ra ve Paris anlaşmalarının bir neticesi! olduğuna kaniim...

Batı Almanya Başvekili. Sovyetler Birliğinin Atlantik Paktına artık mu­halif görünmediğine ve Birleşik Amerika'nm bir Avrupa günvenlrk sistemine iştirakine de itiraz etmemekte olduğuna işaret  etmiştir.

17 Kasım 1954

— Wiesbaden:

Hristiyan Demokrat Partisinin yaptığv ve 10.000 kadar kimsenin bulunduğu •bir toplantıda söz alan Alman Federal Cumhuriyeti Başvekili M. Adenauer, Sarre anlaşmasına, Avrupa Birliği me­selesine ve son Sovyet notasına temas1-ederek şunları söylemiştir: Sarre'in şimdilik, gizli kapaklı bir şe­kilde Fransa'ya ilhak edilmiş bir du­rumda olduğu bir hakikattir. Sarns- an­laşmasının aydınlatılması ve tamam­lanması için halen müzak erler yapıl­maktadır. Bu müzakereler karşılıklı bir dürüstlük havası içinde cereyan etmek­tedir. Şimdiki anlaşma Sarrie'lılars. «3e"best bir siyasî hayatı yeniden yaşa­ma imkânını vermektedir. Yine bu an­laşma gereğince Sarre'lılar sulh anlaş­ması sırasında meseleyi halledecek t!es-viye tarzı hakkında fikir ve kararları­nı bildireceklerdir.'.

Alman Başvekili müteakiben Batı Av­rupa birliği meselesine temas etmiş ve şöyle demiştir:

Bu birlik yalnız bir askerî ittifak ola­rak telâkki edilmemelidir. Onun iktisa­dî ve kültürel hedeflerini de kabul et-ınek lâzımıdır. Askerî sahada bu ittifak münhasıran tedafüidir ve derpiş edil­diği veçhile teslihatm tahdidi ve karşı­lıklı kontrol sayesinde müşterek bir güvenlik sistemi olmak itibariyle, ge­rekli bütün vasıfları haiz bulunmakta­dır.Liberal Demokratlar: 241.464 reylerin % 6.7'ini almışlardır.

Komünistler: 47.401 reylerin % 1.3'nü almaşlardır.

Almanlar Birliği (Tarafsızlar): 9.543 reylerin % 0.3'nü almışlardır.

Bavyera Sağcıları 26.138 reylerin. % 0.7'ini almıglardır.

—Strasburg :

Avrupa Kömür ve Çelik Birliği Kuru­lunun olağanüstü toplantı devresi bu sabah başlamıştır.

Mülteciler 417.829 reylerin %11, sini al maşlardır.

Açılış oturumunda Birinci Başkan Yardımcısı Fuhrmann, vefat eden Baş­kan Alcide de Gasperi hakkında bir konuşma yapmıştır.

Bundan sonra, kurul başkanlık için tek aday olan Giuseppe Pella'yı birli­ğin müşterek kurul başkanlığına seç­miştir.

Eski İtalyan Başvekillerinden olan Pella başkanlık mevkiine geçmiş ve arkadaşlarına teşekkür ettikten sonra Kömür ve Çelik Birliği yüksek idare makamının daha tesirli bir şekilde çasımasını sağlamak için başvurulması gereken çareleri ele alan bir konuşma yapmıştır.

28 Kasım 1954

— Viyana :

Takriben dokuz milyon Çekoslovakya­lı, altı yıî süreli millî meclislerini ko­münist idaresindeki millî cephenin 368 ramzedini bugün seçecektir.

Rey verme mecburidir ve millî cephe adayları da rakipsiz bulunmaktadır­lar.

1948 mayısında yapılan geçen umum seçimde tek liste namzetleri yüzde 9S bir çoğunlukla seçilmişlerdi. Komünistler, bugüne bir bayram hava­sı süsü vermektedirler. Fabrika, daire ve diğer müesseselerden gelen seç­menler bando refakatinde yaya olarak sandık başlarına gitmektedirler. San­dıklar kapandıktan sonra da sokak ve caddelerde oyun oynanacaktır.

11 Kasım 1954

— Atina :

Başvekil Papagos ile Koordinasyon Vekili Spiros Markezinis'in geçen nisan .ayında aralarının bozulmasını mütea­kip hükümet ile Yunan topluluğu par­tisi arasında çıkan buhran. Markezinis grupuna dahil dört vekilden ikisinin dün istifa etmesi neticesinde son had­dine varmıştır.

"Bu hâdisenin muhtemel gelişmeleri şunlardır: Bir taraftan Markezinis gru­puna dahil olup el'an hükümette ka­lan di?er iki vekilin çekilmesi, diğer taraftan topluluk partisinde bir ayrıl­ma.

Bu partinin 140 mebusundan 10'u kezinis grupuna mensup addedilmek­tedir. Bunların Yunan topluluğundan ayrılıp diğer mebuslar tarafından ta­kip edilip edilmiyecekleri merakla beklenmektedir.

Siyasî çevrelerde, Önümüzdeki 21 ara­lıkta yapılacak belediye seçimleri mü­nasebetiyle muhalefet partisinin bu buhrandan fazlasıyla istifade edeceği sanılmaktadır.

— Roma :

4 Şubat 1953 tarihli ticaret anlaşmasın­da derpiş olunduğu veçhile, müşterek İtalyan-Yunan komisyonunun çalışma­ları sonunda bugün burada iki memle­ket arasında yeni bir ticaret anlaşma­sı imzalanmıştır.

12 Kasım 1954

— Atina :

4 kasımda Atina'da Türk. Yunan, Yugoslav heyetleri arasında başlamış olan askerî müzakereler bugün sona er­miştir.Neşredilen tebliğde, Ankara paktı ve Bled ittifakından doğan askerî mese­lelerin müzakere edildiği ve ele alman mevzular üzerinde anlaşmaya varıldı­ğı bildiriliyor.                Türk heyeti bu akşam ankaraya döne­cek, Yugoslavya-heyeti de yarın Ati­na'dan ayrılacaktır.

23 Kasım 1954

— Atina :

Başvekil Papagos dün akşam beyanat­la bulunarak, belediye seçimlerinin bütün memlekette sükûnet içinde geç­tiğini ve ademi merkeziyetçilik siste­mini takviye ve halkı mahallî şeflerini seçmekte serbest bırakmak arzusu ile hareket eden hükümetin seçimleri si­yasî bir görüşle ele almadığını söyle­miştir.

Seçimlerin neticesi, mahallî milliyetçi idarecilerin köy ve şehirlerde ezici bir çoğunlukla kazanması olmuştur diyen î.Tareşal Papagos, Atina'da Pausanias K?.tsotas'm seçilmesine temas ederek tabii neticenin azınlık teşkil eden ko­münist parti seçmenleri ile .birlikte muhalefetin önemli gruplarının da ka-tılmasiyle elde edildiğini belirtmiştir. Aynı netice bu işbirliğinin görüldüğü diğer şehirîerdede müşahede edilmiş­tir.

Atina'da halkın % 6O'ı komünizmle iş­birliğini kabul etmemiştir. Başvekil Papagos, aynı zamanda, siyaseti âlet eden ve komünist oylarına dayanan belediye başkanlarına, belediye­leri ademi merkeziyet esasları ile telif edilemiyecek siyasî faaliyet ocaklarına döndürmelerine müsaade edilmiyece-ğini söylemiştir.

30 Kasım 1954

— Atina :

Yunan hükümeti. 13 kasını tarihli Sov­yet notasına cevabım dün Rus Büyük elçisine tevdi etmiştir. Yunanistan, bir. notasında, kollektif müdafaaya dair meselelerin umumî olarak gözden geçi­rilmesine Yunanistan'ın İştirake hazır olduğunu belirtmekte, fakat bu çapta bir konferansın toplanabilmesi için ge­reken ve Sovyet notasında sükutla ge­çilen dokuz jartı zikretmekte ve doğu blokunun silâhlandığını hatırlatarak Almanyanın birleştirilmesi ve Avustur­ya barış antlaşmasının imzalanması za­ruretine işaret etmektedir.

— Guatemala cifcy :

Kurucu millî meclis. Albay Carlos Cas-tillo Armas'ın 2İtı sene müddetl-s Cum-'tıurb aş kanlığında kalmasına karar ver­miştir. 10 ekim plebisitinden elde edi­len neticeleri incelemek üzere geçen cumartesi günü kurulmuş olan komis­yonun sunduğu kararname tasarısını meclis müzakeresiz kabul etmiştir.

Bilindiği gibi bu plebisitte Albay Cas-tillo Armas 485.699 oy almıştır. Sade­ce 400 kişi aleyhinde oy vermişlerdir.

—           New-York :

Saat 5.45'te (gmt) Cumhuriyetçi raki­bini 300.000 oy gererken sonradan bu fark 26.000'e düşen AvereUe Harri-man'm bu gerileyişi karşısında, N.ew-York eyaleti Komitesi Başkanı, İrving İv-ss'in galip 'gelmesinin mümkün oldu­ğunu söylemiş ve «Son rakamlara1 gö­re, İves'in seçileceğini sanıyorum» de­miştir.

—           New-York :

Saat itibariyle neticeler (6):

Gmt ayariyle sabah saat 7.00'de alman reticeler şunlardır:

Ayan meclisi: 18 Demokrat, 7 Cumhu­riyetçi, Temsilciler meclisi: 187 Demokrat, 121 Cumhuriyetçi. Eyalet valilikleri: 14 Demokrat, 7 Cum­huriyetçi.

— New-Yorlî :

Ayan meclisi:

Cumhuriyetçiler: Seçilen: 7, başta gi­denler: 7, vazifesi devam edenler: 33, yekûn:   47.

Demokratlar: S-eçilen: 18, başta giden­ler: 6, vazifesi devam edenler: 24, ye­kûn: 48.

Bağımsızlar: Vazifesi devam eden: 1. Temsilciler meclisi:Cumhuriyetçiler: Seçilen: 121, .başta gidenler: 48, yekûn: 169. Demokratlar: Seçilen: 137, başta gi­denler: 41, yekûn: 228. Eyalet valilikleri: Cumhuriyetçiler: Seçilen: 7, başta gi­denler: 7, vazifesi devam eednler: 6, yekûn: 20. Demokratlar: Seçilen: 14, başta giden­ler: 6, vazifesi devam edenler: 8, ye­kûn: 28.

— New-York :

Eyalet valilikleri (10):

Demokrat aday Edwin Johnson, Cum­huriyetçi rakibi şimdiki valiyi mağlûp ederek Colorado valiliğine seçilmiştir.

Demokrat Vali Frank Lausch beşinci' defa olarak Ohio valilisine seçilmiştir..

Curr/nuriyetçi aday Eobert Smylae î-daho eyaleti valiliğine seçilmiştir;

Cumhuriyetçi aday Fred Hail, Kansas eyaleti valiliğine seçilmiştir.

Joe Foos Güney Dakota eyaleti valili­ğine seçilmiştir.

— New-York :

Saat itibariyle neticeler (8):

Gmt ayarıyla saat 8.30'da alman neti-' çeler şunlardır:

Ayan meclisi: 18 Demokrat. 8 Cumhu-liyetçi.

Temsilciler meclisi: 187 Demokrat, 12$ Cu'inrnuriy.etçi.

Eyalet     Valilikleri:     16  Demokrat,  » Cumhuriyetçi.

— Libertyville (İllinois) :

1952 başkanlık seçimlerinde Demokrat rday Adlai Stevenson, seçimleri yo­rumlayarak, Demokrat Partinin açık galibiyetinden çok memnun olduğunu v-s Demokrat adayların dürüst ve te­miz bir kampanya yapmış olmaların­dan iftihar ettiğini söylemiştir.

—- Washington :

Amerikan Dışişleri Vekili Foster DulHes bugürikü basm toplantısında ver-*d_îği beyanatta, Almanya ve Avusturya mevzuları hakkında Sovyet Rusya ile yapılacak bir görüşmenin ancak Paris anlaşmalarının tasvibinden sonra ve­rimli neticeler sağlıyacağmı haber ver­in) iştir.

"Dulles'e göre, bu anlaşmalar tasdik edi­lirse, Moskova İle anlaşmaya varmak imkânları, meselâ Berlin konferansına nazaran, çok daha artacaktır. Dulles "bu mevzudaki görüşünü söyle izah et­miştir: «Batı Avrupa "birliği ile Batı Almanyamn Nato çerçevesinde Avruparan müdafaasına katılması m 23 si esi "halledilmedikçe, Sovyet Rusya ile ya­pılacak Tıer konferans otomatik olarak Sovyetler tarafından bu meselelerin hallin: önlemeye matuf gayretlerin sarfıyia neticelenecektir.

Dulles, Batı Avrupa birliği memleket­leriyle Sovyet blokuna mensup Avru­palı memleketler arasında bir saldırazlık paktının akdi hususunda Baş­vekil Afenau'sr'in ileri sürdüğü teklife ne düşündüğü sualine cevaben, Alman Başvekilinin, Amerika ile her­hangi bir istiharede bulunmaksızın kendi görüşünü ifade etmiş olduğu ce­vabını vermiştir. Dulles. Başvekil Amerikalı idareciler arasın­da esaslı bir görüş ayrılığı olmadığını da bslirtmiştir. Tulles bundan bakan, Fransız Başveki­li Mendes-France'm yakında W3Shington'a yapacağı ziyareti memnunlukla karşıladığını ve bu vesileyle bazı me­seleler ve bilhassa Hindicini meselssi hakkında mühim ve lüzumlu Fransız-Amerikan görülmeleri yapılacağını bildirmiştir.

Dulles bu arada, Vietminh'in Hindiçi-nî hakkındaki Cenevre anlaşmalarına riayet tarzından Amerikanın memnun­luk duymadığını, bununla beraber bu .meselenin  doğrudan  doğruya  Birleşik Amerikayı ilgilendirmediğini beyan et­miştir.

Nihayet son uçak hâdisesine temas eden Dulles, Amerikan askerî makam­larının, Sovyet havalarına yakın böl­gelerde ucuş vazifesine çıkacak Ame­rikan uçaklarının refakatine avcı uçakları vermeyi düşündüklerini açıkla­mıştır.

10 Kasım 1954

— Washington :

Baykan Eisenhower bugün haftalık ba­sın toplantısında, Hokaido adası açık­larında bir Amerikan uçağının iki Sov­yet av uçağı tarafından düşürülmesi hâdisesinden bahsederek, hükümran­lık meselelerinin acıkca tesbit edilme­mi;; olduğu bir bölgede husule gelen bu vakanın tam mânasiyle sarih bir mese­le olmadığını belirtmiştir. Başkan, Ku_ ril adalarının hare içinde Sovyetler Birliğine devredildiğini ve bu sebep­ten, umumî kanaat her ne olursa ol­sun. Sovyetlerin, Japonlara ait Hokai-t'o adasının gayet yakınında bulunan bu adalar üzerinde hükümranlık iddia ettiklerini belirtmiştir.

Başkan Eisenhowtr ne Amerika ve ne de Japonya bu ada üzerinde Sovyet hükümranlığını tanımadıkları için, bir Amerikan uçağının Sovyet av uçakla­rı tarafından düşürülmesi üzerine Arrer ikanın yaptığı protestonun yerinde olduğunu ve Sovyetler Birliğinin mâ­kul bir cevap vermesini beklemekte haklı bulunduğunu söylemiştir.

Başkan bunu müteakip, her halde Sov­yetlerin cevabına telmihte bulunarak, Mos'kovanm bu meselede aldığı duru­mun bundan önce vuku bulan bu ne-viciEn hâdiselere nazaran daha uzlaştı­rıcı göründüğünü ileri sürmüştür. A-merikan uçaklarının refakatine az uçaklarmın verilmesi ihtimali hakkın­daki suale cevaben Başkan, Amerikan uçaklarının kendilerine verilen vazife­leri ifa edecek durumda bulunmaları gerektiği için, lüzum olduğu takdirde refakatlerine avcı uçakları vermenin tabii olacağını belirtmiştir. Resmî mahfiller şu ümidi izhar etmek­tedirler: Batı devletleri Moskova'nın bu yeni diplomatik taarruzu karşısında tesanütlerini mu'hafaza edecekler ve Almanya'nın Batı müdafaasına iştira­kini sağlayan Paris anlaşmalarını sü­ratle tasdik için gerekli tedbirleri ala­caklardır.

Yetkili Amerikan mahfilleri bu mev­zuda Amerikan Hariciye Vekili M. Dulles'in geçen haftaki basın toplantı­sında verdiği beyanatı hatırlatmakta­dırlar. Bilindiği gibi M. Dulles bu be­yanatında Paris anlaşmalarının teşdi-kinden sonra Sovyetler Birliğiyle ya­pılacak bir konferanstan yapıcı netice­lere varmak şanslarının daha fazla o-lacağı mütalâaasmı ileri sürmüştü.

Yetkili mahfiller, Sovyet notasının Londra, Paris ve Nato teşkilâtına men­sup diğer memleketler ile Batı Alman'ya ve Avusturya hükümet merkezleri ile Washington arasında görüş teatile­rine mevzu teşkil .edeceğini beyan et­mektedirler. Ayrıca yine* bu münase­betle İsviçre, İsveç ve çok muhtemel clarak da İspanya ile Birleşik Ameri­ka arasında yarı resmî mahiyette gö­rüş teatilerinin de yapılabileceği ihsas edilmektedir.

15 Kasını 1954

-— Washington :

Başkan Eisen»howerJ Paris ve Londra anlaşmalarının tasdikini istemek için bugün Ayan Meclisine gönderdiği me­sajda şöyle demektedir:

«Paris anlaşmaları hiç bir millet için herhangi bir tehlike teşkil etmemekte­dir. Aksine bu anlaşmalar, silâhların milletlerarası kontrole tâbi tutulması hususunda tarihte ilk amelî deneme olmaktadır.

Bundan başka, bu anlaşmaların asıl mânası tecavüzü önlemeye matuf bir kuvvetin teşkilini çok aşmaktadır. Bu anlaşmaların, sonunda, Avrupa mil­letleri arasında yeni temellere dayana­cak bir anlayışın ve yeni bir dostluk havasının kurulmasına yol açacağını ümit ediyoruz».

3aşkan Eisenhower Paris anlaşmaları­nın Amerikanın 'güvenliği ve dünyada barış dâvası bakımından haiz olduğu büyük ehemmiyeti belirttikten sonra, anlaşmaların maddeleri girift ise de,, gayelerinin basit olduğunu hatırlat­makta ve şunları ilâve etmektedir.

tıFederal Alman hükümeti diğer dev­letlerle tam .eşit haklara sahip bir du-rjma 'getirilmektedir. Federal Cumhu­riyetin askerî kudreti, Atlantik camia­sı memleketlerin askerî kudretleriyle o şekilde birleştirilecektir ki, Almanya-nın askerî yardımının gelişmesi ve kul­lanılması müşterek gayeye uygun bir çekilde icra edilecektir.»

Başkan mesajının sonunda Ayan Mec­lisinin ocak ayı başındaki toplantısın­da bu anlaşmaların süratle tasdik edi­leceği ümidini belirtmektedir.

16 Kasım 1954

— Washington :

. Amerikan Dışişleri Vekili Foster Dul­les bugünkü (basm toplantısında Sov­yetlerin son notasına temasla "Sovyet­lerin dış politikasında taktik değişik­liğinden başka esas itibariyle hiç bir değişiklik  görmediğini»  bildirmiştir.

Dulles'e göre, Sovyetler 29 kasımda Pa­ris veya Moskovada 24 memleketin iş­tirakiyle bir toplantı yapmalarını tek­lif ederken, Batılı müttefiklerin bunu kabul     edeceğini     beklememekteydi.

Sovyet dış politikasında kaydedilen taktik değişiklikleri, bunların dün dün­ya tarafından kabulü mümkün hal ça­releri mi yoksa kaçınılması icabetten tuzakları mı havi olduğunun anlaşıl­ması meselesini ortaya çıkarmakta­dır.

Bir Batı Avrupa birliğine karşılık ola­rak Sovyetlerin bir Doğu Avrupa bir­liği kurmaları ihtimali hususunda so­rulan bir suale cevaben Dulles, böyle bir sistemin yeni bir durum yaratrmya-cağmı, çünkü Sovyetler ile Avrupalı peykleri tarafından kurulan blokun Batı Avrupa birliğinin olabileceğinden, daha mütecanis olduğunu hatırlatmış­tır.

image002.gifParis anlaşmalarının tasvibi halinde Berlin'in Sovyetler tarafından tekrar abluka edilmesinin mümkün olup ol-miyacağı sualine cevaben Dışişleri Ve­kil: böyle bir hâdisenin vukuunu ümit etmediğini, fakat bunun tekerrürünün gayet vahim neticeler doğuracağını bil-■ Girmiştir.

Duîles, Tachen ve etrafındaki adacık­ların, Formozaya bahşedilen Amerikan garantisinden istifade edin etmiyeceği-ne sualini menfi olarak cevaplandır­mış, fakat Tachen odasını Formozanm müdafaasında mühim bir rol oynıyabi-leceğini ilâve etmiştir. Bu arada Dışiş­leri Vekili. Milliyetçi Çin İle Birleşik Amerika arasında bir güvenlik paktı­nın akdi için bir yıl önce girişilmiş o-îan müzakerelerin epeyce ilerlemiiş ol­duğunu haber vermiştir.

Dışişleri Vekili Hmdiçinrdeki duruma temasla, bu bölgede komünistlerin gi­rişmiş oldukları fesatçı hareketlerden dolayı doğan meselelerin müstaceliyet vasfını haiz olmalarından Manillâ pak­tı üyesi sekiz devletin" toplanmasını is­tediğini hatırlatmıştır. Dışişleri Vekili böyle bir toplantımı, gayet faydalı ola­cağını ve toplantının yapılması için paktın tasdikini beklemeye lüzum bu-Ilınmadığını ilâve  stmiştir.

17 Kasım 1954 — Washington :

Birleşik Amerika Cuımhurreisİ Sisenho-wer, bugün kongre liderleriyle, haricî politikayı gözden geçirmiş ve haber ve­rildiğine göre bu ay yapılan seçimler­de galebe çalan Demokratlara kat'î su­rette yardım ve işbirliği vaadinde bu­lunmuştur.

Eisenhov/er ve Hariciye Vekili Foster Dulles; seçimleri müteakip girişilen ilk f artiler araş; işbirliği denemesinde bu­gün Beyaz Sarayda Demokrat ve Cum­huriyetçi kongre liderleriyle görüş­müşlerdir.

Yakında vazifesinden ayrılacak olan Ayan Meclisi haricî münasebetler ko­misyonu reisi, Cumhuriyetçi ayandan Wiley, Cumhurreisinin bu işbirliği vaa-

dini basına 'bildirmiştir. Beyaz Saray basın sekreteri de şöyle demiştir:

«Cumhurreisi Eis.enbower, haricî me­selelerle millî güvenlik mevzularma i-ki parti olarak -el atmanın, kongreyi herhangi parti idare ederse etsin, mil­letimizin en iyi, uygun menfaatleri bakımından esas olduğunu İsrarla be­lirtmiştir.»

22 Kasım 1954

— Bonn :

Avrupadaki Amerikan kuvvetleri Baş­kumandan Muavini General Orval Cook dün Bonn'a gelmiştir. General burada Birleşik Amerika'dan Batı Al­manya'ya y£p:lacak müstakbel silâh sevkıyat ve teslimatının ne şekilde ce­reyan edeceğini ilgili Alman makam-lariyle tetkik edecektir. Paris anlaş­maları yürürlüce ^İrdiği zaman bu hu­susta bir bölge komisyonunun ihdası derpiş edilmiştir. Kato âzası memleket­ler için vâki olduğu gibi .bu komisyo­nun Birledik Amerika Büyükelçisinin başkanlığında tefekkür etmesi ve ya­bancı memleketlere yardım, Amerikan ■heyeti şefiyle, askerî yardım istişare grupu subaylarından birinin de bu ko­misyona iştirak etmesi kuvvetle muh­temeldir.

23 Kasım 1954

— "VVashingLon :

Gelecek baharda dörtlü bir konferan­sın toplanması hususunda Mendes-France'm ileri sürdüğü teklifi bahis mevzuu Amerikan Dışişleri Vekâleti sözcüsü şöyle demiştir:

<. Birleşik Amerika, etraflı bir hazırlığı müteakip ve faydalı olacağına kanaat getirildikten sonra. Sovyetler Birliği temsilcileri ve Avrupa meseleleriyle ilgili diğer devletler temsilcileriyle bu­luşmaya hazır olduğunu mütemadiyen ve sarahatle anlatmıştır. Bu gibi mü­zakerelerden Önce Paris anlaşmaları tasvio edilmiş olmalıdır.     Bu hususta

aldığımız  durum, katiyen çektir.

Fransiz Başvekilinin Avusturya hak­kındaki teklifi kanaatimizce müşterek mismfaati ilgilendirdiği irin üç batılı devlet ve Avusturya tarafından etraf­tı bir şekilde tetkik edilmelidir. Bir­leşik Amerika, Berlin konferansında üç batılı devletin mutabık kaldığı veçhi­le işgal kuvvetlerinin yakm bir tarih­te çekilmeleri hususundaki kararda İs­rar etmektedir».

24 Kasım 1954

— Washington :

Komünist Çin yüksek mahkemesinin İd Amerikan vatandaşını mahkûm et­tiğine dair dün Pekin radyosu tarafın­dan verilen haber Amerikan ayanın­dan bir çoğunun şiddetli yorumlarına sebep olmuştur.

Bu cümleden olarak önümüzdeki ocak ayında yeni kongrenin Hariciye Ko­misyonu Başkanlığını ifa edecek olan Jorjiya eyaletinin Demokrat ayanından Walter George basma şu beyanatı ver­miştir:

■Vatandaşlarımızı serbest bıraktırmak için şimdi ne yapabileceğimizi bilmi­yoruz. Fakat bu hâdiseler tekerrür e-decek olursa, gelecekte çok şiddetli tedbirler almamız mümkündür.»

Diğer -taraftan İdaho eyaleti Demokrat ayanından Herman Welker de şöyle demiştir:

«Eğer bu haberler doğru ise, komünist­lerin korktukları yegâne şeye, yani kuvvete müracaat etmemiz lâzım gele­cektir, fikrindeyim,.»

■— New-Ycrk :

Life isimli Amerikan _ mecmuası son sayısında Yarbay Rastvorof'un, Beria'-n:n Sovyet hükümetini teşkil eden ve komünist partisinin merkez komitesin­de bulunan arkadaşları tarafından ne şekilde tasfiye edildiği hakkındaki if­şaatını yayınlamaktadır.

kadar Japonya'daki Sovyet casusluk teşkülâtm: idare ettiği ve geçenlerde batılılara iltica eylediği malûmdur.

Eski Sovyet casusunun söylediklerine göre, Beria, ordunun da iştirak edece­ği bir hükümet darbesinin, önceden se­zilmesi üzerine tevkif edilmiştir.

Beria, bu hükümet darbesini Stalin'in hastalığı sırasında tasarlamış ve bu iususta Stalin'in oğlu Tümgeneral Va­silinin de yardımını temin eylemişti.

Fakat, Beria'nm hükümeti teşkil eden arkadaşlarına karsı dostluk ve sadaka­tinden şüphelenen ve onun Stalin'in cğlu ile çok samimî olduğunu gören Mal&nkov, Gen-sral Vassiliyi bulundu­ğu vazifeden uzaklartırmıştır.

Diğsr taraftan, Beria'nm iktidara gel­mesinden sonra çok kanlı bir temizli­ğin başlamasından endişe eden Georgi Jukof gibi yüksek rütbeli subayların mühim bir kısmı, bu teşebbüsü akim bıraktırmak için, Malenkof ve komü­nist partisi merkez komitesi ile işbirli­ği yapmışlardır.

Hükümet darbesini yapmağa karar ve­ren Beria, kendisine sadık olan Mos­kova bölge Komutanı General Pavel Artemief'e güvenilir subayların idare­sindeki iki tümen askerle Moskova gar­nizonunun takviyesini emreylemiştir.

Tehlikenin yaklaştığını sezen Malen-kov, Mareşal Jukof ve Millî Müdafaa Vekili Mareşal Bulgainin yardımı ile Moskovaya Urallardan, biri zırhlı olan, iki tümen getirmiştir.

Rastvorof'un söylediklerine göre, Be­ria 26 Haziran 953'te tevkif edilmiştir. Malenkof, o gün komünist partisi mer­kez komitesini olağanüstü bir toplan­tıya çağırmıştı. Toplantıda hazır bulu­nan Beria'dan gayri, bütün merkez ko­mitesi âzası silâhlı idi. Beria toplantı salonunda tevkif edilmiş ve o güne ka­dar onunla arkadaşlık etmiş olan mer­kez komitesi azaları yalvarmalarına al­dırış etmemişlerdi. Beria o anda ölüme mahkûm edilmişti. Fakat, tevkifi ha­beri, ancak iki hafta sonra, 10 temmuz­da açığa vurulmuştur.

Yarbay    Rastvoorfun son    zamanlara

Stalin'in ölümünden sonra hükümetin

image019.gifbaşına Reria'nın yerine Malenkofun geçişi keyfiyetini inceliyen Rastvorof, "bunun gizli polis şefinin -umumî nefre­ti üzerine çekmesi ve bu yüzden Baş­vekil olduğu takdirde halkın kendisini sevmiyeceğinin bilinmesinden ileri gel­diğini söylemektedir.

Rastvorof, Beria'nm bir müddet Ma-lenkofu himaye eder gibi göründüğü­nü de ilâve etmektedir.

Rastvorof, Molotof un Başvekilliğe gel-niıeyişi keyfiyetini de şu şekilde izah etmektedir: Molotof, Stalin tarafından karısının itham edilmesi neticesi iti­barını bir hayli kaybetmiştir. Bir er~ kik kardeşi Amerikada bulunan Ma­dam Molotof, bir zamanlar Amerikan ajanı  olmakla  itham   edilmişti.

27 Kasını 1954

— Washington :

Birleşik Amerika hükümeti, Çin'de ca­susluk hareketlerine giriştikleri itha-miyle ağır ha.pis cezalarına mahkûm e-dilmis olan 13 Amerikan havacısının derhal tahliye edilmesini dün Komü­nist Çin hükümetinden kat'î bir ifade ile istemiştir.

Amerikan Hariciye Vekâleti bu tale­bi. Komünist Çin hükümetine tevdi e-dilnıesirii İngiliz hükümetinden rica ettiği bir nota ile yapmıştır. Washing­ton hükümeti, bu notasında, Komünist C:n hükümetinin mevzuubahis Ameri­kan havacılarının ve ailelerinin mâruz dalmış oldukları zararları imkân nis­petinde tazmin ve telâfi etmesini de ayrıca istemektedir.

Amerikan notası bu gibi hareketlerin tekerrür etmemesi hususunda bir İh­ları da ihtiva etmektedir.

Amerikan siyasî müşahitleri notanın ihtiva ettiği ifadeyi, mevkuf havacıla­rın derhal serbest bırakılmaması ha­linde Birleşik Amerika'nın misilleme hareketlerine başvurmak hakkını mu­hafaza ettiği şeklinde tefsir etmekte­dirler.

Yine aynı müşahitler, Pekin hüküme­tinin casuslukla itham ettiği Amerikan


havacılarına karşı bugün çok şiddetli hareket etmesinin, münasip bir za­manda onları güya affederek Batı ef­kârı umumiyesinin teveccühünü kazan­mağa çalışmak gibi bir maksada matuf olup olmayacağını da soruşturmakta­dırlar.

— Washington :

Amerikan Ayan Meclisi Cumhuriyetçi Çoğunluk Partisi lideri William Know-land bugün basın mensuplarına verdiği bir demeçte, Birleşik Amerikanın, esir havacılar iade edilmediği takdirde, Çin sahillerini abluka etmesini talep eyle­miştir.

Kaliforniya Cumhuriyetçi senatörü, Birleşik Amerikanın müttefiklerinin ■de, [Birleşmiş Milletler kanalı ile, bu abluka ameliyesine iştirak etmeleri ge­rektiğini belirtmiş ve «Bu müttefikler fcÖyîe bir şeye yanaşmak istemezlerse Amerika tek başına harekete geçmeli-öir» demiştir.

28 Kasım 1954 — Washington :

Birledik Amerika hükümeti, on ü;ç A-rnerikaiı havacının bir askerî mahke­me tarafından hapse mahkûm edilme­si üzerine, Amerika hariciyesi tarafın­dan verilmiş olan notanın Komünist Çin hükümetince reddedildiğini açık­lamıştır.

Birleşik Amerika D:şişleri Vekâletinin bir sözcüsü, hükümetin bu durum kar-. şısmda ne gibi bir hareket tarzı takip etmek lâzım geldiğini incelediğini be­yan etmiştir. Bu beyanat, bir gazeteci­nin, 'Kalifornia senatörü Wil.liam Knowland'm Çin sahillerinin abluka e-dilmesi hakkında uumartesi şjünkü tek­lifi karşısında ne durum takınılacağı­na 'dair sorusuna cevap olarak yapıl­mıştır.

Wash-in.gton'un iyi haber alan kaynak­larında hükümet tarafından kabul e» dileceği zannedümemekle beraber, Çin sahillerinin abluka .edilmesi konusu­nun da ^gözden geçirileceği tahmin fe­ci ilmektedir.

image020.gif29 Kasım 1954

—           Washington :

Amerikan'm eski Başkanı Harry Tru-man, dün gece televizyonla yayınlanan beyanatında şunları söylemiştir:

«Bir gün 'gelecek ki Ruslar hür bir hü­kümete sahip olacaklar v& biz bu hü­kümetle, İngiltere ve Fransa ile oldu­ğu 'gibi, münasebetler kurup ticaret yapabileceğiz. Fakat Rusya'nın şimdi­ki totaliter hükümetiyle barış içinde yaşamamız kolay değildir.»

Televizyon yorumcusu Drew Pearson'-un sorduğu suallere cevap veren Tru-man, «Amerika fethedilemiyeceği gibi Rusya'nın de fethedileceğini zannet­miyorum » demiştir.

Cumhuriyetçi partinin, kendi zaferle­rinden biri olarak gösterdiği Kore mü­tarekesinin, 1952 seçimlerinden evvel imzalanabilip imzalanamıyacağı hak­kındaki bir suale, es"ki Başkan §u ce­vabı vermiştir:

«Seçimlerden evvel herhangi bir za­manda, hattâ -birkaç hafta evvel, Rus­ların ileri sürdüğü şartları kabul et­miş olsaydım mütareke imzalanabilir­di.»

—           Londra :

Fransa, İngiltere ve Birleşik Amerika bugün Sovyetlere verdikleri cevabî no­tada konferans teklifini kabul etme­den Önce beş şartın yerine gelmesini istemişlerdir.

Batılılar bu notada Sovyet Rusyayı Pa­ris anlaşmasını tasdikini geciktirmek veya önlemek maksadiylie konferans tertip etmekle itham etmişler, son Sov­yet notasının aradaki pürüzlü noktala­rı halledecek bir yenilik ihtiva etme­diğini belirtmişlerdir.

Batılıların yerine gelmesini istedikleri şartlar şunlardır:

1 — Batı Almanyanm hükümranlığına ve Nato çerçevesinde silâhlanmasına imkân verecek Paris an di aşmalarının tasdiki.

2— Avusturyaya bağımsızlık verecek

devlet andlaşmasınm Sovyetler Birliği tarafından kabulü*.

— Almanyanm birleştirilmesi     için
hür ve serbest seçimler yapılması.

— Avrupa güvenliğini alâkadar eden
meseleler hakkında dörtlü bir konfe­
ranstan önce diğer meseleler hakkında
fikir teati edilmesi.

L — Avrupa meselelerinin dörtlü kon­feransta hâl çaresi bulunacağına dair ciddî emarelerin mevcudiyeti.

Bu şartlar tahakkuk ettiği takdirde, daha geniş mikyasta bir Avrupa kon­feransı mümkün olabilecektir.

30 Kasım 1954

— Chicago :

Birleşik Amerika Hariciye Vekili M. John Foster Dulles; Chicago'da Ameri­kan ziraatçi gençliği birliğinde dün akşam dış politikaya dair irat ettiği bir nutukta, «Birleşik Amerika'nın si­yaseti, beynelmilel konferansları _ hat­tâ bize hasım olanlarla da olsa - imkân dışında tutmak değildir» demiş ve Ko­re harbine de böyle nihayet verildiği­ni söylemiştir.

Amerikan Hariciye Vekili müteakiben
Sovyet hükümetiyle hangi şartlar al­
tında bir konferansın derpiş edilebile­
ceğini izah etmiş ve şunları söylemiş­
tir:           .   .

«Sovyet hükümetiyle 'konferanslar ak­detmek zemin ve sahası pek zaruri o-larak mazlum milletler muvacehesin­deki hareket hattımızla tahdit edilmiş bulunmaktadır. Zira, Sovyetler Birliği İnsanların ve milletlerin esaretini teyit ve devam ettirecek bir pazarlık yapa­mayacağımızı bilmektedir.

Diğer taraftan tek gayeleri, Birleşmiş Milletleri ayarmak ve onları kendi gü­venliklerine lüzumlu tedbirleri almak­tan alıkoymak olan Sovyet temsilcile­riyle görüşmek istemiyoruz.»

M. Dulles Berlin konferansı esnasında Sovyet Hariciye Vekilinin Batı Avrupa güvenliği mevzuunda bu gaye ile sar-

image021.giffetmiş olduğu gayretleri    hatırlatmış-

t' **

Amerikan Hariciye Vekili sözlerine Şöyle devam etmiştir:

«Sovyeüer Birliğinin. Avusturya sulh andlaşmasmın imzalayıp imzalamaya­cağını ve Londra ve Paris anlaşmaları­nın tasdikinden sonra Almanya'nın bir­leştirilmesinden ciddî bir akilde bah­sedip etmeyeceğini öğrenmek istiyo­ruz. Bugün Sovyet hükümetine verdi­ğimiz bir notanın hedefi budur,»

M. Dulles bunu müteakip Londra ve Paris anlatmaları hakkındaki kendi gö­rüş tarzını izah etmiş ve şöyle demiş­tir-

«Bizim de silâhların tahdidi meselesi­ne ehemmiyetle alâkalanmış olduğu­muz aşikârdır. Londra ve Paris anlaş­malarının ballıca hedeflerinden biri sadece Batı Avr.;nada bir müdafaa kuvveti teşkil etmek değil, ayni za­manda bu kuvveti, hic bir zaman taar-tuzî bir 'mahiyet almamasını sağlaya­cak şekilde, tahdit ve kontrol etmek-

M. Dulles bu münasebetle dün Mosko­va'da başlamış olan güvenlik konfe­ransına temas etmiş ve Londra ve Pa­ris anlaşmaları dolayısiyle ortaya attı-.ğı (görüş tarzının Moskova konferansı "programmd a da yer alması ümidini .'izhar ederek demiştir ki:

«Sovyetler Birliğinin, batılılar gibi ha-ıeket ederek Avrupanin kendi kontro­lü altındaki kısmında bulunan silâhlı kuvvetlere mâkul hadlsr tatbik ettir­mek için tbu fırsattan istifade edip et­meyeceğini göreceğiz.»

M. Dulles nutkunun uzun bir kısmını  Birlikte yasama» bahsine ayırmış ve bu mevzuu hülâsa olarak şu cümle ile tarif etmiştir: «Bizoe, bunun mânası ayrılıklarda müsamahadır."

Bu bahiste sözlerine devam eden Ame­rikan Hariciye Vekili şunları ilâve et­miştir:

Simdi bu «Birlikte yaşama» tâbirinin beynelmilel komünistler i^in ne mâna ifade ettiğini anlamak kalıyor. Rus komünistlerinin   edasında  son ıgünler-

de bir yumuşama müşahede edildiği  hakikat ise de Çin komünistlerinin ge­rek konuşma, gerekse hareket tarzla­rında artan bir şiddet gösterdikleri de aynen bir hakikattir. Çin komünistleri mütar-ske anlaşmalarını ihlâl etmekte ve beynelmilel sahada hüsnü hareketin, en basit kaidelerin: hiçe saymaktadır­lar. Olabilir ki., beynelmilel komü­nizm, Asya'da tahriklere ölçüsüz bir şiddet vermekle beraber Avrupa'da bir yatıştırmaya da çalışmaktadır.»

M. Dulles sözlerine şöyle devam etmiş­tir:

«Bu hareket tarzı karşısında 'Birleşik Amerika şiddetli bir mukabelede bulu­nacaktır. Fakat, beynelmilel taahhüt­lerimizi ihlâl edecek ve hür milletlerin ittifakını müşikülleştirecek hareketler­den de kaçınacağız. Bunun içindir ki, ilk vazifemiz, bugünkü şartlar altında, Komünist Çin'i denizden ve havadan abloka altına almak gibi harb haline "mahsus hareketler^ baş vuracak yer­de beynelmilel haklarımızı ve vatan­daşlarımızın haklarını korumak ve ta­nıttırmak için tercihan bütün barışçı çareleri kullanmaktır.»

Amerikan Hariciye Vekili nutkunun, yine bu «Birlikte yaşama» mevzuuna hasrettiği kısmında komünist siyasetin­deki değişikliklerin Washington'da na­sıl bir zihniyetle beklenildiğini izah. e'.miş ve şöyle demiştir:

Tabiidir ki, beynelmilel komünistlerin hareket hattında hakikî bir değişiklik vukubulduğunu ifade edscek jestleri sabırsızlıkla bekliyoruz. Kuvvet kul­lanmak, korkutmak ve aldatmakla bü­tün dünyayı hükümleri altına almak yolundaki gayelerinden vazgeçecekle­ri günün geleceğini ümit ediyorum. Bu yeni .günün doğuşurm hararetle aelâm-lıyacağız. Fakat görünen şefakm yalan­cı «ieğil, hakikî olduğuna emin bulun­mak isteriz.

M. Dulles sözlerine şöyle devam etmiş­tir:

< Bugün hâlâ her türlü müdafaa zaru­retlerini aşan geniş bir Rus askerî kuv­veti mevcuttur. Çin komünistleri mü­tecaviz olmakta devam ediyorlar. Her hür memlekette, müessese nizamı   devirmeğe çalışan bir komünist şebekesi vardır. Bunun içindir ki, uyarık kal­mamız lâzımdır.»

Amerikan Hariciye Vekili bu sözlerini müteakip Birleşik Amerikanın 1914 ve 1939 şenelerindekinin hilâfına olarak şimdiye kadar her türlü tecavüze kar­gı müdafaasını sağlamağa neaen ehem­miyet verdiğini izah etmiş ve demiştir ki;

(.Fikrimize göre, 'barış yolunda yapaca­ğımız en büyük hikmet, lüzumu halin­de harbe hazır olmak, membalara mâ­lik bulunmak ve bir mütecavizin hezi­metini sağlayacak müttefiklere sahip olmak suretiyle mümkündür. Bu. bi­zim, mağrur, tahrik edici veya milita­rist olduğumuz mânasına gelmez. Bu­nun ifade ettiği mana şudur: Barışı yalnız kalbimizle değil, aklımızla da istiyoruz.»

M. Dulles sözlerine şöyle devam etmiş­tir:

Bu zihniyetledir ki Birleşik Amerika, herbe kalkışma cesaretini kıracak as­kerî hazırlıklar yapmaktadır. Muhtemel bir. mütecaviz Bialegik Amerikayı bir "baskın taarruziyle tahrip edemeyeceği­ni ve Birleşik Amerika'nın karşı taar­ruz vasıta ve imkânlarına malik bu­lunduğunu bilmelidir. Amerikan hava kuvvetleri girişecekleri misilleme ha-reketerinde kızı hava kuvveterinin Bireşik Amerika'ya yapacakarı tahri­battan daha çok üstün darbeer vurabi-ecek kudrettedir.»

M. Dulles müteakiben büyük okyanus­larda hâkimiyetin yür Ve dost millet­lerin elinde bulunmasının çok mühim olduğuna işaret etrciş ve sözü batı Av-rupaya da intikal ettirerek batı Avru-panm ehemmiyetini şu ifadelerle an­latmıştır:

••Batı Avrupa, Dünya hâkimiyetini fil­de etmeğe çalışanlar için birinci dere­cede büyüklükte bir kozdur. Bunun içindir ki onun hususî bir korunmaya ihtiyacı vardır ve bunu da Nato saye­sinde elde etmiştir. Bununla beraber batı Avrupanm, Almanyanm iştirakiy­le daha 'büyük bir birliğe ihtiyacı var-dır. Geçen ay Paris ve Londra'da ak­dedilen anlaşmaların-gayesi bu idi.»

Sözlerin burasında bahsi daha şümul -lendiren M. Dulles. Birleşik Amerika'­nın muayyen noktalarda ve kendi se­çeceği vasıtalarla mukabele etmek du­rumunda olduğu yolundaki siyaseti izah etmiş ve bunun her mahallî har­bin, dünyanın bütün noktalarında atı­lacak atom bombaiariyle otomatik o-olarak umumî harbe inkılâp edeceği manâsında bulunmadığını söyleyerek şöyle devam etmiştir:

'<Esas olan ehemmiyetli cihet, muhte­mel bir mutaarrızm girişeceği bir te-cevüzde ona elde edeceği kazançtan, daha fazlasını kavbettirmeği sağlıya-cak vasıtalara ve iradeye bizim ' ve müttefiklerimizin her an malik bulun-mamızdır. Bn demek değildir ki müte­caviz tamamen imha edilmelidir. Mak­sat, onu cezalandırmak imkânına sa-hip olmaktır. Bizirr. ve müttefiklerimi­zin bu kudrete malik bulunduğumuzu zannediyoruz ve bu kudreti elde bulundurdukça güvenlik anlaşmaları­mızla temin edilmiş olan bölgelere kar­şı silâhlı bir hücum gayri muhtemel o-îacaktır.»

M. John Foster Dulles müteakiben ko­münist, tahriklerinden bahsetmiş ve Afrika ile Asya'da bu tahriklerden do­ğan tehlikelerin büyük olduğuna işa­ret ederek demiştir ki:

«.Vietnam'da vaziyet hâlen çok karar­sızdır, kuzey Afrikada da vaziyet ka­rışmıştır.»

M. Dulles bu bahiste sözlerine şöyle devam etmiştir:

<; İstiklâllerine yeni kavuşmuş olan ba­zı Asya memleketlerinin yardıma ih­tiyaçları vardır. F^kat bunlar, batınm yardımından çekinmektedirler. Zira böyle bir yardımm yeniden müstem-lekciliğe yol açabileceğinden korkmak­tadırlar. Böylece bu milletler, tarihin en merhametsiz müstemlekelekeciliği-ni doğuran bir nevi komünizme maruz kalmaktadırlar.

Şu cihet açıkça bilinmelidir ki Asya ve Avrupa milletleri müsavi şartlarla ic-birliği yapabilirler Eylül ayında top­lanan Manila konferansında bu İstika­mette büyük bir terakki kaydedilmiş­tir^

Seçimlerin netices- Amerika'nın dış politikası üzerinde bir tesir yapabilir mi? Bu suale hemen kesin olarak ha­yır diyebiliriz. Amerika'nın dış politi­kasını, muhalefet partisini teşkil eden Demokratlar, umumiyetle, tâ Truman zamanından beri, d esteki emekte idiler ve hâlen de destek-emektedirler. Onun için seçimlerin başka memleketleri il­gilendiren cephesinde değişiklik ola­cağı tahmin edilemez.

Avrupada Demokratların kazanması çok müsait tesirler yarattı. Demokrat­lar, Cumhuriyetçilere nazaran Avrupa' da daha liberal, .Vvrupali zihniyetine daha yakın olarak tanınmışlardır. Esa­sen Eisenhower de Cumhuriyetçiler arasında .en ziyade Avrupalı bir zihni­yet taşıyan, tefrite ilikten kaçan liberal bir Amerikalı diye şöhret almıştır.

Demokratların kapanmasında Avrupa' ya tesir edecek, garp memleketlerini ilgilendiren başlıca hususiyet, Ayan vq bilhassa Temsilciler Meclisindeki komisiyon   başkanlıklarında     görülen


değişikliklerdir, Avrupa'ca hiçbir za­man sevilmemiş olan Mc Carthy'nin. durumunun çok sarsılması keyfiyeti. Avrupada memnuniyetle telâkki edil­miştir. Bu adam, Amerikada, Avrupa-kıtası için muazzam bir belâ, harb çı­karabilecek kadar korkunç bir heiâ. haline gelmişti, önüne gelene Rus ca­susluğu damgası vurarak çamur atar*. bu adamın, komisyon başkanlığından atılmak suretiyle politika sahasından. silinmesi her halde iyi olmuştur.

Seçimlerin sağladığı mühim, neticeler­den ikincisi bu ise, birincisi, Cumhu­riyetçi John Taber'in Dış Yardım Ko-misiyonu Başkanlığım kaybetmiş ol­masıdır. Bu zat, dış yardımların tek dolarını tasarruf zihniyetiyle inceler ve elinden geldiği .kadar yardamı kes­mek yoluna giderdi Onun için yerine geçecek Demokrat şahıs, hiçbir suretle-o derece müfrit olamıyacağmdan, dış-yardımların kesilmesi değil, artması, beklenebilir.

Bu vaziyetler de gösteriyor ki, seçim­lerin neticesinde Amerika ile müşte­rek sulh politikası güden Türkiye için. bir değişiklik, yahut, Amerika politika­cının umumî seyrinde bir yenilik ba-nis konusu olamaz. Gerek Truman'm, gerek hâlen lider mevkiinde olan Ste-venson'un Türkiye hakkındaki düşün­celeri, çok müsbettir, çok lehimizedir. Binaenaleyh, seçim neticeleri, Türki­ye'de, ancak memnuniyet ııyandırabi-

1 Kasım 1954

— Tahran :

Hacerden olan diğeı beş oğlu, bundan evvelki sülâleye mensup olduklarından anayasa gereğince tahta geçemezler.

"Komünistlikle suçlandırılarak mahke-.meye verilen İranl" subaylardan, yedin-tci grupu teşkil eden altı subay da bu -.akşam Tahran askerî mahkemesi tara­fından idama mahkûm edilmiştir.

2, Kasım 1954

— Tahran :

Şalım kardeşi Ali Rızanın cesedini 'Tahran askerî polisine mensup bir bir­lik bulmuştur. Pronsin cesedini yamn-«da makinist yüzlba'îi Muhacir ile, pren­sin, Tahranda bir hastaneye götürmek 'üzere uçağına almay. kabul ettiği bir köylünün cesedi d.e "bulunmuştur.

.Pilotun fevkalâde gayretiyle vadide yol almaya muvaffak olan uçak 5.600 yükseklikteki Damovant dağına çarp­mıştır. Bu dağ silsilesi Meherabat ha­va alanından uçuşla bir çeyrek saat rmesafedeki Faşal (evvelce bildirildiği gibi Fa^an değil) ile Youch köyleri ara­sındadır.

"Bu sabah bütün bavraklar yarıya in-..dirilmiş olup radyoda müzik: yayınlan kblâü'il mistir.

Yarın Prens Ali R;za. Şah Abdülazim ;kabr-nae pederi Şah Rızanın yanma .gömüle-'j-^tir. Şah :.le kraliç-; Süreyya'

nm bu ^ece camide cenazeyi bizzat "'beklemek isteyecekleri sanılmaktadır.

jPrensin ölmesi ortaya bir saltanat me­selesi atmaktadır; Şah Rızanın Prenses

3 Kasam 1954

— Tahran :

İran Veliahtı Prens Ali Hizanın cesedi yanında bulunan bir başka cesedin hüviyeti polis tarafindan henüz tespit

edilememiştir.

Prens A'i Rızanın cesedi bugün dağdan bir katırla iadirücing ve Tahrana gön­derilmiştir.

Bugün memleket matem içindedir.

4 Kasım 1954

— Tahran :

27 ekim tarihinde bir uçak kazasında vefat eden İran Veliahdı Prens Ali Rı­za Pehlevi'nin cenaze merasimi bugün Tahran'da hükümet erkânımın ve ya­bancı devletler temsilcilerinin huzu­runda cereyan etmiştir.

Merasime ne Şah, se Kraliçe Süreyya, no d.e ana kraliçe katılmıştır.

10 Kasım 1954

— Tahran :

Eski Dışişleri Vekili Hüseyin Fatimi bu sabah kurşuna dizilmiştir. Ordu ba? savcısı Azmudeh «Fatımi ayakta kurşuna dizildi ve cesur bir şekilıcte öl-düjj demiştir.

26 Kasım 1954

— Tahran :

İran'ın eski Moskova Büyükelçisi ve Sovyetlerle yapılan müzakerelerde İran heyeti başkanı Hamid Say alı dün «Keyhan» gazetesine verdiği beyanat­ta iki memleket arasında sınır mese­leleri ve ayrıca on?Iî meseleler üzerin­deki anlaşmazlıkları hal için cereyan eden müzakerelerin sona erdiğini bil­dirmiştir. Şah, Amerika'ya yapacağı seyahat için 5 araiıkta hareket etme­den Önce hazırlanmış olan nihaî pro­tokolü imzalıyacaktır.

28 Kasım 1954

— Tahran :

İran Dışişleri Vekili Abdullah İntizam, Keyhan gazetesine verdiği beyanatta, Orta-Doğu güvenlik sisteminin kurul­masına dair İran'?, hiçbir teklifte bu­lunulmadığını söylemiştir.

Diğer taraftan, Vekil Rusya ile müza-

kerelerin süratle ilerlediğini belirterelc şunları ilâve etmiştir: ««Yani dem'ek is-tiyorura ki bütün güçlükler yenilmâşr unalî ve hudut ihtilâflarımızı hallede­cek olan anlaşma bir iki güne kadar" imzalanacaktır.»

Müslüman kongresinin, İran'dan, Ce­zayir'deki Fransız siyasetine karşı şid­detle harekete geçmesini istediği yo­lundaki haberleri tekzip eden vekiL şöyle demiştir :

«İran, güvenlik konseyi üyesi sıfatiy­le, daima müslüman devletlerin men­faatlerini müdafaa edecek ve çıkacak güçlükleri halletmek için bütün çare­lere başvuracaktır.»

Bu hususta fikrini tasrih etmesi iste­nen vekil, İran'ın aracı bir rol oyna­mak niyetinde olduğunu belirtmiştir.

İntizam, bundan sonra, Şam'daki İran-diplomatlarımn, son idamlar hakkın­da Suriye basınında çıkan yanlış ve Lahrik edici 'haberleri şifahen şiddetle protesto ettiklerini, ve Paris'te gazete­lere tavzihler gönderildiğini hatırlat­mıştır.

î Kasım 1954

— Bağdat:

inanılır kaynaklardan öğrenildiğine gö re, Irak hükümeti bütçede tasarruf yap inak gayesiyle Moskovadaki siyasî tem silciliğini kapamağa karar vermiştir.

Bundan sonra. IraJsuı Sovyetler. Birli-&;ndeki menfaatleri Lübnan veya Mı­sır elcilikleri tarafından korunacak­tır.

7 Kasım 1954

— Bağdat:

Irak hükümetinin, Moskova'dakİ elçi­liğini, tasarruf mülâhazalariyle kapat­ma kararı, Bağdat'taki siyasî müşahit­leri şaşırtmamıştır. Filhakika iki mem­leket arasındaki münasebetler çok mahduttur ve Rusya'nın her sene Irak' lan 'birkaç ton hurma satın, almasına inhisar etmektedir Irak hükümeti bu jiarariyle 1944 sonbaharında başlamış olan diplomatik münasebetlere son vermektedir.

Sovyet hükümetinin, aynı sebeplerden dolayı Irak'taki temsilcilerini geri ça­ğıracağı sanılmaktadır.

16 Kasım 1954

— Bağdat:

Irak hükümeti bu <3kşam basın ve ga­zetecilik mesleği hakkında yayınladı­ğı bir kararnamesinde halen Irakta ya ymlanan bütün gazetelerin 30 günlük, bir mühlet sonunda artık kanunen mevcut olmayacaklarını bildirmiştir. Gazete sahipleri bu 30 gün zarfında resmî makamlara müracaat .ederek ya­yın için yeniden müsaade istiyecekler-dir. İçişleri Vekâleti bu müsaadeyi ver­mediği takdirde, vekiller heyetine bu hususta itirazda bulunulabilecektir. Bundan başka yazı işleri müdürleri yüksek tahsilli olacaklardır.

Aynı kararnamede bildirildiğine göre şu gi'bi haberlerin yayınlanması mene-ailmektedir: Hükümdar veya hükü­met aleyhindeki tenkitler, kargaşalık çıkarmaya teşvik edecek mahiyetteki yazılar ve umumun ahlâkına tesir ede­bilecek intihar gi'bi haberler. Hüküm­dar veya kral ailesi mensuplarına ait beyanlar ile orduyla ilgili haberler­de özel bir müsaade alınmadıkça ya­yınlana mıyac aktır.

image022.gif12 Kasım 1954

— Şam :

"Birleşik Amerika v.e İngiltere'nin İsra­il nezdindeki yen: büyükelçilerinin iti mat mektuplarını Kudüs'te vermeleri­ne mani olmak üzere Suriye hükûımetinin sarf ettiği gayretler mevzuunda /dün akşam Suriye mebuslar meclisin­de sorulan bir suale Suriye Hariciye Vekili Feyzi Atası şu mukabelede bu-.lunmuştur:

«Büyük devletlerden yüz gören İsrail .mevzuunda yaptığımız protestolar dai-Tna hukuk, mantık vs adalet prensip­lerine istinat etmiş olmakla' beraber îıep boşuna olmuştur.»

'Suriye Hariciye Vekili, bu hususta ge­vrek Şam'daki Amerikan ve İngiliz bü­yükelçileriyle Amerikan ve İngiliz hü­kümetleri gerekse Birleşmiş Milletler îı-ezdinde yapılmış olan teşebbüsleri hatırlattıktan sonra sözlerini şöyle biiirmiştir:

Protestolarımız ancak, Arap devlet­leri birleşip beynelmilel plânda ken­dilerini gösterdikler1 gün müessir ola­bilecektir.»  

16 Kasım 1954

— Şam :

Suriye - Mısır münasebetleri hakkın­da bir açıklamada bulunan Suriye Dışişleri Vekâleti pözcüsü Mısırın Şam büyükelçisinin ger: çağırılışını bazı ha ber kaynaklarının hatalı bir gefeüde yorumladıklarını ve bunu iki memle­ket arasındaki diplomatik münasebet­lerin kesilmesi şek'inde yaydıklarını belirtmiştir. Sözcü durumun katiyen böyle olmadığını ;leri sürmüş ve hiç­bir peyin iki memleket arasındaki bağ­ları zayıflatamiyacağmı beyan ederek, Suriye basınının bundan sonra gerek bizzat Suriyenin ve gerekse bütün Arap devletlerinin menfaati için kardeş A-rap devletlerini ilgilendiren meseleler­de daha ihtiyatlı bir lisan kullanacağı ümidini izhar etmiştir.

2 Kasım 1954

— Amman "

Kral Hüseyin Tahran'daki Ürdün elçi­sini Veliaht Ali Rıza'nm cenaze töre­ninde kendisini temsil etmek ve şaha taziyetlerini bildirmekle görevlendir­miştir.

Yine kral Hüseyinin emriyle bugün ve yarın bütün bayraklar yarıya indirile­cek ve pazar akşamına kadar . bütün Ürdün'de yas tutulacaktır.

3 Kasım 1954

— Washington :

Ürdün'ün Birleşik Amerika nezdinde-ki 'büyükelçisi Abdülmün'im Rifahî, Birleşik Amerika'nın İsrail nezdine ta­yin ettiği yeni büyükelçi M. Edward Lawson'un itimat mektubunu vermek üzere Kudüs'e gitmesi ihtimaline karşı clün şiddetle bir itirazda bulunmuştur.

Birleşik Am-erika, İsrail Hariciye Vekâ­letinin Kudüs'e yerleşmesinden ve Ha­riciye Vekilinin oraya nakletmesinden beri İsrail hükümeti nezdindeki siya-sî mümessilliğini Telâviv de bırakmak­ta devam etmektedir. Amerikan hükü­metinin bu hareketi Kudüsü beynelmi­lel 'bir şehir olarak tanıyan Birleşmiş Milletlerin bir kararma dayanmakta­dır.

Ürdün Büyükelçisi Abdülmün'im Ri-laî, Amerikan Hariciye Vekil Muavini M. Henry Byroade ile vaki bir görüş­mesini  müteakip     verdiği   beyanatta,

M. Lawson'un Kudüs'e gitmesi takdi­rinde bu seyahatin orta doğuda vahim, tepkilere ve ihtilatlara sebep olabile­ceğini söylemiştir.

(jrdün büyükelçisi ayni beyanatında,. M. Byroade ile vaki görüşmesi esna­sında ondan bu iş hakkında görüşmek üzere kendisiyle M. Foster Dulles ara­sında bir mülakat temin etmesini iste­miş olduğunu ilâve etmiştir

Amerikan yetkili mahfillerinde, Birle­şik Amerika Hariciyesinin bu mevzu-daki hareket hattı hakkında en ufak bir malûmat verilmesinden istirikâf edilmektedir. Bununla beraber umu­miyetle iyi haber alan mahfillerden öğrenildiğine göre M. Henry Byrode, Ürdün Büyükelçisinin protestosuna it-tiîa kesbettikten sonra kendisine İsra­il hükümetinin İsrail Hariciye Vekâ­letini Kudüs'e nakletmek hakkında 12 temmuz 1953 tarihli kararma rağmen Birleşik Amerika'nın Telâviv'i İsrailin hükümet merkezi olarak tanımakta de­vam ettiğini söylemiştir.

Washİ33jgton'da diplomatik müşahitlerin bundan istidlal ettiklerine göre Birle­şik Amerika'nın yeni İsrail Büyükel­çisi, İsrail makamlarına itimat mektu­bunu vermek üzere Telâviv'de Kudüs'e gidecektir. Zira bu hareket Arap mem­leketlere karş: hasmane addedilme-nıekted'ir.

Bilindiği »gibi Kudüs statüsü ve İsrail makamlarının burasını hükümet mer­kezi yapmak hususundaki teşebbüsle­ri son seneler zarfında yedi Arap mem ieketinin bir çok protestolarına sebep clmuştur.

5 Kasım

— Ranıgun :

Birmanya ile Japonya arasında bugün tir barış antlaşmas- ve ayrıca bir taz­minat anlaşması imzalanmıştır.

fi Kasım 1954

—           New-York :

Japon Başvekili M. Si'geru Yoşida, M. John D. Rocksfeller'in başkanı bulun­duğu Newyork Japon Cemiyeti tara­fından şerefine verilen bir akşam ye­meğinde söz alarak ezcümle şöyle de­miştir:

«Birleşik Amerika'ya ziyaretim, Ame­rikan milletine harp bittiğinden beri Japon milletine karşı gösterdiği anla­yış, dostluk ve nihayetsiz hüsnü ni­yet için teşekkürlerimi bildirmek ma'k sadma matuftur.»

Komünist tehlikesinden bahseden M. Yoşida. hür Asya'da insanların rnür o-larak yasayabileceği bir iklim yarat­mak lüzumunu ifade etmiş v-e şöyle de­miştir: «Bu iklim ancak Asya'nın hür milletleri arasında samimî bir işbirliği zihniyetiyle ve batılı demokrat milletlerin maddî müzaheretiyle !kurulabi-lir.»

S Kasım 1954

— Tokyo :

Hokkaido adasının doğu kıyısından 11 kilometre açıkta Sovyet avcı uçakları

tarafından dün düşürülen B-29 Ame­rikan keşif uçağının kaptan pilotu Fe-iıh, bugün basma verdiği izahatta iki Sovyet Mig uçağının doğrudan doğru­ya düşürmek mak&adiyle uçağına ateş açtıiklarmı söylemiştir. Uçak ateş açıl­dığı anda en yakın Sovyet arazisi olan Kural adalarından 50 kilometre uzak­la bulunuyordu. Pilota göre, Sovyet uçakları bu durumda Japon havaları­nı ihlâl etmiş bulunuyorlardı.

Amerikan ur*aği 6.000 metreden daha alçakta uçmakta :ken mürettebattan biri daha yüksekten uçan iki Sovyet u'çağmm kendilerine doğru geldiğini görmüştür. Sovyet uçakları derhal a-teş açmışlar ve ilk olarak birinci mo­torun haznesine isabet vaki olmuştur. Kaptan i>ilot derhal varım tur eonri ver misse de, pilot uçağın kontrolünü de­vam ettiremediğinden mürettebata pa­raşütle atlama emri verilmiştir. Bu a-rada Sovyet Mig'lerî ür defa da!ha ateş açmışlardır.

11 kişilik mürettebattan 10 u sağ ola­rak yere indbdlmişîır. Fakat biri başını kıyıdaki kayalara çarptığı için ölmüş­tür. Havacının cesedi daha sonra de­nizde bulunmuştur. Dünkü hâdise, 4 eylül ds vuku bulan ve bir Amerikan, deniz uçağının düşürülmesi ile netice­lenen hâdis.e gibi, Tokyo'daki Ameri­kan askerî çevrelerinde büyük heye­cana sebep olmuş ıır.

23 Kasım 1954

— Tokyo:

Japon parlamentosundaki iki siyasî &rup dün k-andîlerinî feshederek Yoşis hükümetini devirmek gayesini gü--decek yeni bir partinin kuruluğunu ha-sırlamaya başlamışlardır. Bunlar rnu-"Jhalif liberal ve terakkiperver partileri­dir.

Diğer taraftan liberal parti liderleri, Yoşidamn yedi senedfs-nberi işgal et­mekte olduğu Başvekâletten istifa et­enesi hakkında aldıkları kararın bildi­rilmesini tehir etmişlerdir.

.Japon demokrat partisi olarak bugün resmen kurulacak olan yeni siyasî te­vekküle geçen mebuslar parlamentoda .liberalleri azınlıkta bırakmışlardır.

yeni partinin lideri olan İşiro Natoya-.ma'ya dün iktidar partisinden bir me­bus daha iltihak etmiştir. Bu yeni par--*iyi, sağcı muhalif terakkiperver parti-

si desteklemektedir. Dün yapılan bir toplantıda bu sağcı partinin başkanı Mamoıu Şigamitsu yeni partinin baş­kan yardımcılığına seçilmiştir.

Yoşida aleyhindeki kuvvetler 30 ka­sımda Başvekile itirnad reyi vermeme­ği kararlaştırmışlardır.

28 Kasım 1954

— Tokyo

Japon liberal partisi bugün toplana­rak idare heyetinin kararını tasvibi?, Başvekil Yoşida'nm parti reisliği va­zifesini müsait bir zamanda S.erta'ya devir ve teslim ebn-ssine muvafakat t-yleraiştir.

16 Kasım 1954

— New-York :

Radyoların 'daha sonra verdikleri ha­berlere £öre, Milliyetçi Çin Müdafaa Vekâleti, komünistler tarafından Vu-çiu adasına yapılan çıkarma teşebbü­sünün akim kaldığını bildirmiştir.

Milliyetçi Çin kıtaiarı, taarruzdan bir saat sonra komünist birliklerini geri atmağa muvaffak olmuşlar ve pek çok esir almışlardır.

Vuçiu adasına yapılan baskın, komü­nistlerin Formoza'yı almalk için yeni bir 'teşebbüse geçtiklerini ortaya koy­maktadır. Son aylar zarfında komünist ve milliyetçi Çinliler arasındaki harb kızışmıştır.

28 Kasım 1954

— Hongkong :

Geçen salı günü 13 Amerikalının ca-susiu'k sucu ile hapsedilmelerine karşı Amerika hükümeti tarafından yapılan protestoyu, komünist   Çin    Halk   efkârını aldatmak için kurulan bir du­man perdesi» diye vasıflandırarak red etmiştir.

Bu haberi veren yeni Çin haberler ajan sı, "Coşmalar, parlama ve yalanlama­lar beklenmiyor değildi ve bütün bun­lar, vaki iddiaya yeni deliller katmak­tadır» demiştir.

— Paris :

Yeni Çin ajansı Pekin'de çıkan «Jen Min Jeu Pao» gazetesinin bugün bir makalesini neşretmiştir. Makaledef Ko­münist Çin'in Formoza'yı kurtarmak kararının kat'î olduğu teyid edilmekte ve bunun tahakkuukna dünyada hiçbir kuvvetin engel olamıyacağı açıklan­maktadır.

Gazete, müteakiben, dünya efkârı U-mumiyesi muvacehesinde Formoza'ya karşı vâki olacak bir askerî harekâtın Uzak-Doğu'daki gerginliği arttıracağı­na dair yapılan propagandaları takbih etmektedir. Makalede, bundan sonra, Amerika'dan bahsedilerek Uzak-Doğu' da bir gevşemenin ancak Amerika'nın Formoza ve Asya'dan çekilmesiyle ka­bil olacağı seklinde mütalâalar serde-dilmektedir.

:2 Kasım 1954

— Kahire :

Mısır Başvekili Albay Cemal Abdül-nasır tougün basma verdiği beyanatta le demiştir :

«Halen Müslüman Kardeşler Birliği üyelerinden 647 kişi mevkuf bulun­maktadır. Bunlardan takriben iki yüzü t/p bu arada camilerde vaaz veren ba­zı kimseler 26 ekim suyka s tinden önce tevkif edilmiş bulunmaktadır.

Müslüman Kardeşler Birliğinin gizli tethişçi teşkilâtına mensup bir çok şef halen polis tarafından aranmaktadır. Bunlar arasında İsmailiyelı tüccar Yu­suf Talat da bulunmaktadır. Bu şahsın tevkifini sağlayacak olanlara 2.000 Mı­sır liralık bir mükâfat vad.edilmis.tir.»

Bunu müteakip Başvekil, özel bir mah­kemenin önce, 26 ekim günü Başvekil Üz-erin-e ateş eden Mahmut Abdüllatifi yargüıyacağmı haber vermiş ve bu a-rada, Müslüman Kardeşler Birliği üye­lerinden 'bazılarının itiraflarından. Bir­lik başkanı Hasan Hudeybî'nin Mısır hükümet başkanım katletmek maksa-diyle gizli teşkilât tarafından hazırla­nan plânı tasvip ettiğinin anlaşıldığını açıklamıştır.

Başvekil sözlerini bitirirken Cakarta konferansına katılmak için Endon-sz-yaya gitmek tasavvurundan vaz geçme diğini bildirmiş ve bu seyahati önü­müzdeki aralık ayı içinde yapmayı ü-mit .ettiğini haber vermiştir.

10 Kasım 1954

— Kahire :

Nilin ıslahı ve sularının taksimi hak­kında dün Mısır ile Sudan hükümeti temsilcileri arasında bir anlaşma im­zalanmıştır.

Mısır, Sudan hükümetine Assuan ba­rajının üstünde yapılacak büyük bir barajın inşa projeleri ile şimdiye ka-d?r ilerlemiş olan çalışmaları devrede­cektir, Sudan ise mavi Nil barajı pro-^e ve plânlarını Mısır hükümetine-ve­recektir. Mısır, ayrıca, Cebellûlâ bara-' jmda toplanan Nil sularından Sudan' m hissesine düşen miktarı 200 milyon metrs küp artırmayı kabul etmiştir. Su miktar 1 ocak 1955 ten itibaren kullanılacaktır.

Bundan başka, Habeşistan'da Çana gö­lünün ıslahı için rereyan eden müza­kerelere Mısır'lı ve Sudanlı teknisyen­lerin de katılmasına karar verilmiştir.

14 Kasım 1954

—           Kahire :

Cumhurbaşkanı General Muhammed Necip, bütün vazifelerinden affedil-miştir.

—           Kahire :

Mısır Cumhurbaşkanı General Necibin vazifelerinden affı kararı ihtilâl kon­seyi tarafından alınmıştır.

Bu sabahtan itib.?.ren General Necip, Cumhurbaşkanlığı sarayında Mısır si-

lâhlı kuvvetler başkomutanı general Abdülhakim Amir ye «Cumhurbaşkan­lığı sarayı işleri ile vazifeli» albay Ha­san İbrahim ile birlikte bulunmakta­dır. Kuvvetli bir polis kıtası binayı muhafaza altına almıştır. Orduya men­sup birlikler de civardaki binaları i§-ga] .etmiş bulunuyor.   .

— Kahire :

General Muhammet Necip mahallî sa­atle 13 de albay Hasan İbrahim ile bir­likte Kahire'nin banliyÖsundeki evine gitmek üzere Cumhurbaşkanlığı sara­yından ayrılmıştır.

Silâhlı kuvvetler başkomutanı general Abdülhakim Amir derhal kabine top­lantısının yapılacağı Başvekâlete git­miştir.

— Kahire :

Bugün Kahir-enin bir mahallesinde pj-lis ile Müslüman Kardeşler arasında geçen hakiki bir çarpışma sonunda 3 Müslüman Kardeşler mensubu tevkif edilmiştir. Çarpışma sırasında Müslü-jnaıı Kardeşler 30 el bombası atmıştır.

Muhammed ile Müslüman Kardeş­ler teşkilâtının gazvesinde başmuhar­rirlik etmiş olan Abdülmücim Abdül-:~aufda olmak üzere 130 kişiyi aramak ta olduğunu bildirmektedir.

Tebliğ aralman kimselerin, halk mahkemesinin selâhiyeti dahilîne gi­ren suçlardan sanık bulunduklarını tas iİh etmekte ve halk mahkemesinin teş­kili hakkındaki ihtilâl konseyi karar­namesinin sekizinci maddesine halkın dikkatini çekmektedir. Bu maddfede halk mahkemesinin, herhangi bir mül­teciyi veya bir mülteciye yardım eden herhangi bir kimseyi veyahut ilgili makamlar tarafından aranmakta olan bir kimseyle suç ortaklığı edenleri mu­hakemeye yetkili olduğunu ve bu gibi kimselere idam cezasından başlıya-rak müebbed ağır hapis ile muhteılf hapis cezalarının verileceğini tasrih etmektedir.

Aranılan şahıslar arasında bilhassa üç avukat, üç su/bay, 12 memur, 13 öğ_ ı etmen bir doktor ve 38 talebe var­dır.

— Kahire :

15 Kasım 1954

— Kahir.e :

Mısır Hariciye Vekili Dr. Mahmud Fevzi, hariçteki Mısır büyükelçilikleri­ne1 gönderdiği tamimle, Reisicumhur -luk vazifelerinin bir müddet için Baş­vekil Abdülnasır tarafından yürütüle­ceğini bildirmiştir.

Millî İstikamet Vekili Binbaşı Salah Salim, Nasır'm bu vazifeyi muvakka­ten ifa .edeceğini, Keisicumhurluk ma­kamının bir müddet boş kalacağım te-yid etmiştir.

17 Kasım 1954

— Kahire :

Mısır .Dahiliye Vekilinin dün akşam r:&şrettiği bir tebliğde Kahire müdde­iumumiliğinin, aralarında  avukat Ha-

Başvekil Cemal Abdülnasır bu gece Kahire radyosunda Süveyş kanalının açılışının 85 inci yıldönümü münase­betiyle yaptığı konuşmada §Öyle de­miştir :

^Süveyş kanalı şirketine verilmiş olan işletme imtiyazı 14 sene sonra nihayet bulacaktır. Mısır hükümeti o zaman kanalın idaresini üzerine almak için gerekli tedbirleri tesbrt etmiştir.

Şirket ile hükümet arasındaki müna­sebetler bugüne kadar gayet iyi ol­muştur. İmtiyazın müddetinin sonuna kadar da bu şekilde olacağına eminim.

Süveyş kanalı üç nesil boyunca Mısı­rın uğradığı felâketlerin başlıca sebep­lerinden biri olmuştur. Uzun ve müş­kül bir mücadeleden sonra işgale ni­hayet verdik ve yeni bir devre girdik-Süveyş kanalı 14 sene sonra bizim ola-caıktrr, çünkü bu milletlerarası deniz yolu, topraklarımızın ayrılmaz bir par çasidır.D

image002.gif18 Kasım 1954

— Kahire :

Şimdiye kadar general Necib'in sahip oulunduğu bütün vazife ve salâhiyet­lerin ihtilâl konseyinin dün akşamki toplantısında aldığı bir kararla vekil­ler heyetinin uhdesine verildiği dün akşam r-asmen tey:t edilmiştir.

20 Kasım 1954

Ba~vekîl Nasır aleyhindeki suikast ha­disesinin muhakemesinde başsavcı yar dimcısı bugün iddianamesini okumuş­tur. Bu iddianamede, suikastin asıl fa­ili Abdüllatif'ten ziyade Müslüman Kardeşler Birliğine hücum edilmekte­dir.

Başsavcı yardımcıs] ilk önce, rejim a-ieyhindeki suikastin ilk işaretini Baş­vekile yakılan taarruz oldu&unu belir­terek bunun Mısır komünist partisi ile Müslüman Kardeşler Birliği idarecile­ri arasında sıkı bir işbirliği neticesin­de hazırlandığını ileri sürmüştür.

Bunu müteakip savcı, birlik baskını Kasan El Hudeybrr.in gerek komünist­ler ve gerekse eski Cumhurreisi Necip 'v'asıtasiyle ordu mensupları arasında kendisine müzaheret temini için sarfet-tiğ: gayretleri anlatmış ve El Hudey-bi'nin suikast plânını tasvib ettiğini beyan eylemiştir.

Kısa bir aradan sonra devam, eden ikinci celsede başsavcı, yarbay Muham-m.ed El Tabsi    iddianamesini okumuş

ve Abdüllatif'in idamını istemiştir.

?.2 Kasım 1954

— Kahire :

Mısır'a gel-sn Sudan heyeti ile Mısır hükümeti arasında varılan anlatmaya göre, eski Cumhurbaşkanı general Ne­cip muhakeme edilmiyecek, fsorguya c?k:lmiyecek ve Müslüman Kardeşler ıflâvasma bakan halk mahkemesi huzuruna  şahit olarak   da  çağırılmiyacaktır.

Bilindiği gibi birkaç gündür Mısır'da bulunan Sudan heyeti, birlikçi millî partinin yaptığı heyecanlı bir toplantı ile çoğunluğu bu partiye mensup Su­danlıların Hartum'da ve diğer Sudan şehirlerinde yaptıkları nümayişler so­nunda, general Necip lehinde teşeb­büste bulunmak üzere Mısır'a gönie-rilmiştir.

23 Kasım 1954

-- Kahire:

Bu sabah Mısır eski eserler dairesi ar­keologları son zamanlarda bulunmuş olan ve içinde Keops Firavununun kut­sal kayıkları bulunan mezar odasını açmışlardır.

Herbiri 15-20 ton ağırlığında olan 42 "cevaz ta? blok. piramitin tabanındaki 1 numaralı odayı örtmekte idi. 6 mü­hendisin idaresinde 40 isçi, ilk bloku kaldırmak   için   1   saat  uğraşmışlardır.

3u taşın kaldırılması ile odanın içi­ne ışık girebilmiştir, Taşın iç yüzün­de Keops Firavununun taş işçilerinin kazıdığı yazılar bulunmaktadır. Geri kalan 41 ta^m kaldırılması için de aynı faaliyet devam edecektir. Arkeoloji iş­lerinde mütehassıs elan Amerikalı bir mühendis bu iş inin hususi bir sistem hazırlamıştır ve bu say-ede 16.200 fcg. ağırlığındaki blok yerinden oynatıla-bilmiştir.

Bu son keşif, bilindiği1 gibi, eski Mısır tarihi ile uğraşanlar için yeni bir me­sele ortaya atmaktadır. Bu mezar oda­sının 4 üncü sülâleye mensup olan Fi­ravunun idaresi zamanında yapılıp ya­pılmadığı kesin olarak bilinmiyor. Ba­zı blokların üzerindeki yazılara göre, mezar odasında bulunan kayıklar pi­ramidin ait oldu&u Firavundan sonra gelen bir başkası tarafından buraya konarak kapatılmıştır.

28 Kasım 1954

— Kahire :

Bütün Mısır'da Müslüman Kardeşler Birliği mensuplarmm tevkiflerine de­vam   edilmektedir    Cumartesi  günündenberi yeniden 79 kişi tevkif olun­muştur.

Diğer taraftan, Mısır hükümeti Al­manya ve İtalya'da tetkik gezisinde bulunan iki askerî heyeti geri çağırmış­tır. Heyet mensubini olan subaylar, tetkik komisyonları huzuruna çıkacak ve Müslüman Kardeşler Birliği ile olan münasebetleri hakkında malûmat ve­receklerdir.Bundan başka, askerî mahkemelerde vazife alacak oian 54 subay, bugün, Başvekil Cemal Abdülnasır'm huzu­runda sadakat yemininde bulunmuş­lardır.

mıştır. Bu komisyonda ilgili devletle­rin Dışişleri Vekilleri, vekillerini gön-dermiyenkrin de heyet başkanları bu­lunmaktadır. Toplantıya Mısır Dışişle­ri Vekili Mahmut Fevzi başkanlık et­mektedir.Siyasî komisyon gündeminde su me­seleler yer almaktadır :

İsrail'in Araplara karşı hareket tarzı,Siyam ve İsrail arasında siyasî müia,'serbetlsr tesisi,

Afrika'daki  du Fransa'nın kuzc rumu,

29 Kasım 1954

— Kahire :

Arap birliği konseyinin bu sabahki a-çîiiş oturumu ıgmi ayariyle 9 da sona e-nmigiir. Bundan sonra birliğin siyasî komisyonu derhal çalışmalarına başlaİsrail'in katılacağı milletlerarası konferanslarda Arap memleketlerinin ka­bul .edeceği müşterek hareket tarzı,

İsrail'in Batı Almanya'dan borç al­ması meselesi, İsrail nszdindeki İngiliz ve Ameri­
kan  elçilerinin    itimatnamelerini Ku­düs'te vermeleri.

1 Kasını 1954

— Karaşi :

Salahiyetli çevrelerde belirtildiğine göre : Pakistan'daki son siyasî değişik­likler üzerine bir takım ajansların Pa­kistan Balşveidli ile Genel Valisi ara­sında ihtilâf mevzuu bahsolduğu hak­kında haberlerin hakikate uygun ol-madrğını zaman isoat etmiş bulunmak-tadır.

Pakistan daki derişiklik sadece bir irîa""- tedbr- cıiuc: giyenin memleketi ho §a gitmeyecek durumlara düşmekten kurtarmak oiduğu gerek G-snel Vali, gerekse Başvekili tarafından belirtil­miştir. Bununla ilgili olarak Pakistan Başvekili M. Ali gazetecilere aşağıdaki beyanatta bulunmuştur:

Bugünkü kabine tamamen kaabiliyet-l'î şahıslardan teşekkül etmiş, siyasi partilerin mümessilleri olarak değil, kendi şahsi kabiliyetleri neticesi ola­rak vazife basma çağrılmış kimseler­den kurulmuştur. Halen varlığı olnıı-yan bir meclisin içinde faaliyette bu-îunain partilerin temsilcilerini kabine­ye dahil -atmek zaten mümkün olamaz­dı..

Bundan sonra Başvekil kendisinin zor­la ve tabanca tehdidi altında bu yeni­liklere razı edildiğine dair çıkar, ha-bsrlere işaretle ezcümle şöyle demiş­tir: "Ben hoca rJazimuddinin ejzii ta­rihi  olan   g-sçen  nisan     ayından  beri

Başvekil bulunmaktayım. Bugün yap­tığım sadece kabinede bir takım de­ğişikliklerdir ki bu her Başvekilin se-lâhiyeüeri dahilindedir. Esasen Kara-gi'ye avdetimde kabinede bir takım değişiklikler  yapmak  niyetinde  idim.

Umumi seçimlerin gelecek yıl yapıla­cağını ümid ediyorum.. Bununla bera­ber bu senimlerden evvel halledilmesi lâzım gelen mühim mesele seçimlerin ooğrudan doğruya mı yoksa iki dere­celi mi yapılması işidir, eğer seçimlerin iki derecede yapılmasına karar verilir­se o zaiman ayalet meclislerinin me­buslarını muhafaza edip etmemesi işi ortaya çıkmaktadır.

Başvekil daha sonra memlekette fev­kalâde hal âlân edilme mevzuuna te­mas etmiş ve bunun memlekette asayi-in bozulduğuna bir delil sayılmaya­cağını belirterek bazen bir hüküme­tin ifratları kontrol gibi bir mesele yü­zünden de fevkalâde hal ilân edebile­ceğini söylemiştir. Bîr müddet evvel dağıtılan kurucular meclisindeki an­laşmazlıkları aşağıdaki şekilde izah. e-den Başvekil bunların :

— Merkezi hükümetle ayalet hükü­ metleri   arasındaki   salâhiyet  hüküm­leri.

— Merkezi mecliste ayaletlerin nisbet ve karakter batanımdan temsili du­rumu.

—  Ayaletlerin  hudutları  ve  mem­lekette resmi  dil durumu,  olduğunusoyliyersk sözlerine son vermiştir.

image023.gifPakistan'da durura

Yazan ; İhsan Yurdoğlu

27/11/1954 tarihî! (Türksesi) nden:

Kültür ve dostluk bağlariyle bağlandı­ğımız kardeş Pakistan, bizi politik gö­rüş ve anlayış beraberliği bakımlarm-(T&n da kendine raptetmektedir. Bunun için bu memlekette olan bütün hâdi­selerle   yakından   ilgili      bulunuyorum.

Geçenlerde Başvekil Muhammet Ali Birleşik Amerikadan mecburi bir dö­nüşle yurduna 'gelip kabinesini istifa ettirirken, bu hâdisenin bütün dünya­da olduğu kadar memleketimizde de akisleri p-sk büyük olmuş. Pakistan u-mumi valisi Gulam Muhammet ile Baş­vekil arasında mühim ve halledilmesi ıgüç -anlaşmazlıkların mevcudiyetinden ve iç siyasî buhrandan   bahsedilmişti.

Bu hâdise şüphesiz  Pakistanm dostu ve müttefiki Türkiyeyi, her devletten daha ziyade alâkadar etmişti.

Sonradan memnuniyetle öğrendik ki, umumi vali ile Başvekil arasında hiç bir anlaşmazlık yoktur. Bilâkis her iki devlet adamı arasında tam bir görüş ve anlayış beraberliği vardır ve Pa­kistan umuma valisi zuhuru melhuz bir siyasi buhran ve hâdiseyi Önlemek ü-zere Başvekili yurda dönmeğe mecbur etmiştir.

Haürlardadır ki, Pakistanm istiklâli yedi senelik bir maziye dayanmakta­dır. İngiltere, Hindistanda iki ayrı dev­letin kurulmasını pek lüzumlu görmüş­tü. Bir defa Hindu'lar ayrı bir dünya, geleneğe, karaktere ve dünya görüşü­ne sahip oldukları için Pakistan İle ay­ni bayrağın ali-n-Ja yaşamalarına im­kân yoklu. Halbuki Hindistan, "bütün bir ülke ü-zerinde  hükümranlık istiyor ve  Hindİstamn içinde bir Pakistanm mevcu-ddyietir.o ve istiklâline muarız bulunu­yordu. Pakistan böyle tehlikeli ve gay­ri müsait şartlar altında teşekkül etti­ği için her şeyi'en evvel içeride huzur ve sükûna ve asayişe ve birliğe ihti­yacı vardır.

Pakistan istiklâline kavuştuktan son-ıs evvelâ bir anayasa hazırlamak üze­re Kurucular Meclisi teşkil etmişti. Yeni doğan bir devletin anayasasını ha-zırlamsk kolay değildi. Bir defa Pakis­tan Hindistanla birbirinden yüzlerce-kilometre uzakta iki ayrı parçadan te­rekküp ediyor, sonra hudutlarını çe­viren devletle Keşmir ve buna müma­sil meselelerle anlaşmazlıklar içinde bulunuyor, yüzde 95 Pakistan mille­tiyle meskûn olan Keşmir, dünyanın mühim siyasî buhran noktalarından bi­rini teşkil ediyordu. Bu şartlar altında yeni teşekkül eden bir devletin içerde huzura ve birliğe ne derece ihtiyacı olduğu anlaşılır.

Halbuki, federal bir devlet olan ve eyaletten teşekkül eden Pakistanm anayasasını hazırlayacak olan Kuru­cular Meclisi yedi senedir çalıştığı hal­de memleketin içtimaî, iktisadî, siyasî ve coğrafî ihtiyaçlarını karşılayacak bir anayasa hazırlayatmadı. Her eyale­tin ayrı bir hükümeti olduğu için, kuv­vetlerin tevzii, yani merkezle eyaletle­rin salâhiyetleri ve mesuliyetleri mese­lesini eyaletleri memnun edecek şe­kilde hal edemedi. Böyle olunca toplu­luğun emniyetini kaybetti. Üstelik do­ğu İBen.gal eyaleti, geren mart seçimle­rinde muhalefet partisine kahir bir üs­tünlük verince merkezde hâkim bulu­nan ve iktidE'rı elinde tutan Müslüman' Lig'in prestijini sarstı. Bunun mânası, partiler arasında mücadele, memleket­te karışıklık ve huzursuzluğun başla­ması idi.

Bunun üzerine Umumî Vali Gulam Muhammet, Amerikada seyahatta    bulu- na;n Başvekili davet  ederek  kabineyi istifa ettirmiş ve Kurucular Meclisim oağıtarak henüz teşekkül halinde bu- lunan devleti bir iç siyasî buhrandan kurtarmış, "memleketi istikrara ve hu su, Pâkistanın    idarecilerinin    büyük, zura  kavuşturmuştur.     Komünistlerin kargaşalıklar   çıkarmak   için      ellerin- ö,en geleni yaptıkları Pakistan, idareci- ierinin aklı selimi, yerinde ve    doğru kararları ile büyük bir varta atlatmış- tır.  Evvelsi gün Hindistan    Başvekili Nehru'nun Pâkistanla anlaşmak arzu- çapta insanlar olduklarını    isbata yeter. image024.gif1 Kasım 1954

— Cezayir :

Genel valiliğin yayınladığı bir tebliğ­de dün gece 30 ayrı tethis hareketinin vuku bulduğu ve bunların bilhassa "Biskra'nm kuzeyindeki dağlık bölgede ufak tethişçi ıgruplan tarafından çıka­rıldığı bildiriliyor.

subay ve 2 er katledilmiştir. Ayrıca gece bekçisi de öldürülmüştür. Jan­darmaların üzerine de  ateş açılmıştır.Bundan başka atılan bombalar ve çı­karılan yangınların  fazla hasara    se­
bep olmadığı, bununla    beraber,    bir kooperatif ambarmda ve ayrıca bir de­ poda önemli zararlar kaydedildiği biliriliyor..

Derhal gerekli tedbirler alınmış ve ge­nel valilik emrine yardımcı kuvvetler

verilmiştir.

yir mill-sti biiîün Arap devletlerinin kayıtsız şartsız desteğinden emin ola­bilir.

6 Kasım 1954

j- Cezayir :

Cezayir umu'mî Valisinin hususî ka­lem müdürü M. Lsmbert bir basın kon ^eransmda şu izahatı vermiştir:

«Bütün Cezayir'de yapılan tevkiflerin sayısı 175'i bulmuştur. Yakalanan şüp­helilerin sorguları devam etmektedir. Gerekli askerî takviyeler de yola çıka­rılmış bulunmaktadır.

7 Kasım 1954

Paris :

3 Kasım 1954

— Paris :

Kahire radyosu,, Cezayir 'hâdiselerini yorumlayan bir yayımında. Cezayir ih­tilâlini, halkın hürriyeti için giriştiği savasın y-sni bir safhası olarak karşı­lamakta ve şöyle demektedir:

Fransız hükümeti, bizi, Cezayir'in Fransa'nın bölünmez bir parçası oldu­ğuna* inandırmak istiyor. Bu yanlıştır

ve Fransa'nın iddiaları da kimseyi kandırmıyor.

Gasıpları kovmak ve hürriyet ve istik­lâl haklarını kazanmak için ayaklanan cesur Cezayirlileri selâmlarımız. Ceza Cuma .eünkü vekiller heyeti toplantı­sında «Demokratik hürriyetlerin za­feri hareketi» nin (M. T. L. D.) lağvı kararı alındıktan sonra- Fransa'da ve Ce^avir'^'e Girişilen araştırmalara de­vam edilmektedir Ele geçirilen önern-jl say*ıda pvra'k ve mektubun polis ta­vafından dikkatle incelenmekte olduğu bildiriliyor.

İrinleri Vekili Mitterand'm talebi üzq>-rine aüınmış olan M. T. L. D'nin lâ&vı k?ra-ı rıq"ti -merkezinde ve Kuzey Ce­zayir'deki 3 ayrı şubesinde cumartesi sabahı şafakla bsraber yerine getiril­miştir.

Fransa'da tevkifat yapılmamıştır, fakat CezS'Vİr'de partinin sorumlu şeflerinden çoğunun tevkif edildiği bildiriliyor.

8 Kasım 1954

dağlık ve ormanlık bir bölge    olması, teskil etmektedir

— Cezayir :

Cezayir Umumî Valisinin Hususî Ka­lem Müdür Muavini M. Lambert Ce­zayir'deki tedhiş hareketleri hakkında yaptığı günlük basın toplantısında şu izahatı vermiştir:

Cezayir topraklarında sorgulara bütün gün devam edilmiştir, lll'i Con'stanti-ne eyaletinde, 31'i Oran eyaletinde ve 54'ü Cezayir eyaletinde olmak üzere 196 şahıs yakalanmıştır.

Demokratik hürriyetlerin zaferi hare­ketinin genel sekreteri ve Mesaü Hac'-ın Cezayirdski mümessili nezaret altı­na' alınmıştır. Bu şahsın ikametgâhın­da harp silâhlan ve mühimmatı ele ge­çirilmiştir.

Cezayir'de tevkif edilen tedhişçi şefle­ri tam itiraflarda bulunmuşlardır.

150

Krea    ormanlarında bir    depoda bomba meydana çıkarılmıştır.

12 Kasım 1954

— Cezayir :

Oses'de purmtub bölgesinde dön öğle­den sonra yapılan t-smizleme harekâ­tında asilerden sekizi sağ ve üçü ölü. olarak ele geçirilmiştir.

Güvenlik kuvvetler: bu kesimlerü'e a-sileri .kıskaç içine almıglardır.

Diğer taraftan bildirildiğine .göre gizli s.lâh depolariyle gizli beyannamelerin meydana çıkarılması için yapılan araş-iırmalar sırasında tevkif edilmiş bulu­nan 196 kişiden 143'ü muhtelif suçlar ~ aan sanık olara-k nezaret altına alın­mışlardır.

13 Kasım 1954

Ores'da Fumtub mevkiinde küçük bir çarpışma olmuştur. Millî muhafızlar a-rasmda ölen ve yaralanan olmamıştır.

Dün hava kuvvetler: tarafından ted­hişçileri yıldırmak1 maksadıyla üç çı­kış yapılmıştır.

Batna'da askerî kuvvetlerin gelmesin­den sonra sükûnei. avdet ettiği cihet­le saat 21'den itibaren olan sokağa çık­ma yasağı hafifletilmiş ve bunun saat 23.30'dan başlamasına karar verilmiş­tir.

— Eatna :

Asayişi muhafazaya memur olanl'a-r-dan bir zatın 'bugün bildirdiğine göre, çetecilerin sayjsı üç bin kadar tahmin edilmektedir. Bunlar Kahire tegıkilâ-tiyle irtibat halinde bulunan mütehas­sıslardan müteşekkil bir Erkânı Har-biyenin kumandasında Au'ras'li bin kadar çeteciyle yerli ahaliden zorla topladıkları 1500 kadar kimseden iba­rettir. Muhtelif tip ve markalardan tü­fek ve makineli tüfekler kullanmakta­dırlar. Çetecilerin en büyük kuvvetini saklandıkları  yerin  fevkâiede   arızalı,

Fransız millî meclisi, Cezayir hakkın­daki sual takrirlerinin müzakeresini hükümetin talsbî üzerine 272 muhali­fe karşı 312 reyle g-ari bırakmağa ka­rar vermiştir.

Cezayir :

K"abyiie'de Makuda civarında yapılan hare'kât esnasında jandarma ve askerî, kuvvetler sayıları 20 kadar tahmin e-dilen bir asi grupiyle çarpışmışlardır. Bunlardan biri Öldürülmüş, biri yara­lanmış ve onu sağ olarak yakalanmış­tır. Muhafaza kuvvetleri arasında bir piyade eri Ölmü? ve İki er yaralanmış­tır.

Diğer taraftan dün Ores'da Fumtub 'bölgesinde asilerle vukübulan çarpış­ma sırasında beş asinin ve muhafaza kuvvetlerinden de iki paraşütçünün öl­düğü resmen teyit edilmektedir. İki paraşütçü ağaçlar arasında gizlenmiş ^sil-sr     tarafından     öldürülmüşlerdir..

'Bugün kampına avdet eden birlik ha­rekât esnasında yakalanan 30 kadar şüpheli şahısı beraberinde getirmiştir. Bunlardan birinin kolunda eskimiş bir kurşun yarası vardır.


dır, hiç olmazsa sükûtu muhafaza etme lisin, bu. sana ilk ihtarımızdrr buna ria yet etmezsen neticesi senin için ölüm olacaktır.»

19 Kasım 1954

— Batna :

Aures'de dünkü gün çok sakin geçmiş­tir. Bununla beraber mukavemetçiler bir çok köylere tehdit mektupları gön­dermeğe devam etmişlerdir. Bu mek­tuplarda Fransız taraftarı Müslümanla-3 m hareketleri takbih edilmektedir.

Kurtuluş ordusu imzasını taşıyan bu mektupların baş tarafında çapraz ola­rak biri yeşil ve biri beyaz renkte iki bayrak resmi bulunmaktadır. Bayrak­ların ortasında 5 şualı bir kırmızı yıl­dız vardır. Ayni ibarete bundan evvel bir çok Tunus'lu mukavemetçinin üni­formalarında tesadüf edilmişti.

Teksir makinesi ile çoğaltılmış olan bu mektupların metni Arapçadır ve şu .mealdedir:  ^Unutma ki bizim kardeşi-

mizsin ve bizimle beraber olman lâzım-

23 Kasım 1954

— Paris :

Cezayir'in Aures dağlarındaki binlerce köylü ve kasabalı bugün kuvvetle tah­kim -sdilmiş Fransız güvenlik bölgesi­ne iltica etmişlerdir. Aur.es eteklerinde hususi kamplar kurulmuştur. Cezayir'e gelen haberlerde mukavemetçilerin gü­neye Birskra bölgesindeki tepelere doğru harekete geçtikleri bildirilmek­tedir. Son yirmi dört saat zarfmda Aures'de vukuıbulan yegâne harekât Batna ile Arris arasında bir Fransız ia­şe koluna yapılan taarruzdur. Mukave­metçiler bu taarruzda bir ölü vererek ç edilmişlerdir.

Cezayir'de çıkan haftalık komünist La-arent Salignaoh gazetesi müdürü bu­gün tevkif edilmiştir. Gazetenin mü­dürü memleketin dış güvenliğini balta­lamakla itham .edilmek

tedir.

image025.gif19 Kasım 1954

-— Casablanca :

Casablanka'mn Arap mahallesinde bu­gün vukua gelen ayaklanmada galeyan "halinde bulunan bir halk kalabalığı polis kuvvetlerine taslarla hücum et­mişler, neticede bir Faslı ölmüş üçü de y aralanmıştır.

Sabık Sultan Şeydi Muhammed Bin "Yusuf'un cülusunun yıldönümünü te­sit şenliği vesilesiyle müfrid milliyetçi­lerin tertiplediği umumî grevin ikinci gününde, bazı Faslılar, diğerlerini işe gitmekten   alıkoymaya  çalışmışlardır.

"Bir meydana toplanan kalabalık, ken­dilerini dağıtmak isteyen polislere taş -atmıştır. Bir müddet sonra asayişi te­min maksadiyle, Arap mahallesine zırhlı arabalar dahil, polis ve askerî takviyeler sevkedilmiştir.

Tarassut uçakları bölge üzerinde uça­rak halkın harekâtını telsizlerle alâka­lı makamlara bildirmişlerdir.

"Dün grev yüzünden zarara uğrayan Kazabîanka v.e R'ibat'daki fabrikala­rın çoğu bulgun tabii şekilde işl-smeye başlamışlardır.

"Fransız askerî birlik ve uçakları Aures bölgesinde mukavemetçileri takibe de­vam ederlerken, Cezayirde bugün du­rumun sakin geçtiği haber verilmekte­dir. En son gelen haberlere göre, Aures bölgesinde üç bin mukavemetçi askerî birliklere temastan kaçman, küçük seyyar gruplar halinde ayrılmış bu­lunmaktadırlar. Batna'nm 60 kilomet­re Güney-Doğusunda Çelyo dağlarım tarayan paraşütçü bölüğüne mensup sıltı kişilik bir devriye "kolu dün    tek

bir mukavemetçiye rastlamadan mev­zilerine dönmüşlerdir. Bazı köylüler kurtuluş ordusu îmzasiyle tehdit mek­tupları almaktadırlar. Bu mektuplarda susmaları, aksi takdirde öldürülecekle­ri bildirilmektedir. Bugün mukavemet­çilerin faaliyetlerine karşı yeni iki ted­bir alındığı ilân edilmiştir. Buna göre, bundan böyle yolcu trenleri geceleri işlemiyecektir. Alâkalı makamlar ih­tiyati bir tedbir olmak üzere, Batna'­nm 13 kilometre Kuzey-Doğusunda Lambesa zindanından 1100 mahkûmu tahliyeye başlamışlardır. Ağır hap&e mahkûm edilen 250 kişilik birinci ka­file  diSer hapishanelere nakledilecek-

20 Kasım 1954

— Raba<t:

Sabık Sultan'm tahta geçişinin yıldö­nümü münasebetiyle Fas milliyetçile­ri v.e komünistleri tarafından ilân ©di­len grevin ikinci günü olan dün Ra­bat'ta bir suikast ve Kazablanka'nm yeni mahallelerinde iki hâdise olmuş­tur.

Rabat'ta Debbag köyünde bir milli­yetçi grev emrine ra.ğmen et satmakta olan seyyar bir kasaba tabanca ile a-fcsş etmiştir. Kasap hafifçe fakat 65 ya-nnda olan müşterisi ağır suretet yara­la nmıştır.

Kazablanka'nm yeni mahallelerinde dün bütün gün bir kaynaşma hüküm sürmüştür. Sabahın erken saatlerin­den itibaren çocuk ve delikanlılardan mürekkep gruplar işlerine, güçlerine giden yaya ve bisikletlileri yollarından çevirmekte ve taşlamakta idiler.    Bi-

raz sonra gruplar daha sıklaşmış ve yolda gidenleri işleri başına gitmek­ten meııetmişl erdir.

Faslı polislerden mürekkep bir devri­ye seyrüseferi temine çalışmışsa da tdg yağmuruna tutulmuştur. Polisler evvelâ havaya sonradan kendilerini kurtarmak için kalabalığa doğru ateş etmişlerdir. Nümayişçilerden biri öl­müş ikisi yaralanmıştır.

21 Kasım 1954

— Rabat :

Fas'ta grevlerin üçüncü vs son günü olan dün dükkânların yer yer açılmış olduğu müşaüıede edilmiştir. Kazab-lanka, Rabat ve Fas şehirlerinin Müs­lüman mahallelerinde dükkânlar her ne kadar kapalı . kalmışsa- da yer yer gizli satış yapıldığı ve bu şehirlerin Avrupa mahallelerinde yerli mağazala­rın açılmış olduğu görülmüştür. Mera-

keş ve Meknes'de ise. bütün dükkân^ lar açılmıştır. Ujda'da ise dükkânlar kısmen kapalı kalmıştır.

Kazablanka'da Müslüman mahallele-lerinde bir tek hâdise olmuştur. Bazı kimseler tarafından teşvik edilen ço­cuklar, on kadar r..rabayı taşlamışlar-dır. Bir kamyon içinde bulunan iki Avrupalı yaralanmıştır.

İnzibat memurları kaçmağa teşebbüs-eden ve dur emrine itaat etmeyen bir nümayişçiyi yaralamıştır. Bu arada bir çocuk da serseri bir kulunla yaralan-

. mistir.

Devriyeler fukara mahallesini sarmış­lar ve  orada sebepsiz toplanmış olan yüz kadar Faslıyı tevkif etmişlerdir..Bir bakkalda bomba bulunmuştur. An­cak fitilinin sönmüş olduğu görülmüş­tür.

Akşam vakti bütün memleket dahilin­de sükûnet hüküm sürmekteidi.

Kuzey Afrika hâdiseleri

Yazan: I. Yurdoğlu

9/11/1954 tsrihli  (Türksesi)  ndea:

«Milletlerin tarihleri karakterlerinin â-yinesidir." Manş kanaliyle birbirlerin­den ayrılan İnçiliz ve Fransız miIlstUı» rinin tarihleri gibi karakterleri de ida­releri de birbirine benzemez. İngiltere tarihi, inkıİBT baklalariyle birbirine bağl: zincire benzir. İngilterede, ihti­lâller ve inkılâplar 13 üncü yüz yıldan itibaren adım adım birbirini takip ve devam etmiştir. İngiltere Kralları za­man zaman tebaalarına bir çak haklar ve İmtiyazlar tanımışlar, onlara zama­nın zaruretlerine v.e hâdisele in sey-rins uvgun olarak hürriyetler vermiş­lerdir. Fransada ir berakistir. Burada hükümdarlar zamana ve vaziyete uy­gun hareket etmedikleri, anlayış gös­termedikleri için ihtilâller ve inkılâp­lar darbeler şeklinde v-s çok kuvvetli olmuştur. Fransız İhtilâl-i Kebîri bu­nun cani: misalidir.

Bu1 psikolojik hâdiseyi iki büyük dev­letin müstemleke imparatorluğunda da aynen görüyoruz. İngiltere; İmpara­torluğunu kurarken olanca kuvv.süyle savaşmış, fakat bunların idaresinde ve siyasî intikalkrde şiddet ve silâh kul­lanmaktan mümkün olduğu kadar sa­kınarak, icabında müstemlekelerine muhtariyet, hattâ istiklâl tanıyarak is­men dahi olsa İmparatorluğunu mu­hafaza ve devama, muvalifak olmuş; —buna mukabil Fransa,— zamanın ve vaziyetin zaruretlerine" ayak uydurrnı--yarak müstemlekelerini muhafaza için mezbuhâne teşebbüslere girişerek, hem. kendini ve hem de müstemlekelerinde yaşayan kavimleri yormuştur.

Müstemleke politikası, 20 ci yüzyıldan itibaren artık mahiyetini tamamiyle kaybetmiş bulunuyor. 18 inci ve 19 un-

cu yüzyıllarda aşağı yukarı bütün Ku­zey Afrika, Güney Asya, ve Adalar müstemleke idiler. Buraları hâkimiyet­leri altına alan ileri ve medenî Avrupa. devletleri, 'mülkî ve askerî idarelerinin yanısıra kültür ve medeniyetlerini de beıaber .getirdiler. Fakat yerli ruhu, milliyet ve cemaat duygularını değiş­tiremediler. (Buna imkân da yoktu. Bi­rinci ve İkinci Cihan Harpleri bir ba— ".-tımdan milletlerin hürriyet v-3 istiklâl­leri nam ve hesabına yapıldığı için, bu harplerin sonuçlarından en çok müs­temlekelerde yaşayan esir milletler is­tifade ettiler. Senelerce savaşarak harpten zayıf çıkan galiplerin ve mağ-lûplson vaziyetlerinden bu esir mil-.  tler faydalandı.

ikinci Cihan Harbinden sonra; derin bir ileri görüş ve aklıselime sahip İn­giltere milleti, sırasiyle ve aşağı yuka­rı imparatorluğunu teşkil, eden bütün müstemlekelerine muhtariyet ve istik­lâl vererek siyasî haysiyetini ve mev­kiini kurtardığı halde, Fransa millî ka­rakteri icabı bir türlü buna yanaşmı­yor.' Halbuki, Fransızlar da artık müs-teml-sfke imparatorluğunun devamına inanmıyorlar. Bir ook ciddî Fransız gazetelri Fransız müstemlekelerinde ıslahat yapılmasına, hukukî vaziyetle­rin gözden geçirilmesine taraftar" ol-cuğu halde, Fransız politikası bu ha­kikati bir türlü anlamamış görünüyor. Ve Fransa müstemlekelerinin istikba­li, vaktiyle en küçük hürriyetleri iyi­likle ve güzellikle vermiyerek, sonra--dan kafasiyle birlikte veren Kral on pltineı Louis'nin akıbetine benziyor.

Bugün dünya uyanmıştır. Siyasî hak­lar ve hürriyetler dâva halinde Birleş­miş Milletlerin umdesi olmuştur. Hür­riyetin tecezzi kabul etmez bir kül ol­duğu ilân ve milletlerin kendi mukad­deratlarına kendilerinin sahip olmala­rı gerektiği kabul edilmiştir. Irk, ört ve âdet, din ve kültür bakımlarından âdeta bir camia vücuda getiren Arab-

âleminin bir kısmı istiklâline kavuştu­ğu ve hürriyetine sahip olduğu halde, Tunus, Cezayir ve Fas'ın Fransa ve İs­panya müstemlekesi olarak sömürül­mesine hiç bir suretle cevaz verilemez ve bu "böylece de devam edemez.

Fransız Kuzey Afrika müstemlekesin­de son zamanlarda vukua gelen ve bi­rincisinden çok şiddetli ve devamlı o-]acaği görülen isyan hareketi, bütün Arab milletlerini rahatsız etmekte ve "bunlarla siyasî, iktisadî ve askerî iş­birliği yapmak zorunda bulunan   dev-

letlerin de faaliyetlerine mâni olmak­ta ve komünizmin arayıp bulamadığı çıban başları    vücuda    getirmektedir.

Dünya kültüründe-, hürriyet ve istik­lâl dâvalarında örnek eserler vücuda getirmiş çok ileri Fransız milletinin, müstemleke meselelerinde İngiltere numunesine uygun olarak hareket et­mesi ve idaresindeki milletlere hürri­yetlerini ve istiklâllerini tanıması, hem kendi ve hem de dünyanın istikbali, emniyeti ve huzuru için büyük bir de­ğer taşımaktadır.

                                                            ***

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined index: query

Filename: libraries/Functions.php(679) : eval()'d code

Line Number: 106